BASIN KONSEYİ, İHA. COM. TR GENEL YAYIN YÖNETMENİ SÖZTUTAN İÇİN ‘KINAMA’ KARARI VERDİ

20.06.2018

İhlas Haber Ajansı’nın ‘Danıştay’dan Mimarlar Odası’nın açtığı davaya ret’ başlıklı haberiyle ilgili şikayet başvurusu.

KARAR
Basın Konseyi Yüksek Kurulu 20 Haziran 2018 günü 13 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda www.iha.com.tr interner sitesi Genel Yayın Yönetmeni Ömer Söztutan hakkındaki şikayeti görüştü. Yüksek Kurul, oy çokluğu ile Ömer Söztutan hakkında ‘kınama’ kararı verdi.

REFERANS: 2018- 22

ŞİKAYETÇİ:
TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi avukatları Gökçe Bolat, Revşan Deniz Yıldırım Çobanoğlu.

ŞİKAYET EDİLEN:
www.iha.com.tr internet sitesi Genel Yayın Yönetmeni Ömer Söztutan.

ŞİKAYET KONUSU:
www.iha.com.tr internet sitesinde 12.05.2018 tarihinde yayınlanan ‘Danıştay’dan Mimarlar Odası’nın açtığı davaya ret’ başlıklı haberin gerçeği yansıtmadığı ve bu haber nedeniyle gönderilen açıklamanın yayınlanmaması.

İhlas Haber Ajansı’nın internet sitesinde ‘Danıştay’dan Mimarlar Odası’nın açtığı davaya ret’ başlıklı haberde, Bakanlar Kurulu kararıyla Bolu’da ‘Köroğlu Dağı Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi’ ilan edilmesine karşı, Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin açtığı davaya Danıştay’dan ret kararı verildiği yazılmıştır.

Haberde, Köroğlu Dağları’nın eteklerinde bulunan Kartalkaya Kayak Merkezi ile Karacasu Termal Turizm Merkezi arasında kalan yaklaşık 51 bin 450 hektarlık alanla ilgili Bakanlar Kurulu’nun 22 Ağustos 2015 tarihinde aldığı kararının ardından Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin, Danıştay’a dava açtığı belirtilerek şöyle denilmiştir:

“Danıştay ise yaptığı inceleme sonrası Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nce açılan iptal davasını reddetti. Konuyla ilgili açıklama yapan AK Parti Bolu İl Başkanı Nurettin Doğanay, ‘Bolu’da yıllardır şikayet edilen turizm teşviklerinden yararlanılmadığı yönündeki söylemler de artık bu kararla son bulmuştur. Bundan sonra Bolu turizmi şaha kalkacaktır ve hak ettiği desteği alacaktır” dedi.

TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi avukatları Gökçe Bolat, Revşan Deniz Yıldırım Çobanoğlu tarafından yapılan şikayet başvurusunda ise, Mimarlar Odası’nın mesleğin ve meslektaşlarının çıkarlarını korumanın yanında; şehir planları ve uygulamalarının planlama esaslarına, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına uygun yapılmasını denetleme görevini de yerine getirdiği vurgulanmıştır. Bu amaçla ilgili idareleri yasal yoldan uyardıkları; hukuka aykırı işlemleri yargıya taşıdıkları belirtilen şikayet başvurusunda, Bakanlar Kurulu’nca alınan Bolu Köroğlu Dağı Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi kararının yürütmesinin durdurulması ve iptali için Danıştay’da 14. Daire’de dava açıldığı hatırlatılmıştır. Davayla ilgili mahkeme tutanaklarının da eklendiği başvuruda şu ifadelere yer verilmiştir:

“Mahkeme en son olarak dava konusu idari işlemin yürütülmesinin durdurulmasına karar vermiş, yargı süreci halen devam etmektedir. İhlas Haber Ajansı 12.05.2018 tarihinde ‘Danıştay’dan Mimarlar Odası’nın açtığı davaya ret’ başlıklı gerçeği yansıtmayan haber yapmış ve henüz yargı süreci devam eden bir davada kesin hüküm niteliğinde içerik yayınlanmıştır.”

Haberin düzeltilmesi için İhlas Haber Ajansı ile irtibata geçildiği, açıklama gönderilmesi konusunda anlaşıldığını, ancak gönderilen açıklamanın kullanılmadığı da belirtilen başvuruda, Mimarlar Odası’na yönelik ‘algı operasyonu’ yapıldığı ve ‘itibarsızlaştırmayı hedeflediği’ ileri sürülen haberin meslek etiği ile uyuşmadığı savunulmuştur.

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR

Şikayet başvurusu hem e- mail hem de posta ile www.iha.com.tr internet sitesi Genel Yayın Yönetmeni Ömer Söztutan’a 24.05.2018 tarihinde iletilmiş, şikayet edilen de 31. 05.2018 tarihinde yanıt vermiştir. Taraflar arasında uzlaşma da sağlanamamıştır.

Şikayet edilen iha.com.tr internet sitesi genel yayın yönetmeni Ömer Söztutan, şikayetçinin iddialarına verdiği bir sayfalık yanıtta, “Danıştay’dan Mimarlar Odası’nın açtığı davaya ret başlıklı haber Ak Parti Bolu İl Başkanı sayın Nurettin Doğanay tarafından basın bülteni olarak tüm basın kuruluşlarına gönderilmiştir. Bir siyasi partinin il başkanı tarafından verilen haberin doğruluğunu araştırma ihtiyacı duyulmamıştır” demiştir.

Haber metninde Ak Parti İl Başkanı Nurettin Doğanay’ın sözlerinin de tırnak içinde yer verildiğini anlatan Ömer Söztutan’ın yanıtında, aynı haberi kullanan bazı yerel internet sitelerini örnek göstererek şu ifadelere de yer vermiştir:

“Haber internet sitelerinde de aynı şekilde yayınlanmıştır. Yüksek Yargıtay’ın kararlarında da belirtildiği gibi; haber kamu kurumları, devletin yetkili organları, Anadolu Ajansı gibi kişi ve kurumlardan alınmış ise gazetecinin haberin doğruluğunu araştırma yükümlülüğü bulunmamaktadır. Bu nedenle haber hukuka uygundur.”

Gelen yanıtta, haberin düzeltilmesi için gönderilen açıklamadan ve bunun neden yayınlanmadığından ise söz edilmemiştir.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Şikayet konusu haber, çok sayıda abonesi bulunan bir haber ajansı tarafından yayınlanmıştır. Yerel basının yanı sıra ulusal gazetelerin internet siteleri de bu haberi kullanmıştır.

Şikayetçinin gönderdiği belgelerden, haberde belirtildiği gibi bir yargı karanın olmadığı ve davanın henüz devam etmekte olduğu, hatta davalı (şikayetçi) lehine yürütmenin durdurulması yönünde kararın alındığı anlaşılmaktadır. Ancak haberin dayandırıldığı bir kaynak vardır; o kaynak da haberde adı geçen ve sözleri tırnak içinde verilen Ak Parti Bolu İl Başkanı olan kişidir. Ajans da o kaynağının yazılı açıklamasına güvenip haberi yayınlamıştır. Kaynağın yanlış bilgi verebileceğinden şüphelenilmemiş, bu nedenle de ’Nerede bu mahkeme kararı?’ diye sorulmamıştır. Kaynağa o kadar güvenilmiştir ki; söz konusu davanın tarafı olan Mimarlar Odası’na da sorma, onların da görüşünü alma gereği duyulmamıştır.

Haber ajansları, doğası gereği haberi süratle ve rakiplerinden önce verebilmek için zamanla yarışmaktadır. Habere konu olan her olayın baştan sona geçirdiği safhaların didik didik araştırılması, bu hızlı trafikte çoğu zaman mümkün olamamaktadır. Gazeteci haberi yalanlanıyorsa; hele güvendiği kaynak kendisini yanıltmışsa herkesten fazla üzülür.

Ne var ki, haberde tarafların görüşünü almak atlanılmaması gereken önemli bir kuraldır. Bu haberde olduğu gibi, kural ihlali hata yaptırır. Diğer bir hata da haberi yaparken, kaynağın bir siyasetçinin açıklaması olduğunun belirtilmemesi; muhabirin bu yönde kendisi bir sonuca varmış gibi, Danıştay tarafından ret kararı verildiğinin net bir dille hem manşette hem spotta hem de haber metninde öne sürülmesidir. Gerçekten, habere bakıldığı vakit, önce bir vakaymışçasına aslında var olmayan ret kararının varmış gibi haber yapıldığı, ardından da ‘konuya dair’ Ak Parti İl Başkanının ‘görüşüne’ yer verildiği görülmektedir. Haber bu şekilde yapılınca, ortalama bir okuyucunun, söz konusu İl Başkanının açıklamasına istinaden ve bir iddia olarak ret kararının gündeme getirildiğini anlaması imkansızdır. Bilakis, ortalama bir okuyucunun anlayacağı, ajans tarafından bu ret kararının varlığının tespit edildiği, konuya ilişkin olarak da İl Başkanının yorumlarına yer verildiğidir.

