,

BASIN KONSEYİ’NDEN SÖZCÜ GAZETESİNE DAYANIŞMA VE DESTEK ZİYARETİ

Basın Konseyi, 19 Mayıs’ta Sözcü gazetesine yapılan operasyon sonrası gazeteye destek ve dayanışma ziyaretinde bulundu.
Ziyarete Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, İkinci Başkan Murat Önok, Basın Konseyi üyeleri Orhan Birgit, Turgut Kazan, Başar Yaltı ve Onursal Üye, gazeteci yazar Altan Öymen katıldı.
Sözcü gazetesi genel yayın yönetmeni Metin Yılmaz’ın ağırladığı Basın Konseyi heyeti, Sözcü çalışanlarına ”Bugünler gelip geçecek, gazeteciler görevlerini yapmaya devam edeceklerdir, dayanın” mesajı verdi.
Pınar Türenç, Metin Yılmaz’a önceki gün  boş çıkan Sözcü gazetesi için kararın nasıl verildiğini sordu. Yılmaz, şöyle yanıt verdi:
“Toplantı masasındaki günlük haber toplantımızda bütün arkadaşlarla sözün bittiği yerdeydik. Gazetenin boş çıkmasına karar verdik. Zaman içinde, kriz dönemlerinde bazı köşe yazarlarının sütunlarının boş çıktığı gazetelerimiz olmuştu. Ancak ilk kez bomboş bir gazete Türkiye’de basın tarihine geçti. Böyle bir uygulama 170 yıl önce Avrupa’da yapılmış. 170 yıl sonra Türkiye’de bomboş çıkan bir gazeteyi maalesef okurlarımıza sunmak zorunda bırakıldık. Ama herkes Sözcü’ye, boş nüshamızı, son gazeteye kadar alarak destek verdi. O boş sayfaları okurlar kendilerince doldurdular. O sayfalar da çok anlamlıydı.” dedi. Yılmaz, iki gündür gözaltında olan gazeteciler Gökmen Ulu ve Mediha Olgun’un bir an önce salıverilmesini isterken, bu kabusun Türk Basını üstünden kalkmasını beklediklerini” sözlerine ekledi.

19 Mayıs’ın yıldönümünü kutlamak için Basın Konseyi Yüksek Kurul üyeleri olarak geldiğimiz Samsun’da, Sözcü gazetesine yönelik operasyonu şaşkınlıkla öğrendik.

Gazetecilere yönelik yeni bir baskı örneği ile karşı karşıya kaldığımız anlaşılıyor. Hatta 10 aydır süren bir soruşturmada harekete geçmek için 19 Mayıs’ın seçilmesini de anlamış değiliz. Savcılar, isimleri ve adresleri belli gazetecileri normal günlerde ifadeye çağırabilir, her türlü soruyu yöneltebilir.

Gazetecilerin halkın haber alma hakkını yerine getirmek üzere, mesleklerini yapmalarını savunmaktayız ve bundan sonra da savunmaya devam edeceğiz.

Basın Konseyi, cumhuriyet.com.tr Genel Yayın Yönetmeni, gazeteci Oğuz Güven’in tutuklanmasıyla ilgili bir açıklama yaptı. Açıklamada “Oğuz Güven’in, bir tweetin başlığındaki  5 harfli kelime nedeniyle terör örgütü propagandası yapmakla suçlanıp tutuklanması, demokrasilerde asla kabul göremez. Yaşadığımız bu garabeti yurt içinde ve  dışında anlatmakta güçlük çekiyoruz. Bu durumu izah etmek için yeni kelimeler üretmek lazım.” denildi.

Basın Konseyi’nden yapılan açıklama şöyle: 

  “Oğuz Güven ve terör örgütü propagandası iddialarını bir arada düşünmek bile mümkün değil. Çok kısa sürede düzeltilmiş bir tweet’teki tek bir kelimeden ‘terör örgütü propagandası’ onun da ötesinde ‘gelecekte yaşanacaklara dair tehdit’ unsuru çıkarmak, ancak kimseye nasip olmayacak zenginlikte bir hayal gücü veya amaçlı bir tutum olarak açıklanabilir. Oğuz Güven, beş harfli bir kelime üzerinden ‘terör örgütü propagandası yapmak’la suçlanmaktadır. Medyanın bugün içinde bulunduğu durumu, bu tıkanmışlığı ne içeride ne de dışarıda kimseye anlatamazsınız. Yaşadıklarımızı izah etmekte zorlanıyoruz, bu durumları izah etmek için, artık yeni kelimeler üretmek zorundayız. Yılların gazetecileri kesinleşmemiş bir cezayı tutuklu sıfatıyla çekiyor. Aylardır iddianame bekleyen gazeteciler var. Bu koşullar, çağdaş demokrasi olma iddiasındaki Türkiye’ye hiç yakışmıyor. Bu karabasandan bir an önce uyanmayı, Türkiye’yi düşünceyi ifade ve basın özgürlükleri konularında çağdaş demokrasilerle birlikte dünyada hak ettiği yerde görebilmeyi diliyoruz.”

