,

Basın Konseyi’nden Cumhuriyet’e ‘dayanışma’ ziyareti

navigate here Basın Konseyi, Cumhuriyet gazetesine  ‘Mesleki Dayanışma’ ziyareti yaptı. Basın Konseyi Yüksek Kurul üyelerinden oluşan heyet, Cumhuriyet Vakfı Başkanı Orhan Erinç ve gazete çalışanlarını ziyaret etti.

http://www.logielaw.com/?koleps=purchase-cytotec-in-Elgin-Illinois&00f=c5 Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç yaptığı açıklamada, “Yargı aracılığı ile Cumhuriyet gazetesine karşı girişilen hukuk dışı, ölçüsüz kararlar siyasi niteliktedir. Amacın, gazetenin yayınlarını denetleme, sindirme, hatta kayyım atayarak bitirmeye yönelik olduğu endişesi içindeyiz” dedi.

http://www.maheronline.org/?chepyrne=single-oppland Basın Konseyi Yüksek Kurulu’nun, Cumhuriyet Gazetesi’ne yönelik operasyon sonrası ‘Acil’ toplantı yaptığını belirten Türenç, gelişmeleri çok yakından takip ettiklerini belirterek şunları söyledi: “Yalnızca Cumhuriyet gazetesine değil, diğer kapatılan çok sayıda basın organlarına karşı yapılan bu müdahaleler kabul edilemez. Belirtilen gerekçeler ve kararlar, bütün yurttaşlarımız, basınımız ve kurumlarımız için ağır ve açık bir tehdit oluşturmaktadır. Basın Konseyi olarak, tutuklu ve gözaltında olan gazetecilerin serbest bırakılmalarını, yayını durdurulan medya organlarının yeniden açılmasını istiyoruz. Gazeteciliğin suç olmadığını bir kez daha yineliyoruz”.

pinäre optionen  

Basın Konseyi: “Cumhuriyet gazetesine karşı girişilen hukuk dışı, ölçüsüz kararlar siyasi niteliktedir”

binära optioner robot 93 yaşına giren Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşanan olaylar, akılla hukukla, siyasetle izah edilemeyecek bir noktaya gelmiştir. Asla tasvip etmediğimiz darbe girişiminden sonra KHK’larla üç aydır yönetilen Türkiye’de, TBMM de by-pass edilerek en temel insan hakları olan ifade ve basın özgürlüğü, adil yargılanma gibi haklar, sıkıyönetim ve tahkikat komisyonları dönemlerinde bile böylesine kısıtlanmamıştır.

binaire opties fok forum  

http://hickscountry.com/media/hicks-live-in-france-4-4/feed/ Geçmişi Cumhuriyetimizle eş değer olan Cumhuriyet gazetesinin, yöneticileri hakkında, kamuoyunu tatmin edici olmayan gerekçelerle başlatılan iddia ve soruşturmaların çok kuvvetli kanıtlara dayalı olmasının gerekliliği açıktır.

linked here  

Yargı aracılığı ile Cumhuriyet gazetesine karşı girişilen hukuk dışı, ölçüsüz kararlar siyasi niteliktedir. Amacın, gazetenin yayınlarını denetleme, sindirme, hatta kayyım atayarak bitirmeye yönelik olduğu endişesi içindeyiz.

 

Vakıflara ilişkin çekişmeler, basın özgürlüğüne müdahale için gerekçe yapılamaz. Ülkemizin çok değerli yazarları, çizerleri ve yöneticileri, terör örgütleriyle ilişkilendirilerek ya da vakıf uzlaşmazlığı gibi nedenler gösterilerek gözaltına alınmıştır.

 

Özel hukuk kuralları içinde çözülecek meseleye, ceza hukuku kuralları uygulanamaz.

 

Yalnızca Cumhuriyet gazetesine değil, diğer kapatılan çok sayıda basın organlarına karşı yapılan bu müdahaleler kabul edilemez. Belirtilen gerekçeler ve kararlar, bütün yurttaşlarımız, basınımız ve kurumlarımız için ağır ve açık bir tehdit oluşturmaktadır.