Durum böyle olunca, haberin gerçekliğini teyit etmek için yeterli araştırmanın yapılmadığı ve gerekli çabanın gösterilmediği anlaşılmaktadır. Bir siyasi partinin İl Başkanının sözlerine, doğrulama gereği duymaksızın, inanılmış olması muhabirin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Muhabirin lehine şu söylenmelidir: bir partinin yetkili temsilcisi tarafından, hem de kamuoyuna yönelik olarak yapılmış resmi bir açıklama vardır. Ne var ki, İl Başkanını ‘devletin yetkili organı’ olarak görmek mümkün değildir. Haberde de kaynağın mahiyeti belirtilmemiştir. Kaldı ki, bu olayın derhal ve araştırma yapılamadan kamuoyuna aktarılmasını gerektiren ivedi bir durum da söz konusu değildir. Olay irdelendiğinde, muhataba görüşü sorulmuş olsaydı, asıl durumun kolaylıkla ve derhal ortaya çıkacağı da açıktır. Bu nedenlerle, haberin gerçekliğinin gereğince araştırılmadığı sonucuna varılmıştır. Basınımızda her ne kadar bu tür haberler sıkça yayınlanıyor, hatta standart bile kabul ediliyorsa da Basın Konseyi Yüksek Kurulu’nun misyonu yerel standartları değil gelişmiş demokrasilerde kabul edilen uluslararası standartları yerleştirmek ve uygulamaktır.

Öte yandan, şikayet edilenin yanlış çıkan haberini düzeltmesi de gerekmektedir. Bu yola gitmemesi; üstelik haberden zarar gören şikayetçinin gönderdiği açıklamayı yayınlamaması meslek etiği ile bağdaşmamaktadır. Zaten bu konuda, şikayet edilen tarafından herhangi bir açıklama da tarafımıza iletilmemiştir.

Sonuç olarak, şikayet edilenin, Basın Meslek İlkeleri’nin ‘Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz’ şeklindeki 6’ncı maddesini ihlal ettiğine oyçokluğuyla; muhabirin kendisine gönderilen cevap ve düzeltme yazısını yayınlamamasının Basın Meslek İlkeleri’nin ‘Basın organları, yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı duyarlar’ şeklindeki 16’ncı maddesini ihlal ettiğine oybirliğiyle karar verilmiştir.
Bunun sonucunda, www.iha.com.trt Genel Yayın Yönetmeni Ömer Söztutan hakkında ‘kınama’ kararı verilmesi oyçokluğuyla uygun görülmüştür.

BASIN KONSEYİ, ŞOK GAZETESİ GENEL YAYIN YÖNETMENİ KAAN ÖZBEK’ İÇİN ‘UYARI’ KARARI ALDI

06.06.2018

Şok Gazetesi’nde 11.03.2018 günü yayımlanan Çapkınlıkta Enselendi’ başlıklı haberle ilgili şikayet.
KARAR
Basın Konseyi Yüksek Kurulu 6 Haziran 2018 günü 19 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda Şok Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Kaan Özbek hakkındaki şikayeti görüştü. Yüksek Kurul, 4 üye ‘ihlal olmadığı’ yönünde oy kullanırken, 16 üyenin oyu ile Kaan Özbek için oy çokluğu ile ‘uyarı’ kararı aldı.

REFERANS: 2018- 21

ŞİKAYETÇİ: Murat DALKILIÇ vekili Av. Y. Nail GÖNENLİ

ŞİKAYET EDİLEN: Şok Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Kaan ÖZBEK

ŞİKAYET KONUSU:
Şok Gazetesi’nin 11.03.2018 tarihinde yayımlanan ‘Çapkınlıkta Enselendi’ ana başlığı, ‘Murat Dalkılıç, Hande Erçel bodrum escort olmadan eğlenince dedikodu kazanı kaynadı’ spotunun yer alan haberde, sanatçının saygınlığına gölge düşüren ifadeler kullanıldığı; kişilik haklarına ve onuruna saldırıldığı savunuldu.

Söz konusu haber, Murat Dalkılıç’ın Hande Erçel ile aşk yaşadığı, ancak yanında o olmadan Bebek’te özel bir partiye katıldığı belirtildi. Haberde şu ifadeler yer aldı:

“Mekana giriş yapacağı sırada gazetecileri fark eden Murat dalkılıç, yanındaki iki kadın arkadaşını önden yolladı. Objektiflere tek başına görüntü veren popçu, ‘Sürekli stüdyodayım Yıldız Tilbe ile albüm çalışmaları var. Bugün Hande yanımda yok’ dedi. Mekana önden giriş yapan iki güzel hakkındaki soruları yanıtsız bırakan Dalkılıç’ın tedirgin hali dikkatlerden kaçmadı.”
Haberde popçu Murat Dalkılıç’ın fotoğrafı yer almazken, Hande Yener ile eğlence yerine girdiği ileri sürülen bir kadının fotoğrafı da yer aldı.

Şikayetçi Murat Dalkılıç’ın avukatı Y. Nail Gönenli yaptığı başvuruda, haberin gerek başlığının, gerekse kullanılan ifadelerin okuyucuyu yanlış yönlendirdiğini, ileri sürerek müvekkilinin onur, şeref ve saygınlığının zedelenmesine neden olduğunu savundu. Haberde, sevgilisi varken başka kadınlarla birlikte olan ‘çapkınlık yapan’ ve ‘güvenilmez’ bir kişi olarak gösterildiğini kaydeden şikayetçi, başvurusunda şu ifadelere yer verdi:

“Bu suretle müvekkilimin toplum nezdinde oluşmuş olumlu itibarı zedelenmiştir… Haberdeki ifadeler tamamen asılsız ve kamuoyunu yanıltıcıdır… Bu haber müvekkilimin kişiliğine saldırıdır.”

Murat Dalkılıç’ın 2008 yılından bu yana müzik çalışmalarını sürdürdüğü ve Türkiye’de tanınan bir kişi olduğu belirtilen başvuruda, “Müvekkilim kamuya mal olmuş bir kişi olsa da yapılan haber müvekkilin özel yaşamına ilişkindir. Ancak müvekkilin özel yaşamının kamu ile paylaşılmasında hiçbir kamu yararı bulunmamaktadır… Haber müvekkile danışılmadan, bilgisine başvurulmadan yapılmıştır” denildi.

Başvuruda, Murat Dalkılıç’ın su haberle küçük düşürüldüğü, Basın meslek İlkeleri’nin zedelendiği ve ‘kınama’ kararı verilmesi istendi.

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR

Şikayet başvurusu Şok Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Kaan Özbek’e, hem e-mail hem postayla iletildi. Bildirimin yapıldığına ilişkin ‘alındı’ belgesi geldi. Ancak muhatap, süresinde herhangi bir yanıt vermedi, taraflar arasında uzlaşma sağlanamadı.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Şikayete konu haber, şarkıcı Murat Dalkılıç’ın kadınlarla eğlenceye gitmesiyle ilgilidir. Haberde, şikayetçi Murat Dalkılıç’ın, gazetecileri görünce de kadınları önden gönderip, albüm çalışmalarıyla ilgili açıklama yaptığı ve halinden tedirgin olduğunun anlaşıldığı yazılmaktadır. Şikayetçinin ‘tedirgin hali’ vurgulanarak, haberi ‘Çapkınlıkta Enselendi’ başlığı kullanılmıştır.

Haber somut bir olaya dayanmaktadır, günceldir. Şikayetçi her şeyden önce ünlü bir magazin figürüdür. Habere konu olay, eğlence yerinde; yani kamusal bir alanda geçmiştir.
Şikayetçi kamuoyunda yakından bilinen popçudur, yaşadığı aşklar, birlikte olduğu kişiler, nerede eğlendiği, ne tür eğlenceye gittiği merak edilir. Bunların basında yer alması, özel yaşam ihlali sayılmamalıdır.

