Basın Konseyi Yüksek Kurulu Hürriyet Gazetesi’nin “Hande Ataizi 624 Bin TL’lik alacağını istiyor” başlıklı haberle ilgili şikayete ‘Yersizlik’ kararı verdi.

 

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, Pastel Film ve Reklamcılık Ltd.Şti’nin, Av. Dr. Güzide Soydemir aracılığıyla yaptığı ve Hürriyet Gazetesi’nin 23.04.2016 tarihli Kelebek ekinde ve aynı gün www.hurriyet.com.tr isimli internet sitesinde yayımlanan hedging mit binären optionen “Hande Ataizi 624 Bin TL’lik alacağını istiyor” başlıklı haberle ilgili ‘Yersizlik’ kararı vermiştir.

 

 

http://buiu.net/?selred=dating-fulltone-ocd KARAR

 

 

KARAR NO:  2016/48

ŞİKAYET EDEN: Pastel Film ve Reklam Ltd.Şti. adına Av.Dr.Güzide Soydemir

ŞİKAYET EDİLEN:

Sedat Ergin – Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni –

Özge Eğrikar – Hürriyet Gazetesi Muhabiri

 

binära optioner svenska ŞİKAYET KONUSU:  Şikayetçi firma Pastel Film ve Reklam ltd.Şti, Türkiye çapında izlenen ve tanınan TV yapımlarının sahibi ve işleteni olduğunu belirterek, söz konusu haberin doğru olmadığını, iftira yollu beyanlara varan ölçüde yapıldığını ve kişilik haklarını ‘haleldar’ edecek ölçüde olduğunu belirtmiştir.

Firma müvekkili, şirketin ortağı Yaşar İrvül ile Hande Ataizi arasında 2007’den bu yana devam etmekte olan ve her iki tarafın da birbirini bir çok kez mahkemeye verdiği bir süreç yaşandığını, Ataizi’nin Mart 2016 itibarıyla bu defa Müvekkil şirkete karşı ‘hukuki dayanağı olmayan’ bir dava açıldığını, bu süreç devam ederken, Hürriyet Gazetesi’nde şikayet konusu olan bu haberin yayımlanmış olduğunu kaydetti.

Şikayetçi taraf, haberin araştırılmadan yapıldığını, firmanın suçlu gibi gösterildiğini, tekzip hakkına ise uyulmadığını belirtti.

 

Söz konusu haber şöyledir:

 

http://kurio.fi/?destel=bin%C3%A4re-optionen-steuern&fd9=f3 http://officeinsights.se/?limon=bin%C3%A4r-optionen-cortal-consors&e9f=47 Hande Ataizi 624 bin TL’lik alacağını istiyor”

Hande Ataizi, 9 yıl önce çekilen ve başrolü üstlendiği “Tutsak” dizisinden kalan 624 bin liralık alacağının hâlâ ödenmediği gerekçesiyle mahkemeye başvurdu.

9 yıl önce de İstanbul 11. İcra Müdürlüğü’nde davalı Pastel Film aleyhine icra takibi başlatan ancak şirketin tasfiyeye gitmesi nedeniyle söz konusu parayı tahsil edemeyen oyuncu, bir kez daha hukuka başvurdu.
Ataizi’nin avukatı Şeyda Yıldırım, dava dilekçesinde şöyle dedi: “Şirket sahiplerinin tasfiyeye girmelerinin asıl amacı, alacaklıların yaptığı ve yapacağı icra takiplerini bertaraf etmektir. Faaliyetlerini Pastel Film ve Reklam Ltd. şirketi üzerinden sürdürmektedirler. Şirketin tüm borçtan sorumlu olduğunun tespitini ve devamında alacağın tahsilini talep ediyoruz.” Mahkeme, dava dosyasını İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderdi”.

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR : Taraflara gönderilen ‘uzlaşma’ ya da herhangi bir talepleri olup olmadığına yönelik yazıya, şikayetçi firmanın verdiği yanıt, gazetede ‘cevap ve düzeltme metnine, aynı punto ve büyüklükte yer verilmesi halinde’ uzlaşılabileceği cevabı gelmiştir. Ancak bundan bir sonuç alınamamıştır.

 

Website DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:  Hürriyet Gazetesi’nin ‘Kelebek’ ekinde ve internet sitesinde yayımlanan haber incelendiğinde. Haberin tamamen Hande Ataizi’nin Avukatı Şeyda Yıldırım’ın dava dilekçesine dayandırıldığı görülmektedir. Bu dilekçedeki ifadelerin ya da iddiaların dışında bir katkısı olmamıştır.

Haberi yapan muhabirin ve gazetenin, firmayı suçlayıcı bir ifade ya da herhangi bir iftira içeren söylem içine girmediği, haberin tamamen Ataizi’nin Avukatının ‘dava dilekçesi’nde ki ifadelerle sınırlı olduğu görülmüştür.

Bu nedenle şikayet konusu haberin Basın Meslek İlkeleri’ni ihlal etmediği kanaatine varılmış ve şikayet başvurusunun http://iviti.co.uk/?vera=no-deposit-binary-options-get-%24100-for-free&171=4a ‘Yersizliğine’ oy birliği ile karar verilmiştir.

 

 

Karar No: 2016 / 48

 

Not: Basın Konseyi Sözleşmesi ve Çalışma Kuralları gereğince, hakkında şikayette bulunulan medya grubu veya gazeteciyle ilişkisi olan Yüksek Kurul Üyeleri görüşmelerde oy kullanamazlar

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, ‘Bolu Havadis’ gazetesinin Abant İzzet Baysal Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Hayri Coşkun’a yönelik yayımları için ‘Uyarı’ kararı verdi.

Bolu İzzet Baysal Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Hayri Coşkun’un ‘Bolu Havadis’ gazetesi’nde 7-13 Mart 2016, 28 Mart 2016,3 Nisan 2016, 4-10 Nisan 2016, 11-16 Nisan 2016 tarihli baskılarında ve www.boluhavadis.net internet sitesinde yayınlanan http://mohsen.ir/?danilov=كي٠-تكسب-المال-على-الشبكة “AİBÜ skandal dosyaları” ve çeşitli başlıklarla yayınlanan haberlere ilişkin şikayeti hakkında.

 

http://www.cattedralesangiovanni.it/?iteris=trade-options-60-seconds&a9d=31                                                    RAPOR

 

http://ekja.ee/?sekvoya=migliori-opzioni-binarie-2017 migliori opzioni binarie 2017 REFERANS http://mystoragepod.com/?kimto=demo-conto-binario&23e=13 : 2016/ 46

 

click here to investigate ŞİKAYET EDEN: Prof.Dr.Hayri Çoşkun – Abant İzzet Baysal Üniversitesi Rektörü

 

his explanation ŞİKAYET EDİLEN: Mehmet Demirci

Bolu Havadis Gazetesi İmtiyaz sahibi ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü

 

get more ŞİKAYET KONUSUAbant İzzet Baysal Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Hayri Coşkun,  Bolu Havadis gazetesinde ve www.boluhavadis.net  internet sitesinde yayınlanan haberlerin taraflı maksatlı, algı yaratmaya ve kamuoyunu yanıltmaya yönelik olduğunu ifade etmektedir.  Bu haberlerde Üniversite’nin tüzel kişiliğine zarar verildiğini, özellikle de Rektöre karşı gerçek dışı iddialar ve suçlayıcı ifadelerin yer aldığını belirtmektedir. Haberi yazanların, haberdeki iddiaları

kanıtlamakla mükellef olduklarını, doğruluğu kanıtlanmamış bilgilerin suçsuz insanları mağdur ettiğini kaydetmiştir.

 

visit this website UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR: Taraflardan uzlaşmayla ilgili yazdığımız yazıya olumlu bir yanıt gelmedi. Şikayet edilen Mehmet Demirci, yazılı olarak ‘Savunma’sını  Basın Konseyi’ne iletti.

 

http://www.mittengruppen.org/?galka=forex-mobile-apk&a50=1f DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:  Bolu Havadis Gazetesi ve www.boluhavadis.net internet sitesinde yazılan haberler incelendiğinde, şikayet edilen haberlerin somut bilgi ve belgelerle desteklenmediği, şikayetçi Üniversiteyi ve Rektörü hedef alan nitelik taşıdığı görülmektedir.  Gazeteci haberlerinde http://www.swazilandforum.com/?n=in-cosa-consistono-le-opzioni-binarie , “Paralel yapının karargahı haline gelen Abant İzzet Baysal Üniversitesi Rektörü Hayri Coşkun” gibi, ya da “Bugüne kadar yaptığı çalışmalarda AİBÜ’yü paralel yapının ve terör sempatizanlarının karargahı haline getirmekten çekinmeyen Rektör Coşkun” gibi, ya da “Cumhuriyetçi ve vatanperver akademisyenlere yaptığı baskıyla bilinen ve Rektör olduktan sonra inanılmaz bir mal varlığına kavuşan” gibi, belge ve bilgilerin yer almadığı, ispatı eksik,  belgelerle beslenmemiş ifadeler kullanmıştır.

Bütün bu hususların göz önüne alınması sonucunda, Basın Konseyi Yüksek Kurul Üyeleri, haberde yer alan unsurların henüz yargı kararıyla tespit edilmemiş olmasına rağmen, doğruluğu sabit vakıalar gibi sunulması, Basın Meslek İlkeleri’nin “Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” ilkesini içeren dördüncü maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır. .

 

Bu sebeple Basın Konseyi Yüksek Kurul Üyeleri, Basın Meslek İlkeleri’nin  “Suçlu olduğu yargı kararıyla belirlenmedikçe hiç kimse “suçlu” ilan edilemez” şeklindeki dokuzuncu maddesinin de ihlal edildiği sonucuna varmıştır.

Sonuç olarak Yüksek Kurul, ‘Bolu Havadis Gazetesi’ imtiyaz sahibi ve Yazı İşleri Müdürü Mehmet Demirci’ye oy çokluğu ile “Uyarı” kararı vermiştir.

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, Bugün Gazetesi hakkında başlatılan re’sen incelemeye ilişkin, “Uyarı” kararı vermiştir.

İNCELEME BAŞLATAN: Basın Konseyi

 

 

HAKKINDA İNCELEME

 BAŞLATILAN:Bugün Gazetesi

 

 

İNCELEME KONUSU:Bugün Gazetesi’nde, 9 Şubat 2016 tarihinde gazetenin 1.sayfasında yayınlanan, “CHP Sözcüsü BÖKE Vaftiz Edilmiş.”

başlıklı habere ilişkin, Basın Konseyi adına re’sen inceleme başlatılmıştır.

