BANGLADEŞ BASIN KONSEYİ BAŞKANI AHMAD, KONSEYİMİZİ ZİYARET ETTİ

BANGLADEŞ BASIN KONSEYİ BAŞKANI AHMAD, KONSEYİMİZİ ZİYARET ETTİ

Türkiye’de bulunan Bangladeş Basın Konseyi Başkanı yüksek yargıç Mamtaz Uddin Ahmad, Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç’i ziyaret etti. Ziyaret sırasında iki ülkenin Basın Konseyleri arasında görüş alışverişinde bulunulurken, kayıp Suud gazeteci Cemal Kaşıkçı olayının da bir ar önce aydınlatılması istendi.

Ziyaret sırasında Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, Suud gazeteci Cemal Kaşıkçı ile ilgili Türk Basın Konseyi’nin girişimlerini anlattı. Ahmad ise 2 Ekim günü Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’na gittikten sonra bir daha kendisinden haber alınamayan Suud gazeteci Kaşıkçı olayı ile ilgili “Bu olaydan çok kaygılıyız. Ancak Türkiye’den çok Suudi Arabistan’ın sorumluluğundadır. Suudi Arabistan Konsolosluğu ve hükümetinin bu konuyu mutlaka açıklığa kavuşturması gerekir” dedi.

Basın Konseyi Yüksek Kurul üyeleri Tufan Türenç, Doğan Satmış, Turgay Noyan, Melih Berk, Tamer Atabarut ve Kıbrıs Basın Konseyi Yönetim Kurulu üyesi Ali Hançerli’nin de bulunduğu ziyarette Mamtaz Uddin Ahmed, Bangladeş Basın Konseyi olarak ülkesinde yaptığı çalışmalarla ilgili bilgiler verdi, ülkesindeki medyanın durumunu anlattı. Bölgelerindeki 8 ülkenin Güney Asya Basın Konseyleri Birliği’ni kurduklarını belirten Ahmad, “Bangladeş’te ifade ve basın özgürlüğünün daha iyi noktalara ulaşması için mücadele ediyoruz. Uluslararası alanda ilişkilerimizi de geliştirmek istiyoruz. Basın ve ifade özgürlüğü için hep beraber savaşmaya mecburuz” diye konuştu.

Basın Konseyi’ni, 27 Ekim’de Sri Lanka’da yapılacak Güney Asya Basın Konseyleri Birliği toplantısına gözlemci olarak katılmaya davet eden yüksek yargıç Mamtaz Udddin Ahmad’a bu arada Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç de Türkiye’de ifade ve basın özgürlüğü alanında yapılan çalışmaları, medyanın durumunu ve gazetecilerin karşı karşıya olduğu zor koşulları anlattı.

Pınar Türenç, ziyareti nedeniyle teşekkür ettiği Bangladeş Basın Konseyi Başkanı Ahmad’a, Basın Konseyi’nin rozetini taktı. Mamtaz Uddin Ahmad da Türenç’e, Bangladeş’in kurucusu Mucibur Rahman’ın yaşamı ve anılarını içeren kitabı hediye etti.

,

BASIN KONSEYİ SORUYOR: CEMAL KAŞIKÇI NEREDE?

BASIN KONSEYİ SORUYOR:

CEMAL KAŞIKÇI NEREDE?

SUUDİ GAZETECİNİN AKIBETİNİN izmir escort HIZLA AÇIKLIĞA KAVUŞTURULMASINI İSTİYORUZ

Suudi Arabistan vatandaşı gazeteci Cemal Kaşıkçı  (Jamal Kashoggi) hakkındaki belirsizliği büyük endişeyle ve kaygıyla izlemekteyiz.

Bilindiği gibi, Washington Post yazarı Kaşıkçı’nın geçtiğimiz salı günü İstanbul’daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’na girdikten sonra kendisinden bir daha haber alınamadığı medyada yer almış; hatta gazetecinin öldürüldüğüne dair bilgiler paylaşılmıştır.

Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan devletine ait politikaları izmir escort bayan eleştiren bir yazar olduğu kamuoyunca bilinmektedir. Muhalif kimlikli bir gazetecinin kaybolmasının söz konusu olması, korkularımızı ve endişelerimizi daha da artırmaktadır. Hiçbir gelişme bir insanın yok edilmesine neden olamaz. Üstelik  bu olayın bizim ülkemizde yaşanmış olması da ayrı bir üzüntü kaynağıdır.

Cemal Kaşıkçı’nın akıbeti hakkında, Suudi Arabistan yetkililerince makul ve tatmin edici bir açıklama yapılmasını ACİLEN bekliyoruz.

Suudi Arabistan Yönetiminin, “Sakladığımız hiçbir şey yok. İsterlerse Konsoloslukta arama yapabilirler” şeklindeki açıklamasına rağmen, Kaşıkçı’nın öldürüldükten sonra cesedinin binadan çıkartıldığına dair iddiaların yine basında yer aldığını gözlemlemekteyiz.

Bu bakımdan, Başkonsolosluk binalarına giriş- çıkışları gösteren görsel kayıtların eksiksiz olarak mevcut olup olmadığını soruyoruz.

Şüphesiz ki var olması gereken bu kayıtların bir bütün olarak Türk makamlarının incelemesine sunulmasından sonra gerçeğin kamuoyuyla paylaşılmasını talep ediyoruz.

Konuyu soruşturduklarını açıklayan Türk makamlarının da bu olayın aydınlatılması hususunda daha ısrarlı ve daha kararlı bir tavır sergileyeceklerine, olası siyasi- diplomatik uzlaşmalar sonucunda işin peşini bırakmayacaklarına inanıyoruz.

Cemal Kaşıkçı’nın akıbeti netliğe kavuşturulana kadar, BASIN KONSEYİ’NİN  konunun takipçisi olmayı sürdüreceğini kamuoyuna saygılarımızla duyururuz…

BASIN KONSEYİ

BASIN KONSEYİ YÜKSEK KURULU, BESNİ GÜNCEL GAZETESİ HAKKINDA KARAR VERDİ

03.10.2018

Besni Güncel Gazetesi ve www.besnigüncel.com haber sitesinde ‘Besni Belediye Başkanına şok soruşturma’ başlıklı haberle ilgili şikayet.
izmir escort
KARAR

Basın Konseyi Yüksek Kurulu 03.10.2018 tarihinde 18 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda, Besni Güncel gazetesi sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Emin Soydan Doğru hakkında başvuruda ‘Besni Belediye Başkanına şok soruşturma’ haberi için oybirliği ile ‘Şikayetin Yersizliği’; toplu fotoğrafta şikayetçinin silinerek haberde kullanılması için de yine oybirliği ile ‘Uyarı’ kararı verdi.

REFERANS: 2018- 29

ŞİKAYETÇİ: Besni Belediye Başkanı İbrahim ÖZTÜRK vekili Avukat Vedat YALÇIN

ŞİKAYET EDİLEN: Besni Güncel Gazetesi sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Emin Soydan DOĞRU

ŞİKAYET KONUSU:

Besni Güncel Gazetesi’nde 02.08. 2018 tarihinde ‘Besni Belediye Başkanına şok soruşturma’ başlıklı haber yayınlanmıştır. Besni Belediye Başkanı İbrahim Öztürk’ün avukatı Vedat Yalçın 13.08.2018 tarihinde yaptığı şikayet başvurusunda bu haberin yanıltıcı olduğunu; söz konusu gazete ve internet sitesinde Başkan Öztürk hakkında aşağılayıcı ve iftira niteliğinde yayın yapıldığını, tören haberlerinde bile toplu fotoğrafların Başkan Öztürk montajla çıkarılıp öyle basıldığını savunmuştur.

Şikayet başvurusunda, Besni Güncel Gazetesi ve gerek internet sitesinde, Besni Belediye Başkanı İbrahim Öztürk hakkında objektiflikten uzak, aşağılayan ve iftira niteliği taşıyan haberlere yer verilerek toplum nezdinde küçük düşürülmeye çalışıldığı ileri sürülmüştür.

