,

TÜRK TABİPLER BİRLİĞİ MERKEZ KONSEYİ’NİN ŞİKAYETİNİ DEĞERLENDİREN BASIN KONSEYİ YÜKSEK KURULU, YENİ AKİT GAZETESİ SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ ALİ İHSAN KARAHASANOĞLU VE MUHABİR HARUN SEKMEN’İ “KINAMA” KARARI ALDI

REFERANS: 2017/03

 

ŞİKAYET EDEN:

Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi adına Genel Sekreter Dr. Sezai Berber

 

ŞİKAYET EDİLEN:

Ali İhsan Karahasanoğlu (Yeni Akit gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü)                                  Harun Sekmen (Yeni Akit gazetesi muhabiri)

 

ŞİKAYET KONUSU:

Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi, Yeni Akit gazetesinin 3 Ocak 2017 tarihli “Kandil’in Sesi Tabip Odası Kapatılsın” başlıklı sürmanşet haberinde geçen suç isnadları nedeniyle şikayet başvurusunda bulunmuştur. TTB, haberde geçen “PKK’nın propagandasının yapıldığı makale”, “Kandil’in makalesi” ifadelerinin gerçeğe aykırı olduğunu söylemektedir. Habere konu olan ve TTB’ye ait Mesleki Sağlık ve Güvenlik dergisinde yer alan “Çalışma Ortamında ‘Barış Sağlıkçısı’ Olmak” başlıklı makalede yer alan bazı cümlelerin, yazının bütünlüğünden koparılarak verildiği, bu makale vasıtasıyla ve birbiriyle bağlantısı olmayan konular arka arkaya sıralanarak meslek örgütünün kapatılması talebinde bulunulduğunu ileri sürmektedir.

 

ŞİKAYETE KONU HABERDE ŞU İFADELER GEÇMEKTEDİR:
03 Ocak 2017 tarihli “Kandil’in Sesi Tabip Odası Kapatılsın”:

“Gezi Parkı eylemlerinde çapulculara her türlü desteği veren, her fırsatta devlet ve millet düşmanlığını gözler önüne sermekten çekinmeyen, devletin milyonlarca dolar zarara uğratıldığı ilaç vurgununda suspus olan, PKK’nın katlettiği doktorlar karşısında üç maymunu oynayan ve şimdi de yayınlattığı makale ile ‘Kandil’in sesi’ olan Türk Tabipler Birliği kapatılmalı…”

“Türk Tabipler Birliği’nin devlet ve millet düşmanlığı konusundaki sicilleri oldukça kabarık.”

“Meslek kuruluşundan ziyade marjinal sol örgüt tavrıyla hareket eden Türk Tabipler Birliği’nin Aralık ayında çıkardığı Mesleki Sağlık ve Güvenlik dergisinde yer alan bir makale “Bu kadar da olmaz” dedirtti. Kandil ağzıyla yazılmış ‘Çatışma Ortamlarında Barış Sağlıkçısı Olmak’ isimli makalede ‘hendek’ terörü kutsandı.”

“Kandil ağzıyla yazılmış makalede İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Genel Sekreteri Samet Mengüç, Mahfuz Karaaslan, Onur Naci Karahancı, Feray Kaya, Arzu Türkmen, Veysi Ülgen, Halis Yerlikaya’nın ismi bulunuyor.”

 

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR:

Yeni Akit gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Ali İhsan Karahasanoğlu ve Yeni Akit gazetesi muhabiri Harun Sekmen’e uzlaşma veya herhangi bir temsil talepleri olup olmadığına yönelik yazı gönderilmiş, belirtilen süre içinde cevap gelmemiştir.

 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:

-Şikayete konu haberde “devlet ve millet düşmanı”, “terör örgütü PKK’nın arka bahçesi haline gelen”, “bir mesleki yapılanmadan ziyade aşırı sol örgütlerin propaganda merkezi gibi çalışan”, “PKK propagandası yapan”, “Kandil ağzıyla yazan” ve “PKK’nın katlettiği doktorlar karşısında üç maymunu oynayan” gibi ağır ithamlarda bulunulmuştur.

-Türk Tabipler Birliği “Devlet ve millet düşmanlığı konusunda sicili kabarık” ifadesini karşılayacak herhangi bir soruşturma, kovuşturma veya mahkeme kararı bulunmadığını beyan etmiştir.

-Haberde, makaleye imza atan TTB yönetici ve üyeleri isimleriyle sıralanarak hedef gösterilmiştir.

-Haberin çıktığı gün yapılan tekzip talebine muhabir Harun Sekmen tarafından TTB’ye gönderilen 8 maddelik “koşullu tekzip” uygulamasıyla karşılık verilmiş, Basın Meslek İlkeleri’nde yer alan “cevap ve tekzip temel hakkı” şarta bağlanmıştır.

-Tekzip koşulu olarak sunulan soru listesinde habere konu makale ile ilgisi olmayan başlıklara yer verilmiş, Türk Tabipler Birliği’ne “kanun ve mevzuatta” olmayan ifadeleri kullandığı iddiasıyla hesap sorulmuş, internet sitesinde yer alan içerik tercihleriyle ilgili bir nevi “savunma” istenmiştir.

-Ayrıca, makalede tanıklığına başvurulan kişinin kimliğinin açıklanması istenmiştir.

-Tekzip yayımlanmadığı gibi yeni bir haberle bu koşullar listesinde geçen sorulara yer verilmiş ve yine suç isnadında bulunulmuştur.

-TTB, tekzibi konu eden habere de tekzip yazısı göndermiş, ancak dikkate alınmamıştır.

Yukarıdaki sebeplerden, 3 Ocak 2017 tarihli “Kandil’in Sesi Tabip Odası Kapatılsın” başlıklı sürmanşet-haber nedeniyle Yeni Akit gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Ali İhsan Karahasanoğlu ve muhabir Harun Sekmen’e,

Basın Meslek İlkeleri’nin “Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” diyen 4. maddesi,

“Suçlu olduğu yargı kararıyla belirlenmedikçe, hiç kimse ‘suçlu’ ilan edilemez.” diyen 9. maddesi,

“Yasaların suç saydığı eylemler, gerçek olduğuna inandırıcı makul nedenler bulunmadıkça kimseye atfedilemez” diyen 10. maddesi,

“Basın organları, yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı duyarlar.” diyen 16. maddesi uyarınca oy birliğiyle “kınama” kararı verilmiştir.

,

BASIN KONSEYİ YÜKSEK KURULU, GAZETECİ NİJAT AYVAZ’A Lambadakicin.net SİTESİ, YouTube VE SOSYAL MEDYA HESAPLARINDAN YAYIMLADIĞI TESKİ GENEL MÜDÜRÜ ŞAFAK BAŞA HAKKINDAKİ HABERLER NEDENİYLE OY BİRLİĞİYLE “KINAMA” KARARI VERDİ

REFERANS:                   2017/01

ŞİKAYET EDEN:          Şafak Başa (TESKİ Genel Müdürü)

ŞİKAYET EDİLEN:      Nijat Ayvaz (Lambadakicin.net yayın yönetmeni)

 

ŞİKAYET KONUSU:

Lambadakicin.net, YouTube kanalı ve sosyal medya hesaplarında yayımlanan Nijat Ayvaz imzalı 9 Kasım 2016 tarihli “Şafak Başa TESKİ’de İşleri Siz Böyle Mi Denetliyorsunuz?”, 12.11.2016 tarihli “Ergene’de Büyük Yolsuzluk”, 24.11.2016 tarihli “Muhtarlar Tehdit Mi Edildi?” haberler.

ŞİKAYETE KONU HABERLERDE ŞU İFADELER GEÇMEKTEDİR:

9.11.2016 tarihli “Şafak Başa TESKİ’de İşleri Siz Böyle Mi Denetliyorsunuz?” :

Haber Tekirdağ, Altınova mevkindeki dere ıslah çalışmasıyla ilgilidir. Nijat Ayvaz, “TESKİ’de sahte hakediş kontrolsüz işler mi söz konusu” altyazısıyla “sahtecilik” iddiasında bulunmuş ancak haber boyunca bu iddiasını kanıtlayacak bir belge sunmamıştır. Kendi ifadesiyle su kanalının iki duvarı arasındaki “kot farkını gidermek amacıyla” yapılmış duvar yükseltme çalışmasını “İşte görevi kötüye kullanmak bu” ifadesiyle aktarmıştır. “Bizim de TESKİ hakkında sürekli söylediğimiz bir şey var: Sahte hakedişlerden söz ediyorduk hani, işte o sahte hakedişler böyle bir şey” diyerek devam eden dere ıslah çalışmasını göstermiştir, tahminen on santim kadar yükseltilmiş duvarı kanıt olarak sunmuştur. “Görevi kötüye kullanmak da işte bunun tarifi.” demiştir.

