, ,

“UMUT NÖBETİ”Nİ RUHAT MENGİ, SEVGİ AKARÇEŞME, METİN YIKAR TUTTU.

Silivri Cezaevi önündeki “Umut Nöbeti”ni Gazeteci, Tv Haber Programcısı Ruhat Mengi, Today’s Zaman Genel Yayın Yönetmeni Sevgi Akarçeşme ile Samanyolu Haber Tv Genel Yayın Yönetmeni Metin Yıkar tuttu.

Mengi, şöyle konuştu:
“Bugün Can Dündar ve Erdem Gül içeride hapisteler. Bizler de dışarıda hapisiz. Çünkü bir gazetecinin elinden; köşesinin, televizyon programlarının alınması, özgür şekilde haber yapamaması, özgür habercilik yapan gazetecilere de saldırılması ve burun kemiklerinin kırılması, üstelik bunu yapanların ödüllendirilmesi, biz gazeteciler için aynı şekilde hapis cezasıdır. Onlar içerideler biz ise dışarıda… Hiç fark etmiyor. Türk medyası bugün hapistir.”

Akarçeşme şu ifadeleri kullandı:
“Biz tarihe not düşürmek için buradayız. Tarihin doğru tarafında yer alan insanların grubunda yer almak için buradayız. Bütün gazeteciler ve hatta mahsum tutuklular ve mahkumlar için nöbet tutuyoruz. Bu nöbet, karıncanın ateşe su taşıması gibi. Elimizden geleni yapıyoruz. İleride bu günleri anlatırken çok şükür haklının ve hakikatin yanındaydık diyebilmek için buradayız.”

Yıkar ise şöyle dedi:
“Toplum özgür olmayınca maalesef üretim de duruyor. Bilim üretmekte zorlanıyorsunuz. Sanatçılar artık eskisi gibi üretemiyorlar. Çünkü insanların kafalarında bir şey var: baskı ortamı. Bu nöbet, özgürlüklerin yeniden gündemde tutulabilmesine katkı sağlayacak.”

Gazetecilere özgürlük …

,

Basın Konseyi Yüksek Kurulu Akit Tv hakkında başlatılan re’sen incelemeye ilişkin, “Kınama” kararı vermiştir.

KARAR

İNCELEME BAŞLATAN : Basın Konseyi

HAKKINDA İNCELEME
BAŞLATILAN : Akit TV

İNCELEME KONUSU :
Akit tv’de 10 Kasım 2015 Salı günü, Gün Başlıyor adlı programda yayınlanan, “Zulüm, 1938’de son buldu-Mustafa Kamal Yıllar Önce Bugün Öldü” kj li, montajlı, kurgu videoya ilişkin, Basın Konseyi adına re’sen inceleme başlatılmıştır.

HAKKINDA İNCELEME BAŞLATILANLARIN YANITI:
Herhangi bir uzlaşma ve yeni talep de bulunulmamıştır

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR:
Herhangi bir uzlaşma ve yeni talep de bulunulmamıştır.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ: Akit TV’de 10 Kasım 2015 Salı günü, Gün Başlıyor adlı programda yayınlanan, “Zulüm, 1938’de son buldu-Mustafa Kamal Yıllar Önce Bugün Öldü” kj li, montajlı, kurgu video 2 dakika 24 saniye sürmektedir.

Atatürk’ün meclis konuşmasıyla başlayan videonun, perfore kısmında şu ifadeler kullanılmıştır;


SES AÇ// MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
10 Kasım 1938’de son bulmuştu yıllarca süren o serüven.
Resmiyette öyle kabul edilen Türkiye Cumhuriyeti kurucu Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal’den bahsediyoruz elbette.
İngilizlerin dahi yapamadığını yapmış ve de başarılı olmuştu nihayetinde. Bu konudaki başarısını takdir etmemek ne haddimize…
Mesela bin yıllık tarihimiz onun marifetiyle bir gecede yok olup gitmişti.
ES//
Anadolu’yu istila eden Moğol bile başaramazdı bunu öyle ya.
Müslüman kıyafetlerini ortadan kaldırmak da öyle Fransızlar’ın Maraş’ta yaptıkları gibi peçeye el uzatmakla olmazdı.
Hem öyle olunca, karşına bir Sütçü İmam dikiliveriyordu birden bire.
Daha akıllıcası lazımdı.
O da eksik olmasın Mustafa Kemal’in kılık kıyafet kanunuyla başarılıyordu.
Öyle ya bunu Anadolu’yu işgal eden gevur fransız askeri bile başaramamıştı.
ES//
Getirdiği demokrasi öyle bir demokrasiydi ki Amerika bile Irak işgalinde görmemişti onu Bağdat’ta. Öylesine tesirli bir demokrasiydi.
ES//
Bundan 50 yıl önce atom bombasıyla yerle bir edilen Japonya bile çok geçmeden ayağa kalkabiliyor, dünyaya kafa tutabilecek teknolojiye sahip olabiliyordu.
Ama ne hikmetse demokrasiye ve özgürlüklere yaklaşık 100 yıl önce kavuşan Türkiye, ulaşamıyordu bir türlü muasır medeniyetler seviyesine.
Hem olsundu bizde demokrasi vardı, o neyimize yetmiyordu ki.
Demokrasi… 2.Dünya Savaşı’nı kaybederek yüzlerce anlaşmayla eli kolu bağlanan Almanya’nın bugün ki durumunu hatırlatmaya hacet var mı ki?
Onun ölümünden sonra da her şey güllük gülistanlık olmayacaktı.
Doğru ya, Hiroşima’da bile hala ot bitmiyor.
İnananlara yapılan her zulüm, onun adına onun kutsiyetine namına yapılacaktı.
Ve şimdi bizler, inanan insanların sözcüsü namında olan bizler böylesi bir durumda ne diyelim ki.
Rahmetle anamıyoruz seni paşam, anamıyoruz…
ES//”

Videonun linki: http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/412745/RTUK_ten_Akit_TV_nin_kin_kusan_yayini_icin_aciklama.html

RTÜK’te sosyal medyadan gelen tepkiler üzerine Akit tv hakkında, titizlikle inceleme yapıldığını açıklayarak; Akit TV’ye devletin varlık ve bağımsızlığına, bölünmez bütünlüğüne, Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı yayın yaptığını, toplumun milli ve manevi değerlerini zedelediği gerekçesiyle para cezası verdi.

