BASIN KONSEYİ, ANAYURT GAZETESİ KÖŞE YAZARI FUAT YILMAZER’İN KINANMASINA KARAR VERDİ. – 12-03-2012

I———I

Basın Konseyi, Anayurt Gazetesi’nde; 3 Şubat 2012 tarihinde; “Ermeniler ve Ermeniciler” başlığıyla ve Fuat Yılmazer imzasıyla yayınlanan yazıyla ilgili olarak aşağıdaki kararı vermiştir.

KARAR

 

ŞİKÂYETÇİ                          : Melisa Akan

Medyada Nefret Söylemi Proje Koordinatörü

ŞİKÂYET EDİLEN              : Fuat Yılmazer

Anayurt Gazetesi Köşe Yazarı

ŞİKÂYETİN KONUSU        :Medyada Nefret Söylemi Proje Koordinatörü Melisa Akan Basın Konseyi’ne yapmış olduğu 10.02.2012 tarihli yazılı başvuruda, Anayurt Gazetesi’nde 03.02.2012 tarihinde köşe yazarı Fuat Yılmazer tarafından kaleme alınan “Ermeniler ve Ermeniciler” başlıklı köşe yazısının Basın Meslek İlkeleri’ni ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

Şikâyet konusu yazı, Anayurt Gazetesi’nin 03.02.2012 tarihli nüshasında “Fuat Yılmazer Yazıyor” isimli köşede “Ermeniler ve Ermeniciler” başlığıyla yayınlanmış şu ifadelerden oluşmaktadır:

“Hrant Dink cinayetinin mahkemesi sonuçlandı.

Müthiş bir Bremen mızıkacılar oyunu oynandı.

Bu konu ile ilgili yazmayı düşünmüyordum. Bir sürede yazmadım ama Bremen mızıkacılar hala kendilerine göre bu konuyu sıcak tutmaya devam ediyorlar.

Cinayeti hoş görmek normal bir insanın yapabileceği bir iş değildir. Onun için cinayet cinayettir. Kim kimi öldürürse öldürsün.

Bu dava beş yıl sonra sonuçlandı. Bir yönüyle şanslı bir dava imiş. Çünkü 5 yıl geçmesine rağmen hala mahkemede ifadesi alınmadan yatan diğer insanları düşünürsek bu konuda şanslılar demektir! Mahkemenin sonucu birilerini tatmin etmedi. Doğrudur ifadelerde isimleri geçenlerin üzerine gidilmemiş intibaı bizde de var. Yanlışlık, eksiklik veya olayın üzerine gitmeme gibi durumlar olabilir. Ailesi yakınları kendi ırktaşları bunu yetersiz bulabilirler. Ama mahkemenin sonuçlanmasının ardından binlerce insanın önceden organizeli intibaını uyandıran bir toplanma ve devlete hakaret etmesi kabul edilmez.

Ailesinin, yakınlarının ve soydaşlarının iç acıları nedeniyle “biz Ermeniyiz” demeleri de gayet normaldir. Ama Ermenilerin dışındakilerin bunu söylemeleri başka çağrışımlar uyandırmaktadır.

Bu tavrı sergileyenler “gerçek Ermeniler” “Ermeni kökenli olup da herhangi bir sebeple Ayşe, Mehmet isimlerini alanlar” “Ermenileri kullanan güçlerin maşaları” ve birde “bakmayın kayıtlarda Türk gözüktüğümüze biz Ermeni’den daha fazla Ermeni’yiz” diyenler” dir.

Bunları destekleyenlerin içinde Sol görüşlülerde çoğunluktadır. Sol görüşlü Sırrı Süreyya Önder’in, bugün bölücülük şemsiyesi altında hareket eden BDP den Milletvekili olduğu gibi, o zihniyetli insanlar Ermenilerde destek vermişlerdir.

Komünistlerin bu tavrı normaldir. Onlarda milli duyguları kabul etmezler, millet kavramı yoktur, Beynelmilel kültürü kabul etmiş onların çocuklarıdır, vatan kavramı bulunmamaktadır. Türk’e Türk varlığına düşmandırlar. Ermenilerde Türk’e düşmandır, CHP içinde bir grupta aynı düşüncede ve görüştedir. Bu düşünceye destek veren AKP’liler yok mudur mutlaka vardır. AKP’nin içinde İstiklal savaşı olmadı, batı cephesinde hiç savaş yapmadık diyecek kadar ileri giden milletvekili yok mudur?

Ermeniler 2015 yılı 24 Nisanı için çalışmaktadır. Bilindiği gibi Sözde Ermeni soy kırımının 100. Yılı olarak hedeflenmiştir. Dört aşamalı olarak planlarının Tanıtma ve tanıma aşamalarını çok rahat geçmişlerdir. Şimdi sırada Tazminat ve Toprak aşamaları kalmıştır. 24 Nisan 2015 yılına kadar tazminat aşamasını da halledip bu tarihten itibaren Toprak talebine geçmek için çalışmaktadırlar. Türkiye’de olan bu olaylarda, Fransa’da bizim aklı evveller tarafından Sarkozy’i Cumhurbaşkanlığı için destek amaçlı yapıyor diye kısır gözle baktığı olayda bu planın bir aşamasıdır.

