I———I

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, Kemer Gözcü Gazetesi’nde; 23 Kasım 2010 tarihinde, “Dere yatakları da arazi” başlığıyla yayımlanan haberle ilgili olarak aşağıdaki kararı vermiştir.

 

KARAR

 

ŞİKAYETÇİ                         : AK-KA İnş. Turz. Tic A.Ş. adına vekili

Av. Figen Çalıkuşu

 

ŞİKAYET EDİLENLER   :  1) Saffet Yenigün

Kemer Gözcü Gazetesi

Sorumlu Yazı İşleri Müdürü

                                                   2) Ahmet Turan Yenigün

                                                     Kemer Gözcü Gazetesi İmtiyaz Sahibi

 

ŞİKAYET KONUSU           :           AK-KA İnş. Turz. Tic A.Ş. adına vekili Av. Figen Çalıkuşu, Kemer Gözcü Gazetesi’nin 23.11.2010 tarihli baskısının ana sayfasında manşet olarak yayınlanan “Dere Yatakları da Arazi” başlıklı haberin Basın Meslek İlkeleri’ni ihlal ettiğini ileri sürerek başvuruda bulunmuştur.

 

Şikâyet konusu haber, Kemer’e bağlı bir belediye iken, önce Antalya’ya alt kademe belediyesi olarak bağlanan ve ardından Konyaaltı ilçesine bağlı bir mahalle haline getirilen Beldibi bölgesindeki kaçak yapılaşmaları konu almaktadır. Haberin alt başlığında, “Bölgenin havaalanına en yakın turizm merkezi olan ve en gözde turizm kentleri arasında gösterilmesi gerekirken, başıboş bir vaziyette, isteyenin istediği gibi çarpık ve kaçak yapılara imza attığı Beldibi’nde Cami alanı ve dere yatağı bile, turizmci  tarafından turizm alanı ilan ediliveriyor. Turistlerin denize gireceği alanlar ise tarih olmaya devam ediyor” şeklindeki ifadelere yer verilmiştir. Haberde ayrıca, kendisi de bir turizmci olan son yerel seçimlerdeki Ak Parti Beldibi Belediye Başkanı adayı Hayrettin Kuru’nun Beldibi’ndeki mevcut yerel yönetimin uygulamalarını sert bir biçimde eleştiren açıklamalarına geniş bir biçimde yer verilmiştir.

 

Ancak, bu haberin içeriğinde ayrıca, “kaçak yapılaşma” kapsamında şikâyetçi şirketin ve bu şirketin sahibi olduğu otelin ismine yer verildiği de görülmektedir. Bu kapsamda, haberin içeriğinde   “Akka Antedon Otel tarafından dere yatağının ve camiye ait olan arazinin bir bölümünün tahsisli alan iddiası ile çevrilmesi turizmcileri çileden çıkarttı” şeklindeki ifadeler kullanılmıştır.

 

Şikâyetçi vekili başvurusunda, gerçeğe aykırı olan bu haber ve devamındaki asılsız iddialar ile müvekkilinin karalanmasının ve yıpratılmasının amaçlandığını ve bunun için müvekkilinin “yasalara aykırı bir şekilde arsa çeviren ve kaçak inşaatlar yapan bir tüzel kişilik olarak gösterilmek istendiğini ileri sürmüştür. Şikâyetçi vekili Basın Konseyi’ne

 

 

 

yaptığı başvuruda yalnızca, şikâyet konusu haberde ileri sürülen iddialara yanıt vermekle kalmamakta ancak ayrıca; haberi yapan gazetenin imtiyaz sahibi ile müvekkili olduğu şirketin yönetim kurulu başkanı arasındaki alacak meselesinden kaynaklanan bir icra takibi bulunduğunu bildirerek, şikâyet konusu haberin tam da borçlu gazete imtiyaz sahibinin icra davasını kaybederek borcunun ödemesinden sonra yapılmış olmasına dikkat çekmektedir.

 

Sonuç olarak şikâyetçi vekili, Kemer Gözcü Gazetesi’nin şikâyet konusu yazı ile Basın Meslek İlkeleri’nin,

 

“Kamusal bir görev olan gazetecilik, ahlaka aykırı özel amaç ve çıkarlara alet edilemez” şeklindeki üçüncü,

 

“Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” şeklindeki dördüncü,

 

“Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz” şeklindeki altıncı ve

 

“Basın organları, yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı duyarlar” şeklindeki on altıncı,

 

Maddelerini ihlal ettiğini ileri sürerek, gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü ve imtiyaz sahibi hakkında uygun yaptırımın uygulanması başvurusunda bulunmuştur.

 

ŞİKAYET EDİLENLERİN YANITI: Kemer Gözcü Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Saffet Yenigün ve İmtiyaz Sahibi Ahmet Turan Yenigün’e şikâyetle ilgili bilgi veren Genel Sekreterlik mektubu 30 Aralık 2010 tarihinde gönderilmiş olup; şikâyet edilenlerin 06.01.2011 tarihli ortak yanıtları ve yanıt ekinde bulunan Av. Lider Tanrıkulu ve Av. Soner Tanrıkulu imzalı basın bülteni 13.01.2011 tarihinde Konseyimize ulaşmıştır.

Şikâyet edilenler bu yanıtlarında özetle, Kemer Gözcü Gazetesi olarak 10 yıldır Beldibi’ndeki kaçak yapılaşmalarla ilgili bugüne kadar bölgesel ve ulusal kanallara da konu olan çok sayıda haber yaptıklarını ve bu şekilde çok sayıda kaçak yapının yıkılmasına vesile olduklarını, bu çabalarının yalnızca Beldibi ile sınırlı bulunmadığı ve örneğin aynı sorunu yaşayan Göynük Beldesiyle ilgili de çok sayıda haber yaptıklarını ifade etmişlerdir. Şikâyete konu otelin yanındaki dere yatağı ile ilgili çok sayıda ihbar aldıklarını ve yayımlanan haberi de Ak Partili Belediye Başkan Adayı Hayrettin Kuru ve mahalle muhtarının açıklamalarına dayandırdıklarını ve aynı tesise karşı CHP Eski Belde Başkanı Bülent Dolunay’ın da açmış olduğu davanın 4 yıldır devam ettiğini belirtmişlerdir.

 

Bu haberin şikâyetçi vekili tarafından ileri sürüldüğü gibi, şikâyetçi ile gazete imtiyaz sahibi arasındaki icra davası ile uzaktan yakından ilgisi bulunmadığını, aksine böyle bir şikâyete mahal bırakmamak için, haberin o yasal husumetin sona ermesine kadar bekletildiğini, Beldibi’ndeki kaçak yapılaşmalarla ilgili olarak sadece bu otelle ilgili değil, bugüne kadar çok sayıda otel ve dükkânla ilgili de pek çok haber yaptıklarını ve bu haberler nedeniyle kendilerine çeşitli defalar yapılan tehdit ve baskınlara karşı çok sayıda suç duyurusunda bulunduklarını ve bu olaylarla ilgili de haberler yaptıklarını bildirmişlerdir.

 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ: Basın Konseyi Yüksek Kurulu 12 Mayıs 2011 tarihli toplantısında dosyayı ele alarak aşağıdaki değerlendirmeyi yapmıştır.

 

Şikâyet konusu haber, basının halkı bilgilendirme amacı doğrultusunda, Beldibi bölgesinde yaşanan kaçak yapılaşma sorununu gündeme taşımak ve bu konuda bir kamuoyu oluşturmak üzere kaleme alınmıştır.

 

Bu çerçevede, haber bir bütün olarak incelendiğinde, esas itibarıyla Beldibi bölgesindeki kaçak yapılaşmaları önlemekte zaaf gösterdiği öne sürülen ilgili yerel yönetim birimlerinin eleştiri konusu yapılmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Nitekim haberde ileri sürülen iddiaların temel dayanağı olan açıklamaların, yapılan son yerel seçimlerde mevcut yerel yönetime karşı seçimi kaybetmiş olan belediye başkan adayına ait bulunması, somut olaydaki eleştirel yaklaşımın siyasi bir boyutu olduğunu da açıkça ortaya koymaktadır.

 

Bununla birlikte, haberde ileri sürülen iddiaların içeriğinde ise bu genel eleştirel tavrın yanı sıra, özel olarak şikayetçi şirkete ait otelin ismi verilmek suretiyle, bu otel tarafından dere yatağının ve Cami’ye ait olan bir bölümün “tahsisli alan” iddiasıyla çevrildiği ya da diğer bir deyişle kaçak bir inşaat ve yapı faaliyetinin yürütüldüğü ileri sürülmektedir.

 

Öncelikle belirtmek gerekir ki, çağdaş demokratik düzenlerde halkın bilgi alma hakkı anayasal bir kuraldır ve basın da, halkın bilgilenme hakkının gerçekleştirilmesine yönelik olarak „haber, düşünce, yorum ve eleştirileri yayma“ görevini üstlenir. Bu açıdan, basının üstlendiği görevin kamusal bir nitelik taşıdığı kuşkusuzdur. Bununla birlikte, demokratik düzenlerde tıpkı „haber vermek/eleştirmek hakkı“ gibi,  „kişilik hakkı“ da anayasalar tarafından korunur ve bu hakka geçerlilik sağlayacak yasal düzenlemeler oluşturulur. Demokratik anayasal düzenlerde korunan bu haklar arasında bir çatışma doğduğunda ise, bu sorunun çözüme bağlanmasını sağlayacak bir „denge/sentez“ rejimi oluşturulması gerekir. Bu çerçevede, basın araçlarının haber verme/eleştirme haklarını kullanırken bireylerin kişilik haklarını ihlal etmelerini önlemek üzere, bu her iki anayasal hakkın sınırlarını ortaya koyan belirli ölçütler belirlenmiştir (Bkz Lingens v. Avusturya, Başvuru No: 9815/82, Paragraf, 37-41 ve özellikle 42…Bu konuda ayrıntılı bilgi için bkz. Hasan SINAR, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Uygulamasında Siyasetçilere Yönelik Eleştiri Hakkı ve Sınırları-Lindon Otchakovky ve July v. Fransa Kararı Ekseninde Bir İnceleme, Kazancı Hakemli Hukuk Dergisi, Sy: 79-80, Mart-Nisan 2011, s. 146).

 

Bu ölçütlerden ilki, basın araçları tarafından açıklanan olayın, kişilere zarar verse dahi bir haber niteliği taşıması ya da daha açık bir deyişle, bu olayın kamuoyuna duyurulmasında bir „kamu yararı ve kamusal ilgi“nin bulunmasıdır. Diğer bir ölçüt ise bu haberin ilgili yayının, haberdeki olayların gerçekleştiği dönemde yapılması gerekliliğini ifade eden „güncellik“ ölçütüdür. Bir diğer ölçüt ise, haberde yeralan bilgilerin ve açıklamaların „gerçeğe uygunluğu“dur. Ancak Yargıtay uygulamasında da (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 21.03.1980 ve 1302/3719 sayılı temel içtihadı) benimsendiği üzere, burada aranan husus mutlak bir gerçeklik değil, ancak görünüşte gerçekliktir. Diğer bir ifadeyle, yapılan haberin gerçekliği, yayının yapıldığı sırada olayın beliriş şekline uygunluk anlamına gelmektedir. Nihayet, haber verme/eleştirme hakkı ile kişilik hakkı arasındaki sınırın belirlenmesinde yararlanılan son ölçüt ise, yapılan „haberin konusu ile o haberde kullanılan ifade biçimi arasında düşünsel bir bağlılığın bulunması“dır (Bkz. Çetin ÖZEK, Basın Özgürlüğünden Bilgilenme Hakkına, Alfa Yayınları, 1999, İstanbul, s. 265).

 

Somut olaydaki başvuruyu bu ölçütler çerçevesinde irdelediğimizde, Kemer Gözcü Gazetesi’nde yapılan ve Beldibi bölgesindeki kaçak yapılaşmaların kamuoyuna aktarılması gibi meşru ve kamusal bir amaç taşıyan bu haberin yapılmasında „kamu yararı ve kamusal ilgi“ bulunduğu tartışmadan uzaktır. Bu haberin,  habere konu otel tarafından hemen yandaki kuru dere yatağına büz döşenmesi çalışması ile aynı zamanda yapılmış olması da „güncellik“ koşulunun gerçekleştiğini ortaya koymaktadır. Bu noktada, haberde anlatılan hususların mutlak bir gerçeği anlatıp anlatmadığı hususu mevcut veriler çerçevesinde tam bir açıklığa kavuşmuş değilse de, gerek haberde bu çalışmayı ortaya koyan fotoğraflara yer verilmesi ve gerekse bu durumu teyit eden üçüncü kişilerin açıklamalarına atıfda bulunulması, somut olayda „görünüşte gerçeklik“ koşulunun da oluştuğunu ortaya koymaktadır. Nihayet, haberin konusu ile haberde kullanılan ifade biçimi arasında da (her ne kadar ifade biçimi siyasi bir eleştirel söylem niteliğindeyse de) düşünsel bir bağlılık mevcuttur.

 

Bu hususa ilişkin saptamalar, ayrıca şikayetçi vekili tarafından, şikayet konusu haber ile şikayette bulunan şirketin yönetim kurulu başkanı ve haberin yayınlandığı gazetenin imtiyaz sahibi arasındaki icra davası arasında ilişki kurması yönünden de önem taşımaktadır. Çünkü, haberi hazırlayan ile habere konu olan arasındaki olası (ekonomik, siyasal, ailevi…vb) sübjektif ilişkilerin, yukarıda belirtilen objektif ölçütler karşısında belirleyici bir rolü ve özelliği yoktur. Diğer bir ifadeyle, burada esas alınması gereken yegane husus, bizatihi haberin kendisidir ve yayınlanan haberin yukarıdaki ölçütlere uygun olup olmadığının belirlenmesidir.

 

Tüm bu verilerin ışığında, şikayete konu haberin, Basın Meslek İlkeleri’nin  “Kamusal bir görev olan gazetecilik, ahlaka aykırı özel amaç ve çıkarlara alet edilemez” şeklindeki üçüncü ve “Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” şeklindeki dördüncü maddelerinin ihlal edilmediği kanaatine ulaşılmıştır.

Bununla birlikte, şikayet konusu haberin hazırlanması aşamasında, iddia edildiği üzere dere yatağı ve Cami alanı üzerinde Akka Antedon Oteli lehine bir „tahsis“ yapılıp yapılmadığı hususunun ilgili yerel yönetim birimi, tapu dairesi ve diğer kaynaklardan soruşturulması mümkün iken, bu soruşturma işleminin yapıldığını  veya –her ne kadar Konseyimize gönderilen yanıtta, şikayetçiye telefonla ulaşmaya çalıştıkları ancak yanıt alamadıkları belirtilmiş olsa da– şikayetçiye hakkındaki iddiaları yanıtlama imkanı tanındığını gösteren hiçbir belge ortaya konulamaması nedeniyle, haberin hazırlanmasında yalnızca tek yanlı bilgi akışıyla yetinilerek hareket edilmiş olması nedeniyle, Basın Meslek İlkeleri’nin

„Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz” şeklindeki altıncı maddesinin ihlal edildiği kanaatine ulaşılmıştır.

 

Nihayet, şikayet dosyasına göre, şikayet konusu haber ile ilişkili olarak Akka Antedon oteli vekili Av. Figen Çalıkuşu’nun 25.11.2010 tarihinde Kemer Gözcü Gazetesine düzeltme ve cevap metni gönderdiği ancak bu metnin yayınlanmadığı tespit edilmiş ve Kemer Gözcü Gazetesinin Konseyimize gönderdiği yanıtta da, bu düzeltme ve cevap yazsının yayınlanacağına ilişkin hiçbir ifade kullanılmamıştır Bu suretle Kemer Gözcü Gazetesi’nin düzeltme ve cevap hakkına saygı göstermediği ve Basın Meslek İlkeleri’nin “Basın organları, yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı duyarlar” şeklindeki on altıncı maddesini ihlal ettiği kanısına varılmıştır.

 

Yukarıda arz olunan gerekçeler çerçevesinde, Basın Meslek İlkeleri’nin altıncı ve onaltıncı maddelerini ihlal eden, Kemer Gözcü Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Saffet Yenigün ve İmtiyaz Sahibi Ahmet Turan Yenigün’ün  “uyarılmalarına”oy birliğiyle karar vermiştir.

 

(Karar No: 2011/7-8)

———————-

Not: Basın Konseyi Sözleşmesi ve Çalışma Kuralları gereğince, hakkında şikâyette bulunulan medya grubu veya gazeteciyle ilişkisi olan Yüksek Kurul üyeleri, görüşmelerde oy kullanamazlar.

——————————-

Basın Konseyi, Kemer Gözcü Gazetesi Ve Kemer Gözcü Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Saffet Yenigün’ün Uyarılmalarına Karar Verdi

Yazı dolaşımı


Feedback