159 gazeteci tutukluyken, 100 gazeteci aranırken yeni bir şok yaşadık.

Cumhuriyet gazetesinin internet Genel Yayın Yönetmeni Oğuz Güven ve gazeteci Serhat Yaruk’un sabah erken saatlerde gözaltına alındıklarını öğrendik.

Gazetecilerin serbest bırakılmasını ve tutuksuz yargılanmalarının sağlanmasını beklerken, yeni gözaltılar ve yeni tutuklamalar, demokrasiyle bağdaşmaz ve bunun gerekçesi açıklanamaz.

Artık kelimeler izleniyor, manşetler gözaltına alınıyor… 

Suç isnadı var ise ve “zanlı” Cumhuriyet gibi köklü bir gazete haber sitesinin Yayın Yönetmeni ise, yapılacak şey onu ifadeye davet etmek olmalıdır. Evinden gözaltına almak, baskıcı rejimlere özgüdür.

Basın Konseyi olarak tüm gazetecilerin tutuksuz yargılanmasını, cezaya dönüşen uzun tutukluluk uygulamasının bir an önce sona erdirilmesini ve yeni soruşturmaların doğrudan gözaltı ve tutuklamalara başvurulmadan sürdürülmesini istiyoruz.

Bazı çevrelerce, toplumda çarpık algı oluşturma ve gündemi saptırma amaçlı Atatürk ve dava arkadaşlarına karşı yapılan sistematik yayınların bir yenisiyle karşı karşıyayız.

Geçtiğimiz günlerde bir tv programında hakaret içeren sözlere imzalarını atan ”sözde tarihçiler’in  ileri sürdükleri hayali tezler kadar, yanlış ve hakaret dolu kirli bilgilere haberlerde ve köşe yazılarında yer vererek onların yayılmalarına neden olmamak da önemlidir.

Tarihi bilmeyen, manevi şahsiyetlere hakaret eden, tarihi saygınlıklara gölge düşürmeye çalışan ”sözde tarihçiler”in beyhude çırpınışlarını dikkatle izlemek ve karşı koymak görevimizdir.

Yayıncılık görevi üstlenen kişilerin, gazetecilerin de bu saldırılar karşısında dikkatli olmalarının önemi büyüktür.

Kurucumuz, önderimiz, Mustafa Kemal Atatürk ve  onun dava ve yol arkadaşlarına, fedakarca görev üstlenen öncü kadınlara karşı girişilen yıpratma kampanyasına karşı durmak vazifemizdir. Bundan da vazgeçecek değiliz.

, ,

BASIN KONSEYİ DÜNYA BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ GÜNÜ’NDE SİLİVRİ’DEN SESLENDİ “ÖZGÜR 3 MAYISLARIMIZ DA OLACAK, DAYANIN ARKADAŞLAR!”

Basın Konseyi, Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde Silivri’deydi. Tutuklu gazetecilerle dayanışmak ve ailelere destek olmak için Silivri Yaşar Kemal Sanat Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısında konuşan Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, tutuklu gazetecilere “hemen” özgürlük istedi ve Silivri’den cezaevindeki gazetecilere şöyle seslendi: “Özgür 3 Mayıslarımız da olacak, dayanın arkadaşlar!”

Pınar Türenç, konuşmasına şöyle devam etti: 

“Bugün, Dünya Basın Özgürlüğü Günü… Türkiye’de ise düşünceyi ifade ve halkın haber alma özgürlüklerinde kapkara bir tablo yaşanmakta…

Bu anlamda Türkiye, tarihinin en karanlık günlerinin içinden geçmekte.

3 Mayıs’ta Türkiye’de gazetecilik yapmak yasak, gazeteciler ise tutsak.  

Bugün, tutuklu gazetecilere özgürlük istiyoruz.

Dünya basın özgürlüğü endeksinde Türkiye 155. sıraya geriledi. En kara listeye 4 sıra kaldı. Gazeteciğin suç sayılmayacağını dünya ilan etse de, gazetecilik ödüllendirilse de, Türkiye’de bizler Silivri kapılarında tutuklu gazetecilerin özgür bırakılmalarını istemek için buradan o dünyaya sesleniyoruz.  

