BKYK, BİRİCİK ALANSON’UN ŞİKAYETİNİ DEĞERLENDİRMİŞ “KEŞKE BEN DE MAZHAR İÇİN ŞARKI YAZABİLSEYDİM” BAŞLIKLI RÖPORTAJI NEDENİYLE GAZETECİ YELDA İPEKLİ’YE “KINAMA” KARARI VERMİŞTİR.

 

REFERANS:                2017/06

ŞİKAYET EDEN:          Afife Biricik Alanson (Moda tasarımcısı)

ŞİKAYET EDİLEN:       Yelda İpekli (gazeteci)

 

ŞİKAYET KONUSU:

Biricik Alanson, Posta gazetesi, Pazar Postası ekinde 19.02.2017 tarihinde “Keşke Ben De Mazhar İçin Şarkı Yazabilseydim!” başlığı ve Yelda İpekli imzasıyla yayımlanan röportajda kendisine e-posta yoluyla gönderilen moda ve stil konulu soru ve cevaplar yerine Mart 2013 tarihli Trendsetter dergisinde Didem Özgen imzasıyla yayımlanan röportajdan ifadeler kullanılmış olduğunu belirtmektedir. Biricik Suden, Yelda İpekli ile yapılan yazılı soru-cevap içeriğinin dışına çıkılarak moda ve stil yerine magazin içerikli ve rating amaçlı bir yayın yapılmak istendiğini dile getirmiştir.

ŞİKAYETE KONU RÖPORTAJ VE İNTİHAL YAPILDIĞI İDDİA EDİLEN DERGİ RÖPORTAJINDA ŞU İFADELER GEÇMEKTEDİR:

1.

TRENDSETTER / Didem Özgen / Mart 2013:

-Günlük hayat akışını anlatır mısın?

Amacım her günümün aynı geçmemesi, o yüzden sabit olan sadece her sabah 6-7.00 civarı uyanıp Yeniköy’den Sarıyer’e doğru yürüyüş yapmak. Sonrası haftanın üç dört günü özel eğitmenimle bir saat “body building”, ardından akşam yemeği hazırlığını kimseye bırakmamak.

 

PAZAR POSTASI / Yelda İpekli / 19.02.2017:

-Senin için bir gün nasıl geçer?

Amacım her günümün aynı geçmemesi! O yüzden sabit olan sadece sabah erken kalkmak, akşam erken yatmak, yürüyüş ve sporumu hava şartlarına göre ayarlamak. Bir de akşam yemeği hazırlığını kimselere bırakmamak!

2.

TRENDSETTER / Didem Özgen / Mart 2013:

-Her kadına kısmet olmaz dolayısıyla meraktayız, adına aşk şarkılar yazılması nasıl bir duygu?

Güzel ve gurur okşayıcı tabii, ama sürekli “Vay be, ben neymişim?” ya da “Sen neymişsin?” duygusuyla yaşamak benliğinizi bozar. Benim de öyle bir yeteneğim olsa ben de Mazhar için yazardım. Tesadüf bu ki bir zamanlar annemle komşu evlerde oturan Kanuni Hacı Arif Bey’in oğlu Zeki Arif Ataergin de annem için ”Sarı Giyme, Bir Daha Gül Takma Allah Aşkına” diye şarkı yazıp bestelemiş. Onların ki aşk hikâyesi değil, annemin güzelliğine övgü imiş ama ailemizin kadınlarının kaderinde bu var galiba.

 

PAZAR POSTASI / Yelda İpekli / 19.02.2017:

-Eşin Mazhar Alanson’un senin için şarkılar yazması ne hissettiriyor?

Güzel ve gurur okşayıcı tabii, ama sürekli “Vay be, ben neymişim?” ya da “Sen neymişsin?” duygusuyla yaşamak benliğinizi bozar. Keşke benim de öyle bir yeteneğim olsaydı da ben de Mazhar için şarkı yazabilseydim. Tesadüf şu ki; bir zamanlar annemle komşu evlerde oturan Kanuni Hacı Arif Bey’in oğlu Zeki Arif Ataergin de annem için ”Sarı Giyme, Bir Daha Gül Takma Allah Aşkına” diye şarkı yazıp bestelemiş. Onlarınki bir aşk hikâyesi değil, annemin güzelliğine övgü imiş ama ailemizin kadınlarının kaderinde bu var galiba.

3.

TRENDSETTER / Didem Özgen / Mart 2013:

-Bu kadar yaş konuşmuşken vücut yaşının oldukça genç görünmesinden olmasından bahsetmesek olmaz. İşin sırrı nedir?

Düzenli spor, her gün kardiyo, haftada üç-dört Yiğit Kuşbeygi ile ağırlık çalışması (bu işi en iyi bilenle çalışmak çok önemli), doğru beslenme ve kaliteli uyku. Yürüyüş ise benim için zevk. Edirne’den Ardahan’a yorulmadan yürüyebilirim sanki.

 

PAZAR POSTASI / Yelda İpekli / 19.02.2017:

-Spor hep hayatında. Bu aralar en çok hangi sporu yapıyorsun?

Şu ara body building, kürek, Tai Chi yapıyorum. Spor, yaşam tarzımın bir parçası. Düzenli spor, her gün kardiyo, haftada üç-dört gün ağırlık çalışması, doğru beslenme ve kaliteli uyku. Yürüyüş ise benim için zevk. Edirne’den Ardahan’a yorulmadan yürüyebilirim sanki.

4.

TRENDSETTER / Didem Özgen / Mart 2013:

-Kaderci misin? Bu hayat sence paket program mı, yoksa kaderimizi kendimiz mi belirliyoruz?

Kadere inanıyorum ama oturup her şeyi kadere bırakmıyorum. Biliyorum ki siz ne planlarsanız planlayın bir de yukardakinin planı var, her zaman galip gelecek olan.

 

PAZAR POSTASI / Yelda İpekli / 19.02.2017:

“Kadere inanıyorum ama teslim olmuyorum”

5.

TRENDSETTER / Didem Özgen / Mart 2013:

-Senin için “Çuval giyse yakışır” derler. Sade olup aynı zamanda şık olabiliyorsun. Bu nasıl bir meziyet? Moda ve tasarımın çocukluğundan beri hayatında olduğu aşikâr ama hayatının ne kadarını kapsıyor?

Sağ olsunlar, çuval da giymeyi sevdiğim içindir! Giydiklerimin beni yansıtmasına özen gösteririm. Moda peşinde koşmam, demode olma korkusu taşımam, çünkü başkalarının ne düşüneceği umurumda değildir. Modayı güncel bir dokunuş olarak kullanırım. Yaşamadığınız bir hayatın kostümü, üzerinizde müsamere giysisi gibi durur. “Bakın bugün ne giydim”cilerden değilim.

 

PAZAR POSTASI / Yelda İpekli / 19.02.2017:

-Modayı takip etmediğini biliyorum ama usta bir yorumcusun. Moda olanı nasıl ‘Biricik Suden stili’ haline getiriyorsun?

Sana anlatmıştım Monk rahiplerinden aldığım bir kostümü gündelik hayatta aksesuarla yorumlayıp kullanırım. Renkleri seviyorum. Yeşille laciverti, toprak tonlarıyla kırmızıyı kullanmak muzipçe hoşuma gider. Moda peşinde koşmam, demode olma korkusu taşımam, çünkü başkalarının ne düşüneceği umurumda değildir. Modayı güncel bir dokunuş olarak kullanırım. Yaşamadığınız bir hayatın kostümü, üzerinizde müsamere giysisi gibi durur. “Bakın bugün ne giydim”cilerden değilim.

6.

TRENDSETTER / Didem Özgen / Mart 2013:

-Bugüne kadar en iddialı olduğun konu mutfakmış, doğru mu? En iyi yaptığın, en çok yapmayı sevdiğin yemek hangisi?

En iddialı olduğum konu değil, sadece o konuda iddialıymış gibi yapmak bana sevimli geldiği için arada söylerim o kadar. Mutfakla aram iyidir, benim için mutfak aynı zamanda laboratuvar gibi sağlık ve hijyenin de önemli olduğu yerdir. Sushi hariç her yemeği iyi yaptığımı söylüyorlar.

 

PAZAR POSTASI / Yelda İpekli / 19.02.2017:

-Mutfakta nasıl becerikli olduğunu biliyorum. Yemek yapmak ve konuk ağırlamak senin için keyif sanki?

Yemek yapmayı ve yaratmayı çok sevdiğim doğru ancak misafir ağırlamak saat 22.00’de uyuyan biri için zor! Ama evet mutfakla aram iyidir, benim için laboratuar gibi. Sushi hariç her yemeği iyi yaptığımı söylüyorlar.

 

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR:

Gazeteci Yelda İpekli’ye gönderilen uzlaşma veya herhangi bir talebi olup olmadığına yönelik yazıya belirtilen süre içinde cevap gelmemiştir.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:

-Gazeteci Yelda İpekli, Biricik Alanson’a 14 röportaj sorusu göndermiş ancak gönderilen sorular ve bu sorulara gelen cevaplar yerine, Mart 2013 tarihli Trendsetter dergisinde Didem Özgen imzasıyla yayımlanan röportajdan bölümleri, kaynak göstermeden ve kendi imzasıyla Posta gazetesi eki Pazar Postası’nda yayımlamıştır. Yukarıda bire bir alıntılara yer verildiği üzere “intihal” uygulaması sabittir. Gazeteci Yelda İpekli’nin, başvurduğu bu uygulamayla hem Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na hem de Basın Meslek İlkeleri’ne aykırı bir girişimde bulunduğu açıktır.

