I———I

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, Azerbaycan Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği’nin Haber Türk Gazetesi köşe yazarı Güntay Şimşek tarafından kaleme alınan, 15.06.2011 tarihli “Tek millet iki devlet ve İngiliz hukuku” ve 16.06.2011 tarihli “Azeri görünümlü İngilizler” başlıklı köşe yazılarıyla ilgili olarak aşağıdaki kararı vermiştir.

 

KARAR

 

ŞİKÂYETÇİ                         : Azerbaycan Cumhuriyeti

                                                 Ankara Büyükelçiliği

 

ŞİKÂYET EDİLENLER   : Güntay Şimşek

                                                 Haber Türk Gazetesi Köşe Yazarı

 

ŞİKÂYET KONUSU           : Azerbaycan Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği, 23.06.2011 tarihinde Basın Konseyi’ne başvurarak, Haber Türk Gazetesi köşe yazarı Güntay Şimşek’in,  Haber Türk Gazetesi’nin 15.06.2011 tarihli nüshasında yer alan “Tek millet iki devlet ve İngiliz hukuku” ve yine aynı gazetenin 16.06.2011 tarihli nüshasında yayınlanan “Azeri görünümlü İngilizler” başlıklı köşe yazılarının, Azerbaycan halkına ve yönetimine karşı eleştiri sınırlarını aşan, küçük düşüren, aşağılayan, apaçık hakaret ve iftira niteliği taşıyan yazılar olduğunu ve bu nedenle söz konusu yazılar ile Basın Meslek İlkeleri’nin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Şikâyet konusu köşe yazıları incelendiğinde, ilk olarak 15.06.2011 tarihli “Tek millet iki devlet ve İngiliz hukuku” başlıklı köşe yazısında, Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi (SOCAR) Başkanı Rövneg Abdullayev’in Nabucco projesi ile ilgili değerlendirmelerinin eleştirildiği görülmektedir. Güntay Şimşek, bu projeye destek vermek niyetinde olmadığını söyleyen SOCAR başkanını bu açıklaması ile ilgili olarak, “Çok iyi yapmış, Taze ülkenin bürokratı ancak İngiliz kafasıyla konuşur” ifadelerini kullanmıştır. Yazının devamında ise, “Nabucco’ya destek vermeyen SOCAR Başkanı, Türkiye ve Azerbaycan arasında 29 Nisan tarihinde planlanan transit gaz anlaşmasının imzalanamamasını çok güzel izah etmiş. Ben daha önce, “Azerbaycan, İngilizlerin kucağına oturmuş” demiştim, kızmışlardı. Gerekçesi şu: “Anlaşma metni Türk hukukuna göre mi yoksa İngiliz hukukuna göre mi olacak?” bu konuda anlaşılamamış. Daha doğrusu Azeri kardeşlerimiz İngilizlerin arkadan bastırmalarıyla Türk hukukunu kabul etmemişler. “Tek millet, iki devlet” ama arada İngiliz hukuku olsun istemişler. Azeri hukuku deseler anlayacağım da neden bu kadar İngiliz sevgisi? Petrol ve doğal gazdan başka ne verdiniz İngilizlere?” şeklindeki ifadelerde bulunmuştur.