Ayrıca RTÜK oy birliği ile alınan kararda, Akit TV’nin benzer bir yayın yapması halinde bu kez yayın lisansının iptali ile karşı karşıya kalacağını da belirtti.

Videoda Cumhuriyet’in kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’e yönelik kullanılan ifadelerle, hem Ata’mızın aziz hatırası karalanmaya çalışılmış hem de Dünya’ya da örnek teşkil eden Atatürk İlke ve Devrimleri’ni küçümsenmiştir.

Ayrıca “Mesela bin yıllık tarihimiz onun marifetiyle bir gecede yok olup gitmişti.”gibi ifadelerle Anayasamızın 1.maddesinde yer alan, “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.” Hükmü ile;

“Müslüman kıyafetlerini ortadan kaldırmak da öyle Fransızlar’ın Maraş’ta yaptıkları gibi peçeye el uzatmakla olmazdı.”ifadesi ile de Anayasamızın 2.maddesinde yer alan;
“ Türkiye Cumhuriyeti toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk Milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne de açıkça aykırılık oluşturmaktadır.

Yüksek Kurul, tüm hususları göz önüne aldığında, Basın Meslek İlkeleri’nin:

4.maddesi;
“Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez.”

12.maddesi;
“Gazeteci görevini, taşıdığı sıfatın saygınlığına gölge düşürebilecek yöntem ve tutumlarla yapmaktan sakınır.”

13.maddesi;
“Şiddet ve zorbalığı özendirici, insani değerleri incitici yayın yapmaktan kaçınılır.”

İhlal edildiğini tespit etmiştir.

Sonuç olarak Basın Konseyi Yüksek Kurulu Akit TV hakkında oy birliği ile “KINAMA” kararı vermiştir.

Karar No: 2015/ 228
———————
Not: Basın Konseyi Sözleşmesi ve Çalışma Kuralları gereğince, hakkında şikâyette bulunulan medya grubu veya gazeteciyle ilişkisi olan Yüksek Kurul üyeleri, görüşmelerde oy kullanamazlar.

,

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, Zonguldak Eren Termik Santrali Enerji Elektirik Üretim A. Ş Genel Müdürü Emir Emrullah Eren’in, Zonguldak Gündem Gazetesi’nde 4 Ağustos 2015 tarihinde “Haberin İçinden”, 11 Ağustos 2015 tarihinde “Kurtlar Vadisi Muslu” ve 18 Ağustos 2015 tarihinde yayınlanan, “El AtınaBinen Tez İner” başlıklı haberlerle ilgili başvurusuna ilişkin, “Uyarı” kararı vermiştir.

KARAR

ŞİKAYET EDEN:
Emir Emrullah Eren
Zonguldak Eren Termik Santrali Enerji Elektirik Üretim A.Ş Gen. Müd.
Vekili Av. Seven Metin Kayhan

ŞİKAYET EDİLEN:
Ümit Arıcı
Zonguldak Gündem Gazetesi İmtiyaz Sahibi

Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Ziya Şenoğlu

ŞİKAYETİN KONUSU: Zonguldak Çatalağzı Beldesinde Eren Termik Santrali Enerji Elektirik Üretim A.Ş Genel Müdürü Emir Emrullah Eren
Zonguldak Gündem Gazetesi’nde 4 Ağustos 2015 tarihinde yayınlanan “Siyam İkizleri” ile 11 Ağustos 2015 tarihinde yayınlanan, “Kurtlar Vadisi Muslu ” başlıklı haberlerin, Adıyaman’ı küçük düşürdüğü, onur şeref ve saygınlığını rencide ettiğini, itibarsızlaştırıldığını belirtmektedir.

Ayrıca Adıyaman’ın iddiasına göre, haberlerin konu olduğu bu gazeteler Kilimli, Çatalağzı, Muslu, Göbü, Kurtköy, Şirinköy gibi tüm belde ve köylerde dağıtılarak, karalama kampanyasına devam edilmiştir.

4 Ağustos 2015 tarihli haber şöyledir;
“SİYAM İKİZLERİ
Bugün Facebook’ta gezinirken karşıma Adnan Akgün ve Sabahattin Adıyaman çıktı. Resimde Genel Merkez’de olduklarını anlamamak için salak olmak lazım. DAHA RESMİN ALTINDAKİ YAZIYI OKUMADAN, kafamda bir sürü soru işareti oluştu. Allah allah. Bunların Genel Merkez’de ne işi vardı? Herhalde gezmeye gitmişlerdi. Bir de bizim Gürsel’e uğrayalım diyerek, değerli devlet adamıyla fotoğraf vermişler. Baştan sona reklam kokan bu fotoğrafı görüp de tiksinmemek mümkün değil. İnsan bu kadar mı rol yapar? Bu kadar mı yapmacık olur?
…Yahu size hiç akıl veren yok mu? Bu kadar mı sığsınız?
… Sizi gidi siyam ikizleri sizi.
…Yılın en rezil filminde oscar alırdınız…”

***11 Ağustos 2015 tarihinde “Kurtlar Vadisi Muslu” başlıklı haber ise şöyledir;
Bu sisli vadide yaşananların hepsi gerçektir. Bizi izlemeye devam edin.
Konumuz her zamanki gibi Termik Santraller.
Çağın vebası.Avrupalılar’ın terk ettiği, 2.dünya ülkelerine transfer ettiği ölümcül teknoloji. Kar amaçlı kişilerin elinde toplu kitle imha silahı.
…..
Kolay olur küçük yerlerde insanları satın almak. Kimine mama, kimine para. Kim hayır diyebilir ki buna. ZATI MUHTEREMLER Muslu’da toplantı yapacaklar halka sizi nasıl aradan çıkaracağız onu anlatacaklar. Bu sefer halk idmanlı. Başlarında EMİR’in müdürü.
….
Burası Emir Eren’in çöplüğü sosyal geçirim projeleriyle satın alınmış her taraf kimse ses çıkarmamış.
….
Eren’in yaptığı sosyal tesislerde ÇED toplantısı yapıyorlar. İçeriye de ne gazetecileri ne halkı almıyorlar…

———————————-

***18 Ağustos 2015 tarihinde yayınlanan, “El AtınaBinen Tez İner” başlıklı haber, “Mamacı Emir” alt başlığıyla devam etmektedir;
Gözümüze bir haber ilişti BASINDAN. Özel idarenin hayvan rehabilatasyon merkezine Eren Holding 3 ayda bir mama yardımı yapıyormuş. Ne güzel işin kolayını bulmuş. Kimine mama kimine para kimine aba altından sopa. Sanki organize olmuş bir paralel yapı.