Kamuya mal olmuş kişilerin özel yaşamıyla ilgili kıstasla, sıradan kişilerin özel yaşamının kıstası bir değildir. Ünlülerin, kitleler tarafından tanınan ve takip edilen sanatçıların özel yaşamının çok daha sınırlı olması gerekir. Zaten magazin sayfalarında ve programlarında boy gösteren, bu camiada ünlenen kişiler de genelde özel yaşamlarının hayranları ve takipçileri tarafından bilinmesini ister.

Şikayet konusu haberin metninde her ne kadar abartılı bir üslup kullanılmış olsa da haber günceldir, gerçektir. Şikayetçinin açıklamalarına da haberde yer verilmiş, albüm çalışmaları için sürekli stüdyoda olduğu, söz konusu eğlence yerine birlikte olduğu Hande Erçel olmadan geldiğini belirttiği yazılmıştır. Ardından da magazin üslubuyla ‘Hande Erçel olmadan eğlenince dedikodu kazanı kaynadı’ ifadelerine yer verilmiştir.

Ancak şikayet konusu haberin metninde etik açıdan sorun olmamakla birlikte, atılan ‘Çapkınlıkta Enselendi’ başlığı tartışmaya muhtaçtır. Bu tür ifade, gerçek anlamının ötesinde kullanılmış olsa bile, magazin haberlerinde yer alan ‘jargon’ olarak değerlendirmenin olanağı yoktur. Zira ‘enselendi’ ifadesinin mutlak suçu çağrıştırdığı gerçeği, kullanımda hedeflenen amaç ne olursa olsun göz ardı edilemez. Bu ifadeyle şikayetçi eleştiri sınırlarının ötesinde açıkça suçlanmıştır.

Netice olarak şikayet edilen haberde, Basın Meslek İlkeleri’nin “Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez’ şeklindeki 4’üncü maddesinin ihlali söz konusudur.
Basın Konseyi Yüksek Kurulu 19 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda, 4 üyenin ‘etik ihlal olmadığı’ yönündeki görüşüne karşı 16 oyla Şok Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Kaan Özbek hakkında oy çokluğu ile ‘uyarı’ kararı aldı.

BASIN KONSEYİ, TAKVİM GAZETESİ GENEL YAYIN YÖNETMENİ ERGÜN DİLER İÇİN ‘ŞİKAYETİN YERSİZLİĞİ’ KARARI ALDI

06.06.2018

Takvim gazetesinin Saklambaç ekinde ve internet sitesinde 10.03.2018 tarihinde yayımlanan ‘Hande görmesin’’ başlıklı haberle ilgili şikayet.

KARAR
Basın Konseyi Yüksek Kurulu 06 Haziran 2018 günü 19 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda konuyu görüştü ve Takvim gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ergün Diler hakkında yapılan şikayet başvurusuyla ilgili oybirliği ile ‘şikayetin yersizliği’ kararı aldı.

19REFERANS: 2018- 20

ŞİKAYETÇİ: Murat DALKILIÇ vekili Av. Y. Nail GÖNENLİ

ŞİKAYET EDİLEN: Takvim gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ergün DİLER

ŞİKAYET KONUSU:
Takvim Gazetesi’nin 10.03.2018 tarihli Saklambaç ekinin 6. Sayfasında yayımlanan ‘Hande Görmesin’ ana başlığı, ‘Murat Dalkılıç güzellerle gecelere daldı’ üst başlığı ile yer alan haberde, sanatçının saygınlığına gölge düşüren ifadeler kullanıldığı; kişilik haklarına ve onuruna saldırıldığı savunuldu.

Söz konusu haber, Murat Dalkılıç’ın 3 aydır Hande Erçel ile aşk yaşadığı, Merve Boğulur ile evliliğinin eğlence hayatına düşkünlüğü yüzünden bittiğinin konuşulduğu ifadeleri yer aldıktan sonra şu ifadeler yer aldı:

“Ünlü popçu yine kural bozmadı. Murat Dalkılıç 1 erkek ve 3 kadın arkadaşıyla önceki akşam Bebek’teki Angie isimli mekana gitti. Basın mensuplarının dışarıda olduğunu gören ünlü popçu, beraber eğlendiği kadınları önden içeriye gönderdi.”
Haberde ‘Murat gezmeye doymuyor’ ara başlığından sonraki bölümde de ’34 yaşındaki ünlü popçu gazetecilerle sohbet ederken genç kadınlar da içeriye girdi. Yanındaki kadın arkadaşlarının içeriye girmesiyle ünlü şarkıcı da müsaade isteyerek soluğu içeride aldı. Mekanda yaklaşık 2 saat eğlenen gruptan dışarıya ilk çıkanlar genç kadınlarla Murat Dalkılıç’ın erkek arkadaşı oldu. Dalkılıç’ın ise gazetecilere görünmeden arka kapıdan çıktığı öğrenildi’ ifadeleri yer aldı.

Haberde hem Murat Dalkılıç ile onunla birlikte eğlendiği yazılan 2 kadının fotoğrafı, hem de ‘Gizemli kadınlarla eğlenmesine ne diyecek’ yazısıyla Hande Erçel’in fotoğrafı kullanıldı.
Şikayetçi Murat Dalkılıç’ın avukatı Y. Nail Gönenli yaptığı başvuruda, haberin gerek başlığının, gerekse kullanılan ifadelerin okuyucuyu yanlış yönlendirdiğini, ileri sürerek müvekkilinin onur, şeref ve saygınlığının zedelenmesine neden olduğunu savundu. Haberde, müvekkilinin eğlence hayatına düşkün olduğu, evliliğinin bu sebeple bittiği sevgilisi varken başka kadınlarla birlikte olan güvenilmez bir kişi olarak gösterildiğini kaydeden şikayetçi, başvurusunda şu ifadelere yer verdi:

“Bu suretle müvekkilimin toplum nezdinde oluşmuş olumlu itibarı zedelenmiştir… Haberde buna ilişkin ifadeler tamamen asılsız ve kamuoyunu yanıltıcıdır… Bu haber ile toplum nezdinde müvekkilim evlilik kurumunun gereklerini yerine getirmeyen, evlilik kurumuna saygı duymayan bir kişi olarak gösterilmiştir… Haber müvekkilimin kişiliğine saldırıdır.”
Murat Dalkılıç’ın 2008 yılından bu yana müzik çalışmalarını sürdürdüğü ve Türkiye’de tanınan bir kişi olduğu belirtilen başvuruda, “Müvekkilim kamuya mal olmuş bir kişi olsa da yapılan haber müvekkilin özel yaşamına ilişkindir. Ancak müvekkilin özel yaşamının kamu ile paylaşılmasında hiçbir kamu yararı bulunmamaktadır… Haber müvekkile danışılmadan, bilgisine başvurulmadan yapılmıştır” denildi.

Başvuruda, Murat Dalkılıç’ın itibarını ağır derecede zedeleyen, iftira ve küçük düşürücü ifadeler bulunduğu savunulan haberle Basın meslek İlkeleri’nin zedelendiği ve ‘kınama’ kararı verilmesi istendi.

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR

Şikayet başvurusu Ergün Diler’e, hem e-mail hem postayla iletildi. Bildirimin yapıldığına ilişkin ‘alındı’ belgesi geldi. Ancak muhatap, süresinde herhangi bir yanıt vermedi, taraflar arasında uzlaşma sağlanamadı.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Şikayete konu haber, şikayetçinin eğlence yerine bir arkadaşı ve üç kadınla gittiği, burada 2 saat eğlendikten sonra ayrı kapıdan çıktığı somut olayına dayanmaktadır. Haberde şikayetçinin eğlence yerine girerken, gazetecilerle görüşüp albüm çalışmalarını anlattığı da yer almaktadır.
Bu somut olay haberleştirilirken, şikayetçinin geçmiş evliliğinden söz edilmiş ve bu evliliğin eğlence düşkünlüğü yüzünden bittiği; bir süredir birlikte olduğu sevgilisinin de ‘gizemli kadınlarla eğlenmesine ne diyeceğinin merak konusu olduğu’ ifadelerine yer verilmiştir.

Haberdeki bu ifadeler her ne kadar objektiflikten uzak gibi görünse de şikayetçi her şeyden önce ünlü bir magazin figürüdür. Haber de gazetenin magazin ekinde yayımlanmıştır. Magazin haberlerinde yadırganmayan ve hatta bu haberlere konu olan figürlerin hoşuna giden, ‘yorumlar’ ve ‘sübjektif’ değerlendirmeler da haberde yer almıştır.

Habere konu olay, eğlence yerinde yanı kamusal alandı geçmiştir. Şikayetçi kamuoyunca yakından bilinen şarkıcıdır, kiminle aşk yaşadığı, kiminle birlikte olduğu, nerede ve kimlerle eğlendiği merak edilir. Bunların basında yer alması, özel yaşam ihlali sayılmamalıdır. Kamuya mal olmuş kişilerin özel yaşamının sınırlarını, sıradan kişilerin özel yaşamıyla bir tutmamak gerekmektedir.

