BASIN VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNE “DARBE ÜSTÜNE DARBE”, NEREYE KADAR?..

الخيار صوت اليابانية نطاق ثنائي Aylardır iddianameleri bile hazırlanamayan tutuklu gazeteciler cezaevlerinde yatırılırken, haber ve köşe yazıları nedeniyle mahkemeleri görülen gazetecilere yeni hapis cezaları vermekten; basın ve ifade özgürlüğüne “darbe üstüne darbe” vurmaktan artık vazgeçelim.

Beställ generiska Inderal utan recept Her kriz döneminde mağdur edilen gazetecilerin üzerinden artık ellerin çekilmesini istiyoruz.

opcje binarne gielda Düşüncelerini ifade etmek ve halkı bilgilendirmek için yazan gerçek gazetecilerin, yazdıkları her bir kelimeyi teröre bulaştırma çabaları, tutuklamalar, hüküm giydirmeler, gözaltılar, oto sansüre zorlamalar, evlerine geceyarısı baskınları, ailelerinin dağıtılması, maddi-manevi hak mahrumiyetine uğaratılıp, mallarına el konulması demokratik düzene ve hukuka  aykırıdır.

köp viagra flashback Yıllardır adeta kıskaç içine alınan basın üzerinde giderek ağırlaşan baskı ve kontrol uygulamalarına son verilmesini istiyoruz.

billig Viagra von pfizer “Darbe”, “darbeci”, “teröre bulaşma” ya da “örgüt propagandası” isnatlarıyla yıllardır basının üzerine yerleşen  bu kara bulutların, demokrasi, halkın haber alma hakkını ve ifade özgürlüğünü kısıtlamaması için artık zorlama çabalardan vazgeçilmesinin zamanının çoktan gelip geçtiğini bir daha hatırlatıyoruz.

cheapest maxalt available online Hiçbir demokratik ülkede gazeteciler, gazetecilik yaptıkları için, akademisyenler özgürlükleri savundukları için, yazarlar yazdıkları için tutuklanmazlar, işlerinden olmazlar, yayın kurumları kapatılmaz, el konulmaz. 

ontario.ca المساعدة المنزلية Bugün, darbe koşullarından sıyrılma gayretiyle ve sivilleşme söylemleriyle yola çıkan Türkiyemiz’in, yaşanan bu sayısız örneklerle dünyadaki demokrasi ikliminde daha fazla utanmamasını ve sıralamalarda daha da gerilere düşmemesini diliyoruz.

,

Bir suikast sonucu katledilen Türk medyasının onurlu üyesi, sağduyunun sesi, demokrasinin ve gazetecilik ilkelerinin yılmaz savunucusu Abdi İpekçi’yi, ölümünün 38. yılında sevgi ve saygıyla anıyoruz. 

O, Türk halkının doğru haberi alabilmesi için bu uğurda canı pahasına mesleğini yapan efsane gazeteciydi. 

Abdi İpekçi gazeteciliği, doğru, ilkeli, güvenilir habercilik demektir. Abdi İpekçi gazeteciliği çağdaş haber yazma yöntemleri, çifte kontrol, evrensel gazetecilik kurallarının işletilmesi demektir. 

1 Şubat 1979’da bir tetikçinin kurşunlarıyla hayattan koparılsa da, onurlu kalemi ve ilkeli duruşu daima genç gazetecilere örnek olmuştur, olmaya devam edecektir. 

Abdi İpekçi gazetecilği ışığında yürümeye kararlıyız. 

Işıklarda uyusun. 

Uğur Mumcu, 24 yıl önce bugün, evinin önünde, otomobiline yerleştirilmiş bir bombayla katledildi. Aradan geçen çeyrek asırda tetikçi olarak kullanılan bazı isimler yakalandı, yargılandı, mahkum edildi ama biz hâlâ cinayetin ardındaki asıl güçlerin gün yüzüne çıkarılmasını bekliyoruz.  Gazetecilere yönelik nefreti körükleyen ve onları hedef gösteren söylemleri benimseyenler bu politikalardan bir an önce vazgeçmelidir. 

Ömrünün en verimli çağında hayata veda eden Uğur Mumcu’yu hasretle anıyoruz. 

