Basın Konseyi, Yeni Şafak Gazetesi Ve www.yenisafak.com.tr İnternet Sitesi’ni Kınadı

I———I

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, Yeni Şafak Gazetesi ve www.yenisafak.com.tr İnternet Sitesi’nde; 9 Aralık 2010 tarihinde, pratica opzioni binarie 60 secondi “Avcı’nın avukatı da koca kulak çıktı” başlığıyla yayımlanan haberlerle ilgili olarak aşağıdaki kararı vermiştir. wahrscheinlichkeitsrechnung binäre optionen

binäre optionen tipps buch  

binär option avanza KARAR

consigli per il trading on line  

guadagnare online da casa ŞİKAYETÇİ                         : 1) Av. Fidel Okan

För Strattera 18 mg 2) Metin Meyilli

confronto broker opzioni                                                  3) recensioni su auto opzioni binarie Ümit Aydoğan

 

binära optioner charts ŞİKAYET EDİLENLER    :  1) Yeni Şafak Gazetesi

www optionwinner it                                                   2) www.yenisafak.com.tr İnternet Sitesi

 

bi quyet forex ŞİKAYET KONUSU           : Av. Fidel Okan’ın 04.02.2011 ve Metin Meyilli ile Ümit Aydoğan’ın 05.02.2011 tarihli başvuru dilekçelerinde, Yeni Şafak Gazetesi’nin 9 Aralık 2010 tarihli nüshasının ana sayfasının sol üst köşesinde ve yine gazetenin www.yenisafak.com.tr alan adlı internet sitesinde yer verilen “Avcının Avukatı da Koca Kulak Uzmanı ” başlıklı haber ile aynı gazetenin 9. Sayfasında tekrar “Avcı’nın Avukatı da Koca Kulak Çıktı” başlığı ile verilen haber ayrıntılarının, Basın Meslek İlkeleri’ni ihlal ettiği ileri sürülmektedir.

 

Şikâyet konusu haber, Yeni Şafak gazetesinin 9 Aralık 2010 tarihli nüshasının ana sayfasında (ve aynı gazetenin www.yenisafak.com.tr alan adlı internet sitesinde) “Avcı’nın Avukatı da Koca Kulak Uzmanı” başlığı ile verilmiş ve aynı haberin ayrıntıları ise gazetenin 9. Sayfasında “Avcı’nın Avukatı da Koca Kulak Çıktı” başlığı ile okuyucuya duyurulmuştur.

 

Haberde özetle, Fidel Okan’ın başkanlığını yaptığı Eryaman’daki sitenin toplantı odasında gaz sensörü içinde gizli kamera bulunduğu, araştırmada kamerayı Okan’ın yerleştirdiğinin belirlendiği ifade edilmiştir. Haberde ayrıca, suçunu itiraf eden Okan’ın avukat olduğunu söyleyerek polise ifade vermeyi reddettiği belirtilmiştir. Haberin, gazetenin 9. Sayfasındaki ayrıntılarında ise,  Devrimci Karargâh Örgütü soruşturması çerçevesinde tutuklanarak cezaevine gönderilen Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın avukatı Fidel Okan’ın müvekkili gibi oturduğu sitenin yönetim kurulu toplantısını kayıt altına aldığının ortaya çıktığı, Hanefi Avcı’nın da aralarında bürokrat ve gazetecilerin yer aldığı birçok kişiyle yaptığı görüşmeleri gizli kayıt altına aldırdığının tespit edildiği, Avcı’nın da roman vatandaşların derneğindeki televizyona da gizli kamera koydurduğunun belirlendiği, ifadelerine yer verilmiştir. Haberde, sitenin toplantı odasındaki gaz sensörünün içine yerleştirilmiş gizli kamerayı bulan site sakinlerinin, Fidel Okan ve site yöneticileri Ümit Aydoğan ve

Metin Meyilli hakkında suç duyurusunda bulundukları, Fidel Okan’ın suçunu itiraf ettiği ve diğer yöneticiler Özdoğan ve Meyilli’nin gizli kamerayı Fidel Okan’la birlikte taktırdıklarını itiraf ettikleri ifade edilmiştir.

Haberde ayrıca Fidel Okan ile birlikte hareket eden şüphelilerden Metin Meyilli’nin 2005 yılında resmi belgede sahtecilik suçundan tutuklandığı ve Fidel Okan’ın gizli kamerayı başkanlık ettiği bir site sakinini kayıt altına alarak ileride baskı unsuru olarak kullanmayı hedeflediğinin ifade edildiği, belirtilmiştir.

Şikayetçi Fidel Okan, 04.02.2011 tarihli başvuru dilekçesinde, şikayet konusu haberin Basın Meslek İlkeleri’nin 3., 4., 6., 9. Ve 10. Maddelerini ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

Diğer şikayetçiler Ümit Aydoğan ve Metin Meyilli ise, şikayet konusu haberin, Basın Meslek İlkeleri’nin 6., 9. 10. ve 16. Maddelerini ihlal ettiğini ileri sürmüşlerdir. demo account for binary options trading        

anyoption app stürzt ab  

jak odhadnout binární opce ŞİKAYET EDİLENLERİN YANITI: Yeni Şafak Gazetesi ve trade max iqoption www.yenisafak.com.tr İnternet Sitesi Genel Yayın Yönetmeni Yusuf Ziya Cömert’e şikâyetle ilgili bilgi veren Genel Sekreterlik mektubu 31 Mart 2011 tarihinde, kargo ile gönderilmiş, kargo şirketi tarafından mektubun teslim alındığı bilgisi Erkan Onur tarafından bildirilmişse de kendisinden herhangi bir yanıt gelmemiştir.

 

binäre optionen tages strategie DEĞERLENDİRME VE SONUÇ: Basın Konseyi Yüksek Kurulu 18 Mayıs 2011 tarihli toplantısında dosyayı ele alarak aşağıdaki değerlendirmeyi yapmıştır.

 

Şikâyet konusu haber, 23.11. 2010 tarihinde şikâyetçiler Fidel Okan, Ümit Aydoğan ve Metin Meyilli hakkında, yöneticisi oldukları sitenin sakinleri tarafından yapılmış olan bir suç duyurusunun haberleştirilmesinden ibaret bulunmaktadır. Bu suç duyurusunu, Cumhuriyet Başsavcılıklarına her gün binlercesi yapılan benzerlerinden ayıran husus ise, hakkında suç duyurusunda bulunulanlardan Fidel Okan’ın halen güncel bir ceza davası nedeniyle tutuklu bulunan Eskişehir (Eski) Emniyet müdürü Hanefi Avcı’nın müdafiliği görevini yürütüyor olmasıdır. Bu itibarla, söz konusu suç duyurusunun haber değeri taşıdığı kuşkusuz ise de, haberin içeriği ve veriliş biçimi yönlerinden, Basın Meslek İlkeleri’ne uygunluğunun ayrıca irdelenmesi gerekmektedir.

Bu açıdan, gerek gazetenin yazılı nüshasında gerekse internet sitesinde yer alan bu haberin tamamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, ilk olarak haberin manşet olarak verilen başlığının sorunlu olduğu göze çarpmaktadır. Gerçekten “Avcı’nın Avukatı da Koca Kulak Uzmanı” manşeti ile yayınlanan bu haberin, esas itibarıyla halen cezaevinde bulunan Hanefi Avcı ile yakında uzaktan bir ilişkisi yoktur. Hanefi Avcı’nın bu olayla tek irtibatı, hakkında suç duyurusunda bulunulan Av. Fidel Okan’ın müvekkillerinden birisi olmasıdır. Durum böyleyken, haberin başlığında doğrudan Hanefi Avcı’nın isminin zikredilmesi ve onun hedef alınmış olması ise, basının haber verme görevinin kamusal niteliği ile bağdaşmamaktadır.

Bunun yanında, henüz sürmekte olan bir ceza soruşturmasına ilişkin olarak verilen haberlerin yalnızca bir iddianın haberleştirilmesi niteliği taşıması ve peşinen bir yargı içermemesi zorunludur. Buna karşın, haberde özellikle “Avcı’nın Avukatı da Koca Kulak Uzmanı” ve “Avcı’nın Avukatı da Koca Kulak Çıktı” şeklindeki, okuyucularda bir peşin hüküm yaratmaya yönelik mutlak yargılara yer verilmiştir.

Bunun yanında, “koca kulak” benzetmesi yapılan bu yakışıksız başlıklar ile sadece habere konu olan soruşturmada adı geçen Av. Fidel Okan değil; ancak mevcut haber ile hiçbir ilgisi olmayan ve halen yargılanmakta olduğu davada hakkında bir mahkûmiyet hükmü de bulunmayan Hanefi Avcı da gazete tarafından zımnen mahkûm edilmiş bulunmaktadır. Bu durum ise, Basın Meslek İlkeleri’nin “Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan ve iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” şeklindeki 4.; “Suçlu olduğu yargı kararıyla belirlenmedikçe hiç kimse “suçlu” ilan edilemez” şeklindeki 9. ve “Yasaların suç saydığı eylemler, gerçek olduğuna inandırıcı makul nedenler bulunmadıkça kimseye atfedilemez” şeklindeki onuncu Maddelerinin ihlali niteliği taşımaktadır.

Bunun yanı sıra haberde, Fidel Okan hakkında, kendisinin suçunu itiraf ettiği ancak avukat olduğunu söyleyerek polise ifade vermeyi reddettiği de ifade edilmiştir. Oysa Fidel Okan’ın şikâyet dilekçesinde altını çizdiği üzere, şikâyetçiler üzerlerine atılı suçu kesin bir şekilde reddetmişler ve bu konuda Sincan Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ceza soruşturması da, kovuşturmaya yer olmadığı kararı ile neticelenmiştir. Bu durumda, haberde, Fidel Okan’ın suçunu itiraf ettiği ve diğer şikâyetçiler Ümit Aydoğan ve Metin Meyilli’nin de, gizli kamerayı Fidel Okan ile birlikte taktıklarını itiraf ettikleri şeklindeki ibarelerin kesinlikle gerçek dışı olduğu ortaya çıkmakta, haberin gerekli soruşturma yapılmaksızın, haberde ismi geçen taraflarla görüşülmeksizin, masa başında kurgusal bir şekilde kaleme alındığını ortaya koymaktadır. Bu durum ise, Basın Meslek İlkeleri’nin, “Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olunmaksızın yayınlanamaz” şeklindeki 6. ve “Gazeteci görevini, taşıdığı sıfatın saygınlığına gölge düşürebilecek yöntem ve tutumlarla yapmaktan kaçınır” şeklindeki 12. Maddelerine açıkça aykırıdır.

