Prof. HAYRİ COŞKUN’UN ŞİKAYETİNİ DEĞERLENDİREN BASIN KONSEYİ YÜKSEK KURULU, BOLUHAVADİS.NET YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ MEHMET DEMİRCİ’Yİ “KINAMA” KARARI ALDI.

 

kan man köpa Viagra utan recept REFERANS: 2016/60

binära optioner lagligt ŞİKAYET EDEN: Prof. Hayri Coşkun

autopzioni binarie a un euro login ŞİKAYET EDİLEN: Mehmet Demirci (www.boluhavadis.net)

http://amylyx.com/?lili=%D8%A7%D9%84%D8%AE%D9%8A%D8%A7%D8%B1%D8%A7%D8%AA-%D8%A7%D9%84%D8%AB%D9%86%D8%A7%D8%A6%D9%8A%D8%A9-%D8%A7%D9%84%D8%AD%D9%8A%D9%84-%D8%A7%D9%84%D8%AA%D8%AF%D8%A7%D9%88%D9%84 الخيارات الثنائية الحيل التداول ŞİKAYET KONUSU:

Bolu İzzet Baysal Üniversitesi Rektörü Prof. Hayri Coşkun, www.boluhavadis.net haber sitesinde Viagra köpa online “15 Temmuz’u Sergilediler” ve opcje binarne bez depozytu 2017 “Ekonomi Zirvesi” başlıklı haberlerde yer alan fotoğraflarda yüzünün kapatılmış olmasının “eleştiri sınırlarını aşan, küçültücü ve hakaret niteliği yayın” olarak değerlendirmiş, Basın Konseyi’ne şikayette bulunmuştur.

 

opzioni binarie op opt UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR:

www.boluhavadis.net Yazı İşleri Müdürü Mehmet Demirci, uzlaşma isteyip istemediği konusundaki yazımıza, savunma gereği duymadığı, bu uygulamanın “gazetenin yayın politikası gereği” yapıldığı cevabını vermiştir.

 

gmail loging sull iq option DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:

Şikayete konu haberler nedeniyle boluhavadis.net Yazı İşleri Müdürü Mehmet Demirci’ye,

Basın Meslek İlkeleri’nin

binaire opties in het weekend “Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez.” diyen 4. maddesi ,

 

metformin fedex shipping “Suçlu olduğu yargı kararıyla belirlenmedikçe hiç kimse ‘suçlu’ ilan edilemez.” diyen 9. maddesi uyarınca www opzioni binarie 60 secondi blogspot it “kınama” kararı verilmiştir.

BKYK, Fırat Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Muhammed Sait Berilgen’in başvurusu üzerine iki gazeteciye twitleri nedeniyle ‘uyarı’ kararı verdi.

Fırat Üniversitesi Başhekimi Muhammed Sait Berilgen, vekili Avukat Vedat Pehlivan, Avukat Hamza Seloğlu ve Avukat Göktuğ Yeşilkaya aracılığıyla yaptığı başvuruda, Elazığ Yeni Ufuk Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Nafiz Koca ve ATV Kanalında kameraman olarak çalışan Fatih Yersiz’in sosyal medyadaki 20.7.2016 tarihli Twitlerini şikayetiyle ilgili başvurusudur.

 

opzioni binarie senza investire KARAR

Tadalafil Oral Strips REFERANS: 2016 / 56

 

http://fiontar.ie/?v=stockpair-öffnungszeiten stockpair öffnungszeiten ŞİKAYET EDEN :  Fırat Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Muhammed Sait Berilgen

 

binari recensioni di opzione ŞİKAYET EDİLEN : Mehmet Nafiz Koca – Elazığ Ufuk Gazetesi İmtiyaz sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni. Fatih Yersiz ATV kanalı Kameramanı.

 

come guadagnare con il trading veloce ŞİKAYET KONUSU : Şikayet edilen gazetecilerin darbe girişimi sonrasında Fırat Üniversitesi Başhekimi Muhammed Sait Berilgen’le ilgili twitleri. Mehmet Nafiz Koca, “Darbe gecesi PTT meydanına ilk gelenlerden olması kendini kurtarmadı. Fırat Üniversitesi Araştırma Hastanesi Başhekimi görevden alındı” diye twit atıyor.  Diğer şikayet edilen gazeteci Fatih Yersiz de “Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesinde arama yapılıyor. Başhekim gözaltına alındı” diye bir twit atıyor. Şikayet başvurusunda, şikayet edilen kişilerin gazeteci kimliklerini kötüye kullandıkları, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası attıkları twitle iftira, hakaret, halkı kin ve düşmanlığa tahrik, suç işlemeye tahrik ve teşvik ettikleri belirtiliyor. Gazeteci kimlikli olmaları nedeniyle twitlerinin yerel medya kanallarında kullanıldığı, Elazığ’da yayın yapan Kanal E TV’sinin twitteki paylaşımı hiçbir teyide gerek duymadan Başhekimin FETÖ operasyonları nedeniyle görevinden alındığı haberini yaydığını, dolayısıyla bu kişilerin basın mensubu kimliklerini kötüye kullandığı şikayet konusu.

 

http://statusme.com/wp-json/oembed/1.0/embed?url=http://statusme.com/ trading online senza conto corrente UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR Taraflara yollanan uzlaşma yönündeki yazıya, Başhekim Muhammed Sait Berilgen’in vekili Avukat Vedat Pehlivan, herhangi bir uzlaşma taraftarı olmadıkları yönünde cevap verdi.  Şikayet edilen Mehmet Nafiz Koca’dan herhangi bir yanıt gelmezken, Fatih Yersiz’in ise bize ulaştırılan adreste ikamet etmediği belirlendi ve kendisine gönderilen uzlaşma yazısı geri geldi.

 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Basın Konseyi, ilk kez gazeteci kimliğini taşımakta olan kişilerin kendi sosyal medya hesaplarındaki bir paylaşımı nedeniyle şikayet müracaatıyla karşılaşmıştır.

 

Yüksek Kurul tarafından ele alınan ilk mesele, ‘gazeteci’ sıfatına sahip kişilerin sosyal medya platformları üzerinden yaptıkları paylaşımların Basın Meslek İlkeleri açısından bir denetime tâbi tutulup tutulamayacağıdır.

 

İlk bakışta, gazetecilerin de mesleki yaşantıları dışında özel hayata sahip oldukları ve internetteki sosyal platformlar üzerinden ve kişisel hesaplarından yaptıkları paylaşımların “mesleki faaliyet” kapsamında olmadığı düşünülebilir.

 

Ne var ki, mesleki etik kurallarına uyma gereğinin söz konusu olup olmaması bakımından önemli olan, “içeriği paylaşan kişinin sıfatı” ve “içeriğin niteliği”dir. Bu bakımdan, şikayet edilen kişi “gazeteci” ise, paylaşımın hangi mecrada yapıldığı belirleyici olamaz. Eğer gazeteci sıfatına sahip bir kimse, haber niteliğini taşıyan bir paylaşım yapıyorsa, bunu hangi mecrada ve ne şekilde paylaşırsa paylaşsın, basın meslek ilkelerine tâbi olmalıdır. Bu görüşü destekleyen birkaç argüman düşünülebilir:

 

  • Bir kere, şikayet konusu twiti okuyanlar, bu kişilerin gazeteci kimliklerini bildikleri için birinci dereceden ‘haberi elde etme’ olanağına sahip olduklarını dikkate almaktadır. Gazetecileri takip edenlerin algısı bu şekildedir. Gazetecilerin paylaşımlarını, basit bir paylaşım değil ‘haber niteliği taşıyan, ilk elden gelen bilgi’ olarak algılamaktadır. Bu nedenle gazeteci kimliği taşıyanların takipçilerinin sayısının oldukça fazla olduğu görülmektedir.
  • Eğer sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlar kategorik olarak meslek ilkeleri kapsamı dışında tutulursa; gazeteciler için iki ayrı mecranın varlığı kabul edilmiş olunur. Biri, basın meslek ilkelerine uygun olarak haber yapılabilen geleneksel medya, diğeri, bu ilkelere riayet etmeksizin hareket edilebilen (örneğin, gerçekliğini doğrulamaksızın haber paylaşabileceği veya hakaret sınırlarını aşarak görüş beyan edebileceği) sosyal medya. Böyle bir ikili rejimin Basın Konseyi’nin varlık amacı ile bağdaşmayacağı açıktır.
  • Öte yandan, gazeteci ve avukat gibi kamusal görev ifa eden kimselerin özel hayatları esnasında bile, mesleki faaliyetle bağlantılı birtakım davranışlarda bulunurken mesleki etik kurallarına riayet etmeleri beklenir.
  • Dikkat edilirse, Basın Meslek İlkelerine tâbi olacak paylaşımlar, gazeteci sıfatını haiz kimselerin tüm sosyal medya paylaşımları değil; sadece, mahiyeti ve içeriği itibariyle gazetecilik faaliyeti olarak değerlendirilebilecek paylaşımlarıdır.

