BASIN KONSEYİ, AKŞAM GAZETESİ MUHABİRİ BÜLENT ŞANLIKAN İÇİN ‘KINAMA’ KARARI VERDİ

23.05.2018

Akşam Gazetesinde 10 Nisan 2018 tarihinde yayımlanan ‘Ölüleri seçmen yapmışlar’, 11 Nisan 2018 tarihinde yayımlanan ‘Öldüklerini bilmiyorduk’ ve 12 Nisan 2018 tarihinde yayımlanan ’Akşam’ın haberleri ihbar kabul edildi’ başlıklı haberlerle ilgili şikayet.

KARAR

Basın Konseyi Yüksek Kurulu 23 Mayıs 2018 günü 18 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda konuyu görüştü ve Akşam gazetesi muhabiri Bülent Şanlıkan hakkında yapılan başvuruda oybirliği ile ‘kınama’ kararı aldı.

REFERANS: 2018- 17

ŞİKAYETÇİ: İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu adına Genel Sekreteri Dr. Samet MENGÜÇ

ŞİKAYET EDİLEN:  Akşam gazetesi muhabiri Bülent ŞANLIKAN

ŞİKAYET KONUSU:

İstanbul Tabip Odası’nın 15 Nisan 2015 tarihinde yapılan seçimli genel kurulu öncesinde Akşam gazetesinde 3 gün üst üste muhabir Bülent Şanlıkan imzasıyla yayımlanan haberler.

Akşam gazetesinde 10 Nisan 2018 tarihinde manşetten ‘TTB’de Büyük Rezalet. Ölüleri seçmen yapmışlar’ başlığıyla yayımlanan haberde, ‘Yıllardır yönetimi elinde tutan terör yandaşı İstanbul Tabip Odası’,  ‘Akşam TTB’nin İstanbul seçimlerindeki rezaleti ortaya çıkardı. Yıllardır yönetimi elinde tutanlar seçilebilmek için ölüleri bile listeye koymuş’, ‘Türk Tabipler Birliği ile İstanbul Tabip Odası’nın 15 Nisan’daki seçim öncesi hazırladığı büyük oyun deşifre oldu’, ‘Hekimlikte Birlik ve Haklar Platformu skandalı YSK’ye şikayet etti’, ‘TTB Başkanı Raşit Tüker sözde adalet yürüyüşünde Kılıçdaroğlu’na yandaşlık yapmıştı’  ifadeleri yer aldı ve Adalet Yürüyüşünde çekilen fotoğraf kullanıldı. İç sayfada ise ‘Terör sevici Tabipler Odası, ölüleri seçmen yapmış’ başlığı kullanıldı.

11 Nisan 2018 tarihinde ise yine manşetten ‘Tabip Odası’ndan komik savunma: Öldüklerini bilmiyorduk’ başlıklı haberin altında ‘İstanbul Tabip Odası 15 Nisan’daki seçimde hayatta olmayan hekimlerin listeye alınmasını saçma bir açıklamayla savunmaya çalıştı. Açıklamada ‘Aileleri öldüklerini bize bildirmedi. Öldüklerini bilmiyorduk Zaten yaşlı üyelerimizin sandıklarda oy kullanma oranı düşük’ spotu yer aldı.

12 Nisan 2018 tarihinde ise ‘Tabipler seçimine savcılık incelemesi Akşamın haberi ihbar kabul edildi’ başlıklı haber yer aldı. Haberde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı dosyayı Ankara’da devam eden TTB soruşturması dosyasına konulmak üzere Ankara’ya gönderildiği yazıldı.

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR

Şikayet başvurusu, Akşam gazetesi muhabiri Bülent Şanlıkan’a hem e-mail hem postayla ulaştırıldı. Bildirimin yapıldığına ilişkin ‘alındı’ belgesi geldi. Ancak muhatap süresinde herhangi bir yanıt vermedi.

İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu adına şikayette bulunan Genel Sekreter Dr. Samet Mengüç, İstanbul Tabip Odası’nın 15 Nisan 2018 tarihinde yapılacak genel kurulu öncesinde Akşam gazetesinin 10,11,12 Nisan 2018 tarihlerinde seçim süreciyle ilgili haberler yaptığını, Star ve Yeni Şafak gazeteleri de Akşam gazetesini kaynak gösterip bu haberleri kullandığını belirtti.

Akşam gazetesinde Bülent Şanlıkan imzasıyla çıkan haberlerde, İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu ve Türk tabipleri Birliği’nin açıkta hedef gösterildiğin ve yapılacak seçimler için şaibeli havası yaratmaya çalıştığını belirtilen başvuru dilekçesinde şöyle denildi:

“Terör Sevici Tabip Odası Ölüleri Seçmen Yapmış gibi ifadelerin kullanıldığı haber dilinin hedef gösterici olduğunu, gazetecilik kurallarıyla, etiğiyle bağdaşmadığını düşünmekteyiz.  Konuyu gereği için bilgilerinize sunuyoruz.”

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Habere konu olan İstanbul Tabip Odası, kamuoyunda tanınan etkin bir meslek kuruluşudur bu nedenle seçimli genel kurulu ile ilgili haber yapılması doğaldır. Üstelik yönetime gelmek için gruplar arasında çekişmeye sahne olan genel kurulda, oy kullanacakların listesi önem kazanmaktadır.

Önde gelen bir meslek kuruluşundaki seçim önemlidir ve haber değerine sahiptir. Gazeteci haberi verirken yanlışa dikkat çeker, hatta eleştirebilir. Bu eleştiri gerektiğinde muhatabı sarsıp öfkelendirebilir. Ancak bunu yaparken Basın Meslek İlkelerinde öngörülen tüm mesleki prensiplere bağlı kalınmalıdır. Bu ilkelerden hem hukuk hem de meslek etiği alanında geçerli olan birisi de şudur: haberin verilmesi amacına herhangi bir katkısı olmayan, olayın kamuoyuna aktarılması ve muhabirin meramın anlatılması bakımından hiçbir faydası ve işlevi olmayan, salt muhatabı küçük düşürmeye, aşağılamaya, tahkir etmeye dönük ifadeler haberde yer almamalıdır. Aksi takdirde, haber verme hakkının sınırları aşılmış olur.

Haberler incelendiğinde, muhabirin ‘Yıllardır yönetimi elinde tutan terör yandaşı İstanbul Tabip Odası’, ‘Terör sevici Tabipler Odası ölüleri seçmen yapmış’, ‘TTB’de Büyük Rezalet’, ‘Yıllardır yönetimi elinde tutanlar seçilebilmek için ölüleri bile listeye koymuş’, ‘Türk Tabipler Birliği ile İstanbul Tabip Odası’nın 15 Nisan’daki seçim öncesi hazırladığı büyük oyun deşifre oldu’ gibi ifadelere yer verilmiştir.

Akşam gazetesinde 3 gün süreyle üst üste yayımlanan şikayet konusu haberlerin liste yanlışlığı bahane edilerek, şikayetçi İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu’nu hedef aldığı açıktır. ‘Terör sevici Tabipler Odası’, ‘Terör yandaşı’ gibi ifadeler kullanılarak, verilen haberle hiçbir fikri ve düşünsel bağlantısı olmayan, salt olarak şikayetçiyi küçük düşürmeye yönelik suçlayıcı ifadeler kullanılmıştır.

Keza, kullanılan ifadeler, Türk Ceza Hukuku mevzuatı bağlamında şikayetçiyi suçlu olarak lanse etmektedir. Oysa bu konuda ilgililer hakkında herhangi bir mahkeme hükmü mevcut değildir.

Öte yandan, şikayet konusu haber yapılırken listenin sorumlusu İstanbul Tabip Odası yöneticilerinin görüşünün alınması mesleki etik açısından gerekliydi. Bunun yapılmaması temel bir mesleki hatadır. Bu yapılmadığı gibi, listedeki yanlış seçmen kayıtlarına kötü niyetli olarak yer verildiğini düşündürecek şekilde, ‘Büyük oyun deşifre oldu’, ‘Yıllardır yönetimi elinde tutanlar seçilebilmek için ölüleri bile listeye koymuş’ şeklinde ibarelere haberde yer verilmiştir. Ortalama bir okuyucunun bu ibarelerden edineceği izlenim, var olmayan seçmenler üzerinden yönetimin maksatlı ve kasıtlı olarak hukuka aykırı bir plan kurduğudur. Oysa, haberde böyle bir hususu doğrulayacak hiçbir veri yoktur. Hatanın nedeni, kaynağı ve sonuçları konusunda ne bir araştırma yapılmış ne de bu hususlar muhatabına sorulmuştur.

Bu nedenlerle, söz konusu haberlerin, Basın Meslek İlkeleri’nin “Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” şeklindeki 4’üncü maddesine;
“Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olunmaksızın yayınlamaz” şeklindeki 6’ncı maddesine;
“Yasaların suç saydığı eylemler, gerçek olduğuna inandırıcı makul nedenler bulunmadıkça kimseye atfedilemez” şeklindeki 10’uncu maddesine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.

Neticede, Basın Konseyi Yüksek Kurulu’nun 18 üyesinin katılımıyla yaptığı toplantısında, Akşam gazetesi muhabiri Bülent Şanlıkan hakkında Basın Meslek İlkeleri’nin yukarıdaki üç maddesini ihlal ettiğinden ötürü oybirliği ile ‘kınama’ kararı alınmıştır.

BASIN KONSEYİ, HABERONCA İNTERNET SİTESİ MUHABİRİ MURAT AYAŞOĞLU İÇİN ‘KINAMA’ KARARI VERDİ

 

23.05.2018

Haberonca internet sitesinde 27.03.2018 tarihinde yayınlanan ‘Doktor hastasıyla seks yaptı Tabipler Odası’ndan uyarı aldı’ başlıklı haberle ilgili şikayet.

REFERANS: 2018- 16

KARAR

Basın Konseyi Yüksek Kurulu ,23 Mayıs 2018 günü 18 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda konuyu görüştü ve Haberonca İnternet Sitesi muhabiri Murat Ayaşoğlu hakkında yapılan başvuruda oybirliği ile ‘kınama’ kararı aldı.

ŞİKAYETÇİDr. Sedat İRGİL Psikiyatri uzmanı
Plevne Mah. Savaştepe Cad. No:19 Kat: 2   Altıeylül- BALIKESİR

ŞİKAYET EDİLEN:  Murat AYAŞOĞLU
Haberonca İnternet Sitesi muhabiri
Oruçgazi Mah. Orhanlar Sok. No:13   BALIKESİR

ŞİKAYET KONUSU:

Balıkesir’de yerel Haberonca İnternet Haber Sitesi’nde yer alan ‘Doktor hastasıyla seks yaptı Tabipler Odası’ndan uyarı aldı’ başlıklı haberde, aynı ilde psikiyatri uzmanı olarak görev yapan Dr. Sedat İrgil hakkında Balıkesir Tabip Odası tarafından ‘uyarı’ ve ‘para cezası’ verildiği haberi, eşinin açtığı boşanma davası ve muhabirle aralarında süren davalarla ilgili ifadeler.

Haberonca İnternet sitesinde 27.03.2018 tarihinde Murat Ayaşoğlu imzasıyla ‘özel haber’ logosuyla yayımlanan ‘Doktor hastasıyla seks yaptı Tabipler Odası’ndan uyarı aldı’ haberin spotunda, ‘HASTASI İLE SEKS YAPAN DOKTORA CEZA’ denildi. Haberin spotunda ayrıca Balıkesir Tabip Odası Psikiyatrist Doktor Sedat İrgil’i hastası ile seks yaptığı için uyardı. Gazeteci Murat Ayaşoğlu’nun habercilik savaşını adeta Tabip Odası taçlandırdı. Hastası ile evinde basılan Psikiyatrist Sedat İrgil’i üyesi olduğu meslek odası da cezalandırdı.’ ifadeleri de yer aldı.

Haberde bu cezayla ilgili “Türk Tabipleri Birliği Disiplin Yönetmeliği’nin 3 Maddesi g fıkrası ‘hekimlik mesleğine ilişkin hukuksal düzenlemelere aykırı olmakla birlikte aşağıda belirtilen diğer disiplin suçları arasında sayılmış haller dışında kalan nitelik ve ağırlık itibariyle diğer disiplin suçları arasında dahil edilmeyen bir eylemde bulunmak’ gereğince UYARMA cezası verilmesine ve Türk Tabipleri Birliği Disiplin Yönetmeliği’nin 4. Maddesi r fıkrası ‘acil durunlar dışında özel bilgi ve beceri gerektiren girişimlerde bulunarak hastaya zarar vermek’ hükmü gereğince PARA CEZASI verilmesine….2017 yılı en yüksek üyelik aidatı olan 275 tl’nin 3 katı para cezasının belirlenmesine karar verilmiştir” denildi.

