[———-]

Basın Konseyi 4 Mart 2013 tarihli Yüksek Kurul Toplantısında, Hürriyet Gazetesi’nde 23 Ocak 2013 tarihinde Yalçın Bayer imzasıyla yayımlanan köşe yazısı hakkında yapılan başvuruyu değerlendirerek aşağıdaki kararı vermiştir.

ŞİKÂYETÇİ : Ercüment Tahiroğlu

ŞİKÂYET EDİLEN : Yalçın Bayer
(Hürriyet Gazetesi Yazarı)

ŞİKÂYET KONUSU : Şikâyete konu yazı, Şikâyet Edilen Yazar Yalçın Bayer’in Hürriyet Gazetesindeki köşesinde 23 Ocak 2013 tarihinde yayımlanmıştır.

Başvuru konusu haber/yorum aynen şekildedir:

“AH BU BİLİRKİŞİLER

Benim bir sorunum var; gayrimenkullerin rayiç bedellerinin doğru belirlenmesi üzerine… Çünkü insanlar çok mağdur ediliyor.

Anlatmak isterim; Çorlu’da yaklaşık 30 dönümlük bir arazim var. Ferzan Özpetek’in ağabeyi Sıddık Özpetek’in avukatı Ercüment Tahiroğlu‘nun başvurusu üzerine icradan satılma kararı çıktı. Mahkeme önce metrekaresine 55 lira olarak değer biçti. Ancak bu değer çok az olduğu için avukatım aracılığıyla itiraz ettim. Yeni bilirkişi incelemesi istedim. Çorlu’da faaliyet gösteren bir emlakçı ve bir inşaat mühendisinden oluşan bilirkişi heyeti yeniden fiyatlandırma yaptı. Ancak bu kez neredeyse yarı yarıya fiyat düşürüldü; metrekaresine 30 lira değer gösterdi. Ancak hemen yanı başındaki arsa ve yakınlardaki arsaların metrekare ortalaması 100 lira… Konuştuğum diğer emlakçılar, emsal bedellere zaten bakıldığında bunun 100-150 lira olması gerektiğini söylüyor.

Dolayısıyla, mahkemelerin bilirkişi uygulamasının sorgulanması gerekmiyor mu?

Adalet gibi kutsal ve uzmanlık istenen bir konuda, gelişigüzel karar verilmemesi gerekiyor. Bilirkişilerin 2. kararına ilgili mevzuat gereğince itiraz edilemiyor; yanlış veya eksik değerlendirmeler yargıçları da zor durumda bırakıyor. Ya da yargıçlar, vicdanlarını rahatlatmak için sorumluluğu bilirkişilere yüklüyorlar.

Av. Tahiroğlu, Bandırma ve Gönen’de de benzer uygulamalar yaptılar. (Milliyet’te Musa Kesler’in 13.11.2002’de ‘Özpetek senetleri bana zorla imzalattı’ başlıklı haberini okursanız, başıma neler geldiğini öğrenebilirsiniz.) Yasal olmayan senetlerle Özpetekler canımı çok yaktılar.

Adaletsizliğin böylesi yılların, yılların birikimi olan emek ve alın terinin ayak oyunları ile gaspına yol açmaktadır. Arsam ucuz satılacak; bu haksızlığı durdurmak için elimizden geleni yaptık ama bir sonuç alamadık. Adaletin tecellisi için gene de ümitliyim.

Arzu Melike AKGÜN”

Şikâyetçi, söz konusu yazının yanlış, yanıltıcı ve gerçeklere aykırı olduğu, yazıda yer alan maddi olayların doğru olmadığını beyan etmektedir. Ayrıca yazı içeriğinde geçen anlatımlarının aksinin kesinleşmiş mahkeme kararları ile sabit olduğu ileri sürülmüştür. Bu bağlamda, haberde yer alan “yasal olmayan senetler”, “alacak”, “zorla imzalatma”, “adaletsizlik”, “gasp” gibi iddiaların yanlış ve dayanaksız olduğu söylenmektedir.
Ayrıca icra takibine konu alacakların bir Mahkeme kararına dayanmakta olduğu buna ilişkin karar suretleri de sunulmak suretiyle ortaya konulmaktadır. Bu bağlamda, Şikâyet konusu yazıda “tek yanlı olarak yer verilen konuların tamamen saptırma, açık bir iftira ve doğru olmayan bir söylem olduğunu, gazetenizin de buna alet edildiğini açıkça ortaya koymaktadır” denilerek yazının maddi gerçeklerle bağdaşmadığı vurgulanmıştır.
Şikâyetçi bu hususları ortaya koyduktan sonra yazının Basın Meslek İlkelerine ve Etiğine aykırı olduğunu, yalnızca iddia sahibinin “anlatımına” dayanarak, hiçbir araştırma ve inceleme yapmadan, söz hakkı tanımadan söylenenleri doğru kabul ederek haberleştirilmesine itiraz etmektedir.
Şikâyetçi ayrıca haberle ilgili olmayan kişilerin isimlerinin yazıda zikredilmesine yönelik şikâyette bulunmakta, köşe yazısında bir okurun mektubunun hiçbir süzgeçten geçirilmeksizin yayımlanmasının meslek uygulamaları açısından isabetini sorgulamaktadır.