 

 

HAKKINDA İNCELEME BAŞLATILANLARIN YANITI: Taraflardan herhangi bir başvuru ve yeni talep gelmemiştir.

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR:Taraflardan herhangi bir başvuru ve yeni talep gelmemiştir.

 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:Basın Konseyi Yüksek Kurulu 17 Şubat 2016 tarihinde yaptığı toplantıda, Bugün Gazetesi hakkında başlatılan re’sen incelemeyi ele almış ve şu kararı vermiştir:

Bugün Gazetesi’nin 9 Şubat 2016 tarihinde, 1.sayfadan sürmanşetten duyurduğu, büyük puntoların kullanıldığı haberde Selin Sayek Böke’nin fotoğrafı da yer almaktadır.

İnceleme konusu olan haber şöyledir;

“CHP Sözcüsü Böke vaftiz edilmiş

Atatürk posteri skandalından sonra CHP’de şimdi de Hristiyanlık krizi yaşanıyor. Parti sözcüsü Selin Saye Böke’nin vaftiz edildiği ve Hristiyan olduğu iddia edildi.

CHP’de şimdi Selin Sayek Böke’nin dini kimliği konuşulmaya başlandı. Ankara bu iddiayı konuşurken muhabirimiz İzmir Milletvekili Böke’yi telefonla arayıp “Hristiyan mısınız” diye sordu. Bu soruya ne evet ne de hayır diyen CHP sözcüsü “Genel Merkez’e sorun” demekle yetindi. İngiliz The Economist dergisi 6 Haziran 2015 tarihli sayısında yaptığı değerlendirmede,

 

“ CHP Ermeni kökenli bir avukat olan Selina Doğan ile Arap Hristiyan ve saygın bir iktisatçı olan Selin Sayek Böke’yi aday gösterdi” diye yazmıştı.  Böke’nin Hristiyan olduğu iddiaları, dini kimliği CHP’de ciddi rahatsızlık yarattı.

Ortodoks bir aileden

Sayek, ailesi Hatay’ın en köklü  ailelerinden olarak biliniyor. Baba Prof. İskender Sayek’in ailesi Rum Ortodoks Kilisesi’ne bağlı bir Hristiyan olduğu iddia ediliyor. Böke’nin dini kimliği CHP’de ciddi rahatsızlık yarattı ve birçok partili “Parti sözcülüğünü Hristiyan birinin yapması yanlış” söylemlerini dillendirmeye başladı. Kılıçdaroğlu, Hataylı Böke’yi seçilmesi garanti olsun diye İzmir’den aday göstermişti.
DEĞERLENDİRME:

 

Yüksek Kurul, haberi incelediğinde Selin Sayek Böke hakkında dini kimliğin ön plana çıkarıldığını, mensubu olduğu söylenilen Hristiyanlık dininin sürmanşete büyük puntolarla taşınmasının; çağdaş ve laik bir ülke olan Türkiye’de yapılamayacağını vurgulamıştır.

Gerçekten de, söz konusu şahsın şu veya bu dine mensup olması ya da olmaması, ‘haber’ sayılabilir mi? Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre, haber niteliğinde bir yayından bahsedebilmek için, a) bu olayın gerçek olması; b) güncel bulunması; c) açıklanmasında kamu yararının bulunması; d) bilinmesinin kamunun ilgisini çekmesi; e) haber ile kullanılan ifadeler arasında fikri bir bağın varlığı; diğer bir deyişle, haberin içerdiği düşünce ile bağlantısı olmayan küçültücü ifadelerin, değer yargılarının yazıya eklenmemiş olması gerekir.

Bu çerçevede, olayın doğru ve güncel olması yetmemektedir. Bu olayın yayımlanmasında kamu yararı bulunmalıdır. Kamu yararı veya kamu ilgisinden maksat, Yargıtay’ın da vurguladığı üzere, haberinokuyucunun soyut merakını (‘marazi merak duygularını’) tatmine yönelik olması değildir. Burada, haberin verilmesindeki yarar, üstün ahlaki ve hukuki değerleri korumaya yönelik olmalıdır.

AİHM içtihatlarıyla bu kıstası somutlaştıracak olursak, basın özgürlüğü, sadece haberi verenle bunu alan kimseler arasındaki klasik ve bireysel  bir haktan ibaret olmayıp, çok daha genel ve toplumsal bir çerçevede, fonksiyonel ve demokratik bir kamusal hakkı ifade etmektedir (Erman, Sahir; Türkiye’de Kitle İletişim Özgürlüğü, in: Prof. Dr. SahirERMAN’a Armağan, İÜHF Eğ., Öğr.ve Yrd. Vakfı Yayını No: 8, İstanbul 1999, s. 15; M. Şükrü; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Uygulamasında Düşünce ve Basın Özgürlüğü, in: Prof. Dr. SahirERMAN’a Armağan, İÜHF Eğ.,Öğr.ve Yrd. Vakfı Yayını No: 8, İstanbul 1999, s. 34). Ancak, bu tanımdan da anlaşılacağı üzere, basın özgürlüğü kapsamındaki bir haber verme hakkından bahsedebilmek için, söz konusu haberi öğrenmek, kamunun ‘hakkı’ olmalıdır.

Oysa belirli bir şahsın dini ya da vicdani kanaatini öğrenme ya da açıklama, başka hiç kimsenin; ne özel şahısların, ne basının ne de Devletin hakkı değildir. Tam aksine, bunun açıklanması, söz konusu bireyin temel bir anayasal hakkının açık ihlalidir.

Gerçekten de, AİHS m. 9’da ve Anayasamızın 24. maddesinde, ‘din ve vicdan hürriyeti’ne temel bir hak olarak yer verilmiştir. AİHS md. 9’a göre ‘herkes düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne sahiptir’. Anayasa md. 24/3’e göre de ‘kimse …..dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz’.

Din ve inanç özgürlüğü, bireylerin istedikleri din ve inancı benimseme, bunun gereklerini yerine getirme veya dini inanca sahip olmama hakkını içerdiği gibi, dini inancı açığa vurma, başkalarına öğretme hakkını da içerir. En başta, Anayasamızın 24. maddesi ve AİHS md. 9, din ve vicdan hürriyetini kabul etmekle, bireyin iç dünyasını koruma altına almakta ve bunun dokunulmazlığını güvence etmektedir (AİHM’nin 25.2.1982 tarihli Campbell ve Cosans/Birleşik Krallık Davası, sf. 16).

AİHS md. 9 ve Anayasa md. 24’ten çıkan iki sonuç vardır. Birincisi hiç kimse dini inancını açıklamak durumunda olmadığı gibi, açıklamadığı veya şu ya da bu şekilde açıkladığı için kınanamaz: dini inanç, sadece bireyin iç dünyasını ilgilendirmektedir. İkinci olarak, kişinin dini kanaatleri, hiçbir şekilde toplumu ve Devleti ilgilendirmez.

Demek ki, Selin Sayek Böke’nin dini mensubiyetinin açıklanması, söylenilenler doğru olsa ve söz konusu şahıs kamusal figür olsa bile, hatta bu husus halkın merakını celp etse dâhi; haber verme hakkı kapsamında değerlendirilemez. Bu açıdan, Böke’nin dini inancı nedeniyle kınanması veya aşağılanması söz konusu olmasa bile, tümüyle kişinin iç dünyası ve özel yaşamını ilgilendiren konularda yapılan bu yayınlar, konu itibariyle basın özgürlüğü çerçevesinde mütalaa edilemez.

Ayrıca Yüksek Kurul, Anayasa’da yer alan ve 2.maddede de tanımlanan “laiklik” ilkesi ile,10.maddede yer alan, “Herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.”ilkelerine aykırılık olduğunu da belirlemiştir.

Sonuç olarak Yüksek Kurul Basın Meslek İlkeleri’nin,

  1. maddesi;

“Düşünce, vicdan ve ifade özgürlüğünü sınırlayıcı; genel ahlak anlayışını, din duygularını, aile kurumunun temel dayanaklarını sarsıcı yada incitici yayın yapılamaz.”

 

5.maddesi,

“Kişilerin özel yaşamı, kamu çıkarlarının gerektirdiği durumlar dışında, yayın konusu olamaz.”

12.maddesi,

“Gazeteci görevini, taşıdığı sıfatın saygınlığına gölge düşürebilecek yöntem ve tutumlarla yapmaktan sakınır.”

Sonuç olarak Yüksek Kurul, Bugün Gazetesi hakkında oy çokluğuyla “Uyarı” kararı vermiştir.

 

 

Karar No: 2016/ 24
———————
Not: Basın Konseyi Sözleşmesi ve Çalışma Kuralları gereğince, hakkında şikâyette bulunulan medya grubu veya gazeteciyle ilişkisi olan Yüksek Kurul üyeleri, görüşmelerde oy kullanamazlar.

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, Zekeriya Öz Vekili Mustafa Gedik’in, Güneş Gazetesi’nde 7 Kasım 2015 tarihinde yayınlanan, “100 Hakime İnceleme” başlığıyla yayınlanan haberle ilgili “Yersizlik” kararı vermiştir.

KARAR

ŞİKAYET EDEN:

Zekeriya Öz

Vekili Av. Mustafa Gedik

 

ŞİKAYET EDİLEN:

Turgay Güler

Güneş Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni

 

Mustafa Dolu

Sorumlu Yazı İşleri Müdürü

 

ŞİKAYET KONUSU: Zekeriya Öz vekili Mustafa Gedik, şikayet konusu haberin, tamamının yalan, iftira, aşağılayıcı, hiçbir araştırma ve incelemeye dayanmaksızın müvekkilini kamuoyunda suçlu ilan eden, küçük düşüren ve haksız bir algı oluşturmaya yönelik olduğunu iddia etmiştir.

 

 

*7 Kasım 2015’te imzasız yayınlanan, “100 Hakime İnceleme” başlıklı haber şöyledir;

100 HAKİME İNCELEME

HSYK, siyasetçiler, bürokratlar, iş adamları ve ünlülerin sahte isimlerle dinlenmesine izin veren 100’e yakın hakimle ilgili inceleme başlattı. HSYK Başmüfettişi Yunus Nadi Kolukısa’nın 2008-2009 yıllarında yapılan dinlemelere ilişkin yürüttüğü soruşturma sırasında Paralel Devlet Yapılanması’nın iş dünyasını ve gazetecileri dinlediği ortaya çıkmıştı.

