,

TÜRK TABİPLER BİRLİĞİ MERKEZ KONSEYİ’NİN ŞİKAYETİNİ DEĞERLENDİREN BASIN KONSEYİ YÜKSEK KURULU, YENİ AKİT GAZETESİ SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ ALİ İHSAN KARAHASANOĞLU VE MUHABİR HARUN SEKMEN’İ “KINAMA” KARARI ALDI

recensioni su auto opzioni binarie REFERANS: 2017/03

 

binary options trading platform demo account ŞİKAYET EDEN:

Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi adına Genel Sekreter Dr. Sezai Berber

 

http://iviti.co.uk/?vera=piattaforma-opzioni-binarie-senza-deposito-minimo&930=c8 piattaforma opzioni binarie senza deposito minimo ŞİKAYET EDİLEN:

Ali İhsan Karahasanoğlu (Yeni Akit gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü)                                  Harun Sekmen (Yeni Akit gazetesi muhabiri)

 

Köp Strattera på nätet Arvidsjaur, Sverige ŞİKAYET KONUSU:

Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi, Yeni Akit gazetesinin 3 Ocak 2017 tarihli “Kandil’in Sesi Tabip Odası Kapatılsın” başlıklı sürmanşet haberinde geçen suç isnadları nedeniyle şikayet başvurusunda bulunmuştur. TTB, haberde geçen “PKK’nın propagandasının yapıldığı makale”, “Kandil’in makalesi” ifadelerinin gerçeğe aykırı olduğunu söylemektedir. Habere konu olan ve TTB’ye ait Mesleki Sağlık ve Güvenlik dergisinde yer alan “Çalışma Ortamında ‘Barış Sağlıkçısı’ Olmak” başlıklı makalede yer alan bazı cümlelerin, yazının bütünlüğünden koparılarak verildiği, bu makale vasıtasıyla ve birbiriyle bağlantısı olmayan konular arka arkaya sıralanarak meslek örgütünün kapatılması talebinde bulunulduğunu ileri sürmektedir.

 

opciones binarias formula ŞİKAYETE KONU HABERDE ŞU İFADELER GEÇMEKTEDİR:
03 Ocak 2017 tarihli “Kandil’in Sesi Tabip Odası Kapatılsın”:

“Gezi Parkı eylemlerinde çapulculara her türlü desteği veren, her fırsatta devlet ve millet düşmanlığını gözler önüne sermekten çekinmeyen, devletin milyonlarca dolar zarara uğratıldığı ilaç vurgununda suspus olan, PKK’nın katlettiği doktorlar karşısında üç maymunu oynayan ve şimdi de yayınlattığı makale ile ‘Kandil’in sesi’ olan Türk Tabipler Birliği kapatılmalı…”

“Türk Tabipler Birliği’nin devlet ve millet düşmanlığı konusundaki sicilleri oldukça kabarık.”

“Meslek kuruluşundan ziyade marjinal sol örgüt tavrıyla hareket eden Türk Tabipler Birliği’nin Aralık ayında çıkardığı Mesleki Sağlık ve Güvenlik dergisinde yer alan bir makale “Bu kadar da olmaz” dedirtti. Kandil ağzıyla yazılmış ‘Çatışma Ortamlarında Barış Sağlıkçısı Olmak’ isimli makalede ‘hendek’ terörü kutsandı.”

“Kandil ağzıyla yazılmış makalede İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Genel Sekreteri Samet Mengüç, Mahfuz Karaaslan, Onur Naci Karahancı, Feray Kaya, Arzu Türkmen, Veysi Ülgen, Halis Yerlikaya’nın ismi bulunuyor.”

 

quali lavori si possono fare da casa UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR:

Yeni Akit gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Ali İhsan Karahasanoğlu ve Yeni Akit gazetesi muhabiri Harun Sekmen’e uzlaşma veya herhangi bir temsil talepleri olup olmadığına yönelik yazı gönderilmiş, belirtilen süre içinde cevap gelmemiştir.

 

binäre option demokonto DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:

-Şikayete konu haberde “devlet ve millet düşmanı”, “terör örgütü PKK’nın arka bahçesi haline gelen”, “bir mesleki yapılanmadan ziyade aşırı sol örgütlerin propaganda merkezi gibi çalışan”, “PKK propagandası yapan”, “Kandil ağzıyla yazan” ve “PKK’nın katlettiği doktorlar karşısında üç maymunu oynayan” gibi ağır ithamlarda bulunulmuştur.

-Türk Tabipler Birliği “Devlet ve millet düşmanlığı konusunda sicili kabarık” ifadesini karşılayacak herhangi bir soruşturma, kovuşturma veya mahkeme kararı bulunmadığını beyan etmiştir.

-Haberde, makaleye imza atan TTB yönetici ve üyeleri isimleriyle sıralanarak hedef gösterilmiştir.

-Haberin çıktığı gün yapılan tekzip talebine muhabir Harun Sekmen tarafından TTB’ye gönderilen 8 maddelik “koşullu tekzip” uygulamasıyla karşılık verilmiş, Basın Meslek İlkeleri’nde yer alan “cevap ve tekzip temel hakkı” şarta bağlanmıştır.

-Tekzip koşulu olarak sunulan soru listesinde habere konu makale ile ilgisi olmayan başlıklara yer verilmiş, Türk Tabipler Birliği’ne “kanun ve mevzuatta” olmayan ifadeleri kullandığı iddiasıyla hesap sorulmuş, internet sitesinde yer alan içerik tercihleriyle ilgili bir nevi “savunma” istenmiştir.

-Ayrıca, makalede tanıklığına başvurulan kişinin kimliğinin açıklanması istenmiştir.

-Tekzip yayımlanmadığı gibi yeni bir haberle bu koşullar listesinde geçen sorulara yer verilmiş ve yine suç isnadında bulunulmuştur.

-TTB, tekzibi konu eden habere de tekzip yazısı göndermiş, ancak dikkate alınmamıştır.

Yukarıdaki sebeplerden, 3 Ocak 2017 tarihli “Kandil’in Sesi Tabip Odası Kapatılsın” başlıklı sürmanşet-haber nedeniyle Yeni Akit gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Ali İhsan Karahasanoğlu ve muhabir Harun Sekmen’e,

Basın Meslek İlkeleri’nin “Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” diyen 4. maddesi,

“Suçlu olduğu yargı kararıyla belirlenmedikçe, hiç kimse ‘suçlu’ ilan edilemez.” diyen 9. maddesi,

“Yasaların suç saydığı eylemler, gerçek olduğuna inandırıcı makul nedenler bulunmadıkça kimseye atfedilemez” diyen 10. maddesi,

“Basın organları, yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı duyarlar.” diyen 16. maddesi uyarınca oy birliğiyle “kınama” kararı verilmiştir.

,

BASIN KONSEYİ YÜKSEK KURULU, GAZETECİ NİJAT AYVAZ’A Lambadakicin.net SİTESİ, YouTube VE SOSYAL MEDYA HESAPLARINDAN YAYIMLADIĞI TESKİ GENEL MÜDÜRÜ ŞAFAK BAŞA HAKKINDAKİ HABERLER NEDENİYLE OY BİRLİĞİYLE “KINAMA” KARARI VERDİ

binär optionen ebook REFERANS:                   2017/01

http://www.swazilandforum.com/?n=rendimenti-in-opzioni rendimenti in opzioni ŞİKAYET EDEN:          Şafak Başa (TESKİ Genel Müdürü)

binäre optionen einsatz ŞİKAYET EDİLEN:      Nijat Ayvaz (Lambadakicin.net yayın yönetmeni)

 

För Viagra 50 mg utan recept ŞİKAYET KONUSU:

Lambadakicin.net, YouTube kanalı ve sosyal medya hesaplarında yayımlanan Nijat Ayvaz imzalı 9 Kasım 2016 tarihli ikili opsiyon “Şafak Başa TESKİ’de İşleri Siz Böyle Mi Denetliyorsunuz?”, 12.11.2016 tarihli trading gratis demo “Ergene’de Büyük Yolsuzluk”, 24.11.2016 tarihli opcje binarne a polskie prawo “Muhtarlar Tehdit Mi Edildi?” haberler.

كيفية ربح مال من التداول ŞİKAYETE KONU HABERLERDE ŞU İFADELER GEÇMEKTEDİR:

9.11.2016 tarihli broker trade minimo 1 euro “Şafak Başa TESKİ’de İşleri Siz Böyle Mi Denetliyorsunuz?” :

Haber Tekirdağ, Altınova mevkindeki dere ıslah çalışmasıyla ilgilidir. Nijat Ayvaz, “TESKİ’de sahte hakediş kontrolsüz işler mi söz konusu” altyazısıyla “sahtecilik” iddiasında bulunmuş ancak haber boyunca bu iddiasını kanıtlayacak bir belge sunmamıştır. Kendi ifadesiyle su kanalının iki duvarı arasındaki “kot farkını gidermek amacıyla” yapılmış duvar yükseltme çalışmasını “İşte görevi kötüye kullanmak bu” ifadesiyle aktarmıştır. “Bizim de TESKİ hakkında sürekli söylediğimiz bir şey var: Sahte hakedişlerden söz ediyorduk hani, işte o sahte hakedişler böyle bir şey” diyerek devam eden dere ıslah çalışmasını göstermiştir, tahminen on santim kadar yükseltilmiş duvarı kanıt olarak sunmuştur. “Görevi kötüye kullanmak da işte bunun tarifi.” demiştir.

