BASIN KONSEYİ, HÜRRİYET MUHABİRİ CEYLAN SEVER HAKKINDA ’ŞİKAYETİN YERSİZLİĞİ’ KARARI VERDİ

Hürriyet gazetesi ve internet sitesinde 26.02.2018 tarihinde yayınlanan ‘Part-time psikologların başı dertte’ başlıklı haberle ilgili şikayet.

KARAR

Basın Konseyi Yüksek Kurulu 9 Mayıs 2018 tarihinde 13 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda konuyu görüştü ve Hürriyet gazetesi muhabiri Ceylan Sever hakkında yapılan başvuruyla ilgili oybirliği ile ‘şikayetin yersizliği’ kararı aldı.

REFERANS: 2018- 14 

ŞİKAYETÇİ:

Afife SELVİTOPU, Ali Engin UYGUR, Ümit ÇETİNKAYA vekili avukat  Halil İbrahim ÇELİK.

ŞİKAYET EDİLEN:

Hürriyet gazetesi muhabiri Ceylan SEVER

ŞİKAYET KONUSU:

Sağlık Müdürlüğü ekibinin yaptığı denetim sonucu, haklarında dava açılan ve aralarında Afife Selvitopu, Ali Engin Uygur, Ümit Çetinkaya’nın da bulunduğu psikolojik danışma merkezi çalışanlarıyla ilgili 06.02.2018 tarihinde yayınlanan ‘Part-time psikologların başı dertte’ başlıklı haber.

İstanbul Bakırköy’de faaliyet gösteren ve tabelasında ‘Dirim Psikoloji’ yazılı işyerine Bakırköy İlçe Sağlık Müdürlüğü’nden 6 Şubat 2017 günü giden ekip yaptığı denetleme sonunda ‘Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Belediye veya herhangi bir kurumdan işyeri açma ve çalışma ruhsatı olmadığı görüldü’ ifadelerinin de yer aldığı tutanak tutmuştur.

Bu gelişmelerin ardından konu yargıya intikal etmiş, soruşturmayı yürüten savcı hazırladığı iddianameyle aralarında şikayetçilerin de bulunduğu 6 sanık hakkında Asliye Ceza Mahkemesi’nde ‘Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunu’na aykırılıktan kamu davası açmıştır. 24 Temmuz 2017 tarihinde görülmeye başlanan davanın birkaç duruşma yapılmış, savunmaları tamamlanan 5 sanık için ‘duruşmalardan bağışık tutulması’, bir sanık için de ‘savunma ve delilleri için talimat yazılması’ kararı alınmıştır.

Şikayetçilerin avukatı tarafından yapılan başvuruda, dava açılmasına neden olan İlçe Sağlık Müdürlüğü ekibinin hazırladığı tutanağın ‘gerçeğe aykırı olduğunu’, ‘Psikolojik danışmanlık konusunda kanunda boşluk bulunduğunu’, hatta dava devam ederken ‘İstanbul Sanatkarlar Sicil Müdürlüğü’ne kayıt için başvurulduğunu bunu gerçekleştiremediğini’, ‘BİMER’e başvurup ruhsat alabilmek için bilgilendirme istediğini’ bir sonuç alamadığını’ ve sonuç alamadığını belirtmiştir. Şikayetçi avukatı, başvuru dilekçesinde bunları saydıktan sonra, ‘Ruhsat almayı gerektirecek bir mevzuat bulunmamaktadır, bahse konu danışmanlık merkezinin mevzuata aykırılığı söz konusu değildir” demiştir.

Davada yargılanan ve şikayetçilerden birinin annesi olan Gülşen Selvitopu’nun serbest girişimci olarak dava konusu olan merkezi kurduğunu belirten şikayetçi avukatı başvurusunda, “Müvekkillerimizin şahsı hakkında ileri sürülen gerçek dışı ima ve isnatların  mesnetsiz haber konu edilmesi; basın meslek ilkelerine ve ahlaki değerlere aykırı olup,  kişilik haklarına ağır bir saldırı niteliğindedir… Haberin kınanması; gerçeği çarpıtarak karalamaya yönelik ithamlar sebebiyle  yalanlanması için gerekenin yapılmasın talep ediyoruz” demiştir.

 UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR

Şikayet başvurusu Hürriyet muhabiri Ceylan Sever’e hem e-mail hem postayla iletildi, Hürriyet’in avukatı Eren Mustafa Şener tarafından iki sayfalık cevap göndermiştir. Taraflar arasında uzlaşma sağlanamamıştır.

Şikayetçinin suçlamalarını kabul etmediklerini belirten avukat Şener, haberde geçen tüm beyanların Bakırköy 39’uncu Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen kamuya açık davadan alındığını, hem iddianamedeki ifadelerin hem duruşma sırasında sanıkların beyanlarının üzerinde en ufak bir değişiklik yapmadan aynen yayımlandığını savunmuştur. Kamu davasında iddianame gibi sağlam bir temele dayandırılan haberin ‘kamu yararı’ içerdiğini belirten avukat, ‘gerçek dışılık’ isnadının geçerli olmadığını ve buradaki ‘gerçeklilik’ kavramın ‘görünürde gerçek’ ilkesini karşıladığını ifade etmiştir.