 

Şikayet konusu twitlere bakılacak olunursa, bunların sahibi olduğu tespit edilen Mehmet Nafiz Koca ve Fatih Yersiz gazeteci sıfatına sahiptirler. Zira, anılan şahıslardan ilki Elazığ’da faaliyet gösteren Ufuk Gazetesi’nin imtiyaz sahibi ve genel yayın yönetmenidir; ikinci şahıs ise, ulusal çapta yayın yapan ATV kanalının kameramanıdır.

 

Twitlerin içeriğine bakınca da, “haber” mahiyetinde bir paylaşım yapıldığı açıkça görülmektedir. Zira şikayetçi şahsa ilişkin olarak, M.N. Koca tarafından onun “görevden alındığı”, F. Yersiz tarafından da “gözaltına alındığı” şeklinde, somut olgu isnadları söz konusudur. Bunlar, doğruluğu araştırılması gereken iddialardır. Sosyal medya üzerinden bile olsa, bir gazetecinin, doğruluğunu araştırmadığı ve bilmediği hususları, doğruluğu sabit vakıalar gibi bildirmesi etik prensiplere aykırıdır. Oysa şikayetçi şahsın durumu hakkında herhangi bir araştırma yapılmadığı ortaya çıkmaktadır zira bu iddiaların doğruyu yansıtmadığı Basın Konseyi Genel Sekreterince tespit edilmiştir.

 

Bu nedenlerle, Basın Meslek İlkelerinin “Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” şeklindeki 4’üncü maddesinin ve “Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz” şeklindeki 6’ıncı maddesinin ‘ihlal’ edildiği sonucuna oyçokluğuyla varılmıştır. İhlalin niteliği ve ağırlığı değerlendirildiğinde, şikayet edilen her iki gazetecinin “uyarılması”na oyçokluğuyla karar verilmiştir.

BKYK, TESKİ Genel Müdürü Sn.Şafak Başa’nın, Trakya Gazetesi’nin 26.07.2016 tarihli nüshasında yer alan ve Nijat Ayvaz tarafından kaleme alınan “Yalan Söyleme Bari!” köşe yazısıyla ilgili şikayet başvurusuna ‘yersizlik’ kararı verdi.

KARAR

REFERANS: 2016 / 55

ŞİKAYET EDEN :  Dr.Şafak Başa vekili Avukat Figen Kocaağalar

 

ŞİKAYET EDİLEN : Trakya Gazetesi İmtiyaz Sahibi Naci Akyazı ve Yazı İşleri Müdürü Nijat Ayvaz.

 

ŞİKAYET KONUSU :  Tekirdağ Su ve Kanalizasyon İdaresi (TESKİ) Genel Müdürü Dr.Şafak Başa, Trakya Gazetesi’nde, Yazı İşleri Müdürlüğü yapan Nijat Ayvaz’ın, “Yalan Söyleme Bari” başlığını taşıyan köşe yazısında , “TESKİ yöneticilerinin ne ve neler karşılığında ihaleleri diledikleri kişilere nasıl peşkeş çektikleri iddialarını dile getirmeyip susalım mı?” şeklinde bir ifade kullandığını belirterek, bu ifadenin kendisinin kamuoyundaki saygınlığını zedelemeye yönelik bir itham olduğunu söylemektedir. Hiçbir somut bilgi ve belgeye dayanmaksızın tamamen gerçek dışı iddia ve itham olduğunu belirten Başa, bu yayın organının TESKİ hakkında sürekli ve sistematik olarak bu türlü yalan, yanlış ve kasıtlı haberler yapmakta olduğunu belirtmiştir. TESKİ Genel Müdürü, köşe yazısının 4,6 ve 10 nolu basın meslek ilkelerini ihlal ettiğini kaydetmiştir.

Daha çok Tekirdağ Belediye Başkanı Kadir Albayrak’ı esas alan köşe yazısının bir cümlesi, TESKİ ve yöneticilerini hedef almaktadır. TESKİ Genel Müdürü Dr. Şafak Başa’nın da şikâyet başvurusu, yukarıda tırnak içinde ifade edilen bu cümleye aittir.

 

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR :  Taraflara gönderilen ‘uzlaşma’ya yönelik yazıya, her iki taraftan da yanıt geldi. Şikayetçi taraf yazıda yer alan TESKİ ile ilgili cümlenin ‘büyük bir sorumsuzluk örneği” olduğunu belirterek, “acımasız şekilde bir dezenformasyon” içerdiğini, gazetecinin doğruluğuna emin olmadığı bir haberi gazeteye yansıttığını kaydetti. Haberin kamu yararına olmadığını belirten şikayetçi taraf, gazetenin benzeri haberleri sürekli ve sistematik olarak yapmasını gerekçe göstererek “Uzlaşma Talebimiz Bulunmamaktadır” dedi.

 

Şikayet edilen köşe yazarı ve Trakya Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Nijat Ayvaz da Basın Konseyi Genel Sekreterliği’ne gönderdiği savunma yazısında özetle şunları dile getirdi: “Bir Kamu kuruluşu olan TESKİ’yi kurulduğu günden beri çok yakından takip etmekteyim. 1994 yılından beri yazın hayatındayım. Bizzat benim ve benzeri haberlerin, ‘haksız itham’ olmaktan öte, İçişleri Bakanlığı tarafından başlatılan ve müfettişlerce, savcılıkça incelemeye alınan birçok yolsuzluk ve usulsüzlüklerin soruşturmalarına neden olmuştur ve devam etmektedir. Kuruma ve kendilerine yönelik iddiaları ‘basın açıklaması’ ve ‘tekzip’ ile cevaplandırmaya çalıştılar ve hiçbir zaman basın toplantısı düzenlemediler. Sorulardan kaçındılar. Yönettikleri kurum bir kamu kurumudur ve hesap verecekleri merci halktır”.

 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ :

Basının haber verme, eleştiri yapma, soru sorma, yorumda bulunma ve uyarı yapma görevi bulunmaktadır. Belirli sınırlar içinde kalmak koşuluyla bu tür haberlerde hukuka aykırılık yoktur.

 

Devlet yönetiminde önemli görevler üstlenmiş olan kişilerin bu görevin koşullarına ve bu görevin gerektirdiği güvene sahip olup olmadıklarını toplumun bilme hakkı vardır. Hatta yaptıkları görevleri en ince detayına kadar kamuoyu öğrenmek, bilmek ister.

 

Kişinin üstlendiği görevin, toplumdaki önemine göre yapılan eleştirilerin sayısı çoğalacağı gibi gerektiğinde içeriği de çok sert olabilir. Çünkü basın, kamu adına eleştiri yapmaktadır. Siyasi kişileri, yöneticileri, genel müdürleri eleştirmek ve onlarla ilgili sürekli haber yapmak basın için bir hak değil, ayrıca bir görevdir.

 

Basın Konseyi’ne yapılan şikâyet başvurusu, Trakya Gazetesi’nin Yazı İşleri Müdürlüğü’nü de yapmakta olan Nijat Ayvaz’ın bir köşe yazısı içindir. TESKİ Genel Müdürü’nün şikâyeti, bu yazıda yer alan “TESKİ yöneticilerinin ne ve neler karşılığında ihaleleri diledikleri kişilere nasıl peşkeş çektikleri iddialarını dile getirmeyip susalım mı?”  cümlesidir. Burada gazeteci ‘iddialardan’ söz etmiştir.

 

TESKİ’deki bazı usulsüzlük ve yolsuzluk ‘iddiaları’ ile ilgili müfettiş soruşturmalarının olması ve Savcılığın bununla ilgili soruşturma başlatmış olması, gazetecinin bunları ‘iddia’ olarak dile getirmesiyle uyumludur ve basın meslek ilkeleri ile çelişmez.

 

Bütün bu unsurlar göz önüne alındığında Basın Konseyi Yüksek Kurulu,  söz konusu gazeteye yapılan şikâyet başvurusuna ‘oy çokluğu’ ile  ‘Yersizlik’ kararı vermiştir.

 

 

BASIN KONSEYİ YÜKSEK KURULU, KIRŞEHİR EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ ŞUBE MÜDÜRÜ YUNUS SOYASLAN’IN www.hurriyet.com.tr, www.haberler.com ve www.yenicaggazetesi.com.tr’YE YÖNELİK ŞİKAYET BAŞVURUSUNA ‘YERSİZLİK’ KARARI VERDİ

5 Ağustos 2016

 

Kırşehir Emniyet Müdürlüğü’nde Şube Müdürü olarak görev yapmakta olan Yunus Soyaslan’ın şikayet başvurusu, 14 Mayıs 2016 tarihinde, www.hurriyet.com.tr , www.haberler.com ve www.yenicaggazetesi.com.tr internet sitelerinde yayımlanan “462 müdür ve amirin rütbeleri söküldü” başlığını taşıyan haberlerle ilgilidir.

 

 

 

KARAR

 

 

REFERANS: 2016 / 53

 

ŞİKAYET EDEN: Kırşehir Emniyet Müdürlüğü’nde Şube Müdürü olarak görev yapan Yunus Soyaslan.