T.C. yi yönetenler buna hala başka gözlükle baktığı sürece sıkıntımız daha büyüyecek demektir. Bu konuya haklı doğru ve isabetli tepki MHP Genel Başkanı Sayın Bahçeli’den gelmiştir. Bahçeli “Türk Milletine mensubiyeti akıllarına getirmeyenlerin ortak sloganda buluşarak Dink cinayetinden nemalanması dikkat çekicidir”.

Dink için yürüyen yazan, çizen bağıranlar acaba Askerlerimiz, polislerimiz, masum insanlarımız şehit olurken neden hiç tepki göstermezler? Otobüslere Molotof kokteyli atılarak insanlar diri diri yakılırken, devlete zarar verilirken neden insanlıkları ayağa kalkmaz? Biz bunun cevabını biliyoruz, bu soysuzlarla, bu insanlık unsurunu kaybetmiş Pavlov’un köpekleriyle ilgili görüşlerimizi zaman zaman yazıyoruz.

Bizim saf temiz bir o kadarda duyarsızlaştırılmış insanlarımızın görmesini duymasını ve anlamasını istiyor ve bekliyoruz..”

Şikâyetçi, köşe yazarının Hrant Dink cinayeti davasının takipçilerine yönelik kaleme aldığı ve “Hepimiz Ermeniyiz” sloganını eleştirdiği yazısında, söz konusu davanın sonucunu uygun bulmayıp tepkisini dile getiren insanları, “bölücü”, “Türk düşmanı”, “soysuz”, “insanlık unsurunu yitirmiş Pavlov’un köpekleri” olarak tanımlayarak hedef gösterdiğini ileri sürmüştür.

Şikâyetçiye göre,  köşe yazısında yer alan “Bu tavrı sergileyenler  “gerçek Ermeniler” “Ermeni kökenli olup da herhangi bir sebeple Ayşe, Mehmet isimlerini alanlar” “Ermenileri kullanan güçlerin maşaları” ve birde “bakmayın kayıtlarda Türk gözüktüğümüze biz Ermeni’den daha fazla Ermeni’yiz” diyenler” dir” şeklindeki ifadesiyle yazar “Ermeni” olmayı bir hakaret unsuru olarak kullanmış ve Ermenileri düşman konumuna yerleştirmiştir.

 

Nihayet, yine köşe yazısındaki “Komünistlerin bu tavrı normaldir. Onlar da milli duyguları kabul etmezler, millet kavramı yoktur,Beynelmilel kültürü kabul etmiş onların çocuklarıdır,vatan kavramı bulunmamaktadır. Türk’e Türk varlığına düşmandırlar. Ermeniler de Türk’e düşmandır, CHP içinde bir grupta aynı düşüncede ve görüştedir” gibi cümlelerle belli gruplara ve Ermenilere karşı düşmanlığı körüklediğini ileri sürmüştür.

Şikâyetçi köşe yazısında yer alan tüm bu söylemlerin, Basın Meslek İlkeleri’nin;

–    “Yayınlarda hiç kimse; ırkı, cinsiyeti, yaşı, sağlığı, bedensel özrü, sosyal düzeyi ve dini inançları nedeniyle kınanamaz, aşağılanamaz” şeklindeki birinci ve

–   “Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” şeklindeki dördüncü,

 

Maddelerinin ihlal edildiğini belirterek gereğinin yapılmasını talep etmiştir.

 

ŞİKÂYET EDİLENİN YANITI:

Şikâyet başvurusunun kendisine iletilmesinin ardından Basın Konseyi Genel Sekreterliği’ne ayrıntılı bir yanıt gönderen Anayurt Gazetesi köşe yazarı Fuat Yılmazer, bu yanıtta ilk olarak, kültürü, inancı ve terbiyesi gereği nefret kelimesinin kabulleri içerisinde asla yerinin olmadığını belirtmiştir.

Bu kapsamda, şikâyetçinin başvurusunda vurguladığı söylemlerin anladığı anlamda olmadığını belirtmiş ve anılan yazının uzun süredir gündemde olan ve iyi niyetli olmayan kişiler tarafından devlete, millete hakaret noktasında devam ettirilen bir olayla ilgili görüşü olduğunu ifade etmiş ve yazının 3. Satırındaki “cinayeti hoş görmek normal bir insanın yapabileceği bir iş değildir. Cinayet cinayettir, kim kimi öldürürse öldürsün ” cümlesi ile kimseye hakaret niyeti olmadığını ortaya koyduğunu belirtmiştir.

Yazının devamında da bu sonucun doğmasından duyduğu rahatsızlığı ifade ettiğini dile getiren Fuat Yılmazer, yazısında anlatılan bu olayın devlete millete hakareti gerektirmeyeceğini veya kimsenin öyle bir hakkı olmadığını izah etmek için olduğunu belirtmiştir.