12.11.2016 tarihli  no prescription fincar “Ergenede’de Büyük Yolsuzluk” :

Nijat Ayvaz, haber boyunca Ergene içme suyu çalışmalarıyla ilgili yolsuzluk yapıldığını iddia etmiş, buna kanıt olarak mahallede yaptığı gezide karşılaştığı devam eden inşaat görüntülerini sunmakla yetinmiştir. Haber çekimi sırasında karşılaştığı Sağlık Mahallesi Muhtarı Turgut Şentürk’e altyapı çalışmlarıyla ilgili sorular sormuştur. Muhtar Turgut Şentürk, konuyu yakından takip ettiğini, devam eden altyapı/içme suyu inşaatı sırasında yaşanan aksaklıkları TESKİ’ye ilettiklerini ve bölgede kullanılan malzemenin İlbank ve TESKİ şartnamelerine uygun olduğunun tespit edildiğini, şikayetler sonrasında bölgedeki altyapı inşaatının üç kez denetimden geçtiğini aktarmıştır. Ancak Nijat Ayvaz haber boyunca anons ve altyazılarıyla “yolsuzluk” “malzeme vurgunu” “TESKİ çetesi” “büyü vurgun çetesi” “çıkar amaçlı örgüt” ifadelerini tekrar tekrar kullanmış, “Yolsuzluk batağına sürüklenen TESKİ’ye kayyum atanacak mı?” sorusunu sormuştur. Haber boyunca Nijat Ayvaz, “yolsuzluk”, “vurgun”, “çete” iddialarını kanıtlayacak bir delil sunmamıştır. Yukarıda belirtilen ifade, itham ve iddialarına kaynak olarak “TESKİ müteahhitlerini ” göstermiştir. Bu haberde TESKİ müteahhitlerinin kimler olduğu ve hangi delillere dayanarak bu ithamlarda bulunduklarına değinilmemiştir.

12.11.2016 tarihli http://www.studio-asnieres.com/?serimepoke=grupo-opciones-binarias grupo opciones binarias “Muhtarlar Tehdit Mi Edildi?”

*Muhtarlar tehdit mi edildi?” “Şafak Başa muhtarlar üzerinde baskı mı kurdu?” sorularını haber boyunca tekrarlamış, kanıt olarak Ergene Yeşiltepe Mahallesi Muhtarı Hüseyin Doğru’nun 9.11.2016 tarihli “Ergene’de Büyük Yolsuzluk” haberinde altyapı çalışmalarının neden olduğu sorunları eleştirip, “Buradakilere ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapıyorlar.” dedikten sonra başka bir videoda TESKİ kameralarına konuşan Muhtar Hüseyin Doğru’nun belediye başkanı ve TESKİ genel müdürüne teşekkür etmesi, “Daha önce asbestli borudan su içiyorduk, nihayet temiz içme suyuna kavuşuyoruz, TESKİ’den Allah razı olsun.” “Bu çalışmayı biraz daha düzenli, biraz daha tertipli… veyahut, bitirdiğiniz topraklara mıcırı atılırsa, bu şekilde bir çalışma yapılırsa inanın ki halk bundan o kadar muzdarip olmayacak. O kadar şikayetçi olmayacak. Vatandaş daha rahat yaşayacak.”, “Allah razı olsun, sıkıldığımız zaman telefon ediyoruz, dönüyor, cevap veriyor.” sözlerini TESKİ’nin tehtidi altında söylediğini iddia etmiştir.

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR:

Lambadakicin.net yayın yönetmeni, YouTube Lambadakicin.net kanalı ve ilgili sosyal medya hesaplarının sahibi Nijat Ayvaz’a gönderilen uzlaşma veya herhangi bir talepleri olup olmadığına yönelik yazıya belirtilen süre içinde cevap gelmemiştir. E-posta yoluyla gönderilen ve bu iddiaları kanıtlayabilecek delil sunup sunmayacakları ile ilgili mektuba da belirtilen süre içinde cevap verilmemiştir.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:

– Nijat Ayvaz’ın şikayete konu haberlerde TESKİ yönetimi ve Şafak Başa’yı “sahtecilik”, “görevi kötüye kullanma”, “yolsuzluk”, “malzeme vurgunu”, “TESKİ çetesi”, “büyük vurgun çetesi”, “çıkar amaçlı örgüt”, “muhtarları tehdit” gibi ifade ve iddialarla itham etmiş ancak bu iddiaları kanıtlayacak herhangi bir delil sunmamıştır.

– Şikayetçinin sunduğu belgeler incelenmiş, Nijat Ayvaz’ın 9 Şubat 2015 tarihinden bu yana TESKİ ve Şafak Başa aleyhine toplam 37 haber yaptığı ve bu haberlerde ağırlıklı olarak “yolsuzluk” ve “çete” iddialarına yer verdiği ancak Nijat Ayvaz’ın şikayete konu haberlerde ve daha sonra şikayetçinin Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla belge sunulması talebine, bu iddiaları kanıtlayan deliller sunmadığı görülmüştür. Gazeteci Nijat Ayvaz, Basın Konseyi Genel Sekreterliği’nin ilgili haberlerde geçen iddialarla ilgili belge ve ispatı olup olmadığına dair yazısını yanıtsız bırakmıştır.

Şikayete konu 9 Kasım 2016 tarihli “Şafak Başa TESKİ’de İşleri Siz Böyle Mi Denetliyorsunuz?”, 12.11.2016 tarihli “Ergene’de Büyük Yolsuzluk”, 24.11.2016 tarihli “Muhtarlar Tehdit Mi Edildi?” başlıklı haberlerde kullandığı “sahtecilik”, “görevi kötüye kullanma”, “yolsuzluk”, “TESKİ çetesi”, “büyük vurgun çetesi”, “çıkar amaçlı örgüt”, “muhtarları tehdit” iddia ve ithamlar nedeniyle Nijat Ayvaz’a

Basın Meslek İlkeleri’nin “Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” diyen 4. maddesi ,

“Soruşturulması gezetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz.” diyen 6. maddesi,

“Yasaların suç saydığı eylemler, gerçek olduğuna inandırıcı makul nedenler bulunmadıkça kimseye atfedilemez” diyen 10. maddesi uyarınca oy birliğiyle “kınama” kararı verilmiştir.

,

BASIN KONSEYİ YÜKSEK KURULU, MEHMET ALİ AĞAŞÇIOĞLU, SONER AKGÜL, DİLAVER DERYA İDEMEN, UĞUR ZİYA YILDIRIM VEKİLİ Av. CİHAT TORTUM’UN, TAKVİM GAZETESİNİN 23 KASIM 2016 TARİHLİ “HÜRRİYET’İN TEĞMENİ FETÖ’CÜ ÇIKTI: IŞIK EVLERİ’NDEN WEST POİNT’E” HABERİYLE İLGİLİ ŞİKAYETİ HAKKINDA TAKVİM GAZETESİ GENEL YAYIN YÖNETMENİ ERGÜN DİLER’E VE TAKVİM GAZETESİNE OY BİRLİĞİYLE KINAMA KARARI VERMİŞTİR

REFERANS: 2016/63

ŞİKAYET EDEN:

Mehmet Ali AĞAŞÇIOĞLU Soner AKGÜL
Dilaver Derya İDEMEN Uğur Ziya YILDIRIM

ŞİKAYET EDİLEN:

Ergün DİLER (Takvim gazetesi Genel Yayın Yönetmeni)

ŞİKAYET KONUSU:

Mehmet Ali AĞAŞÇIOĞLU, Soner AKGÜL, Dilaver Derya İDEMEN, Uğur Ziya YILDIRIM, Takvim gazetesinin 23 Kasım 2016 tarihli manşet ve Ergün Diler imzalı köşe yazılarında, şikayet edenlerin Işık Evleri kökenli oldukları ve FETÖ’ye mensup bulundukları yönündeki iddialara yer verilmiştir. Şikayet edenler, bu iddiaları “gerçeği aykırı, iftira niteliğinde, şeref ve haysiyeti rencide edici” bularak Basın Konseyi’ne şikayet başvurusunda bulunmuştur.

ŞİKAYETE KONU HABER VE KÖŞE YAZISINDA ŞU İFADELER GEÇMEKTEDİR:

23.11.2016 “Hürriyet’in Teğmeni FETÖ’CÜ ÇIKTI: Işık Evleri’nden West Point’e”:

Birinci sayfada, West Point okuyan Türk öğrencilerin listesi verilmiştir.

23.11.2016 “Hepsi West Point’ten”:

UĞUR ZİYA YILDIRIM…
Şu an NATO’nun İzmir’deki ÜSSÜNDE görev yapıyor. Aynı zamanda Kara Kuvvetleri’nde operasyon analisti.”

DERYA İDEMEN…
1990’da West Point’te eğitim aldı. (…) Okul yıllarında kendisiyle ilgili olarak ÇOK UÇUK UÇAK MAKETLERİ YAPARDI notu düşülmüş. Biraz da çapkınmış! IŞIK EVLERİNİN KIDEMLİSİ…

SONER AKGÜL…
1994’te West Point’te bilgisayar programları üzerine eğitim aldı. Şu an Türk Silahlı Kuvvetleri’nde görevli. Helikopter pilotluğu uzmanlık alanı. Sınavları hazırlayan etkili isimlerden biri.”

MEHMET ALİ AĞAŞÇIOĞLU…
1989 yılında West Point’ten mezun oldu. Şu an özel bir havayolunda pilot olarak görev yapmakta. Işık evleri kökenli…”

“Yukarıda saydığım isimler hakkında ne kadar araştırırsanız bir BİLGİ sahibi olma şansınız yok.

“Hepsinin geçmişinde IŞIK EVLERİ var. Bu hepsinin FETÖ’cü olduğu anlamına gelmez elbette. Ama içlerinde West Point’li olup DARBEDE ÖLÜM EMRİ verenler var. 15 Temmuz’un tam kalbinde olanlar var. Elbette herkesi aynı kaba koyacak değiliz. Ama Amerikalı yetkililerin “15 Temmuz Kalkışması’nın arkasında ABD var!” diyen gazetecileri eleştirmesi biraz tuhaf bir durumdu. Önce özeleştiri getirmek zorundaydılar. Ama yapmadılar. türikey ateş topunun içinden geçerken bunun ucunun kendilerine dokunmaması mümkün değildi. KALKIŞMANIN içinde kendi adamları da vardı.”