Nihayet, haberin ayrıntılarında şikayetçilerden Metin Meyilli’nin 2005 yılında resmi belgede sahtecilik suçundan tutuklanmış olduğunun ifade edilmesi üzerine, Metin Meyilli tarafından, bu haberin gerçek dışı olduğuna ilişkin olarak Yeni Şafak Gazetesi’ne Ankara 15. Noterliği kanalıyla tekzip (düzeltme ve cevap) yazısı gönderilmiş olmasına karşın, bu tekzip metni Yeni Şafak Gazetesi tarafından yayınlanmamıştır. Bu spesifik haberin içeriğinin denetlenmesinden bağımsız olarak, yalnızca gönderilen tekzip metnin yayınlanmasından imtina edilmiş olması hususu da, Basın Meslek İlkeleri’nin “Basın organları, yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı duyarlar” şeklindeki 16. Maddesinin ihlali niteliğindedir.

 

Sonuç olarak, Yeni Şafak Gazetesi ve www.yenisafak.com.tr internet sitesinde yayınlanan bu haber ile Basın Meslek İlkeleri’nin;

 

–          binäre optionen strategie forum “Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” şeklindeki dördüncü,

–          “Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz” şeklindeki altıncı,

–          “Suçlu olduğu, yargı kararıyla belirlenmedikçe hiç kimse “suçlu” ilan edilemez” şeklindeki dokuzuncu,

–           “Yasaların suç saydığı eylemler, gerçek olduğuna inandırıcı makul nedenler bulunmadıkça kimseye atfedilemez” şeklindeki onuncu,

–          “Gazeteci görevini, taşıdığı sıfatın saygınlığına gölge düşürebilecek yöntem ve tutumlarla yapmaktan sakınır” şeklindeki onikinci ve

–          “Basın organları, yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı duyarlar” şeklindeki onaltıncı maddelerinin ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.

 

Yukarıda açıklanan sebeplerle, Basın Meslek İlkeleri’nin üçüncü, dördüncü, altıncı, dokuzuncu, onuncu, on ikinci ve on altıncı maddelerini ihlal eden Yeni Şafak Gazetesinin ve www.yenisafak.com.tr internet sitesinin kınanmasına” oybirliğiyle karar verilmiştir.

 

(Karar No: 2011/13-14)

———————-

Not: Basın Konseyi Sözleşmesi ve Çalışma Kuralları gereğince, hakkında şikâyette bulunulan medya grubu veya gazeteciyle ilişkisi olan Yüksek Kurul üyeleri, görüşmelerde oy kullanamazlar.

——————————- n1Zl=���n�e:12.0pt’>———————-

 

Not: Basın Konseyi Sözleşmesi ve Çalışma Kuralları gereğince, hakkında şikâyette bulunulan medya grubu veya gazeteciyle ilişkisi olan Yüksek Kurul üyeleri, görüşmelerde oy kullanamazlar.

——————————-

��ia���n�u haber ile ilişkili olarak Akka Antedon oteli vekili Av. Figen Çalıkuşu’nun 25.11.2010 tarihinde Kemer Gözcü Gazetesine düzeltme ve cevap metni gönderdiği ancak bu metnin yayınlanmadığı tespit edilmiş ve Kemer Gözcü Gazetesinin Konseyimize gönderdiği yanıtta da, bu düzeltme ve cevap yazsının yayınlanacağına ilişkin hiçbir ifade kullanılmamıştır Bu suretle Kemer Gözcü Gazetesi’nin düzeltme ve cevap hakkına saygı göstermediği ve Basın Meslek İlkeleri’nin “Basın organları, yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı duyarlar” şeklindeki on altıncı maddesini ihlal ettiği kanısına varılmıştır.

 

 

Yukarıda arz olunan gerekçeler çerçevesinde, Basın Meslek İlkeleri’nin altıncı ve onaltıncı maddelerini ihlal eden, Kemer Gözcü Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Saffet Yenigün ve İmtiyaz Sahibi Ahmet Turan Yenigün’ün  “uyarılmalarına”oy birliğiyle karar vermiştir.

 

(Karar No: 2011/7-8)

———————-

Not: Basın Konseyi Sözleşmesi ve Çalışma Kuralları gereğince, hakkında şikâyette bulunulan medya grubu veya gazeteciyle ilişkisi olan Yüksek Kurul üyeleri, görüşmelerde oy kullanamazlar.

——————————-

Basın Konseyi, Star Gazetesi, Star Gazetesi Muhabiri Lütfi Kaplan Ve www.stargazete.com.tr İnternet Sitesi’nin Kınanmasına Karar Verdi.

I———I

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, Star Gazetesi ve www.stargazete.com.tr İnternet Sitesi’nde 9 Aralık 2010 tarihinde, “Avukatının Kulakları Uzunmuş” başlığıyla anons edilen ve devamı gazetenin onaltıncı sayfasında “Avcı’nın avukatı Okan’ın rakiplerini izleme merakı” başlığı ve Lütfi Kaplan imzasıyla yayımlanan haberlerle ilgili olarak aşağıdaki kararı vermiştir.

 

KARAR

 

ŞİKAYETÇİ                         : 1) Av. Fidel Okan

2) Metin Meyilli

                                                 3) Ümit Aydoğan

 

ŞİKAYET EDİLENLER    : 1) Star Gazetesi

                                                  2) Lütfi Kaplan

                          Star Gazetesi Muhabiri

                                                  3) www.stargazete.com.tr İnternet Sitesi

 

ŞİKAYET KONUSU           : Av. Fidel Okan’ın 04.02.2011 ve Metin Meyilli ile Ümit Aydoğan’ın 05.02.2011 tarihli başvuru dilekçelerinde, Star Gazetesi’nin 9 Aralık 2010 tarihli nüshasının ana sayfasında manşetten verilen “Avukatının Kulakları Uzunmuş” başlıklı haber ile aynı gazetenin 16. Sayfasında ve yine gazetenin www.stargazete.com.tr alan adlı internet sitesinde “Avcı’nın Avukatı Okan’ın Rakiplerini İzleme Merakı” başlığı altında ayrıntıları verilen haberin, Basın Meslek İlkeleri’ni ihlal ettiği ileri sürülmektedir.

Şikâyet konusu haber, Star Gazetesi’nin 9 Aralık 2010 tarihli nüshasında “Avukatının Kulakları Uzunmuş” şeklinde bir manşet olarak yayınlanmış olup, haberin alt başlığında Emniyet İstihbarat’taki görevi sırasında teknik takip ve dinleme altyapısı hazırlayan Hanefi Avcı’nın avukatı Fidel Okan, oturduğu site sakinleri tarafından “gizli kamerayla takip”le suçlandı,  ifadeleri yer almaktadır. Aynı gazetenin 16. Sayfasında ve yine gazetenin www.stargazete.com.tr alan adlı internet sitesinde “Avcı’nın Avukatı Okan’ın Rakiplerini İzleme Merakı” başlığı ile okuyucuya ulaştırılan haberin ayrıntıları ise şu şekildedir.

(Haberde sehven Baymak olarak yazılan) Maybak sitesinin bazı yöneticileri tarafından Av. Fidel Okan, Ümit Aydoğan ve Metin Meyilli hakkında suç duyurusunda bulunulduğu, bu suç duyurusunda Fidel Okan’ın sitenin toplantı odasına gizli kamera taktırıp site yönetimindeki rakiplerini izlettiğinin iddia edildiği belirtilmiş ve site yönetiminden iki üyenin de gizli kamerayı Fidel Okan ile birlikte taktırdıklarını itiraf ettikleri belirtilmiştir. Haberin son bölümünde ise, “Güvenlik İçinse Neden Gizli?” alt başlığı altında, polisin olayla ilgili hazırladığı vukuat raporuna yollama yapılarak, bu raporda iki yöneticinin (Metin Meyilli ve Ümit Aydoğan’ın) gizli kamerayı doğruladığı ve kameranın güvenlik amacı ile konulduğunu ve görüntü aldığını beyan ettikleri, ifade edilmiştir.

Şikâyetçilerden Fidel Okan 04.02.2011 tarihli şikâyet dilekçesinde, söz konusu haberin kendisi yalan, iftira ve hakaret argümanları ile süslendiğini ve gerçek dışı birtakım iddiaların habere eklendiğini belirtmiştir. Şikâyetçi Star Gazetesi’nde “Avukatının Kulakları Uzunmuş” manşetiyle verilen haberde, kendisine ait olmayan bir fotoğrafın altına ismi yazılarak, kendisi tarafından hiç yapılmayan açıklamaların, gazete tarafından kendi ağzından yapılmış gibi kamuoyuna sunulduğunu belirtmiştir. Bu çerçevede, gazetede kendisinin gazetecilere bir Site Yönetim kararı gösterdiği şeklindeki gerçek dışı bir bilgi verildiği ve daha sonra bu gerçek dışı bilgiye “Ancak Yönetim kurulu kararında gizli kameradan söz edilmiyor” şeklinde bir yorum eklenerek, okuyucunun yanlış bilgilendirilmesinin pekiştirildiğini ifade etmiştir.

Daha sonra kendi çerçevesinden habere konu olayın gelişimini izah eden şikayetçi, söz konusu haberin müvekkili Hanefi Avcı’ya saldırmak maksadıyla düzenlendiği için, Basın Meslek İlkeleri’nin 3.;
“Avukatının Kulakları Uzunmuş” şeklindeki uygunsuz başlık ve içeriği nedeniyle Basın Meslek İlkeleri’nin 4.; haberde gerçeklik sınırları aşıldığı ve gerçek olayla ilgisi olmayan iftira ve karalama amaçlı haber yapıldığı gerekçesiyle Basın Meslek İlkeleri’nin 6.; polis tarafından hazırlanan ve kişisel kimlik bilgilerini içeren vukuat raporunun haberde yayınlanması nedeniyle, Basın Meslek İlkeleri’nin 7. Şahsına mahkeme kararı ile ispat edilmemiş bir suç isnat edildiği için Basın Meslek İlkeleri’nin 9., hiçbir makul neden yokken kendisine suç inat edildiği için Basın Meslek İlkeleri’nin 10. Gazetecilik görevinin saygınlığına gölge düşürüldüğü için Basın Meslek İlkeleri’nin 12.,  insani değerleri incindiği için Basın Meslek İlkeleri’nin 13 ve nihayet düzeltme ve cevap hakkı ihlal edildiği için Basın Meslek İlkeleri’nin 16. Maddelerine aykırı davranıldığını ileri sürmüştür.

