BKYK, BİRİCİK ALANSON’UN ŞİKAYETİNİ DEĞERLENDİRMİŞ “KEŞKE BEN DE MAZHAR İÇİN ŞARKI YAZABİLSEYDİM” BAŞLIKLI RÖPORTAJI NEDENİYLE GAZETECİ YELDA İPEKLİ’YE “KINAMA” KARARI VERMİŞTİR.

 

REFERANS:                2017/06

ŞİKAYET EDEN:          Afife Biricik Alanson (Moda tasarımcısı)

ŞİKAYET EDİLEN:       Yelda İpekli (gazeteci)

 

ŞİKAYET KONUSU:

Biricik Alanson, Posta gazetesi, Pazar Postası ekinde 19.02.2017 tarihinde “Keşke Ben De Mazhar İçin Şarkı Yazabilseydim!” başlığı ve Yelda İpekli imzasıyla yayımlanan röportajda kendisine e-posta yoluyla gönderilen moda ve stil konulu soru ve cevaplar yerine Mart 2013 tarihli Trendsetter dergisinde Didem Özgen imzasıyla yayımlanan röportajdan ifadeler kullanılmış olduğunu belirtmektedir. Biricik Suden, Yelda İpekli ile yapılan yazılı soru-cevap içeriğinin dışına çıkılarak moda ve stil yerine magazin içerikli ve rating amaçlı bir yayın yapılmak istendiğini dile getirmiştir.

ŞİKAYETE KONU RÖPORTAJ VE İNTİHAL YAPILDIĞI İDDİA EDİLEN DERGİ RÖPORTAJINDA ŞU İFADELER GEÇMEKTEDİR:

1.

TRENDSETTER / Didem Özgen / Mart 2013:

-Günlük hayat akışını anlatır mısın?

Amacım her günümün aynı geçmemesi, o yüzden sabit olan sadece her sabah 6-7.00 civarı uyanıp Yeniköy’den Sarıyer’e doğru yürüyüş yapmak. Sonrası haftanın üç dört günü özel eğitmenimle bir saat “body building”, ardından akşam yemeği hazırlığını kimseye bırakmamak.

 

PAZAR POSTASI / Yelda İpekli / 19.02.2017:

-Senin için bir gün nasıl geçer?

Amacım her günümün aynı geçmemesi! O yüzden sabit olan sadece sabah erken kalkmak, akşam erken yatmak, yürüyüş ve sporumu hava şartlarına göre ayarlamak. Bir de akşam yemeği hazırlığını kimselere bırakmamak!

2.

TRENDSETTER / Didem Özgen / Mart 2013:

-Her kadına kısmet olmaz dolayısıyla meraktayız, adına aşk şarkılar yazılması nasıl bir duygu?

Güzel ve gurur okşayıcı tabii, ama sürekli “Vay be, ben neymişim?” ya da “Sen neymişsin?” duygusuyla yaşamak benliğinizi bozar. Benim de öyle bir yeteneğim olsa ben de Mazhar için yazardım. Tesadüf bu ki bir zamanlar annemle komşu evlerde oturan Kanuni Hacı Arif Bey’in oğlu Zeki Arif Ataergin de annem için ”Sarı Giyme, Bir Daha Gül Takma Allah Aşkına” diye şarkı yazıp bestelemiş. Onların ki aşk hikâyesi değil, annemin güzelliğine övgü imiş ama ailemizin kadınlarının kaderinde bu var galiba.

 

PAZAR POSTASI / Yelda İpekli / 19.02.2017:

-Eşin Mazhar Alanson’un senin için şarkılar yazması ne hissettiriyor?

Güzel ve gurur okşayıcı tabii, ama sürekli “Vay be, ben neymişim?” ya da “Sen neymişsin?” duygusuyla yaşamak benliğinizi bozar. Keşke benim de öyle bir yeteneğim olsaydı da ben de Mazhar için şarkı yazabilseydim. Tesadüf şu ki; bir zamanlar annemle komşu evlerde oturan Kanuni Hacı Arif Bey’in oğlu Zeki Arif Ataergin de annem için ”Sarı Giyme, Bir Daha Gül Takma Allah Aşkına” diye şarkı yazıp bestelemiş. Onlarınki bir aşk hikâyesi değil, annemin güzelliğine övgü imiş ama ailemizin kadınlarının kaderinde bu var galiba.

3.

TRENDSETTER / Didem Özgen / Mart 2013:

-Bu kadar yaş konuşmuşken vücut yaşının oldukça genç görünmesinden olmasından bahsetmesek olmaz. İşin sırrı nedir?

Düzenli spor, her gün kardiyo, haftada üç-dört Yiğit Kuşbeygi ile ağırlık çalışması (bu işi en iyi bilenle çalışmak çok önemli), doğru beslenme ve kaliteli uyku. Yürüyüş ise benim için zevk. Edirne’den Ardahan’a yorulmadan yürüyebilirim sanki.

 

PAZAR POSTASI / Yelda İpekli / 19.02.2017:

-Spor hep hayatında. Bu aralar en çok hangi sporu yapıyorsun?

Şu ara body building, kürek, Tai Chi yapıyorum. Spor, yaşam tarzımın bir parçası. Düzenli spor, her gün kardiyo, haftada üç-dört gün ağırlık çalışması, doğru beslenme ve kaliteli uyku. Yürüyüş ise benim için zevk. Edirne’den Ardahan’a yorulmadan yürüyebilirim sanki.

