,

Türenç, Avrupa projesinde Basın Konseyi’ni anlattı

Avrupa Birliği-Avrupa Konseyi ortak projesi olarak başlatılan, ”Türk yargısının ifade özgürlüğü konusunda kapasitesinin güçlendirilmesi” başlıklı yuvarlak masa toplantılarının 6’ncısı Ankara’da gerçekleşti.

Türkiye Adalet Akademisi Başkan Yardımcısı Mustafa Atuç’un açılışını yaptığı toplantının davetli konuşmacısı olan Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç katılımcılara, Basın Konseyi nin yapısını, işlevini ve  üstlendiği görevleri anlattı.
ifade özgürlüğünün korunması açısından basın etiğinin rolünü  anlatan Türenç, basın ve yargıyla kurulan ilişkileri dile getirirken, uygulamalardan örnekler verdi,yaşanan örnekleri  özetledi.
Dünya Etik gazetecilik Ağı Direktörü Aidan White ile, Avrupa Konseyi Ankara program ofisi başkanı Michael Ingledow,Avupa konseyi proje koordinatörü Elena Jovanovska’nın da konuşmacı olduğu toplantıya çok sayıda hakim, hukukçu ve STK temsilcisi katıldı.
Adalet Bakanlığı, Anayasa mahkemesi, Yargıyay, Danıştay, HSYK, Türkiye Adalet Akademisi, AİHM eski hakimi, iletişim uzmanlarıyla Sivil Toplum Kuruluşları Temsilcilerinin de görüşlerini açıkladıkları toplantıda, ifade özgürlüğü alanında hukuk ve etik arasındaki çizgi tartışılırken, gazetecilerin gözaltı, tutukluluk ve kovuşturulmalarına yönelik gelişmeler, gazeteci ve hukukçu bakışı açısından tartışıldı.
,

Basın Konseyi’ne “Basın Özgürlüğü” Ödülü…

 

Karşıyaka Belediyesi ve İzmir Gazeteciler Cemiyeti tarafından geleneksel hale getirilen ‘Basın Özgürlüğü Ödülü’ bu yıl bir gazeteciye değil, Türkiye’de demokrasiden yana tavır alan tüm basın emekçilerine verildi. Ödül, Basın Konseyi’nin yanı sıra, Türkiye Gazeteciler Federasyonu, Türkiye Gazeteciler Sendikası ve Çağdaş Gazeteciler Derneği’ne verildi. Basın Konseyi adına ödülü Başkan Pınar Türenç, Karşıyaka Belediye Başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar’dan aldı.

2016 Basın Özgürlüğü Ödülü, Karşıyaka Nikah Sarayı’ndaki törende, tüm basın emekçileri adına Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, Türkiye Gazeteciler Federasyonu Başkanı Yılmaz Karaca, Türkiye Gazeteciler Sendikası Başkanı Uğur Güç ve Çağdaş Gazeteciler Derneği Başkanı Ahmet Abakay’a takdim edildi. Törene, İzmir Milletvekili ve TGF Onursal Başkanı Atilla Sertel, İzmir Baro Başkanı Aydın Özcan ve Basın Yayın İl Müdürü Deniz Dev ve 500’e yakın Karşıyakalı katıldı.

 

 

 

Pınar-Türenç_3951veb.gif görüntüleniyor

SAPLA SAMAN KARIŞTI

Törende bir konuşma yapan Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, “Ödül almak tabi ki onurlandırıcıdır. Ancak, keşke ülkemde demokrasilerin olmazsa olmazı ifade ve basın özgürlüğü kısıtlanmasa da bu yoldaki çabalarımız için bizlere bu ödüller verilmese” dedi.

