HUKUKU, ÖZGÜRLÜKLERİ, BASIN VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ ARADI.

BASIN KONSEYİ BAŞKANI PINAR TÜRENÇ:

“2015’TE SINIFTA KALDIK. 2016’DA İFADE VE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ ENGELLEYEN ALIŞKANLIKLARDAN VAZGEÇİLMELİ”

Gazetecilere ve hukukçulara yönelik artan baskılar, kaygı verici boyutlara ulaştı. Cezaevlerine konulan gazeteciler, kapatılan basın organları hem hukuk hem de basın camiasında tepkilerin bir kez daha yüksek sesle dile getirilmesine neden oldu.

2015 yılında basındaki ağır hasarları anlatmak için bir araya gelen Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı ve Türkiye Gazeteciler Federasyonu Başkan yardımcısı Misket Dikmen, İzmir Barosu Başkanı Aydın Özcan, Türkiye Gazeteciler Sendikası İzmir Şubesi Başkanı Halil Hüner, basın özgürlüğü ve yargı bağımsızlığı için Bayraklı İzmir Adliyesi Baro Salonu’nda ortak bir açıklama yaptı.

Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, konuşmasında TBMM’de gazetecilere getirilen kulis yasağının kabul edilemeyeceğini belirterek, “Yasaklar, halkın haber alma hakkını engellemektedir” dedi.

Türenç, tablonun her geçen gün ağırlaştığını belirterek, 41 yıldır medya sektöründe çalışıyorum ama sıkıyönetim zamanlarında bile haber merkezlerinin boşaltıldığını görmedim, ifadelerini kullandı.

Gazeteci tutuklamalarının ve yayın yasaklarının evrensel hukuka da aykırı olduğunu belirten Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, gazetecilerin salı verilmesini istedi ve gazetecilik faaliyetinden dolayı gazetecilerin tutuklanmasının kabul edilemeyeceğini belirtti. Türenç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Basın özgürlüğü açısından yargının kuralları uygulama noktasında hataları olmuştur. Yargısal baskıların önlenmesi beklenirken, bağımsızlık ve tarafsızlık konusunda ilk günden beri eleştirilere maruz kalan ve kaygılarımızı doğrulayan Sulh Ceza Hakimlikleri’nin yapısının bir daha gözden geçirilmesini istiyoruz. Türkiye bugüne kadar “Özel Yetkili Mahkeme”lerin yarattığı sorunlarla uğraştı. Şimdi de Sulh Ceza Hakimlikleri’nin ifade özgürlüğü nezdinde önemli engel oluşturduğuna tanık olmaktayız.

Artık bu tür yargısal organların varlığına son verilmelidir. Çünkü Türkiye, Uluslararası insan hakları sözleşmelerinin tarafıdır. Bu uygulamalarda Uluslararası hukuk kuralarına aykırıdır. Türkiye’nin 2015 yılında hapisteki gazeteciler, soruşturmalar, yasaklamalar, kapatmalar, el koymalar, tehdit ve engellemeler, sansür, otosansürün egemen olduğu gözdağı verme ile geçen bir yıl oldu.”

Türenç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yükümüzün ağır olduğunun farkındayız. Ama bu sıkıntıların üstesinden gelmeye ant içtik. Şuanda cezaevinde 30’a yakın gazeteci var. 15 televizyon kanalı kapatıldı. 94 gazeteciye hak ettikleri halde basın kartı verilmedi. Sosyal medya engellendi. Sosyal medyada içerik kaldırmada dünya birincisiyiz. Basın özgürlüğü diplere doğru gidiyor. 41 yıldır medya sektöründe çalışıyorum ama sıkıyönetim zamanlarında bile haber merkezlerinin boşaltıldığını rastlamadık.. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (Rtük) cezaları tarihe geçti. Atatürk’e hakaret eden Akit TV sadece ikaz edilirken, Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin bir sözünden dolayı CNN Türk’e 700 bin lira para cezası verildi.”

