Sansür ve gazeteciler üzerindeki devlet baskısının kaldırılışıyla özdeşleşen 24 TEMMUZ’un ”sansürden kurtuluşun miladı” sayılışı üzerinden 109 yıl geçti. Özgürlükçü ileri demokrasilerden biri olmayı hedeflerken, bugün yasaklarla, baskıyla, otosansürle ve kitlesel işsizlikle kararan bir medya tablosuyla karşı karşıyayız.

2017’nin 24 TEMMUZ’unun özeti şudur:

  -Mahkemeler gazeteciliği yargılıyor;

  -160″a yakın gazeteci tutuklu;

  -Sadece son bir yılda, 110 medya kuruluşu kapatıldı ve 2 bin 500 gazeteci işsiz bırakıldı.   

Aylarca devam eden dava süreçleri, iddianamelerin bile yüzlerce gün sonra hazırlanmasının ve dava görülmeden, karar kesinleşmeden, henüz ispat edilmemiş cezaların infazını da beraberinde getiriyor.

Gazetecilerin tutukluluklarına yapılan itirazlar tek cümleyle reddediliyor. İddianamelerinde yüzlerce kere “haber”, “köşe yazısı”, “röportaj” ifadesi geçen gazetecilerin, gazetecilik dışı faaliyetlerle içeride olduğu en yetkili ağızlarca uluslararası medyaya açıklanabiliyor. Ve tutuklu gazetecilerin sadece ikisinin gazetecilik faaliyeti nedeniyle içeride olduğu iddia edilebiliyor.

Bu 24 TEMMUZ’da, şu soruyu yine soruyoruz: Gazetecilik faaliyetinden tutuklu 2 gazeteci kimdir? Diğer gazetecilerin, isim isim, gazetecilik dışı faaliyetleri nelerdir?

24 TEMMUZ 2017, aynı zamanda 12 mensubunun cezaevinde tutulduğu Cumhuriyet gazetesinin yayın politikasının da yargılandığı gün olarak tarihe geçmekte. İddianameleri beş ay sonra hazırlanan gazeteciler, “köşelerinden subliminal mesaj vermekten, haber yapmak suretiyle üye olmadıkları terör örgütlerinin propagandasını yapmaya” kadar akıllara durgunluk veren suç isnatlarıyla yargılanıyor.

Haber alma, haber verme ve düşünceyi ifade özgürlüğü evrensel insan hakları arasında sayılırken, bu hakların elden alınmasını ve gazetecilerin maruz kaldığı uygulamaları 24 TEMMUZ GAZETECİLER GÜNÜ’nde kınıyoruz.

 Tutuklu  meslektaşlarımızla özgür 24 TEMMUZ’larda buluşmayı umut ediyoruz.

Anadolu Ajansı İzmir Bölge Müdürlüğü’nde görevli muhabir İbrahim Evrim Ayral’ın, Fatih Terim ve iki damadının Alaçatı’da bir restoranı basmasıyla ilgili haberinin yayınlanmaması nedeniyle istifa etmiş olması üzücüdür.

Türkiye Milli Takımları Teknik Direktörü olarak görev yapan ve bu görevi bir yana, kamuya da mal olmuş bir insan olarak “kamusal figür” sıfatı taşıyan bir kimsenin bu şekilde bir kavgaya karışması, hiç şüphesiz, haber niteliğini taşıyan bir gelişmedir. Öğrenilmesinde kamu yararı ve ilgisi bulunan bu haberin yayımlanmaması ise, halkın haber alma hakkına aykırılık teşkil eden ve “sansür” niteliği taşıyan bir davranıştır. Anadolu Ajansı gibi, milletin vergileriyle kamu hizmeti yürütmesi gereken bir devlet kurumunca bunun yapılması ise daha da üzücüdür.

Bu bakımdan, İbrahim Evrim Ayral’ın yanında olduğumuzu belirtiyor ve bu davranışı ile muhabirinin istifasına neden olan Anadolu Ajansı’nı kınıyoruz.

,

BASIN KONSEYİ, TUTUKLU GAZETECİLER İÇİN YÜRÜDÜ

Basın Konseyi, üyeleri, 20. gününde Adalet kortejine katıldı. Yürüyüşte, Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, Avukat Turgut Kazan ve Basın Konseyi Vakfı üyesi Elif Atayman bulundu. Bir süre Kılıçdaroğlu’na eşlik eden Pınar Türenç ve Turgut Kazan, Kılıçdaroğlu’nun tutuklu gazetecilerin Türkiye ve uluslararası mahkemelerdeki durumu ve devam eden basın özgürlüğü ihlallerine ilişkin sorularını yanıtladı. Pınar Türenç, yürüyüş sonrası yaptığı açıklamada, “Daha önce Silivri önüne sandalye atıp, tek suçu gazetecilik yapmak olan meslektaşlarımızın özgürleşmesi için “Umut Nöbeti” tuttuk. O nöbet, herkesten önce onların bir gün özgürleşeceğine olan umudumuzu canlı ve diri tutmaya yaramıştı. Geldiğimiz noktada umut etmek artık yetmiyor. Adalet, beklemekle gelmiyor. Biz bugün tutuklu gazeteciler için yürüyoruz, medyamızın yeniden temel hak ve özgürlükler sıralamasında dünyada üst sıralardaki hak ettiği yere kavuşmasını istiyoruz. Gazetecilere özgürlük, Türkiye’ye adalet artık gelmelidir. Bu bütün yurttaşlarımızın ortak dileğidir.” dedi.

