BASIN KONSEYİ, O SAVCIYI HSYK’YA ŞİKAYET ETTİ.

Binary options trading business help Basın Konseyi, Cumhuriyet Gazetesi soruşturmasını yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcısı Murat İmam’ı HSYK’ya şikayet etti. Basın Konseyi’nin Şişli’deki Merkezi’nde Basın Konseyi Yüksek Konseyi Üyesi ve Okur Temsicisi Avukat Turgut Kazan ile birlikte basın toplantısı düzenleyen Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç şikayet dilekçesini kameralara gösterdi.

Binary options trading business help CUMHURİYET’E KAYYUM ATANACAĞI ENDİŞESİNDEYİZ
Cumhuriyet Gazetesine yönelik operasyonun amacının gazetenin yayınlarını susturmak, sindirmek hatta kayyum atayarak, bitirmeye yönelik olduğununun endişesini taşıdıklarını söyleyen Türenç,” Soruşturmanın selameti açısından sakıncalı olduğunu düşündüğümüz, yargımızın itibari ile ve genel olarak Türkiye’nin dış saygınlığı açısından da kabul edilemez olan bu durumu, HSYK’ya şikayet etmek üzere bir açıklama hazırladık”dedi.

Binary options trading business help SAVCI İLE İLGİLİ İDDİLARIN DOĞRULUĞUNU TESPİT ETTİK
Türenç, Cumhuriyet Gazetesi soruşturmasını yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcısının FETÖ üyeliği dahil olmak üzere bir çok suçtan ötürü, Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nde sanık olarak yargılanmakta olduğu iddialarının doğruluğunu Basın Konseyi olarak teyit ettirdiklerini sözlerine ekledi.

Binary options trading business help KAZAN: HSYK YANLIŞ YOLDADIR
Savcı İmam’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir numaralı şikayetçi olduğu davada sanık olduğu ve adı geçen savcının FETÖ- PDY kapsamında yargılandığını hatırlatıp iddinameyi  gösteren, Basın Konseyi Yüksek Konseyi Üyesi ve Okur Temsicisi Avukat Turgut Kazan, ” Düşünebiliyor musunuz Cumhurbaşkanının şikayetçi olduğu davadan sanık olan bir savcı yine Cumhurbaşkanının çok öfke duyduğu bir basın organının FETÖ’cülükle suçlandığı soruşturmanın savcılığını yapıyor.HSYK bu savcıya karşı tutumu nedeniyle yanlış yoldadır”dedi.

Binary options trading business help İNANILMAZ GÖREVLENDİRME
FETÖ’cü savcı ve yargıçların asla meslekte tutulamayacağını, derhal görevden uzaklaştırılmaları gerektiğini söyleyen Kazan,” Nitekim sayısız örneğinde hep görevden uzaklıştırılmıştır. Oysa Cumhuriyet Gazetesi savcısı, FETÖ’cülükle suçlanıyor. Ne gözaltına alındı. Ne tutuklandı. Ama şimdi kendisi gazetecileri sorguluyor, gözaltına aldırıyor, evinde arama yaptırıyor. Böylece Musa Kart’ın diliyle, inanılmaz bir adalet karikatürü çizilmiş oluyor. HSYK’yı biz acilen göreve çağırıyoruz. İtirafçı ve teslimiyetçileri yargıda tutamazsınız. Hepsini derhal meslekten uzaklaştırmak zorundasınız. Cumhuriyet Gazetesi soruşturmasındaki bu inanılmaz görevlendirmeyi engellemek durumundasınız”diye konuştu.