ŞİKÂYET EDİLENLERİN YANITI: Yalçın Bayer, 15 Şubat 2013 tarihinde Genel Sekreterliğe ulaşan yanıtı ile Şikâyete cevap vermiştir.
Bayer’in cevapları özetle şu şekildedir:
Bayer, Şikâyetçi’nin “kanuna uygunluktan bahsedip, hukuka uygunluğu göz ardı” ettiğini söylemektedir. Buna göre, Yazar, “kanuna uygunluk başka, hukuka uygunluk bambaşka şeylerdir. Bu ikisi arasındaki farkı, herkesten önce kendisinin bilmesi gerekir. Çünkü bahse konu işlemler kanunlara uygun görünüyor gibi olsa da, hakkaniyete ve ahlaka (etik) uygun düşmemektedir” dedikten sonra bu olayda etik sözcüğünün anlamını yitirdiğini, bir kadından senetlerin hile ve baskı ile aldatılmak suretiyle alındığını, bu senetlerin hangi hizmet ya da mala karşılık alındığının ise bir türlü açıklanamadığını beyan etmektedir.
Bundan sonra ise, Şikâyetçinin itirazlarına yönelik olarak, yazıda ele alınanın sonuçlanmış bir davanın irdelenmesi olmadığını, yazının bilirkişilik müessesini özel bir olay çerçevesinde gazetecilik etik kuralları çerçevesinde ele alıp toplumu bilgilendirmek olduğu ifade edilmektedir.
Yazar bu durum ile bilirkişilik müessesinden mağdur olan herkesin sorunlarının ortaya konulduğunu ima etmektedir. Yazı ile de bilirkişiler eliyle bir arsa değer tespitinin yol açtığı adaletsizliğe vurgu yapılmaktadır.
Şikâyet edilen yazar, Şikâyet edenin bu konuya hiç değinmediğini, yazıdan alakasız konuları anlatarak esasa değinmeden mesnetsiz bir şikâyette bulunduğunu belirtmiştir. Buna göre yazı konusu arsanın yanı başındaki arsanın metrekare fiyatı 200-250 TL olarak belirlenmişken yazı konusu arsanın metrekare fiyatının önce 55, sonra da 30 TL olarak belirlenmesine dikkat çekilerek Şikâyette bu husustan bahsedilmemesine dikkat çekilmektedir. Yazar, yazının amacının da bu çelişkiye dikkat çekmek olduğunu beyan etmektedir.
Yazar, haberle doğrudan ilgili olmayan ünlü bir yönetmenin, haberin ilgili olduğu kişi ile akrabalığının bulunmasının haber değeri olduğuna değinmektedir. Yazar bu konunun daha önce çeşitli gazetelerde haber yapılmış olmasını da buna örnek göstermektedir.
Yazar sonuç olarak, Şikâyetçinin “alınganlık” gösterdiğini, “gelin güvey” olduğunu belirterek yazının konusu ile Şikâyetçinin bir ilişkisinin olmadığını açıklamaktadır.
Yazar daha önce gazetelerde çıkan yazılarla ilgili tekzip edilmemesine, hatta açıklama dahi gönderilmemiş olmasına vurgu yapmaktadır.
Bundan sonra aynen “Av. Tahiroğlu kendini gelişmelerin dışında tutmak istemektedir. Aslında, Özpetek ailesinin birinci dereceden akrabasıdır; olayları ilk gününden beri izleyen tek avukattır. Eroin kaçakçısı ve Merter cinayetinin gaspçısı, sabıkalı Ali Adnan Özpetek’in, Tahiroğlu’nun öz dayısı olduğunu biliyormusunuz? Yani sanatçı Ferzan Özpetek’in ve Sıddık Özpetek’in kuzenleridir. En ufak bir örnek gerekiyorsa, Çorlu’daki arsanın ihalesi feshi davasında vekaletnamesinde vardır Tahiroğlu’nun…”
Yazar bunun dışında yazısında mektubunu alıntıladığı Akgün’ün Tahiroğlu’nu, “Baroya yeniden şikâyet etmek için hazırlandığını” beyan ettiğini belirtmektedir.
Yazar bunlardan sonra Türkiye’nin adalet sistemine ilişkin genel açıklamalarda bulunmakta, bu aksaklıklardan dolayı AİHM nezdinde bir çok davanın kaybedildiğini, birçok Yargı paketi hazırlanarak sorunlara çözüm arandığını, Başbakan Yardımcısı’nın bile adalet aradığını belirterek, bir konuda sadece yargı karar verdi diye “sorgulamadan didiklemeden körü körüne inanmak ve teslim olmak ne kadar makuldür” sorusunu sormaktadır.
Yazar, sonuç olarak Şikâyetçi avukatın “hem suçlu hem güçlü” psikolojisinde olduğunu ve bu dilekçede yazıda mektubu alıntılanan hanımefendinin iddialarına tek bir somut cevap olmadığını belirtmiştir.