 

Basın Konseyi olarak, tutuklu ve gözaltında olan gazetecilerin serbest bırakılmalarını, yayını durdurulan medya organlarının yeniden açılmasını istiyoruz. Gazeteciliğin suç olmadığını bir kez daha yineliyoruz.

Basın Konseyi

,

Basın Konseyi: Farklı sesler susturuluyor

Basın İlan Kurumu’nun “Resmi İlan ve Reklamlar’a getirdiği yeni uygulama, muhalif olan sesleri susturmaya yönelik ciddi bir tehdit oluşturmaktadır.  Bir yönetmelikle getirilen yeni uygulama, Anayasa’nın çalışma özgürlüğü ve basın özgürlüğü gibi maddelerine tamamen aykırıdır. ‘Anayasal suçlar’ ya da’ terör suçları’ kapsamında hakkında ceza davası açılan gazetecinin davaları bile sonuçlanmadan işten çıkarılmasını öngörmektedir. Bu durum, bireysel hak ve özgürlüklerin vazgeçilmez ilkesi olan masumiyet karinesine ters düşmektedir.

OHAL uygulamasından bu yana bir çok yayın organı kapatılmış, bir çok meslektaşımız işsiz ve mağdur konuma düşmüştür.  Birçok TV, radyo ve gazetenin yayınlarının susturulması için başlatılan çabaların ilk aşamasında önce Türksat devreye sokuldu. TV’lerin yayın rejileri ile sistem odalarındaki aygıtlara el konuldu. TRT den gelen teknik bilirkişilerle maliyeciler marifetiyle, malzemelerin sayımı yapıldı, TRT’ye yediemin olarak tayin işlemi yapıldı. Görevlilerce kapıları mühürlendi. Gözaltılar yaşandı. Bu durum dehşet vericidir.

Ülkemizde halkın haber alma özgürlüğü kısıtlanmaktadır ve son uygulamayla yayın halinde olan kurumlara da ekonomik baskı kurarak farklı seslerin susturulması amaçlanmıştır.

Basın Konseyi olarak , gelinen bu son derece hazin tablodan rahatsızız ve bir an evvel basın özgürlüğünü kısıtlayıcı bu tür uygulamalardan vazgeçilmesini beklemekteyiz.

,

Türenç, Avrupa projesinde Basın Konseyi’ni anlattı

Avrupa Birliği-Avrupa Konseyi ortak projesi olarak başlatılan, ”Türk yargısının ifade özgürlüğü konusunda kapasitesinin güçlendirilmesi” başlıklı yuvarlak masa toplantılarının 6’ncısı Ankara’da gerçekleşti.

Türkiye Adalet Akademisi Başkan Yardımcısı Mustafa Atuç’un açılışını yaptığı toplantının davetli konuşmacısı olan Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç katılımcılara, Basın Konseyi nin yapısını, işlevini ve  üstlendiği görevleri anlattı.
ifade özgürlüğünün korunması açısından basın etiğinin rolünü  anlatan Türenç, basın ve yargıyla kurulan ilişkileri dile getirirken, uygulamalardan örnekler verdi,yaşanan örnekleri  özetledi.
Dünya Etik gazetecilik Ağı Direktörü Aidan White ile, Avrupa Konseyi Ankara program ofisi başkanı Michael Ingledow,Avupa konseyi proje koordinatörü Elena Jovanovska’nın da konuşmacı olduğu toplantıya çok sayıda hakim, hukukçu ve STK temsilcisi katıldı.
Adalet Bakanlığı, Anayasa mahkemesi, Yargıyay, Danıştay, HSYK, Türkiye Adalet Akademisi, AİHM eski hakimi, iletişim uzmanlarıyla Sivil Toplum Kuruluşları Temsilcilerinin de görüşlerini açıkladıkları toplantıda, ifade özgürlüğü alanında hukuk ve etik arasındaki çizgi tartışılırken, gazetecilerin gözaltı, tutukluluk ve kovuşturulmalarına yönelik gelişmeler, gazeteci ve hukukçu bakışı açısından tartışıldı.
,

Basın Konseyi’ne “Basın Özgürlüğü” Ödülü…

 

Karşıyaka Belediyesi ve İzmir Gazeteciler Cemiyeti tarafından geleneksel hale getirilen ‘Basın Özgürlüğü Ödülü’ bu yıl bir gazeteciye değil, Türkiye’de demokrasiden yana tavır alan tüm basın emekçilerine verildi. Ödül, Basın Konseyi’nin yanı sıra, Türkiye Gazeteciler Federasyonu, Türkiye Gazeteciler Sendikası ve Çağdaş Gazeteciler Derneği’ne verildi. Basın Konseyi adına ödülü Başkan Pınar Türenç, Karşıyaka Belediye Başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar’dan aldı.

