,

“Bir Ziyaret, Yarım Tahliye Demektir. Sağolun’’

24 TEMMUZ. BASINDA SANSÜRÜN KALDIRILIŞININ 104. YILINDA

 

Basın Konseyi Silivri ceza ve tutukevindeki gazetecileri ziyaret etti:

24 Temmuz, basından sansürün kaldırılışının 104. yılında tutuklu gazetecilerin

feryatlarını duymak lazım:

 

 

–Cezaevinde tutuklu kalan 9 gazeteci,

Mustafa Balbay— Barış Pehlivan— Doğu Perinçek—

Soner Yalçın—Ergün Poyraz—Barış Terkoğlu—

Mehmet Perinçek—Tuncay Özkan—Yalçın Küçük’ü

Ziyaret eden Basın Konseyi Yüksek Kurul üyeleri:

Başkan Orhan Birgit-  Üyeler  Pınar Türenç- Turgut Kazan- Tufan Türenç-

Erdal Güven-  Yalçın  Büyükdağlı

Oldular…

 

 

“Görüşme sırası’’na  göre  konuştuğumuz gazeteci-yazar arkadaşlarımızın  bize aktardıklarından özetler şöyle:

 

binära optioner vad är det 1)   -MUSTAFA BALBAY:

 

(1240 gündür tutuklu)

 

–Hepimizin basın bayramı, sansürün kaldırılışının 104. yılı kutlu olsun. Ancak Türkiye’de çok kötü bir plan uygulanmak isteniyor.

– Ziyaretiniz bizi çok mutlu etti. Burada şöyle diyorlar; Bir ziyaret, yarım tahliye demektir. Sağolun..

-3. yargı paketi çıkarıldı, Ona da bambaşka unsurlar eklenmiş. Arkasından 4. paket geliyor. Onun da bir katkısı olacağını beklemiyorum.

-Karamsar değilim ama yaşananlar bunlar.

– 41 aydır içerde tutukluyum.

– Medya ne yapabilir ki.. Medya da tehdit altında

– Sansür yapılacak ortam bile bırakılmadı. Bir sansürlük basın bile kalmadı.

– AKP’nin kadın-gençlik kollarına bir de medya kolları eklendi. Bu şaka değil.

– Sansür tüm yollara uygulanıyor. Sadece medyaya değil. Herkesin susması, susturulması

için kullanılıyor.

–          Mahkemelerde yaşananlar komedi. Bir hafta, Ecevit neden, nasıl öldü sorusu soruluyor.  Arkasından gelen haftada ergenekonla bağlantın var mı diye soruyorlar.  Kel alaka konularla haftalar, aylar geçiyor. Böyle dava olur mu?

–          Bu yargılamalar karmakarışık bir hal aldı. 18. iddianame tamamlandı. 19, 20 sırada.   7 bin sayfa, 5 milyon sayfa oldu. Kim bunun altından kalkabilir ki..

–          Kitap okuyarak, yazarak ayakta kalıyoruz.

–          -AİHM’e başvuruyorsunuz, sizden önce kafes eylem planı, Zir vadisi davaları, lav silahları gibi karmakarışık dosyalarını topluca oraya gönderiyorlar. Aihm’in de kafasını karıştırmayı planlıyorlar.

–          Akp’nin Avrupa’ya, ‘CHP teröristleri milletvekili yaptı’’ diye bir çalışması var. Bunu temizlemek bile zaman alıyor. Yine de ben iyimserim.

–          BEKLENTİM DÜŞÜK. MORALİM YÜKSEK.

–          AMA TÜRKİYE’DE, KARAMSAR BİR UMUT VAR.

–          Yeni kitap yazıyorum. Yakında göreceksiniz.

–          Ailem ziyaretime geliyor. Oğlum Deniz ayda bir kez gelebiliyor. Benim çalışmak için  bu binada yaşadığımı zannediyor. Öyle anlatmışlar.  8 aylıktı ayrıldığımızda şimdi 2.5 yaşında. Parkta babalarıyla oynayan çocukları pataklamak istiyormuş.  Değişik duygular içinde..

–          Dışarı çıkınca İzmir’e gideceğim. Biz Pınar ile İzmir’de gazetecilik yaptık. Bizim zamanımızda adı Efes oteliydi. Şimdi Swiss otel olmuş. Onun yeşil bahçesinde oturmak isterim yine. Çok mu değişmiş acaba?

–          Kaldığım hücre ne kadar mı? ( kollarını  iki yana açtı iki yana esneyerek , sallanarak boyutunu uzatmaya çalıştı) işe bu kadar..  Ya yürüdüğümüz avlu.. Bir kenarı 5 adım, diğer kenarı 14 adım. Alın size yürüyüş parkuru…

 

 

binära optioner test 2)   BARIŞ PEHLİVAN

 

 

( 18 aydır tutuklu)

 

-Basın bayramımız kutlu olsun.

–          14 ŞUBAT 2011 den beri tutukluyum. 18 ay oldu.

