I———I

Basın Konseyi, Haber Türk Gazetesi’nde; 28 Ağustos 2011 tarihinde, “Dr. Mengele’yi Hatırlatan Kürtaj Ve Doğum Vahşeti”, Sabah Gazetesi’nde; 28 Ağustos 2011 tarihinde, “Seri Bebek Katili”, Takvim Gazetesi’nde; 28 Ağustos 2011 tarihinde, “Doktor Bebek Katili Çıktı”, Milliyet Gazetesi’nde; 29 Ağustos 2011 tarihinde, “Susurluk’ta 6 Aylık Bebeklere Kürtaj Yapan Jinekoloğun Davası Ürpertti”, Sabah Gazetesi’nde; 5 Ekim 2011 tarihinde, “Seri Bebek Katili Doktora 843 Yıl İstendi”, Haber Türk Gazetesi Egeli Eki’nde; 5 Ekim 2011 tarihinde, “Doktora 843 Yıl Hapis İsteniyor” başlıklarıyla yayınlanan haberlerle ilgili olarak aşağıdaki kararı vermiştir.

 

KARAR

 

ŞİKÂYETÇİ                         : Doç. Dr. Işık Eren

 

ŞİKÂYET EDİLENLER   :  1) Haber Türk Gazetesi

2) Sabah Gazetesi

3) Takvim Gazetesi

                                                  4) Milliyet Gazetesi

 

ŞİKÂYET KONUSU           : Doç. Dr. Işık Eren, Basın Konseyi’ne yapmış olduğu 11.10.2011 tarihli yazılı şikâyet başvurusunda, eşi Dr. İsmail Eren hakkında, 28.08.2011 tarihinde Haber Türk, Sabah ve Takvim Gazetelerinde, 29.08.2011 tarihinde Milliyet Gazetesi’nde ve 05.10.2011 tarihinde ise Haber Türk Gazetesi Egeli ekinde yayınlanan haberlerin, Basın Meslek İlkeleri’ni ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

Şikâyet konusu tüm haberler, şikâyetçi Doç. Dr. Işık Eren’in eşi olan Kadın Doğum Uzmanı Dr. İsmail eren hakkındadır. Dr. İsmail Eren, 25.02.2011 tarihinde Balıkesir’de gerçekleştirilen “Neşter Operasyonu” kapsamında tutuklanmış ve hakkındaki iddianame 19.08.2011 tarihinde tamamlanmıştır. İddianame metni elimizde bulunmamakla birlikte, şikâyete konu haber başlıklarından anlaşıldığı kadarıyla, iddianamede Dr. İsmail Eren hakkında, çok sayıda kadına yasal kürtaj süresi dolduktan para karşılığı sonra kürtaj yaptırtmak ve hatta ölmüş gibi gösterdiği istenmeyen bebekleri dünyaya getirttikten sonra parayla satmak gibi çok ciddi isnatlar yer almaktadır.

Şikâyet konusu haberlerin içeriğine gelince, isnat konusu olayla ilgili yapılan her bir haberi ayrı ayrı ele aldığımızda;

 

1 – 28 Ağustos tarihli Haber Türk Gazetesi’nde “Dr. Mengele’yi Hatırlatan Kürtaj ve Doğum Vahşeti” başlıklı haberde, “Balıkesir’de tüyleri diken diken eden sağlık skandalında bir doktorun yasal kürtaj sınırını aşmış kadınlara para karşılığı kürtaj yaptığı, istenmeyen bebekleri dünyaya getirttikten sonra başkalarına sattığı belirlendi” alt başlığı altında iddianamede yer alan isnatlar özetlenmiştir. Haberde, zanlı doktorun ismi “İsmail E.” Şeklinde verilmiş ve Doktor İsmail E.’nin yasal süresi aşılarak kürtajını yaptırttığı ceninlerin mezarlarından çıkartılarak Adli Tıp’a gönderildiği belirtilerek, gömülen ceninler için mezarlıkta yapılan kazı işleminin bir resmi haberin yanında yayınlanmıştır.