Davada yargılanan kişilerin adlarının kodlanarak yazıldığını, belirleyici kimlik bilgilerinin kamu ile paylaşılmadığını kaydeden avukat Şener, “Kamuya açık okunan iddianame ile herhangi bir kısıtlılık kararı da olmamasına rağmen müvekkilimiz gerek devam eden yargılamaya olan saygısı, gerekse de şahısların gizlilik haklarına olan hassasiyeti nedeniyle gazetecilik etiğine uygun davrandı” demiştir.

Avukat Şener, ‘özel hayatın ihlal edildiği’ iddiasının da geçersiz olduğunu savunarak, denetimi yapan sağlık personeli olduğunu, haberin de kamu görevine ilişkin olduğunu vurgulamış, ‘Bunun özel hayatın gizliliği veya iftira şeklinde değerlendirilmesi mümkün değildir” demiştir.

Haberde, şikayetçilerin mahkeme huzurundaki ifadelerinin ‘Sadece ailelere eğitim verdik’, ‘Ruhsatsız olduğunu bilmiyorduk’ ara başlıklarıyla ayrıntılı şekilde aktarıldığını belirten avukat Şener, “Değil şikayetçiye hakaret etmek, iftira atmak; savunmalarını kamu ile paylaşılarak, objektif bir şekilde yaklaşılmış, herkese eşit oranda söz hakkı verildi” demiştir.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Şikayet edilen haber, Bakırköy 39’uncu Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen bir kamu davasına ilişkindir. Resmi bir kurumun yaptığı denetleme sonunda başlatılan soruşturma sonucu açılan davada herhangi bir yayın yasağı, gizlilik ya da kısıtlama kararı söz konusu değildir.

Sağlık konusu ve bu tür hizmetlerin nasıl sağlandığı; bu alanda faaliyet gösteren kuruluşların eylemleri, kurallara ne denli uyup uymadıkları kamuoyunu yakından ilgilendirir.

Şikayet konusu haberde, davanın iddianamesinde sanıklara yöneltilen suçlamalar olduğu kadar hatta daha fazla sanıkların savunmaları yer almış, objektiflik ilkesinden sapılmamıştır. Sanıkların savunmaları ara başlıklarla dikkat çekici şekilde verilmiş dava devam ettiği için dikkatli bir üslup kullanılmıştır.

Herhangi bir kısıtlılık kararı olmamasına ve zorunluluk bulunmamasına karşın haberde sanıkların görev yaptığı psikolojik danışma merkezinin adına yer verilmemiş, sanıkların adları da rumuzlu yazılmıştır. Bu da muhabirin, meslek etiğine uyduğun hareket ettiğini göstermektedir. Haberde adı geçen kişilerden, şikayetçilerin fotoğraflarına yer verilmiştir. Her ne kadar göz kısımları buzlanmış olsa da, şikayetçiler kolaylıkla teşhis edilebilecek durumdadır. Bu ise, Basın Meslek İlkeleri içinde, özel hayatın korunmasına dair hükmün kapsamına girebilirdi. Ne var ki, yukarıda izah edildiği üzere, haberin yapılmasında kamu yararı bulunduğu ve konu da şikayetçilerin ‘özel yaşam’ sınırları kapsamında kalan bir mesele olmadığı için, bu noktada da bir ihlalden bahsedilemez. Fotoğrafların yayımlanmasının gerekli olup olmadığı tartışılabilir, fakat Basın Konseyi’nin görevi gazetecinin yerine geçerek haberin en iyi nasıl yapılabileceğine dair ‘yerindelik denetimi’ yapmak değil, Meslek İlkeleri bakımından bir aykırılık olup olmadığını tespit etmekle sınırlıdır.

Dava konusu olayda kamuya açık bir merkezi ilgili kamu görevlileri denetlemiş, tutanak tutmuş olay yargıya intikal ettirilmiş, savcılık soruşturma sonunda kamu davası açmış ve duruşmalar kısıtlılık kararı olmadan açık devam etmektedir. Bu durumdu ‘özel hayatın gizliliği’ ve ‘iftira atıldığı’ iddiası da geçersizdir. Aksi durumda gazeteci kolay kolay adliye haberi yapamaz, bu halkı halkın haber alma hakkı ile bağdaşmaz.

Netice olarak tüm bu nedenlerle şikayet konusu haberde Basın Meslek İlkeleri’nin ihlal edildiği iddiasının dayanaktan yoksun olduğu ortadadır.

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 13 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda konuyu görüşmüş ve Hürriyet gazetesi muhabiri Ceylan Sever hakkında yapılan başvuruyla ilgili oybirliği ile ‘şikayetin yersizliği’ kararı almıştır.