–          Balbay ile o küçük hücrede tutuluyoruz.  Okuyup yazmakla geçiyor  günlerimiz. İnternet yok. Avukatlarımız  önemli olayların çıktılarını getiriyorlar.görüyoruz.

–          19 gazete, dergi alıp okuyabiliyoruz .

–          Pınar abla, hatırlıyor musun, Demirel’in Brezilya  gezindeki uçak kazasını CNN deki belgesele anlatmıştın , o ORADAYDIM  belgeselini  ben çekmiştim.

–          Burada kültürel sorun yok.Yazıp çiziyoruz. Ancak  yazmak işkence. Çünkü bilgisayar kullanılamıyor. Elle yazıyoruz. Parmaklarımız nasır tuttu.

–          Hücreye konulduğumda 18 aylık evliydim. 27 yaşımdaydım. Şimdi 29’a bastım. Eşimden ayrı kaldım.

–          Hücrede bulaşıkları ben yıkıyorum.Balbay yemek yapıyor.

–          Semaverde çay yapıyoruz, onun buharında da yemek ısıtıyoruz.

–          Makarnaları yağdan arındırmak için önce  yıkıyoruz, semaver buharında ısıtıyoruz. Yemekler Çok ağır salçalı, yağlı çünkü.

–          Cuma günleri kantine fiş dolduruyoruz,liste veriyoruz.. Yoğurt,lavaş ekmeği taze nane haşlanmış yumurta gibi yiyecekler alıyoruz. Haftaiçi yiyoruz.

–          Ağırlaşturılmış müebbet suçu diyorlar..bekliyoruz.

–          3. paket de umutsuzluk yarattı. Bilgisayarlara atılan virüsleri inceletmek için çırpınıyoruz. Boğaziçi, Yıldız, ODTÜ den gelen raporları kabul etmiyorlar. Tübitak’dan gelenlere inanacaklarmış. 6 aydır rapor bekliyoruz.

–          ————————————————–

 

 

avanza bank binära optioner 3)   DOĞU PERİNÇEK

 

 

 

(1587 gündür tutuklu)

 

 

—- BASIN BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN. (Gülerek)

-Şunu bilmekte  yarar var : Cumhuriyeti yıkmak,Türkiye’yi bölmek ve kesinlikle Atatürk’ü yok etmek  üzerine hazırlanmış bir çalışma bu.

-herkesin Türkiye’ye”sahip çıkmak ve TC bütünlüğünü sağlamak  görevidir.

-Cumhuriyet,bence tüm kurumlarıyla yıkıldı da, yeniden kurabilirz..

-Bu davalarda hiç suçlu yok. Birinde var, birinde yok demek, davaları iyi bilenler için söylüyorum, aksini iddia etmek ahlaksızlıktır.

-Türk ordusu savaş yeteneğini  yitirdi.Bunu tarih yazacak.

-Yine de tüm bu karanlıktan yeni aydınlıklar çıkacaktır.

-Türk ordusu da kendini yenilecektir.

-Ben burada yatırılan en eski sarı basın kartı sahibiyim.

-Sonbahardan itibaren Türkiye derin bir krize girecek. Sınır komşularıyla büyük sıkıntıları var.

Türkiye’nin büyük bir hamle yapması gerek.  ABD çok önemli.

 

-Tüm bunlar için yeni bir iradeye, halkçı bir hükümete ihtiyaç olduğu kesin..

–Hücrem çok küçük. 4 metre kare.

 

goptions erfahrung 4)   SONER YALÇIN

 

 

–          Basın bayramı.. (güldü..) evet bugün  24 temmuz.. sansürün kaldırılışının yıldönümü amma..

 

–          BAŞBAKAN, özel yetkili mahkemelere güvenmiyorum dedi. Başbakanın bile güvenmediği özel yetkili mahkemelere ben neden ,nasıl güveneyim..

–          Dışarısı çok VAHŞİ. Ben de çok KORUNAKSIZMIŞIM. Onu anladım.

–          134 sayfalık iddianame var. Bunun içinde 361 defa haberim geçiyor. 280 yerde kitap ve yazılarım, 53 köşe yazım, 26 röportajım, 5 makalemden bahseden sözcük var. İddianamenin hiçbir yerinde silah,bomba,eylem  kelimeleri bile geçmezken, niyet bile okunmazken, 111 defa FethullaH GÜLEN adı geçiyor. Bu önemli..Dvaya konu olan nasıl bir terörmüş…..anlamak imkansız..

–          Beni Öcalan’cı yaptılar. Hücremde  yanımda kalan ise, bir Güneydoğu gazisi..Şaka gibi değil mi.. O, yıllarca  PKK ile mücadele etmiş bir gazi.. Ben gazeteci..hem de Öcalancıymışım..( güldü)

–          Burada TUTSAK olduğumu düşünüyorum.  Tutuklu değil, tutsağım..