Haberde ‘HAKLI ÇIKTIK’ ara başlığı kullanılarak, ‘Hastası ile seks yaptığını haber yaptığımız için Haberonca’yı avukat ordusu ile mahkemelerde süründürmek isteyen Psikiyatr Sedat İrgil hakkında yaptığımız haberleri Balıkesir Tabip Odası adeta haklı çıkarmış oldu. Hastası ile seks yapması haber değeri taşıyan Psikiyatr İrgil’i cezalandıran Tabip Odası ilerleyen günlerde yine İrgil ile önüne gelecek dosyaları nasıl inceleyecek merak ediliyor. Doktor İrgil hakkında önümüzdeki günlerde gündeme gelebilecek şok iddialar hakkında Balıkesir Tabip Odası’nın alacağı tavır merakla bekleniyor’ denildi.

Şikayetçi Dr. Sedat İrgil yaptığı başvuruda kendisiyle ilgili muhbir Murat Ayaşoğlu’nun asılsız iddialarda bulunduğunu, daha önce benzer nitelikteki haberleri nedeniyle kendisini mahkum ettirdiğini savundu. Şikayetçi, “Mahkumiyetleri akabinde tekzip yayınlamış olmasına rağmen hala bu konu hakkında yazmaya devam edebiliyor” dedi.

Tabip Odası’nca verilen ‘uyarı’ cezasının, şikayet konusu haberin başlığı ve içeriği ile ilgisinin bulunmadığını savunan şikayetçi, ‘Zaten haberi, hasta bilgilerimi çalan eski eşimin yaptırdığı, dosyayı da onun aldığı anlaşıldı. Ayrıca hastam, eşi ve benim lehime kamu davaları açıldı. Ancak bu kişi hala yazmaya devam ediyor” diyerek, Basın meslek İlkeleri’ni ihlal ettiğini savunduğu Haberonca internet sitesi muhabiri Murat Ayaşoğlu hakkında gerekli işlemin yapılmasını talep etti.

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR

Şikayet başvurusu Haberonca İnternet Haber Sitesi muhabiri Murat Ayaşoğlu’na hem mail, hem postayla iletildi. Şikayet edilen Murat Ayaşoğlu süresinde yanıt vermedi ve taraflar arasında uzlaşma sağlanamadı.

Şikayetçi Dr. Sedat İrgil’in başvurusuna eklediği bilgilerden şikayet ettiği muhabir ile aralarında bazı davaların bulunduğu anlaşılmaktadır.
Şikayet edilen Murat Ayaşoğlu’nun görev yaptığı Balıkesir Postam Gazetesi’nde 30 Ocak 2017 tarihinde yayınlanan ‘Parmak kaldırdı’ başlıklı haberde kişilik haklarına, mesleki kariyerine zarar verildiği gerekçesiyle Balıkesir 2’nci Sulh Hakimliği’ne başvuran Dr. Sedat İrgil, tekzip kararı aldırmış, ardından da sorumlular hakkında cezai işlemin yapılması için de savcılığa başvurmuştur. Savcılık ‘Kovuşturmaya yer olmadığı’ kararı verince Sedat İrgil, avukatı aracılığıyla mahkemeye itiraz etmiş ve 20 Mart 2017 tarihinde bu kararı kaldırtarak, Murat Ayaşoğlu hakkında Balıkesir 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açılmasını sağlamıştır.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Şikayetçi Dr. Sedat İrgil’in başvurusuna eklediği belgelerden de anlaşılacağı gibi, şikayet edilen muhabir Murat Ayaşoğlu ile şikayetçi yaklaşık 1.5 yıl önce mahkemelik olmuştur. Taraflar arasındaki davalar devam etmekte olup, bu davalarda kimin haklı kimin haksız olduğuna yargı karar vermiştir ya da verecektir.

Yüksek Kurulun inceleme konusu ise, şikayet edilen Haberonca İnternet Haber Sitesi’nde yer alan ‘Doktor Hastasıyla seks yaptı, Tabipler Odası’ndan uyarı aldı’  başlıklı haberde Basın Meslek İlkeleri’nin ihlal edilip edilmediğidir.

Şikayet edilen muhabir haberini, Balıkesir Tabip Odası Onur Kurulu’nca 27 Eylül 2017 tarihli kararda, şikayetçi Dr. Sedat İrgil’e ‘uyarı’ ve ‘para cezası’ verilmesine dayandırmaktadır. Balıkesir Tabip Odası, Dr. İrgil hakkında yerel basında çıkan iddiaları meslek etiği yönünden incelemek üzere resen soruşturma açmış, karar vermiştir.

Tabip Odası kararında şikayetçi Dr. Sedat İrgil’e, Disiplin Yönetmeliği’nin 3. Madde g fıkrasına göre, ‘psikiyatrik görüşme ortamı temel ilkelerine uymayarak hastanın duygusal zarar görmesine neden olduğu… hastasının mahrem sırlarının üçünü kişilerin eline geçmesine engel olamadığı’ gibi nedenlerle UYARI; Yönetmeliğin 4. Maddesi r fıkrasındaki ‘acil durumlar dışında özel bilgi ve beceri gerektiren girişimlerde bulunarak hastasına zarar vermek’ hükmü gereğince de PARA CEZASI verildiği belirtilmektedir.

Şikayetçi Dr. Sedat İrgil, bu karara üst kurul olan Türk Tabipleri Birliği Yüksek Onur Kurulu’na itiraz dilekçesi vermiştir. Özetle hasta bilgilerinin boşanma davası açtığı eşi tarafından çalınıp muhabire verildiğini, dolayısıyla başkasının işlediği suçtan kendisine ceza verilemeyeceğini söylemiş; hastasına uzmanlık alanı dışında herhangi bir girişimde bulunmadığını savunmuştur.

Balıkesir Tabip Odası’nın, şikayetçi Dr. Sedat İrgil için aldığı ‘uyarı’ ve ‘para cezası’ kararının hangi nedenlerle verildiği ortadayken, şikayet edilen muhabir haberinde doktorun hastasıyla seks yaptığı gerekçesiyle cezalandırıldığını yazmıştır.  ‘Doktor hastasıyla seks yaptı Tabipler Odası’ndan uyarı aldı’ başlığıyla yayınlanan haberdeki, ‘Hastasıyla seks yapan doktora ceza’, ‘Ayaşoğlu’nun habercilik savaşını Tabip Odası adeta taçlandırdı’, ‘Ağabeyi Bursa CEHAPE milletvekili olan doktor Sedat’, ‘’Tabip Odası ilerleyen günlerde yine İrgil ile önüne gelen dosyaları nasıl inceleyecek merak ediliyor’, ‘Ya hastaları ile seks yapmaya devam ediyorsa’ ifadeleri bulunmaktadır. Bu ifadelerin, haber vermek ve eleştiride bulunmaktan ziyade suçlamaya ve karalamaya yönelik olduğu açıktır. Şikayet edilen muhabir, suçlayıcı üslupla şikayet edilenin milletvekili kardeşini de işin içine katmış; şikayetçinin kişilik hakları ve mesleki kariyeri de hedef alınmıştır.

Basın Konseyi Yüksek Kurulu’nca yapılan incelemede, şikayetçiye verilen disiplin cezasının ‘seks yapmak’ gerekçesiyle olmadığı görülmüştür. Bu durum, şikayetçi hakkında verilmiş olan kararlardan anlaşılmaktadır. Bu duruma rağmen, sanki disiplin cezası bu nedenle verilmiş gibi, içeriği gerçeği yansıtmayan bir haber yapılmıştır. O halde, Basın Meslek İlkelerinin “Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olunmaksızın yayınlanamaz” şeklindeki 6’inci maddesinin ihlal edildiği açıktır. Zira, muhabir, en iyi ihtimalle, incelemesi olanak dahilinde bulunan belgeleri gereği gibi incelemeksizin haberini yapmıştır.

Öte yandan, bir doktorun mesleki davranış kuralları dışına çıkarak bir hastasıyla cinsel ilişkiye girdiği yönündeki asılsız iddia, Basın Meslek İlkeleri’nin Kişileri ve kuruluşları eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan ve iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” şeklindeki 4’üncü maddesine de aykırılık teşkil etmektedir. Zira bir profesyonele, meslek kurallarını ihlal ettiği yönündeki isnatta bulunma, şüphesiz olarak, onun mesleki itibarını zedeleyecek niteliktedir.

Buna karşılık, haber gereği gibi araştırılmış ve gerçek olsaydı, bir doktorun mesleki kuralların dışına çıkarak bir hastasıyla cinsel ilişki kurmuş olması, kamunun öğrenmesinden fayda bulunan bir haber teşkil edecekti. Bu nedenle, özel yaşamın gizliliğini koruyan Basın Meslek İlkeleri’nin 5. maddesinin ihlal edilmediği sonucuna varılmıştır.

Bu nedenlerle, Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 18 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda Haberonca İnternet Sitesi muhabiri Murat Ayaşoğlu hakkında Basın Meslek İlkeleri’nin yukarıdaki iki maddesini ihlalden ötürü, oybirliği ile ‘kınama’ kararı almıştır.

BASIN KONSEYİ, SÖZCÜ MUHABİRİ ŞEYMA ULUSOY HAKKINDA ’ŞİKAYETİN YERSİZLİĞİ’ KARARI VERDİ

09.05.2018

Sözcü gazetesi ve internet sitesinde 26.02.2018 tarihinde yayınlanan ‘Part-time psikologların başı dertte’ başlıklı haberle ilgili şikayet.

KARAR

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 13 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda konuyu görüşmüş ve Sözcü gazetesi muhabiri Şeyma Ulusoy hakkında yapılan başvuruyla ilgili oybirliği ile ‘şikayetin yersizliği’ kararı almıştır.

REFERANS: 2018- 15

ŞİKAYETÇİ:  Afife SELVİTOPU, Ali Engin UYGUR, Ümit ÇETİNKAYA vekili avukat  Halil İbrahim ÇELİK.

ŞİKAYET EDİLEN:  Sözcü Gazetesi muhabiri Şeyma ULUSOY

ŞİKAYET KONUSU:

Bakırköy İlçe Sağlık Müdürlüğü ekibinin yaptığı denetim sonucu, haklarında dava açılan ve aralarında Afife Selvitopu, Ali Engin Uygur, Ümit Çetinkaya’nın da bulunduğu psikolojik danışma merkezi çalışanlarıyla ilgili 06.02.2018 tarihinde yayınlanan ‘Part-time psikologların başı dertte’ başlıklı haber.

İstanbul Bakırköy’de faaliyet gösteren ve tabelasında ‘Dirim Psikoloji’ yazılı işyerine Bakırköy İlçe Sağlık Müdürlüğü’nden 6 Şubat 2017 günü giden ekip yaptığı denetleme sonunda ‘Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Belediye veya herhangi bir kurumdan işyeri açma ve çalışma ruhsatı olmadığı görüldü’ ifadelerinin de yer aldığı tutanak tutmuştur.

Bu gelişmelerin ardından konu yargıya intikal etmiş, soruşturmayı yürüten savcı hazırladığı iddianameyle aralarında şikayetçilerin de bulunduğu 6 sanık hakkında Asliye Ceza Mahkemesi’nde ‘Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunu’na aykırılıktan kamu davası açmıştır. 24 Temmuz 2017 tarihinde görülmeye başlanan davanın birkaç duruşma yapılmış, savunmaları tamamlanan 5 sanık için ‘duruşmalardan bağışık tutulması’, bir sanık için de ‘savunma ve delilleri için talimat yazılması’ kararı alınmıştır.

Şikayetçilerin avukatı tarafından yapılan başvuruda, dava açılmasına neden olan İlçe Sağlık Müdürlüğü ekibinin hazırladığı tutanağın ‘gerçeğe aykırı olduğunu’, ‘Psikolojik danışmanlık konusunda kanunda boşluk bulunduğunu’, hatta dava devam ederken ‘İstanbul Sanatkarlar Sicil Müdürlüğü’ne kayıt için başvurulduğunu bunu gerçekleştiremediğini’, ‘BİMER’e başvurup ruhsat alabilmek için bilgilendirme istediğini’ bir sonuç alamadığını’ ve sonuç alamadığını belirtmiştir. Şikayetçi avukatı, başvuru dilekçesinde bunları saydıktan sonra, ‘Ruhsat almayı gerektirecek bir mevzuat bulunmamaktadır, bahse konu danışmanlık merkezinin mevzuata aykırılığı söz konusu değildir” demiştir.