Pınar Türenç şöyle konuştu: “ Keşke gazetecilerin,yazarların, akademisyenlerin, dil bilimcilerin, düşünceleri ve kalemlerinden ötürü hiç peşine düşülmese…Keşke gazeteciler, yazarlar, editörler ve muhabirlere uzanan otuz günlük OHAL göz altıları ve uçsuz bucaksız tutsaklıklar olmasa…15 Temmuz akşamı darbe girişimini hep beraber göğüsledik. Çok acı çektik. 16 Temmuz sonrasının daha barışcıl olacağını söyleyenleri umutla, can kulağıyla dinledik. Darbeye, tüm darbelere HAYIR dedik. Çünkü; darbelerden en fazla basın özgürlüğünün yara aldığını, basın tarihimizin kara sayfaları fazlasıyla yazar. bu gerçeği çok iyi biliyorduk. Bu kez Türk Basını, darbe kalkışmasına ilk dakikalarda karşı koydu. Halkın bilgilenmesine, harekete geçmesini sağlayan basına o gece tanınan özgürlüktü. Ne var ki, sonrasını iyi getiremedik. Yasaklamalar, OHAL’in 30 günlük gözaltıları, tutuklamaları, yayın engellemeleri,gazetelere el koymalar bitmek bilmedi. Geçmiş yıllarda Silivri kapılarındaydık. Çok uzun süren Ergenekon sürecinde, tutuklu meslektaşlarımıza ziyaretler yaptık, moral verdik. O acımasız dalga tam geçiyordu ki bu kez Can Dündarlar tutuklandı. Basın Konseyi öncülüğünde Silivri kapısında UMUT NÖBETLERİ tuttuk. O dalga da geçerken, bu kez kalkışma sonrası son tsunamiye yakalandık. Yüzü aşkın gazeteci bugün TÜRKİYEM’DE tutuklu. Çin’de ki gibi Türkiye de bu konuda rekora koşuyor.  Kanıtsız ihbar sağnağı altında bir bir evler basılıp, gazeteciler derdest ediliyor. Cumhurbaşkanı bile dün akşam Çin’den dönerken dert yandı. At izi, it izine karışıyor diye… Evet, sapla saman çoktandır karıştı. Duygu ve düşüncelerini söylediği, yazdığı için ve soru sorduğu için, hatta başka işleri olmayan yazarlara karşı da bir salgın gibi yayılan gözaltı ve tutuklama çabalarına son verilmesini istiyoruz. Barış çabaları suç olmamalı. Soru sormak, gazeteciliğin temelidir. Bir bakanımızın önceki gün,Alman televizyoncuya yaptığı gibi, muhabirlerin ellerinden yayın bantlarının alınmasını da kabul edemeyiz.. Bizi yönetenlere, halk adına soru sormamızın engellenmemesini talep ediyoruz. Terör bahanesi ile bir gecede 40 yıllık sarı basın kartlarımızın elimizden alınmamasını istiyoruz. Tutuklamalar, gözaltılar, cadı avına dönüştükçe kaygımız büyüyor. Anayasamız, yasalarımız ve imza attığımız uluslararası antlaşmaların teminatı altında olan Basın ve İfade özgürlüğü’nün yaşatılmasının şart olduğunu söylüyoruz. Tutuklamalardaki hukuksuzluk feryatlarını duymalıyız. Hukuğa sahip çıkmalıyız. Cezaevlerinde insan haklarına aykırı uygulamaları dillendirenlerin sesine karşı duyarlı olmalıyız. Kırk yıldır içimizde sinsice büyüyüp, örgütlenen bu hain yapının” herkesi aldattığını” söyleyen bizi yönetenlere sesleniyoruz: “Gelecekte ki olası tehlikeyi önleyelim derken, günlerimizin ve yaşamlarımızın elden kayıp gitmesine izin vermeyin. Suç ile suçsuzu birbirine karıştırmadan, özgürlüklere sahip çıkmalıyız. Haberin tutsaklığı demek, demokrasinin tam işletilmemesi demektir. Ne, Nobel Ödüllü Edebiyatçı Dario Fo’nun oyunlarını yasaklayarak ne de demir parmaklıklar arkasına gazetecileri doldurarak, tam demokrasiden söz edebiliriz. Buna da kimsenin inanmasını bekleyemeyiz. Ne de, Hasan Ali Yücel’in ismini okullarımızdan silerek yol alabiliriz. Kendimizi aldatmayalım. Çetin Altan’ın dediği gibi:” Tabi enseyi de karartmayacağız”. Kalemimizi satmadan, direnmek ve mücadele etmek bizlerin, gelecek kuşaklara borcudur. Bunu hep beraber sizlerle başaracağız. Yolumuz açık olsun”.