 

ŞİKAYET EDİLEN: Hürriyet.com.tr adına Sedat Ergin, Haberler.com.tr adına Duygu Göktaş, Yeniçağ gazetesi adına Batuhan Çolak.

 

ŞİKAYET KONUSU: Şikayet başvurusunda bulunan Yunus Soyaslan, haberlerde sözü edilen 462 emniyet mensuplarından biri olduğunu belirtiyor. Şikayetçi, haberlerde, “Tenzil-i rütbe uygulanan emniyet amir ve müdürlerin 2013 yılından sonra Emniyet Genel Müdürlüğü içerisinde başlatılan paralel yapı soruşturmalarında adı geçenler olduğu” yönünde ibare bulunduğunu belirtiyor. Soyaslan haberlerde toptancı anlayışla tüm tenzil-i rütbeye uğrayan personelin kamuoyunda bilinen bir grupla ilişkilendirilmeye çalışıldığını, paralel yapı soruşturmalarında adı geçenlerden biri olmadığını, hakkında herhangi bir soruşturma bulunmadığını kaydediyor. Bu nedenle yapılan haberlerin birçok basın meslek ilkelerine aykırı olduğunu söylüyor.

 

Söz konusu haber şöyle:

 

462 müdür ve amirin rütbeleri söküldü

 

Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Değerlendirme Kurulu, 2013, 2014 ve 2015 yıllarında dava sonucu terfi alan ya da halen davası devam eden 628 müdür ve amirin durumunu karara bağladı.

 

Kurul, 121 üçüncü sınıf emniyet müdürü, 194 dördüncü sınıf emniyet müdürü, 147 emniyet amiri olmak üzere 462 müdür ve amire tenzil-i rütbe (bir alt rütbeye) uyguladı. Birinci sınıf 2 emniyet müdürü de kadrosuzluktan emekliye sevk edildi.

 

628 KİŞİ ELE ALINDI

 

Emniyet Genel Müdürü Celalettin Lekesiz başkanlığında 13 Mayıs Cuma günü toplanan Yüksek Değerlendirme Kurulu, emniyet içerisinde başlatılan paralelsoruşturmaları nedeniyle 2013, 2014 ve 2015 yıllarında terfi ettirilmediği için dava açan rütbeli personelin durumunu görüştü. Toplantıda 206 emniyet amiri, 245 dördüncü sınıf emniyet müdürü, 177 üçüncü sınıf emniyet müdürü olmak üzere 628 rütbeli polisin durumu karara bağlandı. Dosyaları değerlendirilen 121 üçüncü sınıf emniyet müdürü, 194 dördüncü sınıf emniyet müdürü, 147 emniyet amiri olmak üzere toplam 462 personele tenzil-i rütbe uygulandı. Rütbelerinin sökülmesine karar verilen personel bir alt rütbeye indirildi. Kurulda dosyaları görüşülen 166 müdür ve amirin rütbelerinde herhangi bir değişiklik olmadı.

 

PARALEL YAPI BAĞLANTILI

 

Tenzil-i rütbe uygulanan emniyet amir ve müdürlerinin 2013 yılından sonra Emniyet Genel Müdürlüğü içerisinde başlatılan paralel yapı soruşturmalarında adı geçenler olduğu bildirildi. Yürütülen birçok paralel yapı soruşturma dosyalarında şüpheli olarak isimleri yer alan bu amir ve müdürlerin 2013, 2014 ve 2015 yıllarındaki terfi döneminde terfi ettirilmedikleri, bu nedenle söz konusu amir ve müdürlerin idari mahkemelere başvurarak dava açtıkları kaydedildi.

 

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR: Taraflara gönderilen uzlaşma ya da herhangi bir talepleri olup olmadığına yönelik yazıya, şikayet sahibi Yunus Soyaslan’dan yanıt geldi. Soyaslan kendisinden özür dilenmesi ve haberin doğru olmadığı yönünde bir düzeltme yayınlamaları halinde uzlaşacağını belirtti. Ancak haberi yayımlayan sitelerden herhangi bir cevap gelmedi.

 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:

Söz konusu haber, Doğan Haber Ajansı’nın haberidir ve adı geçen üç internet sitesi bu haberi ajanstan alarak kullanmıştır. Haberde, şikayetçi Yunus Soyaslan’ın adı, fotoğrafı veya kendisini tanımlayacak ve haberle bağdaştıracak herhangi bir ibare bulunmamaktadır. Şikâyetçinin herhangi bir hak mahrumiyeti veya kişilik haklarının zedelenmesi söz konusu değildir. Kaldı ki haber tamamıyla Emniyet Genel Müdürlüğü’nün yaptığı açıklamaya dayandırılmış ve bu açıklama dışında herhangi yorum ve ek bilgiye yer verilmemiştir. Haberde, Basın Meslek İlkeleri’ni ihlal eden bir unsura rastlanmamıştır.

 

Bu sebeple şikâyete “Yersizlik” kararı verilmesi oybirliği ile uygun görülmüştür.

BASIN KONSEYİ YÜKSEK KURULU TMMOB MİMARLAR ODASI ANKARA ŞUBESİ BAŞKANI TEZCAN KARAKUŞ CANDAN’IN SABAH GAZETESİ’Nİ ŞİKAYETİNE ‘YERSİZLİK’ KARARI VERDİ

5 Ağustos 2016

 

TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanı Tezcan Karakuş Candan’ın şikayet başvurusu, Sabah Gazetesi’nin 22.06.2016 tarihli sayısında yayımlanan “Tezcan’ın Terazisi Çankaya’da şaştı” başlıklı haberle ilgilidir.

 

 

 

KARAR

 

 

REFERANS: 2016 / 54

 

ŞİKAYET EDEN: TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanı Tezcan Karakuş Candan.

 

ŞİKAYET EDİLEN:  Sabah Gazetesi adına Genel Yayın Yönetmeni Erdal Şafak.

 

ŞİKAYET KONUSU: Şikayet başvurusunda bulunan Tezcan Karakuş Candan, söz konusu haberle açıkça hedef alındığını, toplum nezdindeki itibarının zedelenmeye çalışıldığını, haberde yer alan “Maaş aldığı için mi susuyor” sorusu ile yürüttüğü göreve ilişkin olarak kamu yararı görülen hususlarda dava açan Mimarlar Odası Başkanı’nı çifte standart uygulamakla, keyfi davranmakla itham etmek suretiyle Basın Meslek İlkeleri’ni ihlal edildiğini öne sürdü. Şikayetçi, çalıştığı kurum olan ve CHP’li olan Çankaya Belediyesi’nin tesis ettiği işlemlere göz yummakla suçlandığını, AKP’li olan Ankara Büyükşehir Belediyesi’ni hedef almakla itham edildiğini belirterek, haberle algı yönetilmeye ve kendisinin toplumun bir kısmının husumetine maruz bırakılmaya çalışıldığını belirtti.

 

Söz konusu haber şöyle:

 

AK Partili Büyükşehir’e dava açtı, CHP’li Çankaya Belediyesi’nde sustu.

 

“Tezcan’ın Terazisi Çankaya’da şaştı”

 

Mimarlar Odası Başkanı Karakuş, Kırkkonaklar’da çöken yol için Büyükşehir hakkında suç duyurusunda bulundu. Ancak Çankaya’da çöken yolu es geçti.

 

BÜYÜKŞEHİR’E ASLAN KESİLDİ

 

Kırkkonaklar’da ki Mercan Caddesi bir inşaat firmasının kazısı nedeniyle 15 Haziran’da çöktü. 8 metrelik çökmenin ardından Büyükşehir Belediyesi ekipleri, firmaya 1 milyon 300 bin TL para cezası kesti. Mimarlar Odası Başkanı Karakuş, “Sorumlular cezalandırılana kadar bu işin peşini bırakmayacağız” diyerek Büyükşehir hakkında suç duyurusunda bulundu.

 

ÇANKAYA’DA SÜT DÖKMÜŞ KEDİYE DÖNDÜ

 

Mercan Caddesi’ne yaklaşık 1 kilometre uzaklıktaki 271 Sokakta ki yol da yine bir inşaat firmasının yanlış kazısı yüzünden 24 Mayıs’ta çöktü. Büyükşehir karşısında aslan kesilen Karakuş, söz konusu yol CHP’li Çankaya Belediyesi’nin sorumluluk alanında kalınca süt dökmüş kediye döndü.

 

MAAŞ ALDIĞI İÇİN Mİ SUSUYOR

 

Çankaya Belediyesi’nin kadrolu personeli olan Tezcan Karakuş Candan’ın çifte standartı “CHP’li belediyeden maaş aldığı için mi sesini çıkarmıyor” yorumlarına yol açtı. Karakuş 1993’ten beri Çankaya Belediyesi’nde görev yapıyor.