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR: Zonguldak Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Ziya Şenoğlu, uzlaşma mektubuna cevaben mail ile Basın Konseyi’ne göndermiş olduğu yazısında;
“Sayın Emrullah Emir Eren tarafından hakkında savcılık şikayeti yapıldığını ve takipsizlik kararı verildiğini ayrıca Eren’in artiste, ağabeyinin de yönetmene benzetilmesinde bir hakaret unsuru bulunmadığını tam tersine şikayetçilerin artist ve yönetmenlere hakaret ettiklerini genel olarak da Polat Alemdar’ın da vatansever bir şahsiyet tip olduğunu beyan ederek hakaret kastının olmadığını ifade etmiştir.
Şikayetçi Av. Seven Metin Kayhan ise uzlaşmak istemediğini belirtmiştir.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ: Basın Konseyi Yüksek Kurulu 12 Aralık 2015 tarihinde yaptığı toplantıda, başvuru konusu 4 Ağustos 2015 tarihinde yayınlanan “Haberin İçinden” başlıklı bölümde, şikayetçi Emir Emrullah Eren ile ilgili bir ifade kullanılmamıştır.

Yüksek Kurul, 11 ve 18 Ağustos 2015 tarihlerindeki haberlerde, Eren’in fotoğrafları Arap Emiri ile Kurtlar Vadisi oyuncusu şeklinde kullanıldığını belirtmiştir.

***11 Ağustos 2015 tarihli haberde, “Burası Emir Eren’in çöplüğü sosyal geçirim projeleriyle satın alınmış her taraf kimse ses çıkarmamış.” şeklindeki cümlede “sosyal geçirim” ifadesi kullanılması ve Eren’in Kurtlar Vadisi dizisindeki gibi entrika, karanlık işler yaptığı izlenimi veren fotoğrafın kullanılması Basın Meslek İlkeleri’nin;
4.maddesi;
“Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez”

***18 Ağustos 2015 tarihli haberde de;
Mamacı Emir sıfatıyla ilk etapta etik olarak bir ihlal yapılmadığı izlenimi edilse de, cümlenin devamındaki ; “Ne güzel işin kolayını bulmuş. Kimine mama kimine para kimine aba altından sopa.” şeklindeki ifade rüşvet ve tehdit gibi iilegal yollar kullandığı izlenimi vermektedir.
Ayrıca haberde kullanılan eşeğin yularından tutan Arap Emiri şeklinde tasvir edilen montajlı fotoğraf nedenile Basın Meslek İlkeleri’nin;

4.maddesi;
“Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” ilkesi ihlal edilmiştir.

Sonuç olarak Basın Konseyi Yüksek Kurulu, Zonguldak Gündem Gazetesi’ne iki ayrı haber için de oy çokluğuyla “Uyarı” kararı vermiştir.

Karar No: 2015/ 222-223-224
———————
Not: Basın Konseyi Sözleşmesi ve Çalışma Kuralları gereğince, hakkında şikâyette bulunulan medya grubu veya gazeteciyle ilişkisi olan Yüksek Kurul üyeleri, görüşmelerde oy kullanamazlar.

,

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, Şaban Yörüklü’nün 16 Ağustos 2015 tarihinde Yeni Akit Gazetesi ile www.yeniakit.com.tr’de “Paralelciler, Teröristleri ‘Şehit’ diye sundu” başlıklı haberlerle ilgili başvurusuna ilişkin olarak “Yersizlik” kararı vermiştir.

KARAR

ŞİKAYET EDEN:
Şaban Yörüklü
Bugün Gazetesi ve Radyo Prodüksiyon A.Ş adına
(Yönetim Kurulu Başkanı)

ŞİKAYET EDİLEN:
Hasan Karaya
Yeni Akit Gazetesi Gen.Yay.Koor.

Ali İhsan Karahasanoğlu
Yeni Akit Sorumlu Yazı İşleri Müdürü

ŞİKAYETİN KONUSU: Şaban Yörüklü’nün Avukatları Baran Umut Baycan ile Ceren Argun, Yeni Akit Gazetesi’nin 16 Ağustos 2015 tarihli nüshasının 8. sayfasında yayınlanan “Paralelciler, Teröristleri ‘Şehit’ Diye Sundu” ve aynı gazetenin internet sitesinde (www.yeniakit.com.tr ) 15 Ağustos 2015 tarihinde yayınlanan, “Cemaat kanalında PKK’lılar şehit olarak gösterildiler” başlıklı haberin, müvekkil şirketin manevi haklarını ve ticari itibarını toplum nezdinde ağır derecede rencide eden isnatlar içerdiğini iddia etmektedir.

Ayrıca Av. Argun, Konsey’e göndermiş olduğu dilekçesinde Basın Meslek İlkeleri’nin 4.6 ve 10.maddelerinin ihlal edildiğini belirtmiştir.