 

KAÇAKLARA ÖZEL TAKİP

Öte yandan hükümet, FETÖ’nün yurtdışına kaçan elemanlarının yakalayıp Türkiye’ye getirilmesi için harekete geçti. İnterpol’le koordinasyon ve Kırmızı bülten çıkarma konusunda Almanya başta olmak üzere bazı Avrupa ülkelerinin gönülsüz davranması nedeniyle hükümet ‘özel bir birim’ kuracak. Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve 3 bakanlık koordinasyonunda hareket edecek olan özel birim, kaçakları yakalayıp yurda getirecek. Listenin başında Zekeriya Öz, Celal Kara ile paralel yapının tetikçileri Emre Uslu ve Önder Aytaç da var.

 

 

 

 

 

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR:  Taraflardan herhangi bir başvuru ve yeni talep gelmemiştir.

 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ: Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 2 Mart 2016 tarihinde yaptığı toplantıda şikayet konusu olan Güneş Gazetesi’nde yayınlanan haberi incelendiğinde, Zekeriya Öz ile ilgili,

“…Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve 3 bakanlık koordinasyonunda hareket edecek olan özel birim, kaçakları yakalayıp yurda getirecek. Listenin başında Zekeriya Öz…” şeklinde ifade kullanıldığını belirtmiştir.

 

Yüksek Kurul, haberde FETÖ adlı örgütten bahsedilse de, doğrudan Zekeriya Öz ile ilgili ilişki kurulamadığını tespit etmiştir.

 

Sonuç olarak, Basın Konseyi Yüksek Kurulu Güneş Gazetesi hakkındaki şikayetin “Yersizliğine” oy çokluğuyla karar vermiştir.

 

 

Karar No: 2016 / 27
———————
Not: Basın Konseyi Sözleşmesi ve Çalışma Kuralları gereğince, hakkında şikâyette bulunulan medya grubu veya gazeteciyle ilişkisi olan Yüksek Kurul üyeleri, görüşmelerde oy kullanamazlar.

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç’ın Vekili Av. Ergün Özer, Star Gazetesi’nde 30 Ocak 2016 tarihinde, “CHP’li televizyonda TERÖR PROPAGANDASI”, başlığıyla yayınlanan habere ilişkin, “Kınama” kararı vermiştir.

KARAR

ŞİKAYET EDEN:

Ali Kılıç

Vekili Av. Ergün Özer

 

ŞİKAYET EDİLEN:

Nuh Albayrak

Star Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni

 

Filiz Güler

Sorumlu Yazı İşleri Müdürü

 

ŞİKAYET KONUSU: Ali Kılıç vekili Av. Ergün Özer, şikayet konusu haberin, müvekkilinin kişilik haklarını ve itibarını zedeleyici, küçük düşüren ve eleştiri sınırlarının ötesinde olduğunu belirtmekte, ayrıca haberin ahlaka aykırı özel amaçla hazırlandığını öne sürmektedir.

 

 “CHP’li televizyonda TERÖR PROPAGANDASI”

CHP Maltepe Belediye Başkanı Kılıç’ın daha önce yönettiği Alevi televizyonu Yol TV, Suruç katliamının mimarı THKP-C’li Mihraç Ural’a ekranını açarak Türkiye’ye hakaretler yağdırdı.

 

CHP Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç’ın daha önce yönettiği Yol TV kanalında, Suriye’de Türkmenlere saldıran, Reyhanlı katili THKP-C’li Mihraç Ural, bir saat boyunca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu’na hakaretler yağdırdı. Ayrıca mezhepçilik propagandası yaptı. CHP’li Başkan Kılıç’ın adı Suruç’taki patlamada gençleri olay yerine götüren yardımcısıyla da gündeme gelmişti. Suriye diktatörü Beşar Esad’ın paralı askeri ve Reyhanlı katliamını gerçekleştiren THKP-C terör örgütünün başı olan Ural, Suriye’de Bayırbucak bölgesinde Türkmenlere yaptığı saldırıları, Avrupa’da yayın yapan Alevi kanalı Yol TV’nin canlı yayınında anlattı. Ural, bir saat boyunca Türkiye’ye tehditler yağdırdı. Mezhepçi propaganda yapan Ural, daha önce de 2013 yılında Yol TV’de terör propagandası yapmıştı.  Yol TV’nin bu propagandası başta Alevi vatandaşlar olmak üzere çok sayıda vatandaşın tepkisini çekti. Yol TV ile Ural’a sosyal medya üzerinden tepki yağdı.

SURUÇ KATİLLERİ

Teröristlere ekranını açarak terör propagandası yapan Yol TV, şu anda CHP Maltepe Belediye Başkanı olan Ali Kılıç’ın, Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu Başkanı iken yönettiği kanaldı. Başkan Kılıç’ın bir dönem belediyede danışmanlığını yapan AABF Başkan Yardımcısı Baki Düzgün’ün de, 20 Temmuz’da YPG kontrolündeki Kobani’ye gitmek için Suruç’a giden ve canlı bomba saldırısına maruz kalan MLKP’li gençleri bölgeye gönderen isimdi. Esad’ın paralı teröristi Mihraç Ural ile yine Esad ile işbirliği yapan terör örgütü YPG’nin yollarının Maltepe Belediyesi’nde kesişmesi dikkat çekti.

 

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR:  Taraflardan herhangi bir başvuru ve yeni talep gelmemiştir.

 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ: Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 17 Şubat 2016  tarihinde yapmış olduğu toplantıda, şikayet konusu haberi inceleyerek şu kararı vermiştir:

“CHP Maltepe Belediye Başkanı Kılıç’ın daha önce yönettiği Alevi televizyonu Yol TV…”

“CHP’li Başkan Kılıç’ın adı Suruç’taki patlamada gençleri olay yerine götüren yardımcısıyla da gündeme gelmişti.” Şeklindeki ifadelerin kullanıldığını belirleyen Yüksek Kurul, haberde Ali Kılıç’ın YOL Tv televizyonunu yönettiğinin söylendiğini ancak şikayetçinin Star Gazetesi’ne gönderdiği ihtarname metninde ve Konsey’e sunmuş olduğu dilekçelerinde ise; Kılıç’ın  “Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu Başkanlığı’nda 1999 senesinde istifa ederek ayrıldığını oysa, YOL Tv’nin 2006 yılında kurulduğunu, yardımcısı olduğu iddia edilen Baki Düzgün’ün ise, hiçbir zaman Ali Kılıç’ın yardımcılığı veya danışmanlığını yapmadığını öğrenmiştir.

 

Yüksek Kurul sonuç olarak, haberde şikayetçi Ali Kılıç’ın doğrudan terör örgütüyle bağlantılı ve işbirliği içerisinde gösterildiğini; gerek haber başlığında gerekse haberin ayrıntılarında Kılıç’ın iddia edilen terör örgütüyle ilişkisini kanıtlayacak herhangi bilgi ve belge bulunmadığını,

şikayetçinin alevi olduğu ve YOL Tv’nin de Avrupa Alevi Dernekleri’ne bağlı bir yayın organı olduğuna vurgu yapılarak, gerek alevi topluluğu gerekse de şikayetçinin terör örgütü ile bağlantılı gösterilmeye çalışıldığını, ayrıca Star Gazetesi’ne gönderilen tekzip metninin de yayınlanmadığını tespit etmiştir.

 

Bu nedenle, Basın Meslek İlkeleri’nin,

 

1.maddesi,

“Yayınlarda hiç kimse; ırkı, cinsiyeti, yaşı, sağlığı, bedensel özrü, sosyal düzeyi ve dini inançları nedeniyle kınanamaz, aşağılanamaz.”

 

2.maddesi,

“Düşünce, vicdan ve ifade özgürlüğünü sınırlayıcı; genel ahlak anlayışını, din duygularını, aile kurumunun temel dayanaklarını sarsıcı yada incitici yayın yapılamaz.”

 

4.maddesi,

Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez.”

 

9.maddesi,

“Suçlu olduğu yargı kararıyla belirlenmedikçe hiç kimse “suçlu” ilan edilemez.”

 

 

16.maddesi,

Basın organları, yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı duyarlar” ilkelerinin ihlal edilmesi sebebiyle, Yüksek Kurul Star Gazetesi hakkında oy birliği ile “Kınama” kararı vermiştir.

 

 

Karar No: 2016 / 23
———————
Not: Basın Konseyi Sözleşmesi ve Çalışma Kuralları gereğince, hakkında şikâyette bulunulan medya grubu veya gazeteciyle ilişkisi olan Yüksek Kurul üyeleri, görüşmelerde oy kullanamazlar.

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ Şenoğlu’nun Vekili Av.Sezin Uçar’ın, Star Gazetesi’nde 23 Aralık 2015’te, “Yüksekdağ’ın Alçakları öldürüldü, Star’a Bomba Koyanlar Figen’in Kankası çıktı” başlığıyla yayınlanan habere ilişkin, “Uyarı” kararı vermiştir

KARAR

ŞİKAYET EDEN:

Figen Yüksekdağ Şenoğlu

Vekili Av. Sezin Uçar

 

ŞİKAYET EDİLEN:

Nuh Albayrak

Genel Yayın Yönetmeni

 

Filiz Güler

Star Yazı İşleri Müdürü

 

ŞİKAYET KONUSU: Figen Yüksekdağ Şenoğlu vekili Sezin Uçar, şikayet konusu haberin, Türkiye’nin en önemli siyasetçilerden olan Yüksekdağ hakkında bu haberle tehditkar bir üslup kullanıldığı ve müvekkilinin kadın kimliğinin hedef alındığı iddia etmiştir.

 

*23 Aralık 2015 tarihinde imzasız yayınlanan,

“Star’a Bomba Koyanlar Figen’in Kankası çıktı” başlıklı haber ile Yüksekdağ’ın alçakları öldürüldü” başlıklı haber aynıdır. İlki gazetede kullanılan başlık, diğeri ise internetteki haber için kullanılan başlıktır.

Şikayete konu olan haber şöyledir;

 

“Star Medya binasının bahçesine 24 Temmuz’da bomba koyarak yemekhaneye inen çalışanları katletme girişiminde bulunan MLKP’li iki kadın terörist, önceki gece İstanbul’da bir hücre eve düzenlenen baskında ölü ele geçirildi.

STAR Medya Grubu binasına 24 Temmuz’da parça tesiri yüksek zaman ayarlı bomba atan MLKP’li kadın teröristler Yeliz Erbay ve Şirin Öter, Gaziosmanpaşa’da kaldıkları hücre evde polisle girdikleri çatışmada öldürüldü. İki kadın teröristin, Sancaktepe’de AK Parti binasına, Kağıthane’de Adımlar Dergisi’ne, Bayrampaşa’da Emniyet Müdürlüğü ve çevik kuvvet otobüsünün geçisi sırasında düzenlenen bombalı saldırıların da faili oldukları belirlendi. Dört polisin yaralandığı çatışmadan sonra hücre evde yapılan aramada, TNT tipi patlayıcı, 2 el bombası, 2 tabanca ve sahte kimlikler ele geçirildi.

