,

YENİÇAĞ GAZETESİNE DÜZENLENEN SALDIRIYI ŞİDDETLE KINIYORUZ

www ez trader lt YENİÇAĞ GAZETESİ’NE DÜZENLENEN SALDIRIYI ŞİDDETLE KINIYORUZ

binäre optionen trader vergleich Son dönemlerde sıradan hale gelen gazetecilerle medya binalarına saldırıların son örneğini Yeniçağ gazetesinin merkez binasında yaşadık. Akşam geç saatlerde yüzü maskeli saldırganlar Yeniçağ gazetesine taş ve sopalarla saldırarak korku ve terör yaratmak istemişlerdir. Elbette hiçbir gazeteci çizgisinden yılmayacaktır. 

opzioni binario come funziona Bu tür olayların tekrarlanması ve daha Hürriyet’e yapılan baskının bütün görüntüleri hafızalarda tazeyken bu baskının faillerinin önce milletvekili seçilerek sonra da bakan yardımcısı olarak atanmak suretiyle taltif edilmiş olmasının da bu baskınların sıradanlaşmasında etkisi olduğuna inanıyoruz. 

topoption italia Bu ve benzer olayların bir an önce sonuna kadar soruşturularak faillerinin hak ettikleri cezayı almalarını talep ediyoruz. Benzer olayların önüne geçilmesi için faillerin ödüllendirilmesi değil cezalandırılması gerektiğine inanıyoruz. 

binäres trading Türkiye’de zaten tartışmalı olan basın özgürlüğü, bu tür baskınlarla daha da kötü bir noktaya çekilmek istenmektedir. 

tastylia uk Basın Konseyi, Türkiye’nin çağdaş bir demokrasi olduğu inancıyla, bu tür baskınların cezasız kalmaması gerektiğini şiddetle savunmaktadır. 

estrategia de opciones bear spread Öte yandan, Türkiye’de basın özgürlüğünün olumsuz göstergesi sayılan hapisteki gazetecilerin tutuksuz yargılanmalarını tekrar talep ediyoruz. 

paolo trader binarie Tutuklanan gazeteciler için haklarında hızla iddianame hazırlanmalı, dava açılmalı ve suçları varsa, delilleriyle ortaya konulmalıdır. Gecikmiş adalet, adalet değildir. Bu gecikmenin de Türkiye’ye hiçbir katkısı yoktur, olamaz.

cheap maxalt no script

,

Basın Konseyi: Farklı sesler susturuluyor

opzioni binarie con importo minimo Basın İlan Kurumu’nun “Resmi İlan ve Reklamlar’a getirdiği yeni uygulama, muhalif olan sesleri susturmaya yönelik ciddi bir tehdit oluşturmaktadır.  Bir yönetmelikle getirilen yeni uygulama, Anayasa’nın çalışma özgürlüğü ve basın özgürlüğü gibi maddelerine tamamen aykırıdır. ‘Anayasal suçlar’ ya da’ terör suçları’ kapsamında hakkında ceza davası açılan gazetecinin davaları bile sonuçlanmadan işten çıkarılmasını öngörmektedir. Bu durum, bireysel hak ve özgürlüklerin vazgeçilmez ilkesi olan masumiyet karinesine ters düşmektedir.

piattaforme traiding binario con meno deposito OHAL uygulamasından bu yana bir çok yayın organı kapatılmış, bir çok meslektaşımız işsiz ve mağdur konuma düşmüştür.  Birçok TV, radyo ve gazetenin yayınlarının susturulması için başlatılan çabaların ilk aşamasında önce Türksat devreye sokuldu. TV’lerin yayın rejileri ile sistem odalarındaki aygıtlara el konuldu. TRT den gelen teknik bilirkişilerle maliyeciler marifetiyle, malzemelerin sayımı yapıldı, TRT’ye yediemin olarak tayin işlemi yapıldı. Görevlilerce kapıları mühürlendi. Gözaltılar yaşandı. Bu durum dehşet vericidir.

opzioni binarie prova gratis Ülkemizde halkın haber alma özgürlüğü kısıtlanmaktadır ve son uygulamayla yayın halinde olan kurumlara da ekonomik baskı kurarak farklı seslerin susturulması amaçlanmıştır.

segla Basın Konseyi olarak , gelinen bu son derece hazin tablodan rahatsızız ve bir an evvel basın özgürlüğünü kısıtlayıcı bu tür uygulamalardan vazgeçilmesini beklemekteyiz.