12.11.2016 tarihli “Ergenede’de Büyük Yolsuzluk” :

Nijat Ayvaz, haber boyunca Ergene içme suyu çalışmalarıyla ilgili yolsuzluk yapıldığını iddia etmiş, buna kanıt olarak mahallede yaptığı gezide karşılaştığı devam eden inşaat görüntülerini sunmakla yetinmiştir. Haber çekimi sırasında karşılaştığı Sağlık Mahallesi Muhtarı Turgut Şentürk’e altyapı çalışmlarıyla ilgili sorular sormuştur. Muhtar Turgut Şentürk, konuyu yakından takip ettiğini, devam eden altyapı/içme suyu inşaatı sırasında yaşanan aksaklıkları TESKİ’ye ilettiklerini ve bölgede kullanılan malzemenin İlbank ve TESKİ şartnamelerine uygun olduğunun tespit edildiğini, şikayetler sonrasında bölgedeki altyapı inşaatının üç kez denetimden geçtiğini aktarmıştır. Ancak Nijat Ayvaz haber boyunca anons ve altyazılarıyla “yolsuzluk” “malzeme vurgunu” “TESKİ çetesi” “büyü vurgun çetesi” “çıkar amaçlı örgüt” ifadelerini tekrar tekrar kullanmış, “Yolsuzluk batağına sürüklenen TESKİ’ye kayyum atanacak mı?” sorusunu sormuştur. Haber boyunca Nijat Ayvaz, “yolsuzluk”, “vurgun”, “çete” iddialarını kanıtlayacak bir delil sunmamıştır. Yukarıda belirtilen ifade, itham ve iddialarına kaynak olarak “TESKİ müteahhitlerini ” göstermiştir. Bu haberde TESKİ müteahhitlerinin kimler olduğu ve hangi delillere dayanarak bu ithamlarda bulunduklarına değinilmemiştir.

12.11.2016 tarihli “Muhtarlar Tehdit Mi Edildi?”

*Muhtarlar tehdit mi edildi?” “Şafak Başa muhtarlar üzerinde baskı mı kurdu?” sorularını haber boyunca tekrarlamış, kanıt olarak Ergene Yeşiltepe Mahallesi Muhtarı Hüseyin Doğru’nun 9.11.2016 tarihli “Ergene’de Büyük Yolsuzluk” haberinde altyapı çalışmalarının neden olduğu sorunları eleştirip, “Buradakilere ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapıyorlar.” dedikten sonra başka bir videoda TESKİ kameralarına konuşan Muhtar Hüseyin Doğru’nun belediye başkanı ve TESKİ genel müdürüne teşekkür etmesi, “Daha önce asbestli borudan su içiyorduk, nihayet temiz içme suyuna kavuşuyoruz, TESKİ’den Allah razı olsun.” “Bu çalışmayı biraz daha düzenli, biraz daha tertipli… veyahut, bitirdiğiniz topraklara mıcırı atılırsa, bu şekilde bir çalışma yapılırsa inanın ki halk bundan o kadar muzdarip olmayacak. O kadar şikayetçi olmayacak. Vatandaş daha rahat yaşayacak.”, “Allah razı olsun, sıkıldığımız zaman telefon ediyoruz, dönüyor, cevap veriyor.” sözlerini TESKİ’nin tehtidi altında söylediğini iddia etmiştir.

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR:

Lambadakicin.net yayın yönetmeni, YouTube Lambadakicin.net kanalı ve ilgili sosyal medya hesaplarının sahibi Nijat Ayvaz’a gönderilen uzlaşma veya herhangi bir talepleri olup olmadığına yönelik yazıya belirtilen süre içinde cevap gelmemiştir. E-posta yoluyla gönderilen ve bu iddiaları kanıtlayabilecek delil sunup sunmayacakları ile ilgili mektuba da belirtilen süre içinde cevap verilmemiştir.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:

– Nijat Ayvaz’ın şikayete konu haberlerde TESKİ yönetimi ve Şafak Başa’yı “sahtecilik”, “görevi kötüye kullanma”, “yolsuzluk”, “malzeme vurgunu”, “TESKİ çetesi”, “büyük vurgun çetesi”, “çıkar amaçlı örgüt”, “muhtarları tehdit” gibi ifade ve iddialarla itham etmiş ancak bu iddiaları kanıtlayacak herhangi bir delil sunmamıştır.

– Şikayetçinin sunduğu belgeler incelenmiş, Nijat Ayvaz’ın 9 Şubat 2015 tarihinden bu yana TESKİ ve Şafak Başa aleyhine toplam 37 haber yaptığı ve bu haberlerde ağırlıklı olarak “yolsuzluk” ve “çete” iddialarına yer verdiği ancak Nijat Ayvaz’ın şikayete konu haberlerde ve daha sonra şikayetçinin Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla belge sunulması talebine, bu iddiaları kanıtlayan deliller sunmadığı görülmüştür. Gazeteci Nijat Ayvaz, Basın Konseyi Genel Sekreterliği’nin ilgili haberlerde geçen iddialarla ilgili belge ve ispatı olup olmadığına dair yazısını yanıtsız bırakmıştır.

Şikayete konu 9 Kasım 2016 tarihli “Şafak Başa TESKİ’de İşleri Siz Böyle Mi Denetliyorsunuz?”, 12.11.2016 tarihli “Ergene’de Büyük Yolsuzluk”, 24.11.2016 tarihli “Muhtarlar Tehdit Mi Edildi?” başlıklı haberlerde kullandığı “sahtecilik”, “görevi kötüye kullanma”, “yolsuzluk”, “TESKİ çetesi”, “büyük vurgun çetesi”, “çıkar amaçlı örgüt”, “muhtarları tehdit” iddia ve ithamlar nedeniyle Nijat Ayvaz’a

Basın Meslek İlkeleri’nin “Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” diyen 4. maddesi ,

“Soruşturulması gezetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz.” diyen 6. maddesi,

“Yasaların suç saydığı eylemler, gerçek olduğuna inandırıcı makul nedenler bulunmadıkça kimseye atfedilemez” diyen 10. maddesi uyarınca oy birliğiyle “kınama” kararı verilmiştir.

,

BASIN KONSEYİ YÜKSEK KURULU, MEHMET ALİ AĞAŞÇIOĞLU, SONER AKGÜL, DİLAVER DERYA İDEMEN, UĞUR ZİYA YILDIRIM VEKİLİ Av. CİHAT TORTUM’UN, TAKVİM GAZETESİNİN 23 KASIM 2016 TARİHLİ “HÜRRİYET’İN TEĞMENİ FETÖ’CÜ ÇIKTI: IŞIK EVLERİ’NDEN WEST POİNT’E” HABERİYLE İLGİLİ ŞİKAYETİ HAKKINDA TAKVİM GAZETESİ GENEL YAYIN YÖNETMENİ ERGÜN DİLER’E VE TAKVİM GAZETESİNE OY BİRLİĞİYLE KINAMA KARARI VERMİŞTİR

REFERANS: 2016/63

ŞİKAYET EDEN:

Mehmet Ali AĞAŞÇIOĞLU Soner AKGÜL
Dilaver Derya İDEMEN Uğur Ziya YILDIRIM

ŞİKAYET EDİLEN:

Ergün DİLER (Takvim gazetesi Genel Yayın Yönetmeni)

ŞİKAYET KONUSU:

Mehmet Ali AĞAŞÇIOĞLU, Soner AKGÜL, Dilaver Derya İDEMEN, Uğur Ziya YILDIRIM, Takvim gazetesinin 23 Kasım 2016 tarihli manşet ve Ergün Diler imzalı köşe yazılarında, şikayet edenlerin Işık Evleri kökenli oldukları ve FETÖ’ye mensup bulundukları yönündeki iddialara yer verilmiştir. Şikayet edenler, bu iddiaları “gerçeği aykırı, iftira niteliğinde, şeref ve haysiyeti rencide edici” bularak Basın Konseyi’ne şikayet başvurusunda bulunmuştur.