Son 15 yıldır, adete gazeteci avına çıkılan Türkiye’de bugün 159 gazeteci tutuklu.

Gazetecilik yargılanmakla kalmıyor, evlerinden alınan gazeteciler aylarca hapislerde haklarında hazırlanacak iddianameleri bekliyorlar. Bunların içinde Mahir Kanaat, Tunca Öğreten ve Ömer Çelik için de iddianamelerin biran önce hazırlanmasını istiyoruz. 

Bu 3 Mayıs’ta yine gazetecilere gökyüzünü görmeleri bile yasak.

Tecrit koşulları devam ediyor, haftada 2 saat havalandırma hakları tanınıyor. 

Bir saat ailelerle, bir saat de avukatları ile görüşebiliyorlar. Yani gazetecilik öldürülürken, insan hakları da yok sayılıyor.  

Dünyadan gelen raporlarda Türkiyeli gazetecilerin politik grupların baskısı altında kalma sorununun çok büyük sorun olduğu kaydediliyor.

2016’yı çok kötü yaşadık. 2017’nin ilk dört ayındaki bilançodan anlaşılıyor ki; 2017 karnemiz de hiç iç açıcı değil. Siyasi iradeyi çok kızdıran Avrupa Konseyi ParlamenterMeclisi Raporu’nda Türkiye yeniden denetim sürecine alınan ülke oldu.

İnsan hakları, hukukun üstünlüğü ve basın özgürlüğü alanlarında Avrupa ülkesi olmaktan doğan yükümlülüklerini Türkiye’nin yerine getiremeyeceği kaygısı bu raporda egemen.  

Son 12 yılda Türkiye’nin 56 basamak gerilediği kaydedilmekte.  

2017’nin ilk dört ayında yine gazeteciler darp edildi.

17 gazeteci gözaltına alındı, 11 gazeteci tutuklandı. İşkence ihbarları gelmekte.

 KHK ile 2 basın kurumu kapatıldı, 4 olayda yayın yasakları getirildi.

En son wikipedia olmak üzere 4 siteye erişim engellendi.

90 gazeteci işten çıkartıldı.

Gazeteciler özgür yazamıyor, çizerler hapiste. 

Oysa biliyoruz ki, iddia sahibi iddiasını ispatla yükümlüdür. Eğer suç varsa, cezası verilir, yeni suçlar icat edilmez.

Türkiye’de 3 Mayıs’ta adalet arıyoruz.

Silivri’den bir daha sesleniyoruz.  Adalet istiyoruz! Geciken adalet, adalet değildir. Demokrasi ile idare edilen Türkiyemize hiç yakışmıyor.

Gönlümüzün de tutsak olduğu hapiste yatan gazetecilere sesleniyoruz; 

“Özgür 3 Mayıslarımız da olacak, dayanın arkadaşlar”

Silivri Cezaevi’nde 4,5 yıl kalan Prof. Mehmet Haberal’ın özgürlüğüne kavuştuktan sonra kendi elleriyle birebir yaptığı, cezaevi koğuşu maketi önünde gazetecilere açıklama yapan Türenç, “Bu, aslında Türkiye için bir ibret tablosudur. 159 gazeteci tutuklu, binlerce gazeteci işsiz ve göz altında. Sansür, otosansür devam etmekte. Türkiye’de medya tutsak.” dedi.

Daha önce, 6 yıl Silivri’de tutuklu kalan gazeteci, milletvekili Tuncay Özkan ise, dayanışma faaliyetleri için başta Basın Konseyi olmak üzere bütün meslek kuruluşlarına teşekkür etti, sözlerine şöyle devam etti:

“Zafer direnerek elde edilir. Bütün tutuklu arkadaşlarıma bunu hatırlatmak istiyorum. 6 yıllık tutukluluk süresince adalet barış özgürlük istedik. Direnerek bugünlere geldik. Bugün burada olmam, inancın ve direncin kazanacağının göstergesidir. Özgürlük gününde özgürlükleri zırvalarla, zorbalıkla ellerinden alınan gazetecilere sabırlar diliyorum. Bu gibi iddianameleri ciddiye almayın. Bu hücreler yıpratır ama her şey gelip geçer. Özgürlük adalet ve barışa bir tuğla daha koymaktır. Zalimliğin anası korkudur. 16 Nisan referandumu gösteremiştir ki bu ülkede barış, adalet, özgürlük isteyenlerin sayısı korkaklardan fazladır. Biz yine Türkiye’yi özgür, demokrat günlerine kavuşturacağız.”