Davada yargılanan ve şikayetçilerden birinin annesi olan Gülşen Selvitopu’nun serbest girişimci olarak dava konusu olan merkezi kurduğunu belirten şikayetçi avukatı başvurusunda, “Müvekkillerimizin şahsı hakkında ileri sürülen gerçek dışı ima ve isnatların  mesnetsiz haber konu edilmesi; basın meslek ilkelerine ve ahlaki değerlere aykırı olup,  kişilik haklarına ağır bir saldırı niteliğindedir… Haberin kınanması; gerçeği çarpıtarak karalamaya yönelik ithamlar sebebiyle  yalanlanması için gerekenin yapılmasın talep ediyoruz” demiştir.

 UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR

Şikayet başvurusu Sözcü muhabiri Şeyma Ulusoy’a hem e-mail hem postayla iletildi. Posta alındığı belgesi geldi, ancak muhabir süresinde cevap vermedi. Taraflar arasında uzlaşma sağlanamamıştır.

Şikayet konusu haberde, Bakırköy Kartaltepe’de ‘psikoloji merkezi’ ibaresi bulunan işyerinde yapılan denetlemede ruhsat olmadığının belirlendiği ve mühürlendiği kaydedildi. Burada bulunan ve part-time görev yaptıkları, haklarında ‘Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’a aykırılıktan 6 sanık hakkında 5 yıla kadar hapis istemiyle haklarında dava açıldığı, 3 sanıkla ilgili kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği belirtildi.

Şikayetçiler dahil haklarında dava açılan 6 sanıkla, kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen 3 sanığın adları da tamamen kodlanarak verilen haberde,  duruşmada yapılan savunmalar da yer aldı.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Şikayet edilen haber, Bakırköy 39’uncu Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen bir kamu davasına ilişkindir. Resmi bir kurumun yaptığı denetleme sonunda başlatılan soruşturma sonucu açılan davada herhangi bir yayın yasağı, gizlilik ya da kısıtlama kararı söz konusu değildir.

Şikayet konusu haberde, davanın iddianamesinde sanıklara yöneltilen suçlamalar olduğu kadar hatta daha fazla sanıkların savunmaları yer almış, objektiflik ilkesinden sapılmamıştır. Sanıkların savunmaları ara başlıklarla dikkat çekici şekilde verilmiş dava devam ettiği için dikkatli bir üslup kullanılmıştır.

Herhangi bir kısıtlılık kararı olmamasına ve zorunluluk bulunmamasına karşın haberde sanıkların görev yaptığı psikolojik danışma merkezinin adına yer verilmemiş, sanıkların adları da rumuzlu yazılmıştır. Bu da muhabirin, meslek etiğine uyduğun hareket ettiğini göstermektedir.

Dava konusu olayda kamuya açık bir merkezi ilgili kamu görevlileri denetlemiş, tutanak tutmuş olay yargıya intikal ettirilmiş, savcılık soruşturma sonunda kamu davası açmış ve duruşmalar kısıtlılık kararı olmadan açık devam etmektedir. Bu durumdu ‘özel hayatın gizliliği’ ve ‘iftira atıldığı’ iddiası da geçersizdir. Aksi durumda gazeteci kolay kolay adliye haberi yapamaz, bu halkı halkın haber alma hakkı ile bağdaşmaz.

Netice olarak tüm bu nedenlerle, şikayet konusu haberde Basın Meslek İlkeleri’nin ihlal edildiği iddiasının dayanaktan yoksun olduğu ortadadır.

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 13 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda konuyu görüşmüş ve Sözcü gazetesi muhabiri Şeyma Ulusoy hakkında yapılan başvuruyla ilgili oybirliği ile ‘şikayetin yersizliği’ kararı almıştır.

BASIN KONSEYİ, HÜRRİYET MUHABİRİ CEYLAN SEVER HAKKINDA ’ŞİKAYETİN YERSİZLİĞİ’ KARARI VERDİ

Hürriyet gazetesi ve internet sitesinde 26.02.2018 tarihinde yayınlanan ‘Part-time psikologların başı dertte’ başlıklı haberle ilgili şikayet.

KARAR

Basın Konseyi Yüksek Kurulu 9 Mayıs 2018 tarihinde 13 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda konuyu görüştü ve Hürriyet gazetesi muhabiri Ceylan Sever hakkında yapılan başvuruyla ilgili oybirliği ile ‘şikayetin yersizliği’ kararı aldı.

REFERANS: 2018- 14 

ŞİKAYETÇİ:

Afife SELVİTOPU, Ali Engin UYGUR, Ümit ÇETİNKAYA vekili avukat  Halil İbrahim ÇELİK.

ŞİKAYET EDİLEN:

Hürriyet gazetesi muhabiri Ceylan SEVER

ŞİKAYET KONUSU:

Sağlık Müdürlüğü ekibinin yaptığı denetim sonucu, haklarında dava açılan ve aralarında Afife Selvitopu, Ali Engin Uygur, Ümit Çetinkaya’nın da bulunduğu psikolojik danışma merkezi çalışanlarıyla ilgili 06.02.2018 tarihinde yayınlanan ‘Part-time psikologların başı dertte’ başlıklı haber.

İstanbul Bakırköy’de faaliyet gösteren ve tabelasında ‘Dirim Psikoloji’ yazılı işyerine Bakırköy İlçe Sağlık Müdürlüğü’nden 6 Şubat 2017 günü giden ekip yaptığı denetleme sonunda ‘Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Belediye veya herhangi bir kurumdan işyeri açma ve çalışma ruhsatı olmadığı görüldü’ ifadelerinin de yer aldığı tutanak tutmuştur.

Bu gelişmelerin ardından konu yargıya intikal etmiş, soruşturmayı yürüten savcı hazırladığı iddianameyle aralarında şikayetçilerin de bulunduğu 6 sanık hakkında Asliye Ceza Mahkemesi’nde ‘Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunu’na aykırılıktan kamu davası açmıştır. 24 Temmuz 2017 tarihinde görülmeye başlanan davanın birkaç duruşma yapılmış, savunmaları tamamlanan 5 sanık için ‘duruşmalardan bağışık tutulması’, bir sanık için de ‘savunma ve delilleri için talimat yazılması’ kararı alınmıştır.

Şikayetçilerin avukatı tarafından yapılan başvuruda, dava açılmasına neden olan İlçe Sağlık Müdürlüğü ekibinin hazırladığı tutanağın ‘gerçeğe aykırı olduğunu’, ‘Psikolojik danışmanlık konusunda kanunda boşluk bulunduğunu’, hatta dava devam ederken ‘İstanbul Sanatkarlar Sicil Müdürlüğü’ne kayıt için başvurulduğunu bunu gerçekleştiremediğini’, ‘BİMER’e başvurup ruhsat alabilmek için bilgilendirme istediğini’ bir sonuç alamadığını’ ve sonuç alamadığını belirtmiştir. Şikayetçi avukatı, başvuru dilekçesinde bunları saydıktan sonra, ‘Ruhsat almayı gerektirecek bir mevzuat bulunmamaktadır, bahse konu danışmanlık merkezinin mevzuata aykırılığı söz konusu değildir” demiştir.

Davada yargılanan ve şikayetçilerden birinin annesi olan Gülşen Selvitopu’nun serbest girişimci olarak dava konusu olan merkezi kurduğunu belirten şikayetçi avukatı başvurusunda, “Müvekkillerimizin şahsı hakkında ileri sürülen gerçek dışı ima ve isnatların  mesnetsiz haber konu edilmesi; basın meslek ilkelerine ve ahlaki değerlere aykırı olup,  kişilik haklarına ağır bir saldırı niteliğindedir… Haberin kınanması; gerçeği çarpıtarak karalamaya yönelik ithamlar sebebiyle  yalanlanması için gerekenin yapılmasın talep ediyoruz” demiştir.

 UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR

Şikayet başvurusu Hürriyet muhabiri Ceylan Sever’e hem e-mail hem postayla iletildi, Hürriyet’in avukatı Eren Mustafa Şener tarafından iki sayfalık cevap göndermiştir. Taraflar arasında uzlaşma sağlanamamıştır.

Şikayetçinin suçlamalarını kabul etmediklerini belirten avukat Şener, haberde geçen tüm beyanların Bakırköy 39’uncu Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen kamuya açık davadan alındığını, hem iddianamedeki ifadelerin hem duruşma sırasında sanıkların beyanlarının üzerinde en ufak bir değişiklik yapmadan aynen yayımlandığını savunmuştur. Kamu davasında iddianame gibi sağlam bir temele dayandırılan haberin ‘kamu yararı’ içerdiğini belirten avukat, ‘gerçek dışılık’ isnadının geçerli olmadığını ve buradaki ‘gerçeklilik’ kavramın ‘görünürde gerçek’ ilkesini karşıladığını ifade etmiştir.

Davada yargılanan kişilerin adlarının kodlanarak yazıldığını, belirleyici kimlik bilgilerinin kamu ile paylaşılmadığını kaydeden avukat Şener, “Kamuya açık okunan iddianame ile herhangi bir kısıtlılık kararı da olmamasına rağmen müvekkilimiz gerek devam eden yargılamaya olan saygısı, gerekse de şahısların gizlilik haklarına olan hassasiyeti nedeniyle gazetecilik etiğine uygun davrandı” demiştir.

Avukat Şener, ‘özel hayatın ihlal edildiği’ iddiasının da geçersiz olduğunu savunarak, denetimi yapan sağlık personeli olduğunu, haberin de kamu görevine ilişkin olduğunu vurgulamış, ‘Bunun özel hayatın gizliliği veya iftira şeklinde değerlendirilmesi mümkün değildir” demiştir.

Haberde, şikayetçilerin mahkeme huzurundaki ifadelerinin ‘Sadece ailelere eğitim verdik’, ‘Ruhsatsız olduğunu bilmiyorduk’ ara başlıklarıyla ayrıntılı şekilde aktarıldığını belirten avukat Şener, “Değil şikayetçiye hakaret etmek, iftira atmak; savunmalarını kamu ile paylaşılarak, objektif bir şekilde yaklaşılmış, herkese eşit oranda söz hakkı verildi” demiştir.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Şikayet edilen haber, Bakırköy 39’uncu Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen bir kamu davasına ilişkindir. Resmi bir kurumun yaptığı denetleme sonunda başlatılan soruşturma sonucu açılan davada herhangi bir yayın yasağı, gizlilik ya da kısıtlama kararı söz konusu değildir.

Sağlık konusu ve bu tür hizmetlerin nasıl sağlandığı; bu alanda faaliyet gösteren kuruluşların eylemleri, kurallara ne denli uyup uymadıkları kamuoyunu yakından ilgilendirir.

Şikayet konusu haberde, davanın iddianamesinde sanıklara yöneltilen suçlamalar olduğu kadar hatta daha fazla sanıkların savunmaları yer almış, objektiflik ilkesinden sapılmamıştır. Sanıkların savunmaları ara başlıklarla dikkat çekici şekilde verilmiş dava devam ettiği için dikkatli bir üslup kullanılmıştır.

Herhangi bir kısıtlılık kararı olmamasına ve zorunluluk bulunmamasına karşın haberde sanıkların görev yaptığı psikolojik danışma merkezinin adına yer verilmemiş, sanıkların adları da rumuzlu yazılmıştır. Bu da muhabirin, meslek etiğine uyduğun hareket ettiğini göstermektedir. Haberde adı geçen kişilerden, şikayetçilerin fotoğraflarına yer verilmiştir. Her ne kadar göz kısımları buzlanmış olsa da, şikayetçiler kolaylıkla teşhis edilebilecek durumdadır. Bu ise, Basın Meslek İlkeleri içinde, özel hayatın korunmasına dair hükmün kapsamına girebilirdi. Ne var ki, yukarıda izah edildiği üzere, haberin yapılmasında kamu yararı bulunduğu ve konu da şikayetçilerin ‘özel yaşam’ sınırları kapsamında kalan bir mesele olmadığı için, bu noktada da bir ihlalden bahsedilemez. Fotoğrafların yayımlanmasının gerekli olup olmadığı tartışılabilir, fakat Basın Konseyi’nin görevi gazetecinin yerine geçerek haberin en iyi nasıl yapılabileceğine dair ‘yerindelik denetimi’ yapmak değil, Meslek İlkeleri bakımından bir aykırılık olup olmadığını tespit etmekle sınırlıdır.

