Reyhanlı Sulh Ceza Mahkemesi tarafından verilen yayın yasağı kararına karşı, Basın Konseyi’ni temsilen Başkan Orhan Birgit tarafından bugün İstanbul Sulh Ceza Mahkemesi kanalıyla itiraz edildi. İtiraz aynı zamanda Birgit’in şahsı adına da yapıldı.

İtiraz metnini kamuoyu ile paylaşıyoruz:

İstanbul, 13 Mayıs 2013

REYHANLI SULH CEZA MAHKEMESİ’NE

İLETİLMEK ÜZERE

İSTANBUL NÖBETÇİ SULH CEZA MAHKEMESİ’NE

2013/584 Değişik İş

 

İTİRAZ EDEN                    : Basın Konseyi adınaOrhan Birgit (Basın Konseyi Başkanı )

Halaskargazi Cad. No: 110 Kat: 7

Osmanbey – İstanbul

KONU                                   : Reyhanlı Sulh Ceza Mahkemesi tarafından 11.5.2013 tarihinde verilmiş bulunan 2013/584 Değişik İş sayılı kararın hukuka aykırı olduğu gerekçesi ile kaldırılması talebimizdir.

 

AÇIKLAMALAR:

I. 1. Basın Konseyi, 1986 yılında “Özgürlükçü bir demokratik sistemin temel taşı olan, “halkın gerçekleri öğrenme hakkı”nı savunmak; özgür ve sorumlu basının ve basın mensuplarının, meslek uygulamalarını, özgür ve saygın bir basından beklenecek düzeyde sürdürmelerine yardımcı olmak üzere” (Basın Konseyi Sözleşmesi 1. Madde) kurulmuş olan bir sivil toplum kuruluşudur. Basın Konseyi Birleşmiş Milletler tarafından Danışman Sivil Toplum Kuruluşu olarak tanınmıştır. Basın Konseyi’nin öncelikli görevleri arasında, her türlü basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkını kısıtlamalarına karşı çıkmak ve bunların düzeltilmesi için gerekli işlemleri yapmak yer almaktadır.

Basın Konseyi, ayrıca Özgür Basın isimli yayın organını da düzenli olarak yayımlamakta, bu bağlamda aynı zamanda bir yayın organına da sahip bulunmaktadır.

2. 11 Mayıs 2013 tarihinde Hatay İli Reyhanlı İlçesi’nde meydana gelen bombalı saldırıya ilişkin Reyhanlı Sulh Ceza Mahkemesi tarafından, Reyhanlı Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi üzerine bir yayın yasağı kararı verilmiştir.

Verilen karara göre, söz konusu patlamaya ilişkin olay yerini ve olayda yaralanan ve ölenleri gösteren görüntülerin soruşturma kapsamında bilgi ve görüntü olduğu, bunların yazılı ve görsel basında yayımının soruşturmanın gizliliğine zarar verebileceği ve soruşturmanın geleceğini tehlikeye düşüreceği gerekçeleriyle, “dosya ve soruşturma kapsamı içinde kalan olay yerine ve olayda ölen ve yaralananlara ilişkin ve olay içeriğine ilişkin her türlü sesli ve görüntülü, yazılı ve görsel medyadaki yayınlar ile internet ortamındaki bu kapsamdaki bilgilerin CMK md. 153 vd maddeleri gereğince YAYINLANMASININ VE GÖSTERİLMESİNİN YASAKLANMASINA” karar verilmiştir. Bu karar, gerekçelerini aşağıda izah edeceğimiz şekilde hukuka aykırı olup kaldırılması gerekmektedir. Nitekim, olayın gerçekleşmesinden itibaren birçok farklı resmi merci tarafından olaya ilişkin kamuoyuna bilgi verilmekte, açıklamalar yapılmaktadır.

II. 1. Reyhanlı Sulh Ceza Mahkemesi’nin böyle bir karar verme yetkisi bulunmamaktadır.

Her ne kadar Reyhanlı Sulh Ceza Mahkemesi tarafından, işbu başvurumuza konu olan türden bir karar verilmişse de, böyle bir kararın hukuki dayanağı yoktur. Dahası, meri hukukumuza göre herhangi bir mahkemeyi, bu türden bir karar vermekle yetkilendiren bir düzenleme de mevcut değildir.

2. Reyhanlı Sulh Ceza Mahkemesi’nin gösterdiği yasal dayanaklar ile verdiği karar arasında fikri bağ bulunmamaktadır.

T.C. Anayasası’nın 28. maddesi uyarınca “Basın hürdür, sansür edilemez”.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. Maddesi ile de ifade özgürlüğü ve bu özgürlüğün ayrılmaz parçaları olan basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkı garanti altına alınmıştır.

Verilen kararda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 153. maddesi ile Basın Kanunu’nun 3 vd. maddelerine dayanıldığı belirtilmektedir.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 153. maddesi “Müdafiin dosyayı inceleme yetkisi”ni düzenlemektedir. Buna göre kural olarak gizli olan ceza soruşturmaları sırasında müdafie bir özel yetki tanınmış ve bu yetki çerçevesinde soruşturma dosyasını incelemesi mümkün kılınmıştır. Anılan madde ile getirilen düzenlemenin, Reyhanlı Sulh Ceza Mahkemesi tarafından alınmış olan karar ile bir alakası bulunmamaktadır.

Anılan madde yalnızca soruşturma aşamasında müdafiin dosyayı inceleme yetkisini düzenlemekte olup bunun dışındaki kimselerin zaten soruşturma dosyasını inceleme hak ve yetkileri yoktur.

Aynı şekilde, kararda dayanılan Basın Kanunu’nun 3. maddesi de, anılan Kanunun temel prensipleri ortaya koyan genel nitelikteki, maddelerinden olup, birden fazla temel hakkın sınırlandırılmasını öngören böyle bir karara dayanak teşkil edemez.

Soruşturmanın gizliliği prensibi, bütün demokratik hukuk düzenlerinde kabul edilmiş bir temel prensiptir. Ancak bu prensip, asla halkın haber alma hakkının önünde bir engel teşkil edemez. Bir ilçede meydana gelen ve kırkın üstünde vatandaşın ölümüne neden olan bir terörist saldırıya ilişkin, halkın haber almasını imkânsız kılacak kapsam ve ölçüde verilen kararın gerekçesinde, konuyla ilişkili bir kanuni dayanak dahi gösterilememiştir.

Reyhanlı Sulh Ceza Mahkemesi, “hazırlık soruşturmasının gizliliğinden amaç ise soruşturmaya ilişkin delil kapsamında her türlü bilgi ve görüntüdür” yorumunu yapmaktadır. Bu şekildeki bir anlayış, işlenen herhangi bir suçla ilgili herhangi bir bilgi ve görüntüyü yayınlanamaz hale getirmektedir. Soruşturmanın gizliğinin amacının, halkın haber almak hakkı üzerinde bu ölçüde bir karartma olmadığı açıktır.

Nitekim soruşturmanın gizliliğini ihlâl suçunu düzenleyen TCK m. 285’in gerekçesinde de “Ancak elbette ki, soruşturması yapılan suçlar hakkında, halkın bilgi sahibi olmak ihtiyacı da vardır. Medya bu suçlar hakkında bilgilenerek halkın bilgi edinme ihtiyacını karşılamak görevindedir” denilerek bu durum ortaya konulmaktadır.

Bu ölçüdeki bir olayın haber konusu yapılması, sebepleri ve faillerin kim olabileceğinin tartışmaya açılması soruşturmanın gizliliğini tehdit eden unsurlar olarak değerlendirilemez. Yapılacak yayınlarda soruşturmanın gizliliği açısından bir sakıncanın ortaya çıkması durumunda ise, TCK m. 285 hükmü gereğinde işlem yapılması mümkündür.

Temel hakların kısıtlanması sonucunu doğuran tedbir ve sair kararlar, ancak açık bir kanuni dayanağa sahip olunması halinde alınabilir (Anayasa m. 13). Bu konuda yorum yoluyla hukuk yaratılamayacağı gibi, kıyas da yapılamaz.

3. Reyhanlı Sulh Ceza Mahkemesi tarafından verilen karara “yasal” dayanak olarak gösterilen hükümlerin esasen karar içeriği ile ilişkisinin olmadığı ve kıyasa başvurulduğu kararda da açıklanmıştır.

Verilen kararda, “bu kapsamda yasanın ve CMK 153’ün amacı soruşturmanın gizliliğini korumaktır. Bu gizliliğin müdafiye karşı korunmasının yanında müdafi dışındaki kişi ve kurumlara karşı da korumanın esas alındığı…” şeklindeki gerekçe ile karar içeriği ile hiçbir ilişkisi bulunmayan CMK m. 153’ün kıyasen uygulandığı itiraf edilmektedir.

Temel hak ve özgürlükler ancak açık bir yasal düzenlemenin mevcut olması durumunda kısıtlanabilir. Reyhanlı Sulh Ceza Mahkemesi’ne yapılan başvuru çerçevesinde yayım yasağı konulmasını mümkün kılan bir yasal düzenleme yoktur. Mahkeme de bu sebeple, esasen konu ile hiçbir alakası bulunmayan CMK m. 153’ü dayanak göstermekte ve müdafie karşı korumanın, müdafi dışındaki kişi ve kurumlara karşı korumayı da kapsadığı gibi, hukuki mesnetten yoksun, hukuk tekniğine aykırı, Anayasa’nın özünü zedeleyen bir gerekçe icat etmiştir. Yapılan kıyastır. Temel hak ve özgürlükler kıyas yapılarak sınırlandırılamaz.

NETİCE VE TALEP: Yukarıda gerekçeleri açıklandığı üzere, Reyhanlı Sulh Ceza Mahkemesi tarafından yetkisiz olarak alınan ve herhangi bir geçerli yasal dayanağı olmayan ve kanunsuz şekilde temel hakların sınırlandırılmasına sebep olan kararın CMK m. 268/2 uyarınca gözden geçirilerek kaldırılmasına, itirazın yerinde görülmemesi durumunda, itirazı incelemeye yetkili mercie gönderilmesine karar verilmesini Basın Konseyi ve Basın Konseyi’nin yayın organı adına Başkan sıfatımla, Sarı Basın Kartı taşıyan ve bir günlük gazetede düzenli olarak yazı yazan bir gazeteci olarak ise asaleten saygılarımla arz ederim.

 

Basın Konseyi adına

Orhan Birgit

Basın Konseyi Başkanı

Basın Konseyi Reyhanlı Sulh Ceza Mahkemesi'nin verdiği yayın yasağı kararına itiraz etti

Yazı dolaşımı


Feedback