–          Dışarıdaki arkadaşlarımızın, gazetecilerin daha farklı çalışmaları gerekmiyor mu? Göp, gazeteciler, kurumları üyeleri, STK lar, üniversiteler,milletvekilleri Avrupa’ ya taşımalılar bu davaları, gelişmeleri. Sürekli anlatılmalı.

–          Kendi içimize kapandık.  Dış dünya, etrafımızda ateşler yanıyor. Suriye çok başımızı ağrıtacağa benziyor.

–          Bizi, Ortadoğu bataklığına sapladılar.

–          12 yaşındaki oğlumun yarınından tedirginim.

–          Günde 17 saat su verilmiyor.

–          24 saat aydınlanma lambaları açık, her an iki kamera ile izleniyoruz.

–          Düşünsel değerlere tutkuyla bağlı zihinlere sadece düşmanlık ediliyor.

–          Sahte delillerle hapse atıyorlar. Sessizliğe mahkûm edilişimize son verin!

–          Sesim olun! Kalemim olun!

–          Toprağa, çiçeğe, ağaca ve en dayanılmazı 12 yaşındaki oğlumun kokusuna hasretim…

 

anyoption modell 5)   ERGÜN POYRAZ

 

 

– Basın bayramınız kutlu olsun .Ben gazetecilik yapmadım ama yazarlık  işim. Yazmak hayatım.

 

–          Şimdi de Faili meçhul cinayetleri yazıyorum.

–          Uğur Mumcu ‘nun katilini saptadım. Bir eski MİT çi.  Okuyacaksınız yakında.

–          Duruşmalara gitmiyorum. Mahalle dedikodusundan öteye geçmiyor çünkü.

–          Hayatım yazmak, okumakla geçiyor.

–          -En eski tutuklu benim. 5 yılı doldurdum. Daha ne kadar yatacağım kimse bilmiyor.

–          Yazdıklarım birilerini ürküttü. Dokunduk.. ama yazmak benim işim.Devam edeceğim.

–          – Çıkaracaklarını  da zannetmiyorum.

–          Eğer çıkarsak bir gün, yeniden görüşürüz.

 

binaire opties ing 6)  BARIŞ TERKOĞLU

 

 

 

 

-Basın bayramı, hepimize  kutlu olsun ama bayram mı kaldı ki..

-Tuncay Özkan ile aynı hücrede tutukluyuz.

-Mahkemelerden bir beklentimiz yok artık Sadece akıl ve ruh sağlığını korumaya çalışıyoruz.

– Bizi İNSANSIZLAŞTIRDILAR.  Hiçbir insan göremiyoruz. TAM BİR TECRİT YAŞATIYORLAR. Biz sadece hücrede birbirimizi görebiliyoruz. O da çok olmadı.

-Zihniyetimizi,düşüncelerimizi cezalandırıyorlar.Tabii bedenimizle ruhumuz da cezalanıyor..

-Burada  HAYAT çok acımasız. Birbirimizin sesini duyabilmek için içerden geçen kanalizasyon deliğine eğilip birbirimize sesleniyoruz. Dışkı kokusu içinde birbirimizle konuşmaya çalışıyoruz. Bunu duyan gardiyanlar geliyorlar, susun diye ikaz ediyorlar.

-Yolda bile birbirimizle karşılaştırmıyorlar.

-Bugün size getirilirken, asla birbirimizi görmememiz için, programlandırmışlar. Birimiz açık görüşe gelip, hücresine döndükten sonra, bir başka hücreden bir başkasını alıp sizin yanınıza getiriyorlar. Bu da çok zaman aldı kuşkusuz.Önemli olan, bizim birbirimizi görmememiz, selamlaşmamamız.

-Tek ortak görüşümüz mahkemeler.

-Şu anda 31 yaşımdayım. 2.evlilik  yıldönümümüzü burada kutladık. Ben eşime iki üç bisküviden ufacık bir pasta yaptım. Avuç içi kadar. Ona götürdüm. Birlikte yedik. 2 ağustosta, üçüncü yıldönümümüz olacak. Yine gelecek beni görmeye..

-En çok çiğ yumurtayı özledim. Çünkü kantinden haşlanmış yumurta alma izni var. Oysa yumurtayı kırıp sahanda yemek isterim.

Tuncay Özkan ile kantinden nane alıyoruz. Salata yapıp yiyoruz.yeşile hasretiz. Nane saplarını saatlerce seyrediyoruz. Nane saplarını su şişesine koyup büyütüyoruz. Nane sapları bizim en büyük yeşilliğimiz oluyor.

-Kanalizasyon önünde spor yapıyoruz. Zaten küçücük alanlardayız.

 

set option 7)  MEHMET PERİNÇEK

 

 

Hücrede Prof.Fatih Hilmioğlu ve Yalçın Küçük ile kalıyoruz.

-3. paket de açıldı ama sonuç yok. Bu paketler, toplumun gazını almak için hazırlanıyor. Bir faydası yok. Aldatmaca..

-Şimdi 4. yargı paketini bekliyoruz. Godot’yu bekler gibi..