 

 

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR:  Taraflara gönderilen uzlaşma ya da herhangi bir talepleri olup olmadığına yönelik yazıya,  Sabah Gazetesi’nden yanıt geldi. Haberin sadece görünen gerçekleri yansıtmakta olduğu, konunu taşıdığı önemle doğru orantılı olarak yayınlanmasında kişilik haklarından önde gelen kamu yararının mevcut olduğu belirtildi. Haberin yayınlanmasında kamu yararı olduğu ifade edildi.

 

 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:  

Her ne kadar şikayetçi, 2015 yılı ve Ocak 2016’da yayınlanmış bazı haber kupürlerini de eklemiş olsa da Basın Konseyi Çalışma Kuralları ve başvuruları değerlendirme usullerinin ilgili hükmü gereğince en fazla iki ay önce yayınlanmış haberlerin değerlendirilmesi mümkün olabilmiştir. Dolayısıyla Yüksek Kurul, 22.06.2016 tarihinde yayınlanmış olan haberi değerlendirmeye alabilmiştir.  Bu haberde Ankara Mimarlar Odası Başkanı’nın CHP’li Çankaya Belediyesinin memuru olduğu belirtiliyor. Bu bağlamda, bir başka partiye mensup olan Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin yol inşaatının çökmesi hadisesini mahkemeye taşırken,  Çankaya Belediyesi’nin benzer hadisesine göz yumduğu suçlaması yapılıyor.  Haberde “Büyükşehir’de aslan kesildi, Çankaya’da süt dökmüş kediye döndü” ifadesi dikkati çekiyor. Yüksek Kurul, haberde ki bu ifadenin şık olmadığını, üslup olarak rahatsız edici olduğunu kabul etmekle birlikte,  şikâyetçinin kişilik haklarını rencide edici ölçüde olmadığı görüşünü taşımaktadır.

 

Bu sebeple şikâyete “Yersizlik” kararı verilmesi uygun görülmüştür.

,

BASIN KONSEYİ TESKİ GENEL MÜDÜRÜ DR. ŞAFAK BAŞA VE GEN.MÜD.YRD. İBRAHİM FEYZİ ÜNAL’IN ŞİKAYET BAŞVURUSU SONRASI www.bizimgazete.org SİTESİNE “UYARI” KARARI VERDİ

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, Tekirdağ Su ve Kanalizasyon İdaresi (TESKİ) Genel Müdürü Dr. Şafak Başa ve Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Feyzi Ünal’ın şikayet başvuruları sonrası,  www.bizimgazete.org ‘da 02.Mayıs.2016 tarihinde yayımlanan “Buraya denetimci olarak gelir sana burada Başkanlık yaptırmam” başlıklı habere oy çokluğu ile “Uyarı” kararı almıştır.

 

 

KARAR

 

KARAR: 2016 / 52

 

 

ŞİKAYET EDEN: TESKİ Genel Müdürü Dr.Şafak Başa ve Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Feyzi Ünal

 

 

ŞİKAYET EDİLEN: Özer Enginler – www.bizimgazete.org Genel Yayın Yönetmeni.

 

 

ŞİKAYET KONUSU : Şikayet başvurusunda bulunan Başa ve Ünal, söz konusu haberde somut bilgi ve belgeye dayanmaksızın gerçek dışı iddia ve ithamlarda bulunulduğunu, Bu haberle TESKİ’de usulsüz ve yasa dışı işlerin yapıldığı algısı oluşturarak TESKİ Genel Müdürlüğü ve yöneticileri hakkında olumsuz kanaat oluşmasının sağlanmasının amaçlandığını, daha da çok haberin TESKİ Genel Müdürü Dr.Şafak Başa ve Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Fevzi Ünal’ın, Tekirdağ Belediye Başkanı Kadir Albayrak tarafından görevden alınmalarının hedeflendiğini belirttiler. Haberin TESKİ Genel Müdürlüğü tüzel kişiliğini, TESKİ Genel Müdürü Dr. Şafak Başa ve Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Feyzi Ünal’ın kamuoyundaki saygınlığını, onur ve şerefini rencide etmeye yönelik olduğunu kaydettiler.

 

Söz konusu haber şöyle:

“Buraya denetimci olarak gelir sana burada Başkanlık yaptırmam”

30 Mart 2014’ten bugüne 2 yılı birkaç ay geçti proje olarak önümüze koyduklarının hiçbiri gerçekleşmedi. Tekirdağ halkına verilen sözler seçim kitapçığında kaldı. İlk 500 günde yaptıkları ile ilgili bastırdıkları kitapçıkta ise binlerce kilometre yol yaptım, binlerce insanla konuştum vs… gibi halka sadece leyleğin ömrü lak lakla geçer benzetmesinden başka birşey verilmedi.


Öğünerek halkın karşısına çıktıkları tek şey ‘parasının tamamının İller Bankası tarafından karşılanan, belediyenin cebinden tek kuruşun çıkmadığı’ Plansız çalışmalarla Tekirdağ’ı köstebek yuvasına çeviren şu meşhur “Jaika” Japon projesi.


Projenin yapımının ve kontrolünün tamamen TESKİ Genel Müdürü Şafak Başa’nın himayesinde olması onun, Tekirdağ’a gelmeden Devletin çeşitli kademelerinde; “Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı Mülkiye Başmüfettişliği, Kaymakam, Kamu Yönetimi Uzmanı vs…” çeşitli görevlerde bulunması gibi işler ona ne kadar yakınsa, bir çok makalede imzası olmasına rağmen ne yazık ki geldiği kurum itibarı ile Su ve Kanalizasyon İşlerine de (mevcut kadrosu dahil) Fatih Başaran hariç, bir o kadar da uzak biri.


Yaptığımız haber, yorum ve videolarımızda Büyükşehir Belediyesi’nin yetersizliğinin ana sebeplerinden biri olan ‘işten anlamayan kadrolardan oluştuğunu’ anlatmaya kalkışsak ta, ‘bize verilen cevap ya tehdit ya da basın özgürlüğünü hukuksuz yere çiğneyerek davet edilmediğimiz toplantılar ve bizi belediye ye sokmamak oluyor.’

 

Teski Genel Müdür yardımcısı İbrahim Feyzi Ünal hakkında bir takım kanaatler edindiği iddia edilen Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak, aldığımız duyumlara göre içeriğinin devletin yargı ve denetim kurumları tarafından araştırılarak ortaya çıkartılacak konu hakkında İ. Feyzi Ünal ile yaptığı görüşmenin ardından ‘Bulunduğu görevi bırakmasını istemiş.’

 

 

Albayrak’la yapılan bu görüşmenin ardından kısa bir süre sonra Büyükşehir Belediyesine gelen TESKİ Genel Müdürü Şafak Başa, Kadir Albayrak her ne kadar “Bıktım bunlardan, geldiklerinden beri hiç birşey başaramadılar, hergün haklarında şikayet var, bize zarar veriyorlar, kan değişimine gitmemiz gerekiyor” dese de yine iddia edilen aldığımız duyumlara göre; TESKİ Genel Müdürü Şafak Başa, ” Teski Genel Müdür yardımcısı İ. Feyzi Ünal’ı yollarsan bende giderim, buraya denetimci olarak gelir sana burada başkanlık yaptırmam ” dedikten sonra, “Bu dediklerinizi şimdi yaparsanız Kamuoyunda yanlış anlaşılır, zor durumda kalırız, şimdi sırası değil. Ben, Sezai Yazıcı, Fatih Başaran, İbrahim İçöz ve İ. Feyzi Ünal’ın yetkilerini alır onları pasif duruma düşürürüm” demiş.

 

Yapılan bu iddialardan yola çıkarak;

 

1-Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak, “Geldiklerinden beri hiç birşey başaramadılar, hergün haklarında şikayet var, bize zarar veriyorlar, kan değişimine gitmemiz gerekiyor” derken yalan mı söylüyor, haksızlık mı ediyor?

 

2-Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak’ı ‘Teski Genel Müdür yardımcısı İ. Feyzi Ünal’ın işine son vermeyi düşünecek kadar kızdıran ne oldu?’

 

3-İbrahim Feyzi Ünal’ın suçu nedir?

 

4-TESKİ Genel Müdürü Şafak Başa 1998–2002 yılları arasında da Ordu-Mesudiye İlçesi Kaymakamlığı sırasında tanıdığı o tarihte Ordu-Yeşilce Belediye Başkanı olan İbrahim Feyzi Ünal için Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak’a “Onu yollarsan ben de giderim, buraya denetimci olarak gelir sana burada başkanlık yaptırmam” diyerek tehdit etti mi?

 

5-Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi’ni kim yönetiyor? 

 

6-TESKİ Genel Müdürü Şafak Başa iddia ediliği gibi Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak’ı tehdit ettiği; “Buraya denetimci olarak gelir sana burada başkanlık yaptırmam” derken belediyenin nelerini denetleyerek Kadir Albayrak’ın belediye başkanlığını tartışılır hale getirecek?