ŞİKAYETE KONU HABER VE KÖŞE YAZISINDA ŞU İFADELER GEÇMEKTEDİR:

23.11.2016 “Hürriyet’in Teğmeni FETÖ’CÜ ÇIKTI: Işık Evleri’nden West Point’e”:

Birinci sayfada, West Point okuyan Türk öğrencilerin listesi verilmiştir.

23.11.2016 “Hepsi West Point’ten”:

UĞUR ZİYA YILDIRIM…
Şu an NATO’nun İzmir’deki ÜSSÜNDE görev yapıyor. Aynı zamanda Kara Kuvvetleri’nde operasyon analisti.”

DERYA İDEMEN…
1990’da West Point’te eğitim aldı. (…) Okul yıllarında kendisiyle ilgili olarak ÇOK UÇUK UÇAK MAKETLERİ YAPARDI notu düşülmüş. Biraz da çapkınmış! IŞIK EVLERİNİN KIDEMLİSİ…

SONER AKGÜL…
1994’te West Point’te bilgisayar programları üzerine eğitim aldı. Şu an Türk Silahlı Kuvvetleri’nde görevli. Helikopter pilotluğu uzmanlık alanı. Sınavları hazırlayan etkili isimlerden biri.”

MEHMET ALİ AĞAŞÇIOĞLU…
1989 yılında West Point’ten mezun oldu. Şu an özel bir havayolunda pilot olarak görev yapmakta. Işık evleri kökenli…”

“Yukarıda saydığım isimler hakkında ne kadar araştırırsanız bir BİLGİ sahibi olma şansınız yok.

“Hepsinin geçmişinde IŞIK EVLERİ var. Bu hepsinin FETÖ’cü olduğu anlamına gelmez elbette. Ama içlerinde West Point’li olup DARBEDE ÖLÜM EMRİ verenler var. 15 Temmuz’un tam kalbinde olanlar var. Elbette herkesi aynı kaba koyacak değiliz. Ama Amerikalı yetkililerin “15 Temmuz Kalkışması’nın arkasında ABD var!” diyen gazetecileri eleştirmesi biraz tuhaf bir durumdu. Önce özeleştiri getirmek zorundaydılar. Ama yapmadılar. türikey ateş topunun içinden geçerken bunun ucunun kendilerine dokunmaması mümkün değildi. KALKIŞMANIN içinde kendi adamları da vardı.”

“Bu isimlerin hepsi doğrudan FETÖ’den emir alıyor ve onun sonuna kadar bağlı demiyorum.
Diyemem. Ama ortada Amerikalılar’ın şikayet etmesine rağmen WEST POİNT gerçeği var. Başka şeyler de var ama neyse…

Bir de burada BYLOCK ile tavan yapan HÜRRİYET’İN FETÖ’ye ilgisi var! Belki bunlar da bilerek yapmıyorlardır ama hikayelerini parlattıkları kişiler IŞIK EVLERİ KÖKENLİ… Bu da tesadüf müdür bilemem…

Ben bir dostumun benimle paylaştıklarını size aktarıyorum. Yorum yapıp bir sonuca varma niyetinde değilim… Sadece anlatmak istedim. Bizden şikayet edenlerin de okumasını umarak… DURUM BU!”

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR:

Takvim gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ergün Diler’e gönderilen uzlaşma veya herhangi bir talepleri olup olmadığına yönelik yazıya belirtilen süre içinde cevap verilmemiştir.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:

Av. Cihat Tortum, “Şikayet Edenler”in hayatları boyunca Işık Evleri’nde kalmadıklarını, FETÖ ya da benzeri terör örgütü yapılarında yer almadıklarını beyan etmiştir. Terör örgütü üyeliği ve FETÖ bağlantılı başka bir nedenle “Şikayet Edenler” hakkında soruşturma veya dava açılmadığı görülmüştür. Muazzaflar, görevlerine halen devam etmektedir.

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, şikayete konu 23 Kasım 2016 tarihli “Hürriyet’in Teğmeni FETÖ’cü Çıktı: Işık Evleri’nden West Point’e” manşet-haberi ve aynı sayının 11. sayfasında yer alan “Hepsi West Point’ten” yazısı nedeniyle Takvim gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ergün Diler’e:

“Işık Evleri’nde West Point’e” başlığı atarak Şikayet Edenler’in isimlerini yayımlamak, “bir arkadaşından duyduğu” bilgilerle yazı boyunca terör örgütü (FETÖ) üyeliğiyle itham etmek ve yazıda geçen “Hepsinin geçmişinde Işık Evleri var”, “Işık Evleri’nin kıdemlisi”, “bunların hepsi Işık Evleri’nden”, “Işık Evleri kökenlidir” ifadeleri nedeniyle;

Basın Meslek İlkeleri’nin “Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez.” diyen 4. maddesi ,

“Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz.” diyen 6. maddesi,

“Suçlu olduğu yargı kararıyla belirlenmedikçe hiç kimse ‘suçlu’ ilan edilemez.” diyen 9. maddesi uyarınca “kınama” verilmesi ve

“Basın organları, yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı duyarlar.” diyen 16. maddesi uyarınca Takvim gazetesine oy birliğiyle “kınama” kararı vermiştir.

 

BKYK, İZMİR EŞREFPAŞA HASTANESİ BAŞHEKİMİ ALİ SERDAR PEDÜKCOŞKUN’UN BAŞVURUSU ÜZERİNE ŞABAN ARSLAN, HÜLYA ÜNLÜ VE CEYHAN TORLAK’A “UYARI”, SABAH GAZETESİNE KINAMA “KARARI” VERDİ

24.12.2016

 

KARAR

Ali Serdar Pedükcoşkun vekili Av. Bahadır Mete’nin şikayette bulunduğu 1 Aralık 2016 tarihli Sabah gazetesi eki Egeli Sabah’ta yayımlanan “Yoğun Bakımı Otele Çevirdi” haberi nedeniyle Bölge Yayınları Koordinatörü Şaban Arslan, Haber Müdürü Hülya Ünlü ve Muhabir Ceyhan Torlak’a oy çokluğuyla “uyarı” kararı verilmiştir. Cevap, düzelti ve tekzip hakkını hiçe sayması nedeniyle Sabah gazetesine “kınama” kararı verilmiştir.

 

REFERANS:                    2016/61

ŞİKAYET EDEN:

Ali Serdar PEDÜKCOŞKUN

ŞİKAYET EDİLEN:

Erdal ŞAFAK (Sabah gazetesi GYY)

Metin YÜKSEL (Sabah gazetesi GYY Yrd)

Kemal KÖK (Sabah gazetesi Yayın Koord.)

Şaban ARSLAN (Bölge Yayınları Koord.)

Hülya ÜNLÜ (Haber Müdürü)

Ulaş YILDIZ (Tüzel Kişi Temsilcisi)

Şefik ÇALIK (Sorumlu Müdür)

Ceyhan TORLAK (Muhabir)

 

ŞİKAYET KONUSU:

1 Aralık 2016 tarihli Sabah gazetesi, “Egeli Sabah” ekinde Ceyhan Torlak imzalı “Yoğun Bakımı Otele Çevirdi” başlıklı manşetten verilen haber hakkında İzmir Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi V. – Ali Serdar Pedükcoşkun’un Sabah gazetesi yöneticileri ve muhabiri hakkındaki şikayeti.

 

ŞİKAYETE KONU HABERDE ŞU İFADELER GEÇMEKTEDİR:

01.12.2016 “Yoğun Bakımı Otele Çevirdi” başlıklı haberde:

“Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Pedükcoşkun, bakıcısı ameliyat edilince Alzheimer hastası kayınvalidesine aylarca hastanede baktı.”

“Rahatsızlanan gelini için İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bünyesindeki Eşrefpaşa Hastanesi’ne başvuran Reyhan Şap, ‘Yoğun bakımda yer yok.” cevabını aldı. Şap, 10 kişilik yoğun bakımda boş yer olduğunu ancak başhekimin kayınvalidesinin gerekmediği halde burada tutulduğunu öğrenince, BİMER’e şikayette bulundu.”

“Şap, yoğun bakım ünitesinde Alzheimer hastasının bu kadar uzun süre kalmasının gerekmediğini herkesin bildiğini, kendilerin haksızlık yapıldığını söyledi. Hastane kayıtlarında Başhekim Serdar Pedükcoşkun’un kayınvalidesi Mübeccel Tobul’un 27 Nisan-24 Kasım arasında 19 kez yatış işlemi yapıldığı görülüyor.”

“İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Eşrefpaşa Hastanesi’nin Başhekimi Serdar Pedükcoşkun’un Alzheimer hastası kayınvalidesi Mübeccel Tobul’u (86) aylarca hastanenin yoğun bakım ünitesinde ağırladığı belirlendi.”

“Şap, yaptığı araştırmada 10 kişilik yoğun bakım ünitesinin boş olduğunu öğrenince Başbakanlık İletişim Merkezi (BİMER) şikayette bulundu. Şap, kişaket dilekçesine, ’25 Eylül 2016’da hastama yoğun bakım gereksinimi oldu. İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi’ne götürmek istedim. Ancak oradaki yoğun bakıma sadece kendi hastalarının alındığını, nöbetçi doktorun da biyokimya ya da enfeksiyon hastalıkları uzmanı olduğunu öğrendim. Burada mağduriyetim şudur. Neden hastamı belediye hastanesinin yoğun bakım ünitesine yatıramıyorum? Neden bu hastanede yoğun bakımda enfeksiyon ve biyokimya uzmanları nöbet tutuyor? İzmir halkı olraak Eşrefpaşa Hastanesi yoğun Bakım Ünitesin’nden Sağlık Bakanlığı aracılığıyla faydalanmak istiyoruz. Usulünce nöbet tutulmasını İzmir halkı olarak istiyoruz. Başbakanlık’tan ricamız hastanenin daha güzel işletilmesidir.’ diye yazdı”

“Şikayetten iki hafta sonra Eşrefpaşa Belediye Hastanesi Başhekimliği’nden Reyhan Şap arandı. Hastane yetkilileri telefonda Şap’a ‘Hastanızı ne zaman isterseniz getirin yatırlamı. Ortaya çıkan bu durumdan dolayı özür delirez. Hastanemizin kapısı size her zaman açık.’ dedi. Hastane yetkilileri ayrıca Şap’tan özür ziyaretine gidebilmek için adresini istedi. Ancak Şap adresini vermedi. Konu ile ilgili Egeli Sabah’a konuşan Şap, ‘Bize haksızlık yapıldı. Hastamı boş yer olmasına rağmen yatırmadılar. Daha sonra Hastane Başhekimi Serdar Pedükcoşkun’un Alzheimer hastası kayınvalidesi Mübeccel Tobul’u hastanenin yoğun bakım ünitesine yatırdığını öğrendim. Bakıcısı ameliyet oludğu için kayınvalidesini hastaneye almışlar. Alzheimer hastalarının yoğun bakım ünitesinde bakılmasına gerek olmadığını herkes biliyor. Normal serviste yatabilirler. Bahekim yoğun bakımı kayınvalidesi için otel gibi kullanmış. Hastanede CHP’lilerin yakınlarına kolaylık sağlanıyor. Sıradan vatandaşa haksızlık yapılıyor.’ dedi.”

“Şap, hijyen endişesiyle zamn zaman başka hiçbir hastanın da yoğun bakım ünitesinde alınmadığını öğrendiğini söyledi.”

“Egeli Sabah’ın yaptığı araştırmada. Hastane Başhekimi Pedükcoşkun’un kayınvalidesinin 27 Nisan 2016 kasım ayır ortalarına kadar hastaneye 19 kez yatışının yapıldığı görüldü. Bu sürecin büyük bir kısmının yoğun bakım ünitesinde geçtiği öğrenildi.”

 

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR:

Sabah gazetesi yetkilileri: Erdal Şafak (Genel Yayın Yönetmeni), Metin Yüksel (Genel Yayın Yön. Yrd.), Kemal Kök (Yayın Koordinatörü), Şaban Arslan (Bölge Yayınları Koordinatörü), Hülya Ünlü (Haber Müdürü), Ulaş Yıldız (Tüzel Kişi Temsilcisi), Şefik Çalık (Sorumlu Müdür) ve Ceyhan Torlak’a (Muhabir) gönderilen uzlaşma veya herhangi bir talepleri olup olmadığına yönelik yazıya belirtilen süre içinde cevap verilmemiştir.

 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:

Şikayetçi tarafından Basın Konseyi’ne sunulan belgeler doğrultusunda. Habere kaynak gösterilen Reyhan Şap adlı hasta yakınının “Yoğun bakımda yer yok” cevabı aldığını iddia ettiği başvuruya hastane kayıtlarında rastlanamamıştır. Aynı şekilde bu isimle BİMER’e Reyhan Şap ismiyle yapılmış herhangi bir başvuruya rastlanmamıştır.

Habere konu, başhekimin kayınvalidesi olan hastanın adının ve yaşının yanlış verildiği anlaşılmıştır. Tanısı konmuş, sabit hastalık kayıtları, Basın Konseyi’ne yapılan başvuruya eklenmiştir. Ayrıca, hastanın, haberde geçirildiği gibi 19 kez değil, raporlu ve kayıtlı olarak 6 kez hastaneye yatırıldığına dair hastane kayıtları sunulmuştur.

Şikayet dilekçesinde, haberde geçtiği gibi, hastanın bakıcısı olmadığı ifade edilmiş, hastaya kızlarının baktığına yer verilmiştir.

Haberde, Eşrefpaşa Hastanesi yoğun bakım ünitesinde 10 yatak olduğu yazılmışken, aslında 4 yatak bulunmaktadır.

Haberde, yoğun bakım ünitesine zaman zaman “hijyen nedeniyle” başka hasta kabul edilmediği yazılmıştır, ancak şikayet sahibinin sunduğu yoğun bakım hasta yatış kayıtları, bu iddianın aksini söylemektedir.

Hastanın kişisel bilgileri habere konu edilmiştir. Özel hayatının gizliliği ve kişisel haklarının yok sayıldığı görülmektedir.

“CHP’li yakınlarına kolaylık sağlanması” gibi iddialara, ispatları sunulmadan haberde yer verilerek hastane ve başhekimin adı karalanmaya çalışılmıştır.

Sabah gazetesi, Noter’den gönderilen tekzip talebine kayıtsız kalmış, geçen yasal süre içinde tekzip metnini yayımlamamıştır.

Şikayete konu manşet 1 Aralık 2016 tarihli “Yoğun Bakımı Otele Çevirdi” başlıklı haber nedeniyle Şaban Arslan, Hülya Ünlü ve Ceyhan Torlak’a

Basın Meslek İlkeleri’nin “Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” diyen 4. maddesi ,

“Soruşturulması gezetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz.” diyen 6. maddesi uyarınca oy çokluğuyla “uyarı” kararı verilmiştir.

“Basın organları, yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı duyarlar.” diyen 16. maddesi uyarınca Sabah gazetesine “kınama” kararı verilmiştir.

 

BASIN KONSEYİ YÜKSEK KURULU, SARAY BELEDİYE BAŞKANI NAZMİ ÇOBANI’IN ŞİKAYETİNİ DEĞERLENDİRDİ. SARAY GÖZLEM GAZETESİ YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ MEHMET TOKTA VE KÖŞE YAZARI CEVDET AKTAŞ’A “KINAMA” KARARI VERDİ.

 

REFERANS: 2016/62

ŞİKAYET EDEN:          Nazmi ÇOBAN

ŞİKAYET EDİLEN:       Cevdet AKTAŞ (köşe yazarı)

Mehmet TOKTA (Saray Gözlem Gazetesi Yazı İşleri Müdürü)

 

ŞİKAYET KONUSU:

Saray Belediye Başkanı Nazmi Çoban, Saray Gözlem gazetesinde Cevdet Aktaş imzalı, 1.Kasım.2016 tarihli “Atatürk İle Aldatmak” ve 4. Kasım.2016 tarihli “Sap Gibi Durmak” başlıklı köşe yazıları hakkında şikayet başvurusunda bulunmuştur.

 

ŞİKAYETE KONU KÖŞE YAZILARINDA ŞU İFADELER GEÇMEKTEDİR:

01.11.2016 “Atatürk İle Aldatmak”:

“Başkan taslağı… Hey gafil… Kendine gel. Haddini bil. Sen Atatürkçü müsün? Senin Atatürkçü’lüğüne şeytan bile şaşar. Bu kadar sahtekarlık olmaz. Dinimizde gerçekten 30-33 tane peygamberimizin hadisi şerifi vardır. En gerçeği 17 tane olduğudur. Ama ne yazık ki muaviye Müslümanları, bunları milyonlara çıkardılar. O zamanlar senin gibi ağzı laf yapanlara para ile milyonlarca hadisi şerif uydurttular.”

