BASIN KONSEYİ, HABERTÜRK MUHABİRİ HAYATİ ARIGAN HAKKINDA ‘KINAMA’ KARARI ALDI

11.04 2018

Habertürk Gazetesi’nde yayımlanan ‘Telefonu pijamasının cebinde uyuyordu’ başlıklı boşanma davası haberiyle ilgili şikayet.
KARAR

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 11 Nisan 2018 günü 18 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda şikayet dosyasını görüştü. Yüksek Kurul 2 oya karşılık 16 oyla, Habertürk muhabiri Hayati Arıgan için ‘kınama’ kararı aldı.

REFERANS: 2018- 9

ŞİKAYETÇİLER:
1- Bayram Gök (mail: bayramex@gmail.com. GSM: 0 506 726 70 50)
2- Gizem Yıldız (mail: gizz.yldz@hotmaill.com).
3-
ŞKİYAT EDİLEN: Habertürk Gazetesi muhabiri Hayati Arıgan.

ŞİKAYET KONUSU:
Habertürk Gazetesi’nde 14 Şubat 2018 günü yer alan ve aynı gün internet sitelerince de alıntı yapılan ‘Telefonu pijamasının cebinde uyuyordu’ başlıklı, boşanma davası haberinde, ‘gizlilik kararını ihlal’ ile ‘özel hayat’ ve ‘kişilik haklarına saldırı’ iddiası.

Şikayetçi Bayram Gök 26 Şubat 2018 tarihinde yaptığı başvuruda, 2017 Aralık ayında eşinden boşanmak üzere dava açtığını, tarafların dilekçelerini mahkemeye sunduklarını ve duruşma tarihini beklediğini anlattıktan sonra, “Henüz ortada tarafların birbirine söylediği iddialar dışında kesin bir karara varılmamışken hali hazırda devam eden boşanma davamın tüm bilgileri gerek gazete gerek internet haber yoluyla tüm insanlara servis edilmiştir” dedi.
Davanın görüldüğü Küçükçekmece 4. Aile Mahkemesi’nce verilen ‘gizlilik kararını’ gönderen Bayram Gök, “Davada gizlilik kararı olmasına rağmen kişiliğime yöneltilmiş asılsız iddialarla gazetelere konu olmuş bulunmaktayım. Habertürk muhabiri Hayati Arıgan mesleki ahlakını maalesef kişiliğime yöneltilmiş bu iddialarla henüz bir sonuca varılmamışken üçüncü şahıslarla birlikte hakkımda asılsız haberler yapmıştır. Yaptığı haberin herhangi bir bireyin özel hayatının kişilik haklarının ihlalini yaptığı açıkça ortadadır” ifadelerine yer verdi. Başvuruda haberin ‘yayından kaldırılması’ ve ‘özür’ yazısı yayımlanması da talep edildi.