Şikayet konu olan “Paralelciler, Teröristleri ‘Şehit’ Diye Sundu” başlıklı haber şöyledir:

“İstanbul Sultanbeyli’de 1 polisin şehit düştüğü intihar saldırısı ve ardından meydana gelen silahlı saldırıyı gerçekleştiren teröristler öldürülmüştü. Paralel devlet yapılanmasının sözcüsü olan Bugün TV, bu 3 teröristi ekrana şehit olarak getirdi.
Terör örgütü PKK’nın İstanbul Sultanbeyli’de 1 polisi şehit eden teröristleri Fetullah Gülen grubunun televizyon kanalı BUGÜN TV, skandal bir yayın yaptı. BUGÜN TV, PKK’nın bildirisini olduğu gibi yayınlayarak, Botan Canfeda kod adlı Erdal Yıldız (Ağrı) ve Harun Roman kod adlı Burak Boğakan (Bingöl) isimli teröristleri ‘şehit’ olarak duyurdu. Teröristlerin fotoğrafları ile verilen bilgilerde teröristlerin ölüm tarihleri ise ‘şehadet tarihi’ şeklinde sunuldu.

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR: Taraflardan herhangi bir yeni talep ve başvuru gelmemiştir.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ: Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 12 Aralık 2015 tarihinde yaptığı toplantıda, başvuru konusu Yeni Akit Gazetesi’nin 16 Ağustos 2015 tarihli nüshasının 6. sayfasında yayınlanan “Paralelciler, Teröristleri ‘Şehit’ Diye Sundu” ve
aynı gazetenin internet sitesinde (www.gunes.com.tr ) 15 Ağustos 2015 tarihinde yayınlanan, “Cemaat kanalında PKK’lılar Şehit Olarak Gösterildi” başlıklı haber inceleyerek Bugün Gazetesi ile ilgili aşağıdaki kararı vermiştir.

Her ne kadar Bugün TV’nin fotoğrafı PKK’nın sitesinden aldığı iddia edilse de, İhlas Haber Ajansı tarafından servis edildiği söylenen haberdeki fotoğrafın detayları gözden kaçırılmıştır.

Sonuç olarak, Basın Konseyi Yüksek Kurulu, Güneş Gazetesi’ne oy çokluğu ile “Yersizlik” kararı vermiştir

Karar No: 2015/ 221
———————
Not: Basın Konseyi Sözleşmesi ve Çalışma Kuralları gereğince, hakkında şikâyette bulunulan medya grubu veya gazeteciyle ilişkisi olan Yüksek Kurul üyeleri, görüşmelerde oy kullanamazlar

,

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, Şaban Yörüklü’nün , 16 Ağustos 2015 tarihinde Güneş Gazetesi ve www.gunes.com.tr’de “Paralel Kanaldan büyük skandal” başlığıyla yayınlanan haberle ilgili başvurusuna ilişkin,”Yersizlik” kararı vermiştir.

KARAR

ŞİKAYET EDEN:
Şaban Yörüklü
Bugün Gazetesi ve Radyo Prodüksiyon A.Ş adına
(Yönetim Kurulu Başkanı)

ŞİKAYET EDİLEN:
Turgay Güler
Güneş Gazetesi Gen.Yay.Koor.

Mustafa Dolu
Güneş Gazetesi Sorumlu Müdürü

ŞİKAYETİN KONUSU: Şaban Yörüklü’nün Avukatları Baran Umut Baycan ile Ceren Argun, Güneş Gazetesi’nin 16 Ağustos 2015 tarihli nüshasının 6. sayfasında yayınlanan “Paralel Kanaldan büyük skandal” ve aynı gazetenin internet sitesinde (www.gunes.com.tr ) 15 Ağustos 2015 tarihinde yayınlanan, “Gülen medyası teröristleri şehit olarak verdi” başlıklı haberlerin, müvekkil şirketin manevi haklarını ve ticari itibarını toplum nezdinde ağır derecede rencide eden isnatlar içerdiğini iddia etmektedir.

Ayrıca Av. Argun, Konsey’e göndermiş olduğu dilekçesinde Basın Meslek İlkeleri’nin 4.6 ve 10.maddelerinin ihlal edildiğini belirtmiştir.

Şikayet konu olan “Paralel kanaldan BÜYÜK SKANDAL” başlıklı haber şöyledir:

“10 Ağustos’ta PKK’lı teröristler gerçekleştirdikleri intihar saldırısı ardından güvenlik güçleri ile silahlı çatışmaya girmişti. Teröristler Bomba İnceleme ve İmha Şube Müdürü Beyazıt Çeken’i şehit etmişti. Paralel Yapı’nın TV kanalı Bugün TV ise Botan Canfeda kod adlı Deniz Uçkun (Muş), Erdal Nuda kod adlı Erdal Yıldız (Ağrı) ve Harun Roman kod adlı Burak Boğakan (Bingöl) isimli teröristleri ‘şehit’ olarak izleyicilerine duyurdu.”

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR: Taraflardan herhangi bir yeni talep ve başvuru gelmemiştir.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ: Basın Konseyi Yüksek Kurulu 12 Aralık 2015 tarihinde yaptığı toplantıda, başvuru konusu Güneş Gazetesi’nin 16 Ağustos 2015 tarihli nüshasının 6. sayfasında yayınlanan “Paralel Kanaldan büyük skandal” ve aynı gazetenin internet sitesinde (www.gunes.com.tr ) 15 Ağustos 2015 tarihinde yayınlanan, “Gülen medyası teröristleri şehit olarak verdi” başlıklı haber incelenerek aşağıdaki kararı verilmiştir;

Yüksek Kurul, “Paralel Yapı’nın TV kanalı Bugün TV ise Botan Canfeda kod adlı Deniz Uçkun (Muş), Erdal Nuda kod adlı Erdal Yıldız (Ağrı) ve Harun Roman kod adlı Burak Boğakan (Bingöl) isimli teröristleri ‘şehit’ olarak izleyicilerine duyurdu.” şeklinde bir cümle kullanıldığını belirtmiştir.

Her ne kadar Bugün TV’nin fotoğrafı PKK’nın sitesinden aldığı iddia edilse de, İhlas Haber Ajansı tarafından servis edildiği söylenen haberdeki fotoğrafın detayları gözden kaçırılmıştır.

Sonuç olarak, Basın Konseyi Yüksek Kurulu, Güneş Gazetesi’ne oy çokluğu ile “Yersizlik” kararı vermiştir

Karar No: 2015/ 220
———————
Not: Basın Konseyi Sözleşmesi ve Çalışma Kuralları gereğince, hakkında şikâyette bulunulan medya grubu veya gazeteciyle ilişkisi olan Yüksek Kurul üyeleri, görüşmelerde oy kullanamazlar.