Başkan Öztürk hakkında bir yıl önce yapılan şikayet üzerine İçişleri Bakanlığı’nın aldığı ‘soruşturma izni verilmemesi’ kararının yapılan itiraz üzerine Danıştay tarafından kaldırılmasını, ‘şok soruşturma’ diye sanki yeniymiş gibi abartılarak verildiği  kaydedilen başvuruda şu ifadeler yer almıştır:

“Yanıltıcı haber yapılmış, soruşturma içeriğinden bahsedilirken ‘ortağı olduğu şirkete menfaat sağlamak, mevzuata ve de plana aykırı yapı ruhsatı düzenlemek’ şeklinde başlıklar ve içerik kullanılarak müvekkil hakkında gerçeği aykırı haber yapılmıştır

Oysa ki yapılan ön inceleme raporlarında vurgulandığı üzere müvekkil (Başkan Öztürk) söz konusu şirketin ortağı ve 7.12.2010 tarihinden 2014 yerel seçimlerine kadar şirket müdürü olarak görev yapmaktayken Besni Belediye Başkanı seçildikten sonra 08.08.2014 tarihinde müdürlük görevinden istifa ederek imza yetkisini devretmiş, 28.082016 tarihinde ise tamamen ortaklıktan ayrılmıştır…. Basit bir araştırmayla bu husus tespit edilebilecek olmasına rağmen ilgili gazete ve haber sitesi müvekkilin yıpratılması amacıyla ortağı olduğu şirketi kayırıyormuş tarzında haber yapılmıştır. Bahsi geçen gazete ve haber sitesinin haberde kamu yaralı gütmediği, yıpratma amacını güttüğü anlaşılmaktadır.”

Şikayetçi başvurusunda, konumu gereği toplantı ve etkinliklerde protokolde yer alan Belediye Başkanı İbrahim Öztürk’ün ismine ve fotoğrafına söz konusu gazete ve haber sitesinde yer verilmediği kaydedilerek şöyle denilmiştir:

Toplantı ve etkinliklere katılan müvekkilin resmi montajlanarak veya kesilerek kasıtlı bir şekilde diğer kişilerden ayrılmakta ve de yapılan haberlerde toplantıya katılan protokol üyelerinin hepsinin ismine yer verilmesine rağmen müvekkilin ismine yer verilmemektedir. Yapılan bu açık ayrımcılık bile yapılan basın ve haber faaliyetlerinde kamusal amaçların ve toplumsal yararın değil müvekkilin bir şekilde aşağılanmasını amaç edindiğini çok net bir şekilde ortaya koymaktadır.”

Şikayetçi, Başkan İbrahim Öztürk’ün adının yazılmadığı ve fotoğrafının photoshop yöntemiyle gruplardan çıkarıldığına ilişkin gazete kupürlerini de başvurusuna eklemiştir.

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR

Şikayet başvuru yazısı, Besni Güncel Gazetesi sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Emin Soydan Doğru’ya hem -mail, hem de posta ile ulaştırılmış, ‘alındı’ belgesi gelmiştir. Şikayet edilenin gazeteci Emin Soydan Doğru, uzlaşma istememiş, şikayetçinin iddialarına karşılık 3 sayfalık yanıt ile buna eklediği 43 sayfalık belgeyi 05.09.2018 tarihinde Basın Konseyi Genel Sekreterliği’ne ulaştırmıştır.

Şikayet edilen gazeteci verdiği yanıtta, haberin kaynağının Danıştay olduğunu belirtmiş, bununla ilgili Danıştay Birinci Daire’nin 2018/506 sayılı kararını da göndermiştir. Danıştay kararına sadık kalarak ‘Besni Belediye Başkanına şok soruşturma’ başlıklı haberi yayınladıklarını belirten şikayet edilen, kararda ‘..plan değişikliği yapmak suretiyle Belediye Başkanı İbrahim Öztürk’ün ortağı olduğu HİS Grup İnşaat Şirketi’ne menfaat sağlamak’ ifadesinin geçtiğini belirtmiş, ‘Bu ifadeler Danıştay kararındaki ifadelerdir. Bizim tarafımızdan üretilmemiştir’ demiştir. Haberde, şikayet edilenin şirket ortaklığı ile ilgili tüm ifadelerin Danıştay kararında aynen geçtiğini belirten şikayet edilen yanıtında şu ifadelere yer vermiştir:

“Ayrıca gazetemiz, web sitemiz ve şahsımla alakalı diğer bir itham da kamu yararına aykırı, toplumsal menfaat amacı gütmeyen, yıpratma politikası uygulayan ve kişileri sindirmeye yönelik bir tavır içinde olduğumuzdan bahsedilmiş. Ancak kimin kimi yıpratmaya çalıştığı, haksız davranış içinde olduğu, kamu gücünü bireyler üzerinde haksız yere kullandığını ve basına yapılanları ekte belgeleriyle takdirlerinize sunarım.”

Şikayet edilen gazeteci, ortağı olduğu reklam ajansının kiraladığı durak ve billboardlara, şikayet eden belediye başkanının seçim kampanyası sırasında afişlerini usulsüz olarak astığını, bu gazetede haber yaptıklarını belirterek, seçimi kazanan belediye başkanının kendisine ve gazetesine sindirme politikası uyguladığını ileri sürmüştür. Yanıtta bu baskılar da belgeleriyle şöyle sıralanmıştır:

* Ruhsatlı işyerine zabıta göndererek ‘ruhsatsız’ diye tutanak tutturulması.

* Belediyeye ait iki dükkanda kiracıyken 381.27 TL’lik kira borcu için icra takibi ve tahliye yapılacağına ilişkin yazı gönderilmesi.

* Şirketinin belediyeye olan 279.90 TL’lik borç için uyarı yazısı gönderilmesi.

* Şirketin işletmekte olduğu açık hava reklamcılığı sözleşmesinin 3 yıl süresi olmasına rağmen belediye tarafından tek taraflı feshedilmesi ve billboardların kepçelerle ezilerek sökülmesi.

Kendisine ve gazetesine karşı yapılanların gazeteci meslek kuruluşları tarafından kınandığına ilişkin haber kupürlerini de yanıta ekleyen, bugüne kadar hiç kimseye iftira atmadan gerçek ve objektif habercilik yaptıklarını savunan şikayet edilen yanıtında şu ifadelere de yer vermiştir:

“Ruhsatımız olduğu halde işyerimize ruhsat yok diyerek zabıtalarını gönderen, 200- 300 liralık dükkan kirası dolayısıyla belediyeye ait dükkanlardan tahliyemizi isteyen ’Gazete baronları’ diyerek tüm meslektaşlarımıza hakaret eden bir şahısla ilgili iftira niteliğinde bugüne kadar haber yapmadık. Yaptıysak neden bizimle kanun önünde hesaplaşmadı? Hukuki yollar açıktır… Benzer dükkanlarda yıllarca borcunu ödemeyenler olduğu belediye kayıtlarında mevcuttur… Basına karşı bu şekilde tutum gösteren, eziyet ve hakaret eden kişiye karşı ister istemez tepkimiz oldu. Protesto etmek ve tepki göstermek amacı ile dönem dönem ismine ve resmine gazetemizde yer vermedik.  Takdir siz değerli Basın Konseyi üyelerinindir.”

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Şikayet konusu olayda taraflar bir ilçenin belediye başkanı ile o ilçedeki yayımlanan gazete sahibi ve genel yayın yönetmenidir. Şikayetçi, gazeteciyi kendisi hakkında ya aleyhte haber yapmak ya da yok saymakla suçlamaktadır. Şikayet edilen de şikayetçinin elindeki kamu gücünü kullanarak kendisini sindirmeye ve Besni Güncel gazetesini yok etmeye çalıştığını savunmaktadır. Şikayetçi taraf belediye başkanı olduğu için, Basın Konseyi Yüksek Kurulu sadece gazeteye yönelik etik ihlal suçlamaları açısından bir karara varılacaktır.