Diğer şikayetçi Gizem Yıldız da ilk şikayetçiden 10 gün sonra, 8 Mart 2018 tarihinde yaptığı başvurusunda bale sanat okulu sahibi olduğunu, söz konusu haberde fotoğrafının da kullanılarak, kendisiyle ilgili asılsız iddialarda bulunulduğunu savundu. Şikayetçi, “Bulunduğum iş çevresi açısından çocuk ve aileleriyle ilişki kurmam nedeniyle hakkımda çıkarılan yalan haberler hem şahsım üzerinde hem iş çevresi alanında telafisi olmayan zararlara sebebiyet vermektedir” dedi.
Gizem Yıldız, haberde mesnetsiz iddialarla hedef alındığını, kişilik haklarına saldırıldığını, kamu yararı ile öz ve biçim arasında dengenin gözetilmediğini belirterek mağdur olduğunu söyledi, haberin ‘yayından kaldırılması’ talebinde bulundu.
UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR
Şikayet başvuruları, Habertürk Gazetesi muhabiri Hayati Arıgan’a hem mail, hem postayla ulaştırıldı. Boşanma davalarının medyada her zaman ilgi çeken haberler olduğunu, dosyada mahkemenin gizlilik kararı ve yayın yasağının olmadığını, tarafların isimlerinin rumuzlu, fotoğraflarının da tanınmayacak kadar kapalı yayımlandığını belirtti.
Muhabir Hayati Arıgan, yanıtında “Boşanma, insanlık tarihi kadar eski bir sosyal kavramdır. Boşanma olaylarının sebepleri de günümüzün gelişen değerlerle birlikte çeşitlilik arz etmektedir. Haberde tarafların özel hayatı ihlal edilmemiş sadede boşanmaya konu olan olaylar işlenmiştir” ifadelerine yer verdi..
Şikayetçiler Bayram Gök ve Gizem Yıldız ile şikayet edilen muhabir Hayati Arıgan arasında uzlaşma sağlanamadı.
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
Haber konusu aynı olduğu için hem Bayram Gök, hem de Gizem Yıldız’ın şikayetlerinin birlikte ele alınmıştır.
Şikayet konusu haber, Küçükçekmece 4. Aile Mahkemesi’nde açılan bir boşanma davasının haberidir ve olay gerçektir. Şikayetçi eşinden ayrılmak için dava açmış, eşi de karşı dava açarak tazminat talebinde bulunmuştur.
Taralar karşılıklı olarak birbirini suçlamaktadır ve haberde bu iddialara da yer verilmektedir. Şikayetçi boşanma gerekçesi olarak ‘eşinin, ailesine kötü davrandığını’ ve ‘evi terk ettiğini’ belirtmiş, eşi de ‘evliliğin bitmesine kızının bale öğretmeninin sebep olduğunu’ ve ‘şiddet gördüğünü’ ileri sürmüştür.
Diğer şikayetçi Gizem Yıldız’ın haberde adı verilmemiş, bir eğlencede çekilen yüzü maskeli fotoğrafı kullanılmıştır. Haberde onunla ilgili ‘kızının bale öğretmeni’ ifadesi kullanılmış, fotoğrafına adı rumuz olarak konulmuştur. Habere başlık olarak da yine tarafların birinin diğeri için dosyada yer alan dava dilekçesinde ‘Yatarken bile telefonu pijamasının cebine koyuyordu’ iddiası kullanılmıştır.
Haber davanın açılmasından yaklaşık iki ay sonra ve dosyasında bulunan tarafların iddialarına göre, yine ‘iddia’ kaydı konularak yazılmıştır. Boşanma davasının taraflarının isimleri rumuz olarak yazılmış, yine muhtemelen taraflardan birinin verdiği fotoğraf da yüzler mozaikle kapatılarak yayımlanmıştır. Diğer şikayetçi Gizem Yıldız’ın da zaten sosyal paylaşım sitesinden alınan ‘maskeli fotoğrafı’ kullanılmıştır.
Basın Meslek İlkeleri’nin 5. Maddesine göre ‘Kişilerin özel yaşamı, kamu çıkarlarının gerektirdiği durumlar dışında, yayın konusu yapılamaz’. Yukarıda tarif edilen haberde yer alan verilerin, ilgililerin ‘özel yaşamı’ kapsamına girdiği şüphesizdir. Şikayetçilerden Gizem Yıldız’ın haberde adı yazılmadan ‘evliliğinin bitmesine kızının bale öğretmenini sebep olduğunu ileri süren’ ifadesi yer almaktadır ve sosyal medyadan alınmış ve eğlence sırasında çekildiği anlaşılan maskeli bir fotoğrafı kullanılmıştır. Bu bakımdan, yayının hukuka uygun olması, ‘kamu çıkarının’ bulunmasına bağlıdır. Somut olayda ise, kamusal figür mahiyetinde olmayan alelade insanlar söz konusudur. Olayın kendisi de demokratik bir toplumda kamusal bir tartışmaya katkı sağlayabilecek içerik ve mahiyette değildir. Öte yandan, şikayetçinin haber konusu davanın tarafı olmadığı; kaldı ki, henüz davanın duruşmasının bile yapılmamış olduğu da dikkati çekmektedir.
Durum böyle olunca, böyle bir haberin yayımlanması ancak ilgililerin rızası üzerine mümkün olabilecektir; ki böyle bir izin alınmamıştır. Bu nedenle, Basın Meslek İlkeleri’nin ‘Kişilerin özel yaşamı, kamu çıkarlarının gerektirdiği durumlar dışında, yayın konusu yapılamaz’ şeklindeki 5’inci maddesinin ihlali söz konusudur.

Şikayette önemli bir konu da mahkemenin ‘gizlilik kararı’ verdiği bir davanın haberinin yapıldığı iddiasıdır. Ancak, haber 14 Şubat 2018 tarihinde yayınlanmış, aynı gün şikâyetçinin avukatının yaptığı başvuru üzerine mahkeme ‘gizlilik kararı alınması talebinin kabulüne’ ara kararı almıştır. Bu da şikayetçinin gazetede haberi gördükten sonra ‘gizlilik kararı’ için başvurduğunu göstermektedir. Gazete dağıtımdan bir gün önce hazırlanıp basıldığı için muhabir haberi yazdığında, gazetenin basılıp dağıtıldığında dosyada henüz ‘gizlilik kararı’ bulunmadığı açıktır. Şikayet edilen muhabir cevap yazısında da bunu belirtmiştir. Bu yönden bir etik ihlali söz konusu değildir.
Netice olarak, Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 2 oya karşılık 16 oyla Habertürk Gazetesi muhabiri Hayati Arıgan’ın ‘kınanması’ yönünde kararı almıştır.