,

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, Remzi Önel Vekili Av. Arzu Şahin’in, Yeni Akit Gazetesi’nde yayınlanan 29 Eylül 2015 tarihinde “PTT Müdürü Geciktirdi Öz Kaçtı” başlıklı haberle ilgili başvurusuna ilişkin “Kınama” kararı vermiştir.

KARAR
ŞİKAYET EDEN:
Remzi Önel
Şişli Posta Dağıtım Merkezi Müdürü
Vekili Av. Arzu Şahin

ŞİKAYET EDİLEN:
Hasan Karakaya
Yeni Akit Gazetesi Genel Yayın Koord.

Ali İhsan Karahasanoğlu
Yeni Akit Gazetesi Sorumlu Müdürü

Ramazan Alkan
Muhabir

ŞİKAYETİN KONUSU: Remzi Önel Vekili Av. Arzu Şahin,
Yeni Akit Gazetesi’nin 29 Eylül 2015 tarihli nüshasının 1.sayfasında “PTT Müdürü Geciktirdi Öz Kaçtı” ve 8. sayfasında “PTT Müdürü Öz’ü kaçırdı” başlıklarıyla yayınlanan haberle; müvekkelinin şeref ve haysiyetine saldırıldığını, gerçeğe aykırı hazırlandığını, açıkça aşağılandığını, PKK terör örgütü üyesi olarak gösterildiğini ve ortalama okuyucu kitlesi üzerinde bir suçluymuş gibi algı yaratıldığını iddia etmektedir.

Şikayete konu olan Yeni Akit Gazetesi’nin 1.sayfasında yayınlanan “PTT Müdürü geciktirdi Öz kaçtı” başlıklı haber şöyledir;
“İstanbul Şişli Posta Dağıtım Merkezi Müdürü Remzi Önel, Öz’ün yurt dışına kaçmasına ön ayak olmuş.”

Haber, gazetenin 8.sayfasında “PTT Müdürü Öz’ü kaçırdı” başlığıyla devam etmektedir:
“İstanbul Şişli Posta Dağıtım Merkez Müdürü Remzi Önel, paralel yapının firari savcısı Zekeriya Öz’ün yurtdışına kaçmasına ön ayak olduğu ortaya çıktı.
İstanbul Şişli Posta Dağıtım Merkez Müdürü Remzi Önel’in, paralel yapının firari savcısı Zekeriya Öz’ün yurtdışına kaçmasında, tesliğatın geç yapılması sebebi ile sorumlu olduğu ortaya çıktı. Öz’ün HSYK tarafından meslekten ihraç edildiği dosyanın tebligatını geciktirerek zaman kaybına yol açan ve Öz’ün yurt dışına kaçması için fırsat tanıyan ismin Remzi Önel olduğu öğrenildi. Sorumlu olduğu kuruma 2 çocuğunu ve PKK yandaşlarını taşeron firmalar üzerinden işe alan Önel, ayrıca sosyal paylaşım sitelerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ve hükümet üyelerine ağır hakaretler de bulunuyor.
PKK terör örgütü Güneydoğu’da asker ve polisimize karşı haince saldırılar düzenlerken, örgüt yandaşları da Batı illerinde boş durmuyor. Kamu dairelerinde çalışan örgüt destekçisi kişiler, bulundukları yerlerde PKK propagandası yaparak ve paralel yapı ile birlikte devlete zarar verme çalışmalarına devam ediyorlar.
Bu disiplinsizliğin son yaşandığı yer ise PTT oldu. İstanbul Şişli’de görevli Posta Dağıtım Merkez Müdürü Remzi Önel, sorumlu olduğu kurumda onlarca usulsüz işleme imza attı. Şişli Şubesi’ne gelen tebligatları geciktiren Önel, adeta iş yavaşlatma eylemi başlattı. Emri altındaki çalışanların ihmallerine göz yumarak her gün binlerce tebligatın geciktirilmesine sebeb olan Önel’in, bu yolla kamu işlerinin tıkanmasına yol açmak istediği belirtiliyor.
ÖNEL GECİKTİRDİ, ÖZ YURTDIŞINA KAÇTI
Gecikmesini istediği tebligatları odasında tutan Önel’in bu eylemi, paralel yapının firari savcısı olarak bilinen Savcı Zekeriya Öz’ün yurt dışına kaçmasına imkan sağladı. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) meslekten ihraç ettiği Zekeriya Öz’e tebliğ edilmek üzere gönderilen 100 sayfa ve 548 gram tebliğat zarfındaki ihraç kararının, Önel’in sorumlu olduğu Şişli Posta Dağıtım Merkez’inde bilinçli olarak yanlış tebliğde bulunulup geciktirildiği iddia edildi.
Koyu bir HDP’li olduğunu her platformda dile getiren Remzi Önel’in skandal icraatları bununla da sınırlı değil. Önel, PKK yandaşı ve destekçisi birçok akrabasını vasıflı-vasıfsız demeden taşeron firmalar üzerinden işe aldığı ileri sürüldü. İki tane çocuğu da PTT’ye hizmet veren taşeron firmalarda çalışan Önel’in, örgüt yandaşı çalışanlarını da koruduğu, haklarında soruşturma açılanların dosyalarını da sümen altı ettiği iddia ediliyor. Önel’in, hemşerisi olan posta dağıtıcısı Aziz Dağdelen hakkındaki soruşturma dosyasını işleme koymadığı öğrenildi. Önel, emri altında çalışan dağıtıcı Satılmış Öztürk’ün de PTT’den her ay maaş almasına rağmen özel halk otobüslerinde şoförlük yapmasına göz yumduğu da gelen bilgiler arasında. Önel’in ayrıca milliyetçi ve mütedeyyin duyguları ön planda olan çalışanlara da kötü muamelede bulunduğu, usulsüz işlemler yaptırmaya çalıştığı da iddia ediliyor. Önel’in hukuksuz emirlerini yerine getirmeyen çalışanlar ise sürgün cezasına tabi tutuluyor.
BU NASIL MÜDÜR?
Her gün on binlerce tebligatı geciktirerek kamu düzenini bozan, çalışanlarına kötü muamelede bulunan, Şişli Posta Dağıtım Merkez Müdürü Remzi Önel, devlet büyüklerine hakaret etme konusunda da geri kalmamış. Önel, sosyal paylaşım sitesi Facebook hesabı üzerinden başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, hükümet üyelerine, AK Parti’ye ve en önemlisi de Türkiye Cumhuriyeti’ne ağır hakaretler de bulunuyor.
Ağıza alınmayacak ifadeleri Facebook hesabında paylaşan Önel, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a diktatör benzetmesinde bulunuyor. Yaptığı paylaşımlarla HDP ve PKK militanlarını aratmayan Önel’in hukuksuz işlemlerinin cezasız kalmaması isteniyor.
KENDİNİ SAVUNDU
Konu hakkında bilgisine başvurduğumuz Remzi Önel, kendisiyle ilgili bütün iddiaların iftira olduğunu söyledi.
Hakkındaki iddialara tatmin edici bir cevap veremeyen Önel, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik yaptığı hakaretleri ise yalanlamadı. Sorumlusu olduğu şubedeki kaybolan soruşturma dosyaları sebebiyle çalışanlarını suçlayan Önel, “Benim bu iddialarla hiçbir alakam yok. Savcı Öz olayını bilmiyorum. Geciktirme olduysa bunu dağıtıcılar yapmıştır. Benimle ne alakası var? Bana iftira ediliyor. Facebook hesabımda da hoşuma giden her mesajı paylaşıyorum. Ne var bunda?” diyerek kendisini savundu.
AK PARTİ HÜKÜMETİNE HEDEF ALAN PAYLAŞIMDA BULUNMUŞ!
Zekeriya Öz’ün yurtdışında kaçmasında rol alan müdürün sosyla medyada AK Parti hükümetini hedef alan paylaşımları da ortaya çıktı.”