 

7-TESKİ Genel Müdürü Şafak Başa, Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi’nde görev almadan hemen önce bulunduğu Devletin önemli kurumlarındaki pozisyonundan kaynaklanan duruşunu “…Buraya denetimci olarak gelirim” dediği denetmenlik görevini ‘ortada bir suç varsa görevini neden şimdi yapmıyor?’

 

8-TESKİ Genel Müdürü Şafak Başa’nın uzmanlık alanı olan Mülkiye Başmüfettişliği’nden geliyor olması; “yargıda bulunan dostlarını kendi görüşleri doğrultusunda harekete geçirerek her türlü sorunu halledeceğini” söylediği yapılan iddialar arasında yer alırken, kurumundaki usulsüzlük ve yolsuzluk iddiaları nasıl aydınlatılabilecek?

 

“bizimgazete” olarak Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kadir Albayrak ve konu dahilinde ismi geçen şahıslar hakkında Tekirdağ halkı ve Kamunun çıkarları doğrultusunda gerekli araştırma ve incelemelerin yapılması maksadıyla Tekirdağ/Türkiye Cumhuriyeti Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunuyoruz.

 

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR :  Taraflara gönderilen uzlaşma ya da herhangi bir talepleri olup olmadığına yönelik yazıya herhangi bir yanıt gelmedi.

 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Şikayet konusu haber “duyumlarımıza göre” ifadeleriyle, somut bilgi ve belgeye dayandırılmadan yazılmıştır. Her ne kadar yazı içerisinde, “4-TESKİ Genel Müdürü Şafak Başa 1998–2002 yılları arasında da Ordu-Mesudiye İlçesi Kaymakamlığı sırasında tanıdığı o tarihte Ordu-Yeşilce Belediye Başkanı olan İbrahim Feyzi Ünal için Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak’a “Onu yollarsan ben de giderim, buraya denetimci olarak gelir sana burada başkanlık yaptırmam” diyerek tehdit etti mi?” şeklinde bir soruya yer verilmişse de, gazeteciyi basın meslek ilkeleri kapsamındaki mesleği etik sorumluğundan kurtarmak için bu yaklaşımın yeterli olmadığı kanaatine varılmıştır. Şöyle ki, adı geçen kişilerle temas kurulması veya kurulmaya çalışılması, konuya dair görüşlerinin aktarılması ve bu kişiler görüş vermekten kaçınıyorlarsa, bu hususun haberde belirtilmiş olması gerekirdi. Bu bakımdan, haberin doğruluğunu teyit etmek için yapılması gerekli olan asgari araştırmanın gerçekleştirilmediği kanaatine varılmıştır.  Dolayısıyla haberde, Basın Meslek İlkelerinin 6’ıncı maddesi olan “Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın, doğruluğuna emin olmadan yayınlanamaz” ilkesinin ihlal edildiğine oy çokluğuyla karar verilmiştir.

 

Şikayetçi Şafak Başa’nın yukarıda anılan sözleri sarf etmek suretiyle muhatabını tehdit ettiği yönündeki, gerçekliği gereğince araştırılmadan yapılan haberin, aynı zamanda Basın Meslek İlkeleri’nin 4’üncü maddesi olan “Kişileri ve kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” ilkesini ihlal ettiğine oyçokluğuyla karar verilmiştir.

 

Haberde,  TESKİ Genel Müdürü Şafak Başa için, ” çeşitli görevlerde bulunması gibi işler ona ne kadar yakınsa, bir çok makalede imzası olmasına rağmen ne yazık ki geldiği kurum itibarı ile Su ve Kanalizasyon İşlerine de (mevcut kadrosu dahil) Fatih Başaran hariç, bir o kadar da uzak biri” şeklinde kullanılan ifadelerin ise somut olgu isnadı değil de, “soyut değer yargısı” olması nedeniyle, gazetecinin eleştiri hakkı kapsamında kaldığı değerlendirilmiştir. Her ne kadar bu tür iddiaların muhatabı bir ölçüde küçük düşüren bir yönü olsa da, gazetecinin öne sürdüğü soyut değer yargısının gerçekliğinin ve doğruluğunun ispatı istenemez ve beklenemez. Bu hususta, gazetecinin hukuka uygun davranmış sayılması için, öne sürdüğü değer yargısının somut bir dayanak noktasının bulunması yeterlidir. Bu dayanak da, haberden anlaşıldığı üzere, şikayetçinin mesleki geçmişidir. Bu veriden hareketle, şikayetçinin halihazırda icra ettiği göreve uzak biri olduğunu iddia etmek, doğru olsun ya da olmasın, gazetecinin hakkıdır.

 

Nihayet, teknik açıdan (yani ceza hukuku anlamında) suç teşkil eden nitelikte eylemlerin şikayetçilere isnad edildiğine dair, haberde yeterli veri bulunmadığından, Basın Meslek İlkelerinin 10’uncu maddesi olan “Yasaların suç saydığı eylemler gerçek olduğuna inandırıcı makul nedenler bulunmadıkça kimseye atfedilemez” ilkesinin ihlal edilmediğine, oyçokluğuyla karar verilmiştir.

 

Netice olarak, www.bizimgazete.com sitesi ve Genel Yayın Yönetmeni Özer Enginler’e ‘uyarı’ kararı verilmesi oyçokluğuyla uygun görülmüştür.

 

,

BASIN KONSEYİ HDP EŞBAŞKANI FİGEN YÜKSEKDAĞ’IN EŞİ SEDAT ŞENOĞLU’NUN ŞİKAYET BAŞVURUSU ÜZERİNE TAKVİM GAZETESİ’NE “UYARI” KARARI ALDI

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, Sn.Sedat Şenoğlu’nun Avukatı Kader Tonç aracılığı ile yaptığı şikayet başvurusunda, Takvim Gazetesi’nin 20.05.2016, 21.05.2016 ve 22,05.2016 tarihli resmi internet sitesi ile, 22.05.2016 tarihli gazetenin 1’inci sayfasında yer alan “Terörist Kocası firarda”, “Yüksekdağ’ın kocasına 7 yıl hapis”, “Kocaya kaçtı” ve “Almanya’ya kaçtı” haberlere, “Uyarı” kararı vermiştir.

 

 

KARAR

 

 

KARAR NO:  2016 / 51

 

 

ŞİKAYET EDEN : Sedat Şenoğlu vekili Avukat Kader Tonç

 

 

ŞİKAYET EDİLEN : Ergün Diler – Takvim Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni, Şefik Çalık – Takvim Gazetesi Yazı İşleri Müdürü ve İnternet Yayın Sorumlusu ve Mustafa Yüce – takvim.com.tr Gen.Yay.Yönetmeni.

 

 

ŞİKAYET KONUSU : Şikayet başvurusunda bulunan Sedat Şenoğlu, Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ’ın eşi.

Takvim Gazetesi’nde ki haberlerde, kendisine ve eşine yönelik eleştiri ve yorumlama kapsamında değerlendirilebilecek ifadelerin dışına çıkıldığını, yalan haber yapıldığını, düzeysiz, seviyesiz, hatta argo kelimelerle saldırıda bulunulduğunu, aşağılayıcı, kendisinin ve eşinin kamuoyundaki saygınlığını rencide edici ve tehditkar ifadelerde bulunulduğunu belirtti.

 

Başvuru sahibi, haberlerde araştırılması mümkün olan bir takım durumlar için kesin ve net ifadeler kullanıldığını da belirterek, bir kurgu yapıldığını ve bu kurgunun haberleştirildiğini söylüyor. Bazı haberlerin çıktığı gün açıklama ve yalanlama yapılmasına rağmen, bu açıklamanın ve yalanlamanın hiç dikkate alınmadığı, aksine yokmuş gibi davranarak haberlerin diğer günlerde devam ettiğini kaydediyor.

Söz konusu haberler özetle şöyle:

 

“Terörist kocası firarda…

 

“Kan siyaseti yapan HDP‘nin Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ‘ın terör örgütü MLKP üyeliğinden yargılanan kocası Sedat Şenoğlu için söz sözü Yargıtay söyledi. Daire, mahkemenin Şenoğlu’na verdiği 7 yıl 6 ay hapis cezasını kabul etti. Yaklaşık 6 yıl cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edilen ve Yargıtay 16. Ceza Dairesi tarafından hapis cezası onanan Şenoğlu’nun yurt dışına kaçtığı öğrenildi..”.