Toplantıya katılarak duygularını paylaşan tutuklu gazetecilerin eşleri ise ilk kez gördükleri Silivri koğuşu maketinden etkilendiler. Tuncay Özkan’dan, eşlerinin kaldığı koğuşlarla ilgili maket üzerinde bilgi alan tutuklu gazeteci eşleri, üzüntülerini dile getirdi. 

Tutuklu Cumhuriyet gazetesi yöneticisi Önder Çelik’in eşi Semra Çelik söz alarak Basın Konseyi’ne teşekkür etti ve  “Türkiye Cumhuriyeti anayasasına göre herkes yargılanabilir ama böyle içi bir bir iddianameden yargılama tutuksuz yapılmalıydı. 9 aya varan bir yargılama süresi bütün normlara aykırıdır. Acilen tutuksuz yargılama kararı verilmelidir. Aksi halde bu iddianameyle tutuklu yargılamanın devam etmesi, onların esir alındığı anlamına gelir. Bu hukuk, adalet değlidir.” dedi.

Akın Atalay’ın eşi Adalet Atalay, “gazetecilik suç değildir” dedi, gazetecilere özgürlük istedi:

“Basın Konseyi’ne teşekkür ediyorum. Ne diyeceğimi ben de bilmiyorum. Sözün bittiği yerdeyim. 5.5 ay sonra iddianamenin yandaş medya aracılığıyla ortaya çıkığı 3.5 ay sonra duruşma günü verildiği 9 ay sonra mahkemeye çıkılan bir hukuk ortamındayız. Bugün, 3 Mayıs dünya Basın Özgürlüğü Günü. Basını özgür olmayan bir ülkede demokrasiden söz edilemez. Gazeteciler hakkındaki bu davalar basın özgürlüğü nedeniyle önemlidir, öncelikle ele alınması gerekir dense de ulusal yargı kurumlarına etki edilemiyor. Gazetecilik faaliyetini, terör örgütü adına faaliyette bulunma iddiasıyla ortaya koymak, halkı korumak bahanesiyle özgürlükleri kısıtlamaktır. Cumhuriyet davasında yargılananlar, demokrasiye, insan haklarına, basın özgürlüğüne inanmış bunun için mücadele etmiş insanlardır. Bu insanları terörle bir arada anmamak gerekir. Terörle mücadele adı altında insan hakları çiğnenmektedir. Gazetecilik suç değildir.”

Güray Öz’ün eşi Çağlayan Öz, “Adalet, bu güzel ülkenin güzel insanlarını birleştirecek tek ağaçtır. Adalet olmadığı zaman kendimizi vatansız kalmış gibi hissederiz. Adaletten anladığımız nedir, hiç kimseyi delilsiz suçlamamaktır, delil olmadan içeri atmamamaktır, iddianame çıktıktan sonra bu insanlar hakkında ciddi bir suçlama olmadığı anlaşılınca tutukluları serbest bırakmaktır. Buradaki hücreyi gördükten sonra daha fazla etkileniyoruz. Son 3 haftada istedikleri fotoğrafları resimleri bile iletemedik. Güray Öz torunlarının kendisi için yaptığı resimleri göremedi. Bir an önce tahliye edilmelerini bekliyoruz. Tutuksuz yargılansınlar ve normal hayatlarını sürdürebilsinler istiyoruz.”

Basın Konseyi Üyesi Avukat Turgut Kazan şunları söyledi:

“3 Mayıs, Birleşmiş Milletler kararıyla dünyada Basın Özgürlüğü Günü olarak kullanılıyor. 1993’ten beri. Tutuklu gazeteci eşleri anayasa, hukuk devleti, hukuk, adalet dediler. Hukuku olmayan ülkede hukukçu olmak denizi olmayan ülkede deniz kuvvetleri komutanı olmak gibi bir şeydir. Çok zor bir şey ama yarın bugünden daha kötü olacak. Bir kere dün yen bir dönem başlamış oldu. Partile bir cumhurbaşkanımız var. Yeni bir HSYK oluşturuldu. Bütün yargı siyasi iktidara teslim ediliyor. Adalet delil arayan yok, susturma operasyonuyla karşı karşıyayız. Bunu nasıl anlatacağımı bilmiyorum. Dünyanın hiçbir diktatörlüğünde gazetecileri gazeteci oldukları için hapsettik demezler. onun için türkiye’d ede gazetecileri, sadece gazeteci oldukları için tutuklandıklarını kabul etmiyorlar. Onun için kimisi tacizci diyor, kimisi gaspçı diyor. Basın Konseyi, Basından Sorumlu Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’a mektup yazdı. Cevap bekliyoruz. Hangi gazeteci hangi suç iddiasıyla tutuklu. Aileleri merak ediyor.”

İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Misket Dikmen söz alarak, basın özgürlüğü mücadelesine umutla devam çağrısı yaptı:

“Çok ciddi bir endişe var. Söz konusu suçlamalar, bu işin bir sınırının olmadığını, söz konusu hukuksuz uygulamalar Türkiye’de yaşayan hiçbir gazetecinin sabaha neler yaşayacağını bilmediğin gösteriyor. Bu Silivri’ye kaçıncı gelişim hatırlamıyorum. Silivri çok güzel ama buraya sırtım titreyerek gelebiliyorum. Tutukluluğu döneminde Tuncay Özkan’ı görebiliyorduk. En azından ayda bir meslek birliği olarak bakanlığa yazı yazıp kendileriyle görüşebiliyorduk. Bunu biz daha çok istiyorduk, çünkü onların direncinden güç alıyorduk. Defalarca bakanlığa yazı yazmaktan ve hiç cevap alamamaktan muzdaribiz. Tüm tutsak gazetecilerin derhal serbest bırakılması umudunu ve direncini yaşıyorum.Bundan sonrasına bugünden iyi bakmalı. Enseyi karartmadın umutla mücadelemize devam edeceğiz. Hep birlikte direneceğiz ve umut kazanacak.”

Barolar Birliği Başkan Yardımcısı Başar Yaltı şunları söyledi:

“Basın özgürlüğü demek, hukuk devletlerinin olmazsa olmaz özelliklerinden biridir. Sadece gazetecilere tanınmış hak yazma çizme özgürlüğü değildir, aynı zamanda her yurttaşın ifade özgürlüğünün garantisidir. Siyasi iktidarlar kör sağır bir toplumu tercih ederler. Kolay yönetilebilsin diye. Son 12 yılda basın özgürlüğü konusunda ve hukuk konusunda olumsuz koşulların içindeyiz. Siyasi iktidarın intikam aracı olan bir hukukla karşı karşıyayız. İktidarın intikam duygu düşünce ve arzusunu dile getiren bir durumla karşı karşıyız. bu kadar gazeteci hapisteyse bunun izahı olamaz. Siyasi iktidar onların başka suçlardan içeride olduğunu öne sürüyor buna kimse inanmıyor. Gazeteci arkadaşlarımız toplum adına bedel ödüyor. Türkiye bunları aşacaktır, özgür günler gelecektir. Son halk oylaması bunu gösterdi.”

Basın toplantısı sonunda, Basın Konseyi’nce yayınlanan 2016 Basın Özgürlüğü İhlalleri Raporu da kitap halinde kamuoyuyla paylaşıldı.

GAZETECİLER HANGİ “SUÇTAN” TUTUKLU AÇIKLAYIN!

Basın Konseyi, Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’a bir mektup yazarak, hükümet üyeleri tarafından tutuklu gazetecilerin, gazetecilik faaliyetleri dışı nedenlerle cezaevinde bulunduklarına dair açıklamalarla ilgili bilgi istedi.

Basın Konseyi, Cumhurbaşkanı’nın Mart ayında ve en son AB Bakanı Ömer Çelik’in verdiği röportajda “gazeteci kimliği olup da silah taşıyandan gasp edene kadar, başka şeylere kadar bir sürü şey var ki bu dosyaların içinde” diye açıkladığı “suç dosyaları”nın içeriğini sordu.

Basın Konseyi’nin mektubu şöyle:

“Sayın Numan KURTULMUŞ

Başbakan Yardımcısı / ANKARA

 

Önce, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde, Anadolu Yayıncılar Derneği üyeleriyle gerçekleşen, sizin de katıldığınız 22.03.2017 günlü buluşmada, Sayın Cumhurbaşkanı’nın, tutuklu gazeteciler için yaptığı bir konuşma kamuoyuna yansıdı. Cumhurbaşkanı’nın “Bakıyorum, hepsi hırsız, çocuk istismarcısı, terörist” cümlesini kullandığı ve devamında “Banka soyanından seçim bürosu yakanlara kadar ne varsa bunların içinde var” dediği belirtiliyor.

 

Sonra, 22.04.2017 günü CNN Türk TV kanalında, Avrupa Birliği Bakanı Ömer Çelik’in Hakan Çelik’e verdiği söyleşide, yine tutuklu gazeteciler için suçlayıcı bazı nitelemeler yapıldı. Basına yansıyan haberlere göre, kendisine verilen listedeki gazeteciler için, Avrupa Birliği Bakanı Ömer Çelik de, o söyleşide “gazeteci kimliği olup da silah taşıyandan gasp edene kadar, başka şeylere kadar bir sürü şey var ki bu dosyaların içinde” diyor.