Bu nedenlerle şikayet konusu haberde Basın Meslek İlkeleri’nin ihlali söz konusu değildir.
Neticede, Basın Konseyi Yüksek Kurulu 19 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda, Takvim Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ergün Diler hakkındaki başvuruda oybirliği ile ‘şikayetin yersizliği’ kararı aldı.

BASIN KONSEYİ, AKŞAM GAZETESİ MUHABİRİ ERCAN ÖZTÜRK VE SORUMLU MÜDÜR ÖZKAN DEMİR İÇİN ‘UYARI’ KARARI ALDI

06.06.2018
Akşam Gazetesinde 19 Nisan 2018 günü yayımlanan ‘Albatros için raht ortaklığı’ başlıklı haberle ilgili şikayet.
KARAR
Basın Konseyi Yüksek Kurulu 06 Haziran 2018 günü 19 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda konuyu görüştü ve Akşam gazetesi muhabiri Ercan Öztürk ve Sorumlu Müdürü Özkan Demir hakkında yapılan şikayet başvurusuyla ilgili oybirliği ile ‘uyarı’ kararı aldı.

REFERANS: 2018- 19

ŞİKAYETÇİ: Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İMAMOĞLU vekili Av. Kemal POLAT

ŞİKAYET EDİLEN: Akşam Gazetesi muhabiri Ercan Öztürk ve Sorumlu Müdürü Özkan DEMİR
ŞİKAYET KONUSU:
Akşam Gazetesi’nin 19.04.2018 tarihli sayısının 6. sayfasında muhabir Ercan Öztürk imzası ve ‘Albatros İçin Rant Ortaklığı’ başlığıyla yayınlanan haberde, Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, işadamı Ayhan Bacınoğlu ile ortak olduğu ve bunun ‘rant ortaklığı’ olduğu iddia edildi. Belediye Başkanı İmamoğlu’nun avukatı yaptığı başvuruda, haberin gerçeği yansıtmadığını, müvekkiline suç isnadında bulunulduğunu ve Basın Meslek İlkeleri’nin ihlal edildiğini savundu.

Şikayet konusu ‘Albatros İçin Rant Ortaklığı’ başlıklı haberin spotunda da ‘Büyükçekmece Belediyesi’ne ait 3.5 dönümlük araziyi kelepire kapatan müteahhit, İmamoğlu ile ortak çıktı’ ifadeleri yer aldı. Büyükçekmecespor’un eski başkanlarından Ayhan Bacınoğlu’nun bu araziyi 7.5 milyon lira gibi ‘kelepir’ fiyatla satın almasıyla belediye ile ilişkisinin deşifre olduğu iddia edilen haberde şöyle denildi:

“Bacınoğlu İnşaat isimli firmasıyla belediyeden ihale üstüne ihale alan Bacınoğlu’nun, Kent Vizyon isimli firmadaki ortağı Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu çıktı. İmamoğlu dışında eski Büyükçekmece Belediye Başkan Yardımcısı Reşat Akçak da aynı firmada Bacınoğlu’nun ortağı. Bacınoğlu İnşaat’ın 2 yılda belediyeden 35 milyonluk ihale aldığı ve arazilerin vatandaşın kamuya terk ettiği yerler olduğu otaya çıktı. Vatandaşlar suç duyurusunda bulundu. İstanbul İdare Mahkemesi, Albatros Parkı ile ilginç planların hukuka aykırı olduğunu belirterek yürütmeyi durdurdu.”

Şikayetçi Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Kemal Polat 5 sayfalık başvurusunda, Akşam gazetesindeki haberin gerçeği yansıtmadığını savundu. Başvuruda özetle: * Gazetenin internet sitesinde yayınlanan aynı haber için 08.05.2018 tarihinde mahkemeden erişimi engelleme kararı aldırıldığı, * Noter kanalıyla gönderilen ve sorumlu müdüre 04.05 2018 günü tebliğ edilen cevap ve düzeltme yazısının yayımlanmadığı, * Şikayetçinin kişilik haklarının zedelendiği, * Biten ortaklığının devam ediyormuş gibi yansıtılarak gerçekdışı haber yapıldığı * Dayanaksız isnatların hakaret suçunu oluşturduğu, * İfade özgürlüğü ve eleştiri sınırlarının aşıldığı, * Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasa’nın, basın özgürlüğünü başkalarının şöhret ve hakları, özel hayatlarının korunması söz konusu olunca sınırladığı, * Haberde ölçünün kamu yararı olduğu, özle biçim arasında dengenin korunmamasının hukuka aykırılık oluşturduğu, * Kişinin itibarının şahsi kimliğinin ve manevi bütünlüğünün parçası olduğu, özel hayat kapsamına girdiği vurgulandı.

Başvuruda, İmamoğlu’nun Kent Vizyon firmasındaki ortaklığının 2010 yılında sona erdiği, oysa halen devam ediyor gibi gerçeğe aykırı haber yapıldığı, ‘Ayhan Bacınoğlu’nun belediyeyle olan ilişkisi deşifre oldu. Bacınoğlu İnşaat isimli firmasıyla belediyeden ihale üstüne ihale alan Bacınoğlu’nun Kent Vizyon isimli firmadaki ortağı Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu çıktı’ denilerek algı oluşturulduğu savunuldu. Şikayet dilekçesinde, belediyede hukuka aykırı işler ve yolsuzluk yapıyormuş izlenimi verilmek istendiği de ileri sürülerek, “Dört yıldır Beylikdüzü Belediye Başkanlığı görevini yürüten, daha öncesinde bölgede tanınan saygın bir işadamı ve siyasetçi olan müvekkil, görünür gerçeğe aykırı biçimde görevini çıkar için kötüye kullanıyor gibi gösterilmiştir. Her ne kadar kendisi siyasetçi olsa da baştan sona ne maddi ne de görünür gerçeklikle örtüşen böyle bir ithama tahammül etmesi müvekkilimden beklenemez” denildi.

Akşam gazetenin internet sitesinde de yayınlanan aynı habere Büyükçekmece 2. Sulh Ceza Hakimliği’nin 08.05.2018 tarihli 2018/2260 D. İş kararınca da söz konusu URL adresine erişimin engellenmesi kararı aldırdıklarını da belirten şikayetçi, Akşam gazetesi sorumlu yazı işleri müdürüne 3 gün içinde yayınlanması için noter kanalıyla cevap ve düzeltme metni gönderdiklerini ancak bunun yayınlanmadığını belirtti.

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR

Şikayet başvuru yazısı, Akşam Gazetesi Sorumlu Müdürü Özkan Demir’e hem mail, hem de posta ile ulaştırıldı. Şikayetçinin iddialarına 4 sayfası ek belge olmak üzere, 9 sayfalık yanıt geldi.

Akşam Gazetesi Sorumlu Müdürü Özkan Demir’in avukatları Nurettin Deniz ve Sibel Tunç’un 30.05.2018 tarihinde Konsey Genel Sekreterliği’ne elden teslim edilen cevap yazısında, şikayetçinin iddialarına 10 madde halinde yanıtlar sıralındı.

Basının görevinin siyasi gücü ve devlet kuruluşlarını gözetim altında tutmak, olayları ve olayların içindeki kişi ve kurumları eleştirmek, açıklanmasında kamu yararı bulunan konularda haber yamak olduğu vurgulanan yanıtta, belediyeye ait alanın imara açılmasının ve düşük bedelle satılmasının kamuoyunda tepkiyle karşılandığı savunuldu.