kan man köpa Viagra i tyskland “GÖZE GİRMEK İÇİN HERŞEYİ YAPABİLİR”
Hukukun ayaklar altına alındığını savunan Kazan, sözlerini şöyle sürdürdü: Kimsenin güvenliği yoktur.Cumhuriyet gazetesinde yaşananlar, yaşadıklarımızın yeni bir örneğidir. Gazetenin neredeyse bütün köşe yazarları içerdedir. İnanılır şey değil ama hepsi FETÖ’cü olmakla suçlanıyor. Ve soruşturmayı da FETÖ’cülükle suçlanmış bir savcı yürütüyor. Bu soruşturmayı üstlenen Murat İmam, FETÖ – PDY silahlı terör örgütüne üye olmakla suçlanan 54 savcı ve yargıçtan biridir. Bu savcının göze girip kendisini kurtarmak için istenen her şeyi yapabileceği kuşkusunu doğurmaktadır.

opzioni binarie guida pdf KUŞKU AÇIKTIR
Adı geçen savcının Ağustos ayında aldığı dosyayı yeni görevlendirildiği basın savcılığına da taşıdığını söyleyen Kazan,”  Bu kuşkuyu tekrar doğrulamıştır. Aslında basın savcılığına gelirken o dosyayı orada bırakması gerekirken, onu da yanına alıp basın savcılığına getirmiştir,kuşku açıktır”dedi.

info opzioni binarie SAVCI HAKKINDAKİ İDDİALAR
Murat İmam ile ilgili iddianameye bakıldığındığında anlı şanlı FETÖ’cü savcı ve yargıçlarla birlikte Emniyet Genel Müdürlüğü’nün yazısına atfen açıkca örgüt üyeliğinin vurgulandığını söyleyen Kazan, ” Hatta hangi kuryeyle ve hangi yargı imamıyla bağlantısı olduğunun altı çiziliyor. O kurye ile kaç kez görüştüğü belirtiliyor. Ayrıca ABD kaynaklı telefon numarasıyla bağlantı kurduğu anlaşılıyor. HSYK’yı acilen göreve çağırıyorum.FETÖ’cü savcı ve yargıçlar asla meslekte tutulamaz. Lütfen itirafçı ve teslimiyetçileri yargıda korumayınız. Hepsini derhal meslekten uzaklaştırmak zorundasınız. Cumhuriyet gazetesi soruşturmasındaki bu inanılmaz örneğe derhal son verilmesini sağlamak zorundasınız”şeklinde konuştu.

opcje binarne waluty SADECE PİŞMANLIKTAN FAYDALANABİLİR
Savcı Ferhat Sarıkaya örneğini olduğu gibi itirafçı FETÖ’cü savcıların korunduğunu savunan Kazan,” Van 100. Yıl Üniversitesi soruşturmasında yaşanan bütün pisliklerin baş sorumlusu olduğu halde, ilk yargılanacak savcılardan biridir. Buna rağmen Ankara çatı iddianamesine sanık olarak konulmamış, tanık olmuştur. Pişmanlık hükümlerinden yararlanabilirler onu kabul ederim.Cezası indirilir. O kadar”diye konuştu.

opcje binarne praca HER 3 GAZETECİDEN 1’İ İŞSİZ
Bu arada Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç 15 Temmuz’dan sonra kapatılan yayın organı sayısının 170’e ulaştığını, sürekli basın kartı iptallerinin 777’i bulduğunu açıklayarak, ” Tutuklu gazeteci sayısı 105. Bu her geçen gün artıyor. Şuanda gözaltında, çok sayıda gazeteci bulunmakta”dedi. Türenç, 15 Temmuz’dan sonra işsiz gazeteci sayısının 2500’e ulaştığını, her 3 gazeteciden 1’inin işsiz olduğu bilgisini de paylaştı.

simulazione opzioni binarie 60 secondi Basın Konseyi

,

Basın Konseyi’nden Cumhuriyet’e ‘dayanışma’ ziyareti

out opzionibinarie Basın Konseyi, Cumhuriyet gazetesine  ‘Mesleki Dayanışma’ ziyareti yaptı. Basın Konseyi Yüksek Kurul üyelerinden oluşan heyet, Cumhuriyet Vakfı Başkanı Orhan Erinç ve gazete çalışanlarını ziyaret etti.