Küçük bir ilçede gazetecilik yapmak, hele kamu olanaklarını kullananların hedefi olarak gazeteyi yaşatabilmek kolay değildir. Şikayet edilen gönderdiği yanıtta yaşadıklarını, belediye başkanı olan şikayetçinin kendisine ve gazetesine yaptıklarını ve maruz kaldığı baskıları çarpıcı örneklerle anlatmaktadır. Bu örnekler endişe vericidir, fakat yukarıda belirtildiği üzere, Yüksek Kurul şikayetçinin davranışları açısından bir değerlendirme yapmak durumunda değildir.

Besni’de halen 3 gazete yayımlanmaktadır. Besni Güncel haftanın pazartesi ve perşembe, Besni Ekspres salı ve cuma, Yeni Bakış çarşamba günleri yayımlanmaktadır. Haftada iki kez yayımlanan gazeteler resmi ilan almakta, ancak ilan gelirleri sınırlı olduğu için yayınlarını güçlükle sürdürmektedir.

Şikayet edilenin sahibi olduğu Besni Güncel gazetesinin, şikayet eden belediye başkanının her faaliyetine, adına ve fotoğrafına yer vermek zorunluluğu yoktur. Yayın politikasını kendisi tayin eder; Basın Meslek İlkelerine uymak kaydıyla, hangi haberleri, nasıl vereceği konusundaki tercihi de okuyucusu ile kendisini ilgilendirir. İlçede iki gazete daha yayımlandığı için ‘halkın haber alma özgürlüğü’ açısından bir sorun bulunmamaktadır.

Şikayet konusu edilen ‘Besni Belediye Başkanına şok soruşturma’ haberi yargı kararına dayanmaktadır, belgelidir. Haberde yargı kararına sadık kalınmış, kullanılan ifadeler bu karar metninden alınmıştır. Bu noktada, gerçeğe aykırılık söz konusu değildir.

Soruşturmanın eski olduğu, haberin maksatlı ve abartılı yayınlandığı şikayeti de mesnetsizdir. Soruşturma önceden başlatılmış olsa da yeni bir yargı kararı söz konusudur. Bir yıl önce başladığı belirtilen soruşturma yeni gelişmeyle güncellik kazanmıştır. Ayrıca habercilikte ‘İsa’nın 2000 yıl önce çarmıha gerildiği bilinmiyor ve yeni ortaya çıkmışsa, haberdir” kuralı vardır. Bu bakımdan, haberin güncel ve kamu yararına olduğu da söylenebilir.

Bu nedenlerle, 2 Ağustos 2018 tarihli haberin yapılmasında ve verilmesinde bir etik ihlal görülmemiştir.

Diğer bir şikayet olarak, şikayetçi, protokol gereği katıldığı törenlerle ilgili Besni Güncel gazetesinin haberlerinde adının geçirilmediğini ve toplu fotoğraflardan ‘photoshop’ yöntemiyle silindiğini ve ilçenin belediye başkanı olarak yok sayıldığını, bunun meslek etiğinin ihlali olduğunu savunmaktadır. Örnek olarak da 19 Mayıs kutlamaları; Adıyaman Valisi’nin veda ziyareti; Arazi Toplulaştırma Töreni; Ak Parti milletvekillerinin teşekkür ziyareti haberlerini göstermiştir.

Şikayet başvurusu 13 Ağustos 2018 tarihinde yapılmıştır. 19 Mayıs kutlamaları (20 Mayıs) ve Adıyaman Valisi’nin veda ziyareti (8 Haziran) haberlerinin yayımlanmasının üzerinden 2 aydan fazla zaman geçtikten sonra başvurulduğundan, değerlendirme dışında bırakılmalıdır. Zira Basın Konseyi Sözleşmesi’nin 12. Maddesine göre “Şikayetler en geç başvuru tarihinden önceki iki ayı kapsayabilir.”

Gazetecinin, kendisine ve gazetesine ‘husumet’ duyduğunu söylediği ve muhalif olduğu belediye başkanının haberini ve fotoğrafını kullanmayarak tepki koyması, etik kurallar içinde kaldığı sürece bir mücadele yöntemi olarak değerlendirilmelidir. Nitekim gelişmiş ülke basınında da bunun örnekleri vardır. Almanya’nın en yüksek tirajlı gazetesi Bild, reform yasalarına karşı sert muhalefet yaptığı için dönemin Başbakanı Gerhard Schröder tarafından konulan demeç ambargosuna karşı, onunla adaş Gerhard Schröder’ler bulup her gün röportajlar yayımlamıştı.

Arazi Toplulaştırma Töreni (14 Haziran) ve Ak Partili milletvekillerinin teşekkür ziyareti (28 Haziran) haberlerinde, şikayetçinin adına ve fotoğrafına yer verilmediği görülmektedir. Teşekkür ziyareti haberinde şikayetçinin adına yer verilmemiş, fotoğrafta onun bulunmadığı bölüm kadraja alınarak kullanılmıştır.

Ancak, Arazi Toplulaştırma Töreni haberindeki toplu fotoğrafın şikayetçi belediye başkanının photoshopla silinerek basılması etik açıdan sorunludur. Belediye başkanının gazeteye yönelik tavrı ne olursa olsun, ona dair haber yaparken gazetecinin etik kurallar içinde kalması zorunludur. Başkana dair haber yapmamak meşru bir tercihken, başkanı da ilgilendiren haberlerin görselinde (okuyucuyu da yanıltacak biçimde) oynama ve değişiklik yapmak, etik ilkelere aykırıdır. Gazetecinin bir fotoğrafı, belgeyi kasıtlı olarak bozup, değiştirerek yayımlama hakkı yoktur.

Elbette elindeki kamu gücünü kendisine karşı kullandığını söylediği şikayetçiye karşı muhalefet yapmak, kendini savunmak doğal hakkıdır. Bu muhalefet, halkın çıkarlarına karşı olan icraatı eleştirmekse, temel bir görevdir. Zaten gönderdiği belgelerden bunu yaptığı ve yereldeki gazeteci derneğinin desteğini de aldığı anlaşılmaktadır. Bu destek şüphesiz ki meslek kurallarına bağlı kaldığı sürece devam edecektir.

Netice olarak;

1) Belediye Başkanının “şok soruşturma” konulu habere dair şikayetinin
“YERSİZLİĞİ”ne,

2) Toplu fotoğrafta yer alan şikayetçinin “photoshop” yöntemiyle silinerek
fotoğrafın haberde kullanılması açısından Basın Meslek İlkeleri’nin ‘Gazeteci
görevini, taşıdığı sıfatın saygınlığına gölge düşürebilecek yöntem ve
tutumlarla yapmaktan sakınır’
şeklindeki 12’nci maddesinin ihlal edildiğine ve
bu nedenle de, şikayet edilenin “UYARI”lmasına,

Basın Konseyi Yüksek Kurulu’nun 18 üyesinin katıldığı 3 Ekim 2018 tarihindeki toplantısında OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.

