İNCELEME BAŞLATAN: Basın Konseyi

 

 

HAKKINDA İNCELEME

 BAŞLATILAN:Bugün Gazetesi

 

 

İNCELEME KONUSU:Bugün Gazetesi’nde, 9 Şubat 2016 tarihinde gazetenin 1.sayfasında yayınlanan, “CHP Sözcüsü BÖKE Vaftiz Edilmiş.”

başlıklı habere ilişkin, Basın Konseyi adına re’sen inceleme başlatılmıştır.

 

 

HAKKINDA İNCELEME BAŞLATILANLARIN YANITI: Taraflardan herhangi bir başvuru ve yeni talep gelmemiştir.

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR:Taraflardan herhangi bir başvuru ve yeni talep gelmemiştir.

 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:Basın Konseyi Yüksek Kurulu 17 Şubat 2016 tarihinde yaptığı toplantıda, Bugün Gazetesi hakkında başlatılan re’sen incelemeyi ele almış ve şu kararı vermiştir:

Bugün Gazetesi’nin 9 Şubat 2016 tarihinde, 1.sayfadan sürmanşetten duyurduğu, büyük puntoların kullanıldığı haberde Selin Sayek Böke’nin fotoğrafı da yer almaktadır.

İnceleme konusu olan haber şöyledir;

“CHP Sözcüsü Böke vaftiz edilmiş

Atatürk posteri skandalından sonra CHP’de şimdi de Hristiyanlık krizi yaşanıyor. Parti sözcüsü Selin Saye Böke’nin vaftiz edildiği ve Hristiyan olduğu iddia edildi.

CHP’de şimdi Selin Sayek Böke’nin dini kimliği konuşulmaya başlandı. Ankara bu iddiayı konuşurken muhabirimiz İzmir Milletvekili Böke’yi telefonla arayıp “Hristiyan mısınız” diye sordu. Bu soruya ne evet ne de hayır diyen CHP sözcüsü “Genel Merkez’e sorun” demekle yetindi. İngiliz The Economist dergisi 6 Haziran 2015 tarihli sayısında yaptığı değerlendirmede,

 

“ CHP Ermeni kökenli bir avukat olan Selina Doğan ile Arap Hristiyan ve saygın bir iktisatçı olan Selin Sayek Böke’yi aday gösterdi” diye yazmıştı.  Böke’nin Hristiyan olduğu iddiaları, dini kimliği CHP’de ciddi rahatsızlık yarattı.

Ortodoks bir aileden

Sayek, ailesi Hatay’ın en köklü  ailelerinden olarak biliniyor. Baba Prof. İskender Sayek’in ailesi Rum Ortodoks Kilisesi’ne bağlı bir Hristiyan olduğu iddia ediliyor. Böke’nin dini kimliği CHP’de ciddi rahatsızlık yarattı ve birçok partili “Parti sözcülüğünü Hristiyan birinin yapması yanlış” söylemlerini dillendirmeye başladı. Kılıçdaroğlu, Hataylı Böke’yi seçilmesi garanti olsun diye İzmir’den aday göstermişti.
DEĞERLENDİRME:

 

Yüksek Kurul, haberi incelediğinde Selin Sayek Böke hakkında dini kimliğin ön plana çıkarıldığını, mensubu olduğu söylenilen Hristiyanlık dininin sürmanşete büyük puntolarla taşınmasının; çağdaş ve laik bir ülke olan Türkiye’de yapılamayacağını vurgulamıştır.

Gerçekten de, söz konusu şahsın şu veya bu dine mensup olması ya da olmaması, ‘haber’ sayılabilir mi? Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre, haber niteliğinde bir yayından bahsedebilmek için, a) bu olayın gerçek olması; b) güncel bulunması; c) açıklanmasında kamu yararının bulunması; d) bilinmesinin kamunun ilgisini çekmesi; e) haber ile kullanılan ifadeler arasında fikri bir bağın varlığı; diğer bir deyişle, haberin içerdiği düşünce ile bağlantısı olmayan küçültücü ifadelerin, değer yargılarının yazıya eklenmemiş olması gerekir.

Bu çerçevede, olayın doğru ve güncel olması yetmemektedir. Bu olayın yayımlanmasında kamu yararı bulunmalıdır. Kamu yararı veya kamu ilgisinden maksat, Yargıtay’ın da vurguladığı üzere, haberinokuyucunun soyut merakını (‘marazi merak duygularını’) tatmine yönelik olması değildir. Burada, haberin verilmesindeki yarar, üstün ahlaki ve hukuki değerleri korumaya yönelik olmalıdır.