 

“Kocaya kaçtı…

 

“Öz yönetim”, “hendek” diyerek sırtını teröristlere dayayan HDP’li Figen Yüksekdağ, dün Almanya’ya kaçtı. Yüksekdağ’ı terör suçundan hapis cezası alan kocası Sedat Şenoğlu karşıladı.. Aydın Doğan medyasını arkasına alarak, Hürriyet ve CNNTürk’te cici çocuk şovu yaparak, Nişantaşı, Etiler ve Bebek’teki Beyaz Türkler’i kandıran teröristlerin siyasi uzantısı HDP‘liler bir bir kaçmaya başladı. Meclis’te dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla büyük bir panik yaşamaya başlayan HDP’li eş başkan Figen Yüksekdağ, dün apar topar Almanya‘ya uçtu. Daha önce, “güvenlik kamerasına bile demeç veren” Yüksekdağ, bu kez 3 kelime sarf etti. “Program için gidiyorum” diyen Yüksekdağ’ın Frankfurt’ta terörist kocası Sedat Şenoğlu tarafından karşılandığı belirtildi. MLKP üyeliğinden 7 yıl 6 ay hapis cezası alan kocası Sedat Şenoğlu’nun Frankfurt’ta Alman derin devleti tarafından korunduğuna da dikkat çekildi. Teröristlere otomobiliyle silah taşıyan Faysal Sarıyıldız ile PKK’lıların cenazesine giden Tuğba Hezer, Figen Yüksekdağ’dan önce sırra kadem bastı. HDP’ye yakın kaynaklar, ağabeyi dağda terörist olan Selahattin Demirtaş’ın da birkaç gün içinde kaçacağını sosyal medyadan paylaştı. Dokonulmazlıkları kaldırılan HDP’li vekillerin, bağlı oldukları ülkelere gideceğine dikkat çekildi. Almanya, Amerika İngiltere, Fransa ve Belçika’nın kendilerine çalışan bu vekilleri ortada bırakmayacağı ifade edildi...

 

Şair görünümlü terörist
Kendisini şair olarak tanıtan Sedat Şenoğlu, aslında MLKP üyesi bir terörist. Şenoğlu için PKK, PYD, YPG, DHKP-C de aynı. Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmak için yola çıkan her terörist örgüt onun için ‘özel’. Frankfurt’ta kendisine destek veren teröristlerle yaşarken, tek eksiği eşi Figen Yüksekdağ‘dı.

 

Demirtaş sıra sende mi?
Figen Yüksekdağ’ın Almanya tarafından iyi şekilde ağırlanacağı kesinleşti. Demirtaş’ın ailesiyle birlikte Almanya’ya kaçacağına kesin gözüyle bakılırken, hangi kentte yaşayacağı şu an gizli...

 

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR :  Taraflara gönderilen ‘uzlaşma’ ya da herhangi bir talepleri olup olmadığına yönelik yazıya, her iki taraftan herhangi bir yanıt gelmedi.

 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:  Haberlerde yer alan unsurlar, doğru gibi yansıtılmış, iddia olarak bile yer almamış. Ayrıca iddia olsa bile haberlerde, iddianın ciddi ve güçlü bir iddia olduğunu besleyici bazı verilerin yer alması gerekir.   Şikayet başvurusunu yapan Sedat Şenoğlu’nun, yurt dışında olduğu hatta ‘kaçtığının’ belirtildiği gün Türkiye’de bulunduğuna yönelik yaptığı açıklamanın dikkate alınmayarak benzer haberlerin arka arkaya devam ettiğini görüyoruz. Haberlerde Şenoğlu için “Şair görünümlü terörist” ya da “Alman derin devleti tarafından korunuyor” gibi ifadeler yer alıyor.  Haberin bir yerinde, “Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmak için yola çıkan her terörist onun için “özel”. Frankfurt’ta kendisine destek veren teröristlerle yaşarken, tek eksiği eşi Figen Yüksekdağ’dı” şeklinde bir ifade de yer alıyor.

 

“Şair görünümlü terörist” küçültücü bir ifade. Her ne kadar şikayet başvurusu yapan kişinin bir örgüte üyeliği konusunda kesinleşmiş bir mahkeme kararı var ise de, böyle bir ifade kullanılmış olmasını şikayetçinin mesleği olarak belirttiği şairliği ve kendisini küçük düşürücü bir ifade olarak algılamaktayım. Ayrıca haberde, bu kişinin net ifadelerle Alman derin devleti tarafından korunduğu yönünde bir ifade kullanılıyor. Böylelikle haberlerde, “Kişileri ve kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” ilkesini içeren 4’üncü madde ihlal edilmiştir.  

 

Bir gazetecinin, şikayetçinin yurt dışına kaçıp kaçmadığını, firar edip etmediğini, yurda yeniden dönüp dönmeyeceğini gösterecek uzun bir süre orada kalıp kalmadığını öğrenebilmesi ya da araştırabilmesi mümkün iken bunun yapılmadığını, haberlerde kesin ifadelerle kaçtığının belirtildiğini görüyoruz. Kaldı ki, bu haberlerin çıktığı gün şikayetçinin “Ben Türkiye’deyim” diye bir açıklama yapmış olmasının hiçbir şekilde dikkate alınmadan benzer haberlere devam edildiği anlaşılıyor.

 

Bu nedenle “Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmadan yayınlanamaz” ilkesini içeren 6’ıncı madde de ihlal edilmiştir.

 

Bütün bu hususlar ve ihlaller göz önüne alındığında söz konusu gazeteye “Uyarı” verilmesi kararlaştırılmıştır.

 

 

,

BASIN KONSEYİ YÜKSEK KURULU, SARAY BELEDİYE BAŞKANI NAZMİ ÇOBAN’IN YAPTIĞI ŞİKAYET BAŞVURUSUNDA, ‘SARAY GÖZLEM’ GAZETESİNE ‘UYARI’ KARARI VERDİ.

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, Saray Belediye Başkanı Nazmi Çoban’ın yaptığı şikayet başvurusunda, ‘Saray Gözlem’ isimli gazetenin 31 Mayıs 2016 tarihli baskısında yer alan“Belediye’de Taciz Skandalı!” başlıklı habere “Uyarı” kararı vermiştir.

 

 

 

KARAR

 

 

KARAR NO:  2016 / 50

 

 

ŞİKAYET EDEN : Nazmi Çoban – Saray Belediye Başkanı

 

 

ŞİKAYET EDİLEN : Saray Gözlem Gazetesi Sahibi Tekin Sönmez.

 

 

ŞİKAYET KONUSU : Saray Belediye Başkanı Nazmi Çoban, kentte günlük olarak yayımlanan ‘Saray Gözlem Gazetesi’nin 31 Mayıs 2016 tarihli nüshasında, ‘Belediye’de Taciz Skandalı’ başlıklı haberle, Belediye çalışanlarının ve kendisinin hedef alındığını, haberde iddialara somut hiçbir delil ve belge koyulmadığını, kendisinin  ve Belediye Başkanlarının fotoğrafları ve isimleri yayımlanarak suçlandıkları ve doğrudan hedef gösterildiğini belirterek, Basın Meslek İlkelerinin ihlal edildiğini belirtti.

 

Söz konusu haberde, şu türlü ifadeler yer alıyor:

-“Saray Belediyesi’nde şimdi bir taciz skandalı yaşanıyor. Hem de ne skandal, ona uçkur skandalı demek daha doğru olur”

-Saray Belediye Başkanı Nazmi Çoban’ın, mağdurların yanında yer alması gerekiyorken, tam tersine tacizcileri kollamak ve korumaktan yana tavır alması şaşkınlık yarattı.

Beceriksiz, basiretsiz ve hiçbir yöneticilik vasfı olmayan kişileri bir yerlere getirirseniz sonunda olacağı işte bu olur.

Türkiye’de Ensar Vakfı ile patlak veren cinsel istismar ve taciz olaylarının bir yenisi de Saray Belediyesi’nde yaşandı.

-Saray Belediyesi’nde görevli Başkan Yardımcısı ve aynı zamanda Belediye Meclis Üyesi olan Dilaver Perçin’in Belediye Memuru olarak çalışan Ö.T’ye cinsel tacizde bulunması, ilçede büyük şaşkınlık yarattı.

-Belediyede daha önce de stajyer öğrencilere yönelik cinsel istismar ve taciz olayları yaşanmış, yetkililerin yaşananlara duyarsız kalması dikkat çekmişti.

-Cumhuriyetle birlikte kurulan bir partinin Belediye Başkanı başta olmak üzere Başkan Yardımcıları ve Başkan Başdanışmanı ve aynı zamanda kendilerini “akıl hocası” olarak gören bu zatların, nasıl ve hangi güçle halen belediyede barındırılmaları akıl almıyor.

-(Fotoğrafların altındaki not): “İşte Tacizciler Çetesi”…

 

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR :  Taraflara gönderilen ‘uzlaşma’ ya da herhangi bir talepleri olup olmadığına yönelik yazıya, her iki taraftan da çeşitli yanıtlar geldi. Şikayetçi taraf, söz konusu gazetenin benzer şekilde yayınlar yapmaya devam ettiğini, bu sebeple uzlaşma durumunun olmadığını kaydederek, ‘Başkanlığınıza yaptığımız şikayet başvurusu geçerlidir’ yanıtını verdi.

Saray Gözlem Gazetesi Kurucusu ve Sahibi Tekin Sönmez de gönderdiği savunma yazısında yazılanların tümüyle doğru ve gerçek olduğunu belirterek, Saray Belediye Başkanı’nın Basın Konseyi Başkanlığı’na yaptığı başvuruyu ‘Suçlunun, güçlü olma arzusu’ olarak niteledi. Tekin Sönmez ayrıca, ‘Tacize uğrayan kişi’ olarak tanıttığı Ö.T’nin, Cumhuriyet Savcılığına ve CHP-Tekirdağ İl Başkanlığına yazdığı iki mektubu

savunmasına ekli olarak yolladı.