-Avrupa uyutuluyor.,Asker de.. İlker Başbuğ, hücresinden dışarıya adım atmıyor.

 

 

– Buraya giren çıkamıyor. Çıkış yok.. Mücadele olmadan da çıkılacağını düşünmüyorum.

-Bence STK lar,Baro heyetleri, gazeteciler kurumlarıyla toplumsal muhalefeti yapmalılar.

– Mahkeme heyetlerinin dikkati çekilmeli. Herkes her istediğini  yapamamalı.

 

opzione binarie 60 secondi 8)  TUNCAY ÖZKAN

 

 

(1400 gündür tutuklu)

 

Tek takım elbise giyen oydu. Diğerleri  spor giyinmişlerdi. Ya da gömlek pantolon..

 

Koşarak, gülerek geldi açık görüş salonuna. Hepimize sarıldı. Zayıflamıştı. Bembeyazdı saçları..

 

-Basın bayramımız  kutlu olsun.Ama Türkiye’de olanlara çok üzülüyorum. Bazen de kendime kızıyorum. Neden  şunları şunları yapmadın diye..

-Türkiye’de eğitimin bu kadar kötü olmasını kabul edemiyorum. Sınavlarda matematik b

bilmeyen, sıfır çeken çocuklara çok üzülüyorum. Deli oluyorum. Cahillik nereye kadar gidebilir ki?

-Arkadaşlarımızla görüşemiyoruz.

-Hızla davalar gidiyor biryerlere. 19 dava birleştiriliyor.  Bu süreç, bir çıkmaz sokak..

Yargı, hukuk varmış gibi davranıyor.

-Bunlar tamamen medyaya dönük hukuk operasyonları.. içinden çıkılmaz..

—Hücrelerde yaşam çok zor. Uzun zaman sonra, tek kalmaktan kurtuldum. Barış geldi yanıma.  Onunla konuşuyoruz hiç olmazsa.  Birlikte yemek yapıyoruz.  Yemekleri ben hazırlıyorum.

-Burada beton ve demirden başka bir şey göremezsiniz. Toprak, gökyüzü, yeşil özlemi çok büyük. Yeşili görebilmek için, nane saplarını suda bekletiyoruz, büyüsünler diye. Kanalizasyonda da yeşeriyorlar.

-417 gün tek başıma tecrit edildim. Bu süreçte yaşadıklarım bende neler bıraktı bilemiyorum.

-Hiç insan”sesi duymadım.

-Aylar sonra ,ilk insan sesi duyduğumda, ağladım…

-Bir gün gelincik geçti elime. Sakladım onu. Bir süre yaşattım. O da öldü..

-Basın kuruluşları, STK lar, çalışma grupları oluşturmalı. İddiaları araştırmalılar.

-Bu davaları sonsuza dek uzatmak istiyorlar.

-Mesela hukuk  kurultayları olamaz mı? Tartışılsın, araştırılsın, konuşulsun her şey..

-Aslında dışarıdakilerin haline ağlamak  lazım. Onlar için de hukuk yok. Bizi bırakın.. dışarıdakiler daha önemli.

-Bizi merak etmeyin. Biz iyiyiz. Önemli olan dışarıdakilerin iyi olması.

 

binär optionen plattformen 9) YALÇIN KÜÇÜK

 

Kırmızı tişört, kırmızı kaşkol, kırmızı  montu ,  ve kolunun altındaki dosyalarıyla neşeyle geldi

açık görüşe. Hepimizle şakalaştı, eski günleri yadetti.

-dosyaları göstererek konuştu:

 

-Avukatım geldi onunla konuşuyordum. Geciktim biraz.Avukatım aynı zamanda eşimdir.

-Çok mutluyum bugün.

-En iyi tutuklu seçilmişim gardiyanlar arasında.

-Sabah 6.5 da uyanıyorum. Derleyip topluyorum etrafı. Bulaşıkları yıkıyor temizliyorum.

-Ben işkenceye dayanıklıyımdır.

-Bunlar ağlamayanı severler.  Sesini gereken yerde yükselteceksin. Sessiz de kalmayacaksın.

Bunların siyasi dava olduğunu herkes  biliyor. Suç yok, dava var. Davalar da devam ediyor.

Hepsi bu…

-Fatih Hilmioğlu hoca ile kalıyoruz. Bir gün ona anlat yaptıklarını dedim. Anlattı. Eh kardeşim, öyle güzel”,başarılı işler yapmışsın ki,  içeri konulman için yetmiş. Ama ne başarılı işler. Tam üniversite hocalarına uygun. Ama onun hücreye konulmasını engellememiş.