 

“Be hey gafil… Sen Başkan olduğunu mu sanıyorsun. Git şuradan, sen başkan olmadın. Yalnız başkancılık oynuyorsun. Hani laf aramızda yabancı da değilsin, eşin olmasa o belediyeye girip ayakta duramaycaktın. 3 ay mı desem, 6 ay mı desem, yoksa bir sene mi desem, yok sa hala mı belediyeye seni eşin götürdü ve götürüyor.

Sen eğitimini aldığın öğretmenliği yapamadın. (yapmadın) Ama maaşlarını 13 yıldır tıkır tıkır aldın. Çıtır çıtır yedin. Oysa devlet sana gel senden öğretmen yapayım demedi. Sen gittin beni öğretmen yap dedin. Öğretmenliğini ‘ben inanmadığım devlete hizmet etmem’ dedin. (Bunlar devletin kayıtlarında saklı) yapmadın. Yapma Allah aşkına, daha fazlası bu millete hakaret. Senin nasıl bir insan olduğunu herkes çok iyi biliyor. Sen yalnızca rol yapıyorsun. (oynuyorsun) Bu çok iyi görülüyor, biz seyirciyiz. Gözümüzden kaçmaz.”

“Ne kadar da iyi biliyorsun, reklamsız senden hiçbir şey olmayacağını çok iyi biliyorsun. (…) Hele bir tanesi başkanlığının (taslaklığının) ilk günlerinden beri yerinde durmaktadır. Oysa bunların dakikası dakikasına vergilendirilmesi söz konusu. inanmıyorsan Yargıtay içtihatları ile Ak Parti Tekirdağ Eski elediye Başkanı Ahmet Aygün bunları saniyesi saniyesine ödedi, araştırabilirsin.”

Hoşça kal Gafil

Bundan sonra sana tavsiyem kişisel reklamlarını yalnız babanın samanlık duvarına as! O da Göçerler Mahallesi halkı kabul ederse.”

04.11.2016 “Sap Gibi Durmak”:

“Göreceksiniz ki kendisini yüce başkan sanan, cüce başkan, Cumhuriyet Bayramı töreninde; Atatürk’ün ve halkımızın karşısında, amiri sayılan Kaymakamın yanında, herkesin esas duruş ve selamlama sırasında hülyalara dalmış, ilçemizdeki ülkemiz yönetim kadrosunun Saray birimi ile beraber ama ne yazık ki bir başıbozuk olarak yeknesaklığı ve ciddiyeti bozarak Atatürk’ü ve halkımızı selamldığını sanıyor. Olmaz olamaz böyle bir şey haddi bildirilmeli. Elli bin Saraylı adına böyle duramaz. Beni ve elli bini böyle temsil edemez.

Kendisini elinden tutup minik anasınıfı öğrencisinin okula götürülmesi gibi Belediyeye getiren sevgli iyeğenim Sabriye Hoca hanım orada da yanında olsaydı, elinden tutup ayağı ile ayağına vurup ‘Hazır ol! Kendine gel!’ diye uyarsaydı. (…) Ne yazık ki o yüce KEPİRTEPE KÖY ENSTİTÜSÜ (İlk Öğretmen Okulu) çok değerli eğitimciler yetiştirirken, belki torpil nedeniyle böyle kendini bilmezler, liyakatsız sözde öğretmenler de mezun etmiş.”

“Ne yazık ki bu kardeşimizin öğretmenlik için de liyakatı yoktu, daha önce parti başkanı oldu orada da liyakatı yoktu. Belediye Başkanlığında da liyakatı olmadığı için bocalıyor, patinaj yapıyor. (…) Alın bu adam Saray Belediye Başkanı. Görün durumu. Bundan temsil, bundan hizmet beklenir mi?”

“Özgür Yeğenime: Benim Göçerler Mahallesinde işim yok, baban reklamlarını asmak için geldiğinde çok dikkatli olsun zehirlenir. Ayrıca bizim burada da çok dolaşan o cüce başkan sağa sola çok rahatsızlık veriyor. Cüce başkan ama büyük haşere, onun için bana da biraz o ilaçlardan gönder de, sağa sola dökelim de zarar görmeyelim.”

Başvuru dosyasına ilişkin not: Şikayet başvurusunda, bu haberde kullanılan görselin saygı duruşu öncesine ait olduğu belirtilmiş, saygı duruşu sırasında çekilmiş fotoğrafın kopyası başvuruya eklenmiştir.

 

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR:

Saray Gözlem gazetesi Yazı İşleri Müdürü Mehmet Tokta’ya gönderilen uzlaşma veya herhangi bir talepleri olup olmadığına yönelik yazıya belirtilen süre içinde cevap verilmemiştir.

 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:

Şikayete konu 1 Kasım 2016 “Atatürk İle Aldatmak” ve 4 Kasım 2016 tarihli “Sap Gibi Durmak” başlıklı yazılar nedeniyle Saray Gözlem gazetesi Yazı İşleri Müdürü Mehmet Tokta ve “konuk yazar” Cevdet Aktaş’a:

 

“Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez.” diyen 4. maddesi ,

“Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz.” diyen 6. maddesi,

“Suçlu olduğu yargı kararıyla belirlenmedikçe hiç kimse ‘suçlu’ ilan edilemez.” diyen 9. maddesi uyarınca “kınama” verilmiştir.

UMUT ORAN’IN ŞİKAYETİNİ DEĞERLENDİREN BASIN KONSEYİ YÜKSEK KURULU, SABAH GAZETESİ KÖŞE YAZARI MAHMUT ÖVÜR’E “KINAMA” KARARI ALMIŞTIR

 

REFERANS: 2016/59

ŞİKAYET EDEN: Umut Oran

ŞİKAYET EDİLEN: MAHMUT ÖVÜR (Sabah gazetesi)

ŞİKAYET KONUSU:

Şikayet başvurusunda bulunan Umut Oran, şikayete konu yazılarla Mahmut Övür’ün hedef saptırarak Gülen Cemaati’yle aslında kendisinin kurduğu ilişkiyi gizlemeye çalıştığını ileri sürmektedir. Umut Oran, şikayet başvurusunda hayatı boyunca Pensilvanya’ya gitmediğini, yazılarda adı geçen CHP’lilerin bu iddiayı yalanlamış olduğunu, bunu bir cevap yazısıyla Mahmut Övür’e ulaştırdıklarını ancak yazının yayımlanmadığını belirtmiştir. Umut Oran, Mahmut Övür’ün yazılarında adı geçen AK Parti milletvekillerinin iddiaları yalanladığını dile getirmiştir. Osman Kaptan’ın Halk TV’de katıldığı ve bu iddiayı doğrulamadığı programın deşifresi şikayet başvurusuna eklenmiştir.

 

ŞİKAYETE KONU HABERLEERDE ŞU İFADELER GEÇMEKTEDİR:

08.09.2016 “Pensilvanya’da 4 CHP’li”

” (…) yıllarca F Tipi diye propaganda yapacaksın (…) Ergenekon, Balyoz Davaları’nda kumpas kurduklarını söyleyeceksin, dahası bununla da kalmayacak binlerce insanı dinlediklerini, bazı siyasi aktörleri komplo kasetleriyle devre dışı bıraktıklarını bile bile onlarla paralel ittifak yapacaksın.

Acaba CHP ve diğer partilerin bu kirli yapıyla ilişkilerini kim, nasıl kurdu?

Bu konuda somut bilgi yok ve FETÖ soruşturmalarından bir sonuç çıkıp çıkmayacağını önümüzdeki günlerde göreceğiz.

CHP’den gidenler var mı, gittilerse neden gittiler?

Washington’a resmi bir gezi için giden eski bir AK Parti milletvekili gitmişken Pensilvanya’ya da uğruyor. Çiftliğin kapısından girdikten sonra hiç beklemediği bir sürprizle karşılaşıyor. FETÖ lideri Gülen, bina kapısında birilerini yolcu ediyor.

Yaklaştıkça yüzler netleşiyor: CHP’li Umut Oran, Gürsel Tekin, Erdoğan Toprak ve Sabahat Akkiraz.

Eski bir AK parti milletvekili de bu ‘Kare As’ın fotoğrafları da var’ diyor.”

10.09.2016 “Cevap Veriyorum”

“Yaptığım şey çok tartışmalı ve çok konuşulan bir iddiayı sadece açığa çıkarmak oldu.