Dava konusu olayda kamuya açık bir merkezi ilgili kamu görevlileri denetlemiş, tutanak tutmuş olay yargıya intikal ettirilmiş, savcılık soruşturma sonunda kamu davası açmış ve duruşmalar kısıtlılık kararı olmadan açık devam etmektedir. Bu durumdu ‘özel hayatın gizliliği’ ve ‘iftira atıldığı’ iddiası da geçersizdir. Aksi durumda gazeteci kolay kolay adliye haberi yapamaz, bu halkı halkın haber alma hakkı ile bağdaşmaz.

Netice olarak tüm bu nedenlerle şikayet konusu haberde Basın Meslek İlkeleri’nin ihlal edildiği iddiasının dayanaktan yoksun olduğu ortadadır.

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 13 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda konuyu görüşmüş ve Hürriyet gazetesi muhabiri Ceylan Sever hakkında yapılan başvuruyla ilgili oybirliği ile ‘şikayetin yersizliği’ kararı almıştır.

BASIN KONSEYİ, YENİ BİRLİK GAZETESİ HAKKINDA ‘KINAMA’ KARARI ALDI

25.04 2018

Yeni Birlik gazetesinde 09.04.29018 tarihinde yayımlanan ‘Kayyuma Komplo’ başlıklı haberle ilgili Diyarbakır’da yayımlanan Özgür Haber gazetesi yazarı Süleyman Aydın’ın şikayeti.

KARAR
Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 25 Nisan 2018 günü 15 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda Diyarbakır Özgür Haber Gazetesi yazarı Süleyman Aydın’ın yaptığı şikayeti görüştü. Kurul, şikayet edilen Yeni Birlik Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Hüseyin Yılmazcan hakkında oy çokluğu ile ‘kınama’ kararı aldı.

REFERANS: 2018- 13

ŞİKAYETÇİ:

Diyarbakır Özgür Haber Gazetesi yazarı Süleyman Aydın

ŞİKAYET EDİLEN:

Yeni Birlik Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Hüseyin Yılmazcan

ŞİKAYET KONUSU:

Taşerondan kadroya geçmek için yapılan sınavda ahlaki olmayan sorular sorulduğunu ileri süren ve ‘Bismil’de Marilyn krizi’ haberine konu Gülcan Öztürk ile eniştesi gazeteci Süleyman Aydın’la ilgili Yeni Birlik gazetesinde yayımlanan ‘Kayyuma Komplo’ haberi.
Diyarbakır’ın Bismil İlçesi’nde belediyede çalışan taşeron işçilerin kadroya geçişi sırasında yazılı sınavı geçen yüksek okul mezunu Gülcan Öztürk, mülakatta kendisine ahlaki olmayan sorular yöneltildiğini ve kadroya alınmadığını ileri sürdü. Kadın işçinin açıklamaları 6 Nisan günü ulusal yayınlanan bazı gazetelerde ve birçok internet sitesinde ‘Taşeron sınavında garip soru. Bismil’de Marilyn Monroe krizi’ başlığı ile yayımlandı.
Haberde, Bismil Kaymakamı ve Belediye Başkanvekili (kayyum) Turgay Güleç başkanlığındaki sınav heyetinin, Gülcan Öztürk’e “John F Kennedy Havaalanı nerededir?” diye sorulduğu, buna destek olsun diye ‘Yasak aşkı kimdir?’ denildiği, cevap alınamayınca Marilyn Monroe hatırlatması yapılıp, “Sizin gibi sarışın ve kıvırcık saçlı’ ve ‘Kennedy’nin eşi yasak aşkını öğrenince ne tepki verdi?’ gibi ifadeler yer aldı. Haberde, Kaymakam Güleç’in konuyla ilgili sorulara “Kendisine ‘John Kennedy kimdir? John Kennedy Havalimanı nerededir?’ gibi sorular sorduk. ‘Havalimanı İstanbul’dadır’ diye cevap verdi… Asla John Kennedy’nin yasak aşkı Marilyn Monroe ile ilgili bir şey sormadık. Mülakatta başarısız olunca intikam hırsıyla iftira atıyor” yanıtı da yer aldı.

Merkezi İstanbul’da bulunan Yeni Birlik gazetesi de 9 Nisan 2018 günü, bu haberdeki iddiaları yalanlayan ‘Kayyuma Komplo’ başlıklı haberi yayımladı. Gazetenin haberinde, Bismil Kaymakamı Turgay Gülenç’in iddiaları yalanladığını belirtilerek, Bismil Belediyesi tarafından yapıldığı söylenen açıklamaya yer verildi. Başka yerde yayınlanmayan bu açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Söz konusu işçiye genel olarak İl Mahalli İdareler Müdürlüğü’nce hazırlanarak sınav yapan idarelere gönderilen hazır sorular sorulmuş, tamamına yakınına yanlış cevap alınmıştır. Bunlara ilaveten ‘John F Kennedy Havalimanı nerededir?’ diye sorulmuş İstanbul’da yanıtı alındıktan sonra Kennedy’nin kim olduğu sorulmuş cevap alınamayınca diğer sorulara geçilmiş hemen hemen hiçbir soruya doğru cevap alınamayınca mülakat bitirilmiştir. Mülakat baştan sona kamerayla kayıt altına alınmış gerektiğinde adli makamlara delil olarak sunulacaktır.”
Açıklamanın devamında “Diyarbakır’da yerel gazetelerden birinde köşe yazarlığı yapan birisi olduğunu öğrendiğimiz bir şahsın bu kişinin eniştesi olduğu ve bu haberleri basını kullanarak maksatlı olarak çıkarttığı tarafımızdan tespit edilmiş olup, yalan ve iftira nitelikle haber yapan bu basın organları hakkında gerekli yasal işlemler belediyemizce başlatılmıştır” ifadeleri yer aldı.
Şikayetçi Süleyman Aydın ise yerel Özgür Haber gazetesinde köşe yazarı olduğunu, baldızı Gülcan Öztürk’le ilgili haberi kendisinin yaptırdığı iddialarının asılsız olduğunu savundu. Yeni Birlik gazetesinin yerelde muhabirinin olmadığını; haklarında haber yapılırken kendisi ve baldızının görüşüne başvurulmadığını belirten şikayetçi, “Yirmiye yakın gazete ve televizyon kanalının benim direktifime binaen haber yaptıklarını açıkça uydurmak, tüm gazeteci arkadaşlarımızın değerliliğine leke sürme gayretinde bulunma cüreti gösterilmiştir’ dedi.
Şikayet edilen haberin, Bismil Kaymakamı Turgay Güleç tarafından ‘ısmarlama’ yaptırıldığını, asılsız suçlamalarla kişilik haklarına saldırıldığını savunan Süleyman Aydın, bu konuda gazete yetkilileriyle görüşmek istediğini ancak sonuç alamadığını belirtti.

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR
Şikayet başvurusu Yeni Birlik Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Hüseyin Yılmazcan’a hem e-mail hem posta yoluyla iletildi. Postanın alındı belgesi geldi, süresinde cevap verilmedi. Taraflar arasında uzlaşma sağlanamadı.

Birçok gazetede ve internet sitesinde 6 Nisan 2018 tarihinde yayımlanan ‘Bismil’de Marilyn krizi’ haberi, şikayet edilen Yeni Birlik gazetesinde yer almamıştır. Taşeron işçilerin kadroya geçişi sınavlarında haksızlıklar yapıldığı iddiaları nedeniyle kamuoyunda geniş yankı uyandıran haberin yayımlanmasından 3 gün sonra Yeni Birlik Gazetesi, bu iddiaları yalanlayan ‘Kayyuma Komplo’ başlıklı haber yapmıştır.

Haberin kaynağı olarak Bismil Kaymakamı Turgay Güleç’in sözleri ve Bismil Belediyesi tarafından yapıldığı söylenen açıklamadır. Şikayetçi, haberin sadece Kaymakam Güleç tarafından ‘ısmarlama’ yaptırıldığını, Bismil Belediyesi’nin böyle bir açıklamasının olmadığını savunmaktadır. Bismil Belediyesi’nin internet sitesinde de bu konuda bir açıklama yer almamaktadır.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Şikayet edilen Yeni Birlik gazetesi günlük yayın organıdır, izlediği yayın politikasına uygun haberlere yer vermektedir. Hangi haberi kullanıp hangi haberi kullanmayacağı editörlerini ve gazetenin okuyucularını ilgilendirir.
Bu nedenle de Bismil’de taşeron sınavında Gülcan Öztürk’le ilgili ilk haberi yayın politikasına uygun bulmayıp kullanmamış, aradan birkaç gün geçtikten sonra bu olayın ‘komplo olduğu’ haberine yer vermiştir.

Habere kaynak olarak gösterilen Bismil Kaymakamı Turgay Güleç ile Bismil Belediyesi, sadece kendilerine açıklama yapmış ve Yeni Birlik gazetesi de bunu ‘özel haber’ olarak yayınlamıştır. Bu açıklamaların başka yerde yer almaması da ‘açıklamanın yapılmadığı’ anlamına gelmez.

Ancak şikayetçi, haberde yer alan ‘Diyarbakır’da yerel gazetelerden birinde köşe yazarlığı yapan birisi olduğunu öğrendiğimiz bir şahsın bu kişinin eniştesi olduğu ve bu haberleri basını kullanarak maksatlı olarak çıkarttığı….’ ifadeleriyle kendisinin hedef alındığını söylemektedir ki bunda haklıdır. Bismil küçük bir yerdir, kim kimin eniştesi olduğunu bilmektedir.

Şikayet edilen haberde, ‘komplo kurmak’ suçlamasıyla karşı karşıya kalan şikayetçi Süleyman Aydın’ın görüşünün alınması; ayrıca haber kaynağı gösterilen Kaymakam Turgay Güleç ve Bismil Belediyesi’nin suçlamalarına maruz kalan taşeron işçi Gülcan Öztürk’ün de görüşünün etik açıdan alınması gerekirdi.

Bu nedenle şikayet konusu haber Basın Meslek İlkeleri’nin ‘Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez’ şeklindeki 4’üncü maddesine;
‘Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olunmaksızın yayınlamaz’ şeklindeki 6’ncı maddelerine aykırı olarak değerlendirilmiştir.

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 25 Nisan 2018 günü 15 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda Süleyman Aydın’ın şikayetini görüştü ve 5’e karşı 10 oyla Yeni Birlik Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Hüseyin Yılmazcan hakkında ‘kınama’ kararı aldı.

BASIN KONSEYİ, KOCAELİ KOZ İNTERNET HABER SİTESİ HAKKINDA ‘UYARI’ KARARI ALDI

25.04 2018

Kocaeli Koz İnternet Haber Sitesi’nde 06.03.2018 tarihinde yayınlanan ‘Gürpınar su alırken bir kez daha düşünün’ başlıklı haberle ilgili Asaş Kaynak Suları Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin şikayeti.
KARAR
Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 25 Nisan 2018 günü 15 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda Asas Kaynak Suları Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili avukat Ömer Faruk Hansu’nun yaptığı şikayeti görüştü, Kocaeli Koz İnternet Haber Sitesi Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Karabulut hakkında oy çokluğu ile ‘uyarı’ kararı aldı.