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR: Taraflardan uzlaşma konusunda herhangi bir talep olmamıştır.
Kurul üyelerinden Orhan Birgit, taraflardan biri ile tanışıklığı olduğu yönündeki söylentilerin kulağına gelmesi nedeniyle, tarafsızlığından dolayı şüpheye düşülmesini engellemek için oylamaya katılmamıştır.
Kurul üyelerinden Tufan Türenç, Hürriyet Gazetesi Yazarı hakkında yapılan şikâyete ilişkin oylamaya, bu gazetedeki görevi nedeniyle katılmamıştır.

GENEL SEKRETERLİK GÖRÜŞÜ: Genel Sekreterlik tarafından UYARMA kararı verilmesi istenilmiştir.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ: Şikâyet konusu “Ah Bu Bilirkişiler” başlıklı yazı, Hürriyet Gazetesi Köşe Yazarlarından Yalçın Bayer’in köşesinde yayımlanmıştır.

Yazının sonunda “Arzu Melike Akgün” ismi yer almakta, bundan, yazının aslında bu kişi tarafından kaleme alınan ve yazara gönderilen bir mektubun aynen yayımı olduğu anlaşılmaktadır. Yazı içeriğinde tırnak işaretleri ile ayrılan bir bölümünün bulunmamasından ötürü, mektubun tamamının mı yoksa bir kısmının mı yayımlandığı, mektuptaki ifadelerin aynen mi kullanıldığı yoksa Yalçın Bayer tarafından özetlenerek mi aktarıldığı anlaşılamamıştır.

Yazının başında, mektubu kaleme alanın (Akgün), Çorlu’da 30 dönümlük bir arazisi olduğu ve bu arazinin “Ferzan Özpetek’in ağabeyi Sıddık Özpetek’in avukatı Ercüment Tahiroğlu’nun başvurusu üzerine” icra yoluyla satışına karar verildiği açıklanmaktadır. Yazıda devamla, bu kararın ardından yaptırılan bilirkişi incelemesinde metrekare fiyatı olarak 55 TL belirlendiği, ardından yapılan itiraz sonucu ise bu tutarın 30 TL olarak belirlendiği, bu tutarın emsallerine göre oldukça düşük olduğu belirtilmiştir.

Yazının devamında adli sistem ve bilirkişilikle ilgili görüşler açıklanmıştır.
Son kısımda ise, “Av. Tahiroğlu, Bandırma ve Gönen’de de benzer uygulamalar yaptılar … Yasal olmayan senetlerle Özpetekler canımı çok yaktılar” denilmekte ve devamla “Adaletsizliğin böylesi yılların birikimi olan emek ve alın terinin ayak oyunları ile gaspına yol açmaktadır.” diyerek sürecin manipüle edildiği ima edilmektedir.

Yazının esasen Yalçın Bayer tarafından kaleme alınmadığı, yazının alt başlığı olan “Benim bir sorunum var; gayrimenkullerin rayiç bedellerinin doğru belirlenmesi üzerine… Çünkü insanlar çok mağdur ediliyor” kısmının yazarın kendi ifadeleri olduğu anlaşılmaktadır.

