Basın konseyi Başkanı Pınar Türenç, Şahin Alpay’ı Silivri’de ziyaret etti

Pınar Türenç

Basın Konseyi Başkanı

—————————-

Açık görüş salonuna mevcutlu getirilen Şahin Alpay’ı 18 ay sonra ilk kez görüyordum. Yorgundu.

Omuzları çökmüştü.

Merhaba dediğimde sesimi iyi duyamadığını fark edince, masanın karşı tarafından daha yüksek sesle yineledim:

“Nasılsınız? “

Ben devamını getiremeden, anlatmaya başladı köşe yazarı Şahin Alpay:

“Ah Pınar hanım, ne iyi oldu, geldiniz. Bizler, buralarda kaldık işte. 18 ay oldu, tutukluyum. Zaman gazetesinde değil de başka gazetede yazsaydım, başıma bu işler gelmeyecekti.”

Karşılıklı konuşurken, kulağının da artık iyi duymadığını söyledi ve eliyle kulağını tutarak yanıt verdi.:

“Darbe diyorlar. Benim darbeyle ne işim olabilirdi ki. Sadece muhalif bir duruşum var. Daha önce Milliyet’te yazıyordum. Oradan çıkınca Zaman dan teklif geldi, yazdım. Ben yazmak istiyordum, orada imkan buldum. Yazılarım yıllarca ortada. 2013-2014 arasındaki yazılarımdan 7 tanesinin başlığı delil gösterildi. Böyle bir şey olabilir mi? Terör ve darbeye böyle mi karışır insan.”

75 yaşındaydı. Yüksek tansiyon, şeker, bel fıtığı, uyku apnesi, kulak, tiroid hastalıkları ile 1.5 yıldır beton duvarlar arkasında boğuştuğunu anlatıyordu.

Saçları giderek beyazlaşmıştı. Çökmüş ruhunu  her haliyle yansıtıyordu.

“Ben kaç yıl daha yaşayacağımı bilmiyorum. Hayatımın son demlerini benden çalıyorlar. 3 kez ağırlaştırılmış müebbet istiyorlar. Neyim kalmış ki müebbetlik oluyorum. Yazık… Eşim de benim gibi. Artık el ele vereceğimiz yıllarımı, beton duvarlar arasında, parmaklıklar arkasında, gökyüzüne hasret geçiriyorum.”

Zaman ve Rota haberden 2 tutukluyla günlerini geçiriyordu koğuşunda:

“Ben dindar değilim. Onlarsa oruç ve namazlarındalar. Onların dualarının  arasında küçük koğuşumuzda yaşıyoruz. En başta şunu savunmuştum: İslam’la demokrasinin bağdaştırılması için AKP belki de ülkemiz için bir şanstı. Böyle zannetmiştim. yanılmışım,”

“Ya FETÖ olayı? Onu ne Zaman fark ettiniz?”

“- FETÖ cemaatini ben şahsen göremedim. Yoksa darbe yanlısı örgüt içinde niye durayım ki. Şuna inanın, iyi niyetimin ve demokrasi aşkımın sonucu buralardayım. Yıllar önce İsveç’te katıldığım sol anlayış çizgisinde yıllarca sosyal demokrasi için yazdım. Doktoram var bu konuda. Bahçeşehir Üniversitesi’nde hocalık yaptım. Zaman da yazdım. Tüm bu yaptıklarım çerçevesinde, en son darbeye destek verecek kişi ben olurum herhalde. Vicdansızlık bu. AB merkezini savundum. Kürt meselesine bakışım ortada. TV programındaki sözlerimle suçlanamam. Türkiye’deki en özgürlükçü programdı.”

Tutukluluğunun 9.ayında ancak iddianamesi hazırlanıp mahkemeye çıkarıldığını da söyleyen Şahin Alpay, “Artık tutuksuz yargılanmak istiyorum. Açık  görüş günüme anjiyo koydular, tabii Eşimle görüşmeyi tercih ettim, şimdi hala anjiyo günü bekliyorum, inanabiliyor musunuz. Hapisten çok ama çok yoruldum.”

Koğuştaki sıkıntılarını da anlatırken, zorlandı:

“-Tuvaletler alaturkaydı. Bel fıtığım var, eğilemiyordum. Neyse yeni yapıldı. Prostat kanseri şüphesi de var. 80 yaşına giderken bunları Nasıl çekeyim.”

Umudunu yitirmek de istemiyordu Şahin Alpay:

“Tüm umudum Anayasa Mahkemesi ile AİHM de. Avrupa İnsan hakları mahkemesi bizi ilk görüşülecek sıraya koydu. AİHM’e kaldı umutlar.”

EMSALİN SİRAYETİ 

Yaklaşık 550 gündür parmaklıklar arkasında tutuklu olan gazeteci Ali Bulaç ise, “Delil yok, yazı var. AİHM’e gittik. Bekliyoruz” diye söze girdi.

Şahin Alpay’ın çaresiz ruh halinden henüz kurtulmamıştım ki, karşıma şık yün kazağıyla gülümseyerek oturan Ali Bulaç, daha umutlu konuşuyordu.

“Aylar sonra mahkemeye çıkarılıyorsunuz. Darbe ve terörle ilgili kanıt istiyorsunuz, yok. AİHM, Türkiye’den yanıt istiyor, cevap verilemiyor. Nasıl bir hukuk anlayışı, adalet arayışı? AİHM, Türkiye’ye yazı gönderdi, maddi ve manevi hasarın belirlenmesi istendi. Cevap veremediler. Kitaplarımız satılmıyor. Hesap yapılmış. Ayda 20 bin avro kaybımız var. Altan kardeşler de aynı davadalar. AİHM, 10 tutuklunun başvurusunu öncelikli ele aldı. Her güne 1000 avro kaybı yapıldı. Altanlar, Nazlı Ilıcak, Şahin Alpay, Atılla Taş, Deniz Yücel, Murat Aksoy, ben hepimiz AUİHM kararını bekliyoruz.18 ay çarpı 20 bin avro.”

“Zengin oldunuz” diye gülüştük.

“Maddi kaybımız çok tabii. Ama ülkenin itibarı daha önemliydi. Avrupa’dan 13 uluslararası kuruluş da davaya müdahil oldular. Türkiye de gazeteci, yazar, düşünürlerin ifade özgürlüğü ihlal edilmiştir diye. Şimdi, emsalin SİRAYETİ de olacak ve diğer gazetecilere yansıyacak bu karar. Haksız tutukluluğa karar verilince, gazetecilerin yazdıklarından ötürü tutuklanmamaları asıl olacak. yazılanlarda şiddet unsurunun da olmadığı ortada. Ülkemin böyle bir durumda kalmasına üzülüyorum.”

“Ya FETÖ?” der demez, Bulaç şöyle konuştu:

“Lanet olsun FETÖ. Algı oluşturmaya çalışıyorlar.”