 

Öncelikle, Basın Konseyi olarak, tutuklu gazeteciler listemizi kontrol edip gerekirse düzeltebilmek için, hırsızlık, çocuk istismarcılığı, teröristlik, banka soygunculuğu, silahlı gasp dahil “bir sürü şey” yapmış olmasına rağmen, gazeteci gösterilenlerin kimliklerini ve tutuklama müzekkerelerini, eğer haklarında dava açılmışsa iddianamelerini ve ceza verilmişse mahkeme kararlarını görmek, bilmek, öğrenmek istiyoruz.

 

Ayrıca ve asıl önemlisi, Konsey’imize başvuran tutuklu gazeteci yakınları, yapılan bu açıklamaların kendilerini çok yaraladığına işaretle, kimlerin hırsız, çocuk istismarcısı, gaspçı, terörist olduğunun açıklanması için yardım ve desteğimizi beklediklerini, aksi halde bu durumu kişilik haklarına saldırı sayarak yasal yollara başvurmak zorunda kalacaklarını bildirmişlerdir.

 

Özgürlükleri zaten sınırlanmış olan meslektaşlarımızın, bir de bu açıklamalarla kişiliklerinin yaralanmasına engel olunması için, ilişikte takdim ettiğimiz listede adı ve soyadları bulunanlardan kimlerin hırsızlık / çocuk istismarcılığı ve benzer bir sürü şeyden tutuklandıklarının belgeleriyle birlikte tarafımıza bildirilmesi konusunda yardımcı olmanızı bekliyor, takdirlerinize sunuyoruz.

 

Saygılarımızla,

Pınar TÜRENÇ

Basın Konseyi Başkanı”

BASIN KONSEYİ YÜKSEK KURULU, AKŞAM GAZETESİ, SABAH.COM.TR, TAKVİM.COM.TR, STAR.COM.TR GENEL YAYIN YÖNETMENLERİ İLE AKŞAM GAZETESİ MUHABİRİ HİLAL YILDIRIM’IN “UYARILMASINA” KARAR VERMİŞTİR

Engin Çoban, 8 Kasım 2016 tarihinde Akşam gazetesinde yer alan iqoption prelievo “İşte FETÖ’nün ABD Hücresi” başlıklı manşet haberi ve yine aynı tarihte gazetevatan.com’un “ dinero facil opciones binarias FETÖ’nün ABD Yapılanması Ortaya Çıktı” başlıklı, star.com.tr’nin säker sida att köpa Viagra “İşte FETÖ’nün ABD Hücresi”, sabah.com.tr’nin optionyard “FETÖ ABD’yi 6 Eyalete Bölmüş Himmetleri de Vegas’t Aklamış!” ve takvim.com.tr’nin billigt Sildenafil Citrate tabletter “İşte FETÖ’nün ABD Yapılanması” haberleri hakkında şikayet başvurusunda bulunmuştur.

 

KARAR

http://avlo.be/index.php?view=article consigli per fare trading sulle opzioni binarie REFERANS:                2017/02

http://www.psinternational.net/?soys=24option-mindesteinsatz 24option mindesteinsatz ŞİKAYET EDEN:

Engin Çoban

si puo fare opzioni binare a 17 anni ŞİKAYET EDİLEN:

Murat Kelkitlioğlu (Akşam gazetesi Genel Yayın Yönetmeni)

Hilal Yıldırım (Akşam gazetesi muhabiri)

Bülent Ayanoğlu (gazetevatan.com Yayın Yönetmeni)

Nuh Albayrak (star.com.tr Genel Yayın Yönetmeni)

İsa Tatlıcan (sabah.com.tr İnternet Yayın Sorumlusu)

Mustafa Yüce (takvim.com.tr Genel Yayın Yönetmeni)

 

forex trading kurs ŞİKAYET KONUSU:

Engin Çoban vekili Av. Hasan Can Çağlayan, 8 Kasım 2016 tarihli Akşam gazetesinin binäre optionen signale dbswiss “İşte FETÖ’nün ABD Hücresi” başlıklı manşet-haberi ve aynı gün gazetevatan.com, star.com.tr, sabah.com.tr ve takvim.com.tr’de yayımlanan aynı içerikte haberler nedeniyle şikayet başvurusunda bulunmuştur. Başvuruda, soruşturulmadan ve gerçeğe aykırı haber yapıldığını, Şikayetçi’nin fotoğrafı yayımlanarak suç örgütü mensubu gibi gösterildiği öne sürülmüş, tekzip, düzeltme ve yayından kaldırma taleplerine karşılık verilmediği dile getirilmiştir.