Her halükârda, yazarın üçüncü bir kişiden gelen, adli bir sürecin işleyişine ilişkin köşesinden yer verdiği mektubun içeriğinden dolayı, Basın Meslek İlkeleri’ne aykırı bir durum olması halinde sorumluluğu bulunmaktadır. Bir başka ifadeyle gelen bir mektubun yayımlanmış olması durumunda, gazetecinin, mektup içeriğine ilişkin Basın Meslek İlkeleri kurallarını gözetmesi ve en azından mektuba ilişkin yorumunu da ayrıca belirtmesi gerekir.

Yazı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, somut bir olaydan hareketle bilirkişilik kurumunun sorunları ele alınmaktaysa da, yazarın somut örnek üzerinde araştırma yaptığına dair bir bilgi yazıda yer almamaktadır.

Buna ek olarak yazının genelinden anlaşılan, özellikle “Tahiroğlu, Bandırma ve Gönen’de de benzer uygulamalar yaptılar”, “Yasal olmayan senetlerle Özpetekler canımı çok yaktılar”, “Adaletsizliğin böylesi yılların, yılların birikimi olan emek ve alın terimin ayak oyunları ile gaspına yol açmaktadır” gibi ifadelerden Şikâyetçi ve müvekkilinin haksız bir şekilde kazandıkları davalar neticesinde Akgün’ün malvarlığını kaybettiğidir.

Her ne kadar, demokratik bir hukuk devletinde mahkeme kararları da dâhil olmak üzere, adli konular kamuyu yakından ilgilendiren ve eleştiriye açık meseleler olsalar da, gazetecinin görevi, somut bir olaya ilişkin uygulamalardaki usulsüzlüklere yönelik araştırma yaparak bunun ardından elde edilen bulgular çerçevesinde haber yapmaktır.

Şikâyet konusu yazıda böyle bir araştırma yapılmış olduğuna ilişkin bir emareye rastlanmamıştır. Bu eksiklik bir yana, bir üçüncü kişinin mektubu, içeriğinde yer alan son derece ciddi iddialarla birlikte aynen basılmıştır.

Söz konusu mektubu içeren yazının bir haber niteliğinde olduğu ve “soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz” kuralına aykırı biçimde, mektup içeriğini tamamen doğru kabul ederek yayın yapıldığı tespit edilmiştir. Yazı bu yönüyle Basın Meslek İlkeleri’nin 6. Maddesini ihlâl etmektedir.

Buna ek olarak, yazıda yer alan ve Şikâyetçi’nin kişilik haklarına yönelen ifadelere de yer verilerek, Basın Meslek İlkeleri’nin “Kişileri … eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren … veya ifitra niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” şeklindeki 4. maddesine aykırı biçimde, adli bir süreci, herhangi bir ayrıntısı araştırılmadan, sanki hukuka aykırı yöntemlerle sonuç alınmış gibi göstererek Şikâyetçi’nin kişilik hakları da ihlâl edilmektedir.

Tüm bu açıklanan nedenlerle, yazarın kendisine gönderilen mektubu, içeriğine ilişkin bir araştırma yapmaksızın ve tamamen doğru kabul ederek, bu konuda herhangi bir yorumda da bulunmaksızın köşesine taşıması, mektup içeriğinden dolayı kendisinin de sorumlu olması sonucunu doğurmaktadır. Şikâyetçinin kişilik haklarını ihlâl eden ve yeterli araştırmaya dayanmadığı anlaşılan haberden ötürü Yazar Yalçın Bayer’in Basın Meslek İlkeleri’ni ihlâl ettiği tespit edilerek, Hürriyet Gazetesindeki köşesinde 23 Ocak 2013 tarihinde yer verdiği “AH BU BİLİRKİŞİLER” başlıklı yazısından dolayı yapılan başvuruya ilişkin olarak “KINANMASINA” oyçokluğuyla karar verilmiştir.

(Karar No: 2013/6)
———————-
Not: Basın Konseyi Sözleşmesi ve Çalışma Kuralları gereğince, hakkında şikâyette bulunulan medya grubu veya gazeteciyle ilişkisi olan Yüksek Kurul üyeleri, görüşmelerde oy kullanamazlar.

Basın Konseyi Hürriyet Gazetesi Yazarı Yalçın Bayer’in Kınanmasına Karar Verdi

Yazı dolaşımı


Feedback