Yanıtta özetle; * Halka hizmet etmek durumunda olan şikayetçinin sicil kayıtlarıyla teyit etilen habere alınganlık göstermesi ve haber yapan basını günah keçisi ilan edip şikayet etmesinin anlamsız olduğu, * Şikayetçinin alkış kadar sert eleştiriye de katlanması gerektiği; eleştiri hakkının da olaydaki kişilerin durum ve davranışları hakkında bir değer yargısının ifade edilmesi olduğu, * Kişiliği zedeleyen hususun haberin değil, işin içinden nasıl çıkılacağı düşünülemeyen olaylara sebebiyet verenlerin kusur ve kabahati olduğu, * Demokrasinin bir öğreti, disiplin, halka saygı ve terbiye rejimi olduğu; hukuksuzluğun geleneğe dönüştüğü günümüzde haber değeri olan olaylara dayalı haberlerin kamu menfaati içerdiğinin görmezden gelinemeyeceği, * Basının kamu görevlilerinin karar ve eylemlerini eleştirip, onları seçmenlere şikayet veya kamuoyu oluşturmasında hukuka aykırılık olamayacağı, * Çağdaş toplumlarda eleştirinin bireysel ahlakın alanına giren vazgeçilebilir bir hak değil, kamusal ahlakın alanına giren bir görev olduğu, * Haber verenin haberin gerçekliğini kanıtlama yükümlüğü olmadığı, hukuka aykırılığı iddia edenin haberin gerçekdışı olduğunu kanıtlamak zorunluluğu olduğu, * Haberin mutlak doğruluğu değil, verildiği anda beliriş biçimine uygun şekilde verilmesinin basın açısından yeterli ve hukuka uygun olduğu , * Basının yalnızca olay açıklamalarıyla yetinmeyip, değişik açılardan eleştiri yapabileceği, * Eleştirinin doğasından kaynaklanan sertliğin suç oluşturamayacağı savunuldu. Şikayetçi yanıtında Atatürk’ün ‘Basın özgürlüğünden doğan sakıncaların giderilme aracı yine basın özgürlüğüdür’, ‘Özgürlük olmayan ülkede ölüm ve çöküş vardır’ sözlerini hatırlatarak, “Bu nedenle yakınıcı iddialarının reddi yönünde karar verilmesi gerekmektedir” denildi.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Şikayet konusu haber, Büyükçekmece’deki imar tartışmaları nedeniyle uzun süredir gündemde olan Albatros Sahili ile ilgilidir. Buradaki her gelişmeyi kamuoyu dikkatle takip etmektedir. Gazetecinin de böyle bir konuya eğilmesi, işin görünür ve görünmeyen perde arkasını haberiyle kamuoyuna yansıtması doğaldır.

Gazeteci, bilgilendirmenin yanında eleştirel üslup da kullanabilir. Zaten şikayet konusu haber eleştirel bir haberdir. Ancak gazeteci gerçeğe ulaşmak, ona sadık kalmak durumundadır ve çarpıtmamak zorundadır. Bunun için de ulaştığı bilgi ve belgeleri çift kaynaktan kontrol ‘double check’ etmesi, konunun tüm taraflarıyla görüşerek haberde onların da görüşüne yer vermesi, kendisini olası yanlıştan koruyan sigorta olacaktır.

Bu kurallara riayet edilmediği için şikayet konusu haberde Ekrem İmamoğlu’nun 2010 yılında sona eren ortaklığı halen devam ediyormuş gibi yer almıştır. Oysa ticaret sicilinde birkaç kelimeyle arama yapılsa gerçeğe ulaşılacak, haberde en azında ‘ESKİ ORTAK‘ diye doğrusu yazılacak ve yanlışa düşmeyecektir.

Bununla birlikte haberde ‘Bacınoğlu’nun Kent Vizyon isimli firmadaki ortağı Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu çıktı’, ‘Belediyeyle olan ilişkisi deşifre oldu’, ‘Rant ortaklığı’, ifadeleriyle Belediye Başkanlığı gibi önemli bir görevde bulunan şikayetçi Ekrem İmamoğlu hedef alınmıştır. Şikayetçinin tüm bu iddialara karşı gönderdiği cevap ve düzeltme yazısı da yayınlanmamıştır.

Bu nedenlerle söz konusu haberde Basın Meslek İlkeleri’nin “Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olunmaksızın yayımlanamaz” şeklindeki 6’ncı maddesinin;
“Basın organları yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı gösterir’ şeklindeki 16’ maddesinin ihlal edildiği değerlendirilmelidir.
Neticede, Basın Konseyi Yüksek Kurulu 19 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda,
Akşam Gazetesi muhabiri Ercan Öztürk ve Sorumlu Müdürü Özkan Demir hakkında Basın Meslek İlkeleri’nin yukarıdaki iki maddesini ihlalden oybirliği ile ‘uyarı’ kararı aldı.

, ,

DOĞAN HEPER’i, ÖLÜM YILDÖNÜMÜNDE ANDIK

DOĞAN HEPER’i, ÖLÜM YILDÖNÜMÜNDE TÖRENLE ANDIK

Basın Konseyi kurucu ve daimi üyesi, uzun yıllar ikinci başkanlık görevini yürüten değerli meslek büyüğümüz Doğan Heper, vefatının birinci yıldönümünde Zincirlikuyu Mezarlığı’ndaki kabri başında düzenlenen törenle anıldı.
Doğan Heper’in eşi ve aile fertleriyle, uzun yıllar Genel Yayın Yönetmeni ve yazar olarak görev yaptığı Milliyet gazetesi yöneticileri, mesai arkadaşları ve çok sayıda basın mensubunun katıldığı tören, saat 11.00’de başladı. Birlikte çalıştığı meslektaşları, Doğan Heper’in muhabirlikten sayfa sekreterliğine, yazı işleri müdürlüğünden yayın yönetmenliğine, murahhas üyelikten icra kurulu başkanlığına kadar Türk basınına yaptığı başarılı hizmetleri anlattı. Tören, bir yıl önce yitirdiğimiz Doğan Heper için okunan dualarla sona erdi.

BASIN KONSEYİ, AKŞAM GAZETESİ MUHABİRİ BÜLENT ŞANLIKAN İÇİN ‘KINAMA’ KARARI VERDİ

23.05.2018

Akşam Gazetesinde 10 Nisan 2018 tarihinde yayımlanan ‘Ölüleri seçmen yapmışlar’, 11 Nisan 2018 tarihinde yayımlanan ‘Öldüklerini bilmiyorduk’ ve 12 Nisan 2018 tarihinde yayımlanan ’Akşam’ın haberleri ihbar kabul edildi’ başlıklı haberlerle ilgili şikayet.

KARAR

Basın Konseyi Yüksek Kurulu 23 Mayıs 2018 günü 18 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda konuyu görüştü ve Akşam gazetesi muhabiri Bülent Şanlıkan hakkında yapılan başvuruda oybirliği ile ‘kınama’ kararı aldı.

REFERANS: 2018- 17

ŞİKAYETÇİ: İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu adına Genel Sekreteri Dr. Samet MENGÜÇ

ŞİKAYET EDİLEN:  Akşam gazetesi muhabiri Bülent ŞANLIKAN

ŞİKAYET KONUSU:

İstanbul Tabip Odası’nın 15 Nisan 2015 tarihinde yapılan seçimli genel kurulu öncesinde Akşam gazetesinde 3 gün üst üste muhabir Bülent Şanlıkan imzasıyla yayımlanan haberler.

Akşam gazetesinde 10 Nisan 2018 tarihinde manşetten ‘TTB’de Büyük Rezalet. Ölüleri seçmen yapmışlar’ başlığıyla yayımlanan haberde, ‘Yıllardır yönetimi elinde tutan terör yandaşı İstanbul Tabip Odası’,  ‘Akşam TTB’nin İstanbul seçimlerindeki rezaleti ortaya çıkardı. Yıllardır yönetimi elinde tutanlar seçilebilmek için ölüleri bile listeye koymuş’, ‘Türk Tabipler Birliği ile İstanbul Tabip Odası’nın 15 Nisan’daki seçim öncesi hazırladığı büyük oyun deşifre oldu’, ‘Hekimlikte Birlik ve Haklar Platformu skandalı YSK’ye şikayet etti’, ‘TTB Başkanı Raşit Tüker sözde adalet yürüyüşünde Kılıçdaroğlu’na yandaşlık yapmıştı’  ifadeleri yer aldı ve Adalet Yürüyüşünde çekilen fotoğraf kullanıldı. İç sayfada ise ‘Terör sevici Tabipler Odası, ölüleri seçmen yapmış’ başlığı kullanıldı.

11 Nisan 2018 tarihinde ise yine manşetten ‘Tabip Odası’ndan komik savunma: Öldüklerini bilmiyorduk’ başlıklı haberin altında ‘İstanbul Tabip Odası 15 Nisan’daki seçimde hayatta olmayan hekimlerin listeye alınmasını saçma bir açıklamayla savunmaya çalıştı. Açıklamada ‘Aileleri öldüklerini bize bildirmedi. Öldüklerini bilmiyorduk Zaten yaşlı üyelerimizin sandıklarda oy kullanma oranı düşük’ spotu yer aldı.

12 Nisan 2018 tarihinde ise ‘Tabipler seçimine savcılık incelemesi Akşamın haberi ihbar kabul edildi’ başlıklı haber yer aldı. Haberde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı dosyayı Ankara’da devam eden TTB soruşturması dosyasına konulmak üzere Ankara’ya gönderildiği yazıldı.