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR: Şikayetçi Avukatı Arzu Şahin, uzlaşmak istemediklerini belirtmiş olup; şikayet edilen Yeni Akit Gazetesi’nden ise herhangi bir yazı gelmemiştir.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ: Basın Konseyi Yüksek Kurulu 12 Aralık 2015 tarihinde yaptığı toplantıda başvuru konusu 25 Eylül 2015 tarihli Yeni Akit Gazetesi’nde yayınlanan, “PTT Müdürü Geciktirdi” başlıklı haber ve 8. Sayfada yayınlanan, “PTT Müdürü Öz’ü kaçırdı” başlıklı devam haberi incelediğinde, Remzi Önel ile ilgili şu ifadelerin kullanıldığı belirtmişlerdir;

“…İstanbul Şişli Posta Dağıtım Merkez Müdürü Remzi Önel’in, paralel yapının firari savcısı Zekeriya Öz’ün yurtdışına kaçmasında, tesliğatın geç yapılması sebebi ile sorumlu olduğu ortaya çıktı…”

“…İstanbul Şişli’de görevli Posta Dağıtım Merkez Müdürü Remzi Önel, sorumlu olduğu kurumda onlarca usulsüz işleme imza attı. Şişli Şubesi’ne gelen tebligatları geciktiren Önel, adeta iş yavaşlatma eylemi başlattı. Emri altındaki çalışanların ihmallerine göz yumarak her gün binlerce tebligatın geciktirilmesine sebeb olan Önel’in, bu yolla kamu işlerinin tıkanmasına yol açmak istediği belirtiliyor…”
“…Gecikmesini istediği tebligatları odasında tutan Önel’in bu eylemi, paralel yapının firari savcısı olarak bilinen Savcı Zekeriya Öz’ün yurt dışına kaçmasına imkan sağladı…”

“…Koyu bir HDP’li olduğunu her platformda dile getiren Remzi Önel’in skandal icraatları bununla da sınırlı değil…”

“…Şişli Posta Dağıtım Merkez Müdürü Remzi Önel, devlet büyüklerine hakaret etme konusunda da geri kalmamış. Önel, sosyal paylaşım sitesi Facebook hesabı üzerinden başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, hükümet üyelerine, AK Parti’ye ve en önemlisi de Türkiye Cumhuriyeti’ne ağır hakaretler de bulunuyor….”

Yüksek Kurul, haberde iddia edilen geciktirme işlemlerinin herhangi bir kanıtı olmadığını tepit etmiştir. Yeni Akit Gazetesi, iddiaları delillendirmemiştir. Ayrıca Yüksek Kurul iddia edildiği gibi HSYK’nın ihraç kararının tebligatının geciktirilmesiyle Zekeriya Öz’ün yurt dışına kaçması arasında doğrudan bir nedensellik bağı bulunmadığını da vurgulamıştır.

Ayrıca Remzi Önel’in, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, devlet büyüklerine ve T.C. devletine hakaret ettiği iddiasıyla habere eklenen “AKP Türkiyesi” başlıklı facebook paylaşımı doğrudan iddia edilen kişileri ve devleti hedef almadığı da görülmüştür.

Sonuç olarak Yüksek Kurul yukarıdaki sebeplerle Basın Meslek İlkeleri’nin;
4. maddesi:
“Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez”
6. maddesi:
“Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz.”
9. maddesi;
“Suçlu olduğu yargı kararıyla belirlenmedikçe hiç kimse “suçlu” ilan edilemez.”
10.maddesi;
“Yasaların suç saydığı eylemler, gerçek olduğuna inandırıcı makul nedenler bulunmadıkça kimseye atfedilemez.” ilkelerinin ihlal ettiğini oy çokluğuyla tespit etmiştir.

Ve Remzi Önel tarafından gazeteye gönderilen tekzibin de yayınlanmaması sebebiyle 16.madde:
“ Basın organları, yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı duyarlar.” ihlal edildiği belirlenmiştir.

Sonuç olarak Yüksek Kurul, Yeni Akit Gazetesi ile ilgili oy birliği ile “Kınama” kararı vermiştir.