İGC Başkanı Misket Dikmen ise şok bir kararla kapatılan ve tabelası indirilen Cumhuriyet Gazetesi İzmir Bürosu için ‘Cumhuriyet Gazetesi benim için tapınak gibiydi. Önünden geçerken saygı duruşunda bulunurdum. Kapatılması İzmir’e hiç yakışmadı’ dedi. Dikmen; “Şuan yaşadığımız en büyük kaygılardan biri basın ve yargı bağımsızlığı…Türkiye’de gazetecilik tutuklu. İddianame hazırlanırken gazeteciler yıllarca içeride tutuluyor. Gazetecilere yönelik saldırı ve baskılar sürüyor. Bütün bunlar ülkenin geleceğine dair endişe verici gelişmeler. Gazetecilik yaptığı için gazetelerinden atılan arkadaşlarımız var. burada amaçlanan tek tip gazetecilik yaratmak” açıklamasında bulundu. Bir basın kuruluşuna kayyum atanması haneye tecavüz gibidir, ifadelerini kullanan Dikmen; “Ülkemizde gazetecilerin giremediği bölgeler var. Güneydoğu Anadolu’da gazetecilik yapmak çok zor. Orada insan olarak yaşamak da çok zor. Ama herşeye rağmen mücadeleye devam” dedi.

İzmir Baro Başkanı Aydın Özcan ise siyasilere çağrıda bulundu. Özcan; “Türkiye’de başta basın yayın, düşünce özgürlüğü olmak üzere temel hak ve hürriyetler üzerindeki baskılar gün gün artmaktadır. Gazetecilerin yaptıkları haberler ve bunların yayınlanması nedeniyle tutuklanarak cezaevine gönderilmeleri kabul edilemez niteliktedir.
Halkın haber alma özgürlüğü ile bilgiye erişiminin bizzat siyasi iktidar eliyle engellendiği, gerçeğin karartılarak örtbas edilmeye çalışıldığı böyle bir sansür ortamı aynı zamanda hukuk güvenliği ile ilgili de ciddi endişeler yaratmaktadır. Bu durum Türkiye’nin girdiği çıkmaz tünelin en dip karanlığına doğru hızla yol almasıdır. Yine son zamanlarda yargı görevi yapan avukat, hâkim ve Cumhuriyet savcıları mesleklerini icra ederken tutuklanma tehdidi altında veya ağır manevi baskılara maruz kalmaktadır. Avukatların, ifadeye hazır olduklarını açıklamalarına rağmen, ifadeye çağırılmaksızın gözaltına alınmalarına ve anlaşılmaz ve soyut delillerle tutuklanmalarına tanıklık ediyoruz. Üzülerek ifade ediyoruz ki gerek yargı bağımsızlığı gerek basın, haber alma ve düşünce hürriyeti ağır saldırı altındadır. Maalesef ülkemizde tutuklama kararları gözdağı verme ve sindirme vasıtasına dönüşmektedir. İzmir Barosu Başkanlığı olarak; siyasal iktidarı, demokrasi söylemleri adı altında uyguladıkları özgürlük kısıtlamalarına ve baskıcı uygulamalarına son vermeye, toplumun kutuplaşmasını önlemeye ve birlik beraberliği sağlamaya çağırıyoruz. Gerek parlamento içindeki gerek haricindeki tüm siyasal partileri de seçim sürecinde verdikleri sözleri yerine getirmeye, demokrasinin teminatı olan vazifelerini aralıksız şekilde yerine getirmeye davet ediyoruz. Yine 550 milletvekilimizi, hukukun üstünlüğüne, toplumun huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan hakları ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağına dair Türkiye Büyük Millet Meclisinde ettikleri yemini hatırlatıyor; halkın kendilerine verdikleri vekaleti kullanarak bu baskıcı uygulamalara, hukuksuzluklara ve savaş zemini hazırlıklarına son vermeleri için göreve davet ediyoruz” dedi.

Türkiye Gazeteciler Sendikası İzmir Şubesi Başkanı Halil Hüner de Türkiye’de bin 300 civarında gazetecinin işsiz olduğunu, gazetecinin aşı işi olması gerektiğini belirterek, sadece halkı bilgilendirmek için çalışan basın mensuplarının, gözaltına alınıp tutuklanma gerekçelerini sordu. İzmir’de sadece Aralık ayında işsiz kalan gazeteci sayısı 32.

BASIN KONSEYİ, İZMİR GAZETECİLER CEMİYETİ, İZMİR BAROSU, TÜRKİYE GAZETECİLER FEDERASYONU, TÜRKİYE GAZETECİLER SENDİKASI ORTAK SES OLDU:

Yazı dolaşımı


Feedback