-Biricik Alanson’un beyanına göre, “4 yıl önceki röportajdan alıntı yapılmayan bölümlerde” kendisine ait olmayan ifadelere yer verilmiş, “gerçeğe aykırı unsurlar içeren” bir röportaj yayımlanmıştır.

Yukarıdaki nedenlerle, gazeteci Yelda İpekli’ye,

Basın Meslek İlkeleri’nin “Bir basın organının dağıtım süreci tamamlanmadan o basın organının özel çabalarıyla gerçekleştirdiği ürün, bir başka basın organı tarafından kendi ürünüymüş gibi kamuoyuna sunulamaz. Ajanslardan alınan özel ürünlerin kaynağının belirtilmesine özen gösterilir.” diyen 8. maddesi ve “Gazeteci görevini, taşıdığı sıfatın saygınlığına gölge düşürebilecek yöntem ve tutumlarla yapmaktan sakınır.” diyen 12. maddesi uyarınca “kınama” kararı verilmiştir.

 

BASIN KONSEYİ YÜKSEK KURULU, AKŞAM GAZETESİ, SABAH.COM.TR, TAKVİM.COM.TR, STAR.COM.TR GENEL YAYIN YÖNETMENLERİ İLE AKŞAM GAZETESİ MUHABİRİ HİLAL YILDIRIM’IN “UYARILMASINA” KARAR VERMİŞTİR

Engin Çoban, 8 Kasım 2016 tarihinde Akşam gazetesinde yer alan “İşte FETÖ’nün ABD Hücresi” başlıklı manşet haberi ve yine aynı tarihte gazetevatan.com’un “FETÖ’nün ABD Yapılanması Ortaya Çıktı” başlıklı, star.com.tr’nin “İşte FETÖ’nün ABD Hücresi”, sabah.com.tr’nin “FETÖ ABD’yi 6 Eyalete Bölmüş Himmetleri de Vegas’t Aklamış!” ve takvim.com.tr’nin “İşte FETÖ’nün ABD Yapılanması” haberleri hakkında şikayet başvurusunda bulunmuştur.

 

KARAR

REFERANS:                2017/02

ŞİKAYET EDEN:

Engin Çoban

ŞİKAYET EDİLEN:

Murat Kelkitlioğlu (Akşam gazetesi Genel Yayın Yönetmeni)

Hilal Yıldırım (Akşam gazetesi muhabiri)

Bülent Ayanoğlu (gazetevatan.com Yayın Yönetmeni)

Nuh Albayrak (star.com.tr Genel Yayın Yönetmeni)

İsa Tatlıcan (sabah.com.tr İnternet Yayın Sorumlusu)

Mustafa Yüce (takvim.com.tr Genel Yayın Yönetmeni)

 

ŞİKAYET KONUSU:

Engin Çoban vekili Av. Hasan Can Çağlayan, 8 Kasım 2016 tarihli Akşam gazetesinin “İşte FETÖ’nün ABD Hücresi” başlıklı manşet-haberi ve aynı gün gazetevatan.com, star.com.tr, sabah.com.tr ve takvim.com.tr’de yayımlanan aynı içerikte haberler nedeniyle şikayet başvurusunda bulunmuştur. Başvuruda, soruşturulmadan ve gerçeğe aykırı haber yapıldığını, Şikayetçi’nin fotoğrafı yayımlanarak suç örgütü mensubu gibi gösterildiği öne sürülmüş, tekzip, düzeltme ve yayından kaldırma taleplerine karşılık verilmediği dile getirilmiştir.

ŞİKAYETE KONU HABERDE ŞU İFADELER GEÇMEKTEDİR:

8.11.2016 tarihli “İşte FETÖ’nün ABD Yapılanması”:

ŞEMASI ORTAYA ÇIKARILDI

Emniyet terör örgütü FETÖ’nün sadece yurtiçindeki yapılanmasını değil yurtdışı ayağını da derinlemesine incelemeye aldı. Bu kapsamda darbeci yapının dünya yapılanması ortaya çıkarıldı, ABD şeması çizildi.

YEREL SİYASİLERE KANCA

Hazırlanan rapora göre örgüt ABD’de tabana yönelik çalışma yürütüyor. Bu kapsamda yerel düzeydeki temsilciler meclisi üyeleri, senatör veya vali adaylarıyla angajmanlar oluşturuluyor ve örgüt bunların seçim kampanyalarına aktif olarak katılmaları ve maddi destek vermeleri için yönlendiriliyor.

6 EYALETE BÖLDÜLER

ABD’yi, New York, New Jersey, Las Vegas, Boston, Atlanta, Houston olarak eyaletlere ayıran örgüt her birine ayrı ayrı imamlar atadı. ABD imamı olarak ise İsmail Büyükelçi atandı.

HİMMET TRAFİĞİ VEGAS’A

ABD’de finansal işlerinden sorumlu kişiler Hasan Demirciler ve Engin Çoban. İki isim örgüt adına işadamlarından para toplayarak Las Vegas imamı Kemal X’e gönderiyor. Las Vegas, ABD’de kumar başkenti olarak bilinen yer. Kara para aklama faaliyetleri de burada sağlanabiliyor.

 

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR:

Akşam gazetesi genel yayın yönetmeni, gazetevatan.com, star.com.tr, takvim.com.tr, sabah.com.tr genel yayın yönetmenlerine uzlaşma veya herhangi bir temsil talepleri olup olmadığına yönelik yazı gönderilmiştir. gazetevatan.com ve sabah.com.tr yayın yönetmelerinden belirtilen süre içinde cevap gelmemiştir.

Akşam Genel Yayın Yönetmeni Murat Kelkitlioğlu, star.com.tr Genel Yayın Yönetmeni Nuh Albayrak ve Hilal Yıldırım vekili Av. Nurtekin Deniz, ortak bir cevap yazısı göndermiştir.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:

-Şikayetçi Engin Çoban, hayatının hiçbir döneminde hiçbir cemaat ve terör örgütüne üye olmadığını, FETÖ ve benzer yapılanmalarla doğrudan ve dolaylı hiçbir ilişkisi bulunmadığını, hayatını kuaförlük yaparak kazandığını; mali konularda haberde geçen milyon dolarlık para aklama operasyonları yönetecek bilgi ve altyapıya sahip bulunmadğını, haberde adı geçen kişileri tanımadığını, haberde adı geçen eyaletlere gitmediğini beyan etmiştir.

-Haber yayımlandıktan sonra Engin Çoban, Vaşington Büyükelçiliği’ne gitmiş, büyükelçilik çalışanlarınca, bahsi geçen Engin Çoban ile Şikayetçi Engin Çoban’ın bilgilerinin uyuşmadığı ve kendisinin arananlar listesinde yer almadığı söylenmiştir. Yazılı belge olarak Şikayetçi’nin ekte sunduğu adli sicil kaydının da eklendiği bir beyanname düzenlenmiştir.

-Gizlilik kararı bulunan bir soruşturma dosyası kapsamında, haklarında iddialar sıralanan kişilerin fotoğrafları ve açık adları şikayete konu haberlerde kullanılmış, masumiyet karinesi hiçe sayılmıştır.

-Akşam gazetesi, Şikayetçi’nin tekzip ve düzeltme talebini karşılıksız bırakmış, aynı haberi doğruluğunu araştırmadan kullanan internet siteleri de haberin yayından kaldırılmasına olumlu yanıt vermemiştir. Engin Çoban’ın adı fotoğrafı şikayete konu haberlerin bulunduğu internet sayfalarında halen yer almaktadır. (gazetevatan.com fotoğraf kullanmamıştır.)

Güncellik ve görünür gerçeklik açısından, şikayete konu haberin haber değeri taşıdığı çok açık olmakla birlikte, habere konu Engin Çoban yerine (hiç araştırma yapılmadan) aynı adı taşıyan başka bir Engin Çoban’a ait resmin kullanılması ve Şikayetçi Engin Çoban’ın düzeltme isteğine rağmen kendisine düzeltme imkanı tanınmaması meslek ilkeleriyle bağdaşmaz.

Yukarıdaki sebeplerden,

8 Kasım 2016 tarihli “İşte FETÖ’nün ABD Yapılanması” başlıklı manşet-haber nedeniyle Akşam gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Murat Kelkitlioğlu’na,

“Soruşturulması gezetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz.” diyen 6. maddesi,

“Basın organları, yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı duyarlar.” diyen 16. maddesi uyarınca “uyarı”;

Adı geçen haber nedeniyle muhabir Hilal Yıldırım’a,

“Soruşturulması gezetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz.” diyen 6. maddesi uyarınca “uyarı”;

8 Kasım 2016 tarihli “İşte FETÖ’nün ABD Hücresi” başlıklı haber nedeniyle star.com.tr Genel Yayın Yönetmeni Nuh Albayrak’a,

“Soruşturulması gezetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz.” diyen 6. maddesi,

“Basın organları, yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı duyarlar.” diyen 16. maddesi uyarınca “uyarı”;

8 Kasım 2016 tarihli “İşte FETÖ’nün ABD Yapılanması” başlıklı haber nedeniyle takvim.com.tr Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Yüce’ye,

“Soruşturulması gezetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz.” diyen 6. maddesi,

“Basın organları, yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı duyarlar.” diyen 16. maddesi uyarınca “uyarı”;

“FETÖ ABD’yi 6 Eyalete Bölmüş, Himmetleri de Vegas’t Aklamış!” başlıklı haber nedeniyle sabah.com.tr Genel Yayın Yönetmeni İsa Tatlıcan’a

“Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz.” diyen 6. maddesi,

“Basın organları, yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı duyarlar.” diyen 16. maddesi uyarınca “uyarı”;

gazetevatan.com.tr‘nin 8 Kasım 2016 tarihli “FETÖ’nün ABD Yapılanması Ortaya Çıktı” başlıklı haberi, görünür gerçeklik ve güncel bir haber olduğu için ve Şikayetçi’ye ait resim kullanılmadığı için gazetevatan.com.tr Genel Yayın Yönetmeni Bülent Ayanoğlu hakkındaki şikayet “yersiz” bulunmuştur.