Yurt içinden ve yurt dışından artarak yükselen eleştirilere ve çağrılara rağmen, basına ve basın mensuplarına yönelik baskının azalmadığını, aksine arttığını endişeyle gözlemlemekteyiz. Son olarak, bugün gazeteciler Tunca Öğreten, Mahir Kanaat ve Ömer Çelik’in tutuklandıklarını öğrendik. Keza, New York Times gazetesi muhabiri Rod Nordland’ın Türkiye’ye sokulmadığı da ortaya çıktı.

Her zaman savunduğumuz gibi, gazetecilerin tutuksuz yargılanması önerimizi tekrarlıyoruz. Gazetecilerin yaptıkları haberler gerekçe gösterilerek çeşitli terör örgütlerinin propagandasını yaptığı iddiasıyla tutuklanmasını Basın Konseyi olarak ifade ve basın özgürlüğü açısından ciddi endişeyle karşılıyoruz. Bu bakımdan, birtakım temel hukuki standartları hatırlatma gereği duyuyoruz:

1-Türkiye’nin tarafı olduğu uluslararası insan hakları sözleşmeleri, bir açıklamanın veya görüşün “şiddete teşvik ve tahrik” sayılabilmesini katı koşullara bağlamıştır. Bu çerçevede, açıklamanın doğrudan doğruya şiddete yönelik olması, açıklamayı yapanın kastının bu yönde olması, ayrıca bu açıklamanın kamu düzeni açısından ağır ve ciddi bir tehlike doğurması gerekmektedir. Kamuoyunu ilgilendiren tartışmalarda ifade özgürlüğünün sınırlarının daha geniş olduğu, “kamuoyu bekçisi” sıfatıyla hareket eden gazetecilerin kişisel olarak daha da geniş bir serbestiye sahip oldukları hatırlanmalıdır.

2-Gazeteci bir hususu haber yaparken, “şekli gerçeklik” ve “kamu yararı” kriterlerine bağlıdır. Gazeteci, haberini yapacağı hususun doğru olup olmadığını bütün gazetecilik olanaklarını kullanmak suretiyle teyid eder; ayrıca, demokratik bir toplumda halkın bu hususu bilmesinde, haberde adı geçen şahısların bireysel haklarına nazaran üstün bir fayda olup olmadığını değerlendirir. Bu iki sorunun cevabı olumlu ise, bu haber yayımlanmalıdır! Habere konu olan bilginin kimler tarafından, nasıl elde edildiği, gazeteciyi ilgilendirmez; üçüncü kişilerin bu bilgileri hukuka aykırı olarak elde etmiş olması, haberin yapılmasına engel değildir ve gazetecinin hukuki sorumluluğunu da doğurmaz (bkz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 19.12.2006 tarihli Radio Twist, a.s./Slovakya kararı).

3-Öte yandan, bir kimsenin tutuklanması için, delilleri karartma tehlikesi veya kaçma şüphesi gibi tutuklama nedenlerinden birinin bulunması zorunludur! Tarafı olduğumuz ve Anayasamızın 90. maddesine göre, ulusal kanunlara göre uygulama önceliğine sahip insan hakları sözleşmeleri gereğince, salt bir kişiye yönelik suçlamanın ağırlığı öne sürülerek tutuklama kararı verilemez! Tutuklama nedeninin varlığını ortaya koyan gerekçeler, kararda somut nedenlere dayalı olarak izah edilmelidir. 

Bunun da ötesinde, delilleri karartma veya kaçma tehlikesini bertaraf etmeye yarayabilecek daha hafif tedbirler varsa, tutuklama yerine bunlara başvurmanın neden mümkün olmadığı da kararda ayrıca gösterilmelidir. Bütün bu hususlar Ceza Muhakemesi Kanunu’nda da açıkça belirtilmiştir.

Yukarıda açıkladığımız kıstaslara uymayan kararlar, Anayasamıza ve uluslararası yükümlülüklerimize aykırıdır!

Yürütme, yasama ve yargının tüm işlemlerinde ifade özgürlüğüne ve bunun vazgeçilmez unsuru olan basın özgürlüğüne titizlikle uyması gerekir. Yukarıda özetlediğimiz kriterlere tüm erklerin titizlikle dikkat etmesi devletin ve milletin ortak yararınadır. Daha demokratik ve gelişmiş bir Türkiye’nin varlığına ancak bu şekilde hizmet edilebilir. 

Tutuklu gazetecilerin tutuksuz yargılanmasını tekrar talep ediyoruz. 

Kamuoyuna saygıyla duyururuz.