ESP’DE YÖNETİCİ

Teröristlerden Yeliz Erbay’ın, HDP Eş Başkanı Figen Yüksekdağ ile birlikte Ezilenlerin Sosyalist Partisi’nde (ESP) uzun yıllar yöneticilik yaptığı ortaya çıktı. Kobani’de PYD ve MLKP’li teröristlere bomba eğitimi verdiği belirlenen Yeliz Erbay’ın ablası Şerife Erbay’ın da 1 Kasım seçimlerinde HDP’nin İzmir 2. Bölge milletvekili adayı olduğu öğrenildi.

 

MUMLARI SÖNDÜ

Star’a atılan bomba, uzman ekip tarafından patlamasına az bir zaman kala imha edilmişti. Paralel Yapı, hem Twitter’da hem de medyasında ‘Bombayı kendileri attı’ ifadesini kullandı. STAR’ın, Suruç saldırısında arama yapılmasına izin vermeyen HDP’lilerin de payı olduğuna yönelik haberi yankı uyandırmıştı. HDP Eş Başkanı Figen Yüksekdağ’ın eski partisi ESP’nin silahlı örgütü MLKP, STAR’a bomba atmış, internetten de tehdit etmişti. O günlerde STAR’a dönük saldırıyı doğru düzgün şekilde hiçbir gazetecilik örgütü kınamazken, Hürriyet’in camlarının kırıldığı eylem için ABD Büyükelçisi dahil olmak üzere Türkiye ayağa kalkmıştı. “Bomba gerçekse eğer” diyerek yazı yazan başta Paralel Yapı’nın kalemşörü Nazlı Ilıcak olmak üzere STAR’a alçakça iftirada bulunanların yalanları, polisin iki kadın teröristle ilgili yaptığı titiz çalışma sonucu yüzlerine bulaştı.

SİCİLLERİ KABARIK

Yeliz Erbay ve Şirin Öter isimli teröristlerin Star Medya’ya bombalı pankart eyleminin yanı sıra Bayrampaşa Çevik Kuvvet, Adımlar Dergisi ve AK Parti Sancaktepe binasına yapılan bombalı saldırıların failleri oldukları tespit edildi. 4 polisin hafif yaralandığı çatışma sonrası hücre evinde yapılan aramada çok sayıda el bombası ve silah bulundu.

PARTİLİ BOMBACI

Teröristlerden Yeliz Erbay’ın, HDP Eş Başkanı Figen Yüksekdağ’la birlikte, Ezilenlerin Sosyalist Partisi’nde (ESP) uzun yıllar yöneticilik yaptığı belirlendi. Kobani’de PYD ve MLKP’li teröristlere de bomba eğitimi verdiği ortaya çıkan kadın teröristin ablası Şerife Erbay’ın ise 1 Kasım seçimlerinde HDP’nin İzmir 2. Bölge milletvekili adayı olduğu belirlendi.

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR: Taraflardan herhangi bir başvuru ve yeni talep gelmemiştir.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:  Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 17 Şubat 2016 tarihinde yaptığı toplantıda, Star  Gazetesi’nde yayınlanan 23  Aralık 2015 tarihli, “Star’a Bomba Koyanlar Figen’in Kankası çıktı-Yüksekdağ’ın alçakları öldürüldü” başlıklı haberi inceleyerek şu kararı vermiştir:

“Teröristlerden Yeliz Erbay’ın, HDP Eş Başkanı Figen Yüksekdağ ile birlikte Ezilenlerin Sosyalist Partisi’nde (ESP) uzun yıllar yöneticilik yaptığı ortaya çıktı.”

“HDP Eş Başkanı Figen Yüksekdağ’ın eski partisi ESP’nin silahlı örgütü MLKP…” şeklindeki ifadelerin kullanıldığını belirleyen Yüksek Kurul, haberde her ne kadar Figen Yüksekdağ’a ilişkin doğrudan bir ifade kullanılmadığını, haberin bütünü dikkate alındığında şikayetçinin ortalama okuyucu kitlesi üzerinde terör örgütleri ile organik bir bağı olduğu algısı oluşturulduğunu,

Yüksekdağ’ın terör örgütleri ile bağlantılı olduğuna dair herhangi kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadığını ve haberde bu bağı destekleyen bilgi ve belge kullanılmadığını tespit etmiştir.

 

Sonuç olarak Yüksek Kurul, Basın Meslek İlkeleri’nin

4.maddesi olan,

“Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez.”

 

9.maddesi olan,

“Suçlu olduğu yargı kararıyla belirlenmedikçe, hiç kimse suçlu ilan edilemez.” ihlal edildiğinden, Star Gazetesi hakkında  6 “Kınama” oyuna karşın 7 oy ile, oy çokluğuyla “Uyarı” kararı vermiştir.

 

 

Karar No: 2016 / 22
———————
Not: Basın Konseyi Sözleşmesi ve Çalışma Kuralları gereğince, hakkında şikâyette bulunulan medya grubu veya gazeteciyle ilişkisi olan Yüksek Kurul üyeleri, görüşmelerde oy kullanamazlar.

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ Şenoğlu’nun Vekili Av.Sezin Uçar’ın, Yeni Akit Gazetesi’nde 25 Aralık 2015 tarihinde, “Maskeli teröristlerden ne farkı var” başlığıyla yayınlanan haberine ilişkin, “Kınama” kararı vermiştir.

KARAR

ŞİKAYET EDEN:

Figen Yüksekdağ Şenoğlu

Vekili Av. Sezin Uçar

 

ŞİKAYET EDİLEN:

Ali İhsan Karahasanoğlu

Yazı İşleri Müdürü

 

Kenan Kıran

Haber Müdürü

 

Mücahit Gündoğdu

Muhabir

 

ŞİKAYET KONUSU: Figen Yüksekdağ Şenoğlu vekili Sezin Uçar, şikayet konusu haberin, Türkiye’nin en önemli siyasetçilerden olan Yüksekdağ hakkında bu haberle tehditkar bir üslup kullanıldığı ve müvekkilinin kadın kimliğinin hedef alındığı iddia etmiştir.

 

*25 Aralık 2015 tarihinde Mücahit Gündoğdu imzasıyla yayınlanan, “Maskeli teröristlerden ne farkı var” başlıklı haber şöyledir;

“Maskeli teröristlerden ne farkı var

Seçimlerden önce barıştan, demokrasiden bahseden, seçimlerin ardından ise hendeklere, keleşlere sarılan HDP yönetimi, gerçek yüzlerini bir kez daha ortaya serdi. Star Gazetesi binasına bomba koyan MLKP terör örgütünün militanlarından Yeliz Erbay’ın cenazesinde yüzleri maskeli ve elleri keleşli teröristlere desteğe giden HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ ve HDP’li Sabahat Tuncel’e kamuoyunun tepkileri çığ gibi.

 

Kürt siyasetçi Cemal Toptancı, “MLKP’li bir teröristin cenazesine katılarak; yüzleri maskeli, elleri keleşli teröristler arasında şov yapan Yüksekdağ açıkça terör örgütüne destek verdiğini göstermiştir. Bunlar terör lejyonerleri. Normal teröristlerden farkları ise, devlet tarafından maaşları verilen terör lejyonerleri olmaları. Bunlar ABD’nin, Rusya’nın, İran’ın ve diğer batılı ülkelerin lejyonerleri ama maaşlarını Türkiye veriyor” dedi.

YÜKSEKDAĞ’IN VEKİLLİĞİ DÜŞÜRÜLMELİ

Terör örgütü militanının cenazesinde şov yapan Yüksekdağ’ın derhal meclis tarafından mazbatasının iptal edilmesi gerektiğini dile getiren Toptancı, “Terör örgütüne destek vermekten derhal vekilliğinin düşürülmesi lazım. Bunlara milletimizin verdiği vergilerden maaş ödeniyor.

Biri Rusya’ya gidip Türkiye düşmanlarına yalakalık yapıyor, diğeri de dış güçlerin maşası olan terör örgütünün şak şakçılığını yapıyor” ifadelerini kullandı.

FİGEN YARATIĞI BİR VATAN HAİNİDİR

Yeni Türkiye Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Hasan Celal Güzel, “HDP Eş Genel Başkanı olan Figen Yüksekdağ denilen yüzü parlak içi kapkaranlık yaratık, Türkiye Cumhuriyeti’nin düşmanı, bir vatan hainidir.

Mehmetçiğimize kurşun sıkan, hiçbir inancı ve insafı olmayan, bebek katili, camileri yakan, alçak, namussuz vatan hainlerinin cenazesine katılan bu yaratığa vatan haini nitelemesi bile hafif kalır. Türküyle, Kürdüyle ve Arabıyla millet olarak hepimizin ortak düşmanı bu vatan hainleridir” diye konuştu.

Türkiye’nin düşmanlarına yalakalık peşinde koşan Demirtaş’ın dış güçlerin taşeronu olduğunu belirten Güzel, “Her gittiği yerde Türkiye’yi jurnalliyorlar, Türkiye’nin zararına olan ne varsa zevkle yapıyorlar. İhanetin bir bedeli vardır. Bu bedeli bu vatan hainleri ödemelidir. Bunların dokunulmazlığını kaldırıp, ardından vatana ihanetten yargılanmalı. Bu vatan hainlerine milletimiz de büyük bir tepki gösteriyor. Milletimizin kahir ekseriyeti ihanetin cezasız kalmamasını istiyor” sözlerini kaydetti.

TERÖRE DESTEKTEN YARGILANMALILAR

Gazeteci-yazar Cem Küçük, “İki MLKP’li terörist öldürülüyor ve HDP’nin eş genel başkanı ile HDP’li Sabahat Tuncel o cenazeye katılıyor. Bu cenazeye katılmak açıkça ‘ben terörü destekliyorum’ demektir. Terör örgütüne destek veren bu isimlerin mecliste işi yok. Şu olay bile Yüksekdağ’ın vekilliğinin düşürülmesi için yeter. Acilen bu terör destekçilerinin teröre destekten yargılanmaları gerekiyor. Yoksa terör örgütünün hamiliğini yapanlar cezasız kalmış olur” ifadelerini kullandı.”