REFERANS: 2018- 12

ŞİKAYETÇİ:

Asas Kaynak Suları Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili avukat Ömer Faruk Hansu

ŞİKAYET EDİLEN:

Kocaeli Koz İnternet Haber Sitesi Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Karabulut

ŞİKAYET KONUSU:
Kocaeli Koz İnternet Haber Sitesi’nde 06.03 Mart 2018 tarihinde yayınlanan ‘Gürpınar su alırken bir kez daha düşünün’ başlıklı haber.
Şikayetçi Asas Kaynak Suları Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili avukat Ömer Faruk Hansu, ‘Gürpınar’ markasıyla piyasaya su veren Asaş Kaynak Suları Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin damacana, su pompası, su dispanseri, su, soda ve aromalı içecek satışı yaptığını belirtti, sağlık açısından herhangi bir sorun teşkil edecek her durumun önüne geçmek için önlemler aldığını savundu.
Kocaeli Koz İnternet Haber Sitesi’nde 06.03.2018 tarihinde ‘Gürpınar su alırken bir kez daha düşünün’ başlıklı haberinin yayımlandığını belirten şikayetçi, firmaya yönelik karalama ve olumsuz algı oluşturulduğunu ifade etti.
Haberde, bir sivil toplum örgütü olan ‘Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi’ne ait beş yıl önce hazırlanan ve en son 24 Ocak 2018 tarihinde 14’üncü kez güncellenen ‘Ambalajlı Su Raporu’nda, Kocaeli’ndeki su firmalarının durumu yer aldı.
Tahlil kriterleri ve puanları sıralanan haberde, “Rapora göre Kocaeli’nde faaliyet gösteren firmaların ürettiği suların büyük çoğunluğu çok kötü çıktı. … Rapordaki en dikkat çekici firma Gürpınar Su oldu. Başiskele’de üretilen ‘Gürpınar Su’ ise yine en kalitesiz suların içinde yer aldı. Bunun yanında Gebze’de üretilen Işılgan, Ovacık, Karamürsel’de üretilen Akçat, Gölcük’te üretilen, Serap Akar, Başiskele’de üretilen Yuvacık su oldukça kalitesiz çıktı” denildi. Haberde yurt genelindeki tüm firmalarla ilgili tablo geniş şekilde verildi.
Şikayetçi, 14’üncü kez güncellenen Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi’nin hazırladığı ‘Ambalajlı Su Raporu’ ile ilgili 17.01.2013 tarihinde Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı açıklamada, ‘Söz konusu rapor Bakanlığımızca da incelenmiş; verilerin kaynağı, analiz metodu, analizi yapanların yetkinliği, laboratuvar koşulları vb. değerlendirmede raporun bilimsel bir dayanaktan yoksun olduğu görülmüştür. Bilimselliği tartışmalı bir rapora dayanarak haksız yere kamuoyunda infial uyandırmaya çalışmak etik bir davranış değildir… İçme- kullanma sularının takibini düzenleyen mevzuatımız Avrupa Birliği standartlarında usul ve esaslar içermektedir. Avrupa Birliği ülkelerinde ne uygulanıyorsa ülkemizde de uygulanan mevzuat aynıdır” ifadelerinin yer aldığını ifade etti.
Sağlık Bakanlığı’ndan ruhsatlı faaliyet gösteren firmanın hedef alındığını savunan şikayetçi, bu haberle ‘firma hakkında kamuoyunda karalama ve olumsuz algı oluşturulmaya çalışıldığını, tüketicilere de firmanın ürettiği suların sağlıklı olmadığı mesajı verildiğini’ savundu.
Şikayetçi, bu haberle kamuoyunun yanlış ve eksik bilgilendirildiğini, gönderdikleri açıklamanın yayınlanmadığını, şirketin zan altında bırakıldığını, kişilik haklarına saldırıldığını, şikayet edilen hakkında Basın Meslek İlkeleri’ni ihlalden işlem yapılmasını talep etti.

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR
Şikayet başvurusu Kocaeli Koz İnternet Haber Sitesi Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Karabulut’a iletildi. Gökhan Karabulut verdiği yanıtta, söz konusu haberin aynı gün ülke genelinde basın kuruluşlarında da yayınlandığını belirtti.
Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi’nin raporunda yer alan bilgileri hiçbir yorum yapmadan yayınladıklarını belirten Karabulut, “Raporda yer alan bilgiler ışığında yayın yaptığımız kent olan Kocaeli’nde bulunun su firmalarını öne çekip haberimizi yaptık. Bahsi geçen raporda Kocaeli’ndeki firmalar içinde analiz sonucu en kötü çıkan ve bilinirliği en fazla olan şirket Gürpınar Su adlı firmadır. Haber başlığında bu firmanın olması gayet doğaldır” dedi.
Firmaya cevap hakkını kullandırdıklarını 8 Mart 2018 tarihinde Asaş Kaynak Suları Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili Ömer Faruk Hansu tarafından gönderilen cevap metnini aynen sitede yayınladıklarını belirten Gökhan Karabulut, “Kocaeli Koz haber sitesi kurulduğu günden bu yana Basın meslek İlkelerine bağlı hareket eder. Firmanın söz konusu şikayetiyle ilgili Basın Konseyi’nin olumlu bir karar alacağınız umut eder, uzlaşmak gibi bir talebimiz olmadığını belirtiriz” dedi.

Kocaeli Koz İnternet Haber Sitesi, şikayet edilen haberini, Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi adlı sivil toplum kuruluşunun raporuna dayandırmaktadır. İlki 5 yıl önce yayınlanan rapor aynı kıstaslara göre güncellenmiş, son güncelleme 24 Ocak 2018 tarihinde yapılmıştır. Şikayet edilen internet sitesi de bu raporda yer alan kendi bölgesindeki su firmalarını haberleştirmiştir. Haber sadece tartışmalı faaliyetlerde bulunan bir kuruluşun raporuna dayandırılmış, ilgili firmaya ya da onları denetleyen kurumlara sorma gereği duyulmamıştır. Gazeteciyi yanlıştan koruyan ‘şüphe’ ve başka bir kaynaktan ‘doğrulatma’ ilkeleri atlanmıştır.

Oysa, Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi’nin bu raporuyla ilgili Sağlık Bakanlığı, ‘Bilimsel dayanaktan yoksul olduğu görülmüştür. Bilimselliği tartışmalı bir rapora dayanılarak haksız yere kamuoyunda infial uyandırmaya çalışmak etik bir davranış değildir” açıklaması yapmıştır. Şikayet konusu haberin yayınlanmasının ardından Ambalajlı Su Tüketicileri Derneği de 06.03.2018 tarihinde yüksek tirajlı ulusal gazetelerde ‘raporun gerçeği yansıtmadığı’ açıklaması yapmış, ilan vermiştir.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Şikayet edilen habere kaynak gösterilen bir rapordur. Sağlık Bakanlığı bu raporu hazırlayan kuruluşun ‘haksız iddialarda bulunduğunu’ belirterek, söz konusu ‘Ambalajlı Su Raporu’’ için ‘bilimsel bir dayanaktan yoksun olduğu görülmüştür’ açıklaması yapmıştır. Bakanlık açıklamasında ayrıca suların nasıl denetlendiği belirtildikten sonra, “Bu sebeple söz konusu raporda iddia edildiği gibi ’30 çeşit kirleticiye rastlanan bir suya sağlıklıdır raporu verildiğini’ beyan etmek akıl dışıdır’ ifadeleri yer almaktadır.
Sivil toplum kuruluşları demokrasinin gelişip yerleşmesinde önemlidir; hazırladıkları raporlar, yaptıkları açıklamalar haber olur. Ancak, ortada resmi makamların da ‘bilimsel bulmadığı’ ve ‘akıl dışı’ dediği raporlar yayınlayan bir kuruluş söz konusudur. Halk sağlığı gibi, yayınlandığında büyük etkisi olacak ve yankı uyandıracak raporlara ve açıklamalara daha dikkatli yaklaşılması, hatta sorgulanması gerekmektedir. Bunun yapılmaması; haberde adı geçen firma yetkilisine ulaşıp görüş alınmaması; Sağlık Bakanlığı’nın bu raporla ilgili açıklamasının göz ardı edilmesi eksikliktir.
Diğer taraftan şikayetçinin mağduriyetine (varsa ki, vardır) neden olan asıl muhatap, bu raporu hazırlayıp medyaya servis eden Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi adlı sivil toplum örgütüdür; bu örgüt hatalıysa hakkında işlem yapmayan yetkili resmi kuruluşlardır. Şikayetçi, yayın organına nasıl açıklama gönderip şikayetçi oluyorsa, raporun asıl sahibi sivil toplum örgütü ve resmi kuruluşlar nezdinde de işlem başlatmalı, bunun duyurulmasını istemelidir. Bu yönde bir girişimi olup olmadığı tarafımızdan bilinmemektedir.
Şikayet edilen gönderdiği yanıtta, şikayetçinin iddia ettiği gibi ‘karalama ve olumsuz algı oluşturmak gibi bir niyetle değil, böylesi çok hassas bir konuda okuyucuyu bilgilendirme çabası içinde haberi hazırladıklarını’ vurgulamış, şikayetçinin habere gönderdiği açıklamayı da vakit geçirmeden internet sitesinde kullanmıştır.

Bu nedenle şikayet konusu haber Basın Meslek İlkeleri’nin ‘Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez’ şeklindeki 4’üncü maddesine;
‘Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olunmaksızın yayınlamaz’ şeklindeki 6’ncı maddelerine aykırı olarak değerlendirilmiştir.

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 15 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda konuyu görüştü ve 1’e karşı 14 oyla Kocaeli Koz İnternet Haber Sitesi Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Karabulut hakkında ‘uyarı’ kararı aldı.

BASIN KONSEYİ, KOCAELİ ZİRVE İNTERNET HABER SİTESİ HAKKINDA ‘KINAMA’ KARARI ALDI

25.04 2018

Kocaeli Zirve İnternet Haber Sitesi’nde 06.03.2018 tarihinde yayınlanan ‘İlimizdeki bu su firmaları zehir satıyor’ başlıklı haberle ilgili Asaş Kaynak Suları Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin şikayeti.

KARAR
Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 25 Nisan 2018 günü 15 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda Asas Kaynak Suları Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili avukat Ömer Faruk Hansu’nun yaptığı şikayeti görüştü. Kocaeli Zirve İnternet Haber Sitesi İmtiyaz Sahibi Bigman Çakman ve Genel Yayın Yönetmeni Egemen Daşkan hakkında oy çokluğu ile ‘kınama’ kararı aldı.

REFERANS: 2018- 11

ŞİKAYETÇİ:

Asas Kaynak Suları Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili avukat Ömer Faruk Hansu

ŞİKAYET EDİLEN: Kocaeli Zirve İnternet Haber Sitesi İmtiyaz Sahibi Bigman Çakman ve Genel Yayın Yönetmeni Egemen Daşkan

ŞİKAYET KONUSU:
Kocaeli Zirve İnternet Haber Sitesi’nde 6 Mart 2018 tarihinde yayınlanan ‘İlimizdeki bu su firmaları zehir satıyor’ ve ‘Su mu içiyoruz zehir mi?’ başlıklı haberlerde, Gölcük merkezli ‘Gürpınar’ suyunun ‘en kötü su’ olduğu yazıldı.
Haberde, bir sivil toplum örgütü olan ‘Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi’ne ait beş yıl önce hazırlanan ve en son 24 Ocak 2018 tarihinde 14’üncü kez güncellenen ‘Ambalajlı Su Raporu’nda, Kocaeli’ndeki su firmalarının durumu yer aldı. Tahlil kriterleri ve puanları sıralanan haberde, ‘EN KÖTÜ SU GÜRPINAR’ ara başlığı ile şu ifadelere yer verildi:
“İlimizde yıllardır faaliyet gösteren birçok su firması ise bu puanlamalarda eksilere düşmüş durumda. Eksi puana düşen firmalar arasında en dikkat çekenlerden biriyse Gölcük’te faaliyet gösteren Gürpınar oldu. Gürpınar suyun yapılan analiz sonucunda aldığı puan -2.293,74 oldu. En düşük puanı alan Gürpınar’dan sonra Derince’de faaliyet gösteren Çenesuyu -64,36 puanla dikkat çekiyor.”

