,

30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI KUTLU OLSUN

30 Ağustos Zaferi, 96 yıl önce emperyalist güçler tarafından paylaşılmış ülkemizin, düşmandan kurtarılarak, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasını sağlayan büyük ve eşsiz bir gündür.

30 Ağustos Zaferi’nin önemini hala anlamayanların olması üzüntü vericidir. Bu gerçeklerin artık görülmesini ve bağımsızlığın, özgürlüğün değeriyle yaşamanın önemini, bu vesileyle vurgulamak istiyoruz.

Basın Konseyi olarak, büyük kurtarıcımız Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, bugün de sevgi, saygı ve minnetle anıyoruz.
30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutluyor, sonsuza dek bağımsızlığımızın yaşatılmasını diliyoruz.

BASIN KONSEYİ

ONUR ÜYEMİZ, DUAYEN GAZETECİ BAKİ ÖZİLHAN’I KAYBETTİK

Basın Konseyi onur üyemiz, Basın Konseyi Yüksek Kurulu önceki dönem üyelerimizden değerli gazeteci ve Ulusal Kanal programcısı Bakı Özilhan’ı kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyiz.
Gazetecilik mesleğini hakkıyla yapan, onurlu duruşuyla herkesin takdirini kazanan, birlikte çalıştığı genç meslektaşlarına rol model olan Baki Özilhan, bir çok değerli gazetecinin yetişmesinde önemli katkıda bulunmuştu.
Duayen gazeteci Baki Özilhan’ın kederli Ailesi başta olmak üzere çalışma arkadaşlarına ve basın camiasına başsağlığı dileriz.
Onu yitirmekten duyduğumuz acı büyük. Işıklarda uyusun…

DUAYEN GAZETECİ GÜNGÖR URAS’I KAYBETTİK

Basınımızın duayenlerinden Milliyet Gazetesi ekonomi yazarı sayın Prof. Dr. Güngör Uras’ı kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyiz.
Türk özel sektörüne gerek Devlet Planlama Teşkilatı’nda, gerekse TÜSİAD Genel Sekreteri görevlerinde büyük hizmet veren Prof. Dr. Uras, Milliyet Gazetesi’ndeki köşe yazılarında ‘Ayşe Teyze’ ve ‘Ali Rıza Bey’ seslenişleriyle en karmaşık konuları bile halka kolayca anlatmayı başarmıştı.
Basın Konseyi olarak, basınımıza ve iş dünyasına büyük hizmetleri olan Prof. Dr. Uras’a Allah’tan rahmet, ailesi ve başta mensubu olduğu Milliyet Gazetesi olmak tüm basın camiasına başsağlığı dileriz.

MEDYAMIZI KUŞATMA ÇABALARI KABUL EDİLEMEZ

Türkiye’de ifade ve basın özgürlüğünün önündeki engellerin kalkmasını; cezaevlerindeki meslektaşlarımızın özgürlüklerine kavuşmasını; haksız hukuksuz dava açmaların son bulmasını; basın çalışanlarının iş güvencesinin sağlanmasını beklerken, medyamız maalesef hızla daha gri alanlara sürüklenmektedir.

24 Haziran seçim kampanyasında daha fazla özgürlük ve daha fazla demokrasi vaat edilirken, secim sonrasında basın özgürlüğünün hızla geriye gittiği; neredeyse tek sesli medyanın yaratıldığı; muhalif görüş ve sese tahammül gösterilmediği bir konumuna gelindi.

– Her olayda öncelikle medyayı sorumlu tutma ve hizaya getirme çabaları.

– İlan ve reklam vermemekle tehdit edip, yola getirme ve bir çeşit ötekileştirme, eşitsiz davranışlarla cezalandırma gayretleri,

– Kurumlarına yıllarca emek veren gazetecileri ve yazarları, haksız ve sözde nedenler bulmaya çalışılarak işten atılmalarını meşrulaştırma girişimleri,

– Tek tip medya yaratma anlayışının, tüm olanaklar kullanılarak egemen kılınması.

Tüm bu ve benzeri gelişmeler medyayı kuşatma gayretleridir.

Kimse kendini, böyle bir anlayışın egemen olduğu ortamda, bağımsız ve demokratik koşullar içindeki medyada yazıyor, çalışıyor sanmasın.

Bu gidişin sonu büyük bir travmadır. Kaybeden Türkiye olur, medya çalışanlarıdır. Kısacası bir nesil ve sonuçta ülkemiz olur.

Demokrasinin evrensel kural ve koşullarını yaşatmak, her uygar ülke insanının olduğu gibi Türk vatandaşlarının da hakkıdır.

,

MEDYAMIZ 24 TEMMUZ’DA BAYRAMI YAŞAYAMIYOR

“SANSÜRDEN KURTULUŞUN 110. YILINDA MEDYA YİNE SANSÜR VE OTOSANSÜRÜN BASKISINDADIR.

24 TEMMUZ, BASINDAN SANSÜRÜN KALDIRILIŞININ 110.YILINDA, SANSÜR VE OTOSANSÜR KISKACINDAKİ MEDYAMIZ BAYRAMI YAŞAYAMIYOR.

II. Meşrutiyet’in ilanıyla 24 Temmuz 1908 tarihinde Padişahın, ‘Âli Kararname’ ile yürürlüğü koyduğu sansür 32 yıl sonra kalkmış, basın nihayet özgürlüğe kavuşmuştu. Bu tarihi olayın önemini vurgulamak için, 1946 yılında 24 Temmuz günü Gazeteciler ve Basın Bayramı olarak kutlanması kararlaştırılmıştı.

Basında sansürün son bulmasının üzerinden geçen 110 yıl sonra, Gazeteciler ve Basın Bayramı’nı maalesef kutlayamıyoruz.

* Zira bugün Türkiye, dünya ifade ve basın özgürlüğü sıralamasında en sonlarda yer alıyor.

* Hiçbir dönemde olmadığı sayıda gazeteci ve yazar, ya cezaevlerinde; ya da mahkemelerde açılan binlerce davada sanık olarak yargılanıyor.

* Onlarca basın mensubu yazdıkları yazıdan, katıldıkları televizyon programındaki sözlerinden dolayı, ‘örgüt’ yaftası ile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarına çarptırılmakta..

* En küçük eleştiriye, tek sütunluk habere ya da çizilen karikatüre onlarca yıl hapis istemiyle peş peşe  davalar açılıyor. Gazeteciler çok ağır, ödenmesi güç maddi yaptırımlarla cezalandırılıyor.

* Mahkemeler hiçbir indirime gitmeden ağır mahkumiyet kararları veriyor.

* Kapanan gazeteler, televizyonlar ve internet sitelerinde işsiz kalan binlerce gazeteci ve televizyoncu varken, medyamızın içinde bulunduğu böyle bir ortamda, 24 Temmuz’u ‘Gazeteciler ve Basın Bayramı’ olarak kutlayamıyoruz.

* Bunların sonucunda halkın haber alma hakkı yok olurken, gerçeğe ulaşılması her gün zorlaşırken Basın Konseyi olarak; demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla eksiksiz yerleşmesi; ifade ve basın özgürlüğü önündeki tüm engellerin kalkması; cezaevlerinde tek bir meslektaşımızın kalmaması için mücadelemizi sürdürmeye kararlı olduğumuzu bildiriyoruz.”

ERDEM GÜL’ÜN GEÇ GELEN BERAATINA YİNE DE SEVİNDİK

Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Erdem Gül, MİT TIR’ları haberi nedeniyle ‘devletin gizli kalması gereken belgelerini temin etmek ve açıklamak’ suçlamasıyla yargılandığı davada nihayet beraat etti.
Üç yıl önceki haberden dolayı bir süre cezaevine konan Erdem Gül için bu davada, çok gecikmeli de olsa adaletin yerini bulmasına sevindik.
Erdem Gül için verilen beraat kararını yalnızca habercilik yaptıkları; gazetecilik faaliyetinde bulundukları için cezaevlerine atılan meslektaşlarımızın özgürlüğe kavuşmaları yolunda bir umut ışığı olarak görüyoruz ve devamını bekliyoruz.
Meslektaşımız Erdem Gül, Çarşamba günü aynı mahkemede, yine MİT TIR’ları haberleriyle ilgili bu kez ‘örgüte yardım’ suçlamasıyla CHP Milletvekili Enis Berberoğlu ve Can Dündar’la birlikte yargılandığı ikinci davada, hakim önüne çıkacak. Bu davadan da beraat kararı bekliyoruz.
Basın Konseyi olarak; ifade ve basın özgürlüğü önündeki tüm engellerin tamamen kalkmasını; yalnızca mesleklerini yaptıkları için demir parmaklıklar arkasına atılan onlarca gazetecinin bir an önce özgürlüklerine kavuşmasını talep ediyoruz.