 

 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:  Haberde yer alan ciddi iddialar, somut belge ve bilgilere dayanmıyor. Haberin içeriğini delillendirici, destekleyici bir unsur bulunmuyor. Haber, eleştiri sınırının üzerinde ifadelerle yazılmış, söz konusu şahıslara yönelik hakarete varan sıfatlar kullanılmış. Gazete sahibinin Basın Konseyi Genel Sekreterliği’ne ilettiği, tacize uğradığı iddia edilen şahısın savcılığa yaptığı şikayet dilekçesinin üzerinde hiçbir başvuru numarası ya da benzer ibareler bulunmuyor. Dolayısıyla bu belge, dikkate değer bulunmamaktadır. Zaten iddia edilen olayla ilgili herhangi bir mahkeme kararı da bulunmamaktadır. Yazılan mektuba bakıldığında ise yaşandığı belirtilen taciz olayının 21.01.2016 tarihinde olması, savcılığa yazılan mektubun ise yaklaşık 4 ay sonrasına, 30.05.2016 tarihine rast gelmesi dikkat çekici. Haber ise gazetenin bir gün sonra ki nüshasında, yani 31.05.2016’da yayınlanmış.

 

Bu nedenle; Belediyeye ve şahıslara eleştiri sınırının üzerinde hakarete varan ifadelerin kullanılmış olması nedeniyle, “Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırları ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” ilkesini içeren 4’üncü maddenin,

 

Haberin, somut hiçbir belge ve bilgiye dayandırılmadan, ciddi kaynaktan yoksun olarak sunulmuş olmasından dolayı, “Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmadan yayınlanamaz” ilkesini içeren 6’ıncı maddenin,

 

Savcılığa başvurulduğu belirtilmesine rağmen, bunu kanıtlayacak herhangi bir belge ya da bilginin yer almaması, başvurulmuş olsa bile soruşturma aşamasında olmadığı anlaşılan, herhangi bir mahkeme kararı bulunmayan bir olaydan söz edilmiş olması basın meslek ilkelerine uymuyor.

 

Bu sebeple: “Yasaların suç saydığı eylemler, gerçek olduğuna inandırıcı makul nedenler bulunmadıkça kimseye atfedilemez” ilkesini içeren 10’uncu maddenin ‘ihlal’ edildiği düşünülmektedir.

 

Bütün bu ihlallerin, ‘Kınama’ cezasının gereklerini yeterince yerine getirmesine ve Basın Konseyi Yüksek Kurulu’nun 4 üyesi ‘kınama’ 2 üyesi ise ‘yersizlik’ kararı verilmesi yönünde oy kullanmasına rağmen,

 

1)Şikayet edilen tarafın haberlerinde, şikayet eden Belediye Başkanı Nazmi Çoban’a ‘doğrudan’ suçlama getirmemesi, daha çok Belediye Başkanı’nın çevresinde gelişen olaylara ‘göz yumma’ ya da ‘yeteri hassasiyet göstermeme’ veya ‘böyle insanlarla çalışmaya devam etme’ gibi eleştirel yaklaşması,

 

2)Basın Konseyi Genel Sekreterliği’nin ‘Uzlaşma’ mektubuna uzun bir savunmayla cevap vermesi ve olabildiğince haberdeki tezi güçlendirme gayreti göstermesi nedeniyle, 9 üyenin oyuyla

“Uyarı” cezası verilmesi kararlaştırılmıştır.

,

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, gazeteci Can Dündar’ın İş Bankası’ndan aldığı krediyle ilgili yayınları nedeniyle Akşam Gazetesi’ne yönelik ‘Kınama’ kararı verdi.

29.06.2016

 

 

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, Türkiye İş Bankası A.Ş’nın,  Akşam Gazetesi’nin 10 ve 11 Mayıs 2016 tarihlerine ait, “Faizsiz Gezi Kredisi”, “CHP destekli Bankadan alınan faizsiz kredi” başlıkları içeren haberlere ilişkin şikayeti hakkında “Kınama” kararı vermiştir.

 

 

 

                                            KARAR

 

 

KARAR NO: 2016/49

 

 

ŞİKAYET EDEN: Türkiye İş Bankası A.Ş adına, Av. Adem Ak, Av.Duygu Binat ve Av. Nur Köksal.

 

 

ŞİKAYET EDİLEN: Akşam Gazetesi (T Medya Yatırım San. Ve Tic. AŞ.) Murat Kelkitlioğlu Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni.

 

 

ŞİKAYET KONUSU: Şikayet Başvurusu yapan Türkiye İş Bankası’nın vekilleri, söz konusu bankanın Kavaklıdere Şubesine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’nca ‘gizlilik kararı’ içeren bir soruşturma dosyası (Can Dündar soruşturması) üzerinden müzekkere gönderilerek, “Mayıs 2013’te Can Dündar’ın 4 milyon TL kredi kullanıp kullanmadığı, ödeme planları ve bu kredi ile ilgili tüm bilgilerin gönderilmesi” talep ediliyor. Bu konuda gönderilen resmi yazı, birebir görüntüsü ile 1.4.2016 tarihinde ‘Milyonluk Kıyak’ başlığı ile manşete taşınıyor. Haber, “4 Milyon Lira, Hem de Faizsiz! Ballı Kredi” başlıklarıyla duyuruluyor. Şikayetçi taraf, bunun üzerine bir basın açıklaması yayımlayarak kredinin ‘faizsiz’ olduğuna dair en ufak bir ifade olmamasına rağmen haberin böyle duyurulmuş olmasının yanlışlığına dikkat çekiyor. Bu açıklama, ‘İş Bankası’ndan Yalanlama’ başlığıyla birçok medya organı ve internet portalında yer alıyor.

Şikayetçi İş Bankası’nın avukatları, bu yalanlama olmasına ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben düzenlenen müzekkere yanıt yazısı içeriğinden bankanın Can Dündar’a faizsiz kredi kullandırdığı sonucuna ulaşılması ya da anlam çıkarılmasının hiçbir şekilde mümkün olmamasına rağmen Akşam Gazetesi’nin bu konuyu farklı şekilde gündeme taşımasını ‘şikayet konusu’ yaptılar.

Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmesi Murat Kelkitlioğlu’nun önce 19.04.2016 tarihli köşe yazısında ‘bir özel banka’ nitelemesiyle daha sonra ise 10.05.2016 ve 11.05.2016 tarihlerine ait haberlerde benzer içeriklerle devam etmesinin basın meslek ilkelerine aykırı olduğunu belirttiler.

İş Bankası vekilleri, müvekkil bankaca yapılan basın açıklamasında müşteriye kullandırılan kredilerin mevzuata ve kredilendirme prensiplerine uygun olmasına ve açıklamada yer verilen ifadelerin kredinin faizsiz olmadığı sonucu açıkça ortada iken, Akşam Gazetesi’nin ısrarla, sanki müvekkil banka bir müşterisine ‘Gezi olaylarında aktif şekilde rol alması için kredi vermiş’ gibi yayın yapmasını ‘çirkin’ ve ‘yakışıksız itham’ olarak adlandırdılar.

 

Söz konusu haberlerde şu türlü ifadeler yer alıyor:

“Can Dündar’a Faizsiz Gezi Kredisi”,

“Savcılık, Can Dündar’a Gezi ayaklanması başlamadan günler önce CHP destekli bankadan verilen krediyi mercek altına aldı”.

“Banka krediyi Can Dündar’a Gezi olaylarında aktif rol oynaması için mi verdi?”.

“Savcılık çok önemli bir detayın peşinde. Söz konusu banka Can Dündar’a 4 milyon liralık krediyi 17 Mayıs 2013 günü veriyor. 31 Mayıs günü de Gezi darbe girişimi başlıyor”.

“Peki şimdi soruyorum! CHP destekli bu banka krediyi Can Dündar’a Gezi olaylarında aktif bir rol oynaması için mi verdi?”.

“Ballı kredinin Gezi’den 2 hafta önce verilmesi tesadüf mü?..

 

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR: Taraflara gönderilen ‘uzlaşma’ ya da herhangi bir talepleri olup olmadığına yönelik yazıya hiçbir yanıt alınamamıştır.

 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ: : Akşam Gazetesi’nin 10 ve 11 Mayıs 2016 tarihli haberleri incelendiğinde şikayetçi taraf olan banka,

1)Faizsiz 4 milyon TL ballı kredi kullandıran,

2)Mevzuata aykırı kredi kullandıran,

3)Gezi olaylarını bir nevi kredi yoluyla finanse eden,

4)ve müşterisine Gezi olaylarında aktif rol alması için kredi veren,

konumuna getirilmiş, açıkça hedef gösterilmiş, karalanmış, isnat ve iftiralarda bulunulmuş ve kamuoyunda ‘olumsuz algı’ oluşmasına neden olunmuştur.