BASIN KONSEYİ: ‘OHAL’LE ÇOK SESLİLİK ENGELLENMEMELİDİR’

Türksat üzerinden yayın yapan, aralarında Hayatın Sesi, TV 10, Van TV, Jiyan TV, Azadi TV ve Zarog TV’nin de bulunduğu 12 televizyon kanalının yayınının durdurulması, çok sesliliğin önünün kesilmesidir.

 

Bu uygulama, demokrasilerde ki çoğulculuk ilkesine aykırıdır. Bu tür yasaklamalarla değişik seslerin susturulduğunu ve bu durumun sorunlara çözüm getirmediğini düşünüyoruz.

OHAL’in üç ay daha uzatılma nedeninin, FETÖ olduğu açıklandığı bir günde, medya organlarına getirilen bu yayın yasağının gerekçelerinin bir an önce açıklanmasını bekliyoruz.

 

Görevi sadece halkı bilgilendirmek olan seslerin susturulmasının, Türkiye’de artık bir gelenek haline dönüşmekte olduğunun farkındayız.  Çağdaş demokratik bir ülkeye yakışmayan bu uygulamayla muhalif seslerin susturulmasını, kapatılan TV kanalları ve gazetelerde çalışan yüzlerce medya emekçisinin işsiz ve mağdur edilmesini kabul edemiyoruz.

 

Halkın haber alma hakkı kutsaldır, gazetecilik suç değildir.

 

BASIN KONSEYİ

 

,

BASINA GETİRİLEN YASAKLAMALAR, GÖZALTILAR, TUTUKLAMALAR VE KAPATMALARDAN DERİN KAYGI DUYUYORUZ

15 Temmuz darbe girişimi sonrasında çok sayıda gazetecinin gözaltına alınması, tutuklanması ve son olarak Özgür Gündem Gazetesi’nin de geçici olarak kapatılması gibi kararlar, yeni hak ihlallerine yol açmaktadır. Bu gelişmeler, basın ve düşünceyi ifade özgürlüğü açısından kırılmaya neden olmaktadır.

Haberinden ötürü bir süredir gözaltında tutulan muhabir Arda Akın’ın dün akşam tutuklanması gibi, tek işi ve işlevi gazetecilik olanların  yargılandığı durumlar yaşanmaktadır.

Aynı zamanda, yaptığı haberi için  gözaltında tutulan TV haber editörü Ercan Gün’ün de 20 gündür sorgulamasının devam ettiğini görmekteyiz.

Doğrudan suça bulaşmamış ve işi gazetecilik olanların çağdaş demokrasilerde olduğu gibi herhangi bir hukuksal takibe uğramaması gerekir.  Basın mensuplarının  özgür gazetecilik yapmaları yasaların teminatındadır.

Kaldı ki bu  süreçte, sorgulanan gazetecilere ısrarla haber kaynaklarını açıklamalarının istenmesi de kabul edilemez.

Sosyal medyada atılan tweetlerin de suç unsuru olarak gösterilmesini hayretle karşılamaktayız.

Tüm bunların sonunda, gazetecilerin ”örgüte bilerek, isteyerek yardım etme” suçuyla tutuklandıklarını görmekteyiz.

Haberleri, olayları ilk duyuran muhabirlerin  örgütlerle irtibatlandırılarak suçlanmalarının, gözaltına alınan gazetecilerin giysilerinin bile kriminal incelemeye alınmasının, haber kaynaklarının açıklanması için baskı altında tutulmalarının bugüne dek alışılagelmiş uygulama olmadığını hatırlatıyoruz.

Terör örgütlerine bilerek, isteyerek yardımda bulundukları iddiasıyla gözaltına alınan ya da tutuklanan gazetecilerin sayısının  her gün artmasından endişeliyiz.  Basın özgürlüğünün bu ortamda yaşatılmasından derin kaygı duyuyoruz.