Diğer şikâyetçiler Metin Meyilli ve Ümit Aydoğan ise, Star Gazetesinin 16. Sayfasında ve www.stargazete.com.tr alan adlı internet sitesinde yayınlanan şikâyet konusu haberde, “Polis, gizli kamerayı bulurken, site yönetiminden iki üye gizli kamerayı Fidel Okan ile birlikte taktırdıklarını itiraf etti” şeklindeki ifadelerin kullanıldığını, oysa bu ifadelerin kesinlikle kendilerine ait olmadığını ve buna rağmen sanki kendi ağızlarından çıkmış gibi yansıtılarak okuyucunun kasıtlı olarak yanlış bilgilendirildiğini, ayrıca polis tarafından hazırlanan ve kendilerinin kişisel bilgilerini de içeren “vukuat raporu”nun yayınlanması suretiyle kendi kişisel bilgilerinin ifşa edildiğini belirtmişlerdir. Şikayetçiler, tüm bu açıklanan hususların,  Basın Meslek İlkeleri’nin 6., 7., 9. Ve 10. Maddelerine aykırı olduğunu ileri sürmüşlerdir.

           

ŞİKAYET EDİLENLERİN YANITI: Star Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Karaalioğlu, Star Gazetesi Muhabiri Lütfi Kaplan ve www.stargazete.com.tr İnternet Sitesi Yayın Müdürü Serdar Akbıyık’a şikâyetle ilgili bilgi veren Genel Sekreterlik mektubu 31 Mart 2011 tarihinde, kargo ile gönderilmiş, kargo şirketi tarafından mektubun teslim alındığı bilgisi Müslüm Nüvay tarafından bildirilmişse de taraflardan herhangi bir yanıt gelmemiştir.

 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ: Basın Konseyi Yüksek Kurulu 18 Mayıs 2011 tarihli toplantısında dosyayı ele alarak aşağıdaki değerlendirmeyi yapmıştır.

 

Şikâyet konusu haber, halen güncel bir ceza davası nedeniyle tutuklu bulunan Eskişehir (Eski) Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın müdafii Av. Fidel Okan ile kendisinin yönetim kurulu başkanı olduğu Ankara Sincan’daki Maybak sitesinin başkan yardımcısı Ümit Aydoğan ve muhasip üye Metin Meyilli hakkında, diğer site yöneticileri tarafından 23.11.2010 tarihinde bulunulan bir suç duyurusuna dayanılmaktadır.

Bu suç duyurusunda, her üç site yöneticisi, site yönetimindeki rekabet nedeniyle site toplantı odasına gizli kamera kurdurmak ve bu suretle özel yaşama müdahale etmekle suçlanmaktadırlar. Belirtelim ki, bu suç duyurusu üzerine Sincan Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından şikayetçiler hakkında başlatılan soruşturma, şikayet konusu haberlerin Star Gazetesi ve www.stargazete.com.tr alan adlı internet sitesinde yayınlanmasından yaklaşık bir hafta sonra neticelenmiş ve Sincan Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, şüphelilere yüklenen suçun unsurlarının bulunmaması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiştir.

Bununla birlikte, şikâyet konusu haberin gerek Star Gazetesi’nde gerekse www.stargazete.com.tr internet sitesindeki haber içeriği ve haberin veriliş biçimi yönlerinden, Basın Meslek İlkeleri’nin ihlal edip etmediğinin irdelenmesi gerekmektedir. Bu kapsamda, şikâyetçi tarafından ihlal edildiği ileri sürülen her bir Basın Meslek İlkesi açısından şu şekilde bir irdeleme yapabilmek olanaklıdır:

Şikâyet konusu haberin gazetede veriliş biçimi ele alındığında, bu haberin gazetenin ana sayfasında “Avukatının kulakları uzunmuş” şeklinde çarpıcı bir manşetle verildiği ve haberin 16. sayfada (ve gazetenin internet sitesinde) ise yine “Avcı’nın Avukatı Okan’ın rakiplerini izleme merakı” şeklinde kesin yargı içeren bir başlıkla kamuoyuna duyurulduğu görülmektedir.  İlk olarak, ifade etmek gerekir ki, burada habere konu olan kişi, hakkında suç duyurusunda bulunulan Av. Fidel Okan olup, Fidel Okan’ın müdafiliğini üstlendiği Hanefi Avcı’nın bu habere konu olan olay ile yakından uzaktan hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. Oysa haber, gazetenin manşetinde “Avukatının Kulakları Uzunmuş” şeklindeki bir ifade ile doğrudan Hanefi Avcı’yı hedef alır bir şekilde kaleme alınmıştır.

Aynı ifade biçimi, ayrıca bir iddianın haberleştirilmesinin çok ötesine geçtiği ve henüz soruşturma evresinde bulunan (ve sonrasında takipsizlik kararı ile neticelenen) bir fiile ilişkin olarak kesin, mutlak ve yakışıksız bir yargı içermek suretiyle kamuoyunda bir önyargı yaratması nedeniyle, Basın Meslek İlkeleri’nin “Suçlu olduğu, yargı kararıyla belirlenmedikçe hiç kimse “suçlu” ilan edilemez” şeklindeki 9. Maddesinin ihlali niteliği taşımaktadır.

Diğer yandan, haberde,“….. yönetimde görev yapan iki üye söz konusu kamerayı Fidel Okan ile birlikte taktıklarını itiraf etti” şeklinde yine kesin yargı içeren bir ifadeye yer verilmiş olmasına karşın, daha sonra haberin devamında dolaylı olarak isimleri verilen bu iki yönetim kurulu üyesi, Basın Konseyi’ne yaptıkları şikayet başvurusunda, kendilerinin kesinlikle böyle bir söylemde bulunmadığını ve kendi ağızlarından yazılan bu haberin gerçek dışı olduğunu belirtmişlerdir. Bu nedenle, bu haberi yapan gazete muhabiri Lütfi Kaplan’ın haberi hazırlarken gerekli soruşturmayı yapmadığı ve aksine masa başında gerçek dışı ve düzmece bir kurgu yarattığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle haber, Basın Meslek İlkeleri’nin “Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz” şeklindeki 6. Maddesine aykırıdır.  

Nihayet, haberin yayınlandığı www.stargazete.com.tr internet sitesinde, suç duyurusu üzerine polis tarafından düzenlenen ve şikâyetçilerin kimlik bilgilerinin de yer aldığı “vukuat raporu”nun yayınlandığı görülmektedir. Henüz soruşturma evresinde tanzim edilen bu adli belgenin, soruşturmanın gizliliği ilkesi gereğince gizli tutulması gerekirken, gazetenin internet sayfasında, yayımını meşru kılacak hiçbir kamu yararı bulunmadığı halde, şikâyetçilerin kişisel bilgilerini de içerir şekilde yayınlanması ise, Basın Meslek İlkeleri’nin “Saklı kalması kaydıyla verilen bilgiler, kamu yararı ciddi bir biçimde gerektirmedikçe yayınlanamaz” şeklindeki 7. Maddesinin ihlalidir.

Sonuç olarak, Star Gazetesi ve www.stargazete.com.tr internet sitesinde yayınlanan bu haber ile, Basın Meslek İlkeleri’nin;

–          “Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz” şeklindeki altıncı,

–          “Saklı kalması kaydıyla verilen bilgiler, kamu yararı ciddi bir biçimde gerektirmedikçe yayınlanamaz” şeklindeki yedinci ve

–          “Suçlu olduğu, yargı kararıyla belirlenmedikçe hiç kimse “suçlu” ilan edilemez” şeklindeki dokuzuncu maddelerinin ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.

Yukarıda açıklanan sebeplerle, Basın Meslek İlkeleri’nin altıncı, yedinci, dokuzuncu maddelerini ihlal eden Star Gazetesinin, Star Gazetesi Muhabiri Lütfi Kaplan’ın ve www.stargazete.com.tr internet sitesinin kınanmasına” oyçokluğuyla karar verilmiştir.

 

(Karar No: 2011/11-12-13)

———————-

Not: Basın Konseyi Sözleşmesi ve Çalışma Kuralları gereğince, hakkında şikâyette bulunulan medya grubu veya gazeteciyle ilişkisi olan Yüksek Kurul üyeleri, görüşmelerde oy kullanamazlar.

——————————-

��ia���n�u haber ile ilişkili olarak Akka Antedon oteli vekili Av. Figen Çalıkuşu’nun 25.11.2010 tarihinde Kemer Gözcü Gazetesine düzeltme ve cevap metni gönderdiği ancak bu metnin yayınlanmadığı tespit edilmiş ve Kemer Gözcü Gazetesinin Konseyimize gönderdiği yanıtta da, bu düzeltme ve cevap yazsının yayınlanacağına ilişkin hiçbir ifade kullanılmamıştır Bu suretle Kemer Gözcü Gazetesi’nin düzeltme ve cevap hakkına saygı göstermediği ve Basın Meslek İlkeleri’nin “Basın organları, yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı duyarlar” şeklindeki on altıncı maddesini ihlal ettiği kanısına varılmıştır.

 

 

Yukarıda arz olunan gerekçeler çerçevesinde, Basın Meslek İlkeleri’nin altıncı ve onaltıncı maddelerini ihlal eden, Kemer Gözcü Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Saffet Yenigün ve İmtiyaz Sahibi Ahmet Turan Yenigün’ün  “uyarılmalarına”oy birliğiyle karar vermiştir.

 

(Karar No: 2011/7-8)

———————-

Not: Basın Konseyi Sözleşmesi ve Çalışma Kuralları gereğince, hakkında şikâyette bulunulan medya grubu veya gazeteciyle ilişkisi olan Yüksek Kurul üyeleri, görüşmelerde oy kullanamazlar.