 

Akşam Gazetesi’nin yayınlarındaki iddiaların hiçbir mesneti yoktur. Faizsiz kredi iddiasını destekleyecek bir belge bulunmamaktadır. Kredi ile Gezi olayları arasında bir bağlantı kurulmasını mümkün kılacak en ufak bir kanıt mevcut değildir.

 

Basın Konseyi Yüksek Kurulu,  haberlerin küçük düşürme ve aşağılama ifadeleri ile bankanın şöhretini kötü etkileyecek şekilde değerlendirilebileceğini düşünmektedir.

 

Bu nedenle, Basın Meslek İlkelerinin 4’üncü maddesinde yer alan “Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırları ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” ilkesinin,

 

6’ıncı maddesinde yer alan, “Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmadan yayınlanamaz” ilkesinin,

 

Ve haberde şikayetçi bankanın gerek bankacılık kanununa aykırı olarak kredi verdiği iddiaları, gerekse bu kredinin bazı toplumsal protesto olaylarını finanse etmek amacıyla verildiği iddialarının yer alması ve bunların hiçbir somut bilgi ve belgeye dayandırılmaması nedeniyle;

Basın Meslek İlkeleri’nin, “Yasaların suç saydığı eylemler, gerçek olduğuna inandırıcı makul nedenler bulunmadıkça kimseye atfedilemez” ilkesini içeren 10’uncu maddenin ‘ihlal’ edildiğini düşünmektedir.

 

Bütün bu maddelerin ihlal edildiği göz önüne alındığında Akşam Gazetesi’nin ‘Kınanmasına’ oy birliğiyle karar verilmiştir.

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç’ın vekili Avukat Ergün Özer’in, Star Gazetesi’nin 02.05.2016 tarihli nüshasında yayımlanan “Baykal’a karşı FETÖ-BND-Derin CHP” başlıklı habere ilişkin “Kınama” kararı verdi.

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, Maltepe Belediye Başkanı  Ali Kılıç’ın vekili Avukat Ergün Özer’in, Star Gazetesi’nin 02.05.2016 tarihli nüshasında yayımlanan “Baykal’a karşı FETÖ-BND-Derin CHP” başlıklı habere ilişkin “Kınama” kararı vermiştir.

 

 

                                                 KARAR

 

 

KARAR NO:  2016/47

 

 

ŞİKAYET EDEN:

Ali Kılıç,

vekili Av. Ergün Özer

 

ŞİKAYET EDİLEN: Star Medya Yayıncılık A.Ş.

Nuh Albayrak – Genel Yayın Yönetmeni

Özkan Demir – Sorumlu Müdür

 

ŞİKAYET KONUSU:  Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç vekili Av.Ergün Özer aracılılığıyla yaptığı şikayet başvurusunda hakkında Star Gazetesi’nin 02.05.2016 tarihinde yayımlanan “Baykal’a Karşı  FETÖ-BND-Derin CHP” başlıklı haberin gerçeği yansıtmadığını, haberde hakaretamiz ifadelerin yer aldığını ve gerçek dışı iddiaların bulunduğunu ifade ediyor. Ayrıca haberde hiçbir kamu yararı bulunmadığını belirterek gerçek dışı haber yapıldığını kaydediyor.

 

Söz konusu haber şöyledir:

 

“Halef-selef CHP liderlerinin TV açıklamalarıyla tekrar gündeme gelen kaset kumpasının görüntülerinin FETÖ, dağıtımının ise CHP’li siyasetçi tarafından servis yapıldığı kaydedildi.

 

Eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın kaset kumpasıyla istifaya zorlanması ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığının önünün açılmasına yol açan kaset kumpası, halef-selef genel başkanların televizyon programlarındaki söylemleriyle yeniden gündeme oturdu. Daha önce basına da yansıyan açık istihbarat bilgilerine göre kaset kumpasında FETÖ-BND-Derin CHP işbirliği etkili oldu.

Eski Genel Başkan Deniz Baykal, CNN Türk’te katıldığı bir programda kendisine karşı girişilen kumpasla ilgili olarak Kılıçdaroğlu’nu işaret etti. Baykal, konunun Kılıçdaroğlu’na sorulmasını isteyerek bir anlamda olaydaki rolüne işaret etti. Baykal, “Niçin Kılıçdaoğlu’na;  çünkü o, başbakanın o kaseti seyrederken çekilmiş görüntüsünü gördüğünü söylüyor. Yani o kaseti izlerken, ‘Gözlüğünü takıp’ diye anlattığı, gördüğünü iddia eden ana muhalefet partisi lideri var” dedi.

CEVAP BİR GÜN SONRA

Baykal’ın bu açıklamalarından bir gün sonra Kılıçdaroğlu, Habertürk Televizyonu’nda iddialara cevap verdi. Kılıçdaroğlu, “Doğru, kaseti gördüm” dedi ve “Ben bunu yapanın Paralel Yapı olduğuna inanmıyorum” demeyi de ihmal etmedi. Oysa kumpas, FETÖ-BND-Derin CHP’nin ortaklaşa bir eylemi olarak açık kaynaklarda yer aldı. Daha önce basına da yansıyan bilgilere göre kumpasın ilk adımı Kılıçdaroğlu’nun 2008’de Almanya’ya yaptığı ziyarette atıldı. Kılıçdaroğlu, burada Almanya Federal İstihbarat Teşkilatı’nda (BND) görevli BND ajanlarıyla bir araya geldi. Buluşmayı ise BND ile irtibatlı olduğu ileri sürülen Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç ayarladı. Kılıç, bir yıl sonra bu sefer Gürsel Tekin ile birlikte Frankfurt’taki Kempinski Oteli’nin lobisinde BND ajanlarıyla buluştu. Tekin’e, Deniz Baykal’la ilgili bir video kaydının bulunduğu söylendi. Söz konusu kayıt daha sonra Ali Kılıç aracılığıyla Ankara’ya gönderildi. Kılıçdaroğlu ve Tekin, görüntüleri izledi. Ancak o dönemin genel başkanına haber verilmedi. Çok kısa bir süre sonra ise görüntüler internete sızdı”.

 

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR : Taraflardan Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç’ın Vekili Ergün Özer, müvekkilinin cevap ve düzeltmeye yönelik gönderdiği metnin, haberin yayımlandığı sayfada ve aynı puntolarla yayımlanmasının kabulü halinde uzlaşılacağını, aksi takdirde gereğinin yapılmasını beyan etmiştir. Bu girişimden bir sonuç alınamamıştır.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:  Haberde, Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç’a yönelik ciddi suçlamalar yapılıyor ve bu suçlamalar hiçbir somut belge ve bilgiye dayanmıyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Almanya Federal İstihbarat Teşkilatı’nda (BND) görevli ajanlarla bir araya geldiği ve bu buluşmayı, ‘BND ile irtibatlı olduğu öne sürülen’ Ali Kılıç’ın ayarladığı söyleniyor. Kılıç’ın bir yıl sonra yine BND ajanlarıyla bu kez Gürsel Tekin’le birlikte olduğu halde buluştuğu ifade ediliyor. Haberde ayrıca, illegal olarak çekilen video kayıtlarının ‘Ali Kılıç aracılığıyla” Ankara’ya ulaştırıldığı belirtiliyor.

Bütün bu ifadeler şikayetçiye yönelik ‘Alman ajanlarla irtibatta olmak, ajanlarla buluşmak, siyasetçileri buluşturmak ve illegal video kayıtlarının Ankara’ya ulaştırılmasını sağlayan kişi’ olarak ciddi suçlamalar getiriyor.  Ancak şikayetçinin bu konuyla bağlantısı hiçbir somut belge ve bilgiye dayanmıyor. Ayrıca Star Gazetesi’ne gönderilen tekzip metninin de yayımlanmadığı tespit edilmiştir,

Bu nedenle,  Basın Meslek İlkelerinin 4’üncü maddesi olan “Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” ilkesinin,

 

Meslek ilkelerinin 9’uncu maddesi olan “Suçlu olduğu yargı kararıyla belirlenmedikçe hiç kimse suçlu ilan edilemez” ilkesinin,

 

Benzer şekilde, yine Basın Meslek İlkeleri’nin “Yasaların suç saydığı eylemler, gerçek olduğuna inandırıcı makul nedenler bulunmadıkça kimseye atfedilemez” içerikli 10’uncu maddesinin,

 

Ve yine  “Basın organları, yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı duyarlar” içerikli 16’ıncı maddesinin ihlal edildiği kanaatini varılmıştır.

 

 

Bu nedenlerle, Basın Konseyi Yüksek Kurulu Star Gazetesi hakkında oy birliği ile “Kınama” kararı vermiştir.

 

Karar No: 2016 / 47

 

Not: Basın Konseyi Sözleşmesi ve Çalışma Kuralları gereğince, hakkında şikayette bulunulan medya grubu veya gazeteciyle ilişkisi olan Yüksek Kurul Üyeleri, görüşmelerde oy kullanamazlar