Şikayetçi avukatı, ‘Gürpınar’ markasıyla piyasaya su veren Asaş Kaynak Suları Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin damacana, su pompası, su, soda ve aromalı içecek satışı yaptığını belirtti, sağlık açısından herhangi bir sorun teşkil edecek her durumun önüne geçmek için önlemler aldığını savundu.
Kocaeli Zirve İnternet Haber Sitesi’nde 06.03.2018 tarihinde ‘İlimizde bu su firmaları zehir saçıyor’ ve ‘Su mu içiyoruz zehir mi?’ haberinin yayımlandığını belirten şikayetçi, firmaya yönelik karalama ve olumsuz algı oluşturulduğunu ifade etti. Haberde sözü edilen raporun Sağlık Bakanlığı tarafından ‘Bilimsel dayanaktan yoksun’ bulunduğunu ve bunun kamuoyuna açıklandığını kaydeden şikayetçi, yanlış haberin düzeltilmesi için yayın organına noterden açıklama gönderdiklerini, ancak internet sitesinin imtiyaz sahibi Bigman Çakman imzası 13.03.2018 tarihinde ‘Bu suları avukatlarla mı temizleyeceksiniz’ başlıklı yazıda gönderilen açıklamanın çarpıtılarak, suçlamanın devam ettirildiğini savundu.
Şikayetçi, 14’üncü kez güncellenen Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi’nin hazırladığı ‘Ambalajlı Su Raporu’ ile ilgili 17.01.2013 tarihinde Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı açıklamada şu ifadelerin geçtiğini kaydetti:
‘Söz konusu rapor Bakanlığımızca da incelenmiş; verilerin kaynağı, analiz metodu, analizi yapanların yetkinliği, laboratuvar koşulları vb. değerlendirmede raporun bilimsel bir dayanaktan yoksun olduğu görülmüştür. Bilimselliği tartışmalı bir rapora dayanarak haksız yere kamuoyunda infial uyandırmaya çalışmak etik bir davranış değildir… İçme- kullanma sularının takibini düzenleyen mevzuatımız Avrupa Birliği standartlarında usul ve esaslar içermektedir. Avrupa Birliği ülkelerinde ne uygulanıyorsa ülkemizde de uygulanan mevzuat aynıdır.”
Sağlık Bakanlığı’ndan ruhsat alarak faaliyet gösteren firmanın hedef alındığını savunan şikayetçi, “Yapılan haberle müvekkilimiz şirket kamuoyunda suçlu gibi gösterilerek karalama ve olumsuz algı oluşturulmaya çalışılmıştır. Yine aynı şekilde tüketiciler nezdinde infiale sebep olabilecek bir husus hakkında araştırma yapılmaksızın haber yapılması, müvekkilimizin kamuoyu nezdinde sağlıkla ilgili olarak yönetmeliklere ve yasaya aykırı davranan şirket olarak gösterilmesine neden oldu” dedi. Şikayetçi, söz konusu ‘İlimizdeki bu su firmaları zehir satıyor’ ve ‘Su mu içiyoruz zehir mi?’ haberi ve açıklamalarının çarpıtıldığını iddia ettiği ‘Bu suları avukatlarla mı temizleyeceksiniz’ başlıklı yazıda Basın Meslek İlkeleri’nin 6, 9, 10 ve 16’ncı maddelerinin ihlal edildiğini savundu.
UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR
Şikayet başvurusu Kocaeli Zirve İnternet Haber Sitesi Yayın Yönetmeni Egemen Daşkan’a hem e- mail, hem postayla ulaştırıldı. Ancak şikayet edilen, süresinde cevap vermedi ve taraflar arasında uzlaşma sağlanamadı.

Şikayet konusu haber, doğrudan halk sağlığı ile ilgilidir bu nedenle de büyük önem taşımaktadır. Giderek büyük bir hacme ulaşan ambalajlı su sektöründe, önemli markaların yanında yerel firmalar da faaliyet göstermektedir. Özellikle yerel firmalarla ilgili ortaya çıkan şüpheler, bunların piyasadan silinmesi neden olmaktadır.

Kocaeli Zirve İnternet Haber Sitesi, şikayet edilen haberini, Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi adlı sivil toplum kuruluşunun raporuna dayandırmaktadır. İlki 5 yıl önce yayınlanan rapor aynı kıstaslara göre güncellenmiş, son güncelleme 24 Ocak 2018 tarihinde yapılmıştır. Şikayet edilen internet sitesi de bu raporda yer alan kendi bölgesindeki su firmalarını haberleştirmiştir. Haber sadece bir sivil toplum kuruluşunun raporuna dayandırılmış, ilgili firmaya ya da onları denetleyen kurumlara sorma gereği duyulmamıştır. Gazeteciyi yanlıştan koruyan ‘şüphe’ ve başka bir kaynaktan ‘doğrulatma’ ilkeleri atlanmıştır.

Oysa, Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi’nin bu raporuyla ilgili Sağlık Bakanlığı, ‘Bilimsel dayanaktan yoksul olduğu görülmüştür. Bilimselliği tartışmalı bir rapora dayanılarak haksız yere kamuoyunda infial uyandırmaya çalışmak etik bir davranış değildir” açıklaması yapmıştır. Şikayet konusu haberin yayınlanmasının ardından Ambalajlı Su Tüketicileri Derneği de 06.03.2018 tarihinde yüksek tirajlı ulusal gazetelerde ‘raporun gerçeği yansıtmadığı’ açıklaması yapmış, ilan vermiştir.

Gönderdikleri açıklamanın kullanılmadığını belirtilen şikayetçi, “Tekzip metninde belirtilen hususlara, metin yayımlanmaksızın gazete üzerinden hakarete varan cümlelerle cevap verilmiştir” demektedir.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Halk sağlığı ile ilgili haber yapması doğaldır, gazetecinin görevidir. Bu habere kaynak olarak gösterilen bir rapordur. Sağlık Bakanlığı bu raporu hazırlayan kuruluşun ‘haksız iddialarda bulunduğunu’ belirterek, söz konusu ‘Ambalajlı Su Raporu’’ için ‘bilimsel bir dayanaktan yoksun olduğu görülmüştür’ açıklaması yapmıştır. Bakanlık açıklamasında ayrıca suların nasıl denetlendiği belirtildikten sonra, “Bu sebeple söz konusu raporda iddia edildiği gibi ’30 çeşit kirleticiye rastlanan bir suya sağlıklıdır raporu verildiğini’ beyan etmek akıl dışıdır’ ifadeleri yer almaktadır.
Sivil toplum kuruluşları demokrasinin gelişip yerleşmesinde önemlidir; hazırladıkları raporlar, yaptıkları açıklamalar haber olur. Ancak, ortada resmi makamların da ‘bilimsel bulmadığı’ ve ‘akıl dışı’ dediği raporlar yayınlayan bir kuruluş söz konusudur. Halk sağlığı gibi, yayınlandığında büyük etkisi olacak ve yankı uyandıracak raporlara ve açıklamalara daha dikkatli yaklaşılması, hatta sorgulanması gerekmektedir. Bunun yapılmaması; haberde adı geçen firma yetkilisine ulaşıp görüş alınmaması; Sağlık Bakanlığı’nın bu raporla ilgili açıklamasının göz ardı edilmesi eksikliktir.
Diğer taraftan şikayetçinin mağduriyetine (varsa ki, vardır) neden olan asıl muhatap, bu raporu hazırlayıp medyaya servis eden Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi adlı sivil toplum örgütüdür; bu örgüt hatalıysa hakkında işlem yapmayan yetkili resmi kuruluşlardır. Şikayetçi, yayın organına nasıl açıklama gönderip şikayetçi oluyorsa, raporun asıl sahibi sivil toplum örgütü ve resmi kuruluşlar nezdinde de işlem başlatmalı, bunun duyurulmasını istemelidir. Bu yönde bir girişimi olup olmadığı tarafımızdan bilinmemektedir.
Şikayetçinin kendi firmalarını hedef alıp hatta suçlayıcı ifadelerin yer aldığı haber nedeniyle gönderdiği açıklama kullanılmamış; internet sitesi imtiyaz sahibi bir de ‘Bu suları avukatlarla mı temizleyeceksiniz?’ başlıklı yazı yazıp suçlamayı sürdürmüştür. Bu da şikayet edilenin kasıtlı olduğu ve etik değerlerle örtüşmeyen davranışta bulunduğunu göstermektedir.

Bu nedenlerle şikayet konusu haberde, Basın Meslek İlkeleri’nin ‘Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez’ şeklindeki 4’üncü maddesi
‘Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olunmaksızın yayınlamaz’ şeklindeki 6’ncı maddesi,
“Basın organları yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı duyarlar’ şeklindeki 16’ncı maddesi ihlal edilmiştir.

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 15 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda konuyu görüştü ve 1’e karşı 14 oyla Kocaeli Zirve İnternet Haber Sitesi Egemen Daşkan ve İmtiyaz Sahibi Bigman Çakman hakkında yukarıda sayılan 3 maddeyi ihlalden ‘kınama’ kararı aldı.

BASIN KONSEYİ, ‘ISPARTA BOMBA32’ İNTERNET SİTESİ HAKKINDA ‘ŞİKAYETİN YERSİZLİĞİ’ KARARI ALDI

11.04.2018

www.bomba32.com.tr internet sitesinde 1 Mart 2018 tarihinde ‘Şehidimiz Var Isparta’ başlıklı haberle ilgili şikayet
KARAR
Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 11 Nisan 2018 günü 18 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda, Isparta’daki www.bomba32.com.tr haber sitesi sorumlusu Mustafa Baş hakkında yapılan şikayeti görüştü. Yüksek Kurul oybirliği ile ‘şikayetin yersizliği’ kararı aldı.

REFERANS: 2018- 10

ŞİKAYETÇİ; Nuray Barış

ŞKİYAT EDİLEN:
Isparta’daki www.bomba32.com.tr haber sitesi sorumlusu Mustafa Baş

ŞİKAYET KONUSU:
Isparta’daki www.bomba32.com.tr internet sitesinde 1 Mart 2018 tarihinde, Afrin’de şehit olan uzman çavuş Burhan Açıkkol’un aileye henüz haber verilmeden adının ve fotoğrafının yayınlanması

Şikayetçi Nuray Barış, www.bomba32.com.tr internet sitesinin, şehit düşen Ispartalı her askerin adını daha resmi heyet gidip şehit ailesine haber vermeden yayınladığını, bunun da şehit yakınlarının sağlıklarını riske soktuğunu ve resmi görevlileri zor durumda bıraktığını savundu.
Son olarak da Afrin’de şehit olan uzman çavuş Burhan Açıkkol’un ailesine görevli heyet daha haber vermeye giderken bu internet sitesinde ‘Şehidimiz Var Ispartam’ başlığıyla yayınlanan haberde şehidin adının yazıldığını belirten Nuray Barış, şikayet başvurusunda şöyle dedi:
“1 Mart günü Isparta ilinde ailesinin ikamet ettiğini öğrendiğimiz jandarma uzman çavuş Burhan Açıkkol’un şehit haberi geldi. Haber vermekten sorumlu ekip kendi içinde haberleşirken hazırlıklar tamamlanmadan bahse konu yayın organı haberi saat 21.57’de geçerek şehidin adını açık olarak belirtmiş fotoğrafını da eklemiş haberi yayınlamıştır. Ekip, toplanmadan teker teker şehit ailenin evine münferit olarak gitmek zorunda kalmıştır. Eve ilk ulaşan Vali Yardımcısı ve Jandarma Komutanı ailenin bilgisi olduğunu görmüştür. Ailenin sağlık problemi yaşadığı ve kafalarında birçok soru olduğu belirlenmiştir. Aldıkları acı haberin doğruluğundan bile emin olamayan aile şok içindeydi.”
Şehit ailelerine haberi, mülki amir başkanlığında ilgili kurumların üst düzey yöneticilerinden oluşan bir heyetin sağlık ekibi eşliğinde giderek verdiği belirtilen şikayet başvurusunda, “Şehitlerimiz ve kıymetli aileleri, içinde bulunduğumuz coğrafyada bize güç veren en önemli manevi değerlerimizdir. Şehit aileleri bize şehitlerimizin emanetidirler. Bu duygularla size bildirdiğim yayın organının her şehit haberinde bu kutsal değerleri acımadan hiçbir etik kurala uymadan çiğnediğini bildirir, gereğinin yapılmasını, toplum vicdanı gereği arz ederim” denildi.

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR
Şikayet başvurusu www.bomba32.com.tr internet sitesine ulaştırıldı. İnternet sitesinin sorumlu müdürü Mustafa Baş verdiği yanıtta, 1 Mart 2018 tarihinde ‘Şehidimiz Var Ispartam’ başlıklı haberde Afrin’de şehit olan 5 asker arasında Ispartalı uzman çavuş Burhan Açıkkol’un da bulunduğunu çok erken öğrendiklerini, ancak gerekli hassasiyeti gösterip, aileye haber verildikten sonra yayınladıklarını savundu.

Facebook’ta saat 21:12’den itibaren Ispartalı kullanıcılar tarafından şehit uzman çavuş Burhan Açıkkol’un adı ve fotoğrafıyla paylaşıldığını belirten Mustafa Baş, “Biz ise şehit haberinin aileye ulaştığını öğrendikten sonra, yani saat 21:57’de sitemiz Bomba32’de yayınladık. Ülkemiz için önem taşıyan ve manevi olarak büyük hassasiyet içeren şehit haberi sosyal medyada zaten saatler öncesinde yayılmaya başlamış, şehit ailesinin yakınları ve komşuları çoktan taziye ziyareti için şehit evine gelmişlerdi” dedi. Mustafa Baş, bu paylaşımlardan örnekler de gönderdi.

