,

Basın Konseyi 25. Kuruluş Yıldönümünü Faaliyetleri Çerçevesinde Eskişehir’e Gidiyor

Şubat 1988’de Türkiye’de basının meslek ilkelerine uygun faaliyet göstermesi amacıyla kurulan Basın Konseyi, bugün 25. yaşına basıyor. Basın Konseyi kuruluş yıldönümüne denk gelen toplantısını Anadolu Basını ile olan kopmaz bağını vurgulamak için Anadolu’da yapmaya karar vermişti.

Yapılan değerlendirmede Türkiye’nin seçkin ve ilk İletişim Fakültesine ev sahipliği yapan Eskişehir en uygun adres olarak görüldü.

Bu amaçla, 4 Şubat 2013 tarihli toplantının Eskişehir’de yapılmasına karar verilerek, bu durum 22 Ocak 2013 tarihinde Yüksek Kurul üyelerine de duyuruldu.

Basın Konseyi bugün de 25. yılını kutlamak için yola çıkıyor. Bu çerçevede Eskişehir’de bulunan Basın Örgütleri ile bir araya gelerek görüşmeler yapılacak.
gaziantep escort
bodrum escort
izmit escort

,

Basın Konseyi İpekçi’yi Andı…

Basın Konseyi Milliyet Gazetesi Başyazarı Abdi İpekçi’yi ölümünün 34. yıl dönümü nedeni ile bir açıklama yayınlamıştır. Konseyin açıklaması şöyledir:

Mesleğimizin mensuplarından Milliyet Gazetesi Başyazarı Abdi İpekçi’yi ölümünün 34. yılında özlem ve saygı ile anıyoruz.

İlkeli gazeteciliğin yerleşmesi için ilk adımları atan İpekçi, ne yazıktır ki en verimli çağında, kahpe bir saldırı sonucunda can vermiştir.

İpekçi’ye yönelik saldırıyı planlayan örgütün aradan geçen bunca yılda hala tam olarak aydınlanmamış olması, devletin bir ayıbı olarak durmaktadır. Ailesini ve başta Milliyet Gazetesi olmak üzere baş sağlığı dileriz.

,

OSCE Türkiye'deki İfade Özgürlüğü Sorunlarına Dikkat Çeken Bir Mesaj Yayınladı

24 Ocak 2013 tarihinde Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (OSCE) Medya Özgürlüğü Temsilcisi Dunja Mijatovic tarafından verilen beyanatta Türkiye’de Mevzuattan kaynaklanan ve birçok gazetecinin tutuklanması sonucunu doğuran aksaklıklara dikkat çekilerek bu konuda endişe duyulduğu belirtildi. Son tutuklamalara dikkat çekilen beyanatta gazetecilerin gözaltında kötü muameleye maruz bırakıldıkları iddialarına yer verildi. Bu konularda Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’na yazılan bir mektup ile de Terörle Mücadele Kanunu çerçevesinde açılan davalarda yargılanmayı tutuklu olarak bekleyen gazetecilerle ilgili endişelerin yinelendiği belirtildi.

,

Basın Konseyi’nin Uğur Mumcu’yu Anma Mesajı

Gazeteci Uğur Mumcu’nun kalleşçe katledilmesinin üzerinden 20 yıl geçti. Çözüleceğine ilişkin “namus sözü” verilen cinayete ilişkin bugüne kadar hiçbir somut gelişme yaşanmamış, failler yakalanamamıştır. Uğur Mumcu’nun katillerinin cezasız kalması, demokrasimizin alnında bir kara lekedir. Mumcu’nun öldürülmesinin üzerinden geçen yirmi yılda halen daha faillere ulaşılamamış olması, Ülkemizdeki karanlık odakların gücünü koruduğunu göstermektedir.

Basın Konseyi olarak, karanlık güçlerin hakim olduğu günlerin sona ermesini, Uğur Mumcu cinayetinin faillerinin ortaya çıkarılmasını bekliyoruz. O güne kadar demokrasimiz yaralı kalmaya devam edecektir.

