YÜKSEK KURUL KARARI

KARAR TARİHİ      : 09.10.2019

KARAR  NO                :   2019- 21  

ŞİKAYETÇİ                :  Selim YUMUK (syumuk@gmail.com)    

ŞİKAYET EDİLEN : Cem KÜÇÜK (Türkiye Gazetesi yazarı)
Merkez Mahallesi 29 Ekim Caddesi İhlas Plaza No:11 A/41 YENİBOSNA/İSTANBUL

ŞİKAYET KONUSU    :  

Türkiye Gazetesi yazarı Cem Küçük’ün 24.07.2019 tarihinde ‘Avrupa’daki FETÖ yapılanması’ ve 09.08.2019 tarihinde ‘FETÖ’cüdeki öz güvene bak!’ başlıklı köşe yazılarıyla ilgili Selim Yumuk şikayette bulunmuştur. Yazarın, Danimarka’daki FETÖ yapılanmasından söz ederken kendisi hakkında ‘FETÖ’nün Kopenhag İmamı’ ifadesini kullandığını; ‘Hocam Fetullah Gülen benden isterse, anne babamı bile vururum’ dediğini öne sürdüğünü belirten şikayetçi, bunların gerçek olmadığını ve kendisine iftira atıldığını savunmuştur.

Şikayetçi Selim Yumuk, Basın Konseyi Başkanlığı’na 22.09.2019 tarihinde internet üzerinden yaptığı başvuruda, Cem Küçük’ün bu yazılar öncesi Danimarka’ya geldiğini belirtmiş ve özetle şöyle demiştir:

“Kendisi temmuz ortasında Danimarka’ya gelmişti ve cuma namazını benim yaşadığım bölgedeki camide eda etmişti. Ben camiye girdiğimde, yanındaki akrabama eğilip ‘Bu Selim Yumuk değil mi?’ diye sormuş. Fakat ne namaz sonrası, ne de başka bir zaman bana gelip ‘Hakkında bu şekilde iddialar var, ne dersin?’ diye sormadı.

Yazdıkları o kadar hayal ürünü ve yalan ki, burada yanında kaldığı ve kendisini Danimarka ve İsveç’te gezdiren akrabam bile, bunları yalan ve abartı olarak değerlendiriyor.

İlk yazının ardından kendisine ekteki maili yolladım ve yazısını düzeltip tekzip yayınlamasını rica etti. Fakat özür dileyip tekzibi yayınlayacağına, yazımdaki nazik ve yumuşak sözlerimden de cesaret bulup bu defa 9 Ağustos’taki ikinci yazıyı yazıp beni açıkça terörist ilan etmiş. Bu yazdıklarını ya belgelemeli ya da tekzibi yayınlamalıdır.

Sizin gerekeni yapacağınızı ve ülkemizde basının düştüğü bu rezil durumu kurtaracak son kurum olduğunuzu düşündüğüm için size yazdım. Yoksa Türkiye’de güvencimin kaldığı bir kurum kalmadı.”

Şikayetçi başvurusuna, şikayet ettiği yazar Cem Küçük’e 4 Ağustos 2019 tarihinde gönderdiğini metni ve yayımlanmasını istediği tekzip (açıklama) metnini de eklemiştir.

UZLAŞMA ÖNERİSİ :

Şikayet başvurusu, şikayet edilen Türkiye Gazetesi yazarı Cem Küçük’e 23.09.2019 tarihinde hem e-mail, hem posta ile gönderilmiş, posta ‘alındı’ belgesi gelmiştir.

Şikayet edilen, kendisine gönderilen şikayet başvurusu bildirime süresinde yanıt vermemiş ve taraflar arasında uzlaşma sağlanamamıştır.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:

Şikayet edilen Cem Küçük, “Avrupa’daki FETÖ yapılanması” başlıklı ilk yazısında bu ülkede 1000 kadar FETÖ’cünün yaşadığını, bunlardan 500’ünün Kopenhag’ta bulunduğunu öne sürmüş, bazı isimler de saydıktan sonra şikayetçi hakkında şu ifadelere yer vermiştir:

“FETÖ’nün Kopenhag imamı ise Selim Yumuk. ‘Hocam Fetullah Gülen benden isterse, anne babamı bile vururum’ diyen Selim Yumuk ise Türkiye’deki FETÖ’cülere yardım işiyle uğraşıyor. Danimarka’da vatan sevdalısı Türklerin aklını karıştırmak da isteyen bu şahıs, Avrupa’daki en tehlikeli FETÖ’cülerden biri olarak biliniyor.”

Şikayetçi, bu yazı üzerine 04.08.2019 tarihinde şikayet edilen yazara gönderdiği açıklamada hakkındaki iddiaları reddetmiş, Danimarka’da doğup büyüdüğünü; Kopenhag Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olduğunu; bulunduğu şehirde beş yıl belediye meclisi üyeliği yaptığını; halka yararlı işlerde aktif rol aldığını; kuralların sıkı uygulandığı bu ülkede trafik cezası dahil hiçbir ceza almadığını ve vatanperver bir kişi olduğunu savunmuştur. Şikayet ettiği yazara hitaben “Danimarka makamlarına hakkınızdaki şikayet dilekçesini sunup, elimde olan tüm belge ve bilgileri verdim ve bu konuyu çok yakın takip ediyorum” diyen şikayetçi Selim Yumuk, yazarın yayımlaması talebiyle 10 satırlık bir tekzip (açıklama) metni de göndermiştir.

Bu gelişme üzerine şikayet edilen 09.08.2018 tarihinde köşesinde ‘FETÖ’cüdeki öz güvene bak’ başlıklı yazısında, tekzip (açıklama) metnini birkaç cümleyle özetledikten sonra şu ifadelere yer vermiştir:

“Bak FETÖ’cü Selim Yumuk! Aynen Zekeriya Öz gibi, Ekrem Dumanlı gibi, Abdülhamit Bilici gibi sen de FETÖ’cüsün. Aranıyorsun. Bir gün Türkiye’ye geldiğinde gözaltına alınacaksın. Danimarka bakarsın iade anlaşmasıyla seni Türkiye’ye hukuk kuralları içinde verebilir. Ayrıca Twitter adresin bile müebbet almana yetebilir…. Onları silsen de faydası yok. Bundan sonraki pişmanlıkların seni kurtaramayacaktır, haberin olsun.”

Şikayet edilen yazılarda, şikayetçi Selim Yumuk’un ‘FETÖ’cü olduğu’, ‘arandığı’, ‘Türkiye’ye gelirse gözaltına alınacağı’ ve Twitter’da yazdıklarından dolayı bile ‘müebbet hapis alabileceği’ iddia edilmektedir.

Açık kaynaklardan yapılan araştırmalarda, şikayetçinin ‘FETÖ’cü’ ve örgütün ‘Kopenhag imamı’ olduğuna ilişkin bir bilgiye ulaşılamamış; şikayet edilen yazar kendisine ulaştırılan şikayet başvurusuna yanıt vermediği için de bu iddiasının kanıtı ortaya konulmamıştır.

Yazarın bu iddialarının, devletin istihbarat örgütlerinin ya da ‘Kripto FETÖ’cüler’ ile ilgili soruşturmayı yürüten savcıların sızdırmalarına mı, yoksa gazetecilik olanaklarıyla yaptığı bir araştırmada ulaştığı bilgilere mi dayandığı anlaşılamamaktadır. Ayrıca, şüphesiz ki, şikayet edilen kişinin üslubu rahatsız edici ve gazetecilik standartları açısından eleştiriye açıktır.

Bununla birlikte, kişinin gözaltına alınacağı ve sırf Twitter’da yazdıklarından dolayı bile müebbet hapis alabileceği gibi iddialar, kamuoyuna somut olgu ve bilgi sunmak amacı taşımaktan ziyade, başvurucuya yönelik sataşma mahiyetinde yakıştırmalar ve kişisel tahminler (ve belki de temenniler) düzeyindedir. Şayet başvurucunun arandığı, gözaltına alınacağı ve müebbet hapis istemiyle yargılanacağı konusunda bir ‘haber’ yapılmış olsa idi, bu iddiaların gerçeklik kıstası ışığında incelenmesi söz konusu olurdu. Ancak kişisel sataşma niteliğinde olan ve Yüksek Kurulumuz tarafından haber vasfında mütalaa edilmeyen, bir köşe yazısında yer alan ve karşılıklı bir atışmanın kapsamında cereyan eden bu sözlerin, şekli gerçeklik (görünüşte) testine tabi tutulması söz konusu değildir.