Şikâyet başvurusunda, Ermenilere hakaret ettiği ileri sürülen cümleleri ise asla Ermeni vatandaşlarımıza hakaret anlamında kullanmadığını, şikâyetçinin anladığı şeyin kendisinin söylediği ve kast ettiği şeyler olmadığını belirtmiştir.

Allahın yarattığı hiçbir canlıyı küçümsemeyen bir kültür ve inanç felsefesinden gelen Türk insanı böyle söylemez, ifadesini kullanan Fuat Yılmazer, tepkisinin devlete ve millete yapılan hakarete olduğuna, şikâyetçinin de Türk milletine hakaret eden söz ve yazılara da mutlaka duyarlı olduğunu belirtmiş ve şikâyetçinin bu duyarlılığı Ermeni Asala militanlarınca şehit edilen Dış İşleri mensuplarının şehit ediliş yıl dönümleri geldiğinde de sergilemesi temennisinde bulunmuştur.

Fuat Yılmazer yanıtında son söz olarak, bu topraklar üzerinde rahat yaşayan Ermeni vatandaşlarımıza, şu veya bu şekilde kin, küçük düşürücü, aşağılayıcı söz veya düşünce serdetmek değil, o topluluğun içine karışıp Türkiye devletine ve Türk milletine hakaret edenlere karşı söylenen sitemkâr sözler olduğunu ifade etmiştir.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ: Basın Konseyi Yüksek Kurulu 7 Mart 2012 tarihli toplantısında dosyayı ele alarak aşağıdaki değerlendirmeyi yapmıştır.

Şikâyete konu köşe yazısı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, bu yazının Hrant Dink cinayetine ilişkin olarak kamuoyunda ciddi bir infial yaratan mahkeme kararının ardından yaşanan sürece ilişkin olarak, yazarın eleştirel yaklaşımlarını içerdiği görülmektedir.

Yazar öncelikle, bu cinayeti hoş görmenin asla mümkün olmadığını vurgulamakta, sonrasında ise bu cinayetin arından Ermeni kökenli olmayan kimseler tarafından hepimiz Ermeniyiz sloganının kullanılmasına ilişkin eleştirilerini sıralamaktadır. Bu eleştiriler kapsamında bizzat isim vererek sol görüşlü kimselere, komünistlere ve CHP içinde bir grup olarak nitelendirdiği kimselere yönelik eleştirilerde bulunmaktadır. Ancak bu eleştiriler sırasında, yazarın eleştirdiği gruplardan örneğin komünistleri ve Ermenileri açıkça Türk düşmanı olarak nitelemiş olması, yazının bütününe egemen olan düşünce göz önüne alındığında, maksadını aşan ifadeler olarak değerlendirilmelidir. Yazının son bölümünde yazarın hızını alamayarak, eleştirdiği kesimler için kullandığı “soysuzlar” ve “insanlık unsurunu kaybetmiş Pavlov’un köpekleri” şeklindeki terimler ise açık bir hakaret içermekte olup, bu terimlerin bir köşe yazısında kullanılmasının hiçbir şekilde savunulabilir bir yanı bulunmamaktadır.

Bu nedenle yazının bütününde esasında Hrant Dink cinayeti sonrasındaki gelişmelere yönelik olarak tamamen ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilecek bir düşünce egemen olmasına ve bu durum Fuat Yılmazer’in cevap yazısında da açıklıkla bir kez daha dile getirilmiş olmasına karşın; yazının içeriğinde yer alan bazı ifadelerin yazarın deyimiyle sol görüşlü, BDP’li ve komünistler için açık bir “nefret söylemi” niteliği taşıdığı ve bu kimseleri rencide edici mahiyette bir ayırımcılık içerdiği neticesine ulaşılmıştır.

Bu nedenle, Anayurt Gazetesi’nde 03.02.2012 tarihinde köşe yazarı Fuat Yılmazer tarafından kaleme alınan “Ermeniler ve Ermeniciler” başlıklı köşe yazısının Basın Meslek İlkeleri’nin

–   “Yayınlarda hiç kimse; ırkı, cinsiyeti, yaşı, sağlığı, bedensel özrü, sosyal düzeyi ve dini inançları nedeniyle kınanamaz, aşağılanamaz” şeklindeki birinci ve

–  “Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” şeklindeki dördüncü maddelerinin ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.

 

Tüm bu verilerin ışığında, Anayurt Gazetesi’nde 03.02.2012 tarihinde yayınlanan “Ermeniler ve Ermeniciler” başlıklı köşe yazısı nedeniyle, köşe yazarı Fuat Yılmazer’in “kınanmasına” oyçokluğuyla karar verilmiştir.

(Karar No: 2012/ 10)

———————-

Not: Basın Konseyi Sözleşmesi ve Çalışma Kuralları gereğince, hakkında şikâyette bulunulan medya grubu veya gazeteciyle ilişkisi olan Yüksek Kurul üyeleri, görüşmelerde oy kullanamazlar.

Basın Konseyi, Anayurt Gazetesi Köşe Yazarı Fuat Yılmazer'in kınanmasına karar verdi.

Yazı dolaşımı


Feedback