 

2 – 28 Ağustos tarihli Sabah Gazetesi’ndeki “Seri Bebek Katili” başlıklı haberde ise, “Balıkesir’de tutuklanan doktor İsmail Eren’in, 7 aylık bebeklere anne karnında neşter vurduğu bazı bebekleri ölmüş gibi gösterip sattığı ortaya çıktı” başlığı altında, iddianamede Dr. İsmail Eren hakkında yer alan isnatlar özetlenmiştir. Muhabirler Devrim Derin ve Mahmut Acaröz tarafından kaleme alınan haberde ayrıca, Dr. İsmail Eren’in gözaltında iken çekilen polis gözaltı fotoğrafı ile, iddianamede isnat edilen fiilleri işlerken kendisine yardım ettiği ileri sürülen sekreteri Emine Ülker Uçak’ın da bir fotoğrafı, haberin yayınında yayınlanmıştır.

Haberde ayrıca, kan donduran ifadeler başlığı altında sekreter Emine Ülker Uçak’ın ifadelerine yer verilmiş ve Uçak’ın, Dr. İsmail Eren’le çalıştığı süre içerisinde çok sayıda kürtaja tanık olduğunu, birçok bebeğin suni sancı verilerek erken doğumla dünyaya getirildiğini, canlı bebeklerin doğduktan sonra ölmelerinin sağlandığını hatta bebeklerden birinin poşetin içine konulduğunda kalbinin hala attığını gördüğü şeklindeki sözlerinin ifadesinde yer aldığı belirtilmiştir.

 

3 – 28 Ağustos tarihli Takvim Gazetesi’ndeki “Doktor Bebek Katili Çıktı” başlıklı haberde ise “Balıkesir’de yapılan Neşter Operasyonu tüyler ürpertti- Doktor seri bebek katili çıktı” alt başlığı ile iddianamede belirtilen fiiller okuyucuya aktarılmıştır. Aslında bir önceki Sabah Gazetesi’nde aynı konuda yayınlanan haber ile Takvim Gazetesi’ndeki haberin aynı muhabirlerin imzasıyla yayınlanmış olması, Takvim Gazetesi’ndeki haberin Sabah Gazetesi’ndeki haberin özetlenmiş bir kopyası olduğunu ortaya koymaktadır. Nitekim bu haberde de, gerek Dr. İsmail Eren’in gerekse sekreteri Emine Ülker Uçak’ın bir önceki haberde olduğu gibi fotoğraflarına yer verilmiş ve sekreter Uçak’ın önceki haberdeki ifadeleri, özetlenerek bu habere de aktarılmıştır.

 

4 – 29 Ağustos tarihli Milliyet Gazetesi’ndeki “Ceninleri Paketle Gömmüş” başlıklı haberde ise “Susurluk’ta 6 aylık bebeklere kürtaj yapan jinekologun davası ürpertti” alt başlığı ile, iddianamede Dr. İsmail Esin ve sekreteri Emine Ülker Uçak’a isnat edilen fiiller okuyucuya aktarılmış bulunmaktadır. Hilmi Duyar ve Coşkun Yaman isimli muhabirlerin imzası ile yayınlanan haberde, diğer haberlerden farklı olarak Dr. İsmail Esin ve sekreteri Emine Ülker Uçak’ın isimleri yalnızca baş harfleri ile verilmiş ve haberin sonunda İ.E.’nin hamile kadınlara “Dextrox” adlı ilacı verdiği, bebeğin anne karnında öldüğü ve ertesi gün de suni sancı ile doğum yaptırdığı iddia edildi, ifadeleri kullanılarak kesin bir yargıda bulunmaktan kaçınılmıştır.

 

5 –   5 Ekim tarihli Haber Türk Gazetesi Egeli ekinde yayınlanan “Doktora 843 Yıl Hapis İsteniyor” başlıklı haberde ise, “Balıkesir’de 4-5 aylık bebekleri anne karnında ilaçla öldürüp kürtaj yaptığı ve devleti dolandırıcılığı iddiasıyla tutuklanan Doktor İ.E. hakkında dava açıldı” alt başlığı ile haber yayınlanmıştır. Haberde, Balıkesir’de ortaya çıkartılan tüyler ürperten olayda rekor ceza talebi. Kandırdığı ailelerin bebeklerini anne karnında ilaçla öldürdüğü öne sürülen İ.E.’nin 843 yıl hapse çarptırılması istendi. Savcı, hastanede muayene olan vatandaşların kimlik numaralarını kullanarak devleti milyonlarca lira dolandırdığı da iddia edilen doktorun çete liderliğinden yargılanmasını talep etti, ifadelerine yer verilmiştir.