——————————-

Basın Konseyi, Kemer Gözcü Gazetesi Ve Kemer Gözcü Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Saffet Yenigün’ün Uyarılmalarına Karar Verdi

I———I

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, Kemer Gözcü Gazetesi’nde; 23 Kasım 2010 tarihinde, “Dere yatakları da arazi” başlığıyla yayımlanan haberle ilgili olarak aşağıdaki kararı vermiştir.

 

KARAR

 

ŞİKAYETÇİ                         : AK-KA İnş. Turz. Tic A.Ş. adına vekili

Av. Figen Çalıkuşu

 

ŞİKAYET EDİLENLER   :  1) Saffet Yenigün

Kemer Gözcü Gazetesi

Sorumlu Yazı İşleri Müdürü

                                                   2) Ahmet Turan Yenigün

                                                     Kemer Gözcü Gazetesi İmtiyaz Sahibi

 

ŞİKAYET KONUSU           :           AK-KA İnş. Turz. Tic A.Ş. adına vekili Av. Figen Çalıkuşu, Kemer Gözcü Gazetesi’nin 23.11.2010 tarihli baskısının ana sayfasında manşet olarak yayınlanan “Dere Yatakları da Arazi” başlıklı haberin Basın Meslek İlkeleri’ni ihlal ettiğini ileri sürerek başvuruda bulunmuştur.

 

Şikâyet konusu haber, Kemer’e bağlı bir belediye iken, önce Antalya’ya alt kademe belediyesi olarak bağlanan ve ardından Konyaaltı ilçesine bağlı bir mahalle haline getirilen Beldibi bölgesindeki kaçak yapılaşmaları konu almaktadır. Haberin alt başlığında, “Bölgenin havaalanına en yakın turizm merkezi olan ve en gözde turizm kentleri arasında gösterilmesi gerekirken, başıboş bir vaziyette, isteyenin istediği gibi çarpık ve kaçak yapılara imza attığı Beldibi’nde Cami alanı ve dere yatağı bile, turizmci tarafından turizm alanı ilan ediliveriyor. Turistlerin denize gireceği alanlar ise tarih olmaya devam ediyor” şeklindeki ifadelere yer verilmiştir. Haberde ayrıca, kendisi de bir turizmci olan son yerel seçimlerdeki Ak Parti Beldibi Belediye Başkanı adayı Hayrettin Kuru’nun Beldibi’ndeki mevcut yerel yönetimin uygulamalarını sert bir biçimde eleştiren açıklamalarına geniş bir biçimde yer verilmiştir.

 

Ancak, bu haberin içeriğinde ayrıca, “kaçak yapılaşma” kapsamında şikâyetçi şirketin ve bu şirketin sahibi olduğu otelin ismine yer verildiği de görülmektedir. Bu kapsamda, haberin içeriğinde   “Akka Antedon Otel tarafından dere yatağının ve camiye ait olan arazinin bir bölümünün tahsisli alan iddiası ile çevrilmesi turizmcileri çileden çıkarttı” şeklindeki ifadeler kullanılmıştır.

 

Şikâyetçi vekili başvurusunda, gerçeğe aykırı olan bu haber ve devamındaki asılsız iddialar ile müvekkilinin karalanmasının ve yıpratılmasının amaçlandığını ve bunun için müvekkilinin “yasalara aykırı bir şekilde arsa çeviren ve kaçak inşaatlar yapan bir tüzel kişilik olarak gösterilmek istendiğini ileri sürmüştür. Şikâyetçi vekili Basın Konseyi’ne

 

 

 

yaptığı başvuruda yalnızca, şikâyet konusu haberde ileri sürülen iddialara yanıt vermekle kalmamakta ancak ayrıca; haberi yapan gazetenin imtiyaz sahibi ile müvekkili olduğu şirketin yönetim kurulu başkanı arasındaki alacak meselesinden kaynaklanan bir icra takibi bulunduğunu bildirerek, şikâyet konusu haberin tam da borçlu gazete imtiyaz sahibinin icra davasını kaybederek borcunun ödemesinden sonra yapılmış olmasına dikkat çekmektedir.

 

Sonuç olarak şikâyetçi vekili, Kemer Gözcü Gazetesi’nin şikâyet konusu yazı ile Basın Meslek İlkeleri’nin,

 

“Kamusal bir görev olan gazetecilik, ahlaka aykırı özel amaç ve çıkarlara alet edilemez” şeklindeki üçüncü,

 

“Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” şeklindeki dördüncü,

 

“Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz” şeklindeki altıncı ve

 

“Basın organları, yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı duyarlar” şeklindeki on altıncı,

 

Maddelerini ihlal ettiğini ileri sürerek, gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü ve imtiyaz sahibi hakkında uygun yaptırımın uygulanması başvurusunda bulunmuştur.

 

ŞİKAYET EDİLENLERİN YANITI: Kemer Gözcü Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Saffet Yenigün ve İmtiyaz Sahibi Ahmet Turan Yenigün’e şikâyetle ilgili bilgi veren Genel Sekreterlik mektubu 30 Aralık 2010 tarihinde gönderilmiş olup; şikâyet edilenlerin 06.01.2011 tarihli ortak yanıtları ve yanıt ekinde bulunan Av. Lider Tanrıkulu ve Av. Soner Tanrıkulu imzalı basın bülteni 13.01.2011 tarihinde Konseyimize ulaşmıştır.

Şikâyet edilenler bu yanıtlarında özetle, Kemer Gözcü Gazetesi olarak 10 yıldır Beldibi’ndeki kaçak yapılaşmalarla ilgili bugüne kadar bölgesel ve ulusal kanallara da konu olan çok sayıda haber yaptıklarını ve bu şekilde çok sayıda kaçak yapının yıkılmasına vesile olduklarını, bu çabalarının yalnızca Beldibi ile sınırlı bulunmadığı ve örneğin aynı sorunu yaşayan Göynük Beldesiyle ilgili de çok sayıda haber yaptıklarını ifade etmişlerdir. Şikâyete konu otelin yanındaki dere yatağı ile ilgili çok sayıda ihbar aldıklarını ve yayımlanan haberi de Ak Partili Belediye Başkan Adayı Hayrettin Kuru ve mahalle muhtarının açıklamalarına dayandırdıklarını ve aynı tesise karşı CHP Eski Belde Başkanı Bülent Dolunay’ın da açmış olduğu davanın 4 yıldır devam ettiğini belirtmişlerdir.

 

Bu haberin şikâyetçi vekili tarafından ileri sürüldüğü gibi, şikâyetçi ile gazete imtiyaz sahibi arasındaki icra davası ile uzaktan yakından ilgisi bulunmadığını, aksine böyle bir şikâyete mahal bırakmamak için, haberin o yasal husumetin sona ermesine kadar bekletildiğini, Beldibi’ndeki kaçak yapılaşmalarla ilgili olarak sadece bu otelle ilgili değil, bugüne kadar çok sayıda otel ve dükkânla ilgili de pek çok haber yaptıklarını ve bu haberler nedeniyle kendilerine çeşitli defalar yapılan tehdit ve baskınlara karşı çok sayıda suç duyurusunda bulunduklarını ve bu olaylarla ilgili de haberler yaptıklarını bildirmişlerdir.

 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ: Basın Konseyi Yüksek Kurulu 12 Mayıs 2011 tarihli toplantısında dosyayı ele alarak aşağıdaki değerlendirmeyi yapmıştır.

 

Şikâyet konusu haber, basının halkı bilgilendirme amacı doğrultusunda, Beldibi bölgesinde yaşanan kaçak yapılaşma sorununu gündeme taşımak ve bu konuda bir kamuoyu oluşturmak üzere kaleme alınmıştır.

 

Bu çerçevede, haber bir bütün olarak incelendiğinde, esas itibarıyla Beldibi bölgesindeki kaçak yapılaşmaları önlemekte zaaf gösterdiği öne sürülen ilgili yerel yönetim birimlerinin eleştiri konusu yapılmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Nitekim haberde ileri sürülen iddiaların temel dayanağı olan açıklamaların, yapılan son yerel seçimlerde mevcut yerel yönetime karşı seçimi kaybetmiş olan belediye başkan adayına ait bulunması, somut olaydaki eleştirel yaklaşımın siyasi bir boyutu olduğunu da açıkça ortaya koymaktadır.

 

Bununla birlikte, haberde ileri sürülen iddiaların içeriğinde ise bu genel eleştirel tavrın yanı sıra, özel olarak şikayetçi şirkete ait otelin ismi verilmek suretiyle, bu otel tarafından dere yatağının ve Cami’ye ait olan bir bölümün “tahsisli alan” iddiasıyla çevrildiği ya da diğer bir deyişle kaçak bir inşaat ve yapı faaliyetinin yürütüldüğü ileri sürülmektedir.

 

Öncelikle belirtmek gerekir ki, çağdaş demokratik düzenlerde halkın bilgi alma hakkı anayasal bir kuraldır ve basın da, halkın bilgilenme hakkının gerçekleştirilmesine yönelik olarak „haber, düşünce, yorum ve eleştirileri yayma“ görevini üstlenir. Bu açıdan, basının üstlendiği görevin kamusal bir nitelik taşıdığı kuşkusuzdur. Bununla birlikte, demokratik düzenlerde tıpkı „haber vermek/eleştirmek hakkı“ gibi,  „kişilik hakkı“ da anayasalar tarafından korunur ve bu hakka geçerlilik sağlayacak yasal düzenlemeler oluşturulur. Demokratik anayasal düzenlerde korunan bu haklar arasında bir çatışma doğduğunda ise, bu sorunun çözüme bağlanmasını sağlayacak bir „denge/sentez“ rejimi oluşturulması gerekir. Bu çerçevede, basın araçlarının haber verme/eleştirme haklarını kullanırken bireylerin kişilik haklarını ihlal etmelerini önlemek üzere, bu her iki anayasal hakkın sınırlarını ortaya koyan belirli ölçütler belirlenmiştir (Bkz Lingens v. Avusturya, Başvuru No: 9815/82, Paragraf, 37-41 ve özellikle 42…Bu konuda ayrıntılı bilgi için bkz. Hasan SINAR, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Uygulamasında Siyasetçilere Yönelik Eleştiri Hakkı ve Sınırları-Lindon Otchakovky ve July v. Fransa Kararı Ekseninde Bir İnceleme, Kazancı Hakemli Hukuk Dergisi, Sy: 79-80, Mart-Nisan 2011, s. 146).