Sorumlu müdür Mustafa Baş, resmi görevlilerin şehit ailesinin evine tek tek gitmelerinin haberi yayınlamalarıyla ilgisinin bulunmadığını da savunarak, “Zaten haber yayınlanmadan önce Isparta Vali Yardımcısı, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü ile Jandarma yetkilileri acı haberi vermek için şehit evine gitmişti. Biz bunun teyidini aldıktan sonra haber yayına verdik. Kaldı ki, haber içerisinde Genelkurmay Başkanlığı’nın resmi açıklaması da bulunmaktadır” ifadelerini kullandı.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Gelen her şehit haberi toplumu sarsmakta, ancak yine de ‘ateş düştüğü yeri yakmakta’ ve en büyük acıyı şehit yakınları çekmektedir. Evladının şehit olduğu haberini alınca kalp krizi geçirip vefat eden anneler- babalar olmuştur. Bunun üzerine şehit ailelerine haberi, yanlarında sağlık ekibiyle giden resmi görevlilerin vermesi uygulaması başlatılmıştır. Onlara sağlık hizmeti ve psikolojik destek sağlanarak, devletin yanlarında olduğu gösterilmektedir.
Buna mukabil, gazeteci, teknolojideki gelişmeler sayesinde habere çok hızlı ulaşabilmektedir. Hakkari’deki terör saldırısını oradaki bir görevli, İzmir’deki gazeteci arkadaşına anında fotoğrafıyla tüm bilgileriyle ulaştırabilmektedir. Ayrıca sosyal medya paylaşımları da önemli bir kaynaktır.
Şikayet edilen internet haber sitesi Isparta’nın yerel haber sitelerinden biridir. Küçük bir il olmasına karşın en fazla şehit veren iller arasında olan Isparta’da şehit cenazelerinde büyük kalabalıklar toplanmaktadır ve halk duyarlıdır. Bu nedenle de internet sitesinin, şehit haberlerini en hızlı şekilde ve en geniş şekilde verme çabası normaldir. Habere hızla ulaşmış ve yayınlamıştır.
Şikayet edilen sitenin sorumlusu verdiği yanıtta ‘resmi görevlilerin şehit ailesine haber verdikten sonra haberi yayınladık’ demiş, şehidin adının ve fotoğrafının sosyal medyada paylaşılmasından neredeyse bir saat sonra haberi kullandıklarını belirtmiştir.
Kaldı ki, gazeteci elindeki haberi yayınlamak için resmi açıklama yapılmasını, yetkililerin izin vermesini beklemek zorunda da değildir. Haberciler, ‘Kıyametin kopacağını önceden haber verirsen kahin olursun, gecikirsen kıyamet senin başında kopar’ sözünü hiç unutmaz. Gazetecinin haberinde gözeteceği temel hususlar, haberin gerçek olması ve kamu yararının varlığıdır.
ww.bomba32.com.tr internet sitesinde yer alan ‘Şehidimiz var Ispartam’ haberi gerçektir. Şehitler konusunda son derece hassas olan Isparta gibi bir ilde yayın yapan internet haber sitesi de kamuoyunu bilgilendirerek kamusal görevi yerine getirmiştir.

Bu bakımdan, Basın Konseyi Yüksek Kurulu, internet haber sitesi www.bomba32.com.tr hakkında yapılan başvuruda oybirliği ile ‘şikayetin yersizliği’ yönünde karar almıştır.

BASIN KONSEYİ, HABERTÜRK MUHABİRİ HAYATİ ARIGAN HAKKINDA ‘KINAMA’ KARARI ALDI

11.04 2018

Habertürk Gazetesi’nde yayımlanan ‘Telefonu pijamasının cebinde uyuyordu’ başlıklı boşanma davası haberiyle ilgili şikayet.
KARAR

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 11 Nisan 2018 günü 18 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda şikayet dosyasını görüştü. Yüksek Kurul 2 oya karşılık 16 oyla, Habertürk muhabiri Hayati Arıgan için ‘kınama’ kararı aldı.

REFERANS: 2018- 9

ŞİKAYETÇİLER:
1- Bayram Gök (mail: bayramex@gmail.com. GSM: 0 506 726 70 50)
2- Gizem Yıldız (mail: gizz.yldz@hotmaill.com).
3-
ŞKİYAT EDİLEN: Habertürk Gazetesi muhabiri Hayati Arıgan.

ŞİKAYET KONUSU:
Habertürk Gazetesi’nde 14 Şubat 2018 günü yer alan ve aynı gün internet sitelerince de alıntı yapılan ‘Telefonu pijamasının cebinde uyuyordu’ başlıklı, boşanma davası haberinde, ‘gizlilik kararını ihlal’ ile ‘özel hayat’ ve ‘kişilik haklarına saldırı’ iddiası.

Şikayetçi Bayram Gök 26 Şubat 2018 tarihinde yaptığı başvuruda, 2017 Aralık ayında eşinden boşanmak üzere dava açtığını, tarafların dilekçelerini mahkemeye sunduklarını ve duruşma tarihini beklediğini anlattıktan sonra, “Henüz ortada tarafların birbirine söylediği iddialar dışında kesin bir karara varılmamışken hali hazırda devam eden boşanma davamın tüm bilgileri gerek gazete gerek internet haber yoluyla tüm insanlara servis edilmiştir” dedi.
Davanın görüldüğü Küçükçekmece 4. Aile Mahkemesi’nce verilen ‘gizlilik kararını’ gönderen Bayram Gök, “Davada gizlilik kararı olmasına rağmen kişiliğime yöneltilmiş asılsız iddialarla gazetelere konu olmuş bulunmaktayım. Habertürk muhabiri Hayati Arıgan mesleki ahlakını maalesef kişiliğime yöneltilmiş bu iddialarla henüz bir sonuca varılmamışken üçüncü şahıslarla birlikte hakkımda asılsız haberler yapmıştır. Yaptığı haberin herhangi bir bireyin özel hayatının kişilik haklarının ihlalini yaptığı açıkça ortadadır” ifadelerine yer verdi. Başvuruda haberin ‘yayından kaldırılması’ ve ‘özür’ yazısı yayımlanması da talep edildi.

Diğer şikayetçi Gizem Yıldız da ilk şikayetçiden 10 gün sonra, 8 Mart 2018 tarihinde yaptığı başvurusunda bale sanat okulu sahibi olduğunu, söz konusu haberde fotoğrafının da kullanılarak, kendisiyle ilgili asılsız iddialarda bulunulduğunu savundu. Şikayetçi, “Bulunduğum iş çevresi açısından çocuk ve aileleriyle ilişki kurmam nedeniyle hakkımda çıkarılan yalan haberler hem şahsım üzerinde hem iş çevresi alanında telafisi olmayan zararlara sebebiyet vermektedir” dedi.
Gizem Yıldız, haberde mesnetsiz iddialarla hedef alındığını, kişilik haklarına saldırıldığını, kamu yararı ile öz ve biçim arasında dengenin gözetilmediğini belirterek mağdur olduğunu söyledi, haberin ‘yayından kaldırılması’ talebinde bulundu.
UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR
Şikayet başvuruları, Habertürk Gazetesi muhabiri Hayati Arıgan’a hem mail, hem postayla ulaştırıldı. Boşanma davalarının medyada her zaman ilgi çeken haberler olduğunu, dosyada mahkemenin gizlilik kararı ve yayın yasağının olmadığını, tarafların isimlerinin rumuzlu, fotoğraflarının da tanınmayacak kadar kapalı yayımlandığını belirtti.
Muhabir Hayati Arıgan, yanıtında “Boşanma, insanlık tarihi kadar eski bir sosyal kavramdır. Boşanma olaylarının sebepleri de günümüzün gelişen değerlerle birlikte çeşitlilik arz etmektedir. Haberde tarafların özel hayatı ihlal edilmemiş sadede boşanmaya konu olan olaylar işlenmiştir” ifadelerine yer verdi..
Şikayetçiler Bayram Gök ve Gizem Yıldız ile şikayet edilen muhabir Hayati Arıgan arasında uzlaşma sağlanamadı.
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
Haber konusu aynı olduğu için hem Bayram Gök, hem de Gizem Yıldız’ın şikayetlerinin birlikte ele alınmıştır.
Şikayet konusu haber, Küçükçekmece 4. Aile Mahkemesi’nde açılan bir boşanma davasının haberidir ve olay gerçektir. Şikayetçi eşinden ayrılmak için dava açmış, eşi de karşı dava açarak tazminat talebinde bulunmuştur.
Taralar karşılıklı olarak birbirini suçlamaktadır ve haberde bu iddialara da yer verilmektedir. Şikayetçi boşanma gerekçesi olarak ‘eşinin, ailesine kötü davrandığını’ ve ‘evi terk ettiğini’ belirtmiş, eşi de ‘evliliğin bitmesine kızının bale öğretmeninin sebep olduğunu’ ve ‘şiddet gördüğünü’ ileri sürmüştür.
Diğer şikayetçi Gizem Yıldız’ın haberde adı verilmemiş, bir eğlencede çekilen yüzü maskeli fotoğrafı kullanılmıştır. Haberde onunla ilgili ‘kızının bale öğretmeni’ ifadesi kullanılmış, fotoğrafına adı rumuz olarak konulmuştur. Habere başlık olarak da yine tarafların birinin diğeri için dosyada yer alan dava dilekçesinde ‘Yatarken bile telefonu pijamasının cebine koyuyordu’ iddiası kullanılmıştır.
Haber davanın açılmasından yaklaşık iki ay sonra ve dosyasında bulunan tarafların iddialarına göre, yine ‘iddia’ kaydı konularak yazılmıştır. Boşanma davasının taraflarının isimleri rumuz olarak yazılmış, yine muhtemelen taraflardan birinin verdiği fotoğraf da yüzler mozaikle kapatılarak yayımlanmıştır. Diğer şikayetçi Gizem Yıldız’ın da zaten sosyal paylaşım sitesinden alınan ‘maskeli fotoğrafı’ kullanılmıştır.
Basın Meslek İlkeleri’nin 5. Maddesine göre ‘Kişilerin özel yaşamı, kamu çıkarlarının gerektirdiği durumlar dışında, yayın konusu yapılamaz’. Yukarıda tarif edilen haberde yer alan verilerin, ilgililerin ‘özel yaşamı’ kapsamına girdiği şüphesizdir. Şikayetçilerden Gizem Yıldız’ın haberde adı yazılmadan ‘evliliğinin bitmesine kızının bale öğretmenini sebep olduğunu ileri süren’ ifadesi yer almaktadır ve sosyal medyadan alınmış ve eğlence sırasında çekildiği anlaşılan maskeli bir fotoğrafı kullanılmıştır. Bu bakımdan, yayının hukuka uygun olması, ‘kamu çıkarının’ bulunmasına bağlıdır. Somut olayda ise, kamusal figür mahiyetinde olmayan alelade insanlar söz konusudur. Olayın kendisi de demokratik bir toplumda kamusal bir tartışmaya katkı sağlayabilecek içerik ve mahiyette değildir. Öte yandan, şikayetçinin haber konusu davanın tarafı olmadığı; kaldı ki, henüz davanın duruşmasının bile yapılmamış olduğu da dikkati çekmektedir.
Durum böyle olunca, böyle bir haberin yayımlanması ancak ilgililerin rızası üzerine mümkün olabilecektir; ki böyle bir izin alınmamıştır. Bu nedenle, Basın Meslek İlkeleri’nin ‘Kişilerin özel yaşamı, kamu çıkarlarının gerektirdiği durumlar dışında, yayın konusu yapılamaz’ şeklindeki 5’inci maddesinin ihlali söz konusudur.

Şikayette önemli bir konu da mahkemenin ‘gizlilik kararı’ verdiği bir davanın haberinin yapıldığı iddiasıdır. Ancak, haber 14 Şubat 2018 tarihinde yayınlanmış, aynı gün şikâyetçinin avukatının yaptığı başvuru üzerine mahkeme ‘gizlilik kararı alınması talebinin kabulüne’ ara kararı almıştır. Bu da şikayetçinin gazetede haberi gördükten sonra ‘gizlilik kararı’ için başvurduğunu göstermektedir. Gazete dağıtımdan bir gün önce hazırlanıp basıldığı için muhabir haberi yazdığında, gazetenin basılıp dağıtıldığında dosyada henüz ‘gizlilik kararı’ bulunmadığı açıktır. Şikayet edilen muhabir cevap yazısında da bunu belirtmiştir. Bu yönden bir etik ihlali söz konusu değildir.
Netice olarak, Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 2 oya karşılık 16 oyla Habertürk Gazetesi muhabiri Hayati Arıgan’ın ‘kınanması’ yönünde kararı almıştır.