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR:  Taraflardan herhangi bir başvuru ve yeni bir talep gelmemiştir.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:  Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 3 Şubat 2016 tarihinde yaptığı toplantıda, şu kararı almıştır;

Yüksek Kurul, Yeni Akit Gazetesi’nde yayınlanan 25 Aralık 2015 tarihli, “Maskeli teröristlerden ne farkı var” başlıklı haberi incelediğinde gazetede 3.kişilerin ifadelerinin kullanıldığını belirlemiştir.  Özellikle şikayetçi hakkında kullanılan ve ara başlık olarak, tırnak kullanılmaksızın, muhabirin kişisel görüşü olarak verilen FİGEN YARATIĞI şeklindeki ifadeyle, Basın Meslek İlkeleri’nin 4.maddesi olan,

“Kişileri ve kuruluşları eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez.” ilkesinin ihlal edildiği tespit edilmiştir.

Sonuç olarak,  Yüksek Kurul, Yeni Akit Gazetesi hakkında 10  “Uyarı” oyuna karşın, 11 oyla, oy çokluğuyla “Kınama” kararı vermiştir.

 

 

Karar No: 2016 / 21

———————

Not: Basın Konseyi Sözleşmesi ve Çalışma Kuralları gereğince, hakkında şikâyette bulunulan medya grubu veya gazeteciyle ilişkisi olan Yüksek Kurul üyeleri, görüşmelerde oy kullanamazlar.

 

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, Zekeriya Öz Vekili Mustafa Gedik’in, Yeni Asır Gazetesi’nde; 8 Ekim 2015’te “Fasulyeden hocanın gazabına uğradık”, 16 Ekim 2015’te, “Dubai savcısının Bugatti Özentisi”, başlıklarıyla yayınlanan haberlere ilişkin, “2 Yersizlik” kararı vermiştir.

KARAR

ŞİKAYET EDEN:

Zekeriya Öz

Vekili Av. Mustafa Gedik

 

ŞİKAYET EDİLEN:

Şebnem Bursalı

Yeni Asır Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni

 

Tolga Tekin

Sorumlu Yazı İşleri Müdürü

 

Ali Eyce

Muhabir

 

ŞİKAYET KONUSU: Zekeriya Öz vekili Mustafa Gedik, şikayet konusu haberlerin, tamamının yalan, iftira, aşağılayıcı, hiçbir araştırma ve incelemeye dayanmaksızın müvekkilini kamuoyunda suçlu ilan eden, küçük düşüren ve haksız bir algı oluşturmaya yönelik olduğunu iddia etmiştir.

 

 

*8 Ekim 2015’te Ali Eyce imzasıyla yayınlanan, “Fasulyeden hocanın gazabına uğradık” başlıklı haber şöyledir;

“Fasulyeden hocanın gazabına uğradık

 ‘Karagümrük Çetesi’ olarak bilinen suç örgütünün lideri Nuri Ergin, Yeni Asır’a konuştu. Ergin, Paralel Terör Örgütü’nün (FETÖ) lideri Fethullah Gülen, kaçak savcı Zekeriya Öz ve örgütünün çalışmalarıyla ilgili çarpıcı açıklamalar yaptı.

Kamuoyunda ‘Karagümrük Çetesi’ olarak bilinen suç örgütünün lideri ‘Nuriş’ lakaplı Nuri Ergin, İzmir Kırıklar F Tipi Cezaevi’nden Yeni Asır’a özel açıklamalarda bulundu. Paralel Terör Örgütü’nün (FETÖ) lideri Fethullah Gülen, kaçak savcı Zekeriya Öz ve suç örgütünün çalışmalarıyla ilgili konuşan Ergin, FETÖ’nün hem cezaevinde kendisi ve kardeşine, hem de dışarıdaki ailesine “ölüm oyunu” oynadığını savunarak, “Fasulyeden hoca Gülen’e hakaret ettiğimizden hakkımızda sayısız davalar açılıp, cezalar verildi” dedi.

 

 

 

Paralele karşı mücadele 
Milli Güvenlik Kurulu’nun “Kırmızı Kitabı”na terör örgütü olarak giren Paralel Yapı’ya karşı 2004’den beri cezaevinde mücadele ettiğini söyleyen Ergin, “2004’ten itibaren Fetullah Gülen terör örgütünü iliklerine kadar çözüp, ne kadar elleri kanlı olduğunu devletin en üst makamında oturan yetkililere binlerce sayfadan oluşan dilekçe yazarak deşifre etmiştik. Yargı içindeki Fethullahçı paralel örgüt tarafından kardeşim Vedat Ergin’e müebbet hapis cezasını infaz etmesine rağmen paralel yargılamalar sonucu hakaret cezalarından dolayı 28 yıl ceza verdirildi. Şu anda özgür olması gerektiği halde cezaevinden çıkamıyor” dedi. Cezaevlerinde kaldığı süreçte FETÖ ile hep mücadele içinde olduğunu vurgulayan Ergin, “Her kim bu alemde mafyayım, çete reisiyim deyip de; polisle, MİT ile, JİTEM ile, paralel örgütle, Ergenekoncularla işbirliği içinde oluyorsa, paylı paysız haremzade ilan ediyorum” dedi.

Derin güçlerin derin kovaları 
Sabancı suikasti katili DHKPC’li Mustafa Duyar’ın öldürülmesiyle ilgili soruya yanıt veren Ergin, kendisi hakkında soruşturma açan firari savcı Zekeriya Öz’ün, bu konuda verdiği ifadesini zabıtlara geçirmeye korktuğunu öne sürdü. Ergin, “Mustafa Duyar, iki Mehmetçiğimizi vatani görevini yaparken alçakça şehit etmişti. Sabancı ailesine alçakça bir suikast gerçekleştirmişti. Bir Mustafa ölmüş ne olmuş? Ben yaşasın ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk diyorum. Fakat bu ne Mustafa ise bir türlü unutulmuyor. Mustafa Duyar öldürüldükten sonra derin güçlerin derin kovaları beni ve kardeşim Vedat Ergin’i hapishanelerde öldürtmek için her alçaklığı yaptı” diye konuştu. Kısa süre önce annesini kaybetmenin acısını yaşayan Nuri Ergin, “Anneme Allah’tan rahmet diliyor, bu acı günlerimizde bizlerle acımızı paylaşan tüm dostlara ve sevdiklerimize teşekkür ediyorum” dedi. Nuri Ergin’in İzmir’de avukatlığını yapan Öykü Su Güler ise, müvekkilinin İzmir’de bir tek davası dahi olmamasına rağmen İzmir’deki bir cezaevinde bulunmasının insan hakları açısından zarar doğurucu olduğunu belirtti.

“Kimseye ölüm davetiyesi çıkartmadık” 
Söylediği “Seni mermi manyağı yaparım” sözünün aslında “Denize kaçamazsın seni mermi manyağı yaparım” şeklinde olduğunu ifade eden Nuri Ergin, “Hiç kimse suç işlemek için bu dünyaya gelmiyor. Çoğu zaman insanlar suç işlemek zorunda bırakılıyor. Şahsen biz, yani ben ve Vedat Ergin, kimseye gelin sizi öldürelim diye davetiye çıkartmadık. Ne yazık ki, bazı alçaklar ayağımıza takıldılar” dedi.

“Çakır’ı ben öldürttüm” 
Nuri Ergin, Kurtlar Vadisi dizisiyle ilgili ilginç bir ayrıntıyı da paylaştı. Ünlü oyuncu Oktay Kaynarca’nın canlandırdığı ‘Çakır’ karekterinin dizide öldürülmesini kendisinin sağladığını belirten Ergin, “Mesnetsizce bazı derin güçler tarafından dikte ettirilerek ailemizi bu dizide küçük düşürücü biçimde gösterttiler. Biz de Osman Sınav’a haber gönderttik. Çakır karakterini öldürteceksin dedik, öldürttü ve diziden ayrıldı. Kendisine de anlayışından dolayı teşekkür ediyorum” dedi. Dizide Çakır karakterinin Ergin kardeşlerle rakip olan Alaattin Çakıcı olduğu yorumları yapılıyordu. Dizide Çakır’ın mücadele ettiği Cerrahpaşalılar grubunun ise, Karagümrük Çetesi olduğu belirtiliyordu.

 

*16 Ekim 2015’te, imzasız yayınlanan  “Dubai savcısının Bugatti Özentisi” başlıklı haber şöyledir:

 

“Hakkında yakalama kararı çıkarılmadan 1 gün önce yurt dışına kaçan Paralel Yapı’nın ağır toplarından eski savcı Zekeriya Öz, sosyal medyada paylaştığı 7 milyon lira değerindeki Bugatti Veyron marka otomobilin önünde çekilmiş fotoğrafıyla gündem yarattı. Daha önce beleş Dubai tatili ve işadamı Ali Ağaoğlu’ndan aldığı “AGA” plakalı aracıyla çok konuşulan Öz, tepkiler üzerine lüks otomobilin önünde poz verdiği fotoğrafı kaldırdı. Paralel Yapı’ya yönelik operasyon kapsamında, hakkında “örgüt kurmak”, “cebir şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya, görevlerini yapmaya kısmen veya tamamen engellemek” gerekçesiyle yakalama kararı çıkarılmasından 1 gün önce Ermenistan’a, oradan da Almanya’ya kaçan eski savcı Zekeriya Öz, lüks merakına yine “dur” diyemedi. Kırmızı bültenle aranan firari eski savcı Öz, yurt dışına kaçtıktan sonra ilk kez sosyal medya hesabından bir fotoğraf paylaştı. Almanya’da olduğu iddia edilen Öz’ün instagram hesabına koyduğu, değeri 7 milyon lira olan Bugatti Veyron marka otomobilin önünde çektirdiği fotoğraf gündem yarattı. Öz, çok sayıda yorum yapılan ve tepki çeken fotoğrafı kısa süre sonra silmek zorunda kaldı.

‘HİMMET PARASIYLA MI ALDIN ZEK!’
Twitter’da da en çok paylaşılanlar arasına giren Öz’ün kaldırdığı fotoğrafa yapılan yorumlardan bazıları şöyle:
Atla gel şu arabaya Zek. Gel de iftiranemene sahip çık
Dünya sana güzel ama, kabirde selfieni çekerler Bugatti’yle
Zek Almanlar sana hediye mi verdi?
Umarım Zekeriya Öz o pişkince poz verdiği Bugattisiyle himmet parasıyla almamıştır
Naapıyon gelsene ülkene

BELEŞ DUBAİ TATİLİ VE AGA PLAKA
Lüks tutkusu ve pahalı araç merakıyla bilinen Zekeriya Öz, daha önce de masrafları işadamı Ali Ağaoğlu’nun şirketi tarafından karşılanan beleş Dubai tatili ile gündeme gelmişti. 77 bin 500 liralık tatil faturasının Ağaoğlu’nun inşaat şirketince ödendiği ortaya çıkmıştı. Zekeriya Öz’ün aracına takılı “34 AGA 86” plakanın da lüks Dubai tatilini finanse eden ve 17 Aralık darbe girişimi sırasında gözaltına alınan işadamı Ağaoğlu’nun oğlunun sattığı Ferrari’ye ait olduğu belirlenmişti. Öz’ün Alican Ağaoğlu’nun Mayıs 2012’de aracını satmasından 7 ay sonra, aynı plakayı kendi özel aracında kullanmaya başladığı anlaşılmıştı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR:  Taraflardan herhangi bir başvuru ve yeni talep gelmemiştir.

