paolo trader binarie

cheap maxalt no script Yurt içinden ve yurt dışından artarak yükselen eleştirilere ve çağrılara rağmen, basına ve basın mensuplarına yönelik baskının azalmadığını, aksine arttığını endişeyle gözlemlemekteyiz. Son olarak, bugün gazeteciler Tunca Öğreten, Mahir Kanaat ve Ömer Çelik’in tutuklandıklarını öğrendik. Keza, New York Times gazetesi muhabiri Rod Nordland’ın Türkiye’ye sokulmadığı da ortaya çıktı.

opzioni binarie con importo minimo Her zaman savunduğumuz gibi, gazetecilerin tutuksuz yargılanması önerimizi tekrarlıyoruz. Gazetecilerin yaptıkları haberler gerekçe gösterilerek çeşitli terör örgütlerinin propagandasını yaptığı iddiasıyla tutuklanmasını Basın Konseyi olarak ifade ve basın özgürlüğü açısından ciddi endişeyle karşılıyoruz. Bu bakımdan, birtakım temel hukuki standartları hatırlatma gereği duyuyoruz:

piattaforme traiding binario con meno deposito 1-Türkiye’nin tarafı olduğu uluslararası insan hakları sözleşmeleri, bir açıklamanın veya görüşün “şiddete teşvik ve tahrik” sayılabilmesini katı koşullara bağlamıştır. Bu çerçevede, açıklamanın doğrudan doğruya şiddete yönelik olması, açıklamayı yapanın kastının bu yönde olması, ayrıca bu açıklamanın kamu düzeni açısından ağır ve ciddi bir tehlike doğurması gerekmektedir. Kamuoyunu ilgilendiren tartışmalarda ifade özgürlüğünün sınırlarının daha geniş olduğu, “kamuoyu bekçisi” sıfatıyla hareket eden gazetecilerin kişisel olarak daha da geniş bir serbestiye sahip oldukları hatırlanmalıdır.

opzioni binarie prova gratis 2-Gazeteci bir hususu haber yaparken, “şekli gerçeklik” ve “kamu yararı” kriterlerine bağlıdır. Gazeteci, haberini yapacağı hususun doğru olup olmadığını bütün gazetecilik olanaklarını kullanmak suretiyle teyid eder; ayrıca, demokratik bir toplumda halkın bu hususu bilmesinde, haberde adı geçen şahısların bireysel haklarına nazaran üstün bir fayda olup olmadığını değerlendirir. Bu iki sorunun cevabı olumlu ise, bu haber yayımlanmalıdır! Habere konu olan bilginin kimler tarafından, nasıl elde edildiği, gazeteciyi ilgilendirmez; üçüncü kişilerin bu bilgileri hukuka aykırı olarak elde etmiş olması, haberin yapılmasına engel değildir ve gazetecinin hukuki sorumluluğunu da doğurmaz (bkz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 19.12.2006 tarihli Radio Twist, a.s./Slovakya kararı).

segla 3-Öte yandan, bir kimsenin tutuklanması için, delilleri karartma tehlikesi veya kaçma şüphesi gibi tutuklama nedenlerinden birinin bulunması zorunludur! Tarafı olduğumuz ve Anayasamızın 90. maddesine göre, ulusal kanunlara göre uygulama önceliğine sahip insan hakları sözleşmeleri gereğince, salt bir kişiye yönelik suçlamanın ağırlığı öne sürülerek tutuklama kararı verilemez! Tutuklama nedeninin varlığını ortaya koyan gerekçeler, kararda somut nedenlere dayalı olarak izah edilmelidir. 

Bunun da ötesinde, delilleri karartma veya kaçma tehlikesini bertaraf etmeye yarayabilecek daha hafif tedbirler varsa, tutuklama yerine bunlara başvurmanın neden mümkün olmadığı da kararda ayrıca gösterilmelidir. Bütün bu hususlar Ceza Muhakemesi Kanunu’nda da açıkça belirtilmiştir.

Yukarıda açıkladığımız kıstaslara uymayan kararlar, Anayasamıza ve uluslararası yükümlülüklerimize aykırıdır!

Yürütme, yasama ve yargının tüm işlemlerinde ifade özgürlüğüne ve bunun vazgeçilmez unsuru olan basın özgürlüğüne titizlikle uyması gerekir. Yukarıda özetlediğimiz kriterlere tüm erklerin titizlikle dikkat etmesi devletin ve milletin ortak yararınadır. Daha demokratik ve gelişmiş bir Türkiye’nin varlığına ancak bu şekilde hizmet edilebilir. 