 

 

—BİZ İYİYİZ BURADA. MERAK ETMEYİN BİZİ…

binäre optionen optionshandel SONUÇ:

 

-Bu konuşmaların sonucunda, mesleki yaşamları   sadece FİKİR ÖZGÜRLÜĞÜYLE kesişen bu değerli kalem sahiplerinin, arkadaşlarımızın, gerçekten birer   TUTSAKmış gibi
Silivri’de çırpındıklarına bir kez daha tanık olduk.  Ömürlerinin en kıymetli yıllarını, zindanda demir ve beton yığını arasında geçiren bu gazeteci-yazarlar için sadece ulusal değil, uluslararası  boyutta nelerin yapılması gerektiğini bir daha düşünmenin ve İVEDİ olarak hareket etmenin önemini,  siz kıymetli Yüksek Kurul üyelerinin dikkatine sunmak üzere,
bu raporu kalem aldık.

Saygılarımızla

Pınar Türenç
Basın Konseyi Yüksek Kurul Üyesi

,

Basın Konseyi’nin Gazeteciler Günü Nedeniyle Silivri Ziyareti

Basın Konseyi Başkanı Orhan Birgit 24 Temmuz Gazeteciler Bayramı nedeniyle tutuklu olan gazeteci arkadaşlarını ziyarete geldiklerini belirtmiş ve yaptığı konuşmasında;

Tutuklu arkadaşlarının tutuklu olduklarının altını çiziyorum. Hiçbirisi hüküm giymiş değil ama aralarında Ergun Poyraz gibi bu cezaevinin zoraki misafiri olanlar var. Tuncay Özkan, Mustafa Balbay var… İki Barış var… Baba oğul Perinçek’ler var… Soner Yalçın var… Hepsi ile ayrı ayrı görüştük ve dinledik. Bize yeşile, maviye, kahverengine hasret olduklarını söylediler. Cezaevinde bir tecrit yaşadıklarını anlattılar. Yemeklerini kendileri tarafından bir semaver buharından geçirerek yenebilecek hale geldiğini belirttiler. Ne yazık ki hiçbirisi adaletin gerçekleşeceğine güvenmiyorlar. Bu konuda konuşulan ve yapılan yoklamalarda en az güvenilir kurum olarak adaleti göstermelerini onlarda doğruluyor. Özgür kalmak için medyanın kamuoyu yaratmasını, Sivil Toplum Örgütlerinin ve Meslek Örgütlerinin bir araya gelerek ortama yardım etmelerini öneriyorlar. Biz Basın Konseyi olarak ifade özgürlüğüne inancımızdan dolayı tutuklu arkadaşlarımızın bu görüşlerine sözcülük yapmaya devam edeceğiz…

,

Bayramlık Halimiz Varmış Gibi…!


24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

İkinci Meşrutiyetin ilanıyla basın üzerindeki resmi sansürün kaldırıldığı tarih olan 24 Temmuz 1908’in 104. yıldönümü nedeni ile Basın Konseyi’nden bir Heyet, saat 11.00’de Silivri Cezaevinde tutuklu bulunan meslektaşlarımızı ziyaret edecektir.

Ziyaret sonrasında Cezaevi önünde “24 Temmuz ve Tutuklu Gazeteciler” sorunu konusunda bir de basın açıklaması yapılacaktır.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur…

,

"Özgürlüklerin Çatışması!" Kenan Akın – Yeniçağ Gazetesi

Gazetecilik mesleğinin zorlukları arasında, özellikle bireylerin “özel hayatları” hakkındaki haber, röportaj ve fotoğrafların kullanılma biçimi önde geliyor.
Gerçekten de, gazeteci ve birey özgürlükleri bazen çarpışıyor.
Geçenlerde, Basın Konseyi’nde bir şikayetin incelemesi sürecinde, Genel Sekreter Dr. Hasan Sınar’ın hazırladığı raporun sonuç kısmında, bu sorun bu şekilde ele alınıyor:
“Esas araştırılması gereken konu, bireylerin özel yaşamlarının gizliliğinin korunması hakkı ile basın yoluyla ifade özgürlüğünün kullanılması arasında adil bir dengenin kurulmasına ilişkindir.
Basın tarafından yayınlanan habere konu edilen kişinin, sıradan bir birey değil ancak şöhretli bir kimse olması durumunda ne şekilde hareket edilmesi gerektiği konusunda, temel ilke ve standartlar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından verilmiş olan 2006 tarihli Von Hannover vs. Almanya kararında net bir biçimde ortaya konulmuştur.
Monaco Prensesi Caroline’in çocuklarıyla yemek yerken, kano yaparken, plajda tam sendelediği bir anda vs. gibi tamamen özel yaşamını sürdürdüğü alanlarda çekilmiş fotoğraflarının yayınlanmasına ilişkin olarak verilen bu kararda AİHM özetle, özel hayata ilişkin korumanın ifade özgürlüğüne karşı dengelenmesinde ağırlıklı unsurun yayınlanan fotoğraf ve makalelerin kamu yararına katkıda bulunması gerekliliği olduğunu belirtmiştir. Mahkeme bu noktada kamu yararı ve kamu merakı arasında kesin bir ayırım yapmış ve başvurucunun kamuoyunda tanınmış bir kişi olmasına rağmen, yegane amacı başvurucunun özel hayatına ait detaylarla birtakım okuyucuların merak duygularını tatmin etmek olan söz konusu fotoğraf ve makalelerin yayınlanmasının topluma herhangi bir yarar sağlamayacağına karar vermiştir.
Diğer bir ifadeyle AİHM, bireylerin özel yaşama ilişkin haber, yorum, fotoğraf ve görüntülerin topluma duyurulmasında ancak kamu yararı var ise bu durumda bir dengenin varlığından söz edilebileceğini; buna karşın sadece kamu merakını tatmin etmeye yönelen haber, yorum, fotoğraf ve görüntülerin ise AİHS korumasından yararlanmayacağını açıkça belirlemiştir.
AİHM, Prenses Caroline’in açtığı davada, fotoğraf ve makalelerin, başvurucunun herhangi bir resmi görevi olmaması
Ve başvurucunun özel hayatı ile ilgili olmaları nedeniyle kamu menfaatine bir katkı sağlamadığının aşikâr olduğuna karar vermiştir. Buna ek olarak mahkeme, kamuya açık mekânlarda bulunsa ve herkes tarafından tanınsa dahi, halkın başvurucunun nerede olduğunu ve genel olarak özel hayatında nasıl davrandığını bilme hususunda yasal bir menfaatinin olmadığına karar vermiş ve başvurucunun tamamen özel yaşamını sürdürmesiyle ilgili olan bu fotoğrafların yayınlanmasının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin özel yaşamın gizliliği hakkını düzenleyen 8. Maddesinin ihlâli niteliğinde olduğuna hükmetmiştir.”
Nereden bakılırsa bakılsın, özgürlükler çoğu kez başka özgürlüklerle sona eriyor.
Kenan Akın
Yeniçağ – 09.07.2012