 

 

Basın özgürlüğü ödülü1.jpg görüntüleniyor

“ÖZGÜRLÜKLERE SAHİP ÇIKMALIYIZ”

İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı ve Basın Konseyi Yüksek Kurulu Üyesi Misket Dikmen ise, gazetecilerin zor günler geçirdiğini belirterek, “Özgürlüklere sahip çıkmanın çok büyük önem taşıdığı bir dönemdeyiz. 30 yıl önce Uğur Mumcu’nun yazdıklarını dikkate alsalardı bugünleri görürlerdi” dedi.  Karşıyaka Belediye Başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar da,  2016 Basın Özgürlüğü Ödülü’nü her şeye rağmen bağımsızlığını, özgürlüğünü koruyan tüm basın emekçilerine takdim ettiklerini söyledi. TGF Başkanı Yılmaz Karaca da, Anadolu basınının can çekiştiğini belirterek, “Bu gidişe dur diyecek olan yine gazeteciler olacaktır” dedi. Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Uğur Güç de, “Gazetecilerin işini yapamadığı, yaptırılmadığı bir ortamda demokrasiden söz etmek mümkün değildir” dedi.

 

, ,

GAZETECİLERE YÖNELİK TUTUKLAMA VEYA GÖZALTILAR “CADI AVI”NA DÖNÜŞMESİN

15 Temmuz darbe girişiminden sonra gazetecilere yönelik gözaltı ve tutuklamalarda rekor sayıda artış olması ve bir “cadı avı”na dönüşmesi endişe vericidir. Türkiye’yi bu konuda dünya rekortmeni olma noktasına taşıyan bu kararlar ve uygulamaların, hukuka uygun şekilde yapılması demokrasinin gereğidir.

Zaten uluslararası hukuka uygun düşmeyen 30 günlük gözaltı süresi ile birlikte değerlendirildiğinde bu gözaltı ve tutuklamaların yanlışlığı daha net ortaya çıkmaktadır.

Basın Konseyi olarak gazetecilerin, sadece yazdıkları ve düşünceleri ile değerlendirilmesini savunuyoruz. Yazdıkları nedeniyle gazetecilerin kovuşturulması uluslararası hukuka göre ancak “terörü övme” ve “nefret suçu” işlendiğinde söz konusu olabilir.

Tüm gözaltı ve tutuklamaların bu kıstaslara uygun yapılması ve farklı bir suç ve delil varsa hemen ortaya konması şarttır. Aksi halde “cadı avı” diye yorumlanan bu uygulamalar demokrasi ile yönetilen coğrafyadan ülkemizi dışlarken,  Türkiye’yi derinden yaralamaktadır.

BASIN KONSEYİ

30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI’MIZ KUTLU OLSUN

Bizlere bağımsızlığımızı armağan eden ulu önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları ile tüm şehitlerimizi saygı ile anıyor, ulusumuzun 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı en içten dileklerimizle kutluyoruz.

, ,

Basın Konseyi İzmir’de. İGC 70 yaşında…

İzmir Gazeteciler Cemiyeti’nin (İGC) kuruluşunun 70’inci yılı düzenlenen törenle kutlandı. Törene Basın Konseyi’nden bir heyet katıldı ve İGC’nin bu heyecanını paylaştı. Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, Yüksek Kurul üyeleri Hüsamettin Cindoruk, Turgut Kazan, Tufan Türenç, Fatoş Adiloğlu, Erdal Güven ve Genel Sekreter Zeynel Lüle İGC’nin 70’inci yılı etkinliğine katılan isimler oldu.