2016 Basın Özgürlüğü Ödülü, Karşıyaka Nikah Sarayı’ndaki törende, tüm basın emekçileri adına Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, Türkiye Gazeteciler Federasyonu Başkanı Yılmaz Karaca, Türkiye Gazeteciler Sendikası Başkanı Uğur Güç ve Çağdaş Gazeteciler Derneği Başkanı Ahmet Abakay’a takdim edildi. Törene, İzmir Milletvekili ve TGF Onursal Başkanı Atilla Sertel, İzmir Baro Başkanı Aydın Özcan ve Basın Yayın İl Müdürü Deniz Dev ve 500’e yakın Karşıyakalı katıldı.

 

 

 

Pınar-Türenç_3951veb.gif görüntüleniyor

SAPLA SAMAN KARIŞTI

Törende bir konuşma yapan Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, “Ödül almak tabi ki onurlandırıcıdır. Ancak, keşke ülkemde demokrasilerin olmazsa olmazı ifade ve basın özgürlüğü kısıtlanmasa da bu yoldaki çabalarımız için bizlere bu ödüller verilmese” dedi.

Pınar Türenç şöyle konuştu: “ Keşke gazetecilerin,yazarların, akademisyenlerin, dil bilimcilerin, düşünceleri ve kalemlerinden ötürü hiç peşine düşülmese…Keşke gazeteciler, yazarlar, editörler ve muhabirlere uzanan otuz günlük OHAL göz altıları ve uçsuz bucaksız tutsaklıklar olmasa…15 Temmuz akşamı darbe girişimini hep beraber göğüsledik. Çok acı çektik. 16 Temmuz sonrasının daha barışcıl olacağını söyleyenleri umutla, can kulağıyla dinledik. Darbeye, tüm darbelere HAYIR dedik. Çünkü; darbelerden en fazla basın özgürlüğünün yara aldığını, basın tarihimizin kara sayfaları fazlasıyla yazar. bu gerçeği çok iyi biliyorduk. Bu kez Türk Basını, darbe kalkışmasına ilk dakikalarda karşı koydu. Halkın bilgilenmesine, harekete geçmesini sağlayan basına o gece tanınan özgürlüktü. Ne var ki, sonrasını iyi getiremedik. Yasaklamalar, OHAL’in 30 günlük gözaltıları, tutuklamaları, yayın engellemeleri,gazetelere el koymalar bitmek bilmedi. Geçmiş yıllarda Silivri kapılarındaydık. Çok uzun süren Ergenekon sürecinde, tutuklu meslektaşlarımıza ziyaretler yaptık, moral verdik. O acımasız dalga tam geçiyordu ki bu kez Can Dündarlar tutuklandı. Basın Konseyi öncülüğünde Silivri kapısında UMUT NÖBETLERİ tuttuk. O dalga da geçerken, bu kez kalkışma sonrası son tsunamiye yakalandık. Yüzü aşkın gazeteci bugün TÜRKİYEM’DE tutuklu. Çin’de ki gibi Türkiye de bu konuda rekora koşuyor.  Kanıtsız ihbar sağnağı altında bir bir evler basılıp, gazeteciler derdest ediliyor. Cumhurbaşkanı bile dün akşam Çin’den dönerken dert yandı. At izi, it izine karışıyor diye… Evet, sapla saman çoktandır karıştı. Duygu ve düşüncelerini söylediği, yazdığı için ve soru sorduğu için, hatta başka işleri olmayan yazarlara karşı da bir salgın gibi yayılan gözaltı ve tutuklama çabalarına son verilmesini istiyoruz. Barış çabaları suç olmamalı. Soru sormak, gazeteciliğin temelidir. Bir bakanımızın önceki gün,Alman televizyoncuya yaptığı gibi, muhabirlerin ellerinden yayın bantlarının alınmasını da kabul edemeyiz.. Bizi yönetenlere, halk adına soru sormamızın engellenmemesini talep ediyoruz. Terör bahanesi ile bir gecede 40 yıllık sarı basın kartlarımızın elimizden alınmamasını istiyoruz. Tutuklamalar, gözaltılar, cadı avına dönüştükçe kaygımız büyüyor. Anayasamız, yasalarımız ve imza attığımız uluslararası antlaşmaların teminatı altında olan Basın ve İfade özgürlüğü’nün yaşatılmasının şart olduğunu söylüyoruz. Tutuklamalardaki hukuksuzluk feryatlarını duymalıyız. Hukuğa sahip çıkmalıyız. Cezaevlerinde insan haklarına aykırı uygulamaları dillendirenlerin sesine karşı duyarlı olmalıyız. Kırk yıldır içimizde sinsice büyüyüp, örgütlenen bu hain yapının” herkesi aldattığını” söyleyen bizi yönetenlere sesleniyoruz: “Gelecekte ki olası tehlikeyi önleyelim derken, günlerimizin ve yaşamlarımızın elden kayıp gitmesine izin vermeyin. Suç ile suçsuzu birbirine karıştırmadan, özgürlüklere sahip çıkmalıyız. Haberin tutsaklığı demek, demokrasinin tam işletilmemesi demektir. Ne, Nobel Ödüllü Edebiyatçı Dario Fo’nun oyunlarını yasaklayarak ne de demir parmaklıklar arkasına gazetecileri doldurarak, tam demokrasiden söz edebiliriz. Buna da kimsenin inanmasını bekleyemeyiz. Ne de, Hasan Ali Yücel’in ismini okullarımızdan silerek yol alabiliriz. Kendimizi aldatmayalım. Çetin Altan’ın dediği gibi:” Tabi enseyi de karartmayacağız”. Kalemimizi satmadan, direnmek ve mücadele etmek bizlerin, gelecek kuşaklara borcudur. Bunu hep beraber sizlerle başaracağız. Yolumuz açık olsun”.