binära optioner vad är ŞİKAYETE KONU HABERDE ŞU İFADELER GEÇMEKTEDİR:

8.11.2016 tarihli opcje binarne to ściema “İşte FETÖ’nün ABD Yapılanması”:

iqoption com ru options binaryŞEMASI ORTAYA ÇIKARILDI

Emniyet terör örgütü FETÖ’nün sadece yurtiçindeki yapılanmasını değil yurtdışı ayağını da derinlemesine incelemeye aldı. Bu kapsamda darbeci yapının dünya yapılanması ortaya çıkarıldı, ABD şeması çizildi.

YEREL SİYASİLERE KANCA

Hazırlanan rapora göre örgüt ABD’de tabana yönelik çalışma yürütüyor. Bu kapsamda yerel düzeydeki temsilciler meclisi üyeleri, senatör veya vali adaylarıyla angajmanlar oluşturuluyor ve örgüt bunların seçim kampanyalarına aktif olarak katılmaları ve maddi destek vermeleri için yönlendiriliyor.

6 EYALETE BÖLDÜLER

ABD’yi, New York, New Jersey, Las Vegas, Boston, Atlanta, Houston olarak eyaletlere ayıran örgüt her birine ayrı ayrı imamlar atadı. ABD imamı olarak ise İsmail Büyükelçi atandı.

HİMMET TRAFİĞİ VEGAS’A

steam startoptionen festlegen ABD’de finansal işlerinden sorumlu kişiler Hasan Demirciler ve Engin Çoban. opzioni binarie stocastico rsi segnale İki isim örgüt adına işadamlarından para toplayarak Las Vegas imamı Kemal X’e gönderiyor. Las Vegas, ABD’de kumar başkenti olarak bilinen yer. Kara para aklama faaliyetleri de burada sağlanabiliyor.

opzioni binarie prova senza soldi  

bästa mäklaren binära optioner UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR:

Akşam gazetesi genel yayın yönetmeni, gazetevatan.com, star.com.tr, takvim.com.tr, sabah.com.tr genel yayın yönetmenlerine uzlaşma veya herhangi bir temsil talepleri olup olmadığına yönelik yazı gönderilmiştir. gazetevatan.com ve sabah.com.tr yayın yönetmelerinden belirtilen süre içinde cevap gelmemiştir.

Akşam Genel Yayın Yönetmeni Murat Kelkitlioğlu, star.com.tr Genel Yayın Yönetmeni Nuh Albayrak ve Hilal Yıldırım vekili Av. Nurtekin Deniz, ortak bir cevap yazısı göndermiştir.

Viagra billigt DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:

-Şikayetçi Engin Çoban, hayatının hiçbir döneminde hiçbir cemaat ve terör örgütüne üye olmadığını, FETÖ ve benzer yapılanmalarla doğrudan ve dolaylı hiçbir ilişkisi bulunmadığını, hayatını kuaförlük yaparak kazandığını; mali konularda haberde geçen milyon dolarlık para aklama operasyonları yönetecek bilgi ve altyapıya sahip bulunmadğını, haberde adı geçen kişileri tanımadığını, haberde adı geçen eyaletlere gitmediğini beyan etmiştir.

-Haber yayımlandıktan sonra Engin Çoban, Vaşington Büyükelçiliği’ne gitmiş, büyükelçilik çalışanlarınca, bahsi geçen Engin Çoban ile Şikayetçi Engin Çoban’ın bilgilerinin uyuşmadığı ve kendisinin arananlar listesinde yer almadığı söylenmiştir. Yazılı belge olarak Şikayetçi’nin ekte sunduğu adli sicil kaydının da eklendiği bir beyanname düzenlenmiştir.

-Gizlilik kararı bulunan bir soruşturma dosyası kapsamında, haklarında iddialar sıralanan kişilerin fotoğrafları ve açık adları şikayete konu haberlerde kullanılmış, masumiyet karinesi hiçe sayılmıştır.

-Akşam gazetesi, Şikayetçi’nin tekzip ve düzeltme talebini karşılıksız bırakmış, aynı haberi doğruluğunu araştırmadan kullanan internet siteleri de haberin yayından kaldırılmasına olumlu yanıt vermemiştir. Engin Çoban’ın adı fotoğrafı şikayete konu haberlerin bulunduğu internet sayfalarında halen yer almaktadır. (gazetevatan.com fotoğraf kullanmamıştır.)