,

GAZETECİLERLE İLGİLİ YARGI KARARLARI, KAMU VİCDANINI YARALIYOR

BASIN KONSEYİ: GAZETECİLERLE İLGİLİ YARGI KARARLARI, KAMU VİCDANINI YARALIYOR

SİLAHA CEZA YOK, SÖZE AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET

izmir escort

Gazeteci- yazarlar Nazlı Ilıcak, Ahmet Altan ve Mehmet Altan’ın da aralarında bulunduğu 6 sanığa ‘Anayasayı ihlal’ suçundan ötürü verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına karşı yapılan istinaf başvurusu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esastan reddedilmiştir. Oysa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 20 Mart 2018 tarihli kararında, Mehmet Altan’ın tutuklanması bile ifade özgürlüğünün ihlali olarak değerlendirilmişti.
Aynı günde, gazeteci- yazar Can Dündar’a karşı 6 Mayıs 2016’da İstanbul Adliyesi önünde yapılan silahlı saldırı ve bunun neticesinde NTV muhabiri Yağız Şenkal’ın yaralanması açısından İstanbul 28. Asliye Ceza Mahkemesinde sürdürülen yargılama, sanık Murat Şahin’in ‘ruhsatsız silah taşımak’ suçundan 10 ay hapis, ‘kasten yaralama’ suçundan ise sadece 4500 TL adli para cezasına mahkumiyeti ile sonuçlanmıştır. Oysa iddianamede, Şahin hakkında 4 yıldan 12 yıl 10 aya kadar hapis cezası istenmişti. İddianamede ortaya konulanın aksine, Dündar’a yönelik herhangi bir bağımsız suçun işlendiğinin Mahkemece kabul edilmediği anlaşılmaktadır! Sanık hakkında iyi hal indirimi uygulanmış, para cezası da 20 taksite bölünmüştür. Yağız Şenkal’ın “Hastane masrafım daha çok tuttu!” açıklaması dikkat çekicidir. Keza, davadaki diğer iki sanık da beraat etmiştir.
Görüyoruz ki, Adliye önünde bir kimseye silahla birden çok el ateş etmenin ve bu esnada bir başka kişiyi daha yaralamanın karşılığı, bir gün bile hapis değildir. Buna karşılık, büyük ölçüde medya üzerinden sarf edilen sözlerin delil olduğu diğer davada ise, bu sözler ‘cebir ve şiddet’ mahiyetinde kabul edilmiş ve idam cezası yerine getirilen ‘ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası’ sanıklara layık görülmüştür.
Bu tablo, muasır medeniyet seviyesini hedefleyen ve ileri demokrasi olma iddiasındaki bir devletin yargı sistemi açısından bir çelişkiye işaret etmektedir.
…VE KAMU VİCDANINI YARALAMAKTADIR
Her iki davaya ilişkin süreç devam etmektedir. Beklentimiz, ceza hukuku ve insan hakları hukuku alanındaki temel ilke ve kuralların göz ardı edilmeksiniz sürecin sonuçlandırılmasıdır. Bu davalardan çıkacak konjonktüre bağlı kararlar belirli kesimlerde geçici bir tatmin sağlayabilir. Fakat yargımızın bu davalardaki her adımının dünya çapında dikkatle izlendiğini ve çıkacak sonucun tarih tarafından yargılanacağı unutulmamalıdır.
Bu tür davalarda yargımızın ceza ve insan hakları hukukunun evrensel kabul gören ilkelerinden uzaklaşması, uluslararası arenada Türkiye aleyhine kullanılacak; suçlulukla mücadelede öne sürdüğümüz uluslararası işbirliği taleplerimiz açısından özellikle olumsuz sonuçlar doğurabilecektir.
Dileğimiz, bu davalardan çıkacak nihai sonuçların belirli kesimlerin ‘siyasi’ zaferi değil de; demokratik hukuk devleti olma iddiasındaki bir Türkiye’nin ‘adli’ zaferi olmasıdır.

BASIN KONSEYİ, STAR.COM.TR SORUMLU MÜDÜRÜ ÖZKAN DEMİR HAKKINDA ‘UYARI’ KARARI VERDİ

10.09.2018
Star ve Akşam gazetelerinin www.star.com.tr ve www.aksam.com.tr internet sitelerinde yer alan ’CHP’li belediyenin FETÖ’cü şirkete ihale üstüne ihale verdiği ortaya çıktı’ haberleriyle ilgili şikayet.
KARAR
Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 10.09.2018 tarihinde 15 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda, www.star.com.tr internet sitesi Sorumlu Müdürü Özkan Demir hakkında Basın Meslek İlkeleri’nin iki maddesini ihlalden oy birliğiyle ‘uyarı’ kararı aldı.
seks izle
REFERANS: 2018- 28

ŞİKAYETÇİ: Cengiz ÖZKARABEKİR avukatı Esra Baş ERBAŞ

ŞİKAYET EDİLEN: 1) Akşam Gazetesi muhabiri Ercan ÖZTÜRK
2) Özkan DEMİR www.star.com.tr ve www.aksam.com.tr sorumlu müdürü

ŞİKAYET KONUSU:
Akşam gazetesinin www.akşam.com.tr internet sitesinde Ercan Öztürk imzası ve ‘Beylikdüzü Belediyesi’nde FETÖ’ye ihale kıyağı’ başlığı ile yayınlanan haber, www.star.com.tr internet sitesinde ‘CHP’li belediyenin FETÖ’cü şirkete ihale üstüne ihale verdiği ortaya çıktı’ başlığıyla yer almıştır. Haberde adı geçen gazeteci Cengiz Özkarabekir’in avukatı Esra Baş Erbaş, 14.08.2018 tarihinde bir dilekçeyle şikayette bulunmuştur.