AİHM içtihatlarıyla bu kıstası somutlaştıracak olursak, basın özgürlüğü, sadece haberi verenle bunu alan kimseler arasındaki klasik ve bireysel  bir haktan ibaret olmayıp, çok daha genel ve toplumsal bir çerçevede, fonksiyonel ve demokratik bir kamusal hakkı ifade etmektedir (Erman, Sahir; Türkiye’de Kitle İletişim Özgürlüğü, in: Prof. Dr. SahirERMAN’a Armağan, İÜHF Eğ., Öğr.ve Yrd. Vakfı Yayını No: 8, İstanbul 1999, s. 15; M. Şükrü; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Uygulamasında Düşünce ve Basın Özgürlüğü, in: Prof. Dr. SahirERMAN’a Armağan, İÜHF Eğ.,Öğr.ve Yrd. Vakfı Yayını No: 8, İstanbul 1999, s. 34). Ancak, bu tanımdan da anlaşılacağı üzere, basın özgürlüğü kapsamındaki bir haber verme hakkından bahsedebilmek için, söz konusu haberi öğrenmek, kamunun ‘hakkı’ olmalıdır.

Oysa belirli bir şahsın dini ya da vicdani kanaatini öğrenme ya da açıklama, başka hiç kimsenin; ne özel şahısların, ne basının ne de Devletin hakkı değildir. Tam aksine, bunun açıklanması, söz konusu bireyin temel bir anayasal hakkının açık ihlalidir.

Gerçekten de, AİHS m. 9’da ve Anayasamızın 24. maddesinde, ‘din ve vicdan hürriyeti’ne temel bir hak olarak yer verilmiştir. AİHS md. 9’a göre ‘herkes düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne sahiptir’. Anayasa md. 24/3’e göre de ‘kimse …..dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz’.

Din ve inanç özgürlüğü, bireylerin istedikleri din ve inancı benimseme, bunun gereklerini yerine getirme veya dini inanca sahip olmama hakkını içerdiği gibi, dini inancı açığa vurma, başkalarına öğretme hakkını da içerir. En başta, Anayasamızın 24. maddesi ve AİHS md. 9, din ve vicdan hürriyetini kabul etmekle, bireyin iç dünyasını koruma altına almakta ve bunun dokunulmazlığını güvence etmektedir (AİHM’nin 25.2.1982 tarihli Campbell ve Cosans/Birleşik Krallık Davası, sf. 16).

AİHS md. 9 ve Anayasa md. 24’ten çıkan iki sonuç vardır. Birincisi hiç kimse dini inancını açıklamak durumunda olmadığı gibi, açıklamadığı veya şu ya da bu şekilde açıkladığı için kınanamaz: dini inanç, sadece bireyin iç dünyasını ilgilendirmektedir. İkinci olarak, kişinin dini kanaatleri, hiçbir şekilde toplumu ve Devleti ilgilendirmez.

Demek ki, Selin Sayek Böke’nin dini mensubiyetinin açıklanması, söylenilenler doğru olsa ve söz konusu şahıs kamusal figür olsa bile, hatta bu husus halkın merakını celp etse dâhi; haber verme hakkı kapsamında değerlendirilemez. Bu açıdan, Böke’nin dini inancı nedeniyle kınanması veya aşağılanması söz konusu olmasa bile, tümüyle kişinin iç dünyası ve özel yaşamını ilgilendiren konularda yapılan bu yayınlar, konu itibariyle basın özgürlüğü çerçevesinde mütalaa edilemez.

Ayrıca Yüksek Kurul, Anayasa’da yer alan ve 2.maddede de tanımlanan “laiklik” ilkesi ile,10.maddede yer alan, “Herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.”ilkelerine aykırılık olduğunu da belirlemiştir.

Sonuç olarak Yüksek Kurul Basın Meslek İlkeleri’nin,

  1. maddesi;

“Düşünce, vicdan ve ifade özgürlüğünü sınırlayıcı; genel ahlak anlayışını, din duygularını, aile kurumunun temel dayanaklarını sarsıcı yada incitici yayın yapılamaz.”

 

5.maddesi,

“Kişilerin özel yaşamı, kamu çıkarlarının gerektirdiği durumlar dışında, yayın konusu olamaz.”

12.maddesi,

“Gazeteci görevini, taşıdığı sıfatın saygınlığına gölge düşürebilecek yöntem ve tutumlarla yapmaktan sakınır.”

Sonuç olarak Yüksek Kurul, Bugün Gazetesi hakkında oy çokluğuyla “Uyarı” kararı vermiştir.

 

 

Karar No: 2016/ 24
———————
Not: Basın Konseyi Sözleşmesi ve Çalışma Kuralları gereğince, hakkında şikâyette bulunulan medya grubu veya gazeteciyle ilişkisi olan Yüksek Kurul üyeleri, görüşmelerde oy kullanamazlar.

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, Bugün Gazetesi hakkında başlatılan re’sen incelemeye ilişkin, “Uyarı” kararı vermiştir.

Yazı dolaşımı


Feedback