 

,

Geçmiş olsun…

Basın Konseyi Yüksek Kurul Üyesi İzzet Sedes, Florence Nightingale Hastanesinde başarılı bir kalp ameliyatı geçirmiştir. Kendisine geçmiş olsun dileklerimizi iletiriz…

,

Basın Konseyinden Tutuklu Avukatlara Ziyaret

Basın Konseyi Başkanı Orhan Birgit ve Yüksek Kurul Üyesi Avukat Turgut Kazan, Avukat Zeynel Öztürk ile Metris F tipi Cezaevinde tutuklu bulunan  Çağdaş Hukukçular Derneği Başkan ve Üyeleri Selçuk Kozağaçlı, Taylan Tanay ve  Güçlü Sevimli ile görüşmüşlerdir.

Tutuklu Avukatlar, haklarında İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele  Bürosunun DHKP örgütüne üye olmak gibi “asılsız” suçlamaları nedeni ile 27 Aralık tarihinden bu yana cezaevinde olduklarını söylemişlerdir.

Gerçek tutuklanma nedeninin savunmalarını üstlendikleri kimseleri avukatsız bırakarak göz dağı verme amacıyla yapılmış bir işlem olduğunu da anlatan üç avukat, özellikle Haseki Hastanesinde 21 Ocak gecesi kendilerini muayene eden Nöbetçi Hekimin Hipokrat kurallarına aykırı davrandığını ve her birini yere yatırıp üstlerine abanarak insanlık dışı davranışlarda bulunulduğunu söylemişlerdir. DHKP üyesi olmakla suçlanan avukatlar Kandıra Cezaevine gönderilmiştir.

,

Birand’ın “teşekkür” mektubu

Kenan Akın

Hak’kın rahmetine kavuşan ve kendisini yakından tanıyan meslektaşlarını büyük bir üzüntü içinde bırakan Mehmet Ali Birand’ın, şahsımıza yazdığı bir mektuptan bahsederek, onun ne denli “nazik” olduğunun bir örneğini belirtmemiz gerekiyor.

Tarih: 6 Ekim 1981

Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat, askerleri tarafından kurşunlanarak öldürülüyor.

Dünya ve özellikle Ortadoğu, bu suikastla adeta çalkalanıyor.

Haberi, Suudi Arabistan’da öğrenir öğrenmez, soluğu Kahire’de almak da bize düşüyor.

O tarihlerde, Kahire Büyükelçimiz Berduk Olgaçay beyle, eski tarihlerde Kuveyt’te tanışıyor olmamız, Mısır’a girişimizi ve görevimizi kolaylaştırıyor.

Dünyanın dört bucağından, hızla Kahire’ye akan gazeteciler ve televizyoncular “akredite” olabilmenin peşine düşüyor.

Çünkü; Başkan Sedat’ın cenaze törenine katılmak ve nakletmek, yorumlamak tek görevleri oluyor.

Cenazenin defnedileceği günün gecesinde, Kahire’ye Mehmet Ali Birand ve Sedat Sertoğlu’nun geldiğini sefaretimiz haber veriyor.

Cenazenin kaldırılacağı öğlen namazından birkaç saat sonra, Türk Hava Yolları’nın İstanbul’a hareket eden uçağında yerim bulunuyor.

Ne var ki, cenazenin fotoğraflarını çekip, sonra uçağa yetişmek imkânsız gibi görünüyor.

Çaresizlik içinde bocalarken, daha önceden havaalanına gidip, giriş kartımı alarak kapıda bekleyecek bir arkadaş imdadıma yetişiyor.

Böylece, çok büyük aksilik olmazsa,  hem cenaze töreninden fotoğraflar çekecek, hem de uçağın kalkışına yetişmenin mümkün olacağı ortaya çıkıyor.

Tam havaalanına gitmeye kalkışırken, Mehmet Ali Birand’ın elindeki sarı bir zarfla karşıma dikildiğini unutmak mümkün olmuyor.

Büyükelçiliğimizden aldığı bilgilerle planımı öğrenen Birand, bir yandan hem kutluyor hem de, içi film bobini ve yazı olan zarfı Milliyet gazetesine götürmemi teklif ediyor.