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR

Şikayet başvurusu, Akşam gazetesi muhabiri Bülent Şanlıkan’a hem e-mail hem postayla ulaştırıldı. Bildirimin yapıldığına ilişkin ‘alındı’ belgesi geldi. Ancak muhatap süresinde herhangi bir yanıt vermedi.

İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu adına şikayette bulunan Genel Sekreter Dr. Samet Mengüç, İstanbul Tabip Odası’nın 15 Nisan 2018 tarihinde yapılacak genel kurulu öncesinde Akşam gazetesinin 10,11,12 Nisan 2018 tarihlerinde seçim süreciyle ilgili haberler yaptığını, Star ve Yeni Şafak gazeteleri de Akşam gazetesini kaynak gösterip bu haberleri kullandığını belirtti.

Akşam gazetesinde Bülent Şanlıkan imzasıyla çıkan haberlerde, İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu ve Türk tabipleri Birliği’nin açıkta hedef gösterildiğin ve yapılacak seçimler için şaibeli havası yaratmaya çalıştığını belirtilen başvuru dilekçesinde şöyle denildi:

“Terör Sevici Tabip Odası Ölüleri Seçmen Yapmış gibi ifadelerin kullanıldığı haber dilinin hedef gösterici olduğunu, gazetecilik kurallarıyla, etiğiyle bağdaşmadığını düşünmekteyiz.  Konuyu gereği için bilgilerinize sunuyoruz.”

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Habere konu olan İstanbul Tabip Odası, kamuoyunda tanınan etkin bir meslek kuruluşudur bu nedenle seçimli genel kurulu ile ilgili haber yapılması doğaldır. Üstelik yönetime gelmek için gruplar arasında çekişmeye sahne olan genel kurulda, oy kullanacakların listesi önem kazanmaktadır.

Önde gelen bir meslek kuruluşundaki seçim önemlidir ve haber değerine sahiptir. Gazeteci haberi verirken yanlışa dikkat çeker, hatta eleştirebilir. Bu eleştiri gerektiğinde muhatabı sarsıp öfkelendirebilir. Ancak bunu yaparken Basın Meslek İlkelerinde öngörülen tüm mesleki prensiplere bağlı kalınmalıdır. Bu ilkelerden hem hukuk hem de meslek etiği alanında geçerli olan birisi de şudur: haberin verilmesi amacına herhangi bir katkısı olmayan, olayın kamuoyuna aktarılması ve muhabirin meramın anlatılması bakımından hiçbir faydası ve işlevi olmayan, salt muhatabı küçük düşürmeye, aşağılamaya, tahkir etmeye dönük ifadeler haberde yer almamalıdır. Aksi takdirde, haber verme hakkının sınırları aşılmış olur.

Haberler incelendiğinde, muhabirin ‘Yıllardır yönetimi elinde tutan terör yandaşı İstanbul Tabip Odası’, ‘Terör sevici Tabipler Odası ölüleri seçmen yapmış’, ‘TTB’de Büyük Rezalet’, ‘Yıllardır yönetimi elinde tutanlar seçilebilmek için ölüleri bile listeye koymuş’, ‘Türk Tabipler Birliği ile İstanbul Tabip Odası’nın 15 Nisan’daki seçim öncesi hazırladığı büyük oyun deşifre oldu’ gibi ifadelere yer verilmiştir.

Akşam gazetesinde 3 gün süreyle üst üste yayımlanan şikayet konusu haberlerin liste yanlışlığı bahane edilerek, şikayetçi İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu’nu hedef aldığı açıktır. ‘Terör sevici Tabipler Odası’, ‘Terör yandaşı’ gibi ifadeler kullanılarak, verilen haberle hiçbir fikri ve düşünsel bağlantısı olmayan, salt olarak şikayetçiyi küçük düşürmeye yönelik suçlayıcı ifadeler kullanılmıştır.

Keza, kullanılan ifadeler, Türk Ceza Hukuku mevzuatı bağlamında şikayetçiyi suçlu olarak lanse etmektedir. Oysa bu konuda ilgililer hakkında herhangi bir mahkeme hükmü mevcut değildir.

Öte yandan, şikayet konusu haber yapılırken listenin sorumlusu İstanbul Tabip Odası yöneticilerinin görüşünün alınması mesleki etik açısından gerekliydi. Bunun yapılmaması temel bir mesleki hatadır. Bu yapılmadığı gibi, listedeki yanlış seçmen kayıtlarına kötü niyetli olarak yer verildiğini düşündürecek şekilde, ‘Büyük oyun deşifre oldu’, ‘Yıllardır yönetimi elinde tutanlar seçilebilmek için ölüleri bile listeye koymuş’ şeklinde ibarelere haberde yer verilmiştir. Ortalama bir okuyucunun bu ibarelerden edineceği izlenim, var olmayan seçmenler üzerinden yönetimin maksatlı ve kasıtlı olarak hukuka aykırı bir plan kurduğudur. Oysa, haberde böyle bir hususu doğrulayacak hiçbir veri yoktur. Hatanın nedeni, kaynağı ve sonuçları konusunda ne bir araştırma yapılmış ne de bu hususlar muhatabına sorulmuştur.

Bu nedenlerle, söz konusu haberlerin, Basın Meslek İlkeleri’nin “Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” şeklindeki 4’üncü maddesine;
“Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olunmaksızın yayınlamaz” şeklindeki 6’ncı maddesine;
“Yasaların suç saydığı eylemler, gerçek olduğuna inandırıcı makul nedenler bulunmadıkça kimseye atfedilemez” şeklindeki 10’uncu maddesine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.

Neticede, Basın Konseyi Yüksek Kurulu’nun 18 üyesinin katılımıyla yaptığı toplantısında, Akşam gazetesi muhabiri Bülent Şanlıkan hakkında Basın Meslek İlkeleri’nin yukarıdaki üç maddesini ihlal ettiğinden ötürü oybirliği ile ‘kınama’ kararı alınmıştır.

BASIN KONSEYİ, HABERONCA İNTERNET SİTESİ MUHABİRİ MURAT AYAŞOĞLU İÇİN ‘KINAMA’ KARARI VERDİ

 

23.05.2018

Haberonca internet sitesinde 27.03.2018 tarihinde yayınlanan ‘Doktor hastasıyla seks yaptı Tabipler Odası’ndan uyarı aldı’ başlıklı haberle ilgili şikayet.

REFERANS: 2018- 16

KARAR

Basın Konseyi Yüksek Kurulu ,23 Mayıs 2018 günü 18 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda konuyu görüştü ve Haberonca İnternet Sitesi muhabiri Murat Ayaşoğlu hakkında yapılan başvuruda oybirliği ile ‘kınama’ kararı aldı.

ŞİKAYETÇİDr. Sedat İRGİL Psikiyatri uzmanı
Plevne Mah. Savaştepe Cad. No:19 Kat: 2   Altıeylül- BALIKESİR

ŞİKAYET EDİLEN:  Murat AYAŞOĞLU
Haberonca İnternet Sitesi muhabiri
Oruçgazi Mah. Orhanlar Sok. No:13   BALIKESİR

ŞİKAYET KONUSU:

Balıkesir’de yerel Haberonca İnternet Haber Sitesi’nde yer alan ‘Doktor hastasıyla seks yaptı Tabipler Odası’ndan uyarı aldı’ başlıklı haberde, aynı ilde psikiyatri uzmanı olarak görev yapan Dr. Sedat İrgil hakkında Balıkesir Tabip Odası tarafından ‘uyarı’ ve ‘para cezası’ verildiği haberi, eşinin açtığı boşanma davası ve muhabirle aralarında süren davalarla ilgili ifadeler.

Haberonca İnternet sitesinde 27.03.2018 tarihinde Murat Ayaşoğlu imzasıyla ‘özel haber’ logosuyla yayımlanan ‘Doktor hastasıyla seks yaptı Tabipler Odası’ndan uyarı aldı’ haberin spotunda, ‘HASTASI İLE SEKS YAPAN DOKTORA CEZA’ denildi. Haberin spotunda ayrıca Balıkesir Tabip Odası Psikiyatrist Doktor Sedat İrgil’i hastası ile seks yaptığı için uyardı. Gazeteci Murat Ayaşoğlu’nun habercilik savaşını adeta Tabip Odası taçlandırdı. Hastası ile evinde basılan Psikiyatrist Sedat İrgil’i üyesi olduğu meslek odası da cezalandırdı.’ ifadeleri de yer aldı.