Basın Konseyi

56 yıl önce 212 sayılı yasanın kabulüyle gazetecilere önemli haklar sağlanan bugünü kutlamıyoruz:

-146 gazeteci ve yönetici tutuklu olarak hapishanedeyken

-150’nin üstünde medya organı kapatılmışken

-10 bini aşkın gazeteci işsiz iken  

-Gazeteciler çalışamıyor, çalıştırılmıyor, yazdırılmıyor, düşünceyi ifade ve basın özgürlüğü yaşanamıyorken bayram neyimize…

56 yıl önce kavuştuğu haklarından Türk basını her geçen gün uzaklaştırılıyor. Baskı, sansür, otosansür, gözaltılar, tutuklamalar, medya kurumlarının kapılarının zincirlenmesi ve tüm bunların sonunda halkın haber alma hakkından mahrum bırakılmasını içimize sindiremiyoruz.

Bugün gazeteciler, kalemleri, cezaevleri ve ekmek arasında sıkışıp kalmışlardır. 

56 yıllık “bayramı” da kutlamıyor sadece buruk anıyoruz. 

İfade özgürlüğünün 1961’den bile daha önceki yıllara dönüştürülme özlem ve çabalarına artık son verilmesini bekliyoruz. 

Basın Konseyi

Nâzım’ın  http://desummaandwexler.com/?vectrait=ebook-opzioni-binarie&ee3=df ebook opzioni binarie 951`de bir denizde genç bir arkadaşla yürüdüm ölümün üstüne” dizesindeki o “genç arkadaş”, sonsuzluğa yürüdü bugün… 

Elli yıllık gazeteci, giorni opzioni binarie İnce Memed’in yayıncısı, yazar, yönetmen, oyun yazarı, Kore gazisi, Bosna Savaşı’nda Kara Kuğular neferi… UNESCO Uluslararası Tiyatro Enstitüsü’nün 30 yıllık başkanı Refik Erduran’ı kaybettik…

Yolu ışıklarda olsun.                                                                                

Tüm meslektaşlarına başsağlığı dileriz.

Basın Konseyi

belajar forex untuk pemula youtube Türkiye Basın Konseyi’nden Dünya Basını’na  

opininni su investire soldi in borsa con opzioni binarie ÇAĞRI…

Türkiye Basın Konseyi Yüksek Kurulu  olarak,

Uluslararası medyaya sesleniyoruz..

Eli kanlı katillerin hedefinde  bir gün Nice, bir gün Berlin, bir gün Paris var. Bir başka gün ise  Brüksel, Orlando, Moskova… Son olarak da yeni yılın ilk dakikalarında  İstanbul’da Türklerin yanısıra dünyanın bircok ülkesinden İstanbul’a konuk gelen turistler teröre kurban edildi. Kısacası terör, artık tüm dünyanın başına bela oldu.

Irk, din, cinsiyet, yaş, mezhep farkı gözetmeden masum insanların kanını acımasızca döken teröre karşı sessiz  kalmak, teröristlerin daha da cesaretlenmesine yol açıyor.

Hele terörden ürküp, normal yaşamlarını sürdüremeyen milyonlarca insanın en doğal hakkı olan seyahate çıkamamaları, hep terörün ekmeğine yağ sürüyor.

Terör endişesi ve korkusuyla  tatillerin ertelenmesi, ülkelerin  turizmine de başka  darbe indiriyor.

Ve  bir kısır döngü haline dönüşen yaşam şekli, aslında  terörü başarılı kılıyor ve etkisi, katlanarak sürüyor.

Bu döngüyü yıkmak ve terörden etkilenenlerle dayanışma içine girmek için, dünya medyasına çağrıda bulunuyoruz:

Gelin, Dünyadaki tüm kalem sahipleri, gazeteciler, el ele verelim.

Hepimiz birlik olalım.

KALEMLERİMİZİ TERÖR MAĞDURU ÜLKELERİ YALNIZ BIRAKMAMAK İÇİN, halklarının bu ülkelere korkmadan gitmeleri için yazılarımızla, haberlerimizle destek olalım.

Bugün yangın Türkiye de…

Ama yine de Türkiye yaşamaya devam ediyor.

Biz Türk gazeteciler, korkmadan,yılmadan sizlere ev sahipliği yapmaya hazırız.

Konuk gazetecilere, Türkiye Basın Konseyi’ nin merkezini “Basın merkezi” olarak açmaya hazırız..