Gösterilen takdir ve güvenin atmosferiyle, belki de klasik gazeteci kurallarını çiğneyerek zarfı kapışıma, Mehmet Ali Birand gönülden bir sarılmayla karşılık veriyor.

Tabii ki, zarf Milliyet’e ulaşıyor ve Birand’ın fotoğrafları da sayfalarda yer alıyor.

Aradan bir hafta kadar geçmişti ki, Mehmet Ali Birand’tan aldığım teşekkür mektubunda yer alan, sevgi dolu, minnet dolu satırların arasında bir cümle, hafızadan hiç silinmiyor;

“Kenan, hala bu devirde böyle gazeteci kalmış mı?”

Bu arada, çalıştığım Tercüman Gazetesi’nin sahibi Kemal Ilıcak’la “teşekkür” görüşmesi yaptığını da sonradan öğreniyorum.

Rahmetli ile yıllar sonra Sabah Gazetesinde yollarımız kesişiyor.

O tarihlerde, terörün kol gezdiği hatta 55 gazetecinin öldürüldüğü ve tv kameralarının sokulmasının yasaklandığı Cezayir’den dönüşte, Mehmet Ali Birand’ın “Ah Cezayir’e gitmeyi başardığına göre, benden ufak bir kamera alsaydın ya” serzenişi veya geç kalan teklifini de hatırlamak gerekiyor.

Aslında, Birand’la birçok olay, toplantı veya davette bulunmanın hazzı da unutulmuyor.

Yüce Allah’tan Rahmet dilemekten başka, elden bir şey gelmiyor.

,

Gazeteci Birand’ın Ölümü

Basın Konseyi Başkanı Orhan Birgit, dün akşam kaybettiğimiz değerli Gazeteci Birand için şu açıklamayı yapmıştır

Perşembe akşamı kaybettiğimiz değerli Gazeteci Mehmet Ali Birandı 20 Ocak Cumartesi günü toprağa vereceğiz.

Basın Konseyi,  politik çalkantılar altında  sürdürdüğü uzun meslek yaşamında kamu oyunda nasıl olumlu bir iz bıraktığı, Hastaneye kaldırılışı ve yoğun bakımda geçen saatlerin duyulması haberleri ile bir kez daha belgelenen değerli gazeteci, Aziz meslektaşımız Mehmet Ali Birand’ı saygı ile anmayı yerine getirilmesi gereken bir görev bilir.

Basın etiğine olan duyarlılığı Birandın yaşamı boyunca dürüst bir haberci  olmasını sağlamıştır.

Genç gazetecilere “Duyduklarınızı değil, gördüklerinizi haber yapmalısınız” şeklindeki öğüdü ,bir meslek vasiyeti olarak yaşayacaktır.

Anısı önünde bir kez daha saygı ile eğiliyor, ailesine dayanma gücü, sevenlerine baş sağlığı diliyoruz.

Huzur ve ışıklar içinde uyusun.

,

Acı Kaybımız

Üyelerimizden Kanal D Haber Grup Başkanı Mehmet Ali Birand’ın vefatını üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. Türk Basını büyük bir habercisini kaybetmiştir. Yakınlarına, çalışma arkadaşlarına ve tüm medya camiasına başsağlığı diliyoruz.

,

Pen Türkiye Tarafından Fazıl Say’a Destek İçin Yapılan Açıklamaya Soruşturma Açılması Endişe Vericidir.

10 Ocak günü PEN Yazarlar Derneği’nin Yönetim Kurulu üyeleri, Fazıl Say’a destek amacıyla yayınladıkları bildiriden ötürü TCK’nın 301. Maddesi kapsamında ifade vermek üzere İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na çağırılmıştır.

İfade özgürlüğünü korumayı görev edinmiş olan bir derneğin, ifade özgürlüğü için yayınladığı bir bildiriden dolayı cezai takibata uğraması, ifade özgürlüğünün ülkemizde nasıl kavrandığını gösteren vahim bir örnektir.

Basın Konseyi olarak PEN Türkiye Yönetim Kurulu üyeleri hakkında ceza soruşturması başlatılmış olmasını endişe verici bulduğumuzu,  bu konudaki gelişmeleri yakından izlediğimizi kamuoyuna duyurmak isteriz.