Güntay Şimşek’in 16.06.2011 tarihinde yayınlanan “Azeri görünümlü İngilizler” başlıklı yazısında ise, kendisinin petrol ve doğal gaz boru hatlarına ilişkin önceki yazılarına Azeri kardeşlerimizden tepkiler geldiğini, fakat kendisinin Azerbaycan Devleti’ne hükmeden şahsiyetlerin, Hazar Bölgesi enerji havzaları üzerinde yaptıklarını gördüğünden, kem sözleri Azeri halkına değil, onlara (Azerbaycan Devleti’ne hükmeden şahsiyetlere) yazdığını, çünkü Azerbaycan’daki totaliter yapının, enerji rezervlerinin kime neler karşılığında ve neden verildiğini sorgulamaya izin vermediğini, Azerilerin de bu konuları tartışamadığını ifade etmiştir. Yazının devamında ise şu ifadelere yer verilmiştir. “Azerbaycan Devleti, petrol ve gaz kaynaklarını yöneten operatör şirketleri oluşturan yabancıların kontrolüne girmiş durumda. Onlardan habersiz bir şey yapmıyor, yapamıyor veya yapma ihtimali olduğunda da işine gelmiyorsa toplu onlara atıyor. Türkiye-Azerbaycan arasında imzalanma aşamasına geldiği halde Azerbaycan tarafının İngiliz hukukunu bahane ederek masadan kalktığı transit gaz anlaşması bunlardan biridir. Bitmiyor ki…Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Hattı’nda (BTC) Türkiye’nin uğradığı zararları gidermek istemeyen Azerbaycan, İngilizleri öne sürüyor. Ya da gerçekten her şeyi onlara teslim etmiş durumdalar. Aslında bunu kendileri de itiraf ediyor, ama British Petrol (BP) gibi firmaların arkasına sığınarak yapıyorlar. Bu durumda Türkiye’de BP’nin Türk hukukuna göre nasıl rahat çalıştığının sorgulanması gerekmez mi?”…

Aynı köşe yazısının “Totaliter rejime tek boru yakışır” alt başlıklı ikinci bölümünde ise özetle şu ifadelere yer verilmiştir: “Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi SOCAR’ın Başkanı Rövneg Abdullayev, 29 Nisan tarihinde planlanan transit gaz anlaşmasının imzalanmama gerekçesinin “anlaşma metninin” Türk hukukuna göre mi, yoksa İngiliz hukukuna göre mi olacağı tartışmasından kaynaklandığını bizzat açıklamıştı. Ben de bu konuyu ele alıp eleştirimi yapınca bir Azeri yetkili aradı, konuştuk. İngiliz hukukunu Azerbaycan’daki operatör şirketlerin istediğini söyledi. Çünkü Türk hukukunu bilmiyorlarmış. Dün yazdıklarımı bir nevi teyit etti. Böyle olduğunu bildiğimden “İngilizlere bu teslimiyet niye?” diye sordum…İyi de BP veya İngilizlerin oyununa neden gelelim? Azeriler, yıllardır Türkiye’de iş yapan BP yetkililerinin Türk hukukunu bilmediğine nasıl inanıyor? BP’nin operatörü olduğu BTC, Türkiye’den geçmiyor mu? O halde, Nabucco Doğalgaz Boru Hattı’na Azerbaycan’ın destek vermeme gerekçesi İngiliz kuklalığıdır. İngilizler (BP), Norveçliler (Statoil) ve diğer ortaklar Azerbaycan’ın enerji kaynakları üzerinde karar alıyor, Abdullayev’i de maşa olarak kullanıyorlar. Özeti bu…

Ayrıca Türkiye’nin de gelişmeler ışığında Nabucco’ya asılması anlamlı değil. Çünkü Avrupa nükleer santralleri kapatmaya başladığı an elektriği neden üretecek? En fazla ihtiyaç duyacağı kaynak doğalgaz. Bu durumda onlar alternatif gaz ve boru hattı için uğraşmak zorunda.

İngiliz gölgesine sığınmış Azeri yetkililer de ellerindeki gazın, petrolün piyasa şartlarında değerini bulabilmesi, tüketim noktalarına ulaşabilmesi için Nabucco gibi alternatif boru hatlarına ihtiyaçları var. Boru hatları yarın Azerbaycan’ın ve diğer ülkelerin özgürlüğü anlamına da gelecektir. Eğer Azeriler totaliter bir rejimle devam edeceklerse, siyaset gibi boru hatlarını da çeşitlendirmelerinin bir anlamı yok.”