Bir usta gazeteciyi daha uğurlamanın üzüntüsü içindeyiz. 

Gazeteciliğe babasının kurmuş olduğu Tekamül gazetesinde çok erken yaşlarda başlayan, Anadolu’nun “gerçek gazetecilerinden biri” olarak anılan, adına verilen özel gazetecilik ödülü de bulunan gazeteci Uğur Gürsoy, 88 yaşında aramızdan ayrıldı. 

Anadolu Basını’nı temsilen Basın Konseyi üyeliği de yapmış olan Uğur Gürsoy’u sevgi ve saygıyla uğurluyoruz. 

Işıklar içinde uyusun.

Basın Konseyi, CHP Milletvekili Enis Berberoğlu’na 25 yıl hapis verilmesi konusunda bir açıklama yaptı. Açıklama şöyle;

Meslektaşımız ve Hürriyet gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni Enis Berberoğlu’na,  MİT TIR’ları haberi nedeniyle 25 yıl hapis verilmesini kabul etmek mümkün değildir. 

Enis Berberoğlu 35 yılı aşkın meslek yaşamıyla tanınan bir gazetecidir. Berberoğlu, Cumhuriyet gazetesinde yayınlanmadan 1.5 yıl önce yine bir haberle kamuoyunun gündemine gelen, sağır sultanın bile duyduğu MİT TIR’ları iddialarıyla ilgili, ‘Devletin sırlarını ifşa etmek ve casuslukla’ suçlanmıştır.  ‘Herkesin bildiği sırları’ ifşa etmek, herkesin sahip olduğu bilgileri vermek nasıl casusluk olarak tanımlanır? Bunu da anlayabilmiş değiliz. 

Kaçma şüphesi ile Maltepe Cezaevi’ne kapatılan gazeteci ve milletvekilinin adresi bilinmektedir. ‘Adresleri var, kaçmazlar’ denilerek serbest bırakılan ‘Damat sanıklar’ gibi, Berberoğlu’nun da adresi ve ‘hukuki süreç’ gerçekten de devam ettirilmek isteniyorsa, adli kontrol şartıyla bu yol izlenebilir.  Buna rağmen tutuklama kararı çıkmasını da anlayamıyoruz. 

Haberden suçlu çıkmaz, gerçeklerden hiç çıkmaz. Halkın haber alma hakkını gazeteci ve milletvekili olarak izleyen, koruyan Enis Berberoğlu için yapılan bu yanlıştan bir an önce dönülmesini bekliyoruz. 

Bir daha hatırlatıyoruz: Yargının, tüm sanıklara eşit, tarafsız davranmasını istemek hakkımızdır. 

Bu tutuklama kararı, medyaya ve MİLLETİN MECLİSİNE verilen son gözdağı örneğidir.”

,

ÇOK DEĞERLİ KURUCU ÜYEMİZ DOĞAN HEPER’İN KAYBINDAN BÜYÜK ÜZÜNTÜ DUYDUK. ARTIK BİR EKSİĞİZ

Duayen gazeteci, Milliyet gazetesinin eski genel yayın yönetmeni, Basın Konseyi kurucu üyesi, önceki 2. Başkanı, Yüksek Kurul Üyesi, yazar Doğan Heper, son yolculuğuna uğurlandı.

Sabah, Milliyet gazetesinin önünde yapılan ilk törenden sonra, Heper’in naaşını taşıyan cenaze aracı, yıllarca görev aldığı Basın Konseyi’nin Osmanbey’deki merkezinin önüne getirildi. Burada Basın Konseyi çalışanları pencerelerden karanfiller atarak, Yüksek Kurul üyelerini son yolculuğuna doğru sevgi ve saygıyla uğurladılar.

Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, Doğan Heper’in eşi İffet Heper ve çocukları Başak ile Demet’e sarılarak ”Uzun yıllar Basın Konseyi’nin kurucu üyesi  olarak görev yapan çok değerli Yüksek Kurul üyemizin kaybından büyük üzüntü duyduk. Onun kaybıyla, artık bir eksiğiz. O’nu çok arayacağız. Başta  çok sevdiği ailesine, Basın camiasına ve tüm sevenlerine sabırlar diliyoruz.” dedi.Cenaze aracı, daha sonra alkışlar ve gözyaşları arasında Levent camiindeki tören için yola çıkarıldı.”