Karar No: 2015/ 219
———————
Not: Basın Konseyi Sözleşmesi ve Çalışma Kuralları gereğince, hakkında şikâyette bulunulan medya grubu veya gazeteciyle ilişkisi olan Yüksek Kurul üyeleri, görüşmelerde oy kullanamazlar.

,

Basın Konseyi Yüksek Kurulu Celal Kara Vekili Av. Niyazi Atasoy’un, 12 Ağustos 2015 tarihinde “Bu Göbekle Kaçtı” ve 15 Ağustos 2015 tarihinde Güneş Gazetesi’nde yayınlanan, “Kaçak Savcılar İşte Burada” başlıklı haberlerle ilgili başvurusuna ilişkin “Yersizlik” kararı vermiştir.

KARAR

ŞİKAYET EDEN:
Celal Kara
Av. Niyazi Atasoy

ŞİKAYET EDİLEN:
Turgay Güler
Güneş Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni

Mustafa Dolu
Güneş Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü

ŞİKAYETİN KONUSU: Celal Kara Vekili Av. Niyazi Atasoy,
Güneş Gazetesi’nin 12 Ağustos 2015 tarihli nüshasının 1. ve 7. sayfasında “Bu göbekle kaçtı” ve “Dönemin savcıları peş peşe firar etti”

Güneş Gazetesi’nin 15 Ağustos 2015 tarihli nüshasının 1. Ve 6. Sayfasında “Kaçak savcılar işte burada” ve “Firarilerin yeri tespit edildi”
başlıklarıyla yayınlanan haberlerin, tamamı yalan, iftira, aşağılayıcı hiçbir araştırma ve incelemeye dayanmaksızın kamuoyunda suçlu ilan edileni müvekkilimi küçük düşüren ve haksız algı oluşturmaya yönelik haber yapıldığını iddia etmektedir.

Ayrıca Av. Atasoy, Konsey’e göndermiş olduğu şikayet dilekçesinde, bu haberlerle Basın Meslek İlkeleri’nin, 4.6.9 ve 10. maddelerinin ihlal edildiğini belirtmiştir.

Güneş Gazetesi’nde yayınlanan;

***12 Ağustos 2015 tarihli “Bu göbekle kaçtı” başlıklı haber şöyledir;
“Zekeriya Öz ve Celal Kara’nın kaçarken giydikleri kıyafetlerde güven telkin eden mavi rengi seçmesi ve güvenlik kameralarına yakalanmamak için devamlı yere bakmaları nasıl profesyonelce kaçtıklarını ortaya koydu.

17 25 Aralık darbe girişiminin savcıları Zekeriya Öz ve Celal Kara, Güneş Gazetesi’nin 3 ay önce uyarmasına rağmen pılını pırtını toplayıp Ermenistan’a kaçtı. Tanınmamak için kafalarına şapka takan kaçak savcıların kaçma anı sınır kapısındaki güvenlik kameralarına yansıdı.
YÜZÜNÜ KAPADI GÖBEĞİ ORTADA KALDI
Görevden ihraç edilen dönemin savcıları Zekeriya Öz ve Celal Kara haklarında tutuklama kararı çıkarılacağını 1 gün önceden öğrenerek, karayolu ile Gürcistan’a oradan da Ermenistan’a geçti. Gece saat 04:00’da yurt dışında çıkan iki kaça savcı da tanınmamak için kafasına şapka taktı. Ancak Zekeriya Öz geniş cüssesi nedeniyle kendini tam olarak gizleyemedi.

ERMENİSTAN KAÇAK İNEĞİ TESLİM ETMİŞTİ
Kaçak savcılar Zekeriya Öz ve Celal Kara’nın neden Ermenistan’ı tercih ettiği de ortaya çıktı. Çünkü hem Karayolu ile geçtikleri Gürcistan’ın hem de Ermenistan’ın Türkiye ile suçlu iade anlaşması bulunmuyor. Ancak daha önce Ermenistan’a kaçan inek yapılan görüşmeler sonrası 3 gün sonra Türk makamlarına teslim edilmişti.

Haber, 7.sayfada “DÖNEMİN SAVCILARI PEŞ PEŞE FİRAR ETTİ” başlığıyla devam etmektedir. 1. Sayfada kullanılan ifadelerin aynen 7.sayfada da kullanıldığı görülmüştür. Haber manşeti ve içeriği tekrardan ibarettir.

***15 Ağustos 2015 tarihli “ Kaçak Savcılar İşte Burada” başlıklı haber şöyledir;
Haklarında tutuklama kararı çıkarılacağını 1 gün önceden öğrenerek yurt dışına kaçan darbeci savcıların Almanya’da tam olarak nerede olduğu tespit edildi.
CEMAAT MİSAFİRHANESİNDE KALIYORLAR
Paralel yapının darbeci savcıları Zekeriya Öz ve Celal Kara Gürcistan üzerinden önce Ermenistan’a oradan da Almanya’ya geçmişti. Kaçak savcıların Franfurt’a 25 km mesafesindeki Hanau’da bulunan cemaate ait bir misafirhanede saklandığı belirlendi.
Haber 6.sayfada şöyle devam etmektedir;
“FİRARİLERİN YERİ TESPİT EDİLDİ
Yurt dışına firar eden darbeci savcıların Almanya’da tam olarak nerede olduğu tespit edildi.
17 25 Aralık darbe girişiminde rol alan paralel savcıları Zekeriya Öz ve Celal Kara haklarında yakalama kararı çıkacağını haber alır almaz Gürcistan üzerinden önce Ermenistan’a oradan da Almanya’ya kaçmıştı.
Kaçak savcıların Frankfurt’a 25 km mesafedeki Hanau’daki paralel yapıya ait bir otelde saklandığı belirlendi. Adalet Bakanlığı’nın firarilerin teslimi için Gürcistan ile gerekli resmi işlemleri başlatmıştı. Almanya için de aynı bürokrasinin yürütüleceği düşünülüyor.

