BASIN VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNE “DARBE ÜSTÜNE DARBE”, NEREYE KADAR?..

Aylardır iddianameleri bile hazırlanamayan tutuklu gazeteciler cezaevlerinde yatırılırken, haber ve köşe yazıları nedeniyle mahkemeleri görülen gazetecilere yeni hapis cezaları vermekten; basın ve ifade özgürlüğüne “darbe üstüne darbe” vurmaktan artık vazgeçelim.

Her kriz döneminde mağdur edilen gazetecilerin üzerinden artık ellerin çekilmesini istiyoruz.

Düşüncelerini ifade etmek ve halkı bilgilendirmek için yazan gerçek gazetecilerin, yazdıkları her bir kelimeyi teröre bulaştırma çabaları, tutuklamalar, hüküm giydirmeler, gözaltılar, oto sansüre zorlamalar, evlerine geceyarısı baskınları, ailelerinin dağıtılması, maddi-manevi hak mahrumiyetine uğaratılıp, mallarına el konulması demokratik düzene ve hukuka  aykırıdır.

Yıllardır adeta kıskaç içine alınan basın üzerinde giderek ağırlaşan baskı ve kontrol uygulamalarına son verilmesini istiyoruz.

“Darbe”, “darbeci”, “teröre bulaşma” ya da “örgüt propagandası” isnatlarıyla yıllardır basının üzerine yerleşen  bu kara bulutların, demokrasi, halkın haber alma hakkını ve ifade özgürlüğünü kısıtlamaması için artık zorlama çabalardan vazgeçilmesinin zamanının çoktan gelip geçtiğini bir daha hatırlatıyoruz.

Hiçbir demokratik ülkede gazeteciler, gazetecilik yaptıkları için, akademisyenler özgürlükleri savundukları için, yazarlar yazdıkları için tutuklanmazlar, işlerinden olmazlar, yayın kurumları kapatılmaz, el konulmaz. 

Bugün, darbe koşullarından sıyrılma gayretiyle ve sivilleşme söylemleriyle yola çıkan Türkiyemiz’in, yaşanan bu sayısız örneklerle dünyadaki demokrasi ikliminde daha fazla utanmamasını ve sıralamalarda daha da gerilere düşmemesini diliyoruz.