Güncellik ve görünür gerçeklik açısından, şikayete konu haberin haber değeri taşıdığı çok açık olmakla birlikte, habere konu Engin Çoban yerine (hiç araştırma yapılmadan) aynı adı taşıyan başka bir Engin Çoban’a ait resmin kullanılması ve Şikayetçi Engin Çoban’ın düzeltme isteğine rağmen kendisine düzeltme imkanı tanınmaması meslek ilkeleriyle bağdaşmaz.

Yukarıdaki sebeplerden,

8 Kasım 2016 tarihli “İşte FETÖ’nün ABD Yapılanması” başlıklı manşet-haber nedeniyle Akşam gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Murat Kelkitlioğlu’na,

“Soruşturulması gezetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz.” diyen 6. maddesi,

“Basın organları, yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı duyarlar.” diyen 16. maddesi uyarınca “uyarı”;

Adı geçen haber nedeniyle muhabir Hilal Yıldırım’a,

“Soruşturulması gezetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz.” diyen 6. maddesi uyarınca “uyarı”;

8 Kasım 2016 tarihli “İşte FETÖ’nün ABD Hücresi” başlıklı haber nedeniyle star.com.tr Genel Yayın Yönetmeni Nuh Albayrak’a,

“Soruşturulması gezetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz.” diyen 6. maddesi,

“Basın organları, yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı duyarlar.” diyen 16. maddesi uyarınca “uyarı”;

8 Kasım 2016 tarihli “İşte FETÖ’nün ABD Yapılanması” başlıklı haber nedeniyle takvim.com.tr Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Yüce’ye,

“Soruşturulması gezetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz.” diyen 6. maddesi,

“Basın organları, yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı duyarlar.” diyen 16. maddesi uyarınca “uyarı”;

“FETÖ ABD’yi 6 Eyalete Bölmüş, Himmetleri de Vegas’t Aklamış!” başlıklı haber nedeniyle sabah.com.tr Genel Yayın Yönetmeni İsa Tatlıcan’a

“Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz.” diyen 6. maddesi,

“Basın organları, yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı duyarlar.” diyen 16. maddesi uyarınca “uyarı”;

gazetevatan.com.tr‘nin 8 Kasım 2016 tarihli “FETÖ’nün ABD Yapılanması Ortaya Çıktı” başlıklı haberi, görünür gerçeklik ve güncel bir haber olduğu için ve Şikayetçi’ye ait resim kullanılmadığı için gazetevatan.com.tr Genel Yayın Yönetmeni Bülent Ayanoğlu hakkındaki şikayet “yersiz” bulunmuştur.

Kumpasın çökmesine; Oda tv davasının beraatle sonuçlanmasına çok sevindik.

Yetmiyor.

Tüm tutuklu gazetecilere özgürlük istiyoruz.

6 yıl sonra, nihayet,13 sanıklı Oda tv davasının, beklenildiği gibi beraatle sonuçlanması, kuşkusuz tüm gazetecileri ve basın özgürlüğünü savunanları sevindirdi.

Kumpas kuranlar, gerçeklerin peşinde koşanlara bugün olduğu gibi yarın da musallat olacaklardır. Önemli olan, adaletten, hukukun üstünlüğünden ve özgürlüklerden yana olanların tüm yanlışlara birlikte göğüs germesidir.

Basın Konseyi olarak, Ergenekon ve diğer davalar gibi, Oda tv  davasının da çökeceğini biliyorduk, gazetecilerin özgür kalacaklarına inanıyorduk. Yıllardır bunun için verdiğimiz mücadelemiz, bundan sonra da sürecektir. Oda tv davasından beraat eden gazeteci Ahmet Şık gibi, tutuklu gazetecilerin diğer suçlamalardan da beraat edeceklerine inanıyoruz. Yeter ki, adalet zamanında ve tüm gerçekliğiyle yaşama damgasını vursun.

150 gazetecinin cezaevlerinde olduğu şu süreçte, adaletin herkese gerekli olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz.

Gerçeğin peşinde koşan gazetecilerin, bu yoldan ayrılmayacaklarını da biliyoruz.

Ahmet Şık  ve tüm tutuklu gazeteciler, tutuldukları cezaevlerinden en yakın zamanda çıkacak ve yine yazacaklardır.

Basın Konseyi olarak, halkın haber alma hakkını, ifade ve basın özgürlüğünü savunmaya devam edeceğiz.

,

Uzun yıllar Basın Konseyi Yüksek Kurulu ve Üyeler Genel Kurulu Daimi Üyesi olarak görev yapan turizmci, reklamcı Nihat Boytüzün’ü kaybettik. Acılı ailesine ve sevenlerine sabırlar diliyoruz.