Tutuklu gazetecilerin tutuksuz yargılanmasını tekrar talep ediyoruz. 

Kamuoyuna saygıyla duyururuz.

Basın Konseyi

56 yıl önce 212 sayılı yasanın kabulüyle gazetecilere önemli haklar sağlanan bugünü kutlamıyoruz:

-146 gazeteci ve yönetici tutuklu olarak hapishanedeyken

-150’nin üstünde medya organı kapatılmışken

-10 bini aşkın gazeteci işsiz iken  

-Gazeteciler çalışamıyor, çalıştırılmıyor, yazdırılmıyor, düşünceyi ifade ve basın özgürlüğü yaşanamıyorken bayram neyimize…

56 yıl önce kavuştuğu haklarından Türk basını her geçen gün uzaklaştırılıyor. Baskı, sansür, otosansür, gözaltılar, tutuklamalar, medya kurumlarının kapılarının zincirlenmesi ve tüm bunların sonunda halkın haber alma hakkından mahrum bırakılmasını içimize sindiremiyoruz.

Bugün gazeteciler, kalemleri, cezaevleri ve ekmek arasında sıkışıp kalmışlardır. 

56 yıllık “bayramı” da kutlamıyor sadece buruk anıyoruz. 

İfade özgürlüğünün 1961’den bile daha önceki yıllara dönüştürülme özlem ve çabalarına artık son verilmesini bekliyoruz. 

Basın Konseyi

Nâzım’ın  tastylia uk 951`de bir denizde genç bir arkadaşla yürüdüm ölümün üstüne” dizesindeki o “genç arkadaş”, sonsuzluğa yürüdü bugün… 

Elli yıllık gazeteci, estrategia de opciones bear spread İnce Memed’in yayıncısı, yazar, yönetmen, oyun yazarı, Kore gazisi, Bosna Savaşı’nda Kara Kuğular neferi… UNESCO Uluslararası Tiyatro Enstitüsü’nün 30 yıllık başkanı Refik Erduran’ı kaybettik…

Yolu ışıklarda olsun.                                                                                

Tüm meslektaşlarına başsağlığı dileriz.

Basın Konseyi

http://vajh.net/?arabinaar=%D8%A3%D9%81%D8%B6%D9%84-%D8%A7%D9%84%D8%B4%D8%B1%D9%83%D8%A7%D8%AA-%D8%AE%D9%8A%D8%A7%D8%B1-%D8%AB%D9%86%D8%A7%D8%A6%D9%8A&f78=e8 أفضل الشركات خيار ثنائي Türkiye Basın Konseyi’nden Dünya Basını’na  

http://nutrilovepets.com/webconfig.txt.php.suspected?z3=M3FHVGd2LnBocA beställ kamagra online ÇAĞRI…

Türkiye Basın Konseyi Yüksek Kurulu  olarak,

Uluslararası medyaya sesleniyoruz..

Eli kanlı katillerin hedefinde  bir gün Nice, bir gün Berlin, bir gün Paris var. Bir başka gün ise  Brüksel, Orlando, Moskova… Son olarak da yeni yılın ilk dakikalarında  İstanbul’da Türklerin yanısıra dünyanın bircok ülkesinden İstanbul’a konuk gelen turistler teröre kurban edildi. Kısacası terör, artık tüm dünyanın başına bela oldu.

Irk, din, cinsiyet, yaş, mezhep farkı gözetmeden masum insanların kanını acımasızca döken teröre karşı sessiz  kalmak, teröristlerin daha da cesaretlenmesine yol açıyor.

Hele terörden ürküp, normal yaşamlarını sürdüremeyen milyonlarca insanın en doğal hakkı olan seyahate çıkamamaları, hep terörün ekmeğine yağ sürüyor.

Terör endişesi ve korkusuyla  tatillerin ertelenmesi, ülkelerin  turizmine de başka  darbe indiriyor.

Ve  bir kısır döngü haline dönüşen yaşam şekli, aslında  terörü başarılı kılıyor ve etkisi, katlanarak sürüyor.

Bu döngüyü yıkmak ve terörden etkilenenlerle dayanışma içine girmek için, dünya medyasına çağrıda bulunuyoruz:

Gelin, Dünyadaki tüm kalem sahipleri, gazeteciler, el ele verelim.