 

Şikayetçi Azerbaycan Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği, bu ifadelerin Azerbaycan halkına ve yönetimine karşı eleştiri sınırlarını aşan, küçük düşüren, aşağılayan, apaçık hakaret ve iftira niteliğini taşıdığı gerekçesiyle, söz konusu köşe yazıları ile Basın Meslek İlkeleri’nin;

“Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” şeklindeki dördüncü ve

“Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz” şeklindeki altıncı,

Maddelerini ihlal edildiğini ileri sürerek, bu köşe yazıları hakkında gerekli yaptırımın uygulanması başvurusunda bulunmuştur.

 

ŞİKÂYET EDİLENİN YANITI: Haber Türk Gazetesi Köşe Yazarı Güntay Şimşek’e şikâyetle ilgili bilgi veren Genel Sekreterlik mektubu 22 Temmuz 2011 tarihinde, kargo ile gönderilmiş, kargo şirketi tarafından mektubun teslim alındığı bilgisi Halil Batmaz olarak bildirilmişse de kendisinden herhangi bir yanıt gelmemiştir.

 

 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ: Basın Konseyi Yüksek Kurulu 3 Ağustos 2011 tarihli toplantısında dosyayı ele alarak aşağıdaki değerlendirmeyi yapmıştır.

 

Şikâyete konu köşe yazıları irdelendiğinde, bu her iki köşe yazısında da, esas itibarıyla, Azerbaycan devletinin özellikle petrol ve doğal gaz boru hatlarına ilişkin olarak yürüttüğü politikaların eleştirildiği görülmektedir.

Bu bağlamda, Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi (SOCAR) Başkanı Rövneg Abdullayev’in Türkiye’nin de dâhil olduğu bir uluslar arası proje olan Nabucco projesine destek vermeyecekleri şeklindeki beyanları eleştirilerek, Azerbaycan devletinin enerji politikaları konusunda bağımsız bir devlet gibi değil, aksine İngiltere’ye bağımlı bir devlet gibi hareket ettiği ileri sürülmektedir. Azerbaycan hükümetinin yürüttüğü bu politikalarla yabancı bir devlet olan İngiltere’nin güdümünde hareket ettiğini ileri süren yazar, bu iddialarına kaynak olarak ise, 29 Nisan tarihinde imzalanması gereken transit gaz anlaşmasının, bu anlaşmada Türk hukukunun mu yoksa İngiliz hukukunun mu uygulanacağı noktasında bir uzlaşma sağlanamaması nedeniyle imzalanamamış olmasını göstermektedir.

Her iki köşe yazısında kullanılan ifadeleri, Basın Meslek İlkeleri yönünden ele aldığımızda, gazetecinin haber verme hakkının ile haberde eleştirilen gerçek ve tüzel kişilerin kişilik hakları ve kurumsal itibarlarının bir denge çerçevesinde korunması açısından, bu konuda belirlenmiş olan evrensel standartlara/ölçütlere uyulup uyulmadığının belirlenmesi gerekir.

Bu standartlardan/ölçütlerden ilki, basın araçları tarafından açıklanan olayın, kişilere zarar verse dahi bir haber niteliği taşıması ya da daha açık bir deyişle, bu olayın kamuoyuna duyurulmasında bir „kamu yararı ve kamusal ilgi“nin bulunmasıdır. Diğer bir ölçüt ise bu haberin ilgili yayının, haberdeki olayların gerçekleştiği dönemde yapılması gerekliliğini ifade eden „güncellik“ ölçütüdür. Bir diğer ölçüt ise, haberde yeralan bilgilerin ve açıklamaların „gerçeğe uygunluğu“dur. Ancak Yargıtay uygulamasında da (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 21.03.1980 ve 1302/3719 sayılı temel içtihadı) benimsendiği üzere, burada aranan husus mutlak bir gerçeklik değil, ancak görünüşte gerçekliktir. Diğer bir ifadeyle, yapılan haberin gerçekliği, yayının yapıldığı sırada olayın beliriş şekline uygunluk anlamına gelmektedir. Nihayet, haber verme/eleştirme hakkı ile kişilik hakkı arasındaki sınırın belirlenmesinde yararlanılan son ölçüt ise, yapılan „haberin konusu ile o haberde kullanılan ifade biçimi arasında düşünsel bir bağlılığın bulunması“dır (Bkz. Çetin ÖZEK, Basın Özgürlüğünden Bilgilenme Hakkına, Alfa Yayınları, 1999, İstanbul, s. 265).