http://srecna.si/?topor=sind-bin%C3%A4re-optionen-steuerpflichtig&9e8=5e sind binäre optionen steuerpflichtig Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç yaptığı açıklamada, “Yargı aracılığı ile Cumhuriyet gazetesine karşı girişilen hukuk dışı, ölçüsüz kararlar siyasi niteliktedir. Amacın, gazetenin yayınlarını denetleme, sindirme, hatta kayyım atayarak bitirmeye yönelik olduğu endişesi içindeyiz” dedi.

binaire opties wel of niet Basın Konseyi Yüksek Kurulu’nun, Cumhuriyet Gazetesi’ne yönelik operasyon sonrası ‘Acil’ toplantı yaptığını belirten Türenç, gelişmeleri çok yakından takip ettiklerini belirterek şunları söyledi: “Yalnızca Cumhuriyet gazetesine değil, diğer kapatılan çok sayıda basın organlarına karşı yapılan bu müdahaleler kabul edilemez. Belirtilen gerekçeler ve kararlar, bütün yurttaşlarımız, basınımız ve kurumlarımız için ağır ve açık bir tehdit oluşturmaktadır. Basın Konseyi olarak, tutuklu ve gözaltında olan gazetecilerin serbest bırakılmalarını, yayını durdurulan medya organlarının yeniden açılmasını istiyoruz. Gazeteciliğin suç olmadığını bir kez daha yineliyoruz”.

http://traffic-dealer.de/?kruwa=traden-mit-binären-optionen-lernen traden mit binären optionen lernen  

Türk basınının çok değerli gazetecisi, saygın yazar, basın emekçilerinin sesi, Nail Güreli’yi kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Mekanı cennet olsun.

http://www.divestit.com.au/?parasyk=tecniche-opzioni-binarie-60&175=41 tecniche opzioni binarie 60 Türk basınının çok değerli gazetecisi, saygın yazar, basın emekçilerinin sesi, Nail Güreli’yi kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Mekanı cennet olsun.

where can you buy antabuse BASIN KONSEYİ

BASIN KONSEYİ, MEDYA ETİK PROJESİ İÇİN ESKİŞEHİR ANADOLU ÜNİVERSİTESİ’NDEYDİ

opzioni binarie guidate Anadolu Üniversitesi, “Medya, Etik ve Sorumlu Gazetecilik” konulu seminerler kapsamında Avukat Turgut Kazan ve Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç’i konuk etti.

trading online Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilen ve Basın Konseyi’nce yürütülen projede Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç ve avukat Turgut Kazan Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencilerine konuşmalar yaptılar.1

binäre optionen grundlagen Pınar Türenç Haber Yazma Teknikleri başlıklı konuşmasında 5N1K (Kim?, Ne?, Nerede?, Ne Zaman?, Nasıl?, Niçin?) kuralıyla haber hazırlama, yapma ve sunma konusunda çeşitli bilgiler verdi. Ayrıca gazetecilik hayatında yaşadığı tecrübeleri de anlatan Türenç, öğrencilerin merak ettiği soruları da cevapladı.

http://webdesignhat.com/90-pixel-perfect-royalty-free-flat-icons-only-5/ trader option OMBUDSMANLIK (Kamu denetçisi) konusunu anlatmak için konuşma yapan Avukat Turgut Kazan ise, habercilikte özdenetimin önemi ve yeri konusunu ele aldı.

köp allegra Yaklaşık 1 saat süren etkinlik toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.

dsc_1638kapak

Basin Konseyi

MEDYA VE ETİK SEMİNERLERİNDE ÜÇÜNCÜ ADRES BAHÇEŞEHİR ÜNİVERSİTESİ

Basın Konseyi’nce yürütülen Medya, Etik ve Sorumlu Gazetecilik konulu seminerlerin Eylül-Aralık dönemine ev sahipliği yapan üçüncü üniversite Bahçeşehir Üniversitesi oldu.

Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti’nin finanse ettiği Yolsuzluğun önlenmesi ve Etiğin Teşviki Hibe Programı çerçevesinde yapılan etkinliklere daha önce Kocaeli Üniversitesi ve Anadolu Üniversitesi de ev sahipliği yapmışlardı.