BKYK, Av. İBRAHİM İLKBAHAR’IN ŞİKAYETİNİ DEĞERLENDİREREK PUSULAGAZETESİ.COM.TR GENEL YAYIN YÖNETMENİ ALİ RIZA TIĞ’A “KINAMA” KARARI VERMİŞTİR.

REFERANS:                2017/05

ŞİKAYET EDEN:          İbrahim İlkbahar

ŞİKAYET EDİLEN:       Ali Rıza Tığ (Zonguldak, Pusula gazetesi sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni)

 

ŞİKAYET KONUSU:

İbrahim İlkbahar, gazetesinde 16 Aralık 2016’da yayımlanan “Ak Parti Yöneticisine Silahlı Saldırı”, 17 Aralık 2016 tarihli “Kardeşini Neden Vurdu? Sorun Kadın Mıydı Para Mıydı?” başlıklı haber ve 26 ve 27 Aralık 2016 tarihlerinde pusulagazetesi.com.tr ve Pusula gazetesinde yayımlanan “Başkasının Çıkardığı Yerden İnemezsin Düşersin…” başlıklı köşe yazısı hakkında yaptığı şikayette, haberlerin ve köşe yazısında yer verilen bilgilerin gerçeğe aykırı olduğunu, bu ve öncesinde yapılan benzer haberlerle Şikayetçi’nin şahsı ve ailesinin yıpratılmak istendiğini söylemiştir. Şikayetçi, haber ve köşe yazısında aktarılış şekliyle, 2005 tarihli mahkeme kararının hiçe sayıldığını, bu haber ve köşe yazısıyla, şahsı ve ailesinin kişisel ve ticari itibarına, onur ve saygınlığına gölge düşürülmeye çalışıldığını, aşağılayıcı ve küçük düşürücü ifadeler kullanıldığını, haber ve yazının, tehdit, hakaret ve iftira içerdiğini söylemektedir.

ŞİKAYETE KONU HABER VE KÖŞE YAZISINDA ŞU İFADELER GEÇMEKTEDİR:

16 Aralık 2016, “Ak Parti Yöneticisine Silahlı Saldırı”:

“Ak Parti Zonguldak Merkez İlçe Halkla İlişkiler Başkanı Serkan Aycı, Emirgan rampasında silahlı saldırıya uğradı. Saldırgan ya da saldırganların Serkan Aycı’nın kullandığı araca doğru üç el ateş ettiği iddia edildi. Polis, olay yerinden ayrılan aracı arıyor.”

17 Aralık 2016 “Kardeşini Neden Vurdu? Sorun Kadın Mıydı, Para Mıydı?”

“Zonguldak’ta yıllar önce meydana gelen bir olay hâlâ esrarını koruyor.

Babalarının kurduğu işletmede çalışan iki kardeş kavgaya bir akşam tutuşurlar.

Büyük olan küçüğü silahla vurur.

Kurşun omuzdan girip koldan çıkar.

Küçük kardeş hastaneye, büyük kardeş nezarethaneye gider.

Araya giren hatırlı kişiler sayesinde iş çözülür.

Ancak kimse iki kardeşin birbirini nedene vuduğunu bilmez.

Herkes gibi biz de bu olayın üzerindeki sır perdesinin kalkmasını istiyoruz.

Bu iki kardeşi birbirine düşüren olay neydi?

Ağabey kardeşini neden vurdu?

Sorun kadın mıydı, para mıydı?

Paylaşım nasıl yapıldı?

Paraysa nasıl bölüştüler?

Kadınsa nasıl anlaştılar?”

26 Aralık 2016 tarihli “Başkasının Çıkardığı Yerden İnemezsin Düşersin…” başlıklı köşe yazısından:

“Geçenlerde çocuğun biri bize işimizi öğretmeye kalkmıştı.

Biz de ona ‘adamlık öğretelim’ dedik.

Ve ‘Bak evladım… Sen daha küçücük bir çocuktun! Baban, işyerindeki kadın yüzünden amcanı vurmuştu! Dikkat et, yeğenin de babanı vurmasın! Akıllı olun!

Bu işler, parayla okuyup diploma almaya benzemez!

‘Yok şöyle aileyiz, böyle aileyiz’ demeyle itibarlı bir aile olunmuyor!

Önce konuşmayı öğrenin! Yazmayı nasıl olsa biz öğretiriz!

Ağzınızdan çıkanı kulağınız duysun!’ demiştik.

Bu yorumu yayınladıktan sonra internet sitemize şöyle bir yorum geldi: ‘Midesi onun-bunun hakkı ile doyurulan, haram paralarla okutulan çocukların sonunu tüm Zonguldak hep birlikte izleyecek. Dedenin kolunu haram paralar kopardı, ‘öyle ve böyle aileyi’ de haram paralar bakalım ne hale getirecek?’

Bu yorumu okuyunca, bu ailenin Kopuz’da intihara sürüklediği marangoz aklıma geldi.

Marangoza iş yaptırmışlar, parasını ödememişlerdi. Zavallı adam, tefeciden para alıp işi teslim etti. Çok iyi bir ustaydı. Ve çok onurlu bir insandı. Ama parayı alamayınca tefeciye borcunu ödeyemedi. Bu rezlliği daha fazla taşıyamadı, intihar etti. Böyle bir aile. Böyle insanlar. Bize ahlak dersi mi verecek? İnsan bırakın konuşmayı, sokağa çıkmaya utanır! Ama biz asıl bombayı sona bıraktık! Azıcık sabredin bakalım…

NİTELİKLİ DOLANDIRICI…

Güzel Zonguldak’ımızın çok renkli simaları var. Ve ben bu isimleri fırsat buldukça yazıyorum. Bunlardan biri de ‘nitelikli dolandırıcı’ olarak tarif ettiğimiz kişi… ”

(Şikayetçi, yazının devamında anlatılan kişinin kendisi veya ailesiyle bir ilgisi olmadığını beyan etmiştir.)

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR:

Pusul gazetesi sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Ali Rıza Tığ, yazılı olarak cevap vermiştir. Cevabında, yazıda İbrahim İlkbahar ve ailesini hedef almadığını, yazıda sözü edilen kişilerin İlkbahar ailesine mensup olmadığını, olayın vuku bulduğu bölgenin Emirgan adıyla anıldığını, dolayısıyla otel işletmesini zor durumda bırakacak bir ifade kullanma amacının bulunmadığını dile getirmiştir.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:

– Şikayet’e konu 16 Aralık 2016 tarihli “Ak Parti Yöneticisine Silahlı Saldırı” haberi üzerine Şikayetçi, gazeteye facebook’tan düzelti mesajı göndermiş, haberde yer verildiği gibi otel önünden değil, “seyir halinde bir araçtan diğer araca” ateş edildiğini söyleyerek, Otel’in güvenlik kameralarının tespit ettiği görüntülerin emniyet güçlerine iletildiğini belirtmiştir.

-pusula.com.tr, ertesi gün, 14 yıl önce gerçekleşmiş ve mahkeme kararıyla “kaza” olduğuna hükmedilmiş bir yaralama olayını gündeme getirmiştir. Haber içeriğinde, kamu yararına olacak bir unsura, bir güncel gelişmeye veya yazılmasını/haber yapılmasını haklı gösterecek bir bağlama rastlanmamıştır.

– Pusula gazetesi ve pusulagazetesi.com.tr’nin sahibi ve Yazı İşleri Müdürü Ali Rıza Tığ, bir hafta sonra (26 Aralık 2016’da) kaleme aldığı köşe yazısında “midesi onun bunun hakkı ile doyurulan, haram paralarla okutulan çocukların sonunu Zonguldak izleyecek”, “Akıllı olun!”, “dedenin kolunu haram paralar kopardı”, “ailenin Kopuz’da intihara sürüklediği marangoz”, gibi tehditvari söylemler, ağır ifade ve ithamlara yer vermiştir.

-Şikayet Edilen, köşe yazısında, bağlantısı olmayan konular birbiri peşisıra kullanılmış; Şikayetçi’nin ailesiyle ilgili olmayan ve tahkir edici ifadelerle sunulan başka örnek ve olaylar da köşe yazısına eklenerek aileye maledilmek istenmiştir.

-Şikayetçi, Ocak ayında Şikayet Edilen hakkında suç duyurusunda bulunduğunu beyan etmiştir.

Yukarıdaki sebeplerden, Pusula gazetesi sahibi ve Yazı İşleri Müdürü Ali Rıza Tığ’a,

Basın Meslek İlkeleri’nin Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez.” diyen 4. maddesi,

“Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz.” diyen 6. maddesi,

“Yasaların suç saydığı eylemler, gerçek olduğuna inandırıcı makul nedenler bulunmadıkça kimseye atfedilemez.” diyen 10. maddesi,

“Gazeteci görevini, taşıdığı sıfatın saygınlığına gölge düşürebilecek yöntem ve tutumlarla yapmaktan sakınır.” 12. maddesi doğrultusunda “kınama” kararı verilmiştir.

ERTAÇ AYAZ’IN BÜYÜKTORBALI.COM SİTESİNDE “GÜPEGÜNDÜZ SOYGUN!” BAŞLIKLI HABER NEDENİYLE YAPTIĞI ŞİKAYET “YERSİZ” BULUNMUŞTUR

 

 

REFERANS:                2017/04

ŞİKAYET EDEN:

Ertaç Ayaz (İzmir Belediyesi çalışanı)

ŞİKAYET EDİLEN:

Serkan Günbay (Büyük Torbalı gazetesi Genel Yayın Yönetmeni) Gökhan Yalkalk (Büyük Torbalı gazetesi Haber Koordinatörü)

İbrahim Danış (Büyük Torbalı gazetesi Muhabiri/Editörü)

 

ŞİKAYET KONUSU:

Ertaç Ayaz, Büyük Torbalı gazetesinde 12 Ocak 2017’de “Soygunda Yeni Trend Şık Giyimli Bayanlar” ve aynı gün buyuktorbali.com sitesinde “Güpegündüz Soygun!” başlığıyla yayımlanan haber hakkında şikayet başvurusunda bulunmuştur. Başvurusunda adının, soyadının, adresinin haberde açıkça yer aldığını ve evinin fotoğrafının kullanıldığını söylemiştir. Bölgede hırsızlık yapmayı planlayan kişilere yol gösterildiğini dile getirmiş, haberi aşağılayıcı, incitici bulduğunu ve kamu görevi yapan biri olarak mağdur edildiğini belirtmiştir.

 

ŞİKAYETE KONU HABERDE ŞU İFADELER GEÇMEKTEDİR:

12 Ocak 2017 tarihli “Soygunda Yeni Trend Şık Giyimli Bayanlar”/ “Güpegündüz Soygun!”:

“Torbalı’nın korkulu rüyası haline gelen hırsızlık vatandaşı isyan ettirmeye devam ediyor. Son olarak, önceki gün güpegündüz Muratbey Mahallesi’nde Ertaç Ayaz isimli vatandaşın evine giren hırsızlar dğerli eşyaları çalıp ortadan kayboldu.”

“Önceki gün saat 13.00 sularında yaşandığı tahmin edilen hırsızlık olayı herkesi şaşırttı. Edinilen bilgiye göre, olay Muratbey Mahallesi, 3565 Sokak’ta gerçekleşti. Bu sokak üzerinde bir binada ikamet eden Ertaç Ayaz isimli vatandaş sabah çıktığı evinde saat 22.15 sularında geldi. (…) Ertaç Ayaz’ın dışarıda olması nedeniyle kimsenin evde olmadığı bir zamanı fırsat bileln hırsız ya da hırsızların eve kapıdan girdiği öğrenildi.”

 

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR:

Büyük Torbalı gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Serkan Günbay, Haber Koordinatörü Gökhan Yalkalk ve muhabir/editör İbrahim Danış’a gönderilen uzlaşma veya herhangi bir talepleri olup olmadığına yönelik yazıya belirtilen süre içinde cevap verilmemiştir.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:

– Haberde, Şikayetçi’nin resmine ve evin içinde çekilmiş “özel alan” fotoğraflarına yer verilmemiştir. Haberde, hırsızlık olayı sonrası bölgede ve ilçede yaşayanların olay ve yöntemler konusunda uyarılabilmesi konusunda bir kamu yararı bulunmaktadır. Şikayetçi’nin başvurusu üzerine haber, buyuktorbali.com sitesinden kaldırılmıştır.

Yukarıdaki sebeplerden, Büyük Torbalı gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Serkan Günbay, Haber Koordinatörü Gökhan Yalkalk ve muhabir/editör İbrahim Danış hakkındaki şikayet “yersiz” bulunmuştur. 

 

,

TÜRK TABİPLER BİRLİĞİ MERKEZ KONSEYİ’NİN ŞİKAYETİNİ DEĞERLENDİREN BASIN KONSEYİ YÜKSEK KURULU, YENİ AKİT GAZETESİ SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ ALİ İHSAN KARAHASANOĞLU VE MUHABİR HARUN SEKMEN’İ “KINAMA” KARARI ALDI

REFERANS: 2017/03

 

ŞİKAYET EDEN:

Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi adına Genel Sekreter Dr. Sezai Berber

 

ŞİKAYET EDİLEN:

Ali İhsan Karahasanoğlu (Yeni Akit gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü)                                  Harun Sekmen (Yeni Akit gazetesi muhabiri)

 

ŞİKAYET KONUSU:

Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi, Yeni Akit gazetesinin 3 Ocak 2017 tarihli “Kandil’in Sesi Tabip Odası Kapatılsın” başlıklı sürmanşet haberinde geçen suç isnadları nedeniyle şikayet başvurusunda bulunmuştur. TTB, haberde geçen “PKK’nın propagandasının yapıldığı makale”, “Kandil’in makalesi” ifadelerinin gerçeğe aykırı olduğunu söylemektedir. Habere konu olan ve TTB’ye ait Mesleki Sağlık ve Güvenlik dergisinde yer alan “Çalışma Ortamında ‘Barış Sağlıkçısı’ Olmak” başlıklı makalede yer alan bazı cümlelerin, yazının bütünlüğünden koparılarak verildiği, bu makale vasıtasıyla ve birbiriyle bağlantısı olmayan konular arka arkaya sıralanarak meslek örgütünün kapatılması talebinde bulunulduğunu ileri sürmektedir.

 

ŞİKAYETE KONU HABERDE ŞU İFADELER GEÇMEKTEDİR:
03 Ocak 2017 tarihli “Kandil’in Sesi Tabip Odası Kapatılsın”:

“Gezi Parkı eylemlerinde çapulculara her türlü desteği veren, her fırsatta devlet ve millet düşmanlığını gözler önüne sermekten çekinmeyen, devletin milyonlarca dolar zarara uğratıldığı ilaç vurgununda suspus olan, PKK’nın katlettiği doktorlar karşısında üç maymunu oynayan ve şimdi de yayınlattığı makale ile ‘Kandil’in sesi’ olan Türk Tabipler Birliği kapatılmalı…”

“Türk Tabipler Birliği’nin devlet ve millet düşmanlığı konusundaki sicilleri oldukça kabarık.”

“Meslek kuruluşundan ziyade marjinal sol örgüt tavrıyla hareket eden Türk Tabipler Birliği’nin Aralık ayında çıkardığı Mesleki Sağlık ve Güvenlik dergisinde yer alan bir makale “Bu kadar da olmaz” dedirtti. Kandil ağzıyla yazılmış ‘Çatışma Ortamlarında Barış Sağlıkçısı Olmak’ isimli makalede ‘hendek’ terörü kutsandı.”

“Kandil ağzıyla yazılmış makalede İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Genel Sekreteri Samet Mengüç, Mahfuz Karaaslan, Onur Naci Karahancı, Feray Kaya, Arzu Türkmen, Veysi Ülgen, Halis Yerlikaya’nın ismi bulunuyor.”

 

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR:

Yeni Akit gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Ali İhsan Karahasanoğlu ve Yeni Akit gazetesi muhabiri Harun Sekmen’e uzlaşma veya herhangi bir temsil talepleri olup olmadığına yönelik yazı gönderilmiş, belirtilen süre içinde cevap gelmemiştir.

 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:

-Şikayete konu haberde “devlet ve millet düşmanı”, “terör örgütü PKK’nın arka bahçesi haline gelen”, “bir mesleki yapılanmadan ziyade aşırı sol örgütlerin propaganda merkezi gibi çalışan”, “PKK propagandası yapan”, “Kandil ağzıyla yazan” ve “PKK’nın katlettiği doktorlar karşısında üç maymunu oynayan” gibi ağır ithamlarda bulunulmuştur.

-Türk Tabipler Birliği “Devlet ve millet düşmanlığı konusunda sicili kabarık” ifadesini karşılayacak herhangi bir soruşturma, kovuşturma veya mahkeme kararı bulunmadığını beyan etmiştir.

-Haberde, makaleye imza atan TTB yönetici ve üyeleri isimleriyle sıralanarak hedef gösterilmiştir.

-Haberin çıktığı gün yapılan tekzip talebine muhabir Harun Sekmen tarafından TTB’ye gönderilen 8 maddelik “koşullu tekzip” uygulamasıyla karşılık verilmiş, Basın Meslek İlkeleri’nde yer alan “cevap ve tekzip temel hakkı” şarta bağlanmıştır.

-Tekzip koşulu olarak sunulan soru listesinde habere konu makale ile ilgisi olmayan başlıklara yer verilmiş, Türk Tabipler Birliği’ne “kanun ve mevzuatta” olmayan ifadeleri kullandığı iddiasıyla hesap sorulmuş, internet sitesinde yer alan içerik tercihleriyle ilgili bir nevi “savunma” istenmiştir.

-Ayrıca, makalede tanıklığına başvurulan kişinin kimliğinin açıklanması istenmiştir.

-Tekzip yayımlanmadığı gibi yeni bir haberle bu koşullar listesinde geçen sorulara yer verilmiş ve yine suç isnadında bulunulmuştur.

-TTB, tekzibi konu eden habere de tekzip yazısı göndermiş, ancak dikkate alınmamıştır.

Yukarıdaki sebeplerden, 3 Ocak 2017 tarihli “Kandil’in Sesi Tabip Odası Kapatılsın” başlıklı sürmanşet-haber nedeniyle Yeni Akit gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Ali İhsan Karahasanoğlu ve muhabir Harun Sekmen’e,

Basın Meslek İlkeleri’nin “Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” diyen 4. maddesi,

“Suçlu olduğu yargı kararıyla belirlenmedikçe, hiç kimse ‘suçlu’ ilan edilemez.” diyen 9. maddesi,

“Yasaların suç saydığı eylemler, gerçek olduğuna inandırıcı makul nedenler bulunmadıkça kimseye atfedilemez” diyen 10. maddesi,

“Basın organları, yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı duyarlar.” diyen 16. maddesi uyarınca oy birliğiyle “kınama” kararı verilmiştir.

,

BASIN KONSEYİ YÜKSEK KURULU, GAZETECİ NİJAT AYVAZ’A Lambadakicin.net SİTESİ, YouTube VE SOSYAL MEDYA HESAPLARINDAN YAYIMLADIĞI TESKİ GENEL MÜDÜRÜ ŞAFAK BAŞA HAKKINDAKİ HABERLER NEDENİYLE OY BİRLİĞİYLE “KINAMA” KARARI VERDİ

REFERANS:                   2017/01

ŞİKAYET EDEN:          Şafak Başa (TESKİ Genel Müdürü)

ŞİKAYET EDİLEN:      Nijat Ayvaz (Lambadakicin.net yayın yönetmeni)

 

ŞİKAYET KONUSU:

Lambadakicin.net, YouTube kanalı ve sosyal medya hesaplarında yayımlanan Nijat Ayvaz imzalı 9 Kasım 2016 tarihli “Şafak Başa TESKİ’de İşleri Siz Böyle Mi Denetliyorsunuz?”, 12.11.2016 tarihli “Ergene’de Büyük Yolsuzluk”, 24.11.2016 tarihli “Muhtarlar Tehdit Mi Edildi?” haberler.

ŞİKAYETE KONU HABERLERDE ŞU İFADELER GEÇMEKTEDİR:

9.11.2016 tarihli “Şafak Başa TESKİ’de İşleri Siz Böyle Mi Denetliyorsunuz?” :

Haber Tekirdağ, Altınova mevkindeki dere ıslah çalışmasıyla ilgilidir. Nijat Ayvaz, “TESKİ’de sahte hakediş kontrolsüz işler mi söz konusu” altyazısıyla “sahtecilik” iddiasında bulunmuş ancak haber boyunca bu iddiasını kanıtlayacak bir belge sunmamıştır. Kendi ifadesiyle su kanalının iki duvarı arasındaki “kot farkını gidermek amacıyla” yapılmış duvar yükseltme çalışmasını “İşte görevi kötüye kullanmak bu” ifadesiyle aktarmıştır. “Bizim de TESKİ hakkında sürekli söylediğimiz bir şey var: Sahte hakedişlerden söz ediyorduk hani, işte o sahte hakedişler böyle bir şey” diyerek devam eden dere ıslah çalışmasını göstermiştir, tahminen on santim kadar yükseltilmiş duvarı kanıt olarak sunmuştur. “Görevi kötüye kullanmak da işte bunun tarifi.” demiştir.

12.11.2016 tarihli “Ergenede’de Büyük Yolsuzluk” :

Nijat Ayvaz, haber boyunca Ergene içme suyu çalışmalarıyla ilgili yolsuzluk yapıldığını iddia etmiş, buna kanıt olarak mahallede yaptığı gezide karşılaştığı devam eden inşaat görüntülerini sunmakla yetinmiştir. Haber çekimi sırasında karşılaştığı Sağlık Mahallesi Muhtarı Turgut Şentürk’e altyapı çalışmlarıyla ilgili sorular sormuştur. Muhtar Turgut Şentürk, konuyu yakından takip ettiğini, devam eden altyapı/içme suyu inşaatı sırasında yaşanan aksaklıkları TESKİ’ye ilettiklerini ve bölgede kullanılan malzemenin İlbank ve TESKİ şartnamelerine uygun olduğunun tespit edildiğini, şikayetler sonrasında bölgedeki altyapı inşaatının üç kez denetimden geçtiğini aktarmıştır. Ancak Nijat Ayvaz haber boyunca anons ve altyazılarıyla “yolsuzluk” “malzeme vurgunu” “TESKİ çetesi” “büyü vurgun çetesi” “çıkar amaçlı örgüt” ifadelerini tekrar tekrar kullanmış, “Yolsuzluk batağına sürüklenen TESKİ’ye kayyum atanacak mı?” sorusunu sormuştur. Haber boyunca Nijat Ayvaz, “yolsuzluk”, “vurgun”, “çete” iddialarını kanıtlayacak bir delil sunmamıştır. Yukarıda belirtilen ifade, itham ve iddialarına kaynak olarak “TESKİ müteahhitlerini ” göstermiştir. Bu haberde TESKİ müteahhitlerinin kimler olduğu ve hangi delillere dayanarak bu ithamlarda bulunduklarına değinilmemiştir.

12.11.2016 tarihli “Muhtarlar Tehdit Mi Edildi?”

*Muhtarlar tehdit mi edildi?” “Şafak Başa muhtarlar üzerinde baskı mı kurdu?” sorularını haber boyunca tekrarlamış, kanıt olarak Ergene Yeşiltepe Mahallesi Muhtarı Hüseyin Doğru’nun 9.11.2016 tarihli “Ergene’de Büyük Yolsuzluk” haberinde altyapı çalışmalarının neden olduğu sorunları eleştirip, “Buradakilere ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapıyorlar.” dedikten sonra başka bir videoda TESKİ kameralarına konuşan Muhtar Hüseyin Doğru’nun belediye başkanı ve TESKİ genel müdürüne teşekkür etmesi, “Daha önce asbestli borudan su içiyorduk, nihayet temiz içme suyuna kavuşuyoruz, TESKİ’den Allah razı olsun.” “Bu çalışmayı biraz daha düzenli, biraz daha tertipli… veyahut, bitirdiğiniz topraklara mıcırı atılırsa, bu şekilde bir çalışma yapılırsa inanın ki halk bundan o kadar muzdarip olmayacak. O kadar şikayetçi olmayacak. Vatandaş daha rahat yaşayacak.”, “Allah razı olsun, sıkıldığımız zaman telefon ediyoruz, dönüyor, cevap veriyor.” sözlerini TESKİ’nin tehtidi altında söylediğini iddia etmiştir.

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR:

Lambadakicin.net yayın yönetmeni, YouTube Lambadakicin.net kanalı ve ilgili sosyal medya hesaplarının sahibi Nijat Ayvaz’a gönderilen uzlaşma veya herhangi bir talepleri olup olmadığına yönelik yazıya belirtilen süre içinde cevap gelmemiştir. E-posta yoluyla gönderilen ve bu iddiaları kanıtlayabilecek delil sunup sunmayacakları ile ilgili mektuba da belirtilen süre içinde cevap verilmemiştir.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:

– Nijat Ayvaz’ın şikayete konu haberlerde TESKİ yönetimi ve Şafak Başa’yı “sahtecilik”, “görevi kötüye kullanma”, “yolsuzluk”, “malzeme vurgunu”, “TESKİ çetesi”, “büyük vurgun çetesi”, “çıkar amaçlı örgüt”, “muhtarları tehdit” gibi ifade ve iddialarla itham etmiş ancak bu iddiaları kanıtlayacak herhangi bir delil sunmamıştır.

– Şikayetçinin sunduğu belgeler incelenmiş, Nijat Ayvaz’ın 9 Şubat 2015 tarihinden bu yana TESKİ ve Şafak Başa aleyhine toplam 37 haber yaptığı ve bu haberlerde ağırlıklı olarak “yolsuzluk” ve “çete” iddialarına yer verdiği ancak Nijat Ayvaz’ın şikayete konu haberlerde ve daha sonra şikayetçinin Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla belge sunulması talebine, bu iddiaları kanıtlayan deliller sunmadığı görülmüştür. Gazeteci Nijat Ayvaz, Basın Konseyi Genel Sekreterliği’nin ilgili haberlerde geçen iddialarla ilgili belge ve ispatı olup olmadığına dair yazısını yanıtsız bırakmıştır.

Şikayete konu 9 Kasım 2016 tarihli “Şafak Başa TESKİ’de İşleri Siz Böyle Mi Denetliyorsunuz?”, 12.11.2016 tarihli “Ergene’de Büyük Yolsuzluk”, 24.11.2016 tarihli “Muhtarlar Tehdit Mi Edildi?” başlıklı haberlerde kullandığı “sahtecilik”, “görevi kötüye kullanma”, “yolsuzluk”, “TESKİ çetesi”, “büyük vurgun çetesi”, “çıkar amaçlı örgüt”, “muhtarları tehdit” iddia ve ithamlar nedeniyle Nijat Ayvaz’a

Basın Meslek İlkeleri’nin “Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” diyen 4. maddesi ,

“Soruşturulması gezetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz.” diyen 6. maddesi,

“Yasaların suç saydığı eylemler, gerçek olduğuna inandırıcı makul nedenler bulunmadıkça kimseye atfedilemez” diyen 10. maddesi uyarınca oy birliğiyle “kınama” kararı verilmiştir.

,

BASIN KONSEYİ YÜKSEK KURULU, MEHMET ALİ AĞAŞÇIOĞLU, SONER AKGÜL, DİLAVER DERYA İDEMEN, UĞUR ZİYA YILDIRIM VEKİLİ Av. CİHAT TORTUM’UN, TAKVİM GAZETESİNİN 23 KASIM 2016 TARİHLİ “HÜRRİYET’İN TEĞMENİ FETÖ’CÜ ÇIKTI: IŞIK EVLERİ’NDEN WEST POİNT’E” HABERİYLE İLGİLİ ŞİKAYETİ HAKKINDA TAKVİM GAZETESİ GENEL YAYIN YÖNETMENİ ERGÜN DİLER’E VE TAKVİM GAZETESİNE OY BİRLİĞİYLE KINAMA KARARI VERMİŞTİR

REFERANS: 2016/63

ŞİKAYET EDEN:

Mehmet Ali AĞAŞÇIOĞLU Soner AKGÜL
Dilaver Derya İDEMEN Uğur Ziya YILDIRIM

ŞİKAYET EDİLEN:

Ergün DİLER (Takvim gazetesi Genel Yayın Yönetmeni)

ŞİKAYET KONUSU:

Mehmet Ali AĞAŞÇIOĞLU, Soner AKGÜL, Dilaver Derya İDEMEN, Uğur Ziya YILDIRIM, Takvim gazetesinin 23 Kasım 2016 tarihli manşet ve Ergün Diler imzalı köşe yazılarında, şikayet edenlerin Işık Evleri kökenli oldukları ve FETÖ’ye mensup bulundukları yönündeki iddialara yer verilmiştir. Şikayet edenler, bu iddiaları “gerçeği aykırı, iftira niteliğinde, şeref ve haysiyeti rencide edici” bularak Basın Konseyi’ne şikayet başvurusunda bulunmuştur.