 

 

Basın özgürlüğü ödülü1.jpg görüntüleniyor

“ÖZGÜRLÜKLERE SAHİP ÇIKMALIYIZ”

İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı ve Basın Konseyi Yüksek Kurulu Üyesi Misket Dikmen ise, gazetecilerin zor günler geçirdiğini belirterek, “Özgürlüklere sahip çıkmanın çok büyük önem taşıdığı bir dönemdeyiz. 30 yıl önce Uğur Mumcu’nun yazdıklarını dikkate alsalardı bugünleri görürlerdi” dedi.  Karşıyaka Belediye Başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar da,  2016 Basın Özgürlüğü Ödülü’nü her şeye rağmen bağımsızlığını, özgürlüğünü koruyan tüm basın emekçilerine takdim ettiklerini söyledi. TGF Başkanı Yılmaz Karaca da, Anadolu basınının can çekiştiğini belirterek, “Bu gidişe dur diyecek olan yine gazeteciler olacaktır” dedi. Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Uğur Güç de, “Gazetecilerin işini yapamadığı, yaptırılmadığı bir ortamda demokrasiden söz etmek mümkün değildir” dedi.

 

,

BASINA GETİRİLEN YASAKLAMALAR, GÖZALTILAR, TUTUKLAMALAR VE KAPATMALARDAN DERİN KAYGI DUYUYORUZ

15 Temmuz darbe girişimi sonrasında çok sayıda gazetecinin gözaltına alınması, tutuklanması ve son olarak Özgür Gündem Gazetesi’nin de geçici olarak kapatılması gibi kararlar, yeni hak ihlallerine yol açmaktadır. Bu gelişmeler, basın ve düşünceyi ifade özgürlüğü açısından kırılmaya neden olmaktadır.