Şikayet konusu olan www.akşam.com.tr internet sitesinde ‘Beylikdüzü Belediyesi’nde FETÖ’ye ihale kıyağı’ ve www.star.com.tr internet sitesinde ‘CHP’li belediyenin FETÖ’cü şirkete ihale üstüne ihale verdiği ortaya çıktı’ başlığıyla yer alan haberin spotunda ‘CHP’li Beylikdüzü Belediyesi’nin, kayyum atanana kadar FETÖ’nün kanalı Elapro’da yöneticilik yapan Özkarabekir’e ihale üstüne ihale verdiği ortaya çıktı’ denilmiştir.
Başkan İmamoğlu’nun CHP ilçe başkanlığı yaptığı dönemde, Ak Partili yerel yönetimleri ‘İhale alınmaz, verilir’ diye eleştirdiği hatırlatılan haberde, şu ifadeler yer almıştır:
“İmamoğlu’nun, 50 bin lira sermayeli bir şirkete 3 yıl içinde 40 milyon liralık ihale verdiği ortaya çıktı. Ballı torba ihaleleri peş peşe alan firma sahibi ise, CHP’li Başkan’ın yakın arkadaşı Cengiz Özkarabekir’den başkası değil.
Geçen yıla kadar toplamda 19 milyon liralık ihaleyi arkadaşının firmasının kazanasını sağlayan İmamoğlu, sadece bu yıl tek bir ihaleyi 10 aylık süreyle 14 milyon 162 bin 910 liraya çıkardı. İhale süresince ELAPRO adlı firmadan başka hiçbir katılımcı firmanın olmaması da ayrıca dikkat çekti.
İhalede yok yok. Kültürel etkinlikler hizmeti organizasyonlarını kapsayan ihale hizmetleri içerisinde, konser etkinlikleri, festivaller, milli bayram kutlamaları, Türk bayrağı satın alımı, mısır ikramı ve yemek servisi gibi onlarca farklı başlıklarda alımlar bulunuyor.”
Şikayetçi Cengiz Özkarabekir’in avukatı Esra Baş Erbaş, haberin kaynağının Beylikdüzü’nde www.yerelkulis.com adlı bir haber sitesi sahibi Cengiz Alaçayır olduğunu, bu kişinin benzer yayını nedeniyle şikayetçi olduklarını ve hakkında açılan kamu davasının Büyükçekmece 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2018/19 E. sayılı dosyada derdest olduğunu belirterek iddianame ve şüphelinin ifadesini de başvuru yazısına eklemiştir. Söz konusu haberin Akşam gazetesinde Ercan Öztürk imzasıyla yayınlanması üzerine suç duyurusunda bulunduklarını belirten avukat Erbaş, takipsizlik kararı verildiğini, ancak iki gazeteci hakkında açtıkları tazminat davasının Küçükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülmekte olduğunu belirtmiştir.
Aynı konuda ikinci bir haberin (şikayet konusu haber) yine www.yerelkulis.com internet sitesinde yayınlandığını, bunun da kısa süre sonra yine Ercan Öztürk imzasıyla www.aksam.com.tr sitesinde ve Akşam kaynak gösterilerek www.star.com.tr internet sitesinde de yer aldığını belirten avukat Erbaş, bu haber nedeniyle şikayetçi olduklarını kaydettikten sonra şu ifadelere yer vermiştir:
“Haberde müvekkilimin Elapro’nun yöneticisi olduğu, Elapro’nun FETÖ kanalı olduğu, kanal kapanana kadar Elapro’da yöneticilik yapan Özkarabekir’e ihale üstüne ihale verildiği öne sürülmüştür.
Elapro şirketi, Beylikdüzü Belediyesi’nin ihale karşılığı hizmet satın aldığı şirketlerden biridir. Müvekkilimin söz konusu şirketle resmi veya gayri resmi hiçbir ilişkisi bulunmamaktadır. Müvekkilimin şirketi paravan olarak kullandığı iddiası, suç isnadı içeren ağır bir iddiadır, müvekkilimin suç örgütü ile ilişkili gösterilmektedir.
Haberde bahsi geçen Elapro şirketi bir televizyon kanalı değildir, kayyum atanmamış, müvekkilim de bu şirkette yöneticilik yapmamıştır. Müvekkilimin suç örgütüyle bağlantılı olduğu algısı yaratılmak istenmiştir. Söz konusu şirkette hiçbir ortaklığının olmadığını gösteren sicil kayıtları ektedir.
Müvekkilim 2013 yılından kanalın kapatılmasına kadarki süreçte Bugün TV’de kültür sanat program müdürü olarak çalışmış, belgesel ve programlar hazırlamıştır. Kanalın kapanmasıyla iş akdi sona ermiştir. Müvekkilimi adı geçen kanalda sıradan bir basın emekçisi olarak çalışması nedeniyle, FETÖ denen illegal örgüt ile ilişkilendirmek kötü niyetli bir yaklaşımdır. Bugüne kadar hakkında yapılmış hiçbir adli veya idari soruşturma yoktur, saygın bir gazeteci kimliğiyle tanınmaktadır.
Şikayete konu haber yayınlanmadan önce hiçbir araştırma ve inceleme yapılmamış, haberde hiçbir bilgi, belgeye yer verilmemiş, ismi geçen gazetecilerin görüşlerine yer verilmemiş, şüpheye yer bırakmayan kesin ifadeler kullanılmıştır.
Söz konusu haberde Basın Meslek İlkeleri’nin ihlal edildiği görüşü savunulan ve şikayet edilenler hakkında gerekli kararın alınması istenen başvuruda, Cengiz Özkarabekir’in gazeteci ve belgesel yapımcısı olduğu; Star TV’de başladığı mesleğini Habertürk, CNN Türk, Show TV gibi ana akım medyada yapımcı, yönetmen ve müdür olarak sürdürdüğü; Bugün TV’nin kapanmasının ardından Beylikdüzü Belediye Başkanı’nın danışmanlığa getirildiği; burada da belgesel, kitap ve arşiv çalışmaları yaptığı; halen Batı İstanbul Vakfı’nda çalışmalarını sürdürdüğü bilgisine de yer verilmiştir.
Şikayetçi başvurusuna, meslek öz geçmişini, şikayet ettiği gazetecilerle ilgili suç duyuruları ve açılan davalar ile haberde bahsi geçen şirketlerin sicil kayıtlarını da eklemiştir.

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR

Şikayet başvuru yazısı, muhataplara hem e-mail, hem de posta ile ulaştırılmış, ‘alındı’ belgesi gelmiştir. Şikayet edilenin avukatı Nurtekin Deniz tarafından, şikayetçinin iddialarına karşılık 2 sayfa yanıt ile buna eklenen 24 sayfa belge, 29.08.2018 tarihinde Basın Konseyi Genel Sekreterliği’ne elden teslim etmiştir.
Şikayet edilen yanıtında, haberin kaynağının www.yerelkulis.com sitesindeki bir haber olduğunu belirtmiş; bununla ilgili Büyükçekmece ve Küçükçekmece adliyelerinde açılan ceza ve tazminat davalarına değindikten sonra, “Basının görevi, siyasi gücü, devlet ve sivil toplum kuruluşlarını gözetim altında tutmak. Gereğinde olaylar, görevli kişi ve kurumlar hakkında kamu yararı haber ve eleştiri yaparak kamuoyu oluşturmaktır. Buradan hareketle niza konusu haberi haklı, hukuka uygun ve doğru olduğun kabulü gerektiren belgeler sunuyoruz” ifadelerine yer vermiştir.
Kamu İhale Kurumu kayıtlarında yaptıkları araştırmada, Beylikdüzü Belediyesi’nce yapılan ihalelerin çoğunun Elapro Ajans Yapım Reklam Organizasyon Şirketi’ne verildiği belirlediklerini ileri süren şikayet edilen, bu şirketin yetkilisi ve çoğunluk pay sahibi olan Serdal Taşkın ve Kaan Gökgöz’ün, belgesel prodüksiyonunu yapan Timsah Film Şirketi’nde Cengiz Özkarabekir ile ortak olduklarını; Cengiz Özkarabekir ile Sus Prodüksiyon Şirketi’nde kurucu ortak olan Rasih Yılmaz’ın FETÖ operasyonunda gözaltına alındığını savunmuş, bunlara ilişkin şirket sicil kayıtları ve haber kupürleri sunmuştur.
Silivri Cezaevi’nde tutuklu gazeteciler için meslektaşlarının başlattığı ‘Umut Nöbeti’ne Cengiz Özkarabekir’in katıldığı fotoğraf ve haber kupürlerini de yanıt yazısına belge olarak ekleyen şikayet edilen, bunları “Yakınıcının FETÖ’cülerle sözleşmeler yaptığına dair yazılar” olduğu imasında bulunmuştur.
Şikayet edilen haberin daha önce www.yerelkulis.com sitesinde yayınlanan habere dayandığı, başka bir dayanak bulunmadığı iddialarına itibar edilemeyeceğini savunarak şu ifadelere yer vermiştir:
“Zira yargıya intikal ederek kamuoyunda aleniyet kazanmış gerçeklere dayalı bir haberin mesnetsiz olduğu söylenemez. Ayrıca yakınıcının www.yeelkulis.com sitesi sahibi Cengiz Alaçayır’ın aynı konu ve iddialara dayalı haberi hakkında Büyükçekmece Cumhuriyet Savcılığına yapılan şikayet doğrultusunda kamu davası açılması da niza konusu haberin yargıya intikal eden, gerçeğe dayalı olduğunun inkarı olup, bunun kamu menfaati gereği hukuka uygunluğunun kabulünü kaçınılmaz kılan bir husus olduğunu da dikkate sunmak istiyoruz.”
Yargıtay’ın 1999 tarihli ‘Özünde doğru olan habere, doğru olmayan bazı ilaveler yazıyı bütünüyle gerçek dışı ve hukuka aykırı hale getirmez’ ve 1989 tarihli ‘Haberin özü gerçek olay ve olgulara dayanıldıkça, aşırılığa gitmeyen, hatalı, eksik bilgi ve değerlendirmeler sorumluluk nedeni olamaz’ kararlarını örnek gösteren şikayet edilen, Hürriyet yazarı Ahmet Hakan’ın Beşiktaş Eski Belediye Başkanı hakkında yazdığı bir yazıyı da yanıtına eklemiştir. Ardından da şikayetçinin aynı konuda açtığı davalarda yargının vereceği kararların beklenmesi gerektiğini kaydederek, “Haberde dile getirilen ibretlik iddianın ve şüphelerin karanlığa itilmiş birçok iddianın gün yüzüne çıkmasını beraberce merakla beklerken; yakınıcının yasal dayanaktan yoksun, gerçeklerle bağdaşmayan iddia ve taleplerinin reddini diliyoruz. Saygılarımızla” demiştir.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Gazetecinin olup bitenlerden halkı haberdar etmesi; merkezi ve yerel yönetimlerin büyük meblağlara ulaşan ihalelerinin kimlere ve hangi koşullarla verildiğini araştırıp haberleştirmesi; gerektiğinde eleştirmesi hatta karşı çıkan görüşlere ve yorumlara yer doğal karşılanmalıdır.
İhalelerde yasal koşulların yerine getirilip getirilmediği tüm yönleriyle aydınlatılmalıdır. Hatta, ihaleyi verenin ve alanın kimler olduğu, varsa perde arkasındaki ilişkilerin araştırıp haberleştirilmesinde şüphesiz kamu yararı vardır, bunu yapmak da araştırmacı gazetecinin görevidir.
Gazeteci bunları yaparken mutlaka gerçeklere ulaşmak ve haberi oluştururken bu gerçeklere sadık kalmak zorundadır. Elinde kanıt olmadan kimseyi hedef alamaz, zorlama ve soyut çıkarımlarla kimseye suç isnadında bulunamaz. Kanıtı olmadıkça kimse için kesin hüküm arz eden ifadeler kullanamaz.
Oysa şikayet konusu habere, kesin hüküm arz eden ‘CHP’li belediyenin FETÖ’cü şirkete ihale üstüne ihale verdiği ortaya çıktı’ başlığı atılmıştır. ‘CHP’li Beylikdüzü Belediyesi’nin, kayyum atanana kadar FETÖ’nün kanalı Elapro’da yöneticilik yapan Özkarabekir’e ihale üstüne ihale verildiği ortaya çıktı’ spotu kullanılmıştır
Böylece, Beylikdüzü Belediyesi’nden ihale alan şirketin ‘FETÖ şirketi’, yöneticisinin de Cengiz Özkarabekir olduğu, şikayetçi Başkan İmamoğlu’nun da belediyenin ihalelerini arkadaşı olduğu ileri sürülen bu kişi aracılığı ile ‘FETÖ şirketlerine verdiği’ yazılmıştır.
Şikayet edilenin 2 sayfalık yanıtına eklediği 24 sayfalık belge arasında, ihale alan Elapro Şirketi’nin FETÖ şirketi ve Cengiz Özkarabekir’in bu şirketin yöneticisi olduğuna dair belge bulunmamaktadır. Şikayet edilenin yanıtına eklediği 12 belge arasında sadece şu 4 belge adı geçen kişi ve şirketle ilgilidir:

1- Elapro Şirketi’nin (haberde ihaleyi alan şirket) iş ilişkisinde bulunduğu Timsah Film’de, Cengiz Özkarabekir’in, Serdal Taşkın ve Kaan Gökgöz ile eski ortak olduğu (Belge 3)

2) Cengiz Özkarabekir’in bir dönem çalıştığı Bugün TV’nin FETÖ/PDY kuruluşu olduğu gerekçesiyle Kanun Hükmünde Kararname ile kapatıldığı (Belge:4)

3) Cengiz Özkarabekir’in, Sus Prodüksiyon Organizasyon şirketinin eski yönetim kurulu üyesi olduğu (Belge:5)

4) Sus Sus Prodüksiyon Organizasyon Yönetim Kurulu Başkanı Rasih Yılmaz’ın 30 Ağustos 2016 günü FETÖ/PDY soruşturmasında Mersin’de gözaltına alındığı (Belge:6)

Diğer 8 belge şikayet konusu haberle ilgili olmayıp tarafların daha önce yargıya yaptıkları başvurular, mahkemelerin verdiği kararlar ve diğer haber ve köşe yazılarının kupürleridir. Şikayete konu haberle ilgili belgeler de iddiaları doğrulamaktan uzaktır.
Şikayet edilen haberde bilgilendirme ve eleştirmenin yanında; sübjektif yorumlar ve zorlama ilişkilendirme çabalarıyla şikayetçinin hedef alınmıştır.
Akşam gazetesinde değişik başlıkla yayımlanan aynı haber için Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun şikayeti üzerine Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 13 Ağustos 2018 günkü toplantısında muhabir Ercan Öztürk için ‘uyarı’ kararı almıştı. Bu kez şikayetçi aynı haberde adı geçen bir diğer kişi gazeteci Cengiz Özkarabekir’dir ve şikayet edilen Akşam gazetesinden sonra aynı haberi kullanan www.star.com.tr internet sitesidir.
Akşam gazetesinde yayımlanan haber için Basın Konseyi Yüksek Kurulu ‘uyarı’ kararı almıştır ve yeniden bir karar alınmasına gerek olmadığı kanaatindeyiz.
Şikayet edilenlerden www.star.com.tr internet sitesi, her ne kadar Akşam gazetesini kaynak gösterse de aynı haberi araştırıp soruşturmadan değişik başlıkla yayınlamıştır.
Açıklanan bu nedenlerle; www.star.com.tr internet sitesi, tıpkı kaynak gösterdiği refiki gibi Basın Meslek İlkeleri’nin “Kişileri ve kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” şeklindeki 4’üncü maddesini,
“Yasaların suç saydığı eylemler, gerçek olduğuna inandırıcı makul nedenler bulunmadıkça kimseye atfedilemez” şeklindeki 10’uncu maddesini ihlal etmiştir.
Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 15 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda konuyu görüşerek, www.star.com.tr internet sitesi sorumlu müdürü Özkan Demir ve muhabir Ercan Öztürk  hakkında Basın Meslek İlkeleri’nin iki maddesini ihlalden oybirliği ile ‘uyarı’ kararı aldı.

BASIN KONSEYİ, YAZAR NİL KUYUMCU HAKKINDA ‘ŞİKAYETİN YERSİZLİĞİ’ KARARI VERDİ

10.09.2018
Yeni Asır Gazetesinde 1 Ağustos 2018 tarihinde yayımlanan ‘Kuralın Batsın Doktor Hanım’ başlıklı ve Nil Kuyumcu imzalı habere yapılan şikayet.
KARAR
Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 10.09.2018 tarihinde 15 üyenin gümbet escort katılımıyla yaptığı toplantıda, Yeni Asır Gazetesi yazarı Nil Kuyumcu hakkındaki başvuruda oy çokluğu ile ‘şikayetin yersizliği’ kararı aldı.
bayan escort
REFERANS: 2018- 27
ŞİKAYETÇİ: İzmir Tabip Odası Genel Sekreteri Op. Dr. Lütfi ÇAMLI

ŞİKAYET EDİLEN: Yeni Asır gazetesi yazarı Nil KUYUMCU
İsmet Kaptan Mah. Gaziosmanpaşa Bulvarı No:5/301 Konak-İZMİR

ŞİKAYET KONUSU:
Giresun’da sağlık merkezine gidip, hasta olan eşi için ilaç yazdırmak bodrum escort  isteyen 82 yaşındaki Yusuf Topal’ın, hastayı görmeden ilaç yazamayan hekimle tartışması ve çağrılan polisin biber gazlı müdahalesi sonucu ölümüyle ilgili Nil Kuyumcu’nun kaleme aldığı köşe yazısı.
Nil Kuyumcu, gazetedeki köşesinde ‘Kuralın Batsın Doktor Hanım’ başlıklı şikayet konusu yazıyı duygusal bir yaklaşım ve ağır ifadelerle kaleme almıştır. Yazar, ‘Bastondan korkan doktor hanımefendi!’ diye hitap ettiği ve adını vermeden kadın hekim için, ‘Eşini görmeden ilaç yazamam diyen kuralın batsın ya! …Millet, sınır ötesi doktorluk yapıp, ne canlar kurtarıyor… Aman, senin nazik bedenin sınıra falan gitmeseydi de, o 155’i aramayı beceren parmakların başka tuşları çevirseydi, çözüm bulacak bir hastane yetkilisini arasaydın…’ ifadelerine yer vermiştir.