ŞİKAYETE KONU HABER VE KÖŞE YAZISINDA ŞU İFADELER GEÇMEKTEDİR:

23.11.2016 “Hürriyet’in Teğmeni FETÖ’CÜ ÇIKTI: Işık Evleri’nden West Point’e”:

Birinci sayfada, West Point okuyan Türk öğrencilerin listesi verilmiştir.

23.11.2016 “Hepsi West Point’ten”:

UĞUR ZİYA YILDIRIM…
Şu an NATO’nun İzmir’deki ÜSSÜNDE görev yapıyor. Aynı zamanda Kara Kuvvetleri’nde operasyon analisti.”

DERYA İDEMEN…
1990’da West Point’te eğitim aldı. (…) Okul yıllarında kendisiyle ilgili olarak ÇOK UÇUK UÇAK MAKETLERİ YAPARDI notu düşülmüş. Biraz da çapkınmış! IŞIK EVLERİNİN KIDEMLİSİ…

SONER AKGÜL…
1994’te West Point’te bilgisayar programları üzerine eğitim aldı. Şu an Türk Silahlı Kuvvetleri’nde görevli. Helikopter pilotluğu uzmanlık alanı. Sınavları hazırlayan etkili isimlerden biri.”

MEHMET ALİ AĞAŞÇIOĞLU…
1989 yılında West Point’ten mezun oldu. Şu an özel bir havayolunda pilot olarak görev yapmakta. Işık evleri kökenli…”

“Yukarıda saydığım isimler hakkında ne kadar araştırırsanız bir BİLGİ sahibi olma şansınız yok.

“Hepsinin geçmişinde IŞIK EVLERİ var. Bu hepsinin FETÖ’cü olduğu anlamına gelmez elbette. Ama içlerinde West Point’li olup DARBEDE ÖLÜM EMRİ verenler var. 15 Temmuz’un tam kalbinde olanlar var. Elbette herkesi aynı kaba koyacak değiliz. Ama Amerikalı yetkililerin “15 Temmuz Kalkışması’nın arkasında ABD var!” diyen gazetecileri eleştirmesi biraz tuhaf bir durumdu. Önce özeleştiri getirmek zorundaydılar. Ama yapmadılar. türikey ateş topunun içinden geçerken bunun ucunun kendilerine dokunmaması mümkün değildi. KALKIŞMANIN içinde kendi adamları da vardı.”

“Bu isimlerin hepsi doğrudan FETÖ’den emir alıyor ve onun sonuna kadar bağlı demiyorum.
Diyemem. Ama ortada Amerikalılar’ın şikayet etmesine rağmen WEST POİNT gerçeği var. Başka şeyler de var ama neyse…

Bir de burada BYLOCK ile tavan yapan HÜRRİYET’İN FETÖ’ye ilgisi var! Belki bunlar da bilerek yapmıyorlardır ama hikayelerini parlattıkları kişiler IŞIK EVLERİ KÖKENLİ… Bu da tesadüf müdür bilemem…

Ben bir dostumun benimle paylaştıklarını size aktarıyorum. Yorum yapıp bir sonuca varma niyetinde değilim… Sadece anlatmak istedim. Bizden şikayet edenlerin de okumasını umarak… DURUM BU!”

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR:

Takvim gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ergün Diler’e gönderilen uzlaşma veya herhangi bir talepleri olup olmadığına yönelik yazıya belirtilen süre içinde cevap verilmemiştir.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:

Av. Cihat Tortum, “Şikayet Edenler”in hayatları boyunca Işık Evleri’nde kalmadıklarını, FETÖ ya da benzeri terör örgütü yapılarında yer almadıklarını beyan etmiştir. Terör örgütü üyeliği ve FETÖ bağlantılı başka bir nedenle “Şikayet Edenler” hakkında soruşturma veya dava açılmadığı görülmüştür. Muazzaflar, görevlerine halen devam etmektedir.

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, şikayete konu 23 Kasım 2016 tarihli “Hürriyet’in Teğmeni FETÖ’cü Çıktı: Işık Evleri’nden West Point’e” manşet-haberi ve aynı sayının 11. sayfasında yer alan “Hepsi West Point’ten” yazısı nedeniyle Takvim gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ergün Diler’e:

“Işık Evleri’nde West Point’e” başlığı atarak Şikayet Edenler’in isimlerini yayımlamak, “bir arkadaşından duyduğu” bilgilerle yazı boyunca terör örgütü (FETÖ) üyeliğiyle itham etmek ve yazıda geçen “Hepsinin geçmişinde Işık Evleri var”, “Işık Evleri’nin kıdemlisi”, “bunların hepsi Işık Evleri’nden”, “Işık Evleri kökenlidir” ifadeleri nedeniyle;

Basın Meslek İlkeleri’nin “Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez.” diyen 4. maddesi ,

“Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz.” diyen 6. maddesi,

“Suçlu olduğu yargı kararıyla belirlenmedikçe hiç kimse ‘suçlu’ ilan edilemez.” diyen 9. maddesi uyarınca “kınama” verilmesi ve

“Basın organları, yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı duyarlar.” diyen 16. maddesi uyarınca Takvim gazetesine oy birliğiyle “kınama” kararı vermiştir.

 

BKYK, İZMİR EŞREFPAŞA HASTANESİ BAŞHEKİMİ ALİ SERDAR PEDÜKCOŞKUN’UN BAŞVURUSU ÜZERİNE ŞABAN ARSLAN, HÜLYA ÜNLÜ VE CEYHAN TORLAK’A “UYARI”, SABAH GAZETESİNE KINAMA “KARARI” VERDİ

24.12.2016

 

KARAR

Ali Serdar Pedükcoşkun vekili Av. Bahadır Mete’nin şikayette bulunduğu 1 Aralık 2016 tarihli Sabah gazetesi eki Egeli Sabah’ta yayımlanan “Yoğun Bakımı Otele Çevirdi” haberi nedeniyle Bölge Yayınları Koordinatörü Şaban Arslan, Haber Müdürü Hülya Ünlü ve Muhabir Ceyhan Torlak’a oy çokluğuyla “uyarı” kararı verilmiştir. Cevap, düzelti ve tekzip hakkını hiçe sayması nedeniyle Sabah gazetesine “kınama” kararı verilmiştir.

 

REFERANS:                    2016/61

ŞİKAYET EDEN:

Ali Serdar PEDÜKCOŞKUN

ŞİKAYET EDİLEN:

Erdal ŞAFAK (Sabah gazetesi GYY)

Metin YÜKSEL (Sabah gazetesi GYY Yrd)

Kemal KÖK (Sabah gazetesi Yayın Koord.)

Şaban ARSLAN (Bölge Yayınları Koord.)

Hülya ÜNLÜ (Haber Müdürü)

Ulaş YILDIZ (Tüzel Kişi Temsilcisi)

Şefik ÇALIK (Sorumlu Müdür)

Ceyhan TORLAK (Muhabir)

 

ŞİKAYET KONUSU:

1 Aralık 2016 tarihli Sabah gazetesi, “Egeli Sabah” ekinde Ceyhan Torlak imzalı “Yoğun Bakımı Otele Çevirdi” başlıklı manşetten verilen haber hakkında İzmir Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi V. – Ali Serdar Pedükcoşkun’un Sabah gazetesi yöneticileri ve muhabiri hakkındaki şikayeti.

 

ŞİKAYETE KONU HABERDE ŞU İFADELER GEÇMEKTEDİR:

01.12.2016 “Yoğun Bakımı Otele Çevirdi” başlıklı haberde:

“Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Pedükcoşkun, bakıcısı ameliyat edilince Alzheimer hastası kayınvalidesine aylarca hastanede baktı.”

“Rahatsızlanan gelini için İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bünyesindeki Eşrefpaşa Hastanesi’ne başvuran Reyhan Şap, ‘Yoğun bakımda yer yok.” cevabını aldı. Şap, 10 kişilik yoğun bakımda boş yer olduğunu ancak başhekimin kayınvalidesinin gerekmediği halde burada tutulduğunu öğrenince, BİMER’e şikayette bulundu.”

“Şap, yoğun bakım ünitesinde Alzheimer hastasının bu kadar uzun süre kalmasının gerekmediğini herkesin bildiğini, kendilerin haksızlık yapıldığını söyledi. Hastane kayıtlarında Başhekim Serdar Pedükcoşkun’un kayınvalidesi Mübeccel Tobul’un 27 Nisan-24 Kasım arasında 19 kez yatış işlemi yapıldığı görülüyor.”

“İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Eşrefpaşa Hastanesi’nin Başhekimi Serdar Pedükcoşkun’un Alzheimer hastası kayınvalidesi Mübeccel Tobul’u (86) aylarca hastanenin yoğun bakım ünitesinde ağırladığı belirlendi.”

“Şap, yaptığı araştırmada 10 kişilik yoğun bakım ünitesinin boş olduğunu öğrenince Başbakanlık İletişim Merkezi (BİMER) şikayette bulundu. Şap, kişaket dilekçesine, ’25 Eylül 2016’da hastama yoğun bakım gereksinimi oldu. İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi’ne götürmek istedim. Ancak oradaki yoğun bakıma sadece kendi hastalarının alındığını, nöbetçi doktorun da biyokimya ya da enfeksiyon hastalıkları uzmanı olduğunu öğrendim. Burada mağduriyetim şudur. Neden hastamı belediye hastanesinin yoğun bakım ünitesine yatıramıyorum? Neden bu hastanede yoğun bakımda enfeksiyon ve biyokimya uzmanları nöbet tutuyor? İzmir halkı olraak Eşrefpaşa Hastanesi yoğun Bakım Ünitesin’nden Sağlık Bakanlığı aracılığıyla faydalanmak istiyoruz. Usulünce nöbet tutulmasını İzmir halkı olarak istiyoruz. Başbakanlık’tan ricamız hastanenin daha güzel işletilmesidir.’ diye yazdı”

“Şikayetten iki hafta sonra Eşrefpaşa Belediye Hastanesi Başhekimliği’nden Reyhan Şap arandı. Hastane yetkilileri telefonda Şap’a ‘Hastanızı ne zaman isterseniz getirin yatırlamı. Ortaya çıkan bu durumdan dolayı özür delirez. Hastanemizin kapısı size her zaman açık.’ dedi. Hastane yetkilileri ayrıca Şap’tan özür ziyaretine gidebilmek için adresini istedi. Ancak Şap adresini vermedi. Konu ile ilgili Egeli Sabah’a konuşan Şap, ‘Bize haksızlık yapıldı. Hastamı boş yer olmasına rağmen yatırmadılar. Daha sonra Hastane Başhekimi Serdar Pedükcoşkun’un Alzheimer hastası kayınvalidesi Mübeccel Tobul’u hastanenin yoğun bakım ünitesine yatırdığını öğrendim. Bakıcısı ameliyet oludğu için kayınvalidesini hastaneye almışlar. Alzheimer hastalarının yoğun bakım ünitesinde bakılmasına gerek olmadığını herkes biliyor. Normal serviste yatabilirler. Bahekim yoğun bakımı kayınvalidesi için otel gibi kullanmış. Hastanede CHP’lilerin yakınlarına kolaylık sağlanıyor. Sıradan vatandaşa haksızlık yapılıyor.’ dedi.”

“Şap, hijyen endişesiyle zamn zaman başka hiçbir hastanın da yoğun bakım ünitesinde alınmadığını öğrendiğini söyledi.”

“Egeli Sabah’ın yaptığı araştırmada. Hastane Başhekimi Pedükcoşkun’un kayınvalidesinin 27 Nisan 2016 kasım ayır ortalarına kadar hastaneye 19 kez yatışının yapıldığı görüldü. Bu sürecin büyük bir kısmının yoğun bakım ünitesinde geçtiği öğrenildi.”

 

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR:

Sabah gazetesi yetkilileri: Erdal Şafak (Genel Yayın Yönetmeni), Metin Yüksel (Genel Yayın Yön. Yrd.), Kemal Kök (Yayın Koordinatörü), Şaban Arslan (Bölge Yayınları Koordinatörü), Hülya Ünlü (Haber Müdürü), Ulaş Yıldız (Tüzel Kişi Temsilcisi), Şefik Çalık (Sorumlu Müdür) ve Ceyhan Torlak’a (Muhabir) gönderilen uzlaşma veya herhangi bir talepleri olup olmadığına yönelik yazıya belirtilen süre içinde cevap verilmemiştir.

 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:

Şikayetçi tarafından Basın Konseyi’ne sunulan belgeler doğrultusunda. Habere kaynak gösterilen Reyhan Şap adlı hasta yakınının “Yoğun bakımda yer yok” cevabı aldığını iddia ettiği başvuruya hastane kayıtlarında rastlanamamıştır. Aynı şekilde bu isimle BİMER’e Reyhan Şap ismiyle yapılmış herhangi bir başvuruya rastlanmamıştır.

Habere konu, başhekimin kayınvalidesi olan hastanın adının ve yaşının yanlış verildiği anlaşılmıştır. Tanısı konmuş, sabit hastalık kayıtları, Basın Konseyi’ne yapılan başvuruya eklenmiştir. Ayrıca, hastanın, haberde geçirildiği gibi 19 kez değil, raporlu ve kayıtlı olarak 6 kez hastaneye yatırıldığına dair hastane kayıtları sunulmuştur.

Şikayet dilekçesinde, haberde geçtiği gibi, hastanın bakıcısı olmadığı ifade edilmiş, hastaya kızlarının baktığına yer verilmiştir.

Haberde, Eşrefpaşa Hastanesi yoğun bakım ünitesinde 10 yatak olduğu yazılmışken, aslında 4 yatak bulunmaktadır.

Haberde, yoğun bakım ünitesine zaman zaman “hijyen nedeniyle” başka hasta kabul edilmediği yazılmıştır, ancak şikayet sahibinin sunduğu yoğun bakım hasta yatış kayıtları, bu iddianın aksini söylemektedir.

Hastanın kişisel bilgileri habere konu edilmiştir. Özel hayatının gizliliği ve kişisel haklarının yok sayıldığı görülmektedir.

“CHP’li yakınlarına kolaylık sağlanması” gibi iddialara, ispatları sunulmadan haberde yer verilerek hastane ve başhekimin adı karalanmaya çalışılmıştır.

Sabah gazetesi, Noter’den gönderilen tekzip talebine kayıtsız kalmış, geçen yasal süre içinde tekzip metnini yayımlamamıştır.

Şikayete konu manşet 1 Aralık 2016 tarihli “Yoğun Bakımı Otele Çevirdi” başlıklı haber nedeniyle Şaban Arslan, Hülya Ünlü ve Ceyhan Torlak’a

Basın Meslek İlkeleri’nin “Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” diyen 4. maddesi ,

“Soruşturulması gezetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz.” diyen 6. maddesi uyarınca oy çokluğuyla “uyarı” kararı verilmiştir.

“Basın organları, yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı duyarlar.” diyen 16. maddesi uyarınca Sabah gazetesine “kınama” kararı verilmiştir.

 

BASIN KONSEYİ YÜKSEK KURULU, SARAY BELEDİYE BAŞKANI NAZMİ ÇOBANI’IN ŞİKAYETİNİ DEĞERLENDİRDİ. SARAY GÖZLEM GAZETESİ YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ MEHMET TOKTA VE KÖŞE YAZARI CEVDET AKTAŞ’A “KINAMA” KARARI VERDİ.

 

REFERANS: 2016/62

ŞİKAYET EDEN:          Nazmi ÇOBAN

ŞİKAYET EDİLEN:       Cevdet AKTAŞ (köşe yazarı)

Mehmet TOKTA (Saray Gözlem Gazetesi Yazı İşleri Müdürü)

 

ŞİKAYET KONUSU:

Saray Belediye Başkanı Nazmi Çoban, Saray Gözlem gazetesinde Cevdet Aktaş imzalı, 1.Kasım.2016 tarihli “Atatürk İle Aldatmak” ve 4. Kasım.2016 tarihli “Sap Gibi Durmak” başlıklı köşe yazıları hakkında şikayet başvurusunda bulunmuştur.

 

ŞİKAYETE KONU KÖŞE YAZILARINDA ŞU İFADELER GEÇMEKTEDİR:

01.11.2016 “Atatürk İle Aldatmak”:

“Başkan taslağı… Hey gafil… Kendine gel. Haddini bil. Sen Atatürkçü müsün? Senin Atatürkçü’lüğüne şeytan bile şaşar. Bu kadar sahtekarlık olmaz. Dinimizde gerçekten 30-33 tane peygamberimizin hadisi şerifi vardır. En gerçeği 17 tane olduğudur. Ama ne yazık ki muaviye Müslümanları, bunları milyonlara çıkardılar. O zamanlar senin gibi ağzı laf yapanlara para ile milyonlarca hadisi şerif uydurttular.”

 

“Be hey gafil… Sen Başkan olduğunu mu sanıyorsun. Git şuradan, sen başkan olmadın. Yalnız başkancılık oynuyorsun. Hani laf aramızda yabancı da değilsin, eşin olmasa o belediyeye girip ayakta duramaycaktın. 3 ay mı desem, 6 ay mı desem, yoksa bir sene mi desem, yok sa hala mı belediyeye seni eşin götürdü ve götürüyor.

Sen eğitimini aldığın öğretmenliği yapamadın. (yapmadın) Ama maaşlarını 13 yıldır tıkır tıkır aldın. Çıtır çıtır yedin. Oysa devlet sana gel senden öğretmen yapayım demedi. Sen gittin beni öğretmen yap dedin. Öğretmenliğini ‘ben inanmadığım devlete hizmet etmem’ dedin. (Bunlar devletin kayıtlarında saklı) yapmadın. Yapma Allah aşkına, daha fazlası bu millete hakaret. Senin nasıl bir insan olduğunu herkes çok iyi biliyor. Sen yalnızca rol yapıyorsun. (oynuyorsun) Bu çok iyi görülüyor, biz seyirciyiz. Gözümüzden kaçmaz.”

“Ne kadar da iyi biliyorsun, reklamsız senden hiçbir şey olmayacağını çok iyi biliyorsun. (…) Hele bir tanesi başkanlığının (taslaklığının) ilk günlerinden beri yerinde durmaktadır. Oysa bunların dakikası dakikasına vergilendirilmesi söz konusu. inanmıyorsan Yargıtay içtihatları ile Ak Parti Tekirdağ Eski elediye Başkanı Ahmet Aygün bunları saniyesi saniyesine ödedi, araştırabilirsin.”

Hoşça kal Gafil

Bundan sonra sana tavsiyem kişisel reklamlarını yalnız babanın samanlık duvarına as! O da Göçerler Mahallesi halkı kabul ederse.”