 

Bu ölçütlerden ilki, basın araçları tarafından açıklanan olayın, kişilere zarar verse dahi bir haber niteliği taşıması ya da daha açık bir deyişle, bu olayın kamuoyuna duyurulmasında bir „kamu yararı ve kamusal ilgi“nin bulunmasıdır. Diğer bir ölçüt ise bu haberin ilgili yayının, haberdeki olayların gerçekleştiği dönemde yapılması gerekliliğini ifade eden „güncellik“ ölçütüdür. Bir diğer ölçüt ise, haberde yeralan bilgilerin ve açıklamaların „gerçeğe uygunluğu“dur. Ancak Yargıtay uygulamasında da (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 21.03.1980 ve 1302/3719 sayılı temel içtihadı) benimsendiği üzere, burada aranan husus mutlak bir gerçeklik değil, ancak görünüşte gerçekliktir. Diğer bir ifadeyle, yapılan haberin gerçekliği, yayının yapıldığı sırada olayın beliriş şekline uygunluk anlamına gelmektedir. Nihayet, haber verme/eleştirme hakkı ile kişilik hakkı arasındaki sınırın belirlenmesinde yararlanılan son ölçüt ise, yapılan „haberin konusu ile o haberde kullanılan ifade biçimi arasında düşünsel bir bağlılığın bulunması“dır (Bkz. Çetin ÖZEK, Basın Özgürlüğünden Bilgilenme Hakkına, Alfa Yayınları, 1999, İstanbul, s. 265).

 

Somut olaydaki başvuruyu bu ölçütler çerçevesinde irdelediğimizde, Kemer Gözcü Gazetesi’nde yapılan ve Beldibi bölgesindeki kaçak yapılaşmaların kamuoyuna aktarılması gibi meşru ve kamusal bir amaç taşıyan bu haberin yapılmasında „kamu yararı ve kamusal ilgi“ bulunduğu tartışmadan uzaktır. Bu haberin,  habere konu otel tarafından hemen yandaki kuru dere yatağına büz döşenmesi çalışması ile aynı zamanda yapılmış olması da „güncellik“ koşulunun gerçekleştiğini ortaya koymaktadır. Bu noktada, haberde anlatılan hususların mutlak bir gerçeği anlatıp anlatmadığı hususu mevcut veriler çerçevesinde tam bir açıklığa kavuşmuş değilse de, gerek haberde bu çalışmayı ortaya koyan fotoğraflara yer verilmesi ve gerekse bu durumu teyit eden üçüncü kişilerin açıklamalarına atıfda bulunulması, somut olayda „görünüşte gerçeklik“ koşulunun da oluştuğunu ortaya koymaktadır. Nihayet, haberin konusu ile haberde kullanılan ifade biçimi arasında da (her ne kadar ifade biçimi siyasi bir eleştirel söylem niteliğindeyse de) düşünsel bir bağlılık mevcuttur.

 

Bu hususa ilişkin saptamalar, ayrıca şikayetçi vekili tarafından, şikayet konusu haber ile şikayette bulunan şirketin yönetim kurulu başkanı ve haberin yayınlandığı gazetenin imtiyaz sahibi arasındaki icra davası arasında ilişki kurması yönünden de önem taşımaktadır. Çünkü, haberi hazırlayan ile habere konu olan arasındaki olası (ekonomik, siyasal, ailevi…vb) sübjektif ilişkilerin, yukarıda belirtilen objektif ölçütler karşısında belirleyici bir rolü ve özelliği yoktur. Diğer bir ifadeyle, burada esas alınması gereken yegane husus, bizatihi haberin kendisidir ve yayınlanan haberin yukarıdaki ölçütlere uygun olup olmadığının belirlenmesidir.

 

Tüm bu verilerin ışığında, şikayete konu haberin, Basın Meslek İlkeleri’nin  “Kamusal bir görev olan gazetecilik, ahlaka aykırı özel amaç ve çıkarlara alet edilemez” şeklindeki üçüncü ve “Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” şeklindeki dördüncü maddelerinin ihlal edilmediği kanaatine ulaşılmıştır.

Bununla birlikte, şikayet konusu haberin hazırlanması aşamasında, iddia edildiği üzere dere yatağı ve Cami alanı üzerinde Akka Antedon Oteli lehine bir „tahsis“ yapılıp yapılmadığı hususunun ilgili yerel yönetim birimi, tapu dairesi ve diğer kaynaklardan soruşturulması mümkün iken, bu soruşturma işleminin yapıldığını  veya –her ne kadar Konseyimize gönderilen yanıtta, şikayetçiye telefonla ulaşmaya çalıştıkları ancak yanıt alamadıkları belirtilmiş olsa da– şikayetçiye hakkındaki iddiaları yanıtlama imkanı tanındığını gösteren hiçbir belge ortaya konulamaması nedeniyle, haberin hazırlanmasında yalnızca tek yanlı bilgi akışıyla yetinilerek hareket edilmiş olması nedeniyle, Basın Meslek İlkeleri’nin

„Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz” şeklindeki altıncı maddesinin ihlal edildiği kanaatine ulaşılmıştır.

 

Nihayet, şikayet dosyasına göre, şikayet konusu haber ile ilişkili olarak Akka Antedon oteli vekili Av. Figen Çalıkuşu’nun 25.11.2010 tarihinde Kemer Gözcü Gazetesine düzeltme ve cevap metni gönderdiği ancak bu metnin yayınlanmadığı tespit edilmiş ve Kemer Gözcü Gazetesinin Konseyimize gönderdiği yanıtta da, bu düzeltme ve cevap yazsının yayınlanacağına ilişkin hiçbir ifade kullanılmamıştır Bu suretle Kemer Gözcü Gazetesi’nin düzeltme ve cevap hakkına saygı göstermediği ve Basın Meslek İlkeleri’nin “Basın organları, yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı duyarlar” şeklindeki on altıncı maddesini ihlal ettiği kanısına varılmıştır.

 

Yukarıda arz olunan gerekçeler çerçevesinde, Basın Meslek İlkeleri’nin altıncı ve onaltıncı maddelerini ihlal eden, Kemer Gözcü Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Saffet Yenigün ve İmtiyaz Sahibi Ahmet Turan Yenigün’ün  “uyarılmalarına”oy birliğiyle karar vermiştir.

 

(Karar No: 2011/7-8)

———————-

Not: Basın Konseyi Sözleşmesi ve Çalışma Kuralları gereğince, hakkında şikâyette bulunulan medya grubu veya gazeteciyle ilişkisi olan Yüksek Kurul üyeleri, görüşmelerde oy kullanamazlar.

——————————-

Basın Konseyi, Trt, Büyük Takip Programı Sunucusu Ömer Özkök Ve Üsküdar Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Adnan Odabaşı’nın Kınanmalarına Karar Verdi

I———I

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, TRT Haber kanalında 14.01.2011 tarihinde yayınlanan “Büyük Takip” adlı programla ilgili olarak aşağıdaki kararı vermiştir.

 

KARAR

 

ŞİKAYETÇİ                         : Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği

                                                 vekili Av. Kemal Ağar

 

ŞİKAYET EDİLENLER    : 1) TRT

                                                  2) Ömer Özkök

Büyük Takip Programı Sunucusu

                                                  3) Adnan Odabaşı

Üsküdar Gazetesi

Genel Yayın Yönetmeni

 

ŞİKAYET KONUSU : Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) adına vekili Av. Kemal Ağar, TRT Haber kanalında 14.01.2011 tarihinde yayınlanan “Büyük Takip” adlı programda Basın Meslek İlkeleri’nin ihlal edildiğini ileri sürerek Basın Konseyi’ne başvuruda bulunmuştur.

 

Şikayet konusu yayında ÇYDD ve Çağdaş Eğitim Vakfı (ÇEV)’nın, çağdaşlığın adresi olarak görüldüğünü, yoksul çocukların okutulması sebebiyle basın organlarında övgüyle anıldığını ve “yardımsever yöneticileri” nin çağdaşlığın öncüsü olarak anıldığı belirtilmiş ancak bu dernekler hakkında farklı iddiaların gündeme geldiği ve savcılık tarafından iddianame hazırlanarak kabul edildiği ileri sürülmüştür. Programda Gazeteciler Adnan Odabaşı, Gazeteci Aziz Üstel ve Yılmaz Dikbaş’ın görüşlerine başvurulmuş ve Türkan Saylan’a ve bir zamanlar çok yakın olduğu iddia edilen Adem Zencil’in görüşlerine yer verilmiştir. Yayında bu tüzelkişilerin toplumun önde gelen kişileri tarafından korunup kollandığı belirtilmiş ancak 13 Nisan 2009 yılında yapılan “Ergenekon” baskınlarında bu durumun değiştiği ileri sürülmüştür. Daha sonra iddianamenin de hazırlandığı belirtilmiş ve iddialara dayanarak “Siyahla beyaz, geceyle gündüz kadar birbirinin tam tersi bir durum söz konusu idi. Eğitimin yanında her şey yapılıyordu adeta” ifadelerine yer verilmiştir. Programda araştırmacı ve gazetecilerin bu tüzelkişilerin misyonerlik adı altında bölücülük faaliyeti sürdürdüğüne ilişkin beyanları yayınlanmış ve Atatürkçülüğün kalkan olarak kullanılarak bu faaliyetlerin sürdürüldüğüne ilişkin görüşlere yer verilmiştir. Saf yardım duygularıyla hareket eden insanların bu tüzelkişiler tarafından sömürüldüğü belirtilen yayında deprem paralarının PKK, DHKPC gibi terör örgütü sempatizanlarına aktarıldığı yönünde görüşlere yer verilmiştir. Türkan Saylan’ın asistanı olduğu ancak imam-hatip lisesi mezunu olduğunda uzaklaştırıldığı ileri sürülen Adem Zencir’in beyanlarına yer verilmiş ve Ahmet Zencir Türk polisine, Türk askerine ne kadar düşman varsa onlara üç misli para verilirdi” şeklinde beyanlarda bulunmuştur. Programda ayrıca bu vakıfların yoksul kızları eğitirken aralarından seçim yaparak askeri öğrencilerle bir araya getirdikleri ve bu askeri öğrencileri bu şekilde kontrol altında tutmaya çalıştıkları gibi iddialara da yer verilmiştir.