Gelin, birlikte kalemlerimizle, sayfalarımızdan, ekranlarımızdan teröre meydan okuyalım.

YILMAYACAĞIMIZI, KORKMAYACAĞIMIZI dünyaya anlatalım.

Acımızı paylaşın, çağrımıza destek verin.

 

 

BASIN KONSEYI 2017 AÇIKLAMASI

plataformas de comercio de opciones binarias BASIN KONSEYİ:

الخيارات الثنائية التداول أسرار الدخل 2016 KARA BİR YILDI

http://www.studio-asnieres.com/?serimepoke=opciones-binarias-desde-1-dolar opciones binarias desde 1 dolar 2017’DE GAZETECİ AVI SON BULSUN

ثنائي الخيار الروبوت مراجعة صادقة 2017 UMUDUN VE ÖZGÜRLÜKLERİN YILI OLSUN

2016 yılı, Türk Basın Tarihini’nde “kara bir yıl” olarak tarihe geçti.

İki asra yaklaşan Türk Basını; ihlallerle, medyaya saldırılarla, sabah baskınlarıyla, toplu gözaltılarla, gazetecilerin tutuklanmasıyla, medya kuruluşlarının kapatılmasıyla tarihinin en kötü dönemini yaşadı.

Basın Konseyi, son 365 günde yaşananları kayda geçirmeyi ve ağır ihlallerin altını çizmeyi zorunlu görmektedir.

– Türk Basını, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün hazırladığı “Dünya Basın Özgürlüğü 2016 Raporu”nda maalesef 151’inci sıraya düştü.

2016’da ifade ve basın özgürlüğü konularında büyük bir gerileme yaşayan Türkiye, bu alanda Tacikistan ve Kongo’nun bile altında kaldı

– 2016’nın son gününde, halen sayıları 150’ye yaklaşan gazeteci tutuklu bulunmakta.  Cumhuriyet Gazetesi’nin çaycısı bile tutuklanmaktan kurtulamadı. Tutuklu gazetecilerle ilgili iddianameler hazırlanmadığı, suçlamalar netleşmediği için, bu tutukluluk sürelerinin daha da uzayacağından endişe ediyoruz.

Hatta Adalet Bakanı bu sayıları görmezden gelip, “Bizce tutuklu olan sarı basın kartlı gazeteci sayısı sadece 2” diyebildi.

– Bu “kara yılı” sonlandırırken, attığı tweet’ler gerekçesiyle gazeteci Ahmet Şık da bu anlayıştan yine nasibini aldı ve yeni yıla gözaltında giriyor.

Oysa, Ahmet Şık “GAZETECİDİR”.

– Gazeteciler yıl boyu tutuklanmakla kalmadı, 55 gazetecinin tüm mal varlığına el konulacağı da açıklandı. Aynı gerekçeyle, 80 yaşındaki Hilmi Yavuz’un bile hesapları donduruldu, mal varlığına el konuldu.

– Ağır sağlık sorunlarıyla mücadele eden, ileri yaştaki gazetecilerin, şairlerin, yazarların nasıl geçinebilecekleri hiç düşünülmedi; alınan kararlarla, ağır mağduriyetler yaratıldı.

– Ayrıca çok sayıda gazetecinin ve ailelerinin pasaportları iptal edildi, yurtdışına çıkışları yasaklandı. Gazeteci aileleri paramparça edildi.

– Yine ömrünü gazetecilik mesleğine vermiş yüzlerce gazetecinin hakedişle elde ettikleri basın kartları iptal edildi. Sürekli basın kartı iptal edilenlerin sayısı 110’u, normal basın kartları iptal edilenlerin sayısı ise 700’ü geçti.

– 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL), Türk Medyası’na bir balyoz gibi indi. OHAL gerekçesiyle ve KHK’lar aracılığıyla 170 medya organı kapatıldı. Bunlar arasında, gazeteler, televizyonlar, internet haber siteleri, dergiler ve radyolar yer aldı.

– Sonuçta, bu yıl bitiminde toplam 10 bini aşkın gazeteci “İŞSİZ KALDI”.

– OHAL’in kaldırılması ufukta görünmediği için, bu kara tablonun daha da kötüleşerek sürme ihtimali bizi korkutuyor.