04.11.2016 “Sap Gibi Durmak”:

“Göreceksiniz ki kendisini yüce başkan sanan, cüce başkan, Cumhuriyet Bayramı töreninde; Atatürk’ün ve halkımızın karşısında, amiri sayılan Kaymakamın yanında, herkesin esas duruş ve selamlama sırasında hülyalara dalmış, ilçemizdeki ülkemiz yönetim kadrosunun Saray birimi ile beraber ama ne yazık ki bir başıbozuk olarak yeknesaklığı ve ciddiyeti bozarak Atatürk’ü ve halkımızı selamldığını sanıyor. Olmaz olamaz böyle bir şey haddi bildirilmeli. Elli bin Saraylı adına böyle duramaz. Beni ve elli bini böyle temsil edemez.

Kendisini elinden tutup minik anasınıfı öğrencisinin okula götürülmesi gibi Belediyeye getiren sevgli iyeğenim Sabriye Hoca hanım orada da yanında olsaydı, elinden tutup ayağı ile ayağına vurup ‘Hazır ol! Kendine gel!’ diye uyarsaydı. (…) Ne yazık ki o yüce KEPİRTEPE KÖY ENSTİTÜSÜ (İlk Öğretmen Okulu) çok değerli eğitimciler yetiştirirken, belki torpil nedeniyle böyle kendini bilmezler, liyakatsız sözde öğretmenler de mezun etmiş.”

“Ne yazık ki bu kardeşimizin öğretmenlik için de liyakatı yoktu, daha önce parti başkanı oldu orada da liyakatı yoktu. Belediye Başkanlığında da liyakatı olmadığı için bocalıyor, patinaj yapıyor. (…) Alın bu adam Saray Belediye Başkanı. Görün durumu. Bundan temsil, bundan hizmet beklenir mi?”

“Özgür Yeğenime: Benim Göçerler Mahallesinde işim yok, baban reklamlarını asmak için geldiğinde çok dikkatli olsun zehirlenir. Ayrıca bizim burada da çok dolaşan o cüce başkan sağa sola çok rahatsızlık veriyor. Cüce başkan ama büyük haşere, onun için bana da biraz o ilaçlardan gönder de, sağa sola dökelim de zarar görmeyelim.”

Başvuru dosyasına ilişkin not: Şikayet başvurusunda, bu haberde kullanılan görselin saygı duruşu öncesine ait olduğu belirtilmiş, saygı duruşu sırasında çekilmiş fotoğrafın kopyası başvuruya eklenmiştir.

 

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR:

Saray Gözlem gazetesi Yazı İşleri Müdürü Mehmet Tokta’ya gönderilen uzlaşma veya herhangi bir talepleri olup olmadığına yönelik yazıya belirtilen süre içinde cevap verilmemiştir.

 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:

Şikayete konu 1 Kasım 2016 “Atatürk İle Aldatmak” ve 4 Kasım 2016 tarihli “Sap Gibi Durmak” başlıklı yazılar nedeniyle Saray Gözlem gazetesi Yazı İşleri Müdürü Mehmet Tokta ve “konuk yazar” Cevdet Aktaş’a:

 

“Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez.” diyen 4. maddesi ,

“Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz.” diyen 6. maddesi,

“Suçlu olduğu yargı kararıyla belirlenmedikçe hiç kimse ‘suçlu’ ilan edilemez.” diyen 9. maddesi uyarınca “kınama” verilmiştir.

UMUT ORAN’IN ŞİKAYETİNİ DEĞERLENDİREN BASIN KONSEYİ YÜKSEK KURULU, SABAH GAZETESİ KÖŞE YAZARI MAHMUT ÖVÜR’E “KINAMA” KARARI ALMIŞTIR

 

REFERANS: 2016/59

ŞİKAYET EDEN: Umut Oran

ŞİKAYET EDİLEN: MAHMUT ÖVÜR (Sabah gazetesi)

ŞİKAYET KONUSU:

Şikayet başvurusunda bulunan Umut Oran, şikayete konu yazılarla Mahmut Övür’ün hedef saptırarak Gülen Cemaati’yle aslında kendisinin kurduğu ilişkiyi gizlemeye çalıştığını ileri sürmektedir. Umut Oran, şikayet başvurusunda hayatı boyunca Pensilvanya’ya gitmediğini, yazılarda adı geçen CHP’lilerin bu iddiayı yalanlamış olduğunu, bunu bir cevap yazısıyla Mahmut Övür’e ulaştırdıklarını ancak yazının yayımlanmadığını belirtmiştir. Umut Oran, Mahmut Övür’ün yazılarında adı geçen AK Parti milletvekillerinin iddiaları yalanladığını dile getirmiştir. Osman Kaptan’ın Halk TV’de katıldığı ve bu iddiayı doğrulamadığı programın deşifresi şikayet başvurusuna eklenmiştir.

 

ŞİKAYETE KONU HABERLEERDE ŞU İFADELER GEÇMEKTEDİR:

08.09.2016 “Pensilvanya’da 4 CHP’li”

” (…) yıllarca F Tipi diye propaganda yapacaksın (…) Ergenekon, Balyoz Davaları’nda kumpas kurduklarını söyleyeceksin, dahası bununla da kalmayacak binlerce insanı dinlediklerini, bazı siyasi aktörleri komplo kasetleriyle devre dışı bıraktıklarını bile bile onlarla paralel ittifak yapacaksın.

Acaba CHP ve diğer partilerin bu kirli yapıyla ilişkilerini kim, nasıl kurdu?

Bu konuda somut bilgi yok ve FETÖ soruşturmalarından bir sonuç çıkıp çıkmayacağını önümüzdeki günlerde göreceğiz.

CHP’den gidenler var mı, gittilerse neden gittiler?

Washington’a resmi bir gezi için giden eski bir AK Parti milletvekili gitmişken Pensilvanya’ya da uğruyor. Çiftliğin kapısından girdikten sonra hiç beklemediği bir sürprizle karşılaşıyor. FETÖ lideri Gülen, bina kapısında birilerini yolcu ediyor.

Yaklaştıkça yüzler netleşiyor: CHP’li Umut Oran, Gürsel Tekin, Erdoğan Toprak ve Sabahat Akkiraz.

Eski bir AK parti milletvekili de bu ‘Kare As’ın fotoğrafları da var’ diyor.”

10.09.2016 “Cevap Veriyorum”

“Yaptığım şey çok tartışmalı ve çok konuşulan bir iddiayı sadece açığa çıkarmak oldu.

Bu iddia da durduk yere ortaya çıkmış değil. Derin bir arka planı var ve geçmişi Baykal’ın kasetine uzanıyor.

Gürsel Tekin ve Umut Oran’a gelince, yalan iddialar konusunda liderlerini aratmıyorlar. Siyasi tarihimizin belki de en çirkin yalanlarından birinin altında Oran imzası vardı. Ne diyordu 2014’teki yerel seçimlerden önce: ‘Başbakan Erdoğan 25 Şubat’ta ülkeden kaçacak’. Sonra ne oldu? Yerel seçimleri de, cumhurbaşkanlığı seçimini de Erdoğan kazandı. Umut Oran ise FETÖ’den aldığı yalan bilgilerle baş başa kaldı ve CHP’lilerden aday olacak imza bile bulamadı.

Oran, Tekin ve Erdoğan Toprak siyaseten bitmiş durumdalar. Parti tabanları bile oy vermedi bunlara. Doğrusu bitik siyasetçileri gündeme taşıdığım için de üzülüyorum.”

20.09.2016 “4 CHP’liyi Gören Milletvekili”:

“4 CHP’liyle ilgili iddia bir süredir siyaset kulislerinde konuşuluyordu. Özeti şu: Meclis Tarım Komisyonu üyeleri Washington’a bir gezi düzenler. O geziye katılanlardan AK Parti Bayburt Milletvekili Bünyamin Özbek bir günlüğüne Pensilvanya’ya gider ve döner. Dönüşünde Komisyon Başkanı AK Partili İbrahim Yiğit ve Osman Kaptan’a Pensilvanya’da 4 CHP’liyi gördüğünü söyler ve isimlerini de verir. ikisi de ‘Bu mümkün değil’ derler ama Özbek onları gördüğünü emin biçimde anlatır.

Eski milletvekili Bünyamin Özbek’i aradım. Çok rahatsız oldu ve söylenenleri kabul etmedi. Bunun üzerine yaptığım araştırmalarda, Özbek’in ağabeyi ve kardeşinin FETÖ’ye çok yakın olduklarını ve bunun açığa çıkmasından korktuğu için konuşmayacağını öğrendim.

Tam bu araştırmayı sürdürürken, CHP çevresinden benzer bir bilgi geldi. Komisyonun CHP’li üyesi Osman Kaptan da aynı isimleri siyaset çevresine anlatıyormuş. Bunu da bana CHP’nin eski PM üyesi Korkmaz Karaca aktardı. ”

 

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR:

Mahmut Övür adına Sabah gazetesine gönderilen uzlaşma veya herhangi bir talepleri olup olmadığına yönelik yazıya belirtilen süre içinde cevap gelmedi. Aynı yazı daha sonra e-posta yoluyla Mahmut Övür’e ulaştırıldı ancak toplantı saatine kadar herhangi bir yanıt ulaştırılmadı.

 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:

Şikayete konu yazıları nedeniyle Sabah gazetesi köşe yazarı Mahmut Övür’e, Basın Meslek İlkeleri’nin “Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” diyen 4. maddesi , “Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz.” diyen 6., “Yasaların suç saydığı eylemler, gerçek olduğuna inandırıcı makul nedenler bulunmadıkça kimseye atfedilemez” diyen 10. maddesi ve “Basın organları, yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı duyarlar.” diyen 16. maddesi uyarınca “kınama”  verilmesi kararı alınmıştır.