4.

TRENDSETTER / Didem Özgen / Mart 2013:

-Kaderci misin? Bu hayat sence paket program mı, yoksa kaderimizi kendimiz mi belirliyoruz?

Kadere inanıyorum ama oturup her şeyi kadere bırakmıyorum. Biliyorum ki siz ne planlarsanız planlayın bir de yukardakinin planı var, her zaman galip gelecek olan.

 

PAZAR POSTASI / Yelda İpekli / 19.02.2017:

“Kadere inanıyorum ama teslim olmuyorum”

5.

TRENDSETTER / Didem Özgen / Mart 2013:

-Senin için “Çuval giyse yakışır” derler. Sade olup aynı zamanda şık olabiliyorsun. Bu nasıl bir meziyet? Moda ve tasarımın çocukluğundan beri hayatında olduğu aşikâr ama hayatının ne kadarını kapsıyor?

Sağ olsunlar, çuval da giymeyi sevdiğim içindir! Giydiklerimin beni yansıtmasına özen gösteririm. Moda peşinde koşmam, demode olma korkusu taşımam, çünkü başkalarının ne düşüneceği umurumda değildir. Modayı güncel bir dokunuş olarak kullanırım. Yaşamadığınız bir hayatın kostümü, üzerinizde müsamere giysisi gibi durur. “Bakın bugün ne giydim”cilerden değilim.

 

PAZAR POSTASI / Yelda İpekli / 19.02.2017:

-Modayı takip etmediğini biliyorum ama usta bir yorumcusun. Moda olanı nasıl ‘Biricik Suden stili’ haline getiriyorsun?

Sana anlatmıştım Monk rahiplerinden aldığım bir kostümü gündelik hayatta aksesuarla yorumlayıp kullanırım. Renkleri seviyorum. Yeşille laciverti, toprak tonlarıyla kırmızıyı kullanmak muzipçe hoşuma gider. Moda peşinde koşmam, demode olma korkusu taşımam, çünkü başkalarının ne düşüneceği umurumda değildir. Modayı güncel bir dokunuş olarak kullanırım. Yaşamadığınız bir hayatın kostümü, üzerinizde müsamere giysisi gibi durur. “Bakın bugün ne giydim”cilerden değilim.

6.

TRENDSETTER / Didem Özgen / Mart 2013:

-Bugüne kadar en iddialı olduğun konu mutfakmış, doğru mu? En iyi yaptığın, en çok yapmayı sevdiğin yemek hangisi?

En iddialı olduğum konu değil, sadece o konuda iddialıymış gibi yapmak bana sevimli geldiği için arada söylerim o kadar. Mutfakla aram iyidir, benim için mutfak aynı zamanda laboratuvar gibi sağlık ve hijyenin de önemli olduğu yerdir. Sushi hariç her yemeği iyi yaptığımı söylüyorlar.

 

PAZAR POSTASI / Yelda İpekli / 19.02.2017:

-Mutfakta nasıl becerikli olduğunu biliyorum. Yemek yapmak ve konuk ağırlamak senin için keyif sanki?

Yemek yapmayı ve yaratmayı çok sevdiğim doğru ancak misafir ağırlamak saat 22.00’de uyuyan biri için zor! Ama evet mutfakla aram iyidir, benim için laboratuar gibi. Sushi hariç her yemeği iyi yaptığımı söylüyorlar.

 

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR:

Gazeteci Yelda İpekli’ye gönderilen uzlaşma veya herhangi bir talebi olup olmadığına yönelik yazıya belirtilen süre içinde cevap gelmemiştir.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:

-Gazeteci Yelda İpekli, Biricik Alanson’a 14 röportaj sorusu göndermiş ancak gönderilen sorular ve bu sorulara gelen cevaplar yerine, Mart 2013 tarihli Trendsetter dergisinde Didem Özgen imzasıyla yayımlanan röportajdan bölümleri, kaynak göstermeden ve kendi imzasıyla Posta gazetesi eki Pazar Postası’nda yayımlamıştır. Yukarıda bire bir alıntılara yer verildiği üzere “intihal” uygulaması sabittir. Gazeteci Yelda İpekli’nin, başvurduğu bu uygulamayla hem Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na hem de Basın Meslek İlkeleri’ne aykırı bir girişimde bulunduğu açıktır.

-Biricik Alanson’un beyanına göre, “4 yıl önceki röportajdan alıntı yapılmayan bölümlerde” kendisine ait olmayan ifadelere yer verilmiş, “gerçeğe aykırı unsurlar içeren” bir röportaj yayımlanmıştır.

Yukarıdaki nedenlerle, gazeteci Yelda İpekli’ye,

Basın Meslek İlkeleri’nin “Bir basın organının dağıtım süreci tamamlanmadan o basın organının özel çabalarıyla gerçekleştirdiği ürün, bir başka basın organı tarafından kendi ürünüymüş gibi kamuoyuna sunulamaz. Ajanslardan alınan özel ürünlerin kaynağının belirtilmesine özen gösterilir.” diyen 8. maddesi ve “Gazeteci görevini, taşıdığı sıfatın saygınlığına gölge düşürebilecek yöntem ve tutumlarla yapmaktan sakınır.” diyen 12. maddesi uyarınca “kınama” kararı verilmiştir.