Hekimin açılan soruşturmada verdiği ifadede, ‘hasta yakının, isteği yerine gelmeyince bastonla müdahale etmesi üzerine korktuğunu ve butona bastığını’ söylemesini alaycı bir üslupla eleştirildiği yazıda, “Hayırdır, bastonu şeytan mı dolduruyor? Kendi kendine ateş mi alıyor baston? Pompalı tüfeğe mi dönüşüyor? Neden korktun bu kadar doktor hanım! Senin yüzünden 82 yaşında biri öldü” denilmiş ve hekim bu ölümden sorumlu tutulmuştur.

Hekimin empati yapmamakla eleştiren yazar, “Empati yapsaydın, empati…
Öğrettiler mi sana bunu Tıp Fakültesi’nde…O ders verilirken sen, bahçede doktorculuk mu oynuyordun, neydi?” demiştir.

Gelen polislerin, yaşlı olan hasta yakınını kolonya verip sakinleştirmesi gerekirken sert davranmalarını da eleştiren yazar, “Gelelim polislere… O amcanın kollarına vuran… Ters kelepçe takan…Gözüne biber gazı sıkan…Onu, ‘Gözlerim yandı’ diye kıvrandıran… Zorla arabaya bindiren… Ve ölüme süren polislere… Size, bir cümle söyleyeceğim…Yeterli olur sanırım…Yazıklar olsun!” ifadelerine yer vermiştir.

Nil Kuyumcu’nun bu yazısı için şikayette bulunan İzmir tabip Odası Genel Sekreteri Op. Dr. Lütfi Çamlı başvuru dilekçesinde yazıya konu olan olayı özetlemiştir. Söz konusu hekimin Aile Hekimi olarak görev yaptığı, hasta yakınını yanında hasta olmadan ve onu muayene etmeden reçete yazamayacağını söyleyerek bilgilendirdiği, ısrarlı talebin mevzuat açısından uygun olmadığını açıkladığı ve hasta yakınını Evde Bakım Hizmetleri’ne yönlendirdiği savunulan şikayet başvurusunda, şu ifadeler yer almıştır:

“Reçetenin yazılması konusunda ısrar eden hasta yakını davranışlarıyla sağlık hizmetlerinin kesintiye uğramasına sebep olmuş, bu nedenle hekim tarafından Beyaz Kod verilmiştir. Beyaz Kod verilmesi üzerine olaya güvenlik görevlileri müdahale etmiş, hekim sağlık hizmetlerini vermeye devam etmiştir. Bundan sonraki süreçler sağlık kuruluşunun dışında gerçekleşmiştir.”

Şikayet edilenin, olayın gerçek boyutunu öğrenmeden kutsal bir meslek kabul edilen hekimlerin kişilik haklarını ihlal ettiğini ve tüm hekimleri de rencide ettiğini ileri süren başvuruda, yazının da ‘tamamen duygusal, okuyucuyu yanlış bilgilendiren, sübjektif bir bakış açısıyla, kişi ve hekimlik mesleğini küçük düşürmeye yönelik olduğu savunulmuştur. Söz konusu yazıda Yusuf Topal adlı hasta yakının hekim yüzünden öldüğünün ileri sürüldüğü kaydedilen başvuruda, ‘hekimin hasta yakınıyla ilgilenmediği, hasta yakınını bilgilendirmediği ve yönlendirmediği, sorunu çözmek için çaba sarf etmediği, hasta yakınının bastonundan korktuğu için beyaz kod verdiği, tepeden bakan bir tavırla konuştuğu, empati yapmadığı, tıp eğitimi sırasında bahçede doktorculuk oynadığı’ ifadelerini kullandığını belirtmiştir.

Başvuruda, hasta yakınının ölümü ile hekimin davranışının ilişkilendirmeye çalışılması ve hekimin zan altında bırakılmasının etik davranış olmadığı savunularak, “Hekim, yürürlükteki mevzuatın kendisine yüklediği sorumluluğu yerine getirmiştir. Yasal hakkını kullanmıştır. Hasta yakınının ölümü sağlık kuruluşu dışında, üçüncü kişilerin müdahalesi sonucu gerçekleşmiştir. Hekimin hiçbir şekilde kusur ve ihmalinin olmadığı bir olayda hekimin ve hekimlik mesleğinin sorgulanıyor olması gerçeğe aykırıdır. Hekim hukuk kurallarına uygun hareket etmiştir. Hasta yakınının ölümü ile hekimin ilişkilendirilmesi kabul edilemez” denilmiştir.

Kamuoyunu meşgul eden olay ve kişiler hakkında değerlendirme yapmak ve olayları eleştirel gözle izlemenin basının varlık sebebi olduğu vurgulanan şikayet başvurusunda, “Basın mensuplarının gerçeklerle ve somut bilgilerle hareket etmesi, varsayımlara ve duyuma dayalı bilgilerden uzak durması gerekmektedir. Hekimin hedef gösterilerek itibarsızlaştırılması, suçlu olarak gösterilmesi meslek onurunu zedelemiş, hekime şiddet olgusunun kaygı verici boyutlara ulaştığı bir dönemde can güvenliği açısından kışkırtıcı bir nitelik kazanmıştır. Bu da bir soruna işaret etmekten öte ciddi sorunlara yol açacaktır” ifadelerine yer verilmiştir,

Başvuruda şikayet edilen yazıda Basın Meslek İlkeleri’nin 4, 9, 10 ve 11’inci maddelerinin ihlal edildiği de savunulmuştur.