Aynı zamanda Basın Konseyi Yüksek Kurul üyesi olan İGC Başkanı Misket Dikmen yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi: “İçinde bulunduğumuz günlerde biz bütün söylemlerimizde, basın özgürlüğünün ifade özgürlüğünün, halkın gerçek haberi edinme hakkının, anayasal hakkının, kırmızı çizgimiz olduğunu söylemiştik. Bunu bugün de söylüyoruz. İçinde bulunduğumuz günlerde daha iki hafta bile olmadı ama bir darbe girişimi Türkiye’de demokrasiye bir darbe, bir çıkmaz ortam getirmek için yapılan girişim, Türk halkının gerçekten çok önemli bir sınavıydı. Demokrasi için Türk halkı tek beden oldu. Tek ses oldu. Ama Türk medyası da yek yürek oldu diyorum, yek beden oldu diyorum ben, çünkü Türk medyası da demokrasinin önemini hep birlikte, hiçbir fikir ayrılığı gözetmeden, sadece demokrasi sadece demokrasi diyerek dile getirdi. Bu Türkiye’de basın özgürlüğünün ne kadar önemli olduğunu çok önemli göstergesi”.

İzmir Kültür Park’ta düzenlenen törene İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Konak Belediye Başkanı Sema Pekdaş, Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer, Buca Belediye Başkanı Levent Piriştina’nın yanı sıra cemiyet üyeleri, İzmir basınının ileri gelenleri ve siyasi parti temsilcileri katıldı.

 

“Gazeteciler bayramları TAM DEMOKRASİLERDE yaşanır”

1908’den beri Türk Basını’nda sansürün kaldırılmasının yıl dönümü olarak kutlanan “24 Temmuz”lar, Gazeteciler Günü-Basın Bayramı olarak kutlanır.
140 yıl önce tanıştığımız sansür, maalesef bugün hala hayatımızı etkilemekte.

Ülkemiz bugünlerde olağanüstü günler yaşıyor. Halkın,medyanın,tüm STK’ların direnişi ile önlenen darbe girişimi sonrasında Basın Konseyi olarak açıkladığımız ,”darbelerin panzehiri TAM DEMOKRASİDİR”görüşümüzü, bugün de yineliyoruz.

Bu arada,Darbe girişimi ve sonrasında ki OHAL uygulamasının basına yönelik baskıları artırması endişesini de taşıyoruz.

Gazetecilere yönelik açılan çok sayıda dava mevcutken, 30’u aşkın gazeteci tutukluyken, binlerce gazeteci işsizken, 24 Temmuz’u Gazeteciler Bayramı olarak kutlamak mümkün olabilir mi?

Mahkeme koridorlarında adalet arayan yüzlerce gazetecinin, sosyal medyada attığı mesajlarla, gazetelerindeki köşelerinde yayınladıkları görüşleriyle hep ‘kendini savunmak’ zorunda kalan kalem sahiplerinin ’24 Temmuz’u bayram olabilir mi?

Basın özgürlüğü raporlarında 199 ülke arasında, Türkiye listedeki 151’inci sırasıyla dünyanın da dikkatini çekmektedir.
Basın özgürlüğünün, yaşam hakkının, emeğe saygının olmadığı iklimlerde nefes almak zordur. Halkın gerçekleri ‘sansürsüz’ ve tüm boyutlarıyla öğrenmek anayasal hakkıdır.

24 Temmuz Gazeteciler Günü-Basın Bayramını 108. kez yaşıyoruz. Hakkıyla kutlayacağımız 24 Temmuzları yaşama özlemiyle tüm medya çalışanlarına, sansürsüz bayramlar diliyoruz.”

,

BASIN KONSEYİ TESKİ GENEL MÜDÜRÜ DR. ŞAFAK BAŞA VE GEN.MÜD.YRD. İBRAHİM FEYZİ ÜNAL’IN ŞİKAYET BAŞVURUSU SONRASI www.bizimgazete.org SİTESİNE “UYARI” KARARI VERDİ

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, Tekirdağ Su ve Kanalizasyon İdaresi (TESKİ) Genel Müdürü Dr. Şafak Başa ve Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Feyzi Ünal’ın şikayet başvuruları sonrası,  www.bizimgazete.org ‘da 02.Mayıs.2016 tarihinde yayımlanan “Buraya denetimci olarak gelir sana burada Başkanlık yaptırmam” başlıklı habere oy çokluğu ile “Uyarı” kararı almıştır.

 

 

ferox trading KARAR

http://nottsbushido.co.uk/hotstore/Hotsale-20150822-360240.html ig markets binäre optionen erfahrungen  

migliori opzioni binarie KARAR: it anyoption com 2016 / 52

aktien oder binäre optionen  

pro binari optional com  

good scams to make money ŞİKAYET EDEN: TESKİ Genel Müdürü Dr.Şafak Başa ve Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Feyzi Ünal

 

 

http://www.hopeforthewearymom.com/?strazu=tradin-binarie-demo&430=56 tradin binarie demo ŞİKAYET EDİLEN: Özer Enginler – www.bizimgazete.org Genel Yayın Yönetmeni.

 

 

seroquel 100 mg for sleep ŞİKAYET KONUSU : Şikayet başvurusunda bulunan Başa ve Ünal, söz konusu haberde somut bilgi ve belgeye dayanmaksızın gerçek dışı iddia ve ithamlarda bulunulduğunu, Bu haberle TESKİ’de usulsüz ve yasa dışı işlerin yapıldığı algısı oluşturarak TESKİ Genel Müdürlüğü ve yöneticileri hakkında olumsuz kanaat oluşmasının sağlanmasının amaçlandığını, daha da çok haberin TESKİ Genel Müdürü Dr.Şafak Başa ve Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Fevzi Ünal’ın, Tekirdağ Belediye Başkanı Kadir Albayrak tarafından görevden alınmalarının hedeflendiğini belirttiler. Haberin TESKİ Genel Müdürlüğü tüzel kişiliğini, TESKİ Genel Müdürü Dr. Şafak Başa ve Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Feyzi Ünal’ın kamuoyundaki saygınlığını, onur ve şerefini rencide etmeye yönelik olduğunu kaydettiler.

 

Söz konusu haber şöyle:

“Buraya denetimci olarak gelir sana burada Başkanlık yaptırmam”

30 Mart 2014’ten bugüne 2 yılı birkaç ay geçti proje olarak önümüze koyduklarının hiçbiri gerçekleşmedi. Tekirdağ halkına verilen sözler seçim kitapçığında kaldı. İlk 500 günde yaptıkları ile ilgili bastırdıkları kitapçıkta ise binlerce kilometre yol yaptım, binlerce insanla konuştum vs… gibi halka sadece leyleğin ömrü lak lakla geçer benzetmesinden başka birşey verilmedi.


Öğünerek halkın karşısına çıktıkları tek şey ‘parasının tamamının İller Bankası tarafından karşılanan, belediyenin cebinden tek kuruşun çıkmadığı’ Plansız çalışmalarla Tekirdağ’ı köstebek yuvasına çeviren şu meşhur “Jaika” Japon projesi.


Projenin yapımının ve kontrolünün tamamen TESKİ Genel Müdürü Şafak Başa’nın himayesinde olması onun, Tekirdağ’a gelmeden Devletin çeşitli kademelerinde; “Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı Mülkiye Başmüfettişliği, Kaymakam, Kamu Yönetimi Uzmanı vs…” çeşitli görevlerde bulunması gibi işler ona ne kadar yakınsa, bir çok makalede imzası olmasına rağmen ne yazık ki geldiği kurum itibarı ile Su ve Kanalizasyon İşlerine de (mevcut kadrosu dahil) Fatih Başaran hariç, bir o kadar da uzak biri.


Yaptığımız haber, yorum ve videolarımızda Büyükşehir Belediyesi’nin yetersizliğinin ana sebeplerinden biri olan ‘işten anlamayan kadrolardan oluştuğunu’ anlatmaya kalkışsak ta, ‘bize verilen cevap ya tehdit ya da basın özgürlüğünü hukuksuz yere çiğneyerek davet edilmediğimiz toplantılar ve bizi belediye ye sokmamak oluyor.’

 

Teski Genel Müdür yardımcısı İbrahim Feyzi Ünal hakkında bir takım kanaatler edindiği iddia edilen Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak, aldığımız duyumlara göre içeriğinin devletin yargı ve denetim kurumları tarafından araştırılarak ortaya çıkartılacak konu hakkında İ. Feyzi Ünal ile yaptığı görüşmenin ardından ‘Bulunduğu görevi bırakmasını istemiş.’

 

 

Albayrak’la yapılan bu görüşmenin ardından kısa bir süre sonra Büyükşehir Belediyesine gelen TESKİ Genel Müdürü Şafak Başa, Kadir Albayrak her ne kadar “Bıktım bunlardan, geldiklerinden beri hiç birşey başaramadılar, hergün haklarında şikayet var, bize zarar veriyorlar, kan değişimine gitmemiz gerekiyor” dese de yine iddia edilen aldığımız duyumlara göre; TESKİ Genel Müdürü Şafak Başa, ” Teski Genel Müdür yardımcısı İ. Feyzi Ünal’ı yollarsan bende giderim, buraya denetimci olarak gelir sana burada başkanlık yaptırmam ” dedikten sonra, “Bu dediklerinizi şimdi yaparsanız Kamuoyunda yanlış anlaşılır, zor durumda kalırız, şimdi sırası değil. Ben, Sezai Yazıcı, Fatih Başaran, İbrahim İçöz ve İ. Feyzi Ünal’ın yetkilerini alır onları pasif duruma düşürürüm” demiş.

 

trading platforms Yapılan bu iddialardan yola çıkarak;

bdswiss deutsche app  

1-Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak, “Geldiklerinden beri hiç birşey başaramadılar, hergün haklarında şikayet var, bize zarar veriyorlar, kan değişimine gitmemiz gerekiyor” derken yalan mı söylüyor, haksızlık mı ediyor?

 

2-Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak’ı ‘Teski Genel Müdür yardımcısı İ. Feyzi Ünal’ın işine son vermeyi düşünecek kadar kızdıran ne oldu?’

 

3-İbrahim Feyzi Ünal’ın suçu nedir?

 

4-TESKİ Genel Müdürü Şafak Başa 1998–2002 yılları arasında da Ordu-Mesudiye İlçesi Kaymakamlığı sırasında tanıdığı o tarihte Ordu-Yeşilce Belediye Başkanı olan İbrahim Feyzi Ünal için Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak’a “Onu yollarsan ben de giderim, buraya denetimci olarak gelir sana burada başkanlık yaptırmam” diyerek tehdit etti mi?

 

5-Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi’ni kim yönetiyor? 

http://vaneeuwijkadvocaten.nl/?nl=binaire-opties-eurotrader binaire opties eurotrader  

6-TESKİ Genel Müdürü Şafak Başa iddia ediliği gibi Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak’ı tehdit ettiği; “Buraya denetimci olarak gelir sana burada başkanlık yaptırmam” derken belediyenin nelerini denetleyerek Kadir Albayrak’ın belediye başkanlığını tartışılır hale getirecek?

 

7-TESKİ Genel Müdürü Şafak Başa, Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi’nde görev almadan hemen önce bulunduğu Devletin önemli kurumlarındaki pozisyonundan kaynaklanan duruşunu “…Buraya denetimci olarak gelirim” dediği denetmenlik görevini ‘ortada bir suç varsa görevini neden şimdi yapmıyor?’

 

8-TESKİ Genel Müdürü Şafak Başa’nın uzmanlık alanı olan Mülkiye Başmüfettişliği’nden geliyor olması; “yargıda bulunan dostlarını kendi görüşleri doğrultusunda harekete geçirerek her türlü sorunu halledeceğini” söylediği yapılan iddialar arasında yer alırken, kurumundaki usulsüzlük ve yolsuzluk iddiaları nasıl aydınlatılabilecek?

 

“bizimgazete” olarak Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kadir Albayrak ve konu dahilinde ismi geçen şahıslar hakkında Tekirdağ halkı ve Kamunun çıkarları doğrultusunda gerekli araştırma ve incelemelerin yapılması maksadıyla Tekirdağ/Türkiye Cumhuriyeti Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunuyoruz.

 

grafici in tempo reale opzioni binarie deposito minimo UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR :  Taraflara gönderilen uzlaşma ya da herhangi bir talepleri olup olmadığına yönelik yazıya herhangi bir yanıt gelmedi.

 

come fare trading forex DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Şikayet konusu haber “duyumlarımıza göre” ifadeleriyle, somut bilgi ve belgeye dayandırılmadan yazılmıştır. Her ne kadar yazı içerisinde, “4-TESKİ Genel Müdürü Şafak Başa 1998–2002 yılları arasında da Ordu-Mesudiye İlçesi Kaymakamlığı sırasında tanıdığı o tarihte Ordu-Yeşilce Belediye Başkanı olan İbrahim Feyzi Ünal için Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak’a “Onu yollarsan ben de giderim, buraya denetimci olarak gelir sana burada başkanlık yaptırmam” diyerek tehdit etti mi?” şeklinde bir soruya yer verilmişse de, gazeteciyi basın meslek ilkeleri kapsamındaki mesleği etik sorumluğundan kurtarmak için bu yaklaşımın yeterli olmadığı kanaatine varılmıştır. Şöyle ki, adı geçen kişilerle temas kurulması veya kurulmaya çalışılması, konuya dair görüşlerinin aktarılması ve bu kişiler görüş vermekten kaçınıyorlarsa, bu hususun haberde belirtilmiş olması gerekirdi. Bu bakımdan, haberin doğruluğunu teyit etmek için yapılması gerekli olan asgari araştırmanın gerçekleştirilmediği kanaatine varılmıştır.  Dolayısıyla haberde, Basın Meslek İlkelerinin köpa Viagra malmö 6’ıncı maddesi olan  binary options ezine “Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın, doğruluğuna emin olmadan yayınlanamaz” ilkesinin ihlal edildiğine oy çokluğuyla karar verilmiştir.

 

Şikayetçi Şafak Başa’nın yukarıda anılan sözleri sarf etmek suretiyle muhatabını tehdit ettiği yönündeki, gerçekliği gereğince araştırılmadan yapılan haberin, aynı zamanda Basın Meslek İlkeleri’nin  binära optioner kapitalförsäkring 4’üncü maddesi olan  “Kişileri ve kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” ilkesini ihlal ettiğine oyçokluğuyla karar verilmiştir.

 

Haberde,  TESKİ Genel Müdürü Şafak Başa için, ” çeşitli görevlerde bulunması gibi işler ona ne kadar yakınsa, bir çok makalede imzası olmasına rağmen ne yazık ki geldiği kurum itibarı ile Su ve Kanalizasyon İşlerine de (mevcut kadrosu dahil) Fatih Başaran hariç, bir o kadar da uzak biri” şeklinde kullanılan ifadelerin ise somut olgu isnadı değil de, “soyut değer yargısı” olması nedeniyle, gazetecinin eleştiri hakkı kapsamında kaldığı değerlendirilmiştir. Her ne kadar bu tür iddiaların muhatabı bir ölçüde küçük düşüren bir yönü olsa da, gazetecinin öne sürdüğü soyut değer yargısının gerçekliğinin ve doğruluğunun ispatı istenemez ve beklenemez. Bu hususta, gazetecinin hukuka uygun davranmış sayılması için, öne sürdüğü değer yargısının somut bir dayanak noktasının bulunması yeterlidir. Bu dayanak da, haberden anlaşıldığı üzere, şikayetçinin mesleki geçmişidir. Bu veriden hareketle, şikayetçinin halihazırda icra ettiği göreve uzak biri olduğunu iddia etmek, doğru olsun ya da olmasın, gazetecinin hakkıdır.

 

Nihayet, teknik açıdan (yani ceza hukuku anlamında) suç teşkil eden nitelikte eylemlerin şikayetçilere isnad edildiğine dair, haberde yeterli veri bulunmadığından, Basın Meslek İlkelerinin 10’uncu maddesi olan “Yasaların suç saydığı eylemler gerçek olduğuna inandırıcı makul nedenler bulunmadıkça kimseye atfedilemez” ilkesinin ihlal edilmediğine, oyçokluğuyla karar verilmiştir.

 

Netice olarak, www.bizimgazete.com sitesi ve Genel Yayın Yönetmeni Özer Enginler’e ‘uyarı’ kararı verilmesi oyçokluğuyla uygun görülmüştür.

 

,

BASIN KONSEYİ HDP EŞBAŞKANI FİGEN YÜKSEKDAĞ’IN EŞİ SEDAT ŞENOĞLU’NUN ŞİKAYET BAŞVURUSU ÜZERİNE TAKVİM GAZETESİ’NE “UYARI” KARARI ALDI

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, Sn.Sedat Şenoğlu’nun Avukatı Kader Tonç aracılığı ile yaptığı şikayet başvurusunda, Takvim Gazetesi’nin 20.05.2016, 21.05.2016 ve 22,05.2016 tarihli resmi internet sitesi ile, 22.05.2016 tarihli gazetenin 1’inci sayfasında yer alan “Terörist Kocası firarda”, “Yüksekdağ’ın kocasına 7 yıl hapis”, “Kocaya kaçtı” ve “Almanya’ya kaçtı” haberlere, “Uyarı” kararı vermiştir.

 

 

KARAR

 

 

KARAR NO:  2016 / 51

 

 

ŞİKAYET EDEN : Sedat Şenoğlu vekili Avukat Kader Tonç

 

 

ŞİKAYET EDİLEN : Ergün Diler – Takvim Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni, Şefik Çalık – Takvim Gazetesi Yazı İşleri Müdürü ve İnternet Yayın Sorumlusu ve Mustafa Yüce – takvim.com.tr Gen.Yay.Yönetmeni.

 

 

ŞİKAYET KONUSU : Şikayet başvurusunda bulunan Sedat Şenoğlu, Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ’ın eşi.

Takvim Gazetesi’nde ki haberlerde, kendisine ve eşine yönelik eleştiri ve yorumlama kapsamında değerlendirilebilecek ifadelerin dışına çıkıldığını, yalan haber yapıldığını, düzeysiz, seviyesiz, hatta argo kelimelerle saldırıda bulunulduğunu, aşağılayıcı, kendisinin ve eşinin kamuoyundaki saygınlığını rencide edici ve tehditkar ifadelerde bulunulduğunu belirtti.

 

Başvuru sahibi, haberlerde araştırılması mümkün olan bir takım durumlar için kesin ve net ifadeler kullanıldığını da belirterek, bir kurgu yapıldığını ve bu kurgunun haberleştirildiğini söylüyor. Bazı haberlerin çıktığı gün açıklama ve yalanlama yapılmasına rağmen, bu açıklamanın ve yalanlamanın hiç dikkate alınmadığı, aksine yokmuş gibi davranarak haberlerin diğer günlerde devam ettiğini kaydediyor.

Söz konusu haberