Ülkemizde son yıllarda gazetecilere ve gazetecilik faaliyetlerine yönelik adli ve siyasi baskılar artmaktadır. Bu durum, gazetecilik faaliyetinden ötürü tutuklu ve hükümlü durumda bulunanların sayısındaki fazlalık nedeniyle her zaman olduğundan daha fazla gündeme gelmektedir.

Son haftalarda, AB İlerleme Raporu ve Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) Türkiye Raporu ile dikkat çekilen hususlar, Türkiye’de Basın ve İfade Özgürlüğü konusunda ciddi sorunlar bulunduğunun artık uluslararası alanda da kabul edildiğini ortaya koymaktadır.

Bu gibi tartışmalarda mesele, “kaç tane gazetecinin, gazetecilik faaliyetinden dolayı tutuklu bulunduğu” değildir. Asıl mesele, Türkiye’de basın özgürlüğünün kısıtlanmakta oluşudur. Ulusal veya uluslararası organlar tarafından ortaya atılan rakamların şu veya bu şekilde değişmesi, bazı gazetecilerin, gazetecilik faaliyeti dışında nedenlerle hükümlü bulunduğunun ortaya konulması mümkündür. Ancak bu şekilde yapılan savunmaların, basın mensupları üzerindeki baskıyı ortadan kaldırmadığı ortadadır.

İfade özgürlüğü, muhalefet edebilme hakkı demektir. Bu sebeple, muhalif olmanın riskli bir faaliyet haline geldiği algısı dahi, ifade özgürlüğünün kısıtlandığı anlamına gelir.

Gazetecilerin gazetecilik faaliyetlerinden ötürü özgürlüklerini kaybetmeleri, ailelerinden uzak düşmeleri toplumsal barışın yeniden tesisini güçleştirmektedir. Dileğimiz, küslüklerin sona ermesine vesile olan Kurban Bayramı’nda, artık basın özgürlüğünün kısıtlanmadığı bir Türkiye yaratmak için gerekli adımların atılmasıdır.

N. Kaan Karcılıoğlu
Basın Konseyi Genel Sekreteri

Basın Konseyi Genel Sekreteri N. Kaan Karcılıoğlu AB İlerleme Raporu Ve Gazetecileri Koruma Komitesi (Cpj) Raporu Çerçevesinde Türkiye’deki Basın Özgürlüğüne İlişkin Değerlendirme Yaptı

Yazı dolaşımı


Feedback