BASIN KONSEYİ: GAZETECİLER HEDEF GÖSTERİLEMEZ

Basın Konseyi, MHP’nin, gazetelere verdiği tam sayfa ilanda gazetecilerin hedef gösterilmesini kınadı. Basın Konseyi’nin açıklaması şöyle:

“Bir siyasi liderin, gazete ilanıyla vicdan ararken kindarlık içinde gazetecileri itham edip hedef göstermesi, Türkiye’de kabul edilemez bir ilk yaşattı.
Basın konseyi olarak, MHP tarafından bazı gazetelerde yayınlanan tam sayfa ilanlarda, adları ve kurumları verilen köşe yazarı, muhabir, yorumcu, kamuoyu araştırmacısı 70 gazeteci-düşünce insanı, fişlenmiş ve hedef gösterilmiştir. Türkiye’de demokratik yaşama geçildiğinden buyana yapılan hiçbir seçimde yaşanmayan böylesi bir ‘ilan’ örneğini kabul etmemiz olanaksızdır.
Her ne kadar hiçbir açıdan adil ve eşit olmayan bir seçim kampanyası yaşanmış ve sonuçlar kabul edilmişse de, büyük bir demokratik olgunlukla sürecin tamamlanması hedeflenmiştir.
Özellikle yatıştırıcı, yapıcı ve ılımlı mesajlar vermesi beklenen MHP liderinin, seçim kampanyası dönemine dönerek, yazı ve düşüncelerini beğenmediği gazetecileri, halka şikayet etmesi ve teşkilatına hedef göstermesi, Türkiye’de bir ilki daha yaşatmıştır.
Demokrasilerde düşünce ve ifade özgürlüğü esastır ve gazeteci görüşünü özgürce ifade eder. Bir siyasi partinin, gazetecileri fişlemesi, hele ki ‘düşman’ göstermesi, demokrasilerde asla kabul görmez. MHP bu ilanıyla, meslektaşlarımızın can güvenliğini tehdit edebilecek tutum sergilemiştir.
Basın Konseyi olarak MHP’nin bu tavrını kınıyor, hedef gösterilen meslektaşlarımızın can güvenliklerinin sağlanmasını istiyoruz.
Ayrıca düşünce ve ifade özgürlüğü önündeki tüm tehditlerin, baskıların, ayrıştırmanın engellerin bu yeni dönemde kaldırılmasını özellikle talep ediyoruz. “

, ,

DOĞAN HEPER’i, ÖLÜM YILDÖNÜMÜNDE ANDIK

DOĞAN HEPER’i, ÖLÜM YILDÖNÜMÜNDE TÖRENLE ANDIK

Basın Konseyi kurucu ve daimi üyesi, uzun yıllar ikinci başkanlık görevini yürüten değerli meslek büyüğümüz Doğan Heper, vefatının birinci yıldönümünde Zincirlikuyu Mezarlığı’ndaki kabri başında düzenlenen törenle anıldı.
Doğan Heper’in eşi ve aile fertleriyle, uzun yıllar Genel Yayın Yönetmeni ve yazar olarak görev yaptığı Milliyet gazetesi yöneticileri, mesai arkadaşları ve çok sayıda basın mensubunun katıldığı tören, saat 11.00’de başladı. Birlikte çalıştığı meslektaşları, Doğan Heper’in muhabirlikten sayfa sekreterliğine, yazı işleri müdürlüğünden yayın yönetmenliğine, murahhas üyelikten icra kurulu başkanlığına kadar Türk basınına yaptığı başarılı hizmetleri anlattı. Tören, bir yıl önce yitirdiğimiz Doğan Heper için okunan dualarla sona erdi.