Haberde bu cezayla ilgili “Türk Tabipleri Birliği Disiplin Yönetmeliği’nin 3 Maddesi g fıkrası ‘hekimlik mesleğine ilişkin hukuksal düzenlemelere aykırı olmakla birlikte aşağıda belirtilen diğer disiplin suçları arasında sayılmış haller dışında kalan nitelik ve ağırlık itibariyle diğer disiplin suçları arasında dahil edilmeyen bir eylemde bulunmak’ gereğince UYARMA cezası verilmesine ve Türk Tabipleri Birliği Disiplin Yönetmeliği’nin 4. Maddesi r fıkrası ‘acil durunlar dışında özel bilgi ve beceri gerektiren girişimlerde bulunarak hastaya zarar vermek’ hükmü gereğince PARA CEZASI verilmesine….2017 yılı en yüksek üyelik aidatı olan 275 tl’nin 3 katı para cezasının belirlenmesine karar verilmiştir” denildi.

Haberde ‘HAKLI ÇIKTIK’ ara başlığı kullanılarak, ‘Hastası ile seks yaptığını haber yaptığımız için Haberonca’yı avukat ordusu ile mahkemelerde süründürmek isteyen Psikiyatr Sedat İrgil hakkında yaptığımız haberleri Balıkesir Tabip Odası adeta haklı çıkarmış oldu. Hastası ile seks yapması haber değeri taşıyan Psikiyatr İrgil’i cezalandıran Tabip Odası ilerleyen günlerde yine İrgil ile önüne gelecek dosyaları nasıl inceleyecek merak ediliyor. Doktor İrgil hakkında önümüzdeki günlerde gündeme gelebilecek şok iddialar hakkında Balıkesir Tabip Odası’nın alacağı tavır merakla bekleniyor’ denildi.

Şikayetçi Dr. Sedat İrgil yaptığı başvuruda kendisiyle ilgili muhbir Murat Ayaşoğlu’nun asılsız iddialarda bulunduğunu, daha önce benzer nitelikteki haberleri nedeniyle kendisini mahkum ettirdiğini savundu. Şikayetçi, “Mahkumiyetleri akabinde tekzip yayınlamış olmasına rağmen hala bu konu hakkında yazmaya devam edebiliyor” dedi.

Tabip Odası’nca verilen ‘uyarı’ cezasının, şikayet konusu haberin başlığı ve içeriği ile ilgisinin bulunmadığını savunan şikayetçi, ‘Zaten haberi, hasta bilgilerimi çalan eski eşimin yaptırdığı, dosyayı da onun aldığı anlaşıldı. Ayrıca hastam, eşi ve benim lehime kamu davaları açıldı. Ancak bu kişi hala yazmaya devam ediyor” diyerek, Basın meslek İlkeleri’ni ihlal ettiğini savunduğu Haberonca internet sitesi muhabiri Murat Ayaşoğlu hakkında gerekli işlemin yapılmasını talep etti.

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR

Şikayet başvurusu Haberonca İnternet Haber Sitesi muhabiri Murat Ayaşoğlu’na hem mail, hem postayla iletildi. Şikayet edilen Murat Ayaşoğlu süresinde yanıt vermedi ve taraflar arasında uzlaşma sağlanamadı.

Şikayetçi Dr. Sedat İrgil’in başvurusuna eklediği bilgilerden şikayet ettiği muhabir ile aralarında bazı davaların bulunduğu anlaşılmaktadır.
Şikayet edilen Murat Ayaşoğlu’nun görev yaptığı Balıkesir Postam Gazetesi’nde 30 Ocak 2017 tarihinde yayınlanan ‘Parmak kaldırdı’ başlıklı haberde kişilik haklarına, mesleki kariyerine zarar verildiği gerekçesiyle Balıkesir 2’nci Sulh Hakimliği’ne başvuran Dr. Sedat İrgil, tekzip kararı aldırmış, ardından da sorumlular hakkında cezai işlemin yapılması için de savcılığa başvurmuştur. Savcılık ‘Kovuşturmaya yer olmadığı’ kararı verince Sedat İrgil, avukatı aracılığıyla mahkemeye itiraz etmiş ve 20 Mart 2017 tarihinde bu kararı kaldırtarak, Murat Ayaşoğlu hakkında Balıkesir 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açılmasını sağlamıştır.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Şikayetçi Dr. Sedat İrgil’in başvurusuna eklediği belgelerden de anlaşılacağı gibi, şikayet edilen muhabir Murat Ayaşoğlu ile şikayetçi yaklaşık 1.5 yıl önce mahkemelik olmuştur. Taraflar arasındaki davalar devam etmekte olup, bu davalarda kimin haklı kimin haksız olduğuna yargı karar vermiştir ya da verecektir.

Yüksek Kurulun inceleme konusu ise, şikayet edilen Haberonca İnternet Haber Sitesi’nde yer alan ‘Doktor Hastasıyla seks yaptı, Tabipler Odası’ndan uyarı aldı’  başlıklı haberde Basın Meslek İlkeleri’nin ihlal edilip edilmediğidir.

Şikayet edilen muhabir haberini, Balıkesir Tabip Odası Onur Kurulu’nca 27 Eylül 2017 tarihli kararda, şikayetçi Dr. Sedat İrgil’e ‘uyarı’ ve ‘para cezası’ verilmesine dayandırmaktadır. Balıkesir Tabip Odası, Dr. İrgil hakkında yerel basında çıkan iddiaları meslek etiği yönünden incelemek üzere resen soruşturma açmış, karar vermiştir.

Tabip Odası kararında şikayetçi Dr. Sedat İrgil’e, Disiplin Yönetmeliği’nin 3. Madde g fıkrasına göre, ‘psikiyatrik görüşme ortamı temel ilkelerine uymayarak hastanın duygusal zarar görmesine neden olduğu… hastasının mahrem sırlarının üçünü kişilerin eline geçmesine engel olamadığı’ gibi nedenlerle UYARI; Yönetmeliğin 4. Maddesi r fıkrasındaki ‘acil durumlar dışında özel bilgi ve beceri gerektiren girişimlerde bulunarak hastasına zarar vermek’ hükmü gereğince de PARA CEZASI verildiği belirtilmektedir.

Şikayetçi Dr. Sedat İrgil, bu karara üst kurul olan Türk Tabipleri Birliği Yüksek Onur Kurulu’na itiraz dilekçesi vermiştir. Özetle hasta bilgilerinin boşanma davası açtığı eşi tarafından çalınıp muhabire verildiğini, dolayısıyla başkasının işlediği suçtan kendisine ceza verilemeyeceğini söylemiş; hastasına uzmanlık alanı dışında herhangi bir girişimde bulunmadığını savunmuştur.

Balıkesir Tabip Odası’nın, şikayetçi Dr. Sedat İrgil için aldığı ‘uyarı’ ve ‘para cezası’ kararının hangi nedenlerle verildiği ortadayken, şikayet edilen muhabir haberinde doktorun hastasıyla seks yaptığı gerekçesiyle cezalandırıldığını yazmıştır.  ‘Doktor hastasıyla seks yaptı Tabipler Odası’ndan uyarı aldı’ başlığıyla yayınlanan haberdeki, ‘Hastasıyla seks yapan doktora ceza’, ‘Ayaşoğlu’nun habercilik savaşını Tabip Odası adeta taçlandırdı’, ‘Ağabeyi Bursa CEHAPE milletvekili olan doktor Sedat’, ‘’Tabip Odası ilerleyen günlerde yine İrgil ile önüne gelen dosyaları nasıl inceleyecek merak ediliyor’, ‘Ya hastaları ile seks yapmaya devam ediyorsa’ ifadeleri bulunmaktadır. Bu ifadelerin, haber vermek ve eleştiride bulunmaktan ziyade suçlamaya ve karalamaya yönelik olduğu açıktır. Şikayet edilen muhabir, suçlayıcı üslupla şikayet edilenin milletvekili kardeşini de işin içine katmış; şikayetçinin kişilik hakları ve mesleki kariyeri de hedef alınmıştır.

Basın Konseyi Yüksek Kurulu’nca yapılan incelemede, şikayetçiye verilen disiplin cezasının ‘seks yapmak’ gerekçesiyle olmadığı görülmüştür. Bu durum, şikayetçi hakkında verilmiş olan kararlardan anlaşılmaktadır. Bu duruma rağmen, sanki disiplin cezası bu nedenle verilmiş gibi, içeriği gerçeği yansıtmayan bir haber yapılmıştır. O halde, Basın Meslek İlkelerinin “Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olunmaksızın yayınlanamaz” şeklindeki 6’inci maddesinin ihlal edildiği açıktır. Zira, muhabir, en iyi ihtimalle, incelemesi olanak dahilinde bulunan belgeleri gereği gibi incelemeksizin haberini yapmıştır.