Bu iddia da durduk yere ortaya çıkmış değil. Derin bir arka planı var ve geçmişi Baykal’ın kasetine uzanıyor.

Gürsel Tekin ve Umut Oran’a gelince, yalan iddialar konusunda liderlerini aratmıyorlar. Siyasi tarihimizin belki de en çirkin yalanlarından birinin altında Oran imzası vardı. Ne diyordu 2014’teki yerel seçimlerden önce: ‘Başbakan Erdoğan 25 Şubat’ta ülkeden kaçacak’. Sonra ne oldu? Yerel seçimleri de, cumhurbaşkanlığı seçimini de Erdoğan kazandı. Umut Oran ise FETÖ’den aldığı yalan bilgilerle baş başa kaldı ve CHP’lilerden aday olacak imza bile bulamadı.

Oran, Tekin ve Erdoğan Toprak siyaseten bitmiş durumdalar. Parti tabanları bile oy vermedi bunlara. Doğrusu bitik siyasetçileri gündeme taşıdığım için de üzülüyorum.”

20.09.2016 “4 CHP’liyi Gören Milletvekili”:

“4 CHP’liyle ilgili iddia bir süredir siyaset kulislerinde konuşuluyordu. Özeti şu: Meclis Tarım Komisyonu üyeleri Washington’a bir gezi düzenler. O geziye katılanlardan AK Parti Bayburt Milletvekili Bünyamin Özbek bir günlüğüne Pensilvanya’ya gider ve döner. Dönüşünde Komisyon Başkanı AK Partili İbrahim Yiğit ve Osman Kaptan’a Pensilvanya’da 4 CHP’liyi gördüğünü söyler ve isimlerini de verir. ikisi de ‘Bu mümkün değil’ derler ama Özbek onları gördüğünü emin biçimde anlatır.

Eski milletvekili Bünyamin Özbek’i aradım. Çok rahatsız oldu ve söylenenleri kabul etmedi. Bunun üzerine yaptığım araştırmalarda, Özbek’in ağabeyi ve kardeşinin FETÖ’ye çok yakın olduklarını ve bunun açığa çıkmasından korktuğu için konuşmayacağını öğrendim.

Tam bu araştırmayı sürdürürken, CHP çevresinden benzer bir bilgi geldi. Komisyonun CHP’li üyesi Osman Kaptan da aynı isimleri siyaset çevresine anlatıyormuş. Bunu da bana CHP’nin eski PM üyesi Korkmaz Karaca aktardı. ”

 

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR:

Mahmut Övür adına Sabah gazetesine gönderilen uzlaşma veya herhangi bir talepleri olup olmadığına yönelik yazıya belirtilen süre içinde cevap gelmedi. Aynı yazı daha sonra e-posta yoluyla Mahmut Övür’e ulaştırıldı ancak toplantı saatine kadar herhangi bir yanıt ulaştırılmadı.

 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:

Şikayete konu yazıları nedeniyle Sabah gazetesi köşe yazarı Mahmut Övür’e, Basın Meslek İlkeleri’nin “Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” diyen 4. maddesi , “Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz.” diyen 6., “Yasaların suç saydığı eylemler, gerçek olduğuna inandırıcı makul nedenler bulunmadıkça kimseye atfedilemez” diyen 10. maddesi ve “Basın organları, yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı duyarlar.” diyen 16. maddesi uyarınca “kınama”  verilmesi kararı alınmıştır.

Prof. HAYRİ COŞKUN’UN ŞİKAYETİNİ DEĞERLENDİREN BASIN KONSEYİ YÜKSEK KURULU, BOLUHAVADİS.NET YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ MEHMET DEMİRCİ’Yİ “KINAMA” KARARI ALDI.

 

REFERANS: 2016/60

ŞİKAYET EDEN: Prof. Hayri Coşkun

ŞİKAYET EDİLEN: Mehmet Demirci (www.boluhavadis.net)

ŞİKAYET KONUSU:

Bolu İzzet Baysal Üniversitesi Rektörü Prof. Hayri Coşkun, www.boluhavadis.net haber sitesinde “15 Temmuz’u Sergilediler” ve “Ekonomi Zirvesi” başlıklı haberlerde yer alan fotoğraflarda yüzünün kapatılmış olmasının “eleştiri sınırlarını aşan, küçültücü ve hakaret niteliği yayın” olarak değerlendirmiş, Basın Konseyi’ne şikayette bulunmuştur.

 

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR:

www.boluhavadis.net Yazı İşleri Müdürü Mehmet Demirci, uzlaşma isteyip istemediği konusundaki yazımıza, savunma gereği duymadığı, bu uygulamanın “gazetenin yayın politikası gereği” yapıldığı cevabını vermiştir.

 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:

Şikayete konu haberler nedeniyle boluhavadis.net Yazı İşleri Müdürü Mehmet Demirci’ye,

Basın Meslek İlkeleri’nin

“Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez.” diyen 4. maddesi ,

 

“Suçlu olduğu yargı kararıyla belirlenmedikçe hiç kimse ‘suçlu’ ilan edilemez.” diyen 9. maddesi uyarınca “kınama” kararı verilmiştir.

BKYK, Fırat Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Muhammed Sait Berilgen’in başvurusu üzerine iki gazeteciye twitleri nedeniyle ‘uyarı’ kararı verdi.

Fırat Üniversitesi Başhekimi Muhammed Sait Berilgen, vekili Avukat Vedat Pehlivan, Avukat Hamza Seloğlu ve Avukat Göktuğ Yeşilkaya aracılığıyla yaptığı başvuruda, Elazığ Yeni Ufuk Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Nafiz Koca ve ATV Kanalında kameraman olarak çalışan Fatih Yersiz’in sosyal medyadaki 20.7.2016 tarihli Twitlerini şikayetiyle ilgili başvurusudur.

 

KARAR

REFERANS: 2016 / 56

 

ŞİKAYET EDEN :  Fırat Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Muhammed Sait Berilgen

 

ŞİKAYET EDİLEN : Mehmet Nafiz Koca – Elazığ Ufuk Gazetesi İmtiyaz sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni. Fatih Yersiz ATV kanalı Kameramanı.

 

ŞİKAYET KONUSU : Şikayet edilen gazetecilerin darbe girişimi sonrasında Fırat Üniversitesi Başhekimi Muhammed Sait Berilgen’le ilgili twitleri. Mehmet Nafiz Koca, “Darbe gecesi PTT meydanına ilk gelenlerden olması kendini kurtarmadı. Fırat Üniversitesi Araştırma Hastanesi Başhekimi görevden alındı” diye twit atıyor.  Diğer şikayet edilen gazeteci Fatih Yersiz de “Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesinde arama yapılıyor. Başhekim gözaltına alındı” diye bir twit atıyor. Şikayet başvurusunda, şikayet edilen kişilerin gazeteci kimliklerini kötüye kullandıkları, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası attıkları twitle iftira, hakaret, halkı kin ve düşmanlığa tahrik, suç işlemeye tahrik ve teşvik ettikleri belirtiliyor. Gazeteci kimlikli olmaları nedeniyle twitlerinin yerel medya kanallarında kullanıldığı, Elazığ’da yayın yapan Kanal E TV’sinin twitteki paylaşımı hiçbir teyide gerek duymadan Başhekimin FETÖ operasyonları nedeniyle görevinden alındığı haberini yaydığını, dolayısıyla bu kişilerin basın mensubu kimliklerini kötüye kullandığı şikayet konusu.

 

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR Taraflara yollanan uzlaşma yönündeki yazıya, Başhekim Muhammed Sait Berilgen’in vekili Avukat Vedat Pehlivan, herhangi bir uzlaşma taraftarı olmadıkları yönünde cevap verdi.  Şikayet edilen Mehmet Nafiz Koca’dan herhangi bir yanıt gelmezken, Fatih Yersiz’in ise bize ulaştırılan adreste ikamet etmediği belirlendi ve kendisine gönderilen uzlaşma yazısı geri geldi.

 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Basın Konseyi, ilk kez gazeteci kimliğini taşımakta olan kişilerin kendi sosyal medya hesaplarındaki bir paylaşımı nedeniyle şikayet müracaatıyla karşılaşmıştır.

 

Yüksek Kurul tarafından ele alınan ilk mesele, ‘gazeteci’ sıfatına sahip kişilerin sosyal medya platformları üzerinden yaptıkları paylaşımların Basın Meslek İlkeleri açısından bir denetime tâbi tutulup tutulamayacağıdır.