Şikâyetçi Doç. Dr. Işık Eren, halen tutuklu bulunan eşi hakkında yayınlanan tüm bu haberlerin fotokopilerini şikâyet dilekçesi ekinde Basın Konseyi’ne sunmuş ve bu haberlerin eşinin yargılandığı davaya ilişkin olarak oldukça taraflı, suçlayıcı, sanık haklarını hiçe sayan, karalamalarla dolu olduğunu ileri sürmüştür. Şikâyetçi ayrıca, bu haberlerin özellikle başlıkları itibarıyla küçük düşürücü, aşağılayıcı, iftira edici nitelikleri olduğunun dikkat çekici olduğunu belirtmiştir.

Şikâyetçiye göre bu başlıklar ile henüz iddia aşamasında olan bir her eylem suç işlenmiş izlenimi ile sunulmuş ve henüz mahkemenin vermediği bir kararı gazeteciler kendileri vermiş bulunmaktadır.

Şikâyetçi bu gerekçelerle, söz konusu haberlerin Basın Meslek İlkeleri’nin;

 

–          “Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” şeklindeki dördüncü ve

–     “Yasaların suç saydığı eylemler, gerçek olduğuna inandırıcı makul         nedenler bulunmadıkça kimseye atfedilemez” şeklindeki onuncu maddelerini ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

 

ŞİKÂYET EDİLENİN YANITI    : Haber Türk Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı’ya şikâyetle ilgili bilgi veren Genel Sekreterlik mektubu 26 Ekim 2011 tarihinde, kargo ile gönderilmiş, kargo şirketi tarafından mektubun teslim alındığı bilgisi Halil Batmaz,  Takvim Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ergün Diler ve Sabah Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Erdal Şafak’a şikâyetle ilgili bilgi veren Genel Sekreterlik mektubu 26 Ekim 2011 tarihinde, kargo ile gönderilmiş, kargo şirketi tarafından mektubun teslim alındığı bilgisi Adem Özer, Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Tayfun Devecioğlu’na şikâyetle ilgili bilgi veren Genel Sekreterlik mektubu 26 Ekim 2011 tarihinde, kargo ile gönderilmiş, kargo şirketi tarafından mektubun teslim alındığı bilgisi Selçuk Bilgin, olarak bildirilmişse de taraflardan herhangi bir yanıt gelmemiştir.

 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ: Basın Konseyi Yüksek Kurulu 7 Aralık 2011 tarihli toplantısında dosyayı ele alarak aşağıdaki değerlendirmeyi yapmıştır.

Şikayete konu haberler bir bütün olarak irdelendiğinde, bu haberlerin içeriklerinin aslında aynı olduğu ve bu haberler ile şikayetçi Doç.Dr.Işık Eren’in eşi olan Kadın Doğum Uzmanı Dr. İsmail Eren tarafından gerçekleştirildiği iddia edilen çok sayıda yasadışı kürtaj ve dolandırıcılık gibi vahim nitelikteki bazı suç teşkil eden eylemlerin kamuoyuna duyurulduğu görülmektedir.

Bu noktada belirtmek gerekir ki, bir kere prensip olarak, suç niteliği taşıyan bu denli güncel ve vahim iddiaların bir haber değeri taşıdığı ve bu haberin okuyucuya aktarılmasında bir “kamu yararı” bulunduğu kuşkusuzdur. Gerçekten halkın bilgilenme hakkını yerine getirmek üzere faaliyet gösteren basın-yayın organlarının, kamu yararı taşıyan bu gibi konuları kamuoyuna duyurmaları, çağdaş demokratik düzenlerde yalnızca gazetecilere tanınmış bir hak değil, aynı zamanda gazeteciler için bir görev olarak da yorumlanmaktadır.

Bu açıdan, somut olayda incelenmesi gereken husus, kamu yararı ve kamusal ilgi kriterini karşılayan bu gibi bir haberin, kamuoyuna duyurulmasında nasıl bir üslup ve anlatım dili kullanıldığıdır. Diğer bir ifadeyle, kamuoyuna duyurulan “konu” ile bu aktarım yapılırken kullanılan “üslup” arasında bir “fikrî bağlılığın” bulunup bulunmadığıdır. Bu bağlılığın tespiti noktasında, özellikle adli yargıya intikal etmiş bir konuda, haberin veriliş biçiminde, başta adil yargılanma hakkı olmak üzere, masumiyet karinesi gibi hukukun temel ilkelerine riayet edilmiş olması aranır.

İnceleme konusu haberleri bu açıdan ele aldığımızda ise özellikle 28 Ağustos tarihinde yayınlanan Haber Türk Gazetesi’nde “Dr. Mengele’yi Hatırlatan Kürtaj ve Doğum Vahşeti”, Sabah Gazetesi’nde “Seri Bebek Katili”, Takvim Gazetesi’ndeki “Doktor Bebek Katili Çıktı” başlıklı haberlerde, henüz yargılama aşamasında olan bir olayla ilgili haber verilirken, gerek başlıklarda gerekse haberin içeriğinde kesin hüküm niteliği taşıyan ifadelere yer verilmiş olması nedeniyle, masumiyet karinesine aykırı davranıldığı görülmektedir.  29 Ağustos tarihli Milliyet Gazetesi’ndeki  ” Ceninleri Paketle Gömmüş – Susurluk’ta 6 Aylık Bebeklere Kürtaj Yapan Jinekologun Davası Ürpertti” başlıklı haberde ise, her ne kadar haberin içeriğinde, somut bir yargı belirtmek yerine bir iddianın haberleştirilmesi şeklinde dikkatli bir üslup kullanılmış ise de, haberin başlığında kullanılan ifadeler, haberin içeriğiyle zıt bir biçimde kesin yargı içeren mahiyettedir ve bu haber de başlığı itibarıyla “masumiyet karinesi”ni ihlal eder mahiyettedir. Buna karşın, 5 Ekim tarihli Haber Türk Gazetesi Egeli ekinde yayınlanan “Doktora 843 Yıl Hapis İsteniyor” başlıklı haberde ise gerek haberin başlığında gerekse içeriğinde, belirtilen hususta dikkatli bir üslup kullanılmış ve masumiyet karinesine riayet edilmiştir.

Bu nedenle, 28 Ağustos tarihinde yayınlanan Haber Türk Gazetesi’nde “Dr. Mengele’yi Hatırlatan Kürtaj ve Doğum Vahşeti”, Sabah Gazetesi’nde “Seri Bebek Katili”, Takvim Gazetesi’ndeki “Doktor Bebek Katili Çıktı” ve 29 Ağustos tarihli Milliyet Gazetesi’ndeki  ” Ceninleri Paketle Gömmüş – Susurluk’ta 6 Aylık Bebeklere Kürtaj Yapan Jinekologun Davası Ürpertti” başlıklı haberlerin,  masumiyet karinesini ihlal etmeleri nedeniyle,  Basın Meslek İlkeleri’nin,

 

–          “Suçlu olduğu yargı kararıyla belirlenmedikçe hiç kimse “suçlu” ilan edilemez”,

Şeklindeki dokuzuncu maddesini ihlal ettikleri sonucuna ulaşılmıştır.

 

 

Tüm bu verilerin ışığında,

– 28.08.2011 tarihli “Dr. Mengele’yi Hatırlatan Kürtaj ve Doğum Vahşeti” başlıklı haber nedeniyle Haber Türk Gazetesi’nin,

–  aynı tarihli “Seri Bebek Katili” başlıklı haber nedeniyle Sabah Gazetesi’nin ve

– yine aynı tarihteki “Doktor Bebek Katili Çıktı” başlıklı haber nedeniyle Takvim Gazetesi’nin,

– ayrıca 29.08.2011 tarihli “Ceninleri Paketle Gömmüş – Susurluk’ta 6 Aylık Bebeklere Kürtaj Yapan Jinekologun Davası Ürpertti” başlıklı haber nedeniyle Haber Türk, Sabah, Takvim ve Milliyet Gazeteleri’nin “uyarılmalarına” oyçokluğuyla karar verilmiştir.

 

(Karar No: 2011/45-46-47-48)

———————-

Not: Basın Konseyi Sözleşmesi ve Çalışma Kuralları gereğince, hakkında şikâyette bulunulan medya grubu veya gazeteciyle ilişkisi olan Yüksek Kurul üyeleri, görüşmelerde oy kullanamazlar.

 

Basın Konseyi, Haber Türk, Sabah, Takvim Ve Milliyet Gazetelerinin Uyarılmalarına Karar Verdi.

Yazı dolaşımı


Feedback