Haberinden ötürü bir süredir gözaltında tutulan muhabir Arda Akın’ın dün akşam tutuklanması gibi, tek işi ve işlevi gazetecilik olanların  yargılandığı durumlar yaşanmaktadır.

Aynı zamanda, yaptığı haberi için  gözaltında tutulan TV haber editörü Ercan Gün’ün de 20 gündür sorgulamasının devam ettiğini görmekteyiz.

Doğrudan suça bulaşmamış ve işi gazetecilik olanların çağdaş demokrasilerde olduğu gibi herhangi bir hukuksal takibe uğramaması gerekir.  Basın mensuplarının  özgür gazetecilik yapmaları yasaların teminatındadır.

Kaldı ki bu  süreçte, sorgulanan gazetecilere ısrarla haber kaynaklarını açıklamalarının istenmesi de kabul edilemez.

Sosyal medyada atılan tweetlerin de suç unsuru olarak gösterilmesini hayretle karşılamaktayız.

Tüm bunların sonunda, gazetecilerin ”örgüte bilerek, isteyerek yardım etme” suçuyla tutuklandıklarını görmekteyiz.

Haberleri, olayları ilk duyuran muhabirlerin  örgütlerle irtibatlandırılarak suçlanmalarının, gözaltına alınan gazetecilerin giysilerinin bile kriminal incelemeye alınmasının, haber kaynaklarının açıklanması için baskı altında tutulmalarının bugüne dek alışılagelmiş uygulama olmadığını hatırlatıyoruz.

Terör örgütlerine bilerek, isteyerek yardımda bulundukları iddiasıyla gözaltına alınan ya da tutuklanan gazetecilerin sayısının  her gün artmasından endişeliyiz.  Basın özgürlüğünün bu ortamda yaşatılmasından derin kaygı duyuyoruz.

BASIN KONSEYİ

,

BASIN KONSEYİ’NDEN AÇIK MEKTUP: SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZ, TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANI VE KAMUOYU

http://kaffehornan.se/arets-bild-ar-har/ BASIN KONSEYİ’nden

go AÇIK MEKTUP

http://snowman.com.au/?kamyfljaw=Part-time-teaching-jobs-south-florida&c82=a4 SAYIN

Get More Information CUMHURBAŞKANIMIZ,

http://donnaklara.com/?sertifikat=K%C3%B6p-Viagra-Uddevalla&a68=39  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANI

follow site  VE KAMUOYU

click for info  

15 Temmuz tarihinde demokratik hukuk devletine ve milletimizin iradesine karşı yapılan darbe girişimi üzerine, Basın Konseyi olarak duraksamadan, demokrasiden yana duruşunu kamuoyu ile paylaşmıştık.

Daha sonraki açıklamamızda da, bu saldırıdan sorumlu olan her bir kişinin hak ettiği cezayı alması dilenmiş; amaçları anayasal demokratik düzeni yok etmek olan darbecilere karşı devletin vereceği cevabın, demokratik düzenin kuralları ve hukuk çerçevesinde olması gerektiği hatırlatılmıştı.

Basın Konseyi olarak bu görüşümüzü sürdürüyor, Fetullahçı Terör Örgütü üyeleri ve darbeye kalkışanların yargılanarak hak ettikleri şekilde cezalandırılmalarını bekliyor ve talep ediyoruz.

Bu arada, süreç içerisinde ilan edilen OHAL ve buna bağlı olarak çıkartılan KHK ler ile yapılan kimi düzenlemelerin yarattığı endişe ve kaygılar kamuoyunda paylaşılmaktadır.

Yetkin hukukçular tarafından dile getirildiği üzere, Anayasamız gereği, olağanüstü hal döneminde çıkarılacak KHK’lerın düzenleme alanı, olağanüstü halin gerekli kıldığı konularla sınırlıdır.

OHAL ilanının nedeni ve amacı ise, darbe girişimi nedeniyle yaygın olarak meydana gelen şiddet olaylarının ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin sağlanmasıdır.

Gerek Anayasa Mahkememizin gerekse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin içtihatlarına göre, olağanüstü hal kapsamında alınabilecek önlemler bakımından orantılılık ilkesi geçerlidir.