 

İlk bakışta, gazetecilerin de mesleki yaşantıları dışında özel hayata sahip oldukları ve internetteki sosyal platformlar üzerinden ve kişisel hesaplarından yaptıkları paylaşımların “mesleki faaliyet” kapsamında olmadığı düşünülebilir.

 

Ne var ki, mesleki etik kurallarına uyma gereğinin söz konusu olup olmaması bakımından önemli olan, “içeriği paylaşan kişinin sıfatı” ve “içeriğin niteliği”dir. Bu bakımdan, şikayet edilen kişi “gazeteci” ise, paylaşımın hangi mecrada yapıldığı belirleyici olamaz. Eğer gazeteci sıfatına sahip bir kimse, haber niteliğini taşıyan bir paylaşım yapıyorsa, bunu hangi mecrada ve ne şekilde paylaşırsa paylaşsın, basın meslek ilkelerine tâbi olmalıdır. Bu görüşü destekleyen birkaç argüman düşünülebilir:

 

  • Bir kere, şikayet konusu twiti okuyanlar, bu kişilerin gazeteci kimliklerini bildikleri için birinci dereceden ‘haberi elde etme’ olanağına sahip olduklarını dikkate almaktadır. Gazetecileri takip edenlerin algısı bu şekildedir. Gazetecilerin paylaşımlarını, basit bir paylaşım değil ‘haber niteliği taşıyan, ilk elden gelen bilgi’ olarak algılamaktadır. Bu nedenle gazeteci kimliği taşıyanların takipçilerinin sayısının oldukça fazla olduğu görülmektedir.
  • Eğer sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlar kategorik olarak meslek ilkeleri kapsamı dışında tutulursa; gazeteciler için iki ayrı mecranın varlığı kabul edilmiş olunur. Biri, basın meslek ilkelerine uygun olarak haber yapılabilen geleneksel medya, diğeri, bu ilkelere riayet etmeksizin hareket edilebilen (örneğin, gerçekliğini doğrulamaksızın haber paylaşabileceği veya hakaret sınırlarını aşarak görüş beyan edebileceği) sosyal medya. Böyle bir ikili rejimin Basın Konseyi’nin varlık amacı ile bağdaşmayacağı açıktır.
  • Öte yandan, gazeteci ve avukat gibi kamusal görev ifa eden kimselerin özel hayatları esnasında bile, mesleki faaliyetle bağlantılı birtakım davranışlarda bulunurken mesleki etik kurallarına riayet etmeleri beklenir.
  • Dikkat edilirse, Basın Meslek İlkelerine tâbi olacak paylaşımlar, gazeteci sıfatını haiz kimselerin tüm sosyal medya paylaşımları değil; sadece, mahiyeti ve içeriği itibariyle gazetecilik faaliyeti olarak değerlendirilebilecek paylaşımlarıdır.

 

Şikayet konusu twitlere bakılacak olunursa, bunların sahibi olduğu tespit edilen Mehmet Nafiz Koca ve Fatih Yersiz gazeteci sıfatına sahiptirler. Zira, anılan şahıslardan ilki Elazığ’da faaliyet gösteren Ufuk Gazetesi’nin imtiyaz sahibi ve genel yayın yönetmenidir; ikinci şahıs ise, ulusal çapta yayın yapan ATV kanalının kameramanıdır.

 

Twitlerin içeriğine bakınca da, “haber” mahiyetinde bir paylaşım yapıldığı açıkça görülmektedir. Zira şikayetçi şahsa ilişkin olarak, M.N. Koca tarafından onun “görevden alındığı”, F. Yersiz tarafından da “gözaltına alındığı” şeklinde, somut olgu isnadları söz konusudur. Bunlar, doğruluğu araştırılması gereken iddialardır. Sosyal medya üzerinden bile olsa, bir gazetecinin, doğruluğunu araştırmadığı ve bilmediği hususları, doğruluğu sabit vakıalar gibi bildirmesi etik prensiplere aykırıdır. Oysa şikayetçi şahsın durumu hakkında herhangi bir araştırma yapılmadığı ortaya çıkmaktadır zira bu iddiaların doğruyu yansıtmadığı Basın Konseyi Genel Sekreterince tespit edilmiştir.

 

Bu nedenlerle, Basın Meslek İlkelerinin “Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” şeklindeki 4’üncü maddesinin ve “Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz” şeklindeki 6’ıncı maddesinin ‘ihlal’ edildiği sonucuna oyçokluğuyla varılmıştır. İhlalin niteliği ve ağırlığı değerlendirildiğinde, şikayet edilen her iki gazetecinin “uyarılması”na oyçokluğuyla karar verilmiştir.

BKYK, TESKİ Genel Müdürü Sn.Şafak Başa’nın, Trakya Gazetesi’nin 26.07.2016 tarihli nüshasında yer alan ve Nijat Ayvaz tarafından kaleme alınan “Yalan Söyleme Bari!” köşe yazısıyla ilgili şikayet başvurusuna ‘yersizlik’ kararı verdi.

KARAR

REFERANS: 2016 / 55

ŞİKAYET EDEN :  Dr.Şafak Başa vekili Avukat Figen Kocaağalar

 

ŞİKAYET EDİLEN : Trakya Gazetesi İmtiyaz Sahibi Naci Akyazı ve Yazı İşleri Müdürü Nijat Ayvaz.

 

ŞİKAYET KONUSU :  Tekirdağ Su ve Kanalizasyon İdaresi (TESKİ) Genel Müdürü Dr.Şafak Başa, Trakya Gazetesi’nde, Yazı İşleri Müdürlüğü yapan Nijat Ayvaz’ın, “Yalan Söyleme Bari” başlığını taşıyan köşe yazısında , “TESKİ yöneticilerinin ne ve neler karşılığında ihaleleri diledikleri kişilere nasıl peşkeş çektikleri iddialarını dile getirmeyip susalım mı?” şeklinde bir ifade kullandığını belirterek, bu ifadenin kendisinin kamuoyundaki saygınlığını zedelemeye yönelik bir itham olduğunu söylemektedir. Hiçbir somut bilgi ve belgeye dayanmaksızın tamamen gerçek dışı iddia ve itham olduğunu belirten Başa, bu yayın organının TESKİ hakkında sürekli ve sistematik olarak bu türlü yalan, yanlış ve kasıtlı haberler yapmakta olduğunu belirtmiştir. TESKİ Genel Müdürü, köşe yazısının 4,6 ve 10 nolu basın meslek ilkelerini ihlal ettiğini kaydetmiştir.

Daha çok Tekirdağ Belediye Başkanı Kadir Albayrak’ı esas alan köşe yazısının bir cümlesi, TESKİ ve yöneticilerini hedef almaktadır. TESKİ Genel Müdürü Dr. Şafak Başa’nın da şikâyet başvurusu, yukarıda tırnak içinde ifade edilen bu cümleye aittir.

 

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR :  Taraflara gönderilen ‘uzlaşma’ya yönelik yazıya, her iki taraftan da yanıt geldi. Şikayetçi taraf yazıda yer alan TESKİ ile ilgili cümlenin ‘büyük bir sorumsuzluk örneği” olduğunu belirterek, “acımasız şekilde bir dezenformasyon” içerdiğini, gazetecinin doğruluğuna emin olmadığı bir haberi gazeteye yansıttığını kaydetti. Haberin kamu yararına olmadığını belirten şikayetçi taraf, gazetenin benzeri haberleri sürekli ve sistematik olarak yapmasını gerekçe göstererek “Uzlaşma Talebimiz Bulunmamaktadır” dedi.

 

Şikayet edilen köşe yazarı ve Trakya Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Nijat Ayvaz da Basın Konseyi Genel Sekreterliği’ne gönderdiği savunma yazısında özetle şunları dile getirdi: “Bir Kamu kuruluşu olan TESKİ’yi kurulduğu günden beri çok yakından takip etmekteyim. 1994 yılından beri yazın hayatındayım. Bizzat benim ve benzeri haberlerin, ‘haksız itham’ olmaktan öte, İçişleri Bakanlığı tarafından başlatılan ve müfettişlerce, savcılıkça incelemeye alınan birçok yolsuzluk ve usulsüzlüklerin soruşturmalarına neden olmuştur ve devam etmektedir. Kuruma ve kendilerine yönelik iddiaları ‘basın açıklaması’ ve ‘tekzip’ ile cevaplandırmaya çalıştılar ve hiçbir zaman basın toplantısı düzenlemediler. Sorulardan kaçındılar. Yönettikleri kurum bir kamu kurumudur ve hesap verecekleri merci halktır”.