Bahçeşehir Üniversitesi’nin ilk konukları Fox TV Genel Yayın Yönetmeni Doğan Şentürk ve CNN Türk Editör – Sunucusu Ahu Özyurt oldu.

dsc_0132dsc_0143dsc_0166dsc_0116

Etkinlikte ilk sunumu yapan Ahu Özyurt, Radyo TV Haberciliği konusundaki bilgilerini katılımcılarla paylaştı. Televizyon dünyasının mutfağına dair merak edilenleri ise Doğan Şentürk aktardı.

Bahçeşehir Üniversitesi’ndeki bir sonraki etkinlik 3 Kasım’da gerçekleştirilecek.

,

Türenç, Avrupa projesinde Basın Konseyi’ni anlattı

Avrupa Birliği-Avrupa Konseyi ortak projesi olarak başlatılan, ”Türk yargısının ifade özgürlüğü konusunda kapasitesinin güçlendirilmesi” başlıklı yuvarlak masa toplantılarının 6’ncısı Ankara’da gerçekleşti.

Türkiye Adalet Akademisi Başkan Yardımcısı Mustafa Atuç’un açılışını yaptığı toplantının davetli konuşmacısı olan Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç katılımcılara, Basın Konseyi nin yapısını, işlevini ve  üstlendiği görevleri anlattı.
ifade özgürlüğünün korunması açısından basın etiğinin rolünü  anlatan Türenç, basın ve yargıyla kurulan ilişkileri dile getirirken, uygulamalardan örnekler verdi,yaşanan örnekleri  özetledi.
Dünya Etik gazetecilik Ağı Direktörü Aidan White ile, Avrupa Konseyi Ankara program ofisi başkanı Michael Ingledow,Avupa konseyi proje koordinatörü Elena Jovanovska’nın da konuşmacı olduğu toplantıya çok sayıda hakim, hukukçu ve STK temsilcisi katıldı.
Adalet Bakanlığı, Anayasa mahkemesi, Yargıyay, Danıştay, HSYK, Türkiye Adalet Akademisi, AİHM eski hakimi, iletişim uzmanlarıyla Sivil Toplum Kuruluşları Temsilcilerinin de görüşlerini açıkladıkları toplantıda, ifade özgürlüğü alanında hukuk ve etik arasındaki çizgi tartışılırken, gazetecilerin gözaltı, tutukluluk ve kovuşturulmalarına yönelik gelişmeler, gazeteci ve hukukçu bakışı açısından tartışıldı.
,

Basın Konseyi’ne “Basın Özgürlüğü” Ödülü…

 

Karşıyaka Belediyesi ve İzmir Gazeteciler Cemiyeti tarafından geleneksel hale getirilen ‘Basın Özgürlüğü Ödülü’ bu yıl bir gazeteciye değil, Türkiye’de demokrasiden yana tavır alan tüm basın emekçilerine verildi. Ödül, Basın Konseyi’nin yanı sıra, Türkiye Gazeteciler Federasyonu, Türkiye Gazeteciler Sendikası ve Çağdaş Gazeteciler Derneği’ne verildi. Basın Konseyi adına ödülü Başkan Pınar Türenç, Karşıyaka Belediye Başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar’dan aldı.

2016 Basın Özgürlüğü Ödülü, Karşıyaka Nikah Sarayı’ndaki törende, tüm basın emekçileri adına Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, Türkiye Gazeteciler Federasyonu Başkanı Yılmaz Karaca, Türkiye Gazeteciler Sendikası Başkanı Uğur Güç ve Çağdaş Gazeteciler Derneği Başkanı Ahmet Abakay’a takdim edildi. Törene, İzmir Milletvekili ve TGF Onursal Başkanı Atilla Sertel, İzmir Baro Başkanı Aydın Özcan ve Basın Yayın İl Müdürü Deniz Dev ve 500’e yakın Karşıyakalı katıldı.