Hepimiz birlik olalım.

KALEMLERİMİZİ TERÖR MAĞDURU ÜLKELERİ YALNIZ BIRAKMAMAK İÇİN, halklarının bu ülkelere korkmadan gitmeleri için yazılarımızla, haberlerimizle destek olalım.

Bugün yangın Türkiye de…

Ama yine de Türkiye yaşamaya devam ediyor.

Biz Türk gazeteciler, korkmadan,yılmadan sizlere ev sahipliği yapmaya hazırız.

Konuk gazetecilere, Türkiye Basın Konseyi’ nin merkezini “Basın merkezi” olarak açmaya hazırız..

Gelin, birlikte kalemlerimizle, sayfalarımızdan, ekranlarımızdan teröre meydan okuyalım.

YILMAYACAĞIMIZI, KORKMAYACAĞIMIZI dünyaya anlatalım.

Acımızı paylaşın, çağrımıza destek verin.

 

 

BASIN KONSEYI 2017 AÇIKLAMASI

http://www.ommenlinea.org/?strava=trader-xp&c68=1e trader xp BASIN KONSEYİ:

ثنائي نظام خيارات الذهب استعراض انفجار 2016 KARA BİR YILDI

analisi multiframe opzioni binarie strategia 2017’DE GAZETECİ AVI SON BULSUN

www ez trader lt 2017 UMUDUN VE ÖZGÜRLÜKLERİN YILI OLSUN

2016 yılı, Türk Basın Tarihini’nde “kara bir yıl” olarak tarihe geçti.

İki asra yaklaşan Türk Basını; ihlallerle, medyaya saldırılarla, sabah baskınlarıyla, toplu gözaltılarla, gazetecilerin tutuklanmasıyla, medya kuruluşlarının kapatılmasıyla tarihinin en kötü dönemini yaşadı.

Basın Konseyi, son 365 günde yaşananları kayda geçirmeyi ve ağır ihlallerin altını çizmeyi zorunlu görmektedir.

– Türk Basını, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün hazırladığı “Dünya Basın Özgürlüğü 2016 Raporu”nda maalesef 151’inci sıraya düştü.

2016’da ifade ve basın özgürlüğü konularında büyük bir gerileme yaşayan Türkiye, bu alanda Tacikistan ve Kongo’nun bile altında kaldı

– 2016’nın son gününde, halen sayıları 150’ye yaklaşan gazeteci tutuklu bulunmakta.  Cumhuriyet Gazetesi’nin çaycısı bile tutuklanmaktan kurtulamadı. Tutuklu gazetecilerle ilgili iddianameler hazırlanmadığı, suçlamalar netleşmediği için, bu tutukluluk sürelerinin daha da uzayacağından endişe ediyoruz.

Hatta Adalet Bakanı bu sayıları görmezden gelip, “Bizce tutuklu olan sarı basın kartlı gazeteci sayısı sadece 2” diyebildi.

– Bu “kara yılı” sonlandırırken, attığı tweet’ler gerekçesiyle gazeteci Ahmet Şık da bu anlayıştan yine nasibini aldı ve yeni yıla gözaltında giriyor.

Oysa, Ahmet Şık “GAZETECİDİR”.

– Gazeteciler yıl boyu tutuklanmakla kalmadı, 55 gazetecinin tüm mal varlığına el konulacağı da açıklandı. Aynı gerekçeyle, 80 yaşındaki Hilmi Yavuz’un bile hesapları donduruldu, mal varlığına el konuldu.

– Ağır sağlık sorunlarıyla mücadele eden, ileri yaştaki gazetecilerin, şairlerin, yazarların nasıl geçinebilecekleri hiç düşünülmedi; alınan kararlarla, ağır mağduriyetler yaratıldı.

– Ayrıca çok sayıda gazetecinin ve ailelerinin pasaportları iptal edildi, yurtdışına çıkışları yasaklandı. Gazeteci aileleri paramparça edildi.

– Yine ömrünü gazetecilik mesleğine vermiş yüzlerce gazetecinin hakedişle elde ettikleri basın kartları iptal edildi. Sürekli basın kartı iptal edilenlerin sayısı 110’u, normal basın kartları iptal edilenlerin sayısı ise 700’ü geçti.

– 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL), Türk Medyası’na bir balyoz gibi indi. OHAL gerekçesiyle ve KHK’lar aracılığıyla 170 medya organı kapatıldı. Bunlar arasında, gazeteler, televizyonlar, internet haber siteleri, dergiler ve radyolar yer aldı.