, ,

DOĞAN HEPER’İ KAYBETTİK

Basın Konseyi kurucu ve daimi üyesi, uzun yıllar ikinci başkanlık görevini yürütmüş olan değerli meslek büyüğümüz Doğan Heper’i kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyiz. 

Ömrünün yarım asrı aşkın bölümünü Milliyet gazetesi çatısı altında gazeteciliğe adamış olan Doğan Heper, gazetede, muhabirlikten sayfa sekreterliğine, yazı işleri müdürlüğünden genel yayın yönetmenliği, murahhas üyelikten icra kurulu başkanlığına kadar pek çok görev üstlenmişti.

Doğan Heper’i daima sevgiyle, saygıyla anacağız. 

Meslektaşlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz. 

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, Arda Turan’ın gazeteci Bilal Meşe’ye saldırısyla ilgili bir açıklama yaptı. Açıklama şöyle:

” A Milli Futbol Takımımızın Makedonya maçı sonrası Trieste uçuşu sırasında, Milli Takım Kaptanı Arda Turan’ın deneyimli spor gazetecisi Bilal Meşe’ye ağıza alınmayacak, ailesini hedef alan ‘Seni bu uçağa alanın da…’ diye başlayan  küfürlerle tamamladığı sözlü hakareti ve  boğaz sıkarak, yumruk atmaya teşebüssüyle gelişen fiziksel saldırı kabul edilemez.Yaşanan bu olay, her açıdan utanç vericidir.

Milli Takım’la yasa ve yönetmeliklere uygun olarak seyahat eden bir gazetecinin, korsan yolcu gibi kabul edilerek, bazı yorumcular tarafından ‘Orada işleri ne?” diye saygıdan uzak bir üslupla eleştirilmesi ve Arda Turan’a yönelik eleştirilerin azaltılması çabalarına da üzüntüyle dikkat çekmek istiyoruz.

Öte yandan, Arda Turan, milli takımdan ayrılması nedeniyle düzenlediği basın toplantısında “pişmanlık duymadığını” belirterek, özür dilememiş, “kuş gibi hafiflediğini” söylemiştir. Bu sözler, kendisini idol olarak gören, çocuklar ve gençler önünde olumsuz etkiler yaratacaktır. Uluslararası futbol alanında Barcelona gibi büyük bir kulüpte oynamak, sadece saha içi becerilerini değil, saha dışında da sportmentilk ve centilmenlik gibi davranışları da örnek olunmak adına, zorunlu kılar.

Bayrak ve vatan gibi değerler kimsenin uhdesinde değildir. Arda Turan’ı en kısa zamanda kamuoyu önünde, Bilal Meşe’den ve milli takımdaki hocalarıyla futbolcu arkadaşlarından özür dilemesini bekliyoruz.”

,

Yeni Akit Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Kadir Demirel’in ölümünü üzüntüyle öğrendik. Ailesine ve yakınlarına başsağlığı dileriz.

Kendisi aile içi şiddetin kurbanı oldu. Aile içi şiddetin, bu noktalara gelmiş olması üzücüdür. Türkiye’nin tüm kurumlarıyla, aile içi şiddetin önlenmesi, toplumun bu konuda bilinçlendirilmesi konusunda daha kararlı ve ciddi adımlar atması gerektiğine inanıyoruz. Bu önemli kaybınız nedeniyle camianıza sabırlar diliyoruz.

,

BASIN KONSEYİ, SÖZCÜ GAZETESİNE DESTEK VERMEK İÇİN ÇAĞLAYAN ADLİYESİ’NDE

Basın Konseyi, gözaltı sürelerinin dolmasıyla mahkemeye sevk edilen Sözcü gazetesi mensupları Mediha Olgun, Gökmen Ulu ve Yonca Yücekaleli’ye destek vermek üzere Çağlayan Adliyesi’ndeydi. Dünyanın her yerinde haber olan bir konu için “terör örgütü propagandasi” isnadının bile basın kurumlarına yönelik maksatlı bir gözdağı olduğu değerlendirmesinde bulunan Basın Konseyi üyeleri, “Sözcü gazetesinin sahibi Burak Akbay’ın okuduğu okullar ve o yıllarda ikamet ettiği adresler bile ayrıntılı olarak kamuoyuyla paylaşılmışken, bu yanlış uygulamadan bir an önce dönülmeli” çağrısında bulundu. Gazetecilerin hemen serbest bırakılmalarını istedi. Av. Celal Ülgen’den gözaltındaki gazetecilerin durumları hakkında bilgi alan Konsey üyeleri, daha sonra gazetecilerin mahkemeye çıkarılmasını beklemek üzere Adliye Sarayı’na geçti.