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR: Güneş Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Mustafa Dolu, şikayete ilişkin şu görüşlerini bildirmiştir:
Bir dönem savcılık yapan Celal kara’nın avukatı bir hukukçu olduğu halde, size neden böyle bir şikayette bulunda anlamış değilim.
Sn. Avukatın başvurması gereken yer ve usul 5187 sayı Basın Kanunu’nda belirtilmektedir. Hukukçu kimliği taşılar birinin bu yol yerine size başvurması garipsenecek bir husustur. Ayrıca haberde adı geçen Savcılardan Zekeriya Öz ve Celal Kara, kaçmamışlar mıdır? Kaçmadıysalar hale kırmızı bültenle neden aranmaktadırlar? Basın Konseyi olarak sizlerin bu soruları bu şikayetçiye sormanız gerekmiyor mu?Ayrıca bu haberlerin yayınlandığı Güneş Gazetesinin Sorumlu Yazı İşleri Müdürüyüm ama bu gazetenin muhabiri yoktur. Ağırlıklı olarak ajans haberleri ve havuz haberleri ile yayınını sürdürür.
Gazete de haber toplantısı da yapılmadığı için ertesi gün nelerin yayınlanacağını bilmemekteyim. Bu nedenle sizlere doğru bilgiyi verirse Genel Yayın müdürü Olan Turgay Güler Bey verebilir.
Yine bilindiği gibi zaten yayın müdürünün bilgisi olmadan bir gazeteye virgül bile konulamayacağını heyetinizdeki gazeteci büyüklerim bilirler.”
Yeni Akit Gazetesi’nden ise uzlaşma mektubuna cevaben herhangi bir yanıt gelmemiştir.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ: Basın Konseyi Yüksek Kurulu 12 Aralık 2105 tarihinde yaptığı toplantıda başvuru konusu 12 Ağustos 2015 tarihli, “Bu Göbekle Kaçtı” başlıklı haber ve 7. sayfada “Dönemin savcıları peş peşe firar etti” başlıklı devam haberi incelediğinde, kaçış anına ait olduğu iddia edilen fotoğrafların yanı sıra Celal Kara ile ilgili şu ifadelerin kullanıldığı da belirtmişlerdir;

“Zekeriya Öz ve Celal Kara’nın kaçarken giydikleri kıyafetlerde güven telkin eden mavi rengi seçmesi ve güvenlik kameralarına yakalanmamak için devamlı yere bakmaları nasıl profesyonelce kaçtıklarını ortaya koydu…”

“…17 25 Aralık darbe girişiminin savcıları Zekeriya Öz ve Celal Kara…”

“…Görevden ihraç edilen dönemin savcıları Zekeriya Öz ve Celal Kara…”

***15 Ağustos 2015 tarihli “Kaçak Savcılar İşte Burada” başlıklı haberde de şu ifadeler görülmüştür;

“…Paralel yapının darbeci savcıları Zekeriya Öz ve Celal Kara…”

“…17-25 Aralık darbe girişiminde rol alan paralel savcıları Zekeriya Öz ve Celal Kara…”

Haberlerde her ne kadar Celal Kara’dan , “17-25 Aralık darbe girişiminin savcıları” şeklinde bahsedilse de, Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından çıkarılan yakalama kararında;
“…Suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, “Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya, görevlerini yapmasına kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs” şeklinde bir gerekçe kullanılmıştır. Bu gerekçe de halk dilinde “darbe teşebbüsü” olarak nitelendirilen deyimi karşılamaktadır.

Sonuç olarak, Basın Konseyi Yüksek Kurulu Güneş Gazetesi ile ilgili iki ayrı şikayete de oy çokluğuyla “Yersizlik” kararı vermiştir.

Karar No: 2015/ 217-218
———————
Not: Basın Konseyi Sözleşmesi ve Çalışma Kuralları gereğince, hakkında şikâyette bulunulan medya grubu veya gazeteciyle ilişkisi olan Yüksek Kurul üyeleri, görüşmelerde oy kullanamazlar.

, ,

“UMUT NÖBETİ” SÜRÜYOR: DOĞAN SATMIŞ.

Sandalye üzerindeki umut nöbetini, bu kez Basın Konseyi Yüksek Kurul Üyesi ve Cumhuriyet Gazetesi’nin yayın danışmanı Doğan Satmış tuttu.

Satmış, şunları söyledi;

“Gazeteci Can Dündar ve Erdem Gül’ün, sadece gazetecilik yaptıkları halde başka suçlar gerekçe gösterilerek tutuklanması, özgürlüklerinin alıkonulması Türkiye’ye yakışmıyor. Böyle bir tutum bütün gazetecilere de, ‘Bazı şeyleri yazarsanız hapse girersiniz’ atmosferi yaratıyor. Sadece gazetecilik yaptıkları için tutuklanan 30 gazetecinin bir an önce serbest bırakılması gerekir. Türkiye gibi demokrasi ve basın özgürlüğü geleneğine sahip bir ülke cezaevinde nöbet görüntülerini hak etmiyor. Birkaç yıl önce Nedim Şener’i de aynı cezaevinde ziyarete gelmiştim. Bir daha gelmem sanıyordum. Anlıyoruz ki, Türkiye’de pek bir şey değişmemiş.”

Gazetecilere özgürlük için Silivri kapısında bekliyoruz…

, ,

“GAZETECİLERE ÖZGÜRLÜK” NÖBETİ

Tutuklu gazetecilerin özgürlüklerine kavuşması için, “Gazetecilere Özgürlük” nöbeti devam ediyor.

Basın Konseyi Yüksek Kurul Üyesi ve Cumhuriyet Gazetesi Yayın Danışmanı Doğan Satmış, Silivri Cezaevi önünde, 3 Aralık 2015 (Perşembe) günü 09:00 ile 12:00 saatleri arasında nöbet tutacaktır.

, ,

GAZETECİ METE AKYOL, SİLİVRİ CEZAEVİ ÖNÜNDE NÖBETE BAŞLADI

Gazeteci Mete Akyol, tutuklu gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül’e destek olmak, dayanışma sergilemek için Silivri Cezaevi önüne sandalye attı. Nöbete başladı.

Akyol şunları söyledi:

“Arkadaşlarımız, serbest bırakılıncaya kadar nöbete devam edeceğiz.”