Öte yandan, bir doktorun mesleki davranış kuralları dışına çıkarak bir hastasıyla cinsel ilişkiye girdiği yönündeki asılsız iddia, Basın Meslek İlkeleri’nin Kişileri ve kuruluşları eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan ve iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” şeklindeki 4’üncü maddesine de aykırılık teşkil etmektedir. Zira bir profesyonele, meslek kurallarını ihlal ettiği yönündeki isnatta bulunma, şüphesiz olarak, onun mesleki itibarını zedeleyecek niteliktedir.

Buna karşılık, haber gereği gibi araştırılmış ve gerçek olsaydı, bir doktorun mesleki kuralların dışına çıkarak bir hastasıyla cinsel ilişki kurmuş olması, kamunun öğrenmesinden fayda bulunan bir haber teşkil edecekti. Bu nedenle, özel yaşamın gizliliğini koruyan Basın Meslek İlkeleri’nin 5. maddesinin ihlal edilmediği sonucuna varılmıştır.

Bu nedenlerle, Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 18 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda Haberonca İnternet Sitesi muhabiri Murat Ayaşoğlu hakkında Basın Meslek İlkeleri’nin yukarıdaki iki maddesini ihlalden ötürü, oybirliği ile ‘kınama’ kararı almıştır.

BASIN KONSEYİ, SÖZCÜ MUHABİRİ ŞEYMA ULUSOY HAKKINDA ’ŞİKAYETİN YERSİZLİĞİ’ KARARI VERDİ

09.05.2018

Sözcü gazetesi ve internet sitesinde 26.02.2018 tarihinde yayınlanan ‘Part-time psikologların başı dertte’ başlıklı haberle ilgili şikayet.

KARAR

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 13 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda konuyu görüşmüş ve Sözcü gazetesi muhabiri Şeyma Ulusoy hakkında yapılan başvuruyla ilgili oybirliği ile ‘şikayetin yersizliği’ kararı almıştır.

REFERANS: 2018- 15

ŞİKAYETÇİ:  Afife SELVİTOPU, Ali Engin UYGUR, Ümit ÇETİNKAYA vekili avukat  Halil İbrahim ÇELİK.

ŞİKAYET EDİLEN:  Sözcü Gazetesi muhabiri Şeyma ULUSOY

ŞİKAYET KONUSU:

Bakırköy İlçe Sağlık Müdürlüğü ekibinin yaptığı denetim sonucu, haklarında dava açılan ve aralarında Afife Selvitopu, Ali Engin Uygur, Ümit Çetinkaya’nın da bulunduğu psikolojik danışma merkezi çalışanlarıyla ilgili 06.02.2018 tarihinde yayınlanan ‘Part-time psikologların başı dertte’ başlıklı haber.

İstanbul Bakırköy’de faaliyet gösteren ve tabelasında ‘Dirim Psikoloji’ yazılı işyerine Bakırköy İlçe Sağlık Müdürlüğü’nden 6 Şubat 2017 günü giden ekip yaptığı denetleme sonunda ‘Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Belediye veya herhangi bir kurumdan işyeri açma ve çalışma ruhsatı olmadığı görüldü’ ifadelerinin de yer aldığı tutanak tutmuştur.

Bu gelişmelerin ardından konu yargıya intikal etmiş, soruşturmayı yürüten savcı hazırladığı iddianameyle aralarında şikayetçilerin de bulunduğu 6 sanık hakkında Asliye Ceza Mahkemesi’nde ‘Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunu’na aykırılıktan kamu davası açmıştır. 24 Temmuz 2017 tarihinde görülmeye başlanan davanın birkaç duruşma yapılmış, savunmaları tamamlanan 5 sanık için ‘duruşmalardan bağışık tutulması’, bir sanık için de ‘savunma ve delilleri için talimat yazılması’ kararı alınmıştır.

Şikayetçilerin avukatı tarafından yapılan başvuruda, dava açılmasına neden olan İlçe Sağlık Müdürlüğü ekibinin hazırladığı tutanağın ‘gerçeğe aykırı olduğunu’, ‘Psikolojik danışmanlık konusunda kanunda boşluk bulunduğunu’, hatta dava devam ederken ‘İstanbul Sanatkarlar Sicil Müdürlüğü’ne kayıt için başvurulduğunu bunu gerçekleştiremediğini’, ‘BİMER’e başvurup ruhsat alabilmek için bilgilendirme istediğini’ bir sonuç alamadığını’ ve sonuç alamadığını belirtmiştir. Şikayetçi avukatı, başvuru dilekçesinde bunları saydıktan sonra, ‘Ruhsat almayı gerektirecek bir mevzuat bulunmamaktadır, bahse konu danışmanlık merkezinin mevzuata aykırılığı söz konusu değildir” demiştir.

Davada yargılanan ve şikayetçilerden birinin annesi olan Gülşen Selvitopu’nun serbest girişimci olarak dava konusu olan merkezi kurduğunu belirten şikayetçi avukatı başvurusunda, “Müvekkillerimizin şahsı hakkında ileri sürülen gerçek dışı ima ve isnatların  mesnetsiz haber konu edilmesi; basın meslek ilkelerine ve ahlaki değerlere aykırı olup,  kişilik haklarına ağır bir saldırı niteliğindedir… Haberin kınanması; gerçeği çarpıtarak karalamaya yönelik ithamlar sebebiyle  yalanlanması için gerekenin yapılmasın talep ediyoruz” demiştir.

 UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR

Şikayet başvurusu Sözcü muhabiri Şeyma Ulusoy’a hem e-mail hem postayla iletildi. Posta alındığı belgesi geldi, ancak muhabir süresinde cevap vermedi. Taraflar arasında uzlaşma sağlanamamıştır.

Şikayet konusu haberde, Bakırköy Kartaltepe’de ‘psikoloji merkezi’ ibaresi bulunan işyerinde yapılan denetlemede ruhsat olmadığının belirlendiği ve mühürlendiği kaydedildi. Burada bulunan ve part-time görev yaptıkları, haklarında ‘Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’a aykırılıktan 6 sanık hakkında 5 yıla kadar hapis istemiyle haklarında dava açıldığı, 3 sanıkla ilgili kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği belirtildi.

Şikayetçiler dahil haklarında dava açılan 6 sanıkla, kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen 3 sanığın adları da tamamen kodlanarak verilen haberde,  duruşmada yapılan savunmalar da yer aldı.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Şikayet edilen haber, Bakırköy 39’uncu Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen bir kamu davasına ilişkindir. Resmi bir kurumun yaptığı denetleme sonunda başlatılan soruşturma sonucu açılan davada herhangi bir yayın yasağı, gizlilik ya da kısıtlama kararı söz konusu değildir.

Şikayet konusu haberde, davanın iddianamesinde sanıklara yöneltilen suçlamalar olduğu kadar hatta daha fazla sanıkların savunmaları yer almış, objektiflik ilkesinden sapılmamıştır. Sanıkların savunmaları ara başlıklarla dikkat çekici şekilde verilmiş dava devam ettiği için dikkatli bir üslup kullanılmıştır.

Herhangi bir kısıtlılık kararı olmamasına ve zorunluluk bulunmamasına karşın haberde sanıkların görev yaptığı psikolojik danışma merkezinin adına yer verilmemiş, sanıkların adları da rumuzlu yazılmıştır. Bu da muhabirin, meslek etiğine uyduğun hareket ettiğini göstermektedir.

Dava konusu olayda kamuya açık bir merkezi ilgili kamu görevlileri denetlemiş, tutanak tutmuş olay yargıya intikal ettirilmiş, savcılık soruşturma sonunda kamu davası açmış ve duruşmalar kısıtlılık kararı olmadan açık devam etmektedir. Bu durumdu ‘özel hayatın gizliliği’ ve ‘iftira atıldığı’ iddiası da geçersizdir. Aksi durumda gazeteci kolay kolay adliye haberi yapamaz, bu halkı halkın haber alma hakkı ile bağdaşmaz.

Netice olarak tüm bu nedenlerle, şikayet konusu haberde Basın Meslek İlkeleri’nin ihlal edildiği iddiasının dayanaktan yoksun olduğu ortadadır.

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 13 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda konuyu görüşmüş ve Sözcü gazetesi muhabiri Şeyma Ulusoy hakkında yapılan başvuruyla ilgili oybirliği ile ‘şikayetin yersizliği’ kararı almıştır.