Nitekim Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, yılın son günlerinde, kendisine soru sorma cesaretinde bulunan bir gazeteciye “Medya mensupları ayağını denk alsın” demekten kaçınmadı.

– İktidara yakın olanların kollanması, arka çıkılması, ilan ve reklamlarla ödüllendirilmesinden şikayet eden gazeteci ve yayıncıların sayısı giderek arttı.

– Çağdaş demokrasilerde “gerçek gazetecilerin” başka gazetecilere karşı sistematik linç kampanyalarına giriştiklerine rastlanmaz. 2016’da bunu da yoğunlukla yaşadık. Ekonomik yönden güç durumda olan bağımsız gazeteci ve yayın organlarını bazı gazetecilerin sıklıkla hedef göstermesi, 2016’nın kabul edilemez gerçeğiydi. Bu tür olaylarda tehditler ve hakaretler cezasız kaldı, tam aksine takdir gördü.

Bu durumun sürdürülemez olduğuna inanıyoruz.

buy discount maxalt online TÜRKİYE’Yİ YÖNETENLERİ SAĞDUYUYA DAVET EDİYOR

binaire opties kbc VE DİYORUZ Kİ:

– Tutuklu gazetecilerin, tutuksuz yargılanması ACİLEN sağlanmalıdır.

– Gazetecilere yönelik davalar BİR AN ÖNCE hazırlanmalı ve bağımsız mahkemelerde sonuçlandırılmalıdır.

– “Yangın çıkabilir” gibi gülünç gerekçelerle kitap, gazete, dergi okumaktan bile mahrum bırakılan tutuklu gazetecilere HAKLARI bir an önce verilmelidir.

– Siyasiler, tehdit içeren ifadeler kullanmaktan kaçınmalıdır.

– Gazetecilere ve medya organlarına karşı mesnetsiz suçlamaların önüne geçilmelidir.

– Medya organlarının kapatılması uygulamasına ARTIK SON VERİLMELİDİR?

– Gazetecilerin, basın kartı, pasaport iptalleri keyfilikten çıkarılmalıdır.

Bu gidiş durdurulamazsa, Türkiye’nin gazetecilik açısından da dünya sıralamasında çok daha gerilere düşececeği açıktır. Yaşadığımız bu tablo sürdükçe Türkiye, Dünya Basın Tarihi’nin “kara sayfalarında” yer almaya devam edecektir.

Basın Konseyi olarak, bütün bu yaşananlara inat, umutla, 2017 yılının sosyal barış için bir başlangıç yılı olmasını diliyoruz.

http://blog.pinkprincess.com/?svecha=opzioni-binarie-strategie-la-gabbia&c35=3f opzioni binarie strategie la gabbia GÖZALTINDA TUTULAN HÜSNÜ MAHALLİ’NİN SAĞLIĞINDAN CİDDİ ENDİŞE DUYUYORUZ

Gece evi basılarak, yazdığı tweet’ler nedeniyle gözaltına alınan gazeteci, televizyon yorumcusu, Ortadoğu uzmanı Hüsnü Mahalli’nin sağlık durumundan endişeliyiz.

Yaklaşık bir gündür hâlâ ifadesi alınmadan, Cumhuriyet Savcılığı yerine Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlar bölümünde tutulması, birçok hastalığa sahip olan Hüsnü Mahalli’nin yaşamını tehlikeye sokmaktadır. İleri derecede MS hastası olan Mahalli, aynı zamanda yürüme güçlüğü de çekmektedir. Zaman zaman elektrikli şok aleti kullanarak, tıbbi araçlar ve ilaçlarla yaşamını devam ettiren gazeteci Mahalli’nin bazı televizyoncular tarafından “hedef gösterilmesi” ve sosyal medyada linç kampanyası başlatılmasının akşamında evinde gözaltına alınması, normal demokrasilerde yaşanmaması gereken bir uygulamadır.

Tekrar etmekte fayda görüyoruz, Hüsnü Mahalli, ciddi risk altındadır. Sağlığıyla ilgili kaygılarımız her geçen saat artmaktadır. Kritik sağlık durumu göz önüne alınarak bir an önce ifadesine başvurulup serbest bırakılmasını talep ediyoruz.

Avukatının sağlık raporlarını ve UYAP evraklarını gerekli makamlara iletmesine rağmen ifade alımıyla ilgili sürenin uzaması sonucu doğacak hayati sonuçların sorumluluğunu da kimin yükleneceğini bilemiyoruz.