“Bu isimlerin hepsi doğrudan FETÖ’den emir alıyor ve onun sonuna kadar bağlı demiyorum.
Diyemem. Ama ortada Amerikalılar’ın şikayet etmesine rağmen WEST POİNT gerçeği var. Başka şeyler de var ama neyse…

Bir de burada BYLOCK ile tavan yapan HÜRRİYET’İN FETÖ’ye ilgisi var! Belki bunlar da bilerek yapmıyorlardır ama hikayelerini parlattıkları kişiler IŞIK EVLERİ KÖKENLİ… Bu da tesadüf müdür bilemem…

Ben bir dostumun benimle paylaştıklarını size aktarıyorum. Yorum yapıp bir sonuca varma niyetinde değilim… Sadece anlatmak istedim. Bizden şikayet edenlerin de okumasını umarak… DURUM BU!”

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR:

Takvim gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ergün Diler’e gönderilen uzlaşma veya herhangi bir talepleri olup olmadığına yönelik yazıya belirtilen süre içinde cevap verilmemiştir.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:

Av. Cihat Tortum, “Şikayet Edenler”in hayatları boyunca Işık Evleri’nde kalmadıklarını, FETÖ ya da benzeri terör örgütü yapılarında yer almadıklarını beyan etmiştir. Terör örgütü üyeliği ve FETÖ bağlantılı başka bir nedenle “Şikayet Edenler” hakkında soruşturma veya dava açılmadığı görülmüştür. Muazzaflar, görevlerine halen devam etmektedir.

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, şikayete konu 23 Kasım 2016 tarihli “Hürriyet’in Teğmeni FETÖ’cü Çıktı: Işık Evleri’nden West Point’e” manşet-haberi ve aynı sayının 11. sayfasında yer alan “Hepsi West Point’ten” yazısı nedeniyle Takvim gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ergün Diler’e:

“Işık Evleri’nde West Point’e” başlığı atarak Şikayet Edenler’in isimlerini yayımlamak, “bir arkadaşından duyduğu” bilgilerle yazı boyunca terör örgütü (FETÖ) üyeliğiyle itham etmek ve yazıda geçen “Hepsinin geçmişinde Işık Evleri var”, “Işık Evleri’nin kıdemlisi”, “bunların hepsi Işık Evleri’nden”, “Işık Evleri kökenlidir” ifadeleri nedeniyle;

Basın Meslek İlkeleri’nin “Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez.” diyen 4. maddesi ,

“Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz.” diyen 6. maddesi,

“Suçlu olduğu yargı kararıyla belirlenmedikçe hiç kimse ‘suçlu’ ilan edilemez.” diyen 9. maddesi uyarınca “kınama” verilmesi ve

“Basın organları, yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı duyarlar.” diyen 16. maddesi uyarınca Takvim gazetesine oy birliğiyle “kınama” kararı vermiştir.

 

BKYK, İZMİR EŞREFPAŞA HASTANESİ BAŞHEKİMİ ALİ SERDAR PEDÜKCOŞKUN’UN BAŞVURUSU ÜZERİNE ŞABAN ARSLAN, HÜLYA ÜNLÜ VE CEYHAN TORLAK’A “UYARI”, SABAH GAZETESİNE KINAMA “KARARI” VERDİ

24.12.2016

 

KARAR

Ali Serdar Pedükcoşkun vekili Av. Bahadır Mete’nin şikayette bulunduğu 1 Aralık 2016 tarihli Sabah gazetesi eki Egeli Sabah’ta yayımlanan “Yoğun Bakımı Otele Çevirdi” haberi nedeniyle Bölge Yayınları Koordinatörü Şaban Arslan, Haber Müdürü Hülya Ünlü ve Muhabir Ceyhan Torlak’a oy çokluğuyla “uyarı” kararı verilmiştir. Cevap, düzelti ve tekzip hakkını hiçe sayması nedeniyle Sabah gazetesine “kınama” kararı verilmiştir.

 

REFERANS:                    2016/61

ŞİKAYET EDEN:

Ali Serdar PEDÜKCOŞKUN

ŞİKAYET EDİLEN:

Erdal ŞAFAK (Sabah gazetesi GYY)

Metin YÜKSEL (Sabah gazetesi GYY Yrd)

Kemal KÖK (Sabah gazetesi Yayın Koord.)

Şaban ARSLAN (Bölge Yayınları Koord.)

Hülya ÜNLÜ (Haber Müdürü)

Ulaş YILDIZ (Tüzel Kişi Temsilcisi)

Şefik ÇALIK (Sorumlu Müdür)

Ceyhan TORLAK (Muhabir)

 

ŞİKAYET KONUSU:

1 Aralık 2016 tarihli Sabah gazetesi, “Egeli Sabah” ekinde Ceyhan Torlak imzalı “Yoğun Bakımı Otele Çevirdi” başlıklı manşetten verilen haber hakkında İzmir Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi V. – Ali Serdar Pedükcoşkun’un Sabah gazetesi yöneticileri ve muhabiri hakkındaki şikayeti.

 

ŞİKAYETE KONU HABERDE ŞU İFADELER GEÇMEKTEDİR:

01.12.2016 “Yoğun Bakımı Otele Çevirdi” başlıklı haberde:

“Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Pedükcoşkun, bakıcısı ameliyat edilince Alzheimer hastası kayınvalidesine aylarca hastanede baktı.”

“Rahatsızlanan gelini için İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bünyesindeki Eşrefpaşa Hastanesi’ne başvuran Reyhan Şap, ‘Yoğun bakımda yer yok.” cevabını aldı. Şap, 10 kişilik yoğun bakımda boş yer olduğunu ancak başhekimin kayınvalidesinin gerekmediği halde burada tutulduğunu öğrenince, BİMER’e şikayette bulundu.”

“Şap, yoğun bakım ünitesinde Alzheimer hastasının bu kadar uzun süre kalmasının gerekmediğini herkesin bildiğini, kendilerin haksızlık yapıldığını söyledi. Hastane kayıtlarında Başhekim Serdar Pedükcoşkun’un kayınvalidesi Mübeccel Tobul’un 27 Nisan-24 Kasım arasında 19 kez yatış işlemi yapıldığı görülüyor.”

“İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Eşrefpaşa Hastanesi’nin Başhekimi Serdar Pedükcoşkun’un Alzheimer hastası kayınvalidesi Mübeccel Tobul’u (86) aylarca hastanenin yoğun bakım ünitesinde ağırladığı belirlendi.”

“Şap, yaptığı araştırmada 10 kişilik yoğun bakım ünitesinin boş olduğunu öğrenince Başbakanlık İletişim Merkezi (BİMER) şikayette bulundu. Şap, kişaket dilekçesine, ’25 Eylül 2016’da hastama yoğun bakım gereksinimi oldu. İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi’ne götürmek istedim. Ancak oradaki yoğun bakıma sadece kendi hastalarının alındığını, nöbetçi doktorun da biyokimya ya da enfeksiyon hastalıkları uzmanı olduğunu öğrendim. Burada mağduriyetim şudur. Neden hastamı belediye hastanesinin yoğun bakım ünitesine yatıramıyorum? Neden bu hastanede yoğun bakımda enfeksiyon ve biyokimya uzmanları nöbet tutuyor? İzmir halkı olraak Eşrefpaşa Hastanesi yoğun Bakım Ünitesin’nden Sağlık Bakanlığı aracılığıyla faydalanmak istiyoruz. Usulünce nöbet tutulmasını İzmir halkı olarak istiyoruz. Başbakanlık’tan ricamız hastanenin daha güzel işletilmesidir.’ diye yazdı”

“Şikayetten iki hafta sonra Eşrefpaşa Belediye Hastanesi Başhekimliği’nden Reyhan Şap arandı. Hastane yetkilileri telefonda Şap’a ‘Hastanızı ne zaman isterseniz getirin yatırlamı. Ortaya çıkan bu durumdan dolayı özür delirez. Hastanemizin kapısı size her zaman açık.’ dedi. Hastane yetkilileri ayrıca Şap’tan özür ziyaretine gidebilmek için adresini istedi. Ancak Şap adresini vermedi. Konu ile ilgili Egeli Sabah’a konuşan Şap, ‘Bize haksızlık yapıldı. Hastamı boş yer olmasına rağmen yatırmadılar. Daha sonra Hastane Başhekimi Serdar Pedükcoşkun’un Alzheimer hastası kayınvalidesi Mübeccel Tobul’u hastanenin yoğun bakım ünitesine yatırdığını öğrendim. Bakıcısı ameliyet oludğu için kayınvalidesini hastaneye almışlar. Alzheimer hastalarının yoğun bakım ünitesinde bakılmasına gerek olmadığını herkes biliyor. Normal serviste yatabilirler. Bahekim yoğun bakımı kayınvalidesi için otel gibi kullanmış. Hastanede CHP’lilerin yakınlarına kolaylık sağlanıyor. Sıradan vatandaşa haksızlık yapılıyor.’ dedi.”

“Şap, hijyen endişesiyle zamn zaman başka hiçbir hastanın da yoğun bakım ünitesinde alınmadığını öğrendiğini söyledi.”

“Egeli Sabah’ın yaptığı araştırmada. Hastane Başhekimi Pedükcoşkun’un kayınvalidesinin 27 Nisan 2016 kasım ayır ortalarına kadar hastaneye 19 kez yatışının yapıldığı görüldü. Bu sürecin büyük bir kısmının yoğun bakım ünitesinde geçtiği öğrenildi.”

 

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR:

Sabah gazetesi yetkilileri: Erdal Şafak (Genel Yayın Yönetmeni), Metin Yüksel (Genel Yayın Yön. Yrd.), Kemal Kök (Yayın Koordinatörü), Şaban Arslan (Bölge Yayınları Koordinatörü), Hülya Ünlü (Haber Müdürü), Ulaş Yıldız (Tüzel Kişi Temsilcisi), Şefik Çalık (Sorumlu Müdür) ve Ceyhan Torlak’a (Muhabir) gönderilen uzlaşma veya herhangi bir talepleri olup olmadığına yönelik yazıya belirtilen süre içinde cevap verilmemiştir.

 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:

Şikayetçi tarafından Basın Konseyi’ne sunulan belgeler doğrultusunda. Habere kaynak gösterilen Reyhan Şap adlı hasta yakınının “Yoğun bakımda yer yok” cevabı aldığını iddia ettiği başvuruya hastane kayıtlarında rastlanamamıştır. Aynı şekilde bu isimle BİMER’e Reyhan Şap ismiyle yapılmış herhangi bir başvuruya rastlanmamıştır.

Habere konu, başhekimin kayınvalidesi olan hastanın adının ve yaşının yanlış verildiği anlaşılmıştır. Tanısı konmuş, sabit hastalık kayıtları, Basın Konseyi’ne yapılan başvuruya eklenmiştir. Ayrıca, hastanın, haberde geçirildiği gibi 19 kez değil, raporlu ve kayıtlı olarak 6 kez hastaneye yatırıldığına dair hastane kayıtları sunulmuştur.

Şikayet dilekçesinde, haberde geçtiği gibi, hastanın bakıcısı olmadığı ifade edilmiş, hastaya kızlarının baktığına yer verilmiştir.

Haberde, Eşrefpaşa Hastanesi yoğun bakım ünitesinde 10 yatak olduğu yazılmışken, aslında 4 yatak bulunmaktadır.

Haberde, yoğun bakım ünitesine zaman zaman “hijyen nedeniyle” başka hasta kabul edilmediği yazılmıştır, ancak şikayet sahibinin sunduğu yoğun bakım hasta yatış kayıtları, bu iddianın aksini söylemektedir.

Hastanın kişisel bilgileri habere konu edilmiştir. Özel hayatının gizliliği ve kişisel haklarının yok sayıldığı görülmektedir.

“CHP’li yakınlarına kolaylık sağlanması” gibi iddialara, ispatları sunulmadan haberde yer verilerek hastane ve başhekimin adı karalanmaya çalışılmıştır.

Sabah gazetesi, Noter’den gönderilen tekzip talebine kayıtsız kalmış, geçen yasal süre içinde tekzip metnini yayımlamamıştır.

Şikayete konu manşet 1 Aralık 2016 tarihli “Yoğun Bakımı Otele Çevirdi” başlıklı haber nedeniyle Şaban Arslan, Hülya Ünlü ve Ceyhan Torlak’a

Basın Meslek İlkeleri’nin “Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” diyen 4. maddesi ,

“Soruşturulması gezetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz.” diyen 6. maddesi uyarınca oy çokluğuyla “uyarı” kararı verilmiştir.

“Basın organları, yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı duyarlar.” diyen 16. maddesi uyarınca Sabah gazetesine “kınama” kararı verilmiştir.

 

BKYK, Fırat Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Muhammed Sait Berilgen’in başvurusu üzerine iki gazeteciye twitleri nedeniyle ‘uyarı’ kararı verdi.

Fırat Üniversitesi Başhekimi Muhammed Sait Berilgen, vekili Avukat Vedat Pehlivan, Avukat Hamza Seloğlu ve Avukat Göktuğ Yeşilkaya aracılığıyla yaptığı başvuruda, Elazığ Yeni Ufuk Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Nafiz Koca ve ATV Kanalında kameraman olarak çalışan Fatih Yersiz’in sosyal medyadaki 20.7.2016 tarihli Twitlerini şikayetiyle ilgili başvurusudur.

 

KARAR

REFERANS: 2016 / 56

 

ŞİKAYET EDEN :  Fırat Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Muhammed Sait Berilgen

 

ŞİKAYET EDİLEN : Mehmet Nafiz Koca – Elazığ Ufuk Gazetesi İmtiyaz sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni. Fatih Yersiz ATV kanalı Kameramanı.

 

ŞİKAYET KONUSU : Şikayet edilen gazetecilerin darbe girişimi sonrasında Fırat Üniversitesi Başhekimi Muhammed Sait Berilgen’le ilgili twitleri. Mehmet Nafiz Koca, “Darbe gecesi PTT meydanına ilk gelenlerden olması kendini kurtarmadı. Fırat Üniversitesi Araştırma Hastanesi Başhekimi görevden alındı” diye twit atıyor.  Diğer şikayet edilen gazeteci Fatih Yersiz de “Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesinde arama yapılıyor. Başhekim gözaltına alındı” diye bir twit atıyor. Şikayet başvurusunda, şikayet edilen kişilerin gazeteci kimliklerini kötüye kullandıkları, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası attıkları twitle iftira, hakaret, halkı kin ve düşmanlığa tahrik, suç işlemeye tahrik ve teşvik ettikleri belirtiliyor. Gazeteci kimlikli olmaları nedeniyle twitlerinin yerel medya kanallarında kullanıldığı, Elazığ’da yayın yapan Kanal E TV’sinin twitteki paylaşımı hiçbir teyide gerek duymadan Başhekimin FETÖ operasyonları nedeniyle görevinden alındığı haberini yaydığını, dolayısıyla bu kişilerin basın mensubu kimliklerini kötüye kullandığı şikayet konusu.

 

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR Taraflara yollanan uzlaşma yönündeki yazıya, Başhekim Muhammed Sait Berilgen’in vekili Avukat Vedat Pehlivan, herhangi bir uzlaşma taraftarı olmadıkları yönünde cevap verdi.  Şikayet edilen Mehmet Nafiz Koca’dan herhangi bir yanıt gelmezken, Fatih Yersiz’in ise bize ulaştırılan adreste ikamet etmediği belirlendi ve kendisine gönderilen uzlaşma yazısı geri geldi.

 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Basın Konseyi, ilk kez gazeteci kimliğini taşımakta olan kişilerin kendi sosyal medya hesaplarındaki bir paylaşımı nedeniyle şikayet müracaatıyla karşılaşmıştır.

 

Yüksek Kurul tarafından ele alınan ilk mesele, ‘gazeteci’ sıfatına sahip kişilerin sosyal medya platformları üzerinden yaptıkları paylaşımların Basın Meslek İlkeleri açısından bir denetime tâbi tutulup tutulamayacağıdır.

 

İlk bakışta, gazetecilerin de mesleki yaşantıları dışında özel hayata sahip oldukları ve internetteki sosyal platformlar üzerinden ve kişisel hesaplarından yaptıkları paylaşımların “mesleki faaliyet” kapsamında olmadığı düşünülebilir.

 

Ne var ki, mesleki etik kurallarına uyma gereğinin söz konusu olup olmaması bakımından önemli olan, “içeriği paylaşan kişinin sıfatı” ve “içeriğin niteliği”dir. Bu bakımdan, şikayet edilen kişi “gazeteci” ise, paylaşımın hangi mecrada yapıldığı belirleyici olamaz. Eğer gazeteci sıfatına sahip bir kimse, haber niteliğini taşıyan bir paylaşım yapıyorsa, bunu hangi mecrada ve ne şekilde paylaşırsa paylaşsın, basın meslek ilkelerine tâbi olmalıdır. Bu görüşü destekleyen birkaç argüman düşünülebilir:

 

  • Bir kere, şikayet konusu twiti okuyanlar, bu kişilerin gazeteci kimliklerini bildikleri için birinci dereceden ‘haberi elde etme’ olanağına sahip olduklarını dikkate almaktadır. Gazetecileri takip edenlerin algısı bu şekildedir. Gazetecilerin paylaşımlarını, basit bir paylaşım değil ‘haber niteliği taşıyan, ilk elden gelen bilgi’ olarak algılamaktadır. Bu nedenle gazeteci kimliği taşıyanların takipçilerinin sayısının oldukça fazla olduğu görülmektedir.
  • Eğer sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlar kategorik olarak meslek ilkeleri kapsamı dışında tutulursa; gazeteciler için iki ayrı mecranın varlığı kabul edilmiş olunur. Biri, basın meslek ilkelerine uygun olarak haber yapılabilen geleneksel medya, diğeri, bu ilkelere riayet etmeksizin hareket edilebilen (örneğin, gerçekliğini doğrulamaksızın haber paylaşabileceği veya hakaret sınırlarını aşarak görüş beyan edebileceği) sosyal medya. Böyle bir ikili rejimin Basın Konseyi’nin varlık amacı ile bağdaşmayacağı açıktır.
  • Öte yandan, gazeteci ve avukat gibi kamusal görev ifa eden kimselerin özel hayatları esnasında bile, mesleki faaliyetle bağlantılı birtakım davranışlarda bulunurken mesleki etik kurallarına riayet etmeleri beklenir.
  • Dikkat edilirse, Basın Meslek İlkelerine tâbi olacak paylaşımlar, gazeteci sıfatını haiz kimselerin tüm sosyal medya paylaşımları değil; sadece, mahiyeti ve içeriği itibariyle gazetecilik faaliyeti olarak değerlendirilebilecek paylaşımlarıdır.

 

Şikayet konusu twitlere bakılacak olunursa, bunların sahibi olduğu tespit edilen Mehmet Nafiz Koca ve Fatih Yersiz gazeteci sıfatına sahiptirler. Zira, anılan şahıslardan ilki Elazığ’da faaliyet gösteren Ufuk Gazetesi’nin imtiyaz sahibi ve genel yayın yönetmenidir; ikinci şahıs ise, ulusal çapta yayın yapan ATV kanalının kameramanıdır.

 

Twitlerin içeriğine bakınca da, “haber” mahiyetinde bir paylaşım yapıldığı açıkça görülmektedir. Zira şikayetçi şahsa ilişkin olarak, M.N. Koca tarafından onun “görevden alındığı”, F. Yersiz tarafından da “gözaltına alındığı” şeklinde, somut olgu isnadları söz konusudur. Bunlar, doğruluğu araştırılması gereken iddialardır. Sosyal medya üzerinden bile olsa, bir gazetecinin, doğruluğunu araştırmadığı ve bilmediği hususları, doğruluğu sabit vakıalar gibi bildirmesi etik prensiplere aykırıdır. Oysa şikayetçi şahsın durumu hakkında herhangi bir araştırma yapılmadığı ortaya çıkmaktadır zira bu iddiaların doğruyu yansıtmadığı Basın Konseyi Genel Sekreterince tespit edilmiştir.

 

Bu nedenlerle, Basın Meslek İlkelerinin “Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” şeklindeki 4’üncü maddesinin ve “Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz” şeklindeki 6’ıncı maddesinin ‘ihlal’ edildiği sonucuna oyçokluğuyla varılmıştır. İhlalin niteliği ve ağırlığı değerlendirildiğinde, şikayet edilen her iki gazetecinin “uyarılması”na oyçokluğuyla karar verilmiştir.

BKYK, TESKİ Genel Müdürü Sn.Şafak Başa’nın, Trakya Gazetesi’nin 26.07.2016 tarihli nüshasında yer alan ve Nijat Ayvaz tarafından kaleme alınan “Yalan Söyleme Bari!” köşe yazısıyla ilgili şikayet başvurusuna ‘yersizlik’ kararı verdi.

KARAR

REFERANS: 2016 / 55

ŞİKAYET EDEN :  Dr.Şafak Başa vekili Avukat Figen Kocaağalar

 

ŞİKAYET EDİLEN : Trakya Gazetesi İmtiyaz Sahibi Naci Akyazı ve Yazı İşleri Müdürü Nijat Ayvaz.

 

ŞİKAYET KONUSU :  Tekirdağ Su ve Kanalizasyon İdaresi (TESKİ) Genel Müdürü Dr.Şafak Başa, Trakya Gazetesi’nde, Yazı İşleri Müdürlüğü yapan Nijat Ayvaz’ın, “Yalan Söyleme Bari” başlığını taşıyan köşe yazısında , “TESKİ yöneticilerinin ne ve neler karşılığında ihaleleri diledikleri kişilere nasıl peşkeş çektikleri iddialarını dile getirmeyip susalım mı?” şeklinde bir ifade kullandığını belirterek, bu ifadenin kendisinin kamuoyundaki saygınlığını zedelemeye yönelik bir itham olduğunu söylemektedir. Hiçbir somut bilgi ve belgeye dayanmaksızın tamamen gerçek dışı iddia ve itham olduğunu belirten Başa, bu yayın organının TESKİ hakkında sürekli ve sistematik olarak bu türlü yalan, yanlış ve kasıtlı haberler yapmakta olduğunu belirtmiştir. TESKİ Genel Müdürü, köşe yazısının 4,6 ve 10 nolu basın meslek ilkelerini ihlal ettiğini kaydetmiştir.

Daha çok Tekirdağ Belediye Başkanı Kadir Albayrak’ı esas alan köşe yazısının bir cümlesi, TESKİ ve yöneticilerini hedef almaktadır. TESKİ Genel Müdürü Dr. Şafak Başa’nın da şikâyet başvurusu, yukarıda tırnak içinde ifade edilen bu cümleye aittir.

 

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR :  Taraflara gönderilen ‘uzlaşma’ya yönelik yazıya, her iki taraftan da yanıt geldi. Şikayetçi taraf yazıda yer alan TESKİ ile ilgili cümlenin ‘büyük bir sorumsuzluk örneği” olduğunu belirterek, “acımasız şekilde bir dezenformasyon” içerdiğini, gazetecinin doğruluğuna emin olmadığı bir haberi gazeteye yansıttığını kaydetti. Haberin kamu yararına olmadığını belirten şikayetçi taraf, gazetenin benzeri haberleri sürekli ve sistematik olarak yapmasını gerekçe göstererek “Uzlaşma Talebimiz Bulunmamaktadır” dedi.

 

Şikayet edilen köşe yazarı ve Trakya Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Nijat Ayvaz da Basın Konseyi Genel Sekreterliği’ne gönderdiği savunma yazısında özetle şunları dile getirdi: “Bir Kamu kuruluşu olan TESKİ’yi kurulduğu günden beri çok yakından takip etmekteyim. 1994 yılından beri yazın hayatındayım. Bizzat benim ve benzeri haberlerin, ‘haksız itham’ olmaktan öte, İçişleri Bakanlığı tarafından başlatılan ve müfettişlerce, savcılıkça incelemeye alınan birçok yolsuzluk ve usulsüzlüklerin soruşturmalarına neden olmuştur ve devam etmektedir. Kuruma ve kendilerine yönelik iddiaları ‘basın açıklaması’ ve ‘tekzip’ ile cevaplandırmaya çalıştılar ve hiçbir zaman basın toplantısı düzenlemediler. Sorulardan kaçındılar. Yönettikleri kurum bir kamu kurumudur ve hesap verecekleri merci halktır”.

 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ :

Basının haber verme, eleştiri yapma, soru sorma, yorumda bulunma ve uyarı yapma görevi bulunmaktadır. Belirli sınırlar içinde kalmak koşuluyla bu tür haberlerde hukuka aykırılık yoktur.

 

Devlet yönetiminde önemli görevler üstlenmiş olan kişilerin bu görevin koşullarına ve bu görevin gerektirdiği güvene sahip olup olmadıklarını toplumun bilme hakkı vardır. Hatta yaptıkları görevleri en ince detayına kadar kamuoyu öğrenmek, bilmek ister.

 

Kişinin üstlendiği görevin, toplumdaki önemine göre yapılan eleştirilerin sayısı çoğalacağı gibi gerektiğinde içeriği de çok sert olabilir. Çünkü basın, kamu adına eleştiri yapmaktadır. Siyasi kişileri, yöneticileri, genel müdürleri eleştirmek ve onlarla ilgili sürekli haber yapmak basın için bir hak değil, ayrıca bir görevdir.

 

Basın Konseyi’ne yapılan şikâyet başvurusu, Trakya Gazetesi’nin Yazı İşleri Müdürlüğü’nü de yapmakta olan Nijat Ayvaz’ın bir köşe yazısı içindir. TESKİ Genel Müdürü’nün şikâyeti, bu yazıda yer alan “TESKİ yöneticilerinin ne ve neler karşılığında ihaleleri diledikleri kişilere nasıl peşkeş çektikleri iddialarını dile getirmeyip susalım mı?”  cümlesidir. Burada gazeteci ‘iddialardan’ söz etmiştir.

 

TESKİ’deki bazı usulsüzlük ve yolsuzluk ‘iddiaları’ ile ilgili müfettiş soruşturmalarının olması ve Savcılığın bununla ilgili soruşturma başlatmış olması, gazetecinin bunları ‘iddia’ olarak dile getirmesiyle uyumludur ve basın meslek ilkeleri ile çelişmez.

 

Bütün bu unsurlar göz önüne alındığında Basın Konseyi Yüksek Kurulu,  söz konusu gazeteye yapılan şikâyet başvurusuna ‘oy çokluğu’ ile  ‘Yersizlik’ kararı vermiştir.

 

 

BASIN KONSEYİ YÜKSEK KURULU, KIRŞEHİR EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ ŞUBE MÜDÜRÜ YUNUS SOYASLAN’IN www.hurriyet.com.tr, www.haberler.com ve www.yenicaggazetesi.com.tr’YE YÖNELİK ŞİKAYET BAŞVURUSUNA ‘YERSİZLİK’ KARARI VERDİ

5 Ağustos 2016

 

Kırşehir Emniyet Müdürlüğü’nde Şube Müdürü olarak görev yapmakta olan Yunus Soyaslan’ın şikayet başvurusu, 14 Mayıs 2016 tarihinde, www.hurriyet.com.tr , www.haberler.com ve www.yenicaggazetesi.com.tr internet sitelerinde yayımlanan “462 müdür ve amirin rütbeleri söküldü” başlığını taşıyan haberlerle ilgilidir.

 

 

 

KARAR

 

 

REFERANS: 2016 / 53

 

ŞİKAYET EDEN: Kırşehir Emniyet Müdürlüğü’nde Şube Müdürü olarak görev yapan Yunus Soyaslan.

 

ŞİKAYET EDİLEN: Hürriyet.com.tr adına Sedat Ergin, Haberler.com.tr adına Duygu Göktaş, Yeniçağ gazetesi adına Batuhan Çolak.

 

ŞİKAYET KONUSU: Şikayet başvurusunda bulunan Yunus Soyaslan, haberlerde sözü edilen 462 emniyet mensuplarından biri olduğunu belirtiyor. Şikayetçi, haberlerde, “Tenzil-i rütbe uygulanan emniyet amir ve müdürlerin 2013 yılından sonra Emniyet Genel Müdürlüğü içerisinde başlatılan paralel yapı soruşturmalarında adı geçenler olduğu” yönünde ibare bulunduğunu belirtiyor. Soyaslan haberlerde toptancı anlayışla tüm tenzil-i rütbeye uğrayan personelin kamuoyunda bilinen bir grupla ilişkilendirilmeye çalışıldığını, paralel yapı soruşturmalarında adı geçenlerden biri olmadığını, hakkında herhangi bir soruşturma bulunmadığını kaydediyor. Bu nedenle yapılan haberlerin birçok basın meslek ilkelerine aykırı olduğunu söylüyor.

 

Söz konusu haber şöyle:

 

462 müdür ve amirin rütbeleri söküldü

 

Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Değerlendirme Kurulu, 2013, 2014 ve 2015 yıllarında dava sonucu terfi alan ya da halen davası devam eden 628 müdür ve amirin durumunu karara bağladı.

 

Kurul, 121 üçüncü sınıf emniyet müdürü, 194 dördüncü sınıf emniyet müdürü, 147 emniyet amiri olmak üzere 462 müdür ve amire tenzil-i rütbe (bir alt rütbeye) uyguladı. Birinci sınıf 2 emniyet müdürü de kadrosuzluktan emekliye sevk edildi.

 

628 KİŞİ ELE ALINDI

 

Emniyet Genel Müdürü Celalettin Lekesiz başkanlığında 13 Mayıs Cuma günü toplanan Yüksek Değerlendirme Kurulu, emniyet içerisinde başlatılan paralelsoruşturmaları nedeniyle 2013, 2014 ve 2015 yıllarında terfi ettirilmediği için dava açan rütbeli personelin durumunu görüştü. Toplantıda 206 emniyet amiri, 245 dördüncü sınıf emniyet müdürü, 177 üçüncü sınıf emniyet müdürü olmak üzere 628 rütbeli polisin durumu karara bağlandı. Dosyaları değerlendirilen 121 üçüncü sınıf emniyet müdürü, 194 dördüncü sınıf emniyet müdürü, 147 emniyet amiri olmak üzere toplam 462 personele tenzil-i rütbe uygulandı. Rütbelerinin sökülmesine karar verilen personel bir alt rütbeye indirildi. Kurulda dosyaları görüşülen 166 müdür ve amirin rütbelerinde herhangi bir değişiklik olmadı.

 

PARALEL YAPI BAĞLANTILI

 

Tenzil-i rütbe uygulanan emniyet amir ve müdürlerinin 2013 yılından sonra Emniyet Genel Müdürlüğü içerisinde başlatılan paralel yapı soruşturmalarında adı geçenler olduğu bildirildi. Yürütülen birçok paralel yapı soruşturma dosyalarında şüpheli olarak isimleri yer alan bu amir ve müdürlerin 2013, 2014 ve 2015 yıllarındaki terfi döneminde terfi ettirilmedikleri, bu nedenle söz konusu amir ve müdürlerin idari mahkemelere başvurarak dava açtıkları kaydedildi.

 

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR: Taraflara gönderilen uzlaşma ya da herhangi bir talepleri olup olmadığına yönelik yazıya, şikayet sahibi Yunus Soyaslan’dan yanıt geldi. Soyaslan kendisinden özür dilenmesi ve haberin doğru olmadığı yönünde bir düzeltme yayınlamaları halinde uzlaşacağını belirtti. Ancak haberi yayımlayan sitelerden herhangi bir cevap gelmedi.

 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:

Söz konusu haber, Doğan Haber Ajansı’nın haberidir ve adı geçen üç internet sitesi bu haberi ajanstan alarak kullanmıştır. Haberde, şikayetçi Yunus Soyaslan’ın adı, fotoğrafı veya kendisini tanımlayacak ve haberle bağdaştıracak herhangi bir ibare bulunmamaktadır. Şikâyetçinin herhangi bir hak mahrumiyeti veya kişilik haklarının zedelenmesi söz konusu değildir. Kaldı ki haber tamamıyla Emniyet Genel Müdürlüğü’nün yaptığı açıklamaya dayandırılmış ve bu açıklama dışında herhangi yorum ve ek bilgiye yer verilmemiştir. Haberde, Basın Meslek İlkeleri’ni ihlal eden bir unsura rastlanmamıştır.

 

Bu sebeple şikâyete “Yersizlik” kararı verilmesi oybirliği ile uygun görülmüştür.

BASIN KONSEYİ YÜKSEK KURULU TMMOB MİMARLAR ODASI ANKARA ŞUBESİ BAŞKANI TEZCAN KARAKUŞ CANDAN’IN SABAH GAZETESİ’Nİ ŞİKAYETİNE ‘YERSİZLİK’ KARARI VERDİ

5 Ağustos 2016

 

TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanı Tezcan Karakuş Candan’ın şikayet başvurusu, Sabah Gazetesi’nin 22.06.2016 tarihli sayısında yayımlanan “Tezcan’ın Terazisi Çankaya’da şaştı” başlıklı haberle ilgilidir.

 

 

 

KARAR

 

 

REFERANS: 2016 / 54

 

ŞİKAYET EDEN: TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanı Tezcan Karakuş Candan.

 

ŞİKAYET EDİLEN:  Sabah Gazetesi adına Genel Yayın Yönetmeni Erdal Şafak.

 

ŞİKAYET KONUSU: Şikayet başvurusunda bulunan Tezcan Karakuş Candan, söz konusu haberle açıkça hedef alındığını, toplum nezdindeki itibarının zedelenmeye çalışıldığını, haberde yer alan “Maaş aldığı için mi susuyor” sorusu ile yürüttüğü göreve ilişkin olarak kamu yararı görülen hususlarda dava açan Mimarlar Odası Başkanı’nı çifte standart uygulamakla, keyfi davranmakla itham etmek suretiyle Basın Meslek İlkeleri’ni ihlal edildiğini öne sürdü. Şikayetçi, çalıştığı kurum olan ve CHP’li olan Çankaya Belediyesi’nin tesis ettiği işlemlere göz yummakla suçlandığını, AKP’li olan Ankara Büyükşehir Belediyesi’ni hedef almakla itham edildiğini belirterek, haberle algı yönetilmeye ve kendisinin toplumun bir kısmının husumetine maruz bırakılmaya çalışıldığını belirtti.

 

Söz konusu haber şöyle:

 

AK Partili Büyükşehir’e dava açtı, CHP’li Çankaya Belediyesi’nde sustu.

 

“Tezcan’ın Terazisi Çankaya’da şaştı”

 

Mimarlar Odası Başkanı Karakuş, Kırkkonaklar’da çöken yol için Büyükşehir hakkında suç duyurusunda bulundu. Ancak Çankaya’da çöken yolu es geçti.

 

BÜYÜKŞEHİR’E ASLAN KESİLDİ

 

Kırkkonaklar’da ki Mercan Caddesi bir inşaat firmasının kazısı nedeniyle 15 Haziran’da çöktü. 8 metrelik çökmenin ardından Büyükşehir Belediyesi ekipleri, firmaya 1 milyon 300 bin TL para cezası kesti. Mimarlar Odası Başkanı Karakuş, “Sorumlular cezalandırılana kadar bu işin peşini bırakmayacağız” diyerek Büyükşehir hakkında suç duyurusunda bulundu.

 

ÇANKAYA’DA SÜT DÖKMÜŞ KEDİYE DÖNDÜ

 

Mercan Caddesi’ne yaklaşık 1 kilometre uzaklıktaki 271 Sokakta ki yol da yine bir inşaat firmasının yanlış kazısı yüzünden 24 Mayıs’ta çöktü. Büyükşehir karşısında aslan kesilen Karakuş, söz konusu yol CHP’li Çankaya Belediyesi’nin sorumluluk alanında kalınca süt dökmüş kediye döndü.

 

MAAŞ ALDIĞI İÇİN Mİ SUSUYOR

 

Çankaya Belediyesi’nin kadrolu personeli olan Tezcan Karakuş Candan’ın çifte standartı “CHP’li belediyeden maaş aldığı için mi sesini çıkarmıyor” yorumlarına yol açtı. Karakuş 1993’ten beri Çankaya Belediyesi’nde görev yapıyor.

 

 

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR:  Taraflara gönderilen uzlaşma ya da herhangi bir talepleri olup olmadığına yönelik yazıya,  Sabah Gazetesi’nden yanıt geldi. Haberin sadece görünen gerçekleri yansıtmakta olduğu, konunu taşıdığı önemle doğru orantılı olarak yayınlanmasında kişilik haklarından önde gelen kamu yararının mevcut olduğu belirtildi. Haberin yayınlanmasında kamu yararı olduğu ifade edildi.

 

 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:  

Her ne kadar şikayetçi, 2015 yılı ve Ocak 2016’da yayınlanmış bazı haber kupürlerini de eklemiş olsa da Basın Konseyi Çalışma Kuralları ve başvuruları değerlendirme usullerinin ilgili hükmü gereğince en fazla iki ay önce yayınlanmış haberlerin değerlendirilmesi mümkün olabilmiştir. Dolayısıyla Yüksek Kurul, 22.06.2016 tarihinde yayınlanmış olan haberi değerlendirmeye alabilmiştir.  Bu haberde Ankara Mimarlar Odası Başkanı’nın CHP’li Çankaya Belediyesinin memuru olduğu belirtiliyor. Bu bağlamda, bir başka partiye mensup olan Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin yol inşaatının çökmesi hadisesini mahkemeye taşırken,  Çankaya Belediyesi’nin benzer hadisesine göz yumduğu suçlaması yapılıyor.  Haberde “Büyükşehir’de aslan kesildi, Çankaya’da süt dökmüş kediye döndü” ifadesi dikkati çekiyor. Yüksek Kurul, haberde ki bu ifadenin şık olmadığını, üslup olarak rahatsız edici olduğunu kabul etmekle birlikte,  şikâyetçinin kişilik haklarını rencide edici ölçüde olmadığı görüşünü taşımaktadır.

 

Bu sebeple şikâyete “Yersizlik” kararı verilmesi uygun görülmüştür.

,

BASIN KONSEYİ TESKİ GENEL MÜDÜRÜ DR. ŞAFAK BAŞA VE GEN.MÜD.YRD. İBRAHİM FEYZİ ÜNAL’IN ŞİKAYET BAŞVURUSU SONRASI www.bizimgazete.org SİTESİNE “UYARI” KARARI VERDİ

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, Tekirdağ Su ve Kanalizasyon İdaresi (TESKİ) Genel Müdürü Dr. Şafak Başa ve Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Feyzi Ünal’ın şikayet başvuruları sonrası,  www.bizimgazete.org ‘da 02.Mayıs.2016 tarihinde yayımlanan “Buraya denetimci olarak gelir sana burada Başkanlık yaptırmam” başlıklı habere oy çokluğu ile “Uyarı” kararı almıştır.

 

 

KARAR

 

KARAR: 2016 / 52

 

 

ŞİKAYET EDEN: TESKİ Genel Müdürü Dr.Şafak Başa ve Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Feyzi Ünal

 

 

ŞİKAYET EDİLEN: Özer Enginler – www.bizimgazete.org Genel Yayın Yönetmeni.

 

 

ŞİKAYET KONUSU : Şikayet başvurusunda bulunan Başa ve Ünal, söz konusu haberde somut bilgi ve belgeye dayanmaksızın gerçek dışı iddia ve ithamlarda bulunulduğunu, Bu haberle TESKİ’de usulsüz ve yasa dışı işlerin yapıldığı algısı oluşturarak TESKİ Genel Müdürlüğü ve yöneticileri hakkında olumsuz kanaat oluşmasının sağlanmasının amaçlandığını, daha da çok haberin TESKİ Genel Müdürü Dr.Şafak Başa ve Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Fevzi Ünal’ın, Tekirdağ Belediye Başkanı Kadir Albayrak tarafından görevden alınmalarının hedeflendiğini belirttiler. Haberin TESKİ Genel Müdürlüğü tüzel kişiliğini, TESKİ Genel Müdürü Dr. Şafak Başa ve Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Feyzi Ünal’ın kamuoyundaki saygınlığını, onur ve şerefini rencide etmeye yönelik olduğunu kaydettiler.

 

Söz konusu haber şöyle:

“Buraya denetimci olarak gelir sana burada Başkanlık yaptırmam”

30 Mart 2014’ten bugüne 2 yılı birkaç ay geçti proje olarak önümüze koyduklarının hiçbiri gerçekleşmedi. Tekirdağ halkına verilen sözler seçim kitapçığında kaldı. İlk 500 günde yaptıkları ile ilgili bastırdıkları kitapçıkta ise binlerce kilometre yol yaptım, binlerce insanla konuştum vs… gibi halka sadece leyleğin ömrü lak lakla geçer benzetmesinden başka birşey verilmedi.


Öğünerek halkın karşısına çıktıkları tek şey ‘parasının tamamının İller Bankası tarafından karşılanan, belediyenin cebinden tek kuruşun çıkmadığı’ Plansız çalışmalarla Tekirdağ’ı köstebek yuvasına çeviren şu meşhur “Jaika” Japon projesi.


Projenin yapımının ve kontrolünün tamamen TESKİ Genel Müdürü Şafak Başa’nın himayesinde olması onun, Tekirdağ’a gelmeden Devletin çeşitli kademelerinde; “Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı Mülkiye Başmüfettişliği, Kaymakam, Kamu Yönetimi Uzmanı vs…” çeşitli görevlerde bulunması gibi işler ona ne kadar yakınsa, bir çok makalede imzası olmasına rağmen ne yazık ki geldiği kurum itibarı ile Su ve Kanalizasyon İşlerine de (mevcut kadrosu dahil) Fatih Başaran hariç, bir o kadar da uzak biri.


Yaptığımız haber, yorum ve videolarımızda Büyükşehir Belediyesi’nin yetersizliğinin ana sebeplerinden biri olan ‘işten anlamayan kadrolardan oluştuğunu’ anlatmaya kalkışsak ta, ‘bize verilen cevap ya tehdit ya da basın özgürlüğünü hukuksuz yere çiğneyerek davet edilmediğimiz toplantılar ve bizi belediye ye sokmamak oluyor.’

 

Teski Genel Müdür yardımcısı İbrahim Feyzi Ünal hakkında bir takım kanaatler edindiği iddia edilen Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak, aldığımız duyumlara göre içeriğinin devletin yargı ve denetim kurumları tarafından araştırılarak ortaya çıkartılacak konu hakkında İ. Feyzi Ünal ile yaptığı görüşmenin ardından ‘Bulunduğu görevi bırakmasını istemiş.’

 

 

Albayrak’la yapılan bu görüşmenin ardından kısa bir süre sonra Büyükşehir Belediyesine gelen TESKİ Genel Müdürü Şafak Başa, Kadir Albayrak her ne kadar “Bıktım bunlardan, geldiklerinden beri hiç birşey başaramadılar, hergün haklarında şikayet var, bize zarar veriyorlar, kan değişimine gitmemiz gerekiyor” dese de yine iddia edilen aldığımız duyumlara göre; TESKİ Genel Müdürü Şafak Başa, ” Teski Genel Müdür yardımcısı İ. Feyzi Ünal’ı yollarsan bende giderim, buraya denetimci olarak gelir sana burada başkanlık yaptırmam ” dedikten sonra, “Bu dediklerinizi şimdi yaparsanız Kamuoyunda yanlış anlaşılır, zor durumda kalırız, şimdi sırası değil. Ben, Sezai Yazıcı, Fatih Başaran, İbrahim İçöz ve İ. Feyzi Ünal’ın yetkilerini alır onları pasif duruma düşürürüm” demiş.

 

Yapılan bu iddialardan yola çıkarak;

 

1-Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak, “Geldiklerinden beri hiç birşey başaramadılar, hergün haklarında şikayet var, bize zarar veriyorlar, kan değişimine gitmemiz gerekiyor” derken yalan mı söylüyor, haksızlık mı ediyor?

 

2-Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak’ı ‘Teski Genel Müdür yardımcısı İ. Feyzi Ünal’ın işine son vermeyi düşünecek kadar kızdıran ne oldu?’

 

3-İbrahim Feyzi Ünal’ın suçu nedir?

 

4-TESKİ Genel Müdürü Şafak Başa 1998–2002 yılları arasında da Ordu-Mesudiye İlçesi Kaymakamlığı sırasında tanıdığı o tarihte Ordu-Yeşilce Belediye Başkanı olan İbrahim Feyzi Ünal için Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak’a “Onu yollarsan ben de giderim, buraya denetimci olarak gelir sana burada başkanlık yaptırmam” diyerek tehdit etti mi?

 

5-Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi’ni kim yönetiyor? 

 

6-TESKİ Genel Müdürü Şafak Başa iddia ediliği gibi Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak’ı tehdit ettiği; “Buraya denetimci olarak gelir sana burada başkanlık yaptırmam” derken belediyenin nelerini denetleyerek Kadir Albayrak’ın belediye başkanlığını tartışılır hale getirecek?

 

7-TESKİ Genel Müdürü Şafak Başa, Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi’nde görev almadan hemen önce bulunduğu Devletin önemli kurumlarındaki pozisyonundan kaynaklanan duruşunu “…Buraya denetimci olarak gelirim” dediği denetmenlik görevini ‘ortada bir suç varsa görevini neden şimdi yapmıyor?’

 

8-TESKİ Genel Müdürü Şafak Başa’nın uzmanlık alanı olan Mülkiye Başmüfettişliği’nden geliyor olması; “yargıda bulunan dostlarını kendi görüşleri doğrultusunda harekete geçirerek her türlü sorunu halledeceğini” söylediği yapılan iddialar arasında yer alırken, kurumundaki usulsüzlük ve yolsuzluk iddiaları nasıl aydınlatılabilecek?

 

“bizimgazete” olarak Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kadir Albayrak ve konu dahilinde ismi geçen şahıslar hakkında Tekirdağ halkı ve Kamunun çıkarları doğrultusunda gerekli araştırma ve incelemelerin yapılması maksadıyla Tekirdağ/Türkiye Cumhuriyeti Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunuyoruz.

 

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR :  Taraflara gönderilen uzlaşma ya da herhangi bir talepleri olup olmadığına yönelik yazıya herhangi bir yanıt gelmedi.

 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Şikayet konusu haber “duyumlarımıza göre” ifadeleriyle, somut bilgi ve belgeye dayandırılmadan yazılmıştır. Her ne kadar yazı içerisinde, “4-TESKİ Genel Müdürü Şafak Başa 1998–2002 yılları arasında da Ordu-Mesudiye İlçesi Kaymakamlığı sırasında tanıdığı o tarihte Ordu-Yeşilce Belediye Başkanı olan İbrahim Feyzi Ünal için Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak’a “Onu yollarsan ben de giderim, buraya denetimci olarak gelir sana burada başkanlık yaptırmam” diyerek tehdit etti mi?” şeklinde bir soruya yer verilmişse de, gazeteciyi basın meslek ilkeleri kapsamındaki mesleği etik sorumluğundan kurtarmak için bu yaklaşımın yeterli olmadığı kanaatine varılmıştır. Şöyle ki, adı geçen kişilerle temas kurulması veya kurulmaya çalışılması, konuya dair görüşlerinin aktarılması ve bu kişiler görüş vermekten kaçınıyorlarsa, bu hususun haberde belirtilmiş olması gerekirdi. Bu bakımdan, haberin doğruluğunu teyit etmek için yapılması gerekli olan asgari araştırmanın gerçekleştirilmediği kanaatine varılmıştır.  Dolayısıyla haberde, Basın Meslek İlkelerinin 6’ıncı maddesi olan “Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın, doğruluğuna emin olmadan yayınlanamaz” ilkesinin ihlal edildiğine oy çokluğuyla karar verilmiştir.

 

Şikayetçi Şafak Başa’nın yukarıda anılan sözleri sarf etmek suretiyle muhatabını tehdit ettiği yönündeki, gerçekliği gereğince araştırılmadan yapılan haberin, aynı zamanda Basın Meslek İlkeleri’nin 4’üncü maddesi olan “Kişileri ve kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” ilkesini ihlal ettiğine oyçokluğuyla karar verilmiştir.

 

Haberde,  TESKİ Genel Müdürü Şafak Başa için, ” çeşitli görevlerde bulunması gibi işler ona ne kadar yakınsa, bir çok makalede imzası olmasına rağmen ne yazık ki geldiği kurum itibarı ile Su ve Kanalizasyon İşlerine de (mevcut kadrosu dahil) Fatih Başaran hariç, bir o kadar da uzak biri” şeklinde kullanılan ifadelerin ise somut olgu isnadı değil de, “soyut değer yargısı” olması nedeniyle, gazetecinin eleştiri hakkı kapsamında kaldığı değerlendirilmiştir. Her ne kadar bu tür iddiaların muhatabı bir ölçüde küçük düşüren bir yönü olsa da, gazetecinin öne sürdüğü soyut değer yargısının gerçekliğinin ve doğruluğunun ispatı istenemez ve beklenemez. Bu hususta, gazetecinin hukuka uygun davranmış sayılması için, öne sürdüğü değer yargısının somut bir dayanak noktasının bulunması yeterlidir. Bu dayanak da, haberden anlaşıldığı üzere, şikayetçinin mesleki geçmişidir. Bu veriden hareketle, şikayetçinin halihazırda icra ettiği göreve uzak biri olduğunu iddia etmek, doğru olsun ya da olmasın, gazetecinin hakkıdır.

 

Nihayet, teknik açıdan (yani ceza hukuku anlamında) suç teşkil eden nitelikte eylemlerin şikayetçilere isnad edildiğine dair, haberde yeterli veri bulunmadığından, Basın Meslek İlkelerinin 10’uncu maddesi olan “Yasaların suç saydığı eylemler gerçek olduğuna inandırıcı makul nedenler bulunmadıkça kimseye atfedilemez” ilkesinin ihlal edilmediğine, oyçokluğuyla karar verilmiştir.

 

Netice olarak, www.bizimgazete.com sitesi ve Genel Yayın Yönetmeni Özer Enginler’e ‘uyarı’ kararı verilmesi oyçokluğuyla uygun görülmüştür.

 

,

BASIN KONSEYİ HDP EŞBAŞKANI FİGEN YÜKSEKDAĞ’IN EŞİ SEDAT ŞENOĞLU’NUN ŞİKAYET BAŞVURUSU ÜZERİNE TAKVİM GAZETESİ’NE “UYARI” KARARI ALDI

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, Sn.Sedat Şenoğlu’nun Avukatı Kader Tonç aracılığı ile yaptığı şikayet başvurusunda, Takvim Gazetesi’nin 20.05.2016, 21.05.2016 ve 22,05.2016 tarihli resmi internet sitesi ile, 22.05.2016 tarihli gazetenin 1’inci sayfasında yer alan “Terörist Kocası firarda”, “Yüksekdağ’ın kocasına 7 yıl hapis”, “Kocaya kaçtı” ve “Almanya’ya kaçtı” haberlere, “Uyarı” kararı vermiştir.

 

 

KARAR

 

 

KARAR NO:  2016 / 51

 

 

ŞİKAYET EDEN : Sedat Şenoğlu vekili Avukat Kader Tonç

 

 

ŞİKAYET EDİLEN : Ergün Diler – Takvim Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni, Şefik Çalık – Takvim Gazetesi Yazı İşleri Müdürü ve İnternet Yayın Sorumlusu ve Mustafa Yüce – takvim.com.tr Gen.Yay.Yönetmeni.

 

 

ŞİKAYET KONUSU : Şikayet başvurusunda bulunan Sedat Şenoğlu, Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ’ın eşi.

Takvim Gazetesi’nde ki haberlerde, kendisine ve eşine yönelik eleştiri ve yorumlama kapsamında değerlendirilebilecek ifadelerin dışına çıkıldığını, yalan haber yapıldığını, düzeysiz, seviyesiz, hatta argo kelimelerle saldırıda bulunulduğunu, aşağılayıcı, kendisinin ve eşinin kamuoyundaki saygınlığını rencide edici ve tehditkar ifadelerde bulunulduğunu belirtti.

 

Başvuru sahibi, haberlerde araştırılması mümkün olan bir takım durumlar için kesin ve net ifadeler kullanıldığını da belirterek, bir kurgu yapıldığını ve bu kurgunun haberleştirildiğini söylüyor. Bazı haberlerin çıktığı gün açıklama ve yalanlama yapılmasına rağmen, bu açıklamanın ve yalanlamanın hiç dikkate alınmadığı, aksine yokmuş gibi davranarak haberlerin diğer günlerde devam ettiğini kaydediyor.

Söz konusu haberler özetle şöyle:

 

“Terörist kocası firarda…

 

“Kan siyaseti yapan HDP‘nin Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ‘ın terör örgütü MLKP üyeliğinden yargılanan kocası Sedat Şenoğlu için söz sözü Yargıtay söyledi. Daire, mahkemenin Şenoğlu’na verdiği 7 yıl 6 ay hapis cezasını kabul etti. Yaklaşık 6 yıl cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edilen ve Yargıtay 16. Ceza Dairesi tarafından hapis cezası onanan Şenoğlu’nun yurt dışına kaçtığı öğrenildi..”.

 

“Kocaya kaçtı…

 

“Öz yönetim”, “hendek” diyerek sırtını teröristlere dayayan HDP’li Figen Yüksekdağ, dün Almanya’ya kaçtı. Yüksekdağ’ı terör suçundan hapis cezası alan kocası Sedat Şenoğlu karşıladı.. Aydın Doğan medyasını arkasına alarak, Hürriyet ve CNNTürk’te cici çocuk şovu yaparak, Nişantaşı, Etiler ve Bebek’teki Beyaz Türkler’i kandıran teröristlerin siyasi uzantısı HDP‘liler bir bir kaçmaya başladı. Meclis’te dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla büyük bir panik yaşamaya başlayan HDP’li eş başkan Figen Yüksekdağ, dün apar topar Almanya‘ya uçtu. Daha önce, “güvenlik kamerasına bile demeç veren” Yüksekdağ, bu kez 3 kelime sarf etti. “Program için gidiyorum” diyen Yüksekdağ’ın Frankfurt’ta terörist kocası Sedat Şenoğlu tarafından karşılandığı belirtildi. MLKP üyeliğinden 7 yıl 6 ay hapis cezası alan kocası Sedat Şenoğlu’nun Frankfurt’ta Alman derin devleti tarafından korunduğuna da dikkat çekildi. Teröristlere otomobiliyle silah taşıyan Faysal Sarıyıldız ile PKK’lıların cenazesine giden Tuğba Hezer, Figen Yüksekdağ’dan önce sırra kadem bastı. HDP’ye yakın kaynaklar, ağabeyi dağda terörist olan Selahattin Demirtaş’ın da birkaç gün içinde kaçacağını sosyal medyadan paylaştı. Dokonulmazlıkları kaldırılan HDP’li vekillerin, bağlı oldukları ülkelere gideceğine dikkat çekildi. Almanya, Amerika İngiltere, Fransa ve Belçika’nın kendilerine çalışan bu vekilleri ortada bırakmayacağı ifade edildi...

 

Şair görünümlü terörist
Kendisini şair olarak tanıtan Sedat Şenoğlu, aslında MLKP üyesi bir terörist. Şenoğlu için PKK, PYD, YPG, DHKP-C de aynı. Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmak için yola çıkan her terörist örgüt onun için ‘özel’. Frankfurt’ta kendisine destek veren teröristlerle yaşarken, tek eksiği eşi Figen Yüksekdağ‘dı.

 

Demirtaş sıra sende mi?
Figen Yüksekdağ’ın Almanya tarafından iyi şekilde ağırlanacağı kesinleşti. Demirtaş’ın ailesiyle birlikte Almanya’ya kaçacağına kesin gözüyle bakılırken, hangi kentte yaşayacağı şu an gizli...

 

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR :  Taraflara gönderilen ‘uzlaşma’ ya da herhangi bir talepleri olup olmadığına yönelik yazıya, her iki taraftan herhangi bir yanıt gelmedi.

 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:  Haberlerde yer alan unsurlar, doğru gibi yansıtılmış, iddia olarak bile yer almamış. Ayrıca iddia olsa bile haberlerde, iddianın ciddi ve güçlü bir iddia olduğunu besleyici bazı verilerin yer alması gerekir.   Şikayet başvurusunu yapan Sedat Şenoğlu’nun, yurt dışında olduğu hatta ‘kaçtığının’ belirtildiği gün Türkiye’de bulunduğuna yönelik yaptığı açıklamanın dikkate alınmayarak benzer haberlerin arka arkaya devam ettiğini görüyoruz. Haberlerde Şenoğlu için “Şair görünümlü terörist” ya da “Alman derin devleti tarafından korunuyor” gibi ifadeler yer alıyor.  Haberin bir yerinde, “Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmak için yola çıkan her terörist onun için “özel”. Frankfurt’ta kendisine destek veren teröristlerle yaşarken, tek eksiği eşi Figen Yüksekdağ’dı” şeklinde bir ifade de yer alıyor.

 

“Şair görünümlü terörist” küçültücü bir ifade. Her ne kadar şikayet başvurusu yapan kişinin bir örgüte üyeliği konusunda kesinleşmiş bir mahkeme kararı var ise de, böyle bir ifade kullanılmış olmasını şikayetçinin mesleği olarak belirttiği şairliği ve kendisini küçük düşürücü bir ifade olarak algılamaktayım. Ayrıca haberde, bu kişinin net ifadelerle Alman derin devleti tarafından korunduğu yönünde bir ifade kullanılıyor. Böylelikle haberlerde, “Kişileri ve kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” ilkesini içeren 4’üncü madde ihlal edilmiştir.  

 

Bir gazetecinin, şikayetçinin yurt dışına kaçıp kaçmadığını, firar edip etmediğini, yurda yeniden dönüp dönmeyeceğini gösterecek uzun bir süre orada kalıp kalmadığını öğrenebilmesi ya da araştırabilmesi mümkün iken bunun yapılmadığını, haberlerde kesin ifadelerle kaçtığının belirtildiğini görüyoruz. Kaldı ki, bu haberlerin çıktığı gün şikayetçinin “Ben Türkiye’deyim” diye bir açıklama yapmış olmasının hiçbir şekilde dikkate alınmadan benzer haberlere devam edildiği anlaşılıyor.

 

Bu nedenle “Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmadan yayınlanamaz” ilkesini içeren 6’ıncı madde de ihlal edilmiştir.

 

Bütün bu hususlar ve ihlaller göz önüne alındığında söz konusu gazeteye “Uyarı” verilmesi kararlaştırılmıştır.