BASIN KONSEYİ, YENİÇAY GAZETESİ YAZARI ARSLAN TEKİN HAKKINDA ‘UYARI’ KARARI ALDI

28.03.2018
Yeniçağ gazetesi yazarı Arslan Tekin’in ‘Cerrahpaşa Tıp’ta Skandalın Skandalı’ başlıklı yazıya Prof. Dr. İhsan Taşçı’nın şikayeti.
KARAR
Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 28 Mart 2018 günü 17 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda Prof. Dr. İhsan Taşçı’nın yaptığı şikayeti görüştü ve Yeniçağ Gazetesi yazarı Arslan Tekin hakkında oyçokluğu ile ‘uyarı’ kararı aldı.

REFERANS: 2018 – 8
ŞİKAYETÇİ:
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı öğretim üyesi Pof. Dr. İhsan Taşçı.
ŞİKAYET EDİLEN:
Yeniçağ Gazetesi yazarı Arslan Tekin.

ŞİKAYET KONUSU:
Yeniçağ gazetesinde 03.02.2018 tarihinde yayımlanan ‘Cerrahpaşa Tıp’ta Skandalın Skandalı’ başlıklı köşe yazısı.
Yeniçağ gazetesi yazarı Arslan Tekin, rahatsız olan eşi Nergis Tekin’i, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. İhsan Taşçı’ya muayene ettirmek için sistemden randevu almış, gittiklerinde verilen saatte muayenenin yapılmadığı nedeniyle taraflar arasında tartışma çıkmıştır. Prof. Dr. Taşçı’nın ‘Bu koşullarda hastayı muayene edemeyeceğini söylemesi üzerine ücret iade edilmiş, yazar da eşini başka bir hekime muayene ettirmiştir.
Yazar, bu nedenle Prof. Dr. İhsan Taşçı hakkında şikayetçi olmuş ve yaşadığı olayı ‘Bir sağlık skandalı’ başlığıyla 27 Kasım 2017 tarihinde köşesinde yazmıştır.
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dekanlığı şikayet üzerine bir öğretim üyesini ‘muhakkik’ olarak görevlendirmiş, Prof. Dr. Taşçı ile bölümdeki görevlilerin ifadeleri alınmış, sonuçta ‘soruşturmaya gerek görülmediği’ kararı verilmiştir.
Kendisine de sonucun bildirilmesi üzerine yazar, bu kez köşesinde 03. 02. 2018 tarihinde ‘Cerrahpaşa Tıp’ta Skandalın Skandalı’ başlıklı ikinci bir yazı kaleme almıştır.
Şikayetçi Prof. Dr. İhsan Taşçı, Basın Konseyi’ne yaptığı yazılı başvuruda, gazetenin okuyucusu olmadığı için ilk yazıyı da ikinci yazıdan sonra bir yakınının söylemesiyle gördüğünü; her iki yazıda kendisine atfedilen ifade ve eylemlerin gerçekdışı olduğunu; onur kırıcı suçlamalar yapıldığını savunarak, yazar Arslan Tekin’den şikayetçi oldu. Şikayet başvurusunda soruşturmada hem kendisinin ve bölümdeki görevlilerin, hem de şikayetçinin ifade tutanaklarını da gönderdi.

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR

Prof. Dr. İhsan Taşçı başvurusunda, yazar Arslan Tekin’in yazıları için ‘‘ifadelerin tamamı gerçek dışı, abartılı, gazetecilik meslek etik kuralları hiçe sayılarak şahsımla, yardımcım ve sekreterimle, hatta çalıştığım kurumla ilgili gerçeğe aykırı yayın yapıldı, şeref ve haysiyetimle oynandı’ dedi.
Yazarın, hukukçu olan yakınıyla hastaneye geldikten sonra ‘gazetecilik kimliğine güvenerek’ koridorda gerginlik çıkarıp çalışanları taciz eder davranışta bulunduğunu öne süren şikayetçi, “Yakınının kendisini sakinleştirme çabalarına karşın çalışanları baskı altına almaya çalışmıştır” ifadesini kullandı.
Hastalığın durumuna göre muayene süresinin aşılabildiğini, hekimin her hastasına yeterli zaman ayırma hakkı olduğunu belirten şikayetçi Prof. Dr. Taşçı, randevunun sistemden alındığını, gecikmeler yaşandığı için sistem randevularının eleştirildiğini belirterek, “Gazeteci kamuya hizmet etmesi gereken köşesinde olayı tamamen kişiselleştirerek, ‘Bu kadın hekimin neyi? Gerçekten sekreteri mi’ ifadeleriyle hakaret etmiştir”’ savunmasını yaptı.
Hiçbir zaman hasta ayırımı yapmadığını, hastanın önceliğinde yaşamsal aciliyeti ön planda tuttuğunu belirten şikayetçi, yazıda ‘muayene etmeye mecburdu’ ifadesinin kullanıldığını, bunun bilgisizlik ten kaynaklandığını, ‘oysa hekimin acil yardım, resmi ve insani zorunluluklar dışında makul ve haklı bir sebeple hastayı reddetme hakkı bulunduğunu’ savundu.

Sağlık hizmetlerinde kaynaklanan zararın tek sorumlusu olarak sağlık çalışanlarının gösterilemeyeceğini savunan şikayetçi, “Temel sorumlunun sağlık hizmetlerini örgütlemek ve finanse etmekle sorumlu kurumlar olduğu gözden kaçırılmamalıdır. Bu bilimsel gerçeğin gözden kaçırılması sağlık çalışanlarına yönelen şiddeti besleyen en önemli etkendir’ dedi.

Şikayet başvurusu, “Bu yazı bir hak arama yazısı olamaz. Yakını hukukçu ise ihlal edilen bir hakkın nasıl aranacağını gayet iyi bilir. Sorumsuzca, tüm basın etik kuralları çiğnenerek, şahsım, mesai arkadaşlarım ve kurum hakkında yapılan suçlama ve karalamalar gerçek dışıdır. Arslan Tekin hakkında gerekenin yapılmasını rica ve talep ederim” ifadeleriyle son buldu.

ŞİKAYET EDİLEN YAZARIN YANITI

Prof. Dr. İhsan Taşçı’nın şikayet başvurusunun ulaştırıldığı yazar Arslan Tekin, 15 Mart 2018 günü Basın Konseyi’ne yazılı cevap gönderdi. ‘Başımdan geçen bir olayı elbette halkıma paylaşacağım” diyen yazar, hasta olan yakınının eşi Nergis Tekin olduğunu ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde tedavisinin devam ettiğini, bu arada bir de Prof. Dr. İlhan Taşçı’ya muayene ettirmek istediklerini söyledi. Sistemden randevu alıp saatinde gittiklerini, muayene ücretini yatırdıklarını ancak 1 saatten fazla bekletildiklerini kaydeden yazar, bir görevliye sorduklarında ‘Prof. Dr. Taşçı’nın odasında bir hocayla sohbet ettiği’ yanıtını aldıklarını savundu.
Şikayetçinin dediği gibi kavga ve çıkışma olmadığını, sadece Prof. Dr. Taşçı’ya, ‘Bir saat geciktiniz’ dediğini kaydeden yazar Arslan Tekin, onun da kendisine dönerek “Bu gerilimle muayene edemem. Paranızı ödeyelim” dediğini, başka hekime yönlendirmesi gerekirken bunu yapmadığını, kendilerinin de muayenede ısrar etmediklerini anlattı.

Olayda gazeteciliğini kullanmadığını, aynı koridorda profesör arkadaşları olduğu halde kimsenin hakkını yememek için randevu alıp gittiklerini söyleyen yazar, “Kamuoyunu bilgilendirme hakkımı kullandım. Olanları gazeteci kimliğimle gösterdim. Ha benim başımdan geçmiş, ha başkasının” dedi. Prof. Dr. Taşçı’nın sekreterinin Dekanlık tarafından açılan soruşturmada yanılış bilgi verdiğini ileri süren yazar Arslan Tekin, “Doktoru kurtarmak için yalan ifade veren kişi için ‘Bu kadın doktorun nesi?’ sorusunu sorma hakkımız vardır. Neden farklı algılandı, bilmemiz mümkün değil” ifadesini kullandı.
Şikayet edilen yazar Arslan Tekin, yaptırdıkları tahlillerde Prof. Dr. İhsan Taşçı’nın eşini muayene etmemesinin vahim sonucunun ortaya çıktığını ileri sürdü, Dekanlık soruşturmasından sonuç alamayınca YÖK’e ve Rektörlüğe başvurduklarını ifade etti.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Şikayet konusu iki yazıdan ‘Bir sağlık skandalı’ başlıklı yazı 27 Kasım 2017 tarihinde; ‘Cerrahpaşa Tıp’ta skandalın skandalı’ başlıklı yazı 03 Şubat 2018 tarihinde yayımlanmıştır. Şikayet başvurusu 13.03.2018 tarihinde yapıldığından, ilk yazı için iki aylık süre geçmiştir ve değerlendirme yapılmaması gerekir.

Süresi içinde şikayet edilen ‘Cerrahpaşa Tıp’ta Skandalın Skandalı’ yazısında, toplumda herkesi ilgilendiren sağlık hizmetlerini konu eden yazar, yaşadığını belirttiği olayı yazmıştır. Yazarın yaptığı şikayetten beklediği sonucu alamayınca kaleme aldığı yazıda ‘Bir doktor dakikası bile belirtilmiş randevusunu nasıl keyfî olarak geciktirebilirdi! …Dekanlık aynı fakülteden bir profesörü soruşturma için görevlendirdi. Böyle görevlendirme de tuhaf. Birbirinin yüzüne bakan insanlar nasıl soruşturacak ki?! Sonunda soruşturma bitti ve bize postayla gönderdiler: Soruşturmaya gerek yokmuş… Ben 27 Kasım’da çıkan yazımda ‘Sözde durmama, sağlıkla oynama, görevi ihmal ve zamandan çalma fiilleri işlenmiştir’ demiştim. Aynen vaki…’ ifadeleri yer almıştır.

Yazar, soruşturmada ifadelerine başvurulan Prof. Dr. İhsan Taşçı’nın, asistanı Dr. Yasin Tosun ve sekreteri Berrin İnan’ı yalancılıkla suçlamış, “Berrin İnan’ın ifadesi baştan sona yalan!.. Bu kadın hekimin neyi? Gerçekten sekreteri mi? Neden bu kadar yalan ifade?… Maalesef asistan Dr. Yasin Tosun yalan söyleyen Berrin İnan’ın, sözlerine aynen katıldığını belirtiyor. Yasin! Bugünden böyle yalanlara başlarsan, ileride ne olursun bilemem! Senin adına üzüldüm” ifadelerini kullanırken, bu suçlamalarına kanıt göstermemiştir. Ayrıca yazıda yer alan, “Bu işin peşini bırakmayacağız. İnsanların güdülemeyeceğini bilmeleri gerek. Rektörlükle de konuştum. Gerekirse YÖK’e, gerekirse Sağlık Bakanlığı’na, gerekirse Başbakanlık’a, gerekirse Cumhurbaşkanlığı’na kadar gideceğiz. Netice alamazsak mahkemeye vereceğiz” ifadeleri, tehdit olarak algılanabilir.

Yazarın herkes gibi hak arama yollarını kullanması en doğal hakkıdır. Ancak yazarın amacı söylediği gibi kamuoyunu bilgilendirmekse, ilk yazısında bu görevi yerine getirmiştir. Köşesini ikinci kez kullanmasının ve üslubunun da, Rektörlükte süren soruşturmayı arzu ettiği yönde sonuçlandırmaya dönük olduğu anlaşılmaktadır.

Bu nedenle şikayet konusu köşe yazısı Basın Meslek İlkeleri’nin “Kamusal bir görev olan gazetecilik, ahlaka aykırı özel amaç ve çıkarlara alet edilemez” şeklindeki 3’üncü maddesine,
“Kişileri ve kuruluşları eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” şeklindeki 4’üncü maddesine,
“Gazeteci görevini, taşıdığı sıfatın saygınlığına gölge düşürebilecek yöntem ve tutumlarla yapmaktan sakınır” şeklindeki12’nci maddesine aykırı olarak değerlendirilmelidir.

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 28 Mart 2018 günü 17 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda şikayet dosyasını görüştü. Yüksek Kurul üyelerinden Kenan Akın, şikayet edilen yazarla aynı kurumda olduğu için tüzük gereği oylamaya katılmadı. 14 üye Basın Meslek İlkeleri’nin ‘ihlal edildiği’, 2 üye ise ‘ihlal edilmediği’ görüşünü bildirdi. Oylamada 2 üye ‘kınama’, 12 üye ‘uyarı’ kararı alınması yönünde oy kullandı. Sonuçta Yeniçağ Gazetesi yazarı Arslan Tekin için oy çokluğu ile ‘UYARI’ kararı alındı.