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR

Şikayet başvurusu, Yeni Asır gazetesi yazarı Nil Kuyumcu’ya hem e-mail hem postayla ulaştırıldı. Bildirimin yapıldığına ilişkin ‘alındı’ belgesi geldi. Ancak muhatap süresinde herhangi bir yanıt vermedi.
Yazıya konu olan olayla 23 Temmuz 2018 günü, Giresun’daki 15 Temmuz Şehitleri Aile Sağlık Merkezi’nde meydana gelmiştir. 82 yaşındaki Yusuf Topal, yatağa bağlı hasta olan eşine ilaç yazdırmak için geldiği merkezde, aile hekimi Dr. Ö.Y. hastayı görmeden ilaç yazmasının yasal olmadığını söyleyince iddiaya göre ısrar etmiştir. (Topal ailesinin avukatının iddiasına göre ise talep ilaç yazdırmak değil, evde muayene ve tedavi talebidir.) Hekimin, hastayı görmeden ilaç yazmaması üzerine Yusuf Topal ısrar etmiş, çıkan tartışma (hakaret, tehdit ve üste yürüme iddiaları vardır) sonucunda hekim de güvenlik güçlerini çağırmıştır.
Gelen polisler, direndiği iddiasıyla Yusuf Topal’a biber gazıyla müdahale etmiş, sonucunda yaka- paça götürülürken yolda fenalaşmış ve götürüldüğü Giresun Devlet Hastanesi’nde ölmüştür. (Polisler ifadelerinde Yusuf Topal’ın kendilerine direndiğini hatta bir polisin belindeki silahı almaya kalkıştığı için biber gazı kullandıklarını söylemiştir.) Olay yargıya intikal etmiş, kararı yargı verecektir.
Şikayet konusu yazıyla ilgili yargıya iletilen suç duyurusu ve tekzip talepleri olmuştur, bunlar Basın Konseyi’nin konusu değildir.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Şikayet edilen yazar, kamuoyunda büyük yankı uyandıran bir olayın henüz tartışmaları devam ederken şikayet konusu yazıyı kaleme almıştır. Yazar duygusal yaklaşmış, olayın niçin ve nedenini bir kenara bırakıp, yaşlı bir vatandaşın hasta eşi için gittiği sağlık merkezinde bir dizi gelişmenin ardından ölümüne odaklanmıştır.
Bu dramatik ölüm yazarı o denli etkilemiştir ki, sağlık hizmetlerinde hekimin uymak zorunda olduğu yönetmelik ve kuralları, hastayı görmeden ilaç yazan hekimlerin haklarında açılan davalarda yargılandıklarını ve sağlık sisteminden kaynaklanan sorunları göz ardı etmiş; eleştiri oklarını olayın tüm sorumlusu olarak hekime (biraz da yazıklar olsun dediği polislere) yöneltmiştir. Yazıda sübjektif yaklaşımla hekim sanki hedef tahtasına oturtulmuş ve ölüme neden olmakla suçlanmıştır.
Şikayet başvurusunda savunulduğu gibi bu köşe yazısını hekime ve sağlık personeline yönelik suçlama ve saldırı olarak değerlendirmek mümkünse de; daha genel anlamda değerlendirmek isabetli olacaktır. Yazıyı, benzerleri sıkça yaşanan olayların asıl nedeni olan sağlık sistemine ve tedavideki uygulamalarına genel bir isyan ve öfke patlaması olarak da değerlendirmek de mümkündür. Zira somut olaydan yola çıkan yazar hekimin adını, görev yaptığı kurumu belirtmemiş sadece olayın meydana geldiği ilin adını vermiştir.
Bu durumda hekimin kasıtlı olarak hedef gösterilmediği ortadadır. ‘Kuralın Batsın Doktor Hanım’ ifadesi her ne kadar yazıya konu olan hekim için söylenmiş gibi görünse de aslında kamu hizmetleriyle ilgili kuralları koyanlaradır. Zira bu kural, (yani hekimlerin hastayı görmeden ve muayene etmeden ilaç yazamayacağını) hekimin inisiyatifi değil, yasa koyucu ve yönetmelikleri çıkaran kurumlar tarafından konulmuştur.
Olayın bir başka boyutu yazı bir köşe yazısıdır, haberde aranan 5N1K kuralına uygun olmak zorunluluğu aranmamalıdır. Yazar objektif davranmak zorunda değildir, sübjektif davranmış ve olayı kendisine göre yorumlamıştır.
Sonuç olarak; şikayet edilen köşe yazısında çok ağır ve hatta adı verilmeden hekim için suçlayıcı ifadeler kullanılmış olsa da konu edilen olayın vahameti karşısında tüm bu ifadelerle ülkedeki sağlık ve güvenlik hizmetleri; sağlık ve güvenlik çalışanlarının hedef alındığı değerlendirilmelidir. Sübjektif yaklaşımla alaycı ve suçlayıcı ifadeler kullanılmış olsa da şikayet konusu yazının eleştiri sınırları içinde kaldığını değerlendirilmelidir.
Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 15 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda konu görüşüldü. Kurulda 10 üye yazıda Basın Meslek İlkeleri ihlali olmadığı, 5 üye ise Basın Meslek İlkeleri’nin ihlal edildiğine ilişkin oy kullandı. Sonuçta, Yeni Asır gazetesi yazarı Nil Kuyumcu hakkında yapılan başvuruyla ilgili ‘şikayetin yersizliği’ kararı alındı.

,

30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI KUTLU OLSUN

30 Ağustos Zaferi, 96 yıl önce emperyalist güçler tarafından paylaşılmış ülkemizin, düşmandan kurtarılarak, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasını sağlayan büyük ve eşsiz bir gündür. izmir oruspu

30 Ağustos Zaferi’nin önemini hala anlamayanların olması üzüntü vericidir. Bu gerçeklerin artık görülmesini ve bağımsızlığın, özgürlüğün değeriyle yaşamanın önemini, bu vesileyle vurgulamak istiyoruz.

Basın Konseyi olarak, büyük kurtarıcımız Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, bugün de sevgi, saygı ve minnetle anıyoruz.
30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutluyor, sonsuza dek bağımsızlığımızın yaşatılmasını diliyoruz.

BASIN KONSEYİ

ONUR ÜYEMİZ, DUAYEN GAZETECİ BAKİ ÖZİLHAN’I KAYBETTİK

Basın Konseyi onur üyemiz, Basın Konseyi Yüksek Kurulu önceki dönem üyelerimizden değerli gazeteci ve Ulusal Kanal programcısı Bakı Özilhan’ı kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyiz.
Gazetecilik mesleğini hakkıyla yapan, onurlu duruşuyla herkesin takdirini kazanan, birlikte çalıştığı genç meslektaşlarına rol model olan Baki Özilhan, bir çok değerli gazetecinin yetişmesinde önemli katkıda bulunmuştu.
Duayen gazeteci Baki Özilhan’ın kederli Ailesi başta olmak üzere çalışma arkadaşlarına ve basın camiasına başsağlığı dileriz.
Onu yitirmekten duyduğumuz acı büyük. Işıklarda uyusun…
escort izmir

DUAYEN GAZETECİ GÜNGÖR URAS’I KAYBETTİK

Basınımızın duayenlerinden Milliyet Gazetesi ekonomi yazarı sayın Prof. Dr. Güngör Uras’ı kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyiz.
Türk özel sektörüne gerek Devlet Planlama Teşkilatı’nda, gerekse TÜSİAD Genel Sekreteri görevlerinde büyük hizmet veren Prof. Dr. Uras, Milliyet Gazetesi’ndeki köşe yazılarında ‘Ayşe Teyze’ ve ‘Ali Rıza Bey’ seslenişleriyle en karmaşık konuları bile halka kolayca anlatmayı başarmıştı.
Basın Konseyi olarak, basınımıza ve iş dünyasına büyük hizmetleri olan Prof. Dr. Uras’a Allah’tan rahmet, ailesi ve başta mensubu olduğu Milliyet Gazetesi olmak tüm basın camiasına başsağlığı dileriz.

izmir bayan escort

MEDYAMIZI KUŞATMA ÇABALARI KABUL EDİLEMEZ

Türkiye’de ifade ve basın özgürlüğünün önündeki engellerin kalkmasını; cezaevlerindeki meslektaşlarımızın özgürlüklerine kavuşmasını; haksız hukuksuz dava açmaların son bulmasını; basın çalışanlarının iş güvencesinin sağlanmasını beklerken, medyamız maalesef hızla daha gri alanlara sürüklenmektedir.
izmir escort
24 Haziran seçim kampanyasında daha fazla özgürlük ve daha fazla demokrasi vaat edilirken, secim sonrasında basın özgürlüğünün hızla geriye gittiği; neredeyse tek sesli medyanın yaratıldığı; muhalif görüş ve sese tahammül gösterilmediği bir konumuna gelindi.

– Her olayda öncelikle medyayı sorumlu tutma ve hizaya getirme çabaları.

– İlan ve reklam vermemekle tehdit edip, yola getirme ve bir çeşit ötekileştirme, eşitsiz davranışlarla cezalandırma gayretleri,

– Kurumlarına yıllarca emek veren gazetecileri ve yazarları, haksız ve sözde nedenler bulmaya çalışılarak işten atılmalarını meşrulaştırma girişimleri,

– Tek tip medya yaratma anlayışının, tüm olanaklar kullanılarak egemen kılınması.

Tüm bu ve benzeri gelişmeler medyayı kuşatma gayretleridir.

Kimse kendini, böyle bir anlayışın egemen olduğu ortamda, bağımsız ve demokratik koşullar içindeki medyada yazıyor, çalışıyor sanmasın.

Bu gidişin sonu büyük bir travmadır. Kaybeden Türkiye olur, medya çalışanlarıdır. Kısacası bir nesil ve sonuçta ülkemiz olur.

Demokrasinin evrensel kural ve koşullarını yaşatmak, her uygar ülke insanının olduğu gibi Türk vatandaşlarının da hakkıdır.