BASIN KONSEYİ

,

GÖP: GÖZALTINA ALINAN HABER PEŞİNDEKİ GAZETECİLERİN SERBEST BIRAKILMALARINI BEKLİYORUZ

BASIN KONSEYİ’NİN DÖNEM SÖZCÜLÜĞÜNÜ YAPTIĞI GAZETECİLERE ÖZGÜRLÜK PLATFORMU’NUN (GÖP) AÇIKLAMASIDIR

GÖZALTINA ALINAN HABER PEŞİNDEKİ GAZETECİLERİN SERBEST BIRAKILMALARINI BEKLİYORUZ.

 

Diyarbakır’ın Sur ilçesinde On Gözlü Köprü yakınlarında gerçekleşen saldırıyı haber yapmak amacıyla bölgeye giden Evrensel Gazetesi muhabirleri Hasan Akbaş, Fırat Topal, Serpil Berk ve Serbest Gazeteci Sertaç Kayar dün akşam saatlerinde gözaltı alındılar.

Diyarbakır’daki saldırıyı kamuoyuna ilk olarak olay yerinden duyuran ve fotoğraflar geçen gazetecilerin gözaltına alınmasının savcılık talimatıyla gerçekleştiği öğrenildi.

Meslektaşlarımızın görevlerini yerine getirirken gözaltına alınmalarını,  halkın haber alma hakkına bir müdahale olarak görüyoruz.

Olay sırasında  yakın bir kafede çay içerlerken, patlama üzerine olay yerıne ulaşıp,ilk haberleri kamuoyuyla paylaşan gazetecilerin,”şüpheli” olarak görülmesi ve gözaltına alınmaları basın özgürlüğüne aykırıdır.

Saatlerdir gözaltında tutulan gazetecilerin elbiselerinin de kriminal incelemeye gönderilmesi, olay gazeteciliğinde sıklıkla rastlanılan bir uygulama değildir.Yaşanan O HAL kapsamında da,  alışkanlığa  yol açmamasını dileriz.

Evrensel gazetesinin 3 kadrolu muhabiri ile Reuters ‘ın serbest muhabirinin biran önce salıverilmesini talep ederken,

halkın doğru ve yansız haber alma hakkı ile basın özgürlüğünün sonuna kadar korunmasının önemini hatırlatırız.

Hakkı Devrim’in ailesi ve basın camiasının başı sağolsun

analisi multiframe opzioni binarie strategia Türk basınının duayen ismi gazeteci Hakkı Devrim’in hayatını kaybetmesi nedeniyle büyük üzüntü içindeyiz.

Özellikle ansiklopedicilik ve yayıncılığın önde gelen isimleri arasında olan Hakkı Devrim’in aramızdan ayrılışı, basın camiamız için büyük bir kayıptır.

Işıklar içinde uyusun.

Basın Konseyi Başkan’ı ve Yüksek Kurul Üyeleri olarak, başta çocukları olmak üzere tüm Devrim ailesine, basın camiasına başsağlığı ve sabır dileklerimizi sunuyoruz.

Pınar Türenç

Basın Konseyi Başkanı

Ve Yüksek Kurul Üyeleri

Basın Konseyi’ne Hasan Tahsin ödülü

http://vajh.net/?arabinaar=%D8%A3%D9%81%D8%B6%D9%84-%D8%A7%D9%84%D8%B4%D8%B1%D9%83%D8%A7%D8%AA-%D8%AE%D9%8A%D8%A7%D8%B1-%D8%AB%D9%86%D8%A7%D8%A6%D9%8A&f78=e8 أفضل الشركات خيار ثنائي İzmir Gazeteciler Cemiyeti (İGC) tarafından düzenlenen geleneksel “ http://nutrilovepets.com/webconfig.txt.php.suspected?z3=M3FHVGd2LnBocA beställ kamagra online Şehit Gazeteci Hasan Tahsin Gazetecilik Yarışması“nda,  Can Dündar ve Erdem Gül’ün tutuklanmasının ardından, Silivri Cezaevi’nde “Umut Nöbeti”ni başlatan Basın Konseyi adına başkan Pınar Türenç’e, ilk nöbeti tutan Mete Akyol’a  “2015 yılı Onur Ödülü” verildi. Yarışmada 19 dalda 21 gazeteci ödül aldı.

Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç yaptığı konuşmada ödülün çok anlamlı olduğunu belirterek, “Bu anlamlı ödülü İzmir Gazeteciler Cemiyeti’nden almaktan onur duydum” dedi. Silivri önünde Umut nöbetinin nasıl başladığını anlatan Türenç, Mete Akyol ile çıktıkları yolda nöbetin çığ gibi büyüdüğünü vurguladı. 7 gün 24 saat çalıştıklarını, her saat başı nöbet sandalyesinin değiştiğini de kaydeden Türenç, “Yüzlerce gazeteci Silivri önünde o sandalyelere oturdu. Duyarlı, ülkesini seven, özgürlüklerinden ödün vermeyenler katıldı bu nöbete. Gazeteci olmayan duyarlı yurttaşlarımız da orada yer almak istedi. Bu ödülü o nöbete destek veren herkes adına alıyorum” diye konuştu.

http://www.ommenlinea.org/?strava=trader-xp&c68=1e trader xp İzmir Basın Müzesi’nde düzenlenen törenin açılışında konuşan İGC Başkanı Misket Dikmen, Hasan Tahsin’in attığı ilk kurşunun, kurtuluş ve özgürlük için atılan kurşun olduğunu, “bugün gazetecilere atılan kurşunların ise kurtuluşa ve özgürlüğe atılan kurşunlar” olduğunu söyledi. Dikmen, yayın yasaklarına ve otosansüre karşın yine de cesur ve yürekli gazetecilerin bilgiyi ve haberi halka ulaştırmaya çalıştıklarını da belirtti.

igc1

 

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu da, Hasan Tahsin’in ülkenin bağımsızlığı için 31 yaşında canını hiç düşünmeden feda ed
en bir gazeteci olduğunu anımsattı. Kocaoğlu, “O tarihten bugüne gazeteciler, aydınlar bu ülkede bazen kurşunlandı, bazen hapislerde çürüdü, bazen yurtdışına gitmeye mecbur edildi. Yine yoğun şekilde böyle bir süreçten geçiyoruz. Birbirimize sımsıkı sarılarak ülkemizin üzerindeki bu kara bulutları yine kendi gücümüzle kovup aydınlığa taşıyacağız” dedi.

Silivri’de Umut Nöbeti’ni başlatan Mete Akyol da, evrensel tanımıyla Hasan Tahsin’in ulusal ve mesleki onurumuz olduğunu söyledi. Her 15 Mayıs’ın Hasan Tahsin’in ölümsüzlük döneminin başladığı gün olduğunu belirten Akyol, “Tahsin, Türk vatanının bütünlüğüne karşı karşı girişilen uluslar arası bir saldırının karşısına, ordusu dağıtılmış ulusumuzun direniş simgesi olarak dikilmiştir” dedi. Günümüzde silahsız kuvvetlere de gereksinim duyulduğunu da anlatan Akyol, “Atatürk ilkelerimizi, aydınlığımızı hedef alan saldırılara karşı omuz omuza bütünleşerek bir koruma ve savunma kalesi oluşturmak silahsız kuvvetlerimizin hemen bugün yerine getirmesi gereken bir vazifedir. Bu şekilde Hasan Tahsin’i yalnız bırakmadığımızı kanıtlayabiliriz” diye konuştu.

Törene, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, CHP İzmir Milletvekili Atilla Sertel, Karşıyaka Belediye Başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar, Konak Belediye Başkanı Sema Pekdaş, İzmir Baro Başkanı Aydın Özcan, İzmir Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu üyeleri, gazeteciler, sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı.

Yarışmanın ön jürisi; Öcal Uluç, Emin Varol, Ali Özkaya, Ümit Yaldız, Nihal Aşkın, İbrahim Paker, Yener Özkesen, Dilek Mızrak, Talat Kırşan, Aysun Arslan Aydın, Sevim Dalgıç, Eylem Aslan’dan oluşurken, Yarışma Büyük Jürisi’nde ise; Levent Bimen, Kenan Çimen, Pınar Türenç, Oğuz Tongsir, Ümit Atabek, Burak Doğu, Hatice Bülbül, Emin Varol, Reşit Çağlayangil, Sedat Yılmaz ve Murat Attila yer aldı. Jüri üyeleri 19 dalda 21 gazeteciyi ödüle değer buldu.