Kuveyt Gazetecileri Basın Konseyi’nde…

Kuveyt Gazeteciler Derneği Koordinatörü Adnan Khalifa Al Rashed Başkanlığında bir Gazeteciler Heyeti Basın Konseyi’ni ziyaret etmişlerdir.

Basın Konseyi Başkanı Orhan Birgit, Kuveyt’li Gazetecilere Türk medyasının sorunlarını anlatarak “umarım bizde Kuveyt’li meslektaşlarımız kadar özgür oluruz” demiştir.

Kuveyt’li Gazeteciler, tutuklu olan 105 Türk gazetecinin durumu hakkında bilgi istemişler ve bir an önce özgürlüğe kavuşmalarını temenni ettiklerini söylemişlerdir.

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın Şikâyetini İnceleyen Basın Konseyi Yüksek Kurulu, Yeni Şafak Gazetesi’nin “Kınadı”.

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım’ın Yeni Şafak Gazetesi’nde 06.01.2012 tarihinde “TAV BAKANI” ve 08.01.2012 tarihinde ise “BEDAVA Mı TAVLANDI” manşetleriyle verilen haberler hakkında, Basın Konseyi’ne yapmış olduğu şikâyet başvurusu sonuçlandı.

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, Çarşamba günkü toplantısında, Binali Yıldırım’ın şikâyetini haklı bularak, bu haberlerde Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın, Yeni Şafak Gazetesi’nin üyesi bulunduğu ticari grubun menfaatlerine aykırı uygulamaları nedeniyle hedef noktasına oturtulduğuna ve bu yapılanan Basın Meslek İlkeleri’nin tradebinario “gazetecilik, ahlâka aykırı özel amaç ve çıkarlara alet edilemez” şeklindeki 2. Maddesinin ihlali olduğuna karar verdi.

Kararda ayrıca, söz konusu haberler ile Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın kişilik haklarının ihlal edilmiş olması, gazetecilik faaliyetinin eksik ve yanlı soruşturma ile yürütülmüş olması ve cevap hakkına saygı duyulmaması gibi gerekçelere dikkat çekilerek, bu haberler nedeniyle Yeni Şafak Gazetesi’nin trading212 bonus “kınanmasına” karar verildi.

Basın Konseyi Silivride…

Basın Konseyi Yüksek Kurulu Üyeleri bugün Silivri Cezaevi Kampüsünde Özel Yetkili 13. Ağır Ceza Mahkemesinde devam eden duruşmayı izlemişlerdir.

Konsey üyeleri davanın sanıklarından Gazeteci Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan’la görüşmüşlerdir.

Basın Konseyi Başkanı Orhan Birgit Cnn Türk’ten Cevap Hakkı İstedi

Taraf Gazetesi Yazarı  Yıldıray Oğur  7 Şubat Salı günü köşe yazısında  Gazetecilere Özgürlük Platformunun Dönem Sözcülüğü  görevinin  Basın Konseyi tarafından üstlenmesi nedeniyle Konsey Başkanı Orhan Birgit’in kişiliğini karalayan asılsız suçlamalarda bulunmuştu.

Aynı suçlamalar CNN Türk Televizyonunun Salı gecesi yayınlanan Dört Bir Taraf adlı programında da gazeteci Nagehan Alçı tarafından tekrarlanmış, Birgit’in yayın devam ederken telefonla bağlanma isteğine ise olumlu yanıt verilmemiştir.