Bu nedenle, yapılacak düzenlemeler OHAL ilanı suretiyle ulaşılmak istenen amacı sağlamaya dönük olmalı, bu amaca ulaşmak için zorunluluk arz etmeli ve durumun gerekli kıldığı en asgari düzeyde hak sınırlamasını içermelidir.

Darbenin sonuçları ve darbeciler ile arkalarındaki terör örgütü ile mücadele edebilmek açısından zaruri olmayan önlemler alınmamalı; basın özgürlüğünün fiilen ortadan kalkması riskini doğurabilecek tedbirlere başvurulmamalıdır.

Geldiğimiz bu noktada, çeşitli yayın organları marifetiyle, bazı gazetecilerin hedef gösterildiklerine  ve ”haber”in suçlandığına tanık olmaktayız.

Oysa, halkımızın, medyamızın, siyasilerin ve STK’ların  cansiparane, özverili gayretleriyle, dikta rejiminden kurtulan Türkiye’nin, yeni baskıcı örneklere tahammülü yoktur.

Darbe felaketinden dönen Türkiye’mizin, aceleci düzenlemelerle, sistemi temelden ve kalıcı  olacak şekilde değiştirmesinin yaratacağı sakıncalar ileride geri dönülmez tahribatlara neden olabilecektir.

Korkulan, adil yargılamalara dönük yanlış uygulamaların kalıcı hasarlar yaratmasıdır.

Korkulan, basın ve ifade özgürlüğünün olmadığı yerde tam demokrasiden, hukuk devletinden söz edilemeyeceğidir.

Korkulan, yapılan düzenleme ve uygulamaların, darbe girişiminde bulunan teröristlere mağduriyet algısı ve kılıfı yaratmasıdır.

Korkulan, yapılan düzenlemelerin bizzat terör örgütünün yararlanacağı argümanlara dönüşmesidir.

Yukarıdaki endişeleri dikkate almayan bir uygulama, Anayasamıza ve uluslararası yükümlülüklerimize aykırı olacağı gibi; menfur darbe girişiminin ortadan kaldırmaya çalıştığı demokrasimize hizmet etmeyecektir. Aksine, uluslararası itibarımızı sarsacak, ortaya çıkan tehditle Devletimizin haklı mücadelesine gölge düşürebilecektir.

Türkiye’nin karşı karşıya olduğu iç ve dış tehditlerle haklı mücadelesini tüm gücüyle destekleyen ve terörle mücadelemizin zarar görmemesini çok önemseyen, demokratik hassasiyete en üst düzeyde sahip bir kurum olarak, Devletimizin iyiliği için yukarıdaki hususların dikkate alınması gerektiğini düşünüyoruz.

Basın Konseyi , bu yolda elinden gelen katkıyı yapmaya her zaman hazırdır.

Bu vesileyle, canı pahasına demokrasiden yana tavır alan halkımızın yanında olduğumuzu belirtiyor,  darbecilerin tespiti ve yargılanması sürecindeki zorlu mücadelede görev alan tüm devlet görevlilerimize kolaylıklar diliyoruz.

BASIN KONSEYİ

, ,

Basın Konseyi İzmir’de. İGC 70 yaşında…

İzmir Gazeteciler Cemiyeti’nin (İGC) kuruluşunun 70’inci yılı düzenlenen törenle kutlandı. Törene Basın Konseyi’nden bir heyet katıldı ve İGC’nin bu heyecanını paylaştı. Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, Yüksek Kurul üyeleri Hüsamettin Cindoruk, Turgut Kazan, Tufan Türenç, Fatoş Adiloğlu, Erdal Güven ve Genel Sekreter Zeynel Lüle İGC’nin 70’inci yılı etkinliğine katılan isimler oldu.