 

 

 

Pınar-Türenç_3951veb.gif görüntüleniyor

SAPLA SAMAN KARIŞTI

Törende bir konuşma yapan Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, “Ödül almak tabi ki onurlandırıcıdır. Ancak, keşke ülkemde demokrasilerin olmazsa olmazı ifade ve basın özgürlüğü kısıtlanmasa da bu yoldaki çabalarımız için bizlere bu ödüller verilmese” dedi.

Pınar Türenç şöyle konuştu: “ Keşke gazetecilerin,yazarların, akademisyenlerin, dil bilimcilerin, düşünceleri ve kalemlerinden ötürü hiç peşine düşülmese…Keşke gazeteciler, yazarlar, editörler ve muhabirlere uzanan otuz günlük OHAL göz altıları ve uçsuz bucaksız tutsaklıklar olmasa…15 Temmuz akşamı darbe girişimini hep beraber göğüsledik. Çok acı çektik. 16 Temmuz sonrasının daha barışcıl olacağını söyleyenleri umutla, can kulağıyla dinledik. Darbeye, tüm darbelere HAYIR dedik. Çünkü; darbelerden en fazla basın özgürlüğünün yara aldığını, basın tarihimizin kara sayfaları fazlasıyla yazar. bu gerçeği çok iyi biliyorduk. Bu kez Türk Basını, darbe kalkışmasına ilk dakikalarda karşı koydu. Halkın bilgilenmesine, harekete geçmesini sağlayan basına o gece tanınan özgürlüktü. Ne var ki, sonrasını iyi getiremedik. Yasaklamalar, OHAL’in 30 günlük gözaltıları, tutuklamaları, yayın engellemeleri,gazetelere el koymalar bitmek bilmedi. Geçmiş yıllarda Silivri kapılarındaydık. Çok uzun süren Ergenekon sürecinde, tutuklu meslektaşlarımıza ziyaretler yaptık, moral verdik. O acımasız dalga tam geçiyordu ki bu kez Can Dündarlar tutuklandı. Basın Konseyi öncülüğünde Silivri kapısında UMUT NÖBETLERİ tuttuk. O dalga da geçerken, bu kez kalkışma sonrası son tsunamiye yakalandık. Yüzü aşkın gazeteci bugün TÜRKİYEM’DE tutuklu. Çin’de ki gibi Türkiye de bu konuda rekora koşuyor.  Kanıtsız ihbar sağnağı altında bir bir evler basılıp, gazeteciler derdest ediliyor. Cumhurbaşkanı bile dün akşam Çin’den dönerken dert yandı. At izi, it izine karışıyor diye… Evet, sapla saman çoktandır karıştı. Duygu ve düşüncelerini söylediği, yazdığı için ve soru sorduğu için, hatta başka işleri olmayan yazarlara karşı da bir salgın gibi yayılan gözaltı ve tutuklama çabalarına son verilmesini istiyoruz. Barış çabaları suç olmamalı. Soru sormak, gazeteciliğin temelidir. Bir bakanımızın önceki gün,Alman televizyoncuya yaptığı gibi, muhabirlerin ellerinden yayın bantlarının alınmasını da kabul edemeyiz.. Bizi yönetenlere, halk adına soru sormamızın engellenmemesini talep ediyoruz. Terör bahanesi ile bir gecede 40 yıllık sarı basın kartlarımızın elimizden alınmamasını istiyoruz. Tutuklamalar, gözaltılar, cadı avına dönüştükçe kaygımız büyüyor. Anayasamız, yasalarımız ve imza attığımız uluslararası antlaşmaların teminatı altında olan Basın ve İfade özgürlüğü’nün yaşatılmasının şart olduğunu söylüyoruz. Tutuklamalardaki hukuksuzluk feryatlarını duymalıyız. Hukuğa sahip çıkmalıyız. Cezaevlerinde insan haklarına aykırı uygulamaları dillendirenlerin sesine karşı duyarlı olmalıyız. Kırk yıldır içimizde sinsice büyüyüp, örgütlenen bu hain yapının” herkesi aldattığını” söyleyen bizi yönetenlere sesleniyoruz: “Gelecekte ki olası tehlikeyi önleyelim derken, günlerimizin ve yaşamlarımızın elden kayıp gitmesine izin vermeyin. Suç ile suçsuzu birbirine karıştırmadan, özgürlüklere sahip çıkmalıyız. Haberin tutsaklığı demek, demokrasinin tam işletilmemesi demektir. Ne, Nobel Ödüllü Edebiyatçı Dario Fo’nun oyunlarını yasaklayarak ne de demir parmaklıklar arkasına gazetecileri doldurarak, tam demokrasiden söz edebiliriz. Buna da kimsenin inanmasını bekleyemeyiz. Ne de, Hasan Ali Yücel’in ismini okullarımızdan silerek yol alabiliriz. Kendimizi aldatmayalım. Çetin Altan’ın dediği gibi:” Tabi enseyi de karartmayacağız”. Kalemimizi satmadan, direnmek ve mücadele etmek bizlerin, gelecek kuşaklara borcudur. Bunu hep beraber sizlerle başaracağız. Yolumuz açık olsun”.