 

ÇYDD vekili yapılan bu yayınla Basın Meslek İlkeleri’nin;

 

“Yayınlarda hiç kimse; ırkı, cinsiyeti, yaşı, sağlığı, bedensel özrü, sosyal düzeyi ve dini inançları nedeniyle kınanamaz, aşağılanamaz” şeklindeki birinci

 

“Kamusal bir görev olan gazetecilik, ahlaka aykırı özel amaç ve çıkarlara alet edilemez” şeklindeki üçüncü,

 

“Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” şeklindeki dördüncü,

 

“Şiddet ve zorbalığı özendirici, insani değerleri incitici yayın yapmaktan kaçınılır” şeklindeki on üçüncü,

 

“Suçlu olduğu yargı kararıyla belirlenmedikçe hiç kimse “suçlu” ilan edilemez” şeklindeki dokuzuncu ve

 

“Yayınlarda hiç kimse; ırkı, cinsiyeti, yaşı, sağlığı, bedensel özrü, sosyal düzeyi ve dini inançları nedeniyle kınanamaz, aşağılanamaz” şeklindeki birinci

 

“Kamusal bir görev olan gazetecilik, ahlaka aykırı özel amaç ve çıkarlara alet edilemez” şeklindeki üçüncü,

 

“Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” şeklindeki dördüncü,

 

“Suçlu olduğu yargı kararıyla belirlenmedikçe hiç kimse “suçlu” ilan edilemez” şeklindeki dokuzuncu,

 

“Şiddet ve zorbalığı özendirici, insani değerleri incitici yayın yapmaktan kaçınılır” şeklindeki on üçüncü maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürerek Basın Konseyi’ne başvurmuştur.

 

ŞİKAYET EDİLENLERİN YANITI: TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin ve Büyük Takip Programı Sunucusu Ömer Özkök’e şikâyetle ilgili bilgi veren Genel Sekreterlik mektubu 5 Nisan 2011 tarihinde, kargo ile gönderilmiş, İsmail Örün’ün mektubu teslim aldığı kargo şirketi tarafından bildirilmişse de taraflardan herhangi bir yanıt gelmemiştir. Üsküdar Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Adnan Odabaşı’na şikâyetle ilgili bilgi veren genel sekreterlik mektubu 5 Nisan 2011 tarihinde gönderilmiş kendisinden sadece mahkeme kararları tarafımıza iletilmiştir.

 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ: Basın Konseyi Yüksek Kurulu 20 Nisan 2011 tarihli toplantısında dosyayı ele alarak aşağıdaki değerlendirmeyi yapmıştır.

 

Basın Konseyi Yüksek Kurulu öncelikle şikâyet konusu yayının bir haber toplumu objektif biçimde bilgilendirmeyi amaçlayan bir haber programı olduğuna karar vermiştir: Bununla birlikte yayında ÇYDD ve ÇEV’e muhalif görüşlerin dışında hiçbir görüşle yer verilmemiş ve ÇYDD ve ÇEV’e bu konularda hiçbir başvuru yapılmamıştır. Bu suretle Basın Meslek İlkeleri’nin “Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz” şeklindeki altıncı maddesi ihlal edilmiştir.

 

Yapılan tek yanlı haberle bu ÇYDD’nin eğitime destek faaliyeti kisvesi altında bölücülük yaptığı yönünde ifadelere ve görüşlere yer verilmiştir. Bu durum Basın Meslek İlkeleri’nin “Suçlu olduğu yargı kararıyla belirlenmedikçe hiç kimse “suçlu” ilan edilemez” şeklindeki dokuzuncu ve “Yasaların suç saydığı eylemler, gerçek olduğuna inandırıcı makul nedenler bulunmadıkça kimseye atfedilemez”  onuncu maddeslerinin ihlalini teşkil ettiği gibi bu kurumu küçük düşürücü olduğundan, Basın Meslek İlkeleri’nin  “Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” şeklindeki dördüncü maddesinin de ihlalini teşkil etmektedir.

 

Şikayetin yöneltildiği Adnan Odabaşı’da gazeteci kimliğiyle programa katılmıştır. İleri sürdüğü iddiaları kanıtlayacak hiçbir delil ileri sürmediği gibi ağır ithamlarda bulunarak yukarıda ihlal edildiği belirtilen ilkeleri kendisi de ihlal etmiştir.

 

Yukarıda açıklanan sebeplerle Basın Meslek İlkeleri’nin üç,  dört, altı dokuz, on ve on üçüncü maddelerini ihlal eden TRT Haber, Ömer Özkök ve Adnan Odabaşı’nın “kınanmalarına” oyçokluğuyla karar verilmiştir.

 

(Karar No: 2011/4-5-6)

———————-

Not: Basın Konseyi Sözleşmesi ve Çalışma Kuralları gereğince, hakkında şikâyette bulunulan medya grubu veya gazeteciyle ilişkisi olan Yüksek Kurul üyeleri, görüşmelerde oy kullanamazlar.

——————————-

Basın Konseyi, Hürriyet Gazetesi Ve Hürriyet Gazetesi Yazarı Erdoğan Aksoy’un Uyarılmalarına Karar Verdi

I———I

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, Hürriyet Gazetesi İnternet Sitesi’nde Erdoğan Aksoy imzasıyla yayınlanan “30 otobüs ve Hyde Park” başlıklı yazıyla ilgili olarak aşağıdaki kararı vermiştir.

 

KARAR

 

ŞİKÂYETÇİ                  : Sungurtekin Öztan

                                                224 Bursa ve Bursa Gönüllüleri Derneği Başkanı

ŞİKÂYET

EDİLENLER                : 1) Erdoğan Aksoy

                                                 Hürriyet Gazetesi Yazarı

                                                2) Hürriyet Gazetesi

                                                             

ŞİKAYET KONUSU    : 224 Bursa ve Bursaspor Gönüllüleri Derneği adına Başkan Av. Süngürtekin Öztan Hürriyet Gazetesi İnternet Sitesi’nde Erdoğan Aksoy imzasıyla yayınlanan “30 otobüs ve Hyde Park” başlıklı yazıyla ilgili şikayette bulunmuştur. Şikayet konusu yazı şu şekildedir;

 

“İngiltere’de bir genç kız… Akşam karanlığında Hyde Park’ta dolaşıyor. Derken adamın birisinin tacizine maruz kalıyor. Adam yakalanıp hakimin karşısına getiriliyor. Hakim adama 2,5 yıl hapis cezası veriyor. Zaten yazılı bir yasada yok. Savcı şaşkın, itiraz ediyor; “Hayırdır…? Daha önceden taciz olaylarına 6 ay veriyorduk…!” Hakimin cevabı ibretlik: “6 ay taciz için 2 yıl ise İngiliz genç kızlarının Hyde Park’ta dolaşma özgürlüklerinin devamı için.” 30 otobüs dolusu serseri Bursa’dan otobüslere biniyor. Amaçları Beşiktaş-Bursaspor maçını seyretmek! İlginçtir içlerinde hiç kadın veya çocuk yok. Demek ki üzüm yemekten ziyade bağcıyı dövmek arzusundalar. Hepsi özel tim gibi teçhizatlı. Emanetler zulada… Her aramada yarı yarıya fire veriyorlar cephaneden.Ama her yönden tedarikliler. Mazotu çeke çeke düşüyorlar İstanbul yollarına. Ama lazım olur diye “geri dönüşüm kutularına” atmıyorlar boşlarını. İlk olarak Balıkesir’den maça gelen bir avuç Beşiktaş taraftarına karşı zafer kazanıyorlar. Anında duyuluyor bu saldırı Saltanat’ın şehrinde. La havle çekip “Du bakalım ne olcek” diyorlar önce.Ondan sonra da “Biz de mi tedarikli olsak ne…?” diye bakıyorlar birbirlerine.

 

Sonra 30 otobüs dolusu serseri Dolmabahçe tüneline gelene kadar iyice azalan cephanelerinin boşluğunu alkolle kapatmış olmalılar ki inmek istiyorlar. Yıllar önce Ankaragücü taraftarı kisvesi altına gizlenerek yaptıkları gibi, bu sefer alenen ortalığı savaş alanına çevirmek amacındalar. Polis müdahale ediyor. Kapılarını açtırmıyor otobüslerin. Nasıl otobüs şoförüyse ön kapıyı kapatıyor, arkayı açıyor. Garibim polis bir ön kapıdan inenleri copluyor, sonra koşuyor arkaya, orda görevini yapıyor. Tadını aldıkça daha da istiyorlar copu. Gazete kağıdı sarmışlar popolarına herhalde…

 

Ama durdurulabilir mi Texaslılar 3-5 copla…? Küffarı Dolmabahçe’de denize dökmek gibi kutsal bir amaç uğruna kopup gelmişler taaa Bursalardan.

 

Derken kavuşuyorlar sevgilileri ile. Saldırıyorlar maça geldiğini zanneden garibanlara. Sakladıkları şişeler işe yarıyor bu arada.

Bir genç kızın kafasında dolu bir bira şişesini paralıyorlar ilkin.

26 dikiş atılıyor hastanede bu genç kıza. Kendisini ilk kez maça getiren babasının bacağına sarılıyor bir yavrucak. Eşinin arkasına saklanıyor bir bayan.

 

“30 otobüs dolusu serseri kavganın da hakkını veremiyorlar. Kavganın da namusunu pisletiyorlar. Maça değil de savaşa geldiyseniz hakkını verin bari, mertçe, yüzyüze yapınız kavganızı. Öyle uzaktan uzağa, çoluk çocuk ayırmadan uzaktan sallamayınız mazot artıklarınızı.

 

Ben Federasyon Başkanına inanmayanlardanım. Demirören’in kendisine gönderdiği mesajın dedikodusunu yapmasından sonra düşmüştü gözümden.Sonra Diyarbakırspor’u konuk eden Bursa taraftarlarının “PKK’lı” tacizlerine ceza veremeyince hepten bitmişti benim için. Beşiktaş kötü… Eskişehir kötü…Sakarya kötü…Bir Bursaspor taraftarları iyi…

 

Hasbelkader 1 kez şampiyon oldu ya Bursaspor… Yatsın kalksın Ertuğrul Sağlam’ın futbol camiasındaki futbol sempatisine dua etsin.