 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:  Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 3 Şubat 2016 tarihinde yaptığı toplantıda, şikayet konusu haberleri inceleyerek şu kararları almıştır;

*Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 8 Ekim 2015’te Yeni Asır Gazetesi’nde “Fasulyeden hocanın gazabına uğradık” başlıklı haberde, şikayetçi ile ilgili, “kaçak savcı ve firari savcı” ifadeleri kullanıldığını belirlemiştir. Şikayetçinin yurtdışına çıkışının üzerinden çok uzun bir geçen zaman geçmiş olmasına ve kendisi hakkında çıkan iddialarla ilgili bunun aksini tespit edecek herhangi bir bilgi ve belge sunmaması karşısında, kaçaklık durumu netleştiğini tespit eden Yüksek Kurul, Yeni Asır Gazetesi hakkındaki şikayetin “Yersizliğine” oy çokluğuyla karar vermiştir.

 

 

*Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 16 Ekim 2015’te Yeni Asır Gazetesi’nde “Dubai savcısının Bugatti Özentisi” başlıklı haberi incelediğinde ise;

“Paralel Yapı’nın ağır toplarından eski savcı Zekeriya Öz”, “Firari-kaçak savcı” şeklinde ifadeler kullanıldığını belirlemiştir.

 

Yüksek Kurul, “Paralel Yapı’nın ağır toplarından” ifadesinde, bir suçlama veya hakaret olmadığını, değer yargısı olduğunu belirlemiştir.

Sonuç olarak Yüksek Kurul, Yeni Asır Gazetesi hakkındaki şikayetin “Yersizliğine” oyçokluğuyla karar vermiştir.

 

 

Karar No: 2016 / 19-20
———————
Not: Basın Konseyi Sözleşmesi ve Çalışma Kuralları gereğince, hakkında şikâyette bulunulan medya grubu veya gazeteciyle ilişkisi olan Yüksek Kurul üyeleri, görüşmelerde oy kullanamazlar.

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, Zekeriya Öz Vekili Mustafa Gedik’in, Aydınlık Gazetesi’nde; 6 Ekim 2015’te “Kumpasta AKP’nin rolü”, 8 Ekim 2015’te “İşte Ahmet Sinan, İşte Zekeriya”, 9 Ekim 2015’te, “ÖCALAN’DAN ÖZ’E TUTUKLAMA LİSTESİ”, 19 Ekim 2015’te, “PYD sevdası” başlıklarıyla yayınlanan haberler ve köşe yazılarına ilişkin, “3 Yersizlik, 1 Uyarı” kararı vermiştir.

KARAR

ŞİKAYET EDEN:

Zekeriya Öz

Vekili Av. Mustafa Gedik

 

ŞİKAYET EDİLEN:

Mehmet Sabuncu

Aydınlık Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni

 

Murat Şimşek

Sorumlu Yazı İşleri Müdürü

 

Sabahattin Önkibar-Naci Beştepe

Yazarlar

 

Olcay Kabaktepe

Muhabir

 

ŞİKAYET KONUSU: Zekeriya Öz vekili Mustafa Gedik, şikayet konusu haberler ve köşe yazısını, tamamının yalan, iftira, aşağılayıcı, hiçbir araştırma ve incelemeye dayanmaksızın müvekkilini kamuoyunda suçlu ilan eden, küçük düşüren ve haksız bir algı oluşturmaya yönelik olduğunu iddia etmiştir.

 

*6 Ekim 2015 tarihinde yayınlanan, “Kumpasta AKP’nin rolü” başlıklı haber şöyle;

Kumpasta AKP’nin rolü
Fethullah Gülen’in 16 Ekim 2005 tarihli Aktüel dergisinde “Ulusalcı dalgayı aşacağız” sözleri Ergenekon operasyonunun amacını ortaya koyan en önemli işaretlerden biriydi. 5 Aralık 2007 günü Ergenekon komplosunun düğmesine Oval Ofis’te basıldı. Fehmi Koru’nun anlattığına göre Amerikan Başkanı Bush ve Tayyip Erdoğan ABD’de operasyonu özel olarak görüştü.
Danıştay saldırısından hemen sonra polisler dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’e bir şema getirdi. Şemada, Danıştay saldırganı dâhil tutuklu olarak cezaevinde bulunan bütün Ergenekon şüphelileri vardı. Ancak Ergenekon soruşturması arasında somut bir bağlantı kurulamıyor, savcılara sunulamıyordu. Abdullah Gül ‘Haydi’ dedi, ‘Bana anlattığınızı delillendirip savcıya da anlatın, hepsi yakalansın, yargılansın.” (İsmet Berkan, Ergenekon bir rövanş mı?, Radikal, 4 Temmuz 2008)
Fethullahçı Terör Örgütü kapsamında hakkında tutuklama kararı çıkan ve yurtdışına kaçan Savcı Zekeriya Öz, kendisiyle görüşen atv muhabirine “Ergenekon operasyonları- nın merkezinde İşçi Partisi ve Ulusal Kanal var” dedi. Bu açıklama muhabir tarafından 23 Temmuz 2008 günü atv canlı yayınında aktarıldı.
Ergenekon, Balyoz, odaTV operasyonlarını yöneten eski Emniyet Müdürü Ali Fuat Yılmazer, 23 Mart 2014 gününün akşamı Bugün TV’de İşçi Partisi’ne karşı yaptıkları tertibi itiraf etti. AKP’yi kapatma davasında AYM üyelerinin kararlarını değiştirmesi için İşçi Partisi’ne operasyon yaptıklarını söyleyen Yılmazer, “Sonuçta AKP’yi kapatmaya yetecek çoğunluk oluşmadı” dedi.

 

*8 Ekim 2015’te Sabahattin Önkibar imzasıyla yayınlanan, “İşte Ahmet Sinan, İşte Zekeriya”başlıklı köşe yazısı şöyle;

 

“İki isim…

Birincisi, CIA’nın TSK’ya kurduğu kumpasta hüküm giyen Tümamiral Ahmet Sinan Ertuğrul…

Arandığını görevde olduğu Basra Körfezi’nde öğrendi.

Kendinden yani suçsuzluğundan emin olduğu için koşarak gelip teslim oldu lâkin örgüt yargısı onu 18 yıla mahkûm etti.

İkinci isim Zekeriya Öz…

Aranacağını öğrenince hüküm giyeceğinden emin olduğu için soluğu Gürcistan’da alan savcı kılıklı emperyal görevli!

Şimdi Almanya’da ve ABD’ye gitmenin yollarını arıyor.

Her şey ne kadar net değil mi!

Kimlerin neye ve kime hizmet ettiği ortada!

Görüldüğü gibi; zora giren, vatanına koşuyor.

Ahmet Sinan Amiral Türkiye’ye, Zekeriya Öz ise ABD’ye!

Tablo bu kadar sarih iken FETÖ denen o şerefsiz güruh hâlâ sahneden inmeyip bu kaçışı utanmadan hicret diye sunabiliyor.

Hayır vatan-ı aslına koşan sadece Zekeriya değil, Emre Uslu’dan Önder Aytaç’a, Adem Yavuz Arslan’dan Mustafa Yeşil’e, Faruk Mercan’dan Mustafa Özcan’a onlarca isim var.

Ergenekon yargılamaları Yargıtay’da başlamışken aklıma bunlar geldi!

 

Ahmet Hakan’ı Ergenekon dövdürtmüş!

Ahmet Altan yine sahnede!

Çok iyi bildiği şeyi yapmaya başladı.

“Ahmet Hakan’ı Ergenekon dövdürttü” diyerek algı oluşturmaya çalışıyor.

Ne yalan söyleyeyim, Ahmet Altan bu dezenformasyonda görev aldıysa Ahmet Hakan’ın dövülmesinin perde gerisinde FETÖ mü var diye şüphelenmeye başladım.

Öyle ya AKP adam dövdürecekse bunu kendi partili üyeleriyle niye yapsın?

FETÖ, CIA’nın casus örgütü olduğu için bu gibi komploları iyi becerir ki, bu durum TSK’ya kurduğu tezgahlarla tescilli.

Peki FETÖ bunu niye mi yapma gereği duyar?

Hasım olduğu AKP’yi zora düşürmek için!

Evet şu söz doğrudur:

-Bu gibi olaylarda gerçek ilk bakıldığında görüldüğü gibi değildir…

 

Ölü sürükleme, FETÖ tezgahı!

Hiç kuşkunuz olmasın bu bir algı operasyonu!

Evet, Güneydoğu’da PKK’lı terörist cesedinin sürüklenmesinden söz ediyorum.

Nasıl böyle şey yapılır ve örgüte mağduriyet bahşedilir?

Zerre kuşkum yok, bunun ardında FETÖ ve küresel efendileri var.

Nereden mi biliyorum?

Bölgedeki polis lojmanlarından HDP’ye çıkan yüzde 60 küsur oy oranından!

Terörle mücadelenin en hassas sürecinde böyle bir fotoğrafın zemini hazırlanıyorsa bu işin bir yerinde Pensilvanyalı abdestli zangocun müritleri bir şekilde mutlaka vardır.

 

Ne veriyorsa 10 fazlası!

Sene: 1991.

Genel seçim var.

Özal’la Demirel bugünkü Tayyip’le Fethullah misali ölüm kalım mücadelesindeydi.

Hiç unutmam, Demirel Manisa’ya gidip tütün için bir fiyat taahhüdünde bulundu.

ANAP ertesi gün bu fiyatın üstünde bir rakamın sözünü verdi.

Demirel iki gün sonra tekrar Manisa’ya gitti ve aynen şu sözü etti:

-”ANAP ne vaat ederse biz yüzde 10 fazlasını vereceğiz.”

3 ay önce “Asgari ücret 1500 lira olursa ülke batar” diye isyan edip şimdi 1300 lira vaat eden Ahmet Davutoğlu’nu görünce bunu hatırladım.