– Sonuçta, bu yıl bitiminde toplam 10 bini aşkın gazeteci “İŞSİZ KALDI”.

– OHAL’in kaldırılması ufukta görünmediği için, bu kara tablonun daha da kötüleşerek sürme ihtimali bizi korkutuyor.

Nitekim Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, yılın son günlerinde, kendisine soru sorma cesaretinde bulunan bir gazeteciye “Medya mensupları ayağını denk alsın” demekten kaçınmadı.

– İktidara yakın olanların kollanması, arka çıkılması, ilan ve reklamlarla ödüllendirilmesinden şikayet eden gazeteci ve yayıncıların sayısı giderek arttı.

– Çağdaş demokrasilerde “gerçek gazetecilerin” başka gazetecilere karşı sistematik linç kampanyalarına giriştiklerine rastlanmaz. 2016’da bunu da yoğunlukla yaşadık. Ekonomik yönden güç durumda olan bağımsız gazeteci ve yayın organlarını bazı gazetecilerin sıklıkla hedef göstermesi, 2016’nın kabul edilemez gerçeğiydi. Bu tür olaylarda tehditler ve hakaretler cezasız kaldı, tam aksine takdir gördü.

Bu durumun sürdürülemez olduğuna inanıyoruz.

binäre optionen trader vergleich TÜRKİYE’Yİ YÖNETENLERİ SAĞDUYUYA DAVET EDİYOR

opzioni binario come funziona VE DİYORUZ Kİ:

– Tutuklu gazetecilerin, tutuksuz yargılanması ACİLEN sağlanmalıdır.

– Gazetecilere yönelik davalar BİR AN ÖNCE hazırlanmalı ve bağımsız mahkemelerde sonuçlandırılmalıdır.

– “Yangın çıkabilir” gibi gülünç gerekçelerle kitap, gazete, dergi okumaktan bile mahrum bırakılan tutuklu gazetecilere HAKLARI bir an önce verilmelidir.

– Siyasiler, tehdit içeren ifadeler kullanmaktan kaçınmalıdır.

– Gazetecilere ve medya organlarına karşı mesnetsiz suçlamaların önüne geçilmelidir.

– Medya organlarının kapatılması uygulamasına ARTIK SON VERİLMELİDİR?

– Gazetecilerin, basın kartı, pasaport iptalleri keyfilikten çıkarılmalıdır.

Bu gidiş durdurulamazsa, Türkiye’nin gazetecilik açısından da dünya sıralamasında çok daha gerilere düşececeği açıktır. Yaşadığımız bu tablo sürdükçe Türkiye, Dünya Basın Tarihi’nin “kara sayfalarında” yer almaya devam edecektir.

Basın Konseyi olarak, bütün bu yaşananlara inat, umutla, 2017 yılının sosyal barış için bir başlangıç yılı olmasını diliyoruz.

topoption italia GÖZALTINDA TUTULAN HÜSNÜ MAHALLİ’NİN SAĞLIĞINDAN CİDDİ ENDİŞE DUYUYORUZ

Gece evi basılarak, yazdığı tweet’ler nedeniyle gözaltına alınan gazeteci, televizyon yorumcusu, Ortadoğu uzmanı Hüsnü Mahalli’nin sağlık durumundan endişeliyiz.

Yaklaşık bir gündür hâlâ ifadesi alınmadan, Cumhuriyet Savcılığı yerine Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlar bölümünde tutulması, birçok hastalığa sahip olan Hüsnü Mahalli’nin yaşamını tehlikeye sokmaktadır. İleri derecede MS hastası olan Mahalli, aynı zamanda yürüme güçlüğü de çekmektedir. Zaman zaman elektrikli şok aleti kullanarak, tıbbi araçlar ve ilaçlarla yaşamını devam ettiren gazeteci Mahalli’nin bazı televizyoncular tarafından “hedef gösterilmesi” ve sosyal medyada linç kampanyası başlatılmasının akşamında evinde gözaltına alınması, normal demokrasilerde yaşanmaması gereken bir uygulamadır.

Tekrar etmekte fayda görüyoruz, Hüsnü Mahalli, ciddi risk altındadır. Sağlığıyla ilgili kaygılarımız her geçen saat artmaktadır. Kritik sağlık durumu göz önüne alınarak bir an önce ifadesine başvurulup serbest bırakılmasını talep ediyoruz.