 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ :

Basının haber verme, eleştiri yapma, soru sorma, yorumda bulunma ve uyarı yapma görevi bulunmaktadır. Belirli sınırlar içinde kalmak koşuluyla bu tür haberlerde hukuka aykırılık yoktur.

 

Devlet yönetiminde önemli görevler üstlenmiş olan kişilerin bu görevin koşullarına ve bu görevin gerektirdiği güvene sahip olup olmadıklarını toplumun bilme hakkı vardır. Hatta yaptıkları görevleri en ince detayına kadar kamuoyu öğrenmek, bilmek ister.

 

Kişinin üstlendiği görevin, toplumdaki önemine göre yapılan eleştirilerin sayısı çoğalacağı gibi gerektiğinde içeriği de çok sert olabilir. Çünkü basın, kamu adına eleştiri yapmaktadır. Siyasi kişileri, yöneticileri, genel müdürleri eleştirmek ve onlarla ilgili sürekli haber yapmak basın için bir hak değil, ayrıca bir görevdir.

 

Basın Konseyi’ne yapılan şikâyet başvurusu, Trakya Gazetesi’nin Yazı İşleri Müdürlüğü’nü de yapmakta olan Nijat Ayvaz’ın bir köşe yazısı içindir. TESKİ Genel Müdürü’nün şikâyeti, bu yazıda yer alan “TESKİ yöneticilerinin ne ve neler karşılığında ihaleleri diledikleri kişilere nasıl peşkeş çektikleri iddialarını dile getirmeyip susalım mı?”  cümlesidir. Burada gazeteci ‘iddialardan’ söz etmiştir.

 

TESKİ’deki bazı usulsüzlük ve yolsuzluk ‘iddiaları’ ile ilgili müfettiş soruşturmalarının olması ve Savcılığın bununla ilgili soruşturma başlatmış olması, gazetecinin bunları ‘iddia’ olarak dile getirmesiyle uyumludur ve basın meslek ilkeleri ile çelişmez.

 

Bütün bu unsurlar göz önüne alındığında Basın Konseyi Yüksek Kurulu,  söz konusu gazeteye yapılan şikâyet başvurusuna ‘oy çokluğu’ ile  ‘Yersizlik’ kararı vermiştir.

 

 

BASIN KONSEYİ YÜKSEK KURULU, KIRŞEHİR EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ ŞUBE MÜDÜRÜ YUNUS SOYASLAN’IN www.hurriyet.com.tr, www.haberler.com ve www.yenicaggazetesi.com.tr’YE YÖNELİK ŞİKAYET BAŞVURUSUNA ‘YERSİZLİK’ KARARI VERDİ

5 Ağustos 2016

 

Kırşehir Emniyet Müdürlüğü’nde Şube Müdürü olarak görev yapmakta olan Yunus Soyaslan’ın şikayet başvurusu, 14 Mayıs 2016 tarihinde, www.hurriyet.com.tr , www.haberler.com ve www.yenicaggazetesi.com.tr internet sitelerinde yayımlanan “462 müdür ve amirin rütbeleri söküldü” başlığını taşıyan haberlerle ilgilidir.

 

 

 

KARAR

 

 

REFERANS: 2016 / 53

 

ŞİKAYET EDEN: Kırşehir Emniyet Müdürlüğü’nde Şube Müdürü olarak görev yapan Yunus Soyaslan.

 

ŞİKAYET EDİLEN: Hürriyet.com.tr adına Sedat Ergin, Haberler.com.tr adına Duygu Göktaş, Yeniçağ gazetesi adına Batuhan Çolak.

 

ŞİKAYET KONUSU: Şikayet başvurusunda bulunan Yunus Soyaslan, haberlerde sözü edilen 462 emniyet mensuplarından biri olduğunu belirtiyor. Şikayetçi, haberlerde, “Tenzil-i rütbe uygulanan emniyet amir ve müdürlerin 2013 yılından sonra Emniyet Genel Müdürlüğü içerisinde başlatılan paralel yapı soruşturmalarında adı geçenler olduğu” yönünde ibare bulunduğunu belirtiyor. Soyaslan haberlerde toptancı anlayışla tüm tenzil-i rütbeye uğrayan personelin kamuoyunda bilinen bir grupla ilişkilendirilmeye çalışıldığını, paralel yapı soruşturmalarında adı geçenlerden biri olmadığını, hakkında herhangi bir soruşturma bulunmadığını kaydediyor. Bu nedenle yapılan haberlerin birçok basın meslek ilkelerine aykırı olduğunu söylüyor.

 

Söz konusu haber şöyle:

 

462 müdür ve amirin rütbeleri söküldü

 

Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Değerlendirme Kurulu, 2013, 2014 ve 2015 yıllarında dava sonucu terfi alan ya da halen davası devam eden 628 müdür ve amirin durumunu karara bağladı.

 

Kurul, 121 üçüncü sınıf emniyet müdürü, 194 dördüncü sınıf emniyet müdürü, 147 emniyet amiri olmak üzere 462 müdür ve amire tenzil-i rütbe (bir alt rütbeye) uyguladı. Birinci sınıf 2 emniyet müdürü de kadrosuzluktan emekliye sevk edildi.

 

628 KİŞİ ELE ALINDI

 

Emniyet Genel Müdürü Celalettin Lekesiz başkanlığında 13 Mayıs Cuma günü toplanan Yüksek Değerlendirme Kurulu, emniyet içerisinde başlatılan paralelsoruşturmaları nedeniyle 2013, 2014 ve 2015 yıllarında terfi ettirilmediği için dava açan rütbeli personelin durumunu görüştü. Toplantıda 206 emniyet amiri, 245 dördüncü sınıf emniyet müdürü, 177 üçüncü sınıf emniyet müdürü olmak üzere 628 rütbeli polisin durumu karara bağlandı. Dosyaları değerlendirilen 121 üçüncü sınıf emniyet müdürü, 194 dördüncü sınıf emniyet müdürü, 147 emniyet amiri olmak üzere toplam 462 personele tenzil-i rütbe uygulandı. Rütbelerinin sökülmesine karar verilen personel bir alt rütbeye indirildi. Kurulda dosyaları görüşülen 166 müdür ve amirin rütbelerinde herhangi bir değişiklik olmadı.

 

PARALEL YAPI BAĞLANTILI

 

Tenzil-i rütbe uygulanan emniyet amir ve müdürlerinin 2013 yılından sonra Emniyet Genel Müdürlüğü içerisinde başlatılan paralel yapı soruşturmalarında adı geçenler olduğu bildirildi. Yürütülen birçok paralel yapı soruşturma dosyalarında şüpheli olarak isimleri yer alan bu amir ve müdürlerin 2013, 2014 ve 2015 yıllarındaki terfi döneminde terfi ettirilmedikleri, bu nedenle söz konusu amir ve müdürlerin idari mahkemelere başvurarak dava açtıkları kaydedildi.

 

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR: Taraflara gönderilen uzlaşma ya da herhangi bir talepleri olup olmadığına yönelik yazıya, şikayet sahibi Yunus Soyaslan’dan yanıt geldi. Soyaslan kendisinden özür dilenmesi ve haberin doğru olmadığı yönünde bir düzeltme yayınlamaları halinde uzlaşacağını belirtti. Ancak haberi yayımlayan sitelerden herhangi bir cevap gelmedi.

 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:

Söz konusu haber, Doğan Haber Ajansı’nın haberidir ve adı geçen üç internet sitesi bu haberi ajanstan alarak kullanmıştır. Haberde, şikayetçi Yunus Soyaslan’ın adı, fotoğrafı veya kendisini tanımlayacak ve haberle bağdaştıracak herhangi bir ibare bulunmamaktadır. Şikâyetçinin herhangi bir hak mahrumiyeti veya kişilik haklarının zedelenmesi söz konusu değildir. Kaldı ki haber tamamıyla Emniyet Genel Müdürlüğü’nün yaptığı açıklamaya dayandırılmış ve bu açıklama dışında herhangi yorum ve ek bilgiye yer verilmemiştir. Haberde, Basın Meslek İlkeleri’ni ihlal eden bir unsura rastlanmamıştır.

 

Bu sebeple şikâyete “Yersizlik” kararı verilmesi oybirliği ile uygun görülmüştür.