Belli ki AKP çok ama çok zorda ve kendini inkar eder noktadadır…

 

 

*9 Ekim 2015’te Olcay Kabaktepe imzasıyla yayınlanan, “ÖCALAN’DA ÖZ’E TUTUKLAMA LİSTESİ” başlıklı haber şöyle;

“Öcalan’ı sorgulayan komutan H. Atilla Uğur savunmasında Öcalan’ın el yazısıyla F tipi savcı Zekeriya Öz’e ‘tutuklanacaklar listesi’ gönderdiğini söyledi.

Ergenekon davasının Yargıtay’daki temyiz duruşmasında Abdullan Öcalan’ı sorgulayan komutan Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı emekli Albay Hasan Atilla Uğur savunmasını yaptı. Uğur, soruşturmanın ilk savcısı Zekeriya Öz’ün sorgusu sırasında kendisine iki sayfalık bir yazı gösterdiğini ve bu yazının Abdullah Öcalan’ın Gizli Tanık olmak için yaptığı başvuru dilekçesi olduğunu açıkladı.
Uğur, Öcalan’ın el yazısıyla F tipi Savcı Zekeriya Öz’e “tutuklanacaklar listesi” gönderdiğini de söyledi. Yargıtay 16. Ceza Dairesi üyelerinin Uğur’un anlattıklarını dikkatle dinledikleri ve not aldıkları görüldü.
Duruşmada ayrıca Gazetemiz Genel Yayın Yönetmen Yardımcısı Deniz Yıldırım ile Vatan Partisi üyeleri emekli Albay Fuat Selvi ile Bilişim Yüksek Mühendisi Hasan Ataman Yıldırım da savunma yaptı.
Emekli Albay Hasan Atilla Uğur, 1 Temmuz 2008’de gözaltına alındığında eski Ergenekon Savcısı Öz’ün kendisine el yazısıyla hazırlanan bir liste göstererek “Daha önce bu listeyi gördün mü?” diye sorduğunu söyledi. Uğur, “Ben de Zekeriya Öz’e listedeki yazının Öcalan’a ait olduğunu söyledim” dedi. Uğur, Zekeriya Öz’ün de gülerek “Bak birinci sıraya kimi yazmış” diyerek listeyi kendisine uzattığını anlattı. Öcalan’ın hazırladığı listenin en başında adını gördüğünü ifade eden Uğur, “Bu operasyonda PKK da işin içerisinde. O liste ya bugün Emniyet’in kasasındadır ya da Öz gidip Alman istihbaratına vermiştir” açıklamasını yaptı.
Hasan Atilla Uğur ayrıca Zekeriya Öz’ün kendisine “Hurşit Tolon ve Şener Eruygur aleyhinde tanıklık yap. Bunun karşılığında serbest kalırsın” teklifinde bulunduğunu belirtti. Bu teklif üzerine Öz’e “hak ettiği” yanıtı verdiğini söyledi.
Uğur, hakkında asılsız iddialarda bulunan gizli tanık Aydos’un da Zekeriya Öz tarafından “ikna edildiğini” aktardı. Aydos’un tutuklu olduğu Üraniye Cezaevi’ne giden Öz’ün “Hasan Atilla Uğur hakkında konuş. Seni krallar gibi yaşatayım” sözlerini açıklayan Uğur, Aydos’un cezaevinde uyuşturucu satarken yakalandığını ve ifadesinde Zekeriya Öz’le görüşmelerini itiraf ettiğini dile getirdi.

‘YURTDIŞI YASAKLARI KALDIRILSIN’ TALEBİ
Davanın esastan bozulması gerektiğini, itibarlarıyla hiç kimsenin oynayamayacağını kaydeden Uğur, “20 yıldır özel koruma statüsündeyim. Ruhsatlı silahlarıma el konuldu. 7 yıldır silah taşıyamıyorum. Bu namussuzlara paye vermemek için bu konuda bir karar alınmalı. Ayrıca Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı olarak yurt dışından terörle ilgili konferanslara çağırılıyorum. Ancak yurt dışı yasağı nedeniyle insanlara terörü anlatamıyorum. Bu yasak da kaldırılmalı” diye konuştu.

F TİPİNE DOKUNUNCA BAŞKA DAVAYA DA SANIK OLDUM
Hasan Ataman Yıldırım da savunmasında, “Ben mahkeme de dik durup Fethullah’a saldırınca İnternet Andıcı’na da bulaştırdılar. Bu örgüt aslında Türkiye’nin can damarına girmişti. Bu davaya Danıştay cinayeti ve Cumhuriyet gazetesinin bombalanması gibi kirli saldırıları da bulaştırdılar. Bu iki olay bu davadan ayrılmalıdır” şeklinde konuştu.
Emekli Albay Fuat Selvi savunmasında “Benim bu davanın sanığı olmamın nedeni Genelkurmay’da İKK’da (İstihbarata Karşı Koyma) çalışıyor olmamdır.
Bunları yapan F tipi örgüttür. Uzun yıllardır ben ve ailem bu örgütün tehdidi altındayız” dedi. Savunma yapan sanıklardan Bekir Öztürk, Ergenekon sürecini, AKP, CIA ve cemaatin birlikte organize ettiği kirli bir süreç olarak tanımladı. Sanıklardan Ergün Poyraz’ın savunmasını da Avukat Levent Türkoğlu yaptı.

ERGENEKON ŞEHİTLERİNİ ANDI
Vatan Partisi Merkez Karar Kurulu üyesi Ferit İlsever ve Doç. Dr. Emin Gürses’in avukatı Ceyhan Mumcu savunmasına, Ergenekon sürecinde hayatlarını kaybeden Emcet Olcaytu, Ünal İnanç, Muzaffer Tekin ve Uçkun Geray’ı anarak başladı. Dünya hukuk tarihinde böyle büyük bir dosya ile daha önce karşılaşılmadığını aktaran Mumcu, “Bugün adalet siyasallaştırılmaya çalışılmaktadır. Bu operasyon TSK, önceki adıyla İşçi Partisi (Vatan Partisi) ve ADD’yi tasfiye etme hareketidir” ifadelerini kullandı. Mumcu, “Ergenekon davasının ilk duruşmasında bir cemaat gazetesi, ‘Uğur Mumcu’nun ağabeyi katillerinin avukatı çıktı’ diye manşet attı. Kardeşimi öldürenlerin hiçbirisi bu davanın sanığı değildir” diye konuştu.
Ferit İlsever’in diğer avukatı Mehmet Cengiz de İlsever’in, Talat Paşa Komitesi’nde aktif olarak görev almakla suçlandığını hatırlatarak, “Ermeni soykırımı yalanına karşı mücadele etmek için bu komite oluşturuldu. AİHM, Doğu Perinçek’in yargılandığı davada Perinçek’i haklı bulmuştu. Daha sonra Avrupa Parlamentosu, ‘Bu komiteyi dağıtın’ talimatını vermişti. Böylece Talat Paşa Komitesi de operasyona dahil edildi. Perinçek’in AİHM’de yargılandığı davada Dışişleri Bakanlığı da Perinçek’in yanında yer aldı” ifadelerini kullandı.
Duruşmada Hasan Atilla Uğur, Hasan Ataman Yıldırım ve Deniz Yıldırım’ın avukatlığını yapan Murat Bülent Hattatoğlu da savunma yaparak Ergenekon davasının büyük bir komplo olduğunu söyledi.

YILDIRIM: 3 HABER NEDENİYLE 5 YIL YATTIM
Gazetemizin Genel Yayın Yönetmen Yardımcısı Deniz Yıldırım da savunmasında örgüt olmakla suçlandıklarını ancak kendilerini yargılayanların bir örgüt olduğunun ortaya çıktığını belirterek, “Bu davalar da uydurulmuş deliller, uydurulmuş tanıklar oluşturuldu. 3 haberden dolayı 16 yıl 10 ay ceza verdiler. Bunların tamamı basın faaliyetleri olduğu Yargıtay’ca onaylandı. Hukuki olmayan uygulamalar Aydınlık Gazetesi ve Ulusal Kanal’a yapıldı. Bu bedeli ödediğimiz için pişman değiliz. Bu 5 yıl olmasaydı özgürlükler bu kadar iyi anlaşılamazdı. Bu dava esastan bozulmalıdır” dedi.

 

 

*19 Ekim 2015’te, Naci Beştepe imzasıyla yayınlanan “PYD sevdası” başlıklı köşe yazısı şöyledir;

PYD bir dönem AKP iktidarının gözdesi idi.

Tam 1 yıl önceydi.

Ayn el Arap, IŞİD tarafından kuşatılınca HDP/PKK çığlıkları yükseldi.

Türkiye’nin, Kürtlerin öldürülmesine ve işgale sessiz kalamayacağını haykırdılar.

RTE-AKP iktidarı ABD destekli bu çığlığa direnemedi.

Cumhuriyet Bayramı’nın yıl dönümü olan 29 Ekim’de, Barzani Peşmergeleri sınır kapılarımızı kullanarak Irak kuzeyinden Suriye’ye geçirildi.

Habur rezaletinin tekrarıydı.

PKK’nın yerini Peşmerge almıştı.

Türk hükümeti, PKK’nın Suriye uzantısı PYD’ye destek veriyordu.

Ne için?

Suriye’nin kuzeyinde, Akdeniz’e uzanacak Kürt kantonları oluşturulması için.

Ne için?

Dört ülkeden koparılacak topraklarda Kürdistan kurulması için.

Ne için?

 

 

RTE-AKP DÖNÜŞÜ

RTE, ABD’nin Suriye politikasındaki değişimi geç de olsa gördü.

Gidişin aleyhine olduğunu anladı.

Tarihi dönüşlerinden birini yaptı;

ABD karar verince kardeşi Esad’a “Esed” dediği gibi,

ABD ilan edince IŞİD’e “terör örgütü” dediği gibi,

ABD isteyince “Libya’da NATO’nun ne işi var!” dediğini unuttuğu gibi..

İşler sarpa sarınca PYD’nin terör örgütü olduğunu kabul etti.

Vatanseverlerin yıllarca baktığı yöne döndü.

 

PKK/PYD’Yİ ANLAMAK

RTE-AKP Türkiye’nin ulusal çıkarının nerede olduğunu sonunda anladı.

Hala anlamayanlar yok mu?

Ne yazık ki var.

“PYD, Türkiye’ye saldırmadığı sürece terör örgütü değildir. Vatanını savunuyor” diyenler var.

PKK’nın TBMM’deki temsilcisi HDP Eşbaşkanı bölücü Demirtaş’ı arkalayan siyasetçilerimiz var.

PYD’nin PKK’nın eşdeğeri ve Türkiye’nin toprak bütünlüğü için tehdit olduğunu anlamayan.