Somut olayda yayınlanan her iki köşe yazısını, bu unsurlar açısından ele aldığımızda,  „kamu yararı ve kamusal ilgi, „güncellik“ ve „görünüşte gerçeklik“ kriterlerini taşıdığı konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. Bununla birlikte, bu köşe yazılarının „konu ile ifade arasındaki düşünsel bağlılık„ diğer bir ifadeyle haberin veriliş biçimi açısından sorunlu olduğunu ifade etmek gerekir. Gerçekten, kuşkusuz ki, bir ekonomi ve/veya dış politika yazarının, Türkiye’nin uluslararası menfaatlerini çok yakından ilgilendiren petrol ve doğal gaz anlaşamaları gibi bir konuda azerbaycan devletinin izlediği politikalara katılmamak ve bu politikaları eleştirmek hakkı vardır. Ancak, bu eleştiriyi yaparken, kullanmış olduğı „Azerbaycan, İngilizlerin kucağına oturmuş“, „Azeri kardeşlerimiz İngilizlerin arkadan bastırmalarıyla Türk hukukunu kabul etmemişler” Nabucco Doğalgaz Boru Hattı’na Azerbaycan’ın destek vermeme gerekçesi İngiliz kuklalığıdır”, İngilizler (BP), Norveçliler (Statoil) ve diğer ortaklar Azerbaycan’ın enerji kaynakları üzerinde karar alıyor, Abdullayev’i de maşa olarak kullanıyorlar” benzeri ifadeler açık bir şekilde hedef aldığı Azerbaycan devletinin manevi şahsiyetini tahkir eden, aşağılayan ve onu adeta İngiltere’nin bir sömürgesi gibi gösteren ifadelerdir. Bu itibarla,  bu köşe yazılarının konusu ile, köşe yazılarında kullanılan ifadeler arasında doğrudan bir bağlılık/zorunluluk ilişkisi bulunmadığı gibi, bu ifadeler, muhatap aldığı tüzel kişiliği doğrudan aşağılamaya ve küçük düşürmeye yönelik olduğu için, haber verme hakkı kapsamında himaye görmesi de beklenemez. Kaldı ki, bu köşe yazılarında yer alan iddialar haberleştirilirken, muhatap Azerbaycan devletinin Türkiye’deki yasal temsilcilerinden hiçbir şekilde bilgi ve görüş alınmamış ve bu iddialara karşı onların vereceklerin yanıtların araştırılması ve sonrasında kamuoyu ile paylaşılması gibi bir yola gidilmemiştir.

Bu nedenle, söz konusu köşe yazıları ile. Basın Meslek İlkeleri’nin;

“Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” şeklindeki dördüncü ve

“Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz” şeklindeki altıncı maddelerinin ihlal edildiği kanaatine ulaşılmıştır.

 

Yukarıda arz olunan gerekçeler çerçevesinde, Basın Meslek İlkeleri’nin 4. ve 6. Maddelerini ihlal eden Haber Türk Gazetesi köşe yazarı Güntay Şimşek’in  “kınanmasına” oyçokluğuyla karar verilmiştir.

 

(Karar No: 2011/29)

———————-

Not: Basın Konseyi Sözleşmesi ve Çalışma Kuralları gereğince, hakkında şikâyette bulunulan medya grubu veya gazeteciyle ilişkisi olan Yüksek Kurul üyeleri, görüşmelerde oy kullanamazlar.

——————————-

Basın Konseyi, Haber Türk Gazetesi Köşe Yazarı Güntay Şimşek’in Kınanmasına Karar Verdi.

Yazı dolaşımı


Feedback