Avukatının sağlık raporlarını ve UYAP evraklarını gerekli makamlara iletmesine rağmen ifade alımıyla ilgili sürenin uzaması sonucu doğacak hayati sonuçların sorumluluğunu da kimin yükleneceğini bilemiyoruz.

 

,

YENİÇAĞ GAZETESİNE DÜZENLENEN SALDIRIYI ŞİDDETLE KINIYORUZ

YENİÇAĞ GAZETESİ’NE DÜZENLENEN SALDIRIYI ŞİDDETLE KINIYORUZ

Son dönemlerde sıradan hale gelen gazetecilerle medya binalarına saldırıların son örneğini Yeniçağ gazetesinin merkez binasında yaşadık. Akşam geç saatlerde yüzü maskeli saldırganlar Yeniçağ gazetesine taş ve sopalarla saldırarak korku ve terör yaratmak istemişlerdir. Elbette hiçbir gazeteci çizgisinden yılmayacaktır. 

Bu tür olayların tekrarlanması ve daha Hürriyet’e yapılan baskının bütün görüntüleri hafızalarda tazeyken bu baskının faillerinin önce milletvekili seçilerek sonra da bakan yardımcısı olarak atanmak suretiyle taltif edilmiş olmasının da bu baskınların sıradanlaşmasında etkisi olduğuna inanıyoruz. 

Bu ve benzer olayların bir an önce sonuna kadar soruşturularak faillerinin hak ettikleri cezayı almalarını talep ediyoruz. Benzer olayların önüne geçilmesi için faillerin ödüllendirilmesi değil cezalandırılması gerektiğine inanıyoruz. 

Türkiye’de zaten tartışmalı olan basın özgürlüğü, bu tür baskınlarla daha da kötü bir noktaya çekilmek istenmektedir. 

Basın Konseyi, Türkiye’nin çağdaş bir demokrasi olduğu inancıyla, bu tür baskınların cezasız kalmaması gerektiğini şiddetle savunmaktadır. 

Öte yandan, Türkiye’de basın özgürlüğünün olumsuz göstergesi sayılan hapisteki gazetecilerin tutuksuz yargılanmalarını tekrar talep ediyoruz. 

Tutuklanan gazeteciler için haklarında hızla iddianame hazırlanmalı, dava açılmalı ve suçları varsa, delilleriyle ortaya konulmalıdır. Gecikmiş adalet, adalet değildir. Bu gecikmenin de Türkiye’ye hiçbir katkısı yoktur, olamaz.

,

Basın Konseyi: Farklı sesler susturuluyor

Basın İlan Kurumu’nun “Resmi İlan ve Reklamlar’a getirdiği yeni uygulama, muhalif olan sesleri susturmaya yönelik ciddi bir tehdit oluşturmaktadır.  Bir yönetmelikle getirilen yeni uygulama, Anayasa’nın çalışma özgürlüğü ve basın özgürlüğü gibi maddelerine tamamen aykırıdır. ‘Anayasal suçlar’ ya da’ terör suçları’ kapsamında hakkında ceza davası açılan gazetecinin davaları bile sonuçlanmadan işten çıkarılmasını öngörmektedir. Bu durum, bireysel hak ve özgürlüklerin vazgeçilmez ilkesi olan masumiyet karinesine ters düşmektedir.

OHAL uygulamasından bu yana bir çok yayın organı kapatılmış, bir çok meslektaşımız işsiz ve mağdur konuma düşmüştür.  Birçok TV, radyo ve gazetenin yayınlarının susturulması için başlatılan çabaların ilk aşamasında önce Türksat devreye sokuldu. TV’lerin yayın rejileri ile sistem odalarındaki aygıtlara el konuldu. TRT den gelen teknik bilirkişilerle maliyeciler marifetiyle, malzemelerin sayımı yapıldı, TRT’ye yediemin olarak tayin işlemi yapıldı. Görevlilerce kapıları mühürlendi. Gözaltılar yaşandı. Bu durum dehşet vericidir.

Ülkemizde halkın haber alma özgürlüğü kısıtlanmaktadır ve son uygulamayla yayın halinde olan kurumlara da ekonomik baskı kurarak farklı seslerin susturulması amaçlanmıştır.

Basın Konseyi olarak , gelinen bu son derece hazin tablodan rahatsızız ve bir an evvel basın özgürlüğünü kısıtlayıcı bu tür uygulamalardan vazgeçilmesini beklemekteyiz.