Birgit, köşe yazarlığı yaptığı Cumhuriyet Gazetesinin 8 Şubat Çarşamba günkü sayısında bu iddiaları yanıtlayan “Gazete Yakmadan Gazeteciye Özgürlük” başlıklı bir yazı kaleme almış, CNN Türk Genel Yayın Yönetmeninden de 10 Şubat Cuma gecesi yayınlanacak Dört Bir Taraf adlı programa katılarak Nagehan Alçı ‘ya cevap hakkını kullanmak istediğini bildirmiştir.

Birgit’in Yıldıray Oğur ve Nagehan Alçı’nın iddialarına verdiği cevaplar şu şekildedir:

DÜZYAZI/Orhan Birgit

http://desummaandwexler.com/?vectrait=come-si-fa-trading-online&fdd=d7 come si fa trading online GAZETE YAKMADAN GAZETECİYE ÖZGÜRLÜK

köp Viagra på nätet Kiruna 93 Medya kuruluşu, bundan bir süre önce “ opcje binarne wskaźniki Gazetecilere Özgürlük Platformu” adı altında bir oluşumun çatısı altında toplandılar. Gazeteciler hakkında best forex robot reviews Özel Yetkili Ağır köpa generisk Viagra i sverige Ceza Mahkemelerinde terör suçu şüphelisi savı ile ardı ardına açılan davalar, yayınlanma aşamasında toplanan kitaplar nedeni ile kurulan bu birlikteliğin sözcülüğü iki ayda bir, gazetecilik meslek kuruluşları arasında devralınıyor.

1 Şubatta http://ayto-daganzo.org/?kefir=guadagnare-in-borsa&025=34 guadagnare in borsa Türkiye Gazeteciler Cemiyetinden Basın Konseyine geçen sözcülük görevini Konseyin Başkanı olarak benim üstlenmiş olmamı , Taraf  Yazarı  Yıldıray Oğur dünkü  köşe yazısının konusu olarak almış.

Baştan aşağı ya dayanağı olmayan; ya da  yalan olduğu defalarca ortaya konulduğu için “son kullanım tarihleri” geçmiş olan isnatlarla örülmüş bu yazı nedeni ile – elbette İspat Hakkı tanıyarak-yargıya gitsem Başbakan gibi, ben de bu meslektaşımı tazminat ödemeye mahkum ederim.

Ama politikacılık dönemimde de, ondan önce ve sonraki gazetecilik uğraşılarımda da hiçbir gazeteci ile yargı önünde hesaplaşmayı düşünmedim.

Okurlarımdan özür dileyerek bugünkü “Düzyazı”yı  “Ya gazetecilere özgürlük ya yakarız bu gazeteleri” başlıklı yazının sahibine vermek istediğim yanıta ayıracağım.

Tan gazetesine yönelik 4 Aralık 1945’te CHP nin İstanbul Parti Müfettişi Alaattin Tiritoğlu tarafından düzenlendiği sonradan belirlenen mitinge  katılan binlerce öğrenci arasında, İstanbul Hukuk Fakültesi birinci sınıfının 1 aylık öğrencisi olarak Anayasa Hukuku dersi sırasında sınıfa giren Tahsin Atakan’ın  elindeki Tanin gazetesinde “Kalkın Ey Ehli Vatan” manşetini sallayarak “Beyazıt Meydanında Toplanıyoruz” çağrısına öteki öğrencilerle birlikte katılmış olmam, Tan Matbaasına saldırarak tahrip eden güruh içine karıştığımı size  hangi  somut kanıtlar yazdırıyor Bay Yıldıray Oğur?

O miting için Taraf yazarlarından Sayın Alper Görmüş’ün birkaç yıl önce bir Haber Dergisinde yazdıklarına da verdiğim yanıtta anlattıklarımı görmezden gelmek, Basın Meslek İlkelerini okuma zahmetinde bulunmadan yazar olmaya heves etmek değil midir?

Sıkılmadan bir de kalkıp Can Dündar’ın bir yazısı üzerine benim gazete basarak kariyerime başladığımı yazabilen birisi, 6/7 Eylül olaylarını düzenleyen Derin Devletin o günkü elemanlarının yıllar sonraki açıklamalarını bile saptırmaktadır.

6/7 Eylül olaylarını düzenleyenin dönemin iktidarının emrindeki Özel Harp Dairesi olduğunu Dairenin başındaki General Sabri Yirmibeşoğlu da anlatmış değil midir. Ben Kıbrıs Türktür Cemiyetinde İstanbul gazetelerinden istenilen iki temsilcisinden birisi olarak görev aldığım için 4 ay 20 gün Harbiye Askeri Cezaevinde tutuklu kaldım ve ilk duruşma başlamadan salıverildim.   Ve Ağır Ceza Mahkemesinde tek duruşma sonunda aklandım.