 

 

Basın özgürlüğü ödülü1.jpg görüntüleniyor

“ÖZGÜRLÜKLERE SAHİP ÇIKMALIYIZ”

İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı ve Basın Konseyi Yüksek Kurulu Üyesi Misket Dikmen ise, gazetecilerin zor günler geçirdiğini belirterek, “Özgürlüklere sahip çıkmanın çok büyük önem taşıdığı bir dönemdeyiz. 30 yıl önce Uğur Mumcu’nun yazdıklarını dikkate alsalardı bugünleri görürlerdi” dedi.  Karşıyaka Belediye Başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar da,  2016 Basın Özgürlüğü Ödülü’nü her şeye rağmen bağımsızlığını, özgürlüğünü koruyan tüm basın emekçilerine takdim ettiklerini söyledi. TGF Başkanı Yılmaz Karaca da, Anadolu basınının can çekiştiğini belirterek, “Bu gidişe dur diyecek olan yine gazeteciler olacaktır” dedi. Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Uğur Güç de, “Gazetecilerin işini yapamadığı, yaptırılmadığı bir ortamda demokrasiden söz etmek mümkün değildir” dedi.

 

, ,

GAZETECİLERE YÖNELİK TUTUKLAMA VEYA GÖZALTILAR “CADI AVI”NA DÖNÜŞMESİN

15 Temmuz darbe girişiminden sonra gazetecilere yönelik gözaltı ve tutuklamalarda rekor sayıda artış olması ve bir “cadı avı”na dönüşmesi endişe vericidir. Türkiye’yi bu konuda dünya rekortmeni olma noktasına taşıyan bu kararlar ve uygulamaların, hukuka uygun şekilde yapılması demokrasinin gereğidir.

Zaten uluslararası hukuka uygun düşmeyen 30 günlük gözaltı süresi ile birlikte değerlendirildiğinde bu gözaltı ve tutuklamaların yanlışlığı daha net ortaya çıkmaktadır.

Basın Konseyi olarak gazetecilerin, sadece yazdıkları ve düşünceleri ile değerlendirilmesini savunuyoruz. Yazdıkları nedeniyle gazetecilerin kovuşturulması uluslararası hukuka göre ancak “terörü övme” ve “nefret suçu” işlendiğinde söz konusu olabilir.

Tüm gözaltı ve tutuklamaların bu kıstaslara uygun yapılması ve farklı bir suç ve delil varsa hemen ortaya konması şarttır. Aksi halde “cadı avı” diye yorumlanan bu uygulamalar demokrasi ile yönetilen coğrafyadan ülkemizi dışlarken,  Türkiye’yi derinden yaralamaktadır.

BASIN KONSEYİ

30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI’MIZ KUTLU OLSUN

Bizlere bağımsızlığımızı armağan eden ulu önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları ile tüm şehitlerimizi saygı ile anıyor, ulusumuzun 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı en içten dileklerimizle kutluyoruz.