Şikayetçinin ‘FETÖ’cü’ olduğu iddiasının değerlendirmesine gelirsek; Türkiye’de yıllarca ‘cemaat’ olarak adlandırılan ve neredeyse sızmadığı devlet kurumu kalmayan ‘Fetullahçı Silahlı Terör Örgütü’ ile mücadelede, ‘Kripto FETÖ’cüler’ henüz tam olarak ortaya çıkarılamamıştır.

Şikayetçi yönünden bakıldığında gerek yaptığı şikayet başvurusunda, gerekse şikayet ettiği yazara gönderdiği açıklamada, muğlak ifadeler dikkati çekmektedir. Şikayetçi, yıllardır resmi kurumlara sızan ve nihayet 15 Temmuz hain darbe teşebbüsüyle ülkeyi işgale kalkışan Fetullahçı Terör Örgütü için ‘Hizmet Hareketi’ demiştir. Ayrıca Kopenhag imamı olmadığını söylemesine karşın örgüt üyesi olmadığını iddia etmemiştir. Şikayetçinin kamuya açık Twitter hesabı incelendiği zaman, anılan örgütün bir numaralı lideri Fetullah Gülen hakkında sürekli olarak ve hep destekleyici ya da övücü paylaşımlar yaptığı, yer yer direkt olarak elebaşının resmini ve/veya sözlerini paylaştığı görülmektedir. Bu durum karşısında bir değerlendirme yapmak gerekirse; dikkat edilmesi gereken ilk husus şudur: Yüksek Kurulun görevi, şikayetçinin örgüt mensubu olduğu iddiasının maddi gerçeğe uygunluğunu denetlemek değildir. Kurulun görevi, gazetecinin sahip olduğu ve kamuoyuna yansıyan bilgiler ışığında, böyle bir iddiada bulunmak için olgusal dayanağa sahip olup olmadığını tespit etmektir. Durum böyle olunca, şekli/görünüşteki gerçeklik kıstası açısından, bu şahsa yöneltilen FETÖ mensubiyetine dair suçlamanın – kendisinin de bunu yalanlamaması ve yukarıdaki ek veriler karşısında- neticede doğru çıksın ya da çıkmasın, gazetecilik sınırları dahilinde kabul edilebilir bir davranış olduğu sonucuna varılmıştır. İddianın öne sürülmesi noktasında kullanılan ve gazetecilik adabına uygunluğu tartışmalı üslup ise, gazetecinin şahsi tercihi meselesidir.

Bu açıklamalardan sonra, şikayet başvurusunun bir de ‘cevap hakkının’ kullandırılıp kullandırılmadığı bakımından değerlendirilmesi gerekir. Şikayet edilen, ‘FETÖ’cüdeki öz güvene bak’ başlıklı ikinci yazıda, şikayetçinin gönderdiği açıklamada yer alan “Ben Danimarka’da doğup büyümüş, halka yararlı işlerde aktif rol almış, yaşadığım şehirde beş yıl aktif olarak belediye meclisi üyeliği yapmış, Danimarka’nın çok kuralcı bir ülke olmasına rağmen hapis cezasını bırakın tek bir trafik cezası dahi almamış, Kopenhag Üniversitesi hukuk fakültesi mezunu birisiyim’ ifadelerine yer vermiştir. Her ne kadar cevap hakkına usulüne uygun olarak yer verilmemiş olduğu görüşü savunulabilse de somut olayın özellikleri ışığında; cevap hakkının maksadına uygun bir biçimde, şikayet edenin karşı görüşlerine yeterince yer verildiği sonucuna varılmıştır.

Açıklanan bu nedenlerle Türkiye Gazetesi yazarı Cem Küçük hakkındaki başvuru hakkında ‘ŞİKAYETİN YERSİZLİĞİ’ne OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.

BASIN KONSEYİ, CEM KÜÇÜK HAKKINDA ‘ŞİKAYETİN YERSİZLİĞİ’ KARARI VERDİ

Yazı dolaşımı


Feedback