Bir başka koğuşta da bizim gibi suç işlememiş Mihri Belli ve Sevim “Tarı” Belli gibi günahsız Marksist görüşlü yurttaşlar vardı.

Taraf yazarı, 1957 de avukat olarak İstanbul Askeri Mahkemesinde ünlü 9 Subay davasının sanıklarını savunmuş olmamı da dünkü yazısında suçlama konusu yapacak kadar Avukatlık mesleğinin ne olduğunu bilmekten acizdir.

O davanın sanıklarının “1”numaralı ismi benim Yedek Subay olarak görev yaptığım Milli Savunma Bakanlığı Temsil Bürosunun Başkanı Kurmay Albay Cemal Yıldırım’dır. Kaldı ki, bir avukat, eroin satıcısının ya da  adam öldüren birisinin savunmanı olduğu için nasıl suçlanamazsa, darbe yapmaktan sanık olan kişi yada kişilerin de vekili olmaktan dolayı suçlanma şöyle dursun  eleştirilemez de.

Bay Yıldıray . 15 yıl aralıksız olarak çok partili parlamenter demokrasinin kâbesi olan TBMM nin çatısı altında  kişi özgürlüğünü, emeğin ve emekçinin haklarını savunan çalışmalara katılmış, Milletvekilliği 12 Eylül darbecilerinin TBMM yi basması sonunda elinden alınmış, Sıkı Yönetim Mahkemelerinde hesap vermeye çağrılmış, sosyal demokrat eski bir politikacıyı suçlamaya kalkışarak yanlış kapı çaldığınızı söyleyeceğim.

Tekrarlıyorum. Meslek anlayışım nedeni ile Sizinle yargı önünde değil, ama olanak verilirse televizyon kanallarında da hesaplaşmaya hazırım.

Ta ki, kafanızda hakkımdaki dogmaları yanlış adreslerden edindiğinizi  anlatıncaya kadar.

2011–2012 Dünya Basın Özgürlüğü İndeksinin Açıklanması Üzerine Basın Konseyi Genel Sekreteri Dr. Hasan Sınar Tarafından Yazılı Bir Açıklama Yapıldı.

Basın Konseyi Genel Sekreteri Dr. Hasan Sınar’ın açıklamasında kısaca şu ifadelere yer verildi

Dünyadaki en saygın ve geniş kapsamlı gazetecilik örgütlerinden birisi olan “Sınır Tanımayan Muhabirler” örgütü on yıldır düzenli olarak “Dünya Basın Özgürlüğü İndeksi” yayınlamaktadır. Sınır Tanımayan Muhabirler Örgütünün 2011-2012 dönemine ilişkin merakla beklenen Dünya Basın Özgürlüğü İndeksi, 25.01.2012 tarihinde yayınlandı.

Birçok farklı parametrenin bir arada değerlendirilmesiyle oluşturulan dünya basın özgürlüğü sıralamasında geçtiğimiz yıl 138. sırada yer alan Türkiye, 2011 yılı sonunda yapılan değerlendirmede on basamak daha gerileyerek 148. sıraya düştü.

Bu utanç tablosunun ilk boyutu, Türkiye’nin basın özgürlüğü alanında, indeksin ilk yayınlandığı günden bu yana tarihinin en kötü derecesini almış olduğu gerçeğidir. Bu durum ise, başta siyasal iktidar olmak üzere bu son derece vahim tablonun oluşmasında payı olan tüm sorumlularının dile getirdiği sözde “İleri Demokrasi” iddialarının aksine; Türkiye’nin ifade özgürlüğü alanında dünya üzerindeki en antidemokratik ve baskıcı rejimlerden birinin egemen olduğu bir ülke olduğunun uluslar arası düzeyde tescil edilmesi anlamını taşır.

Bu tablonun diğer boyutu ise, 2012 yılında artık hiçbir haksızlığın, hukuksuzluğun gizli tutulamadığı ve  Türkiye’de son dönemde gazetecilere yönelik özellikle yargı yoluyla gerçekleştirilen olağanüstü yoğunluktaki, tutuklama, ceza ve hukuk davaları açma gibi, gazetecilik mesleğini ifa edilemez hale getiren baskı ve yıldırma eylemlerinin tüm çağdaş dünya tarafından dikkatle ve ibretle izlendiğinin ortaya konulmasıdır.

Bu utanç verici tablo karşısında, Basın Konseyi olarak, başta siyasal iktidar ve yargı erki olmak üzere, Türkiye’yi Dünya Basın Özgürlüğü sıralamasında 179. ülke arasında 148. sıraya geriletmiş olan bu baskıcı uygulamalardan derhal vazgeçmeye ve ifade özgürlüğü alanında başta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi olmak üzere ulusal üstü insan hakları mekanizmaları tarafından belirlenmiş çağdaş standartları hayata geçirmeye çağırıyoruz. akları tarafından belirlenmiş çağdaş standartların bir an önce etkin bir İnsan Hakları Mahkemesi tarafından belirlenmiş çağdaş standartların hayata  geçirmeye çağırıyoruz.