Suriye ve Irak’ın parçalanmasının Türkiye’nin parçalanmasına atılan adım olduğunun ayırdına varamayan.

PKK’nın ve ırkçı ayrılıkçılığını fark edemeyen siyasetçiler var.

Ne acıdır ki bu siyasetçiler ülkemizin geleceğini yönetmeye adaydır.

Ve olaylara ABD-HDP/PKK gözlüğüyle bakmaktadırlar.

 

ABD’NİN PYD SEVDASI

ABD, ısrarla PYD’yi terör örgütü olarak kabul etmemektedir.

IŞİD’le savaşıyor olmasını ileri sürmektedir.

PKK’dan farklı olduğunu belirtmektedir.

Oysa hiçbir farkı olmadığını çok iyi bilmektedir.

Peşmerge, PKK, PYD neticede bir hedefte birleşmekte, gerektiğinde dayanışmaktadır.

ABD, terör örgütü PYD’ye silah verdiğini kah kabul, kah reddetmektedir.

PYD lideri Salih Müslim ise doğrulamaktadır.

Yardım edildiği açıktır.

ABD’nin PYD/PKK sevdası da.

Onun bölgedeki kara gücüdür. Bölge ülkelerini hizaya getirmede maşasıdır.

ABD’nin PKK sevdasını anlarım da Türkiye’yi yönetmeye aday olanlarınkini asla…

 

 

 

 

 

MİLLİ İRADE

ABD veya diğerleri ne derse desin.

Türkiye, ulusal varlığını, vatanının bütünlüğünü devam ettirmek için gerekeni yapacaktır.

TSK’sı ile, ulusu ile bunu başaracak güçtedir.

Yeter ki kararlı, milli iradeyi temsil edecek milli bir iktidar olsun.

Türk ulusu, kendine layık yönetecekleri seçme sorumluluğunun bilincinde olmalıdır.

AİHM

AİHM’de kazandığı dava ile Türk ulusunun başını öne eğdirmeyen Sayın Doğu Perinçek ve emeği geçenleri kutlarım.
PAZARTESİ İĞNELERİ

GERİCİLER

Gericiler, Kırca’ya verilen ödülü geri aldı.

Ödül sizin, Kırca bizim olsun…

DUA

Antalya’da bir hırsız soyduğu camide dua ettiği için yakalandı.

Allah ile aldatma ustalarından ders almalıydı…

ÖZ

Kaçak Savcı Zekeriya Öz, 7 milyon değerinde araba ile çekilmiş fotoğrafını yayımladı.

“Bulunmuş savcı” nın ne kadar beslendiği anlaşıldı…”

 

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR:  Taraflardan herhangi bir başvuru ve yeni talep gelmemiştir.

 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ: Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 17 Şubat 2016 tarihinde yaptığı toplantıda, şikayet konusu haberlerle ilgili şu kararları almıştır;

*“Kumpasta AKP’nin rolü” başlıklı haberde Öz ile ilgili şu ifadeler kullanılmıştır:

“Fethullahçı Terör Örgütü kapsamında hakkında tutuklama kararı çıkan ve yurtdışına kaçan Savcı Zekeriya Öz….”

Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı ve 2.Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılmakta olan soruşturma, “Fetullahçı Terör Örgütü Soruşturması” olarak tanımlanmakta olup, ayrıca Zekeriya Öz’ün de yurt dışına kaçtığı netleşmiştir. Basın Konseyi Yüksek Kurulu bu sebeple, Aydınlık Gazetesi hakkındaki şikayete oybirliği ile “Yersizlik” kararı vermiştir.

 

 

 

 

 

 

 

*Sabahattin Önkibar imzasıyla yayınlanan, “İşte Ahmet Sinan, İşte Zekeriya” başlıklı köşe yazısı incelendiğinde Öz ile ilgili şu ifadeler kullanılmıştır;

“İkinci isim Zekeriya Öz…

Aranacağını öğrenince hüküm giyeceğinden emin olduğu için soluğu Gürcistan’da alan savcı kılıklı emperyal görevli!

Şimdi Almanya’da ve ABD’ye gitmenin yollarını arıyor.”

 

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, şikayet konusu köşe yazısında

“savcı kılıklı emperyal görevli” ifadesinin kullanıldığını belirlemiştir. Bu sebeple Basın Meslek İlkeleri’nin 4.maddesi olan,

“Kişileri ve kuruluşları eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez.” İlkesinin ihlal edildiğini tespit ederek, oy çokluğu ile Aydınlık Gazetesi şikayeti hakkında “Uyarı” kararı vermiştir.

 

 

*Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 9 Ekim 2015’te, “ÖCALAN’DAN ÖZ’E TUTUKLAMA LİSTESİ” başlıklı haberi incelediğinde Öz ile ilgili, “F Tipi Savcı, Ergenekon Savcısı” şeklinde ifadeler kullanıldığını belirlemiştir. Yüksek Kurul, bu ifadelerin Zekeriya Öz’ün kişilik haklarını zedelemediğini ve Basın Meslek İlkeleri’ne aykırılık teşkil etmediğini tespit ederek,  Aydınlık Gazetesi hakkında şikayetin “Yersizliğine” oy birliği ile karar vermiştir.

 

 

*Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 19 Ekim 2015’te Naci Beştepe imzasıyla yayınlanan “PYD sevdası” başlıklı köşe yazısını incelediğinde, yazının son paragrafında Öz ile ilgili şu ifadelerin kullanıldığı belirlemiştir.

 

“ÖZ

Kaçak Savcı Zekeriya Öz, 7 milyon değerinde araba ile çekilmiş fotoğrafını yayımladı.

“Bulunmuş savcı” nın ne kadar beslendiği anlaşıldı…” ”

 

Yüksek Kurul, yazarın köşe yazısı kaleme alması nedeniyle ifade özgürlüğü kapsamında bir değer yargısında bulunduğunu tespit etmiştir.

Bu nedenle Yüksek Kurul, Aydınlık Gazetesi hakkındaki şikayetin “Yersizliğine” oy birliği ile karar vermiştir.

 

 

Karar No: 2016 / 15-16-17-18
———————
Not: Basın Konseyi Sözleşmesi ve Çalışma Kuralları gereğince, hakkında şikâyette bulunulan medya grubu veya gazeteciyle ilişkisi olan Yüksek Kurul üyeleri, görüşmelerde oy kullanamazla

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, Celal Kara Vekili Avukat Niyazi Atasoy’un 14 Ağustos 2015 tarihinde Yeni Şafak Gazetesi’nde yayınlanan, “Paralelin rol oynadığı karanlık olaylar” başlıklı haberle ilgili başvurusuna ilişkin, “Uyarı” kararı vermiştir.

 KARAR

ŞİKAYET EDEN:

Celal Kara

Vekili Av. Niyazi Atasoy

 

ŞİKAYET EDİLEN:

İbrahim Karagül

Yeni Şafak Gazetesi Gen.Yay.Koor.

 

Ersin Çelik

Sorumlu Yazı İşleri Müdürü

 

ŞİKAYETİN KONUSU:

Celal Kara Vekili Av. Niyazi Atasoy, Yeni Şafak Gazetesi’nin 14 Ağustos 2015 tarihli nüshasında “Paralelin rol oynadığı karanlık olaylar” başlığıyla yayınlanan haberin, tamamının yalan, iftira, aşağılayıcı hiçbir araştırma ve incelemeye dayanmaksızın kamuoyunda suçlu ilan edileni müvekkilini küçük düşüren ve haksız algı oluşturmaya yönelik haber yapıldığını iddia etmektedir.

 

Ayrıca Av. Atasoy, Konsey’e göndermiş olduğu şikayet dilekçesinde, bu haberlerle Basın Meslek İlkeleri’nin, 4.6.9 ve 10. maddelerinin ihlal edildiğini belirtmiştir.

 

*Şikayete konu olan haber şöyle:

 

“Paralel yapının polis örgütlenmesinin içine sızan önemli tanık Hulusi Cemil Altınlı ve Sabah Gazetesi yazarı Nazif Karaman Haber Analiz’e konuk oluyor. Ferhat Ünlü ve Abdurrahman Şimşek’in sunumuyla ekrana gelen Haber Analiz’de Paralel Yapı hakkında önemli açıklamalarda bulunuluyor. Paralel yapının birinci derecede rol oynadığı pek çok karanlık olayın birinci derecede tanığı olan Altınlı Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı çalışanı Cevzet Soysal’ın nasıl öldürüldüğünü ve cinayetin kendisinin açık tanıklığına rağmen neden hala aydınlatılamadığını anlatacak. Karaman ise paralel yapıya yakın 17 Aralık savcıları Zekeriya Öz ve Celal Kara’nın kaçışı ile ilgili yeni bilgileri paylaşacak.”

 

Haberde Celal Kara ile ilgili sadece şu ifade kullanılmıştır; “… Karaman ise paralel yapıya yakın 17 Aralık savcıları Zekeriya Öz ve Celal Kara’nın kaçışı ile ilgili yeni bilgileri paylaşacak.”

 

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR: Şikayetçi Niyazi Atasoy, Konsey’e göndermiş olduğu mail ile, “Hiçbir koşulda uzlaşmak istemediklerini” bildirmiştir. Şikayet edilenden ise; herhangi bir yazı ve talep gelmemiştir.

 

 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:  Basın Konseyi Yüksek Kurulu’nun 21 Aralık 2015 tarihinde yaptığı toplantıda,  14 Ağustos 2015 tarihinde Yeni Şafak Gazetesi’nde yayınlanan “Paralelin rol oynadığı karanlık olaylar” başlıklı haber incelenerek aşağıdaki kararı vermiştir:

 

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, başvuru konusu  “Paralelin rol oynadığı karanlık olaylar” başlıklı haberin içeriğinde, ortalama okuyucu kitlesinin hafızasında adeta şikayetçi Celal Kara’nın, TPAO çalışanı Cevzet Soysal cinayetiyle bağlantısı varmış izlenimi yarattığı kanaatine varmıştır.

Yüksek Kurul, Basın Meslek İlkeleri’nin 9.ve 10.maddesi ihlal edildiğini tespit etmiştir.

 

Sonuç olarak, Basın  Konseyi Yüksek Kurulu Yeni Şafak Gazetesi hakkında oy çokluğuyla “Uyarı” kararı vermiştir.

 

 

Karar No: 2016 / 3
———————
Not: Basın Konseyi Sözleşmesi ve Çalışma Kuralları gereğince, hakkında şikâyette bulunulan medya grubu veya gazeteciyle ilişkisi olan Yüksek Kurul üyeleri, görüşmelerde oy kullanamazlar.