4 büyükler dışında bir takımı şampiyon yapmak isteyen Anadolu kulüplerine dua etsin. İstanbul hegemonyasına son vermek isteyen Mahmut Özgener’e ve hakemlere dua etsin. Yoksa şampiyon olmayı rüyalarında bile göremezlerdi. Belki bir şekilde şampiyon oldular ama bu seyirci ile “Büyük Takım” olamazlar. İçlerindeki pislikleri ve “çürük elmaları” temizleyene kadar da olmayacaklar.

 

En az 5-10 maç ceza vermeli Mahmut Özgener Bursaspor’a. Eğer göstermelik 1-2 maç ceza verecekse olaylara Beşiktaş taraftarını karıştıracaksa kendisi bilir. Her türlü tutarsızlık kendisinden beklenir çünkü. Kamuoyu şunu bilmeli ki Beşiktaş taraftarı sadece kendini savundu. Dahası ise “namusunu kurtardı.”

 

Bu maçın güvenliğinden veya koordinasyonundan kim sorumluysa işini hiç iyi yapamadı. Her aramada tonla döner bıçağı buluyorlar.

Yollasanıza o otobüsün tümünü geriye. Daha önce olay çıkardığı için maçlara alınmayan bir tane bile holigan var mı acaba?

 

Derken maç başlıyor. Beşiktaş her yönüyle daha iyi. İ. Üzülmez’in kendisine yakışmayacak şekilde Volkan Şen’i attırıyor. Eksik kalınca iyice kapanıyor Bursaspor. Belki 11-11 kalsalar daha iyi olacaktı Beşiktaş için.

 

Yenileceklerini anlayınca iyice zıvanadan çıkıyor Bursa seyircisi. Meymenetsizin biri elinde yeşil bayrak sahaya atlıyor Amacı maçı provoke etmek. İlk tepkiyi Üzülmez’den görüyor ve bayrağı kaptırıyor kaptana. Bu sefer 30.000 kişinin gözü önünde tehdit ediyor Beşiktaş kaptanını. “Bursa’ya gelince görüşeceğiz” diyor.

“Ananı avradını…” diye de ilave ediyor. Tüm bu görüntüleri herkes izliyor. İzleyenlerden biri de Bursa Emniyeti. Artık bir kahramanları var, sahaya atlayan. Bilmiyorlar mı mallarını Bursa’nın valisi, emniyet müdürü. Nasıl karşılayacaklar acaba “seferden dönenleri?”

Davul zurna ile mi…? Yoksa İngiliz yargıcın yaptığı gibi futbolsever, çocuk ve bayanların maça gitmek özgürlüğünü ellerinden aldıkları” için gerekli cezayı verebilecekler mi?”

 

Yazarın şikayet konusu yazısında Bursaspor taraftarına tecavüzcü yakıştırmasını yaptığı ve yazının başında “30 otobüs dolusu serseri Bursa’dan otobüse biniyor” gibi ifadeler kullanarak Bursa halkının ve Bursaspor taraftarının küçük düşürüldüğünü belirtmektedir. Yazarın özür yazısı yazdığını da belirten Öztan Erdoğan Aksoy ve Hürriyet Gazetesi’nin bu yayına Basın Meslek İlkeleri’nin;

 

“Kamusal bir görev olan gazetecilik, ahlaka aykırı özel amaç ve çıkarlara alet edilemez” şeklindeki üçüncü,

 

“Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” şeklindeki dördüncü,

 

“Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz” şeklindeki altıncı,

 

“Suçlu olduğu yargı kararıyla belirlenmedikçe hiç kimse “suçlu” ilan edilemez” şeklindeki dokuzuncu,

 

“Yasaların suç saydığı eylemler, gerçek olduğuna inandırıcı makul nedenler bulunmadıkça kimseye atfedilemez” şeklindeki onuncu ve

 

“Gazeteci görevini, taşıdığı sıfatın saygınlığına gölge düşürebilecek yöntem ve tutumlarla yapmaktan sakınır” şeklindeki on ikinci maddelerini ihlal ettiğini ileri sürerek gerekli işlemlerin yapılmasını istemiştir.

 

ŞİKAYET EDİLENLERİN YANITI: www. hurriyet.com.tr İnternet Sitesi Sorumlu Müdürü Hasan Kılıç’a  şikâyetle ilgili bilgi veren Genel Sekreterlik mektubu 4 Şubat 2011 tarihinde, kargo ile gönderilmiş, kargo şirketi tarafından mektubun teslim alındığı bilgisi Mehmet Saraç, Hürriyet Gazetesi Yazarı Erdoğan Aksoy’a şikâyetle ilgili bilgi veren Genel Sekreterlik mektubu 4 Şubat 2011 tarihinde, kargo ile gönderilmiş, kargo şirketi tarafından mektubun teslim alındığı bilgisi İsmail Arslan tarafından bildirilmişse de taraflardan herhangi bir yanıt gelmemiştir.

 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ: Basın Konseyi Yüksek Kurulu 6 Nisan 2011 tarihli toplantısında dosyayı ele alarak aşağıdaki değerlendirmeyi yapmıştır.

 

Basın Konseyi Yüksek Kurulu şikayet konusu yayının, yazarın görüşlerini açıkladığı bir köşe yazısı niteliğinde olduğuna karar vermiştir.. Yazar Beşiktaş – Bursaspor maçından önce çıkan olayları sert eleştirilerle yorumlamakta ve bu arada da “30 otobüs dolusu serseri Bursa’dan otobüslere biniyor” gibi ifadelere de yer vermektedir. Ayrıca yazar İngiltere’den bir örnek vermiş ve Hyde Park’ta bir genç kızın tecavüze uğraması üzerine yargıcın tacize verilen cezadan çok daha ağırına hükmettiğini ve bunun gerekçesi olarak da genç kızların Hyde Park’da dolaşma özgürlüğünü korumayı gösterdiğini belirtmiştir. Yazar yazısının sonunda da Bursa’daki yetkililerin maça giden Bursaspor taraftarlarını nasıl karşılayacaklarını sormuş ve ”Yoksa İngiliz yargıcın yaptığı gibi futbolsever, çocuk ve bayanların maça gitmek özgürlüğünü ellerinden aldıkları” için gerekli cezayı verebilecekler mi?”ifadelerini kullanmıştır.

 

Öncelikle belirtmek gerekir ki yazar, Beşiktaş – Bursaspor maçında çıkan olayların sorumluluğunu yalnızca Bursaspor taraftarına yüklemektedir. Bu çerçevede “30 otobüs dolusu serseri” gibi bir ifadeyi kullanmakta ve İngiltere’de yaşanan bir tecavüz olayında verilen önleyici bir yaptırıma benzer bir yaptırımın Bursaspor taraftarına uygulanması gerektiği yönünde bir ifadeye yer vermektedir ve bu ifade Basın Meslek İlkeleri’nin “Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” şeklindeki dördüncü maddesini ihlal etmektedir.

 

Her ne kadar yazı bir köşe yazısı niteliğinde olsa da, ağır saldırı içeren bu yazıyı yayınlayan Hürriyet Gazetesi’nin de bu maddeyi ihlal ettiği kanaatine ulaşılmıştır.

 

Basın Konseyi Yüksek Kurulu Erdoğan Aksoy’un ve Hürriyet Gazetesi’nin Basın Meslek İlkeleri’nin dördüncü maddesini ihlal etmesi dolayısıyla “uyarılmalarına” oy çokluğuyla karar vermiştir.

 

(Karar No: 2011/1)

———————-

Not: Basın Konseyi Sözleşmesi ve Çalışma Kuralları gereğince, hakkında şikâyette bulunulan medya grubu veya gazeteciyle ilişkisi olan Yüksek Kurul üyeleri, görüşmelerde oy kullanamazlar.

——————————-

Basın Konseyi, Radikal Gazetesi Ve Radikal Gazetesi Yazarı Sırrı Süreyya Önder Hakkında Şikayetin Yersizliğine Karar Verdi

I———I

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, Radikal Gazetesi’nde yayınlanan  “Nemrut’un kızı güldürdün bizi” ve “Naz yap ama az yap” başlıklı yazılarla ilgili olarak aşağıdaki kararı vermiştir.

 

KARAR

 

ŞİKAYETÇİ                  : Fahreddin Fırat

 

ŞİKAYET

EDİLENLER                : 1) Sırrı Süreyya Önder

                                            Radikal Gazetesi Yazarı

2) Radikal Gazetesi

 

ŞİKAYET KONUSU    : Fahreddin Fırat Sırrı Süreyya Önder’in, Radikal Gazetesi’nde yayınlanan  “Nemrut’un kızı güldürdün bizi” ve “Naz yap ama az yap” başlıklı yazılarıyla Basın Meslek İlkeleri’ni ihlal ettiğini ileri sürerek şikayet başvurusunda bulunmuştur. Yazarın “Nemrut’un kızı güldürdün bizi” başlıklı yazısı şöyledir

 

Hürriyet Gazetesi yazarı Vahap Munyar, Cuma günü köşesinden bir haber verdi. 

 

Malatyalılar, Nemrut Dağı’na turistleri gemiyle taşıyacaklarmış! 
Başlığı okuyunca, Fatih Sultan Mehmet gibi gemileri dağlardan yağlı kızakla mı aşıracaklar acep diye işkillendim. Yazının tamamını okuyunca, bir Adıyamanlı olarak kâsem çekilecek bir şey olmadığını anlayıp rahatladım. Çünkü turistler önce Malatya merkezinden 20 dakika mesafede olduğunu ileri sürdükleri Kale İlçesi’ne gideceklermiş. Oradan da gemiye binerek 1 saat yolculukla Bakımlı Köyü’ne varacaklarmış. Bakımlı Köyü’nden tekrar arabaya binerek dağın eteğine gideceklermiş. En sonunda da yürüyerek Nemrut Dağı’na çıkacaklarmış. Valinin hesabına göre toplam 2 saat sürecekmiş. Vali herhalde eskortla giderken saat tuttu. Ayrıca Adıyaman’dan bir minibüse binerseniz 1 saat sonra dağın eteğindesiniz. Bu masraf niye? 