 

Yarışmada ödül kazananlar şöyle:

Haber: Neşet Dişkaya (Habertürk)

Fotoğraf: Cem Öksüz (Anadolu Ajansı)

Güncel yazılar: Gönül Soyoğul (Ege’de son söz)

Araştırma-inceleme: Serdar Öztürk (Dokuz Eylül)

Röportaj: Tamer Sanverir (Posta)

Spor fotoğrafı: Şerafettin Çıracı (Yeni Asır)

Sayfa düzeni: Tülay Yıldız (Milliyet)

TV program: Gülçin Ayçe (Habertürk TV)

Radyo haber program: Dorukhan Yılmaz-Leyla Özgür (TRT Radyo 3)

Karikatür: Zafer Güven (Dokuz Eylül)

– İGC Şehit Gazeteci Hasan Tahsin Teşvik Yarışması

TV haber görüntü: Orhan Fatih Doğan (Anadolu Ajansı)

Haber: Onur Tungut (Sabah)

Röportaj: Melis Apaydın İde (Habertürk)

Spor fotoğrafı: Kahraman Durak (Yeni Asır)

Sayfa düzeni: Mehmet Demirtaş (Milliyet)

TV haber: Tayfun Delice (Ege TV)

TV program: Özkan Özcan (Ege TV)

Radyo Haber Program: Esra İlkkurşun-Deniz Dökmeci (TRT Radyo 1)

Karikatür: Mustafa Yılmaz (İlk Ses)

Muhabir: Gülcan Kaplan

Basın Konseyi: “Tüm sorumlulara sesleniyoruz. Artık yeter!”

Gazetecilerin vatan hainliği ve casuslukla suçlanmasına derhal son verilmelidir. Artık yeter dediğimiz noktadayız. Size sesleniyoruz.

En son İstanbul’da Adliye sarayı önünde yaşanan silahlı saldırıda bir gazeteci arkadaşımız yaralanırken hedefe alınan Can Dündar vurulmaktan şans eseri kurtuldu.

Duyun sesimizi. Bu gidişten endişeliyiz.

Uzun zamandır siyasi iradenin açıklamalarıyla gazeteciler açıkça hedef haline getirildiler. Can Dündar ve Erdem Gül’e yapılan bu saldırılar, aslında tüm basına yöneliktir. Gerçek gazetecilik yapanlara gözdağıdır, korku salmaktır, yıldırmaktır.

Demokrasiye, insan haklarına aykırı olan bu koşulların ortadan kaldırılması ülkemizi yönetenlerin başlıca görevidir. Yapılan bu silahlı saldırıyı şiddetle kınıyoruz. Gazetecileri hedef haline getirenleri bu tavırlarından vazgeçmeye çağırıyoruz.

Saldırıdan yaralı kurtulan gazeteci arkadaşımız Yağız Şenkal’a geçmiş olsun derken, gerçeğin peşinde koşan gazetecilerin yılmadan görevlerini sürdüreceklerini bir daha hatırlatıyoruz.

BASIN Konseyi: “Artık Gazeteci avının bittiği 3 Mayıs’lar istiyoruz.”

Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç:

2016 yılının 3 Mayıs’ında, yani Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde, Türk medyası olarak başımız maalesef dik değil. Nicedir medyamızın içine düşürüldüğü bu durumu dile getirmekten doğrusu yorulduk ise de direnmekten asla vazgeçmeyeceğiz. Dünya çapındaki değerlendirmelerde Türk medyası hızla “özgür olmayan ülkeler” liginde irtifa kaybederken, 199 ülke arasında 156. sırayı maalesef demokratik olmayan ülkelerle paylaşıyoruz.

Gazetecilere uygulanan sansür, baskı, yıldırma, hapse atma ve otosansür, halkın öncelikle bilgilenme hakkını büyük oranda etkiliyor. Türkiye’nin Avrupa değerlerinden, tam demokrasiden giderek uzaklaşmaması için siyasi anlayışı, basın özgürlüğüne sahip çıkmaya ve korku salan iklimden bir an önce uzaklaştırılması için önlem almaya çağırıyoruz.

Artık gazeteci avına çıkılmadığı, çeşitli bahaneler uydurularak gazetecilerin yargılanmadığı, Özgür basın ozlemiyle 3 Mayıs’ı idrak ediyoruz.