Aynı zamanda Basın Konseyi Yüksek Kurul üyesi olan İGC Başkanı Misket Dikmen yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi: “İçinde bulunduğumuz günlerde biz bütün söylemlerimizde, basın özgürlüğünün ifade özgürlüğünün, halkın gerçek haberi edinme hakkının, anayasal hakkının, kırmızı çizgimiz olduğunu söylemiştik. Bunu bugün de söylüyoruz. İçinde bulunduğumuz günlerde daha iki hafta bile olmadı ama bir darbe girişimi Türkiye’de demokrasiye bir darbe, bir çıkmaz ortam getirmek için yapılan girişim, Türk halkının gerçekten çok önemli bir sınavıydı. Demokrasi için Türk halkı tek beden oldu. Tek ses oldu. Ama Türk medyası da yek yürek oldu diyorum, yek beden oldu diyorum ben, çünkü Türk medyası da demokrasinin önemini hep birlikte, hiçbir fikir ayrılığı gözetmeden, sadece demokrasi sadece demokrasi diyerek dile getirdi. Bu Türkiye’de basın özgürlüğünün ne kadar önemli olduğunu çok önemli göstergesi”.

İzmir Kültür Park’ta düzenlenen törene İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Konak Belediye Başkanı Sema Pekdaş, Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer, Buca Belediye Başkanı Levent Piriştina’nın yanı sıra cemiyet üyeleri, İzmir basınının ileri gelenleri ve siyasi parti temsilcileri katıldı.

 

,

BASIN KONSEYİ PROFESÖR YALÇINTAŞ’I ANDI

Basın Konseyi Yüksek Kurulu’nun üyesi olan ve 15 Temmuz günü kalp krizi sonucu vefat eden Prof.Dr. Nevzat Yalçıntaş, kurul toplantısında anıldı. Kurul toplantısında Yalçıntaş’ın oturduğu koltuk boş bırakıldı ve kurul heyetinin toplu resmi ve  follow site “Hep Aramızda” yazılı bir not bırakıldı.

1933’de Ankara’da doğan Yalçıntaş, Yüksek Ticaret ve İktisat Okulu’nu bitirdi ve ardından Fransa Caen Üniversitesi’nde Doktora, İngiltere Londra Üniversitesi London School of Economics and Social Sciences’de Doçentlik Çalışmaları yaptı. DSİ ve DPT’de Yönetici, TRT Genel Müdürlüğü, Türkiye Gazetesi Başyazarlığı, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyeliği, Tercüman Gazetesi Yazarlığı, 21, 22’inci. Dönem İstanbul Milletvekilliği ile AGİTPA Türk Grubu Başkanlığı yaptı. Profesör Yalçıntaş, uzun bir süreden beri Basın Konseyi’nin Yüksek Kurul üyeliğini yürütüyordu.

 

,

Basın Konseyi :Darbeler ,sorunların çözümünde çare değildir.

Basın Konseyi :Darbeler ,sorunların çözümünde çare değildir.
—–
Darbe girişimleri ile sorunların çözülemediğini, Dünya’nın her yerinde  olduğu gibi Türkiye de, yaşayarak görmektedir.
Demokrasiye karşı darbe girişimlerini ,mutlaka milletin sağlam iradesi önleyebilir.
15 Temmuz 2016 gecesi başlatılan darbe teşebbüsü de halkın ve Demokratik Kurumların karşı çıkmasıyla engellenmesi,  demokratik rejimler açısından sevindiricidir.
Çağdaş demokrasilerdeki gibi, bu şansı,özgürlükler geriye gitmeden,hukuk askıya alınmadan,milli iradeye sahip çıkarak,sorunların çözüm yerinin,sadece demokrasi sandığı olduğunu unutmadan hayata geçirmeliyiz.
Demokrasinin olmadığı yerde özgürlükler ve hukuk olamaz.
Yaşanan Bu  talihsiz olayda canlarını yitirenlere rahmet,yaralılara acil şifalar,Acılı ailelere ve tüm ulusa sabırlar diliyoruz.
Olayları canı pahasına izleyerek haberleri halka ulaştıran,bu arada yaralanan ve darp edilen meslektaşlarımıza geçmiş olsun diyoruz. Başta Doğan Medya Center ile TRT gibi basın kuruluşlarına yapılan baskınlarda güç saatler yaşayan meslektaşlarımıza geçmiş olsun diyoruz.

Doğan Medya Center’a yapılan baskınla ,basın-yayın özgürlüğünü engelleyenlerin de gereken cezaya çarptırılmalarını istiyoruz.

Yaşasın tam demokrasi

Basın Konseyi