Gemi alacağınıza ağaç dikin 

Malatya Valisi Ulvi Saran, bu fantezi için Malatya halkının 2 milyon TL’sini bir gemiye yatıracakmış. Şimdiden bir özel şirketle anlaşmışlar, işletmeyi de onlara devredeceklermiş. Özel İdare, niyeyse sadece küçük ortak olacakmış. 

Vali ayrıca diyesiymiş ki “Tabii gemi aynı zamanda davetler için de kullanılacak.” 
Sevgili Adıyamanlılar telaşlanmayın bu haberin Nemrut’la ilgili kısmı fos! 

Fos olduğu da son cümlede gizli. Aslında fakir fukaranın, garip gurebanın parasıyla baraj gölünde gezecekler, hepsi bu. Bir de iskele yapıyorlar ki hiç bir işe yaramaz. Baraj gölü dediğinin sürekli yüksekliği değişir; su bırakma ve yağış durumuna göre alçalır, yükselir. Su çekildiğinde iskeleden turistleri pamuk balyası misali lığlayarak mı bindireceksiniz? 

Munyar’ın haberinde, Malatya için hayırlı bir tek şey var o da üniversitenin diktiği ağaç sayısı. 

2 milyon TL’yi, yüksek zevatın gezinti teknesine vereceğinize, bir orman dolusu ağaç daha dikersiniz. 


Nerede o eski muhafazakârlar… 

Bizde muhafazakarlık hep arka tampon kısmından anlaşılmıştır. Bu ülkede gerçek anlamda muhafazakâr iki elin parmağını geçmez. Bu ülkenin muhafazakâr geçinenleri, para söz konusu olduğunda her türden ilkeyi unutmaya hazırdır. 


Adıyaman’da ilk Nemrut Festivali 70’li yılların ortalarında Vali Hakkı Kavlakoğlu tarafından yapılmıştır.. İkincisi yapılacağı zaman memleket CHP-MSP koalisyonuna teslim edilmişti. Erbakan Hoca ve talebeleri, tabanı bu koalisyona ikna etmek için Rahmetli Ecevit’in aslında evliya torunu olduğunu anlatıyorlardı. Adıyaman’ın kısmetine MSP kontenjanından bir vali düşmüştü. İlk yaptığı icraat festivali iptal etmek, ikincisi de Nemrut’a giden yolu dozerlerle tahrip ettirmekti. Gerekçesi de hazırdı “Oraya gidip putlara tapıyorlar!” Dönemin MSP’sinin turizm meselesine bakışı da çok kısa ve netti “Turist ahlaksızlık getirir!”

 
Zamanın ruhu değişti. Turistin bagajındaki ahlaksızlık valizi unutuldu. Slogan da “Turist döviz getirir” şeklinde revize edildi. Şimdi iki muhafazakar il yöneticileri Nemrut Dağının aslında kendi il sınırları içinde olduğunu kanıtlamak için mahkeme kapılarını aşındırıyorlar. Yolu tahrip etmeyi bırak, gemi alıyorlar. Ne günlere kaldık ey Gazi Hünkâr!


Nemrut, sözde bir Kürt- Ermeni kralıdır! 

M.Ö. 1. Yüzyılda Ermeni Kral II Tigranes tarafından Korduene (Kürdistan) fethedilmiştir. Kral Tigranes, Korduene yani Kürt kralı Zarbienus’u da suikast düzenlete-rek öldürtmüştür. Yunanlı tarihçi Plutarch M.S. 1. yüzyılda, Kürdistan kralı Zarbienus’un Ermenistan kralı Tigranes’in baskısına karşı ittifak için Roma konsolosu Appius Claudius yoluyla Roma Generali Lucullus’la gizlice irtibata geçtiğini aktarmış. Biri Kürt diğeri Ermeni, aktaran da Yunanlı olunca bir miktar hain emeller sezdim ama acı gerçek başka kaynaklarda da böyle. Hatta bazıları Tigranes’in de Kürt olduklarını söylüyorlar. 
Sevgili Malatya’lılar, aramızda kalsın ama bu gerçeği biliyor muydunuz? Nemrut Dağı’ndaki Kommagene Uygarlığı bir Kürt-Ermeni cenginin izlerini taşır.

Cenk önceden yapılmış, uygarlık savaş olmadan kurulmuş ve savaşsız dağılmıştır. Nemrut Türktür, Türk kalacaktır demeden önce British Museum’daki ilk Ermeni paralarına bakın. Sonra da Kral Antiochos’un Nemrut Dağı’na diktirdiği tanrı heykellerinin baş kısımlarını dikkatlice inceleyin. Yaaa!.. 

Ama bu aramızda kalsın. Milli birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz bu günlerde başımıza yeni işler açmayalım. 

Aziz Malatyalı Hemşehrilerim! 

“Biz hoşgürülü bir milletiz, zaten kendi istekleriyle gitmeden önce bir sürü Ermeni komşumuz vardı!” dediğinizi duyar gibi oluyorum. Ben safım, inanırım ama elin Hıristiyan turisti buna asla inanmaz. Zirve Yayınevi’nde kör bıçakla kesilen dindaşlarının kanı halen yargılama sürecinde akmaya devam ediyor. 

Siz bunlara ses çıkarmadan bakınırken Adıyaman halkı, Süryani ve Ermeni kiliselerini ihya ederek ibadete açtı. 

Adıyamanlılara sordum, Nemrut’u Malatyalılara veririz ama bir şartla diyorlar. 


Kapıya bir levha 

Önce gemi alacağınız o paraya bir hatıra ormanı dikin. Vahap Munyar’ın ballandırdığı zenginlerinize de söyleyin kapısına bir levha yaptırsınlar. Üzerine en güzel hemşehriniz Hrant Dink’in adıyla Zirve Yayınevi’nde katledilenlerin adlarını yan yana yazın. İlk çiviyi de sizin bu gemi saçmalığınıza destek veren Adıyamanlı Kemal Güneş çaksın. 

İşte o zaman Nemrut Dağı kumuyla taşıyla sizindir. İster gemiyle gidin, ister kayısı dikin.

Yok biz bunu yapamayız ağa derseniz, hemşehriniz bir Mesih var, onun tarihi ve turistik özellikleriyle idare edeceksiniz artık.”

                                         

Fahreddin Fırat başvurusunda Sırrı Süreyya Önder’in Malatyalıları haksız yere itham ettiğini ve Zirve Yayınevi cinayetlerinde “adeta Malatyalıları ortak edecek ifadeler” kullandığını ileri sürmüştür. Yazarın ayrıca 1915 olaylarına gönderme yaparak “Siz bunlara ses çıkarmadan bakınırken, Adıyaman halkı Süryani ve Ermeni kiliselerini ihya ederek ibadete açtı” ifadeleriyle Malatyalıları ötekileştirdiğini ve bu “haksız iftiralara” Malatya Valiliği tarafından cevap verilemesi üzerine “:Naz yap ama az yap!é başlıklı yazıyı yazdığını belirtmiştir. Kendisinin gönderdiği okuyucu yorumlarının da gazete editörlerince yayınlanmadığını ileri sürmektedir. Fahreddin Fırat, Sırrı Süreyya Önder’in bu yazılarıyla basın Meslek İlkeleri’nin

 

“Yayınlarda hiç kimse; ırkı, cinsiyeti, yaşı, sağlığı, bedensel özrü, sosyal düzeyi ve dini inançları nedeniyle kınanamaz, aşağılanamaz” şeklindeki birinci,

 

“Kamusal bir görev olan gazetecilik, ahlaka aykırı özel amaç ve çıkarlara alet edilemez” şeklindeki üçüncü,

 

“Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” şeklindeki dördüncü,

 

 “Suçlu olduğu yargı kararıyla belirlenmedikçe hiç kimse “suçlu” ilan edilemez” şeklindeki dokuzuncu,

 

“Yasaların suç saydığı eylemler, gerçek olduğuna inandırıcı makul nedenler bulunmadıkça kimseye atfedilemez” şeklindeki onuncu ve

 

“Basın organları, yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı duyarlar” şeklindeki on altıncı maddelerini ihlal ettiğini ileri sürmektedir.

 

 

ŞİKAYET EDİLENLERİN YANITI: Takvim Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ergün Diler’e şikâyetle ilgili bilgi veren Genel Sekreterlik mektubu 31 Aralık 2010 tarihinde, 0212 347 06 77 no’lu faksa iletilmiş, mektubun alındığı Nisa Gülseven tarafından bildirilmişse de Ergün Diler’den herhangi bir yanıt gelmemiştir.

 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ: Basın Konseyi Yüksek Kurulu 6 Nisan 2011 tarihli toplantısında dosyayı ele alarak aşağıdaki değerlendirmeyi yapmıştır.

 

Sırrı Süreyya Önder’in “Nemrut’un kızı güldürdün bizi” başlıklı yazısında Malatya Valiliğinin Nemrut’a gidiş ve için bir tekne almasını eleştirmekte ve valinin söylediği ileri sürülen “Tabii gemi aynı zamanda davetler için de kullanılacak” sözlerini yorumlamaktadır.

 

Öncelikle belirtmek gerekir ki iletişim özgürlüğü objektif verileri yorumlama ve görüş açıklama hakkını da içermektedir. Özellikle açıkça kendi görüşlerini ifade ve somut bir bilgi vermekten öte yorum şeklinde yayınlar yapan gazetecilerin bu özgürlükleri ancak şiddete alenen teşvik ve nefret söylemi gibi istisnai durumlarda sınırlanabilecektir. Bu çerçevede Sırrı Süreyya Önder’in yazısı incelendiğinde ifade özürlüğü sınırları içinde kaldığı değerlendirilmiştir.

 

Basın Konseyi Yüksek Kurulu oybirliğiyle Sırrı Süreyya Önder ve yazısının yayınlandığı gazete hakkındaki şikâyetin “yersizliğine” karar vermiştir.

 

(Karar No: 2011/2-3)

———————-

Not: Basın Konseyi Sözleşmesi ve Çalışma Kuralları gereğince, hakkında şikâyette bulunulan medya grubu veya gazeteciyle ilişkisi olan Yüksek Kurul üyeleri, görüşmelerde oy kullanamazlar.

——————————-