BASIN KONSEYİ, YENİÇAY GAZETESİ YAZARI ARSLAN TEKİN HAKKINDA ‘UYARI’ KARARI ALDI

28.03.2018
Yeniçağ gazetesi yazarı Arslan Tekin’in ‘Cerrahpaşa Tıp’ta Skandalın Skandalı’ başlıklı yazıya Prof. Dr. İhsan Taşçı’nın şikayeti.
KARAR
Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 28 Mart 2018 günü 17 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda Prof. Dr. İhsan Taşçı’nın yaptığı şikayeti görüştü ve Yeniçağ Gazetesi yazarı Arslan Tekin hakkında oyçokluğu ile ‘uyarı’ kararı aldı.

REFERANS: 2018 – 8
ŞİKAYETÇİ:
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı öğretim üyesi Pof. Dr. İhsan Taşçı.
ŞİKAYET EDİLEN:
Yeniçağ Gazetesi yazarı Arslan Tekin.

ŞİKAYET KONUSU:
Yeniçağ gazetesinde 03.02.2018 tarihinde yayımlanan ‘Cerrahpaşa Tıp’ta Skandalın Skandalı’ başlıklı köşe yazısı.
Yeniçağ gazetesi yazarı Arslan Tekin, rahatsız olan eşi Nergis Tekin’i, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. İhsan Taşçı’ya muayene ettirmek için sistemden randevu almış, gittiklerinde verilen saatte muayenenin yapılmadığı nedeniyle taraflar arasında tartışma çıkmıştır. Prof. Dr. Taşçı’nın ‘Bu koşullarda hastayı muayene edemeyeceğini söylemesi üzerine ücret iade edilmiş, yazar da eşini başka bir hekime muayene ettirmiştir.
Yazar, bu nedenle Prof. Dr. İhsan Taşçı hakkında şikayetçi olmuş ve yaşadığı olayı ‘Bir sağlık skandalı’ başlığıyla 27 Kasım 2017 tarihinde köşesinde yazmıştır.
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dekanlığı şikayet üzerine bir öğretim üyesini ‘muhakkik’ olarak görevlendirmiş, Prof. Dr. Taşçı ile bölümdeki görevlilerin ifadeleri alınmış, sonuçta ‘soruşturmaya gerek görülmediği’ kararı verilmiştir.
Kendisine de sonucun bildirilmesi üzerine yazar, bu kez köşesinde 03. 02. 2018 tarihinde ‘Cerrahpaşa Tıp’ta Skandalın Skandalı’ başlıklı ikinci bir yazı kaleme almıştır.
Şikayetçi Prof. Dr. İhsan Taşçı, Basın Konseyi’ne yaptığı yazılı başvuruda, gazetenin okuyucusu olmadığı için ilk yazıyı da ikinci yazıdan sonra bir yakınının söylemesiyle gördüğünü; her iki yazıda kendisine atfedilen ifade ve eylemlerin gerçekdışı olduğunu; onur kırıcı suçlamalar yapıldığını savunarak, yazar Arslan Tekin’den şikayetçi oldu. Şikayet başvurusunda soruşturmada hem kendisinin ve bölümdeki görevlilerin, hem de şikayetçinin ifade tutanaklarını da gönderdi.

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR

Prof. Dr. İhsan Taşçı başvurusunda, yazar Arslan Tekin’in yazıları için ‘‘ifadelerin tamamı gerçek dışı, abartılı, gazetecilik meslek etik kuralları hiçe sayılarak şahsımla, yardımcım ve sekreterimle, hatta çalıştığım kurumla ilgili gerçeğe aykırı yayın yapıldı, şeref ve haysiyetimle oynandı’ dedi.
Yazarın, hukukçu olan yakınıyla hastaneye geldikten sonra ‘gazetecilik kimliğine güvenerek’ koridorda gerginlik çıkarıp çalışanları taciz eder davranışta bulunduğunu öne süren şikayetçi, “Yakınının kendisini sakinleştirme çabalarına karşın çalışanları baskı altına almaya çalışmıştır” ifadesini kullandı.
Hastalığın durumuna göre muayene süresinin aşılabildiğini, hekimin her hastasına yeterli zaman ayırma hakkı olduğunu belirten şikayetçi Prof. Dr. Taşçı, randevunun sistemden alındığını, gecikmeler yaşandığı için sistem randevularının eleştirildiğini belirterek, “Gazeteci kamuya hizmet etmesi gereken köşesinde olayı tamamen kişiselleştirerek, ‘Bu kadın hekimin neyi? Gerçekten sekreteri mi’ ifadeleriyle hakaret etmiştir”’ savunmasını yaptı.
Hiçbir zaman hasta ayırımı yapmadığını, hastanın önceliğinde yaşamsal aciliyeti ön planda tuttuğunu belirten şikayetçi, yazıda ‘muayene etmeye mecburdu’ ifadesinin kullanıldığını, bunun bilgisizlik ten kaynaklandığını, ‘oysa hekimin acil yardım, resmi ve insani zorunluluklar dışında makul ve haklı bir sebeple hastayı reddetme hakkı bulunduğunu’ savundu.

Sağlık hizmetlerinde kaynaklanan zararın tek sorumlusu olarak sağlık çalışanlarının gösterilemeyeceğini savunan şikayetçi, “Temel sorumlunun sağlık hizmetlerini örgütlemek ve finanse etmekle sorumlu kurumlar olduğu gözden kaçırılmamalıdır. Bu bilimsel gerçeğin gözden kaçırılması sağlık çalışanlarına yönelen şiddeti besleyen en önemli etkendir’ dedi.

Şikayet başvurusu, “Bu yazı bir hak arama yazısı olamaz. Yakını hukukçu ise ihlal edilen bir hakkın nasıl aranacağını gayet iyi bilir. Sorumsuzca, tüm basın etik kuralları çiğnenerek, şahsım, mesai arkadaşlarım ve kurum hakkında yapılan suçlama ve karalamalar gerçek dışıdır. Arslan Tekin hakkında gerekenin yapılmasını rica ve talep ederim” ifadeleriyle son buldu.

ŞİKAYET EDİLEN YAZARIN YANITI

Prof. Dr. İhsan Taşçı’nın şikayet başvurusunun ulaştırıldığı yazar Arslan Tekin, 15 Mart 2018 günü Basın Konseyi’ne yazılı cevap gönderdi. ‘Başımdan geçen bir olayı elbette halkıma paylaşacağım” diyen yazar, hasta olan yakınının eşi Nergis Tekin olduğunu ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde tedavisinin devam ettiğini, bu arada bir de Prof. Dr. İlhan Taşçı’ya muayene ettirmek istediklerini söyledi. Sistemden randevu alıp saatinde gittiklerini, muayene ücretini yatırdıklarını ancak 1 saatten fazla bekletildiklerini kaydeden yazar, bir görevliye sorduklarında ‘Prof. Dr. Taşçı’nın odasında bir hocayla sohbet ettiği’ yanıtını aldıklarını savundu.
Şikayetçinin dediği gibi kavga ve çıkışma olmadığını, sadece Prof. Dr. Taşçı’ya, ‘Bir saat geciktiniz’ dediğini kaydeden yazar Arslan Tekin, onun da kendisine dönerek “Bu gerilimle muayene edemem. Paranızı ödeyelim” dediğini, başka hekime yönlendirmesi gerekirken bunu yapmadığını, kendilerinin de muayenede ısrar etmediklerini anlattı.

Olayda gazeteciliğini kullanmadığını, aynı koridorda profesör arkadaşları olduğu halde kimsenin hakkını yememek için randevu alıp gittiklerini söyleyen yazar, “Kamuoyunu bilgilendirme hakkımı kullandım. Olanları gazeteci kimliğimle gösterdim. Ha benim başımdan geçmiş, ha başkasının” dedi. Prof. Dr. Taşçı’nın sekreterinin Dekanlık tarafından açılan soruşturmada yanılış bilgi verdiğini ileri süren yazar Arslan Tekin, “Doktoru kurtarmak için yalan ifade veren kişi için ‘Bu kadın doktorun nesi?’ sorusunu sorma hakkımız vardır. Neden farklı algılandı, bilmemiz mümkün değil” ifadesini kullandı.
Şikayet edilen yazar Arslan Tekin, yaptırdıkları tahlillerde Prof. Dr. İhsan Taşçı’nın eşini muayene etmemesinin vahim sonucunun ortaya çıktığını ileri sürdü, Dekanlık soruşturmasından sonuç alamayınca YÖK’e ve Rektörlüğe başvurduklarını ifade etti.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Şikayet konusu iki yazıdan ‘Bir sağlık skandalı’ başlıklı yazı 27 Kasım 2017 tarihinde; ‘Cerrahpaşa Tıp’ta skandalın skandalı’ başlıklı yazı 03 Şubat 2018 tarihinde yayımlanmıştır. Şikayet başvurusu 13.03.2018 tarihinde yapıldığından, ilk yazı için iki aylık süre geçmiştir ve değerlendirme yapılmaması gerekir.

Süresi içinde şikayet edilen ‘Cerrahpaşa Tıp’ta Skandalın Skandalı’ yazısında, toplumda herkesi ilgilendiren sağlık hizmetlerini konu eden yazar, yaşadığını belirttiği olayı yazmıştır. Yazarın yaptığı şikayetten beklediği sonucu alamayınca kaleme aldığı yazıda ‘Bir doktor dakikası bile belirtilmiş randevusunu nasıl keyfî olarak geciktirebilirdi! …Dekanlık aynı fakülteden bir profesörü soruşturma için görevlendirdi. Böyle görevlendirme de tuhaf. Birbirinin yüzüne bakan insanlar nasıl soruşturacak ki?! Sonunda soruşturma bitti ve bize postayla gönderdiler: Soruşturmaya gerek yokmuş… Ben 27 Kasım’da çıkan yazımda ‘Sözde durmama, sağlıkla oynama, görevi ihmal ve zamandan çalma fiilleri işlenmiştir’ demiştim. Aynen vaki…’ ifadeleri yer almıştır.

Yazar, soruşturmada ifadelerine başvurulan Prof. Dr. İhsan Taşçı’nın, asistanı Dr. Yasin Tosun ve sekreteri Berrin İnan’ı yalancılıkla suçlamış, “Berrin İnan’ın ifadesi baştan sona yalan!.. Bu kadın hekimin neyi? Gerçekten sekreteri mi? Neden bu kadar yalan ifade?… Maalesef asistan Dr. Yasin Tosun yalan söyleyen Berrin İnan’ın, sözlerine aynen katıldığını belirtiyor. Yasin! Bugünden böyle yalanlara başlarsan, ileride ne olursun bilemem! Senin adına üzüldüm” ifadelerini kullanırken, bu suçlamalarına kanıt göstermemiştir. Ayrıca yazıda yer alan, “Bu işin peşini bırakmayacağız. İnsanların güdülemeyeceğini bilmeleri gerek. Rektörlükle de konuştum. Gerekirse YÖK’e, gerekirse Sağlık Bakanlığı’na, gerekirse Başbakanlık’a, gerekirse Cumhurbaşkanlığı’na kadar gideceğiz. Netice alamazsak mahkemeye vereceğiz” ifadeleri, tehdit olarak algılanabilir.

Yazarın herkes gibi hak arama yollarını kullanması en doğal hakkıdır. Ancak yazarın amacı söylediği gibi kamuoyunu bilgilendirmekse, ilk yazısında bu görevi yerine getirmiştir. Köşesini ikinci kez kullanmasının ve üslubunun da, Rektörlükte süren soruşturmayı arzu ettiği yönde sonuçlandırmaya dönük olduğu anlaşılmaktadır.

Bu nedenle şikayet konusu köşe yazısı Basın Meslek İlkeleri’nin “Kamusal bir görev olan gazetecilik, ahlaka aykırı özel amaç ve çıkarlara alet edilemez” şeklindeki 3’üncü maddesine,
“Kişileri ve kuruluşları eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” şeklindeki 4’üncü maddesine,
“Gazeteci görevini, taşıdığı sıfatın saygınlığına gölge düşürebilecek yöntem ve tutumlarla yapmaktan sakınır” şeklindeki12’nci maddesine aykırı olarak değerlendirilmelidir.

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 28 Mart 2018 günü 17 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda şikayet dosyasını görüştü. Yüksek Kurul üyelerinden Kenan Akın, şikayet edilen yazarla aynı kurumda olduğu için tüzük gereği oylamaya katılmadı. 14 üye Basın Meslek İlkeleri’nin ‘ihlal edildiği’, 2 üye ise ‘ihlal edilmediği’ görüşünü bildirdi. Oylamada 2 üye ‘kınama’, 12 üye ‘uyarı’ kararı alınması yönünde oy kullandı. Sonuçta Yeniçağ Gazetesi yazarı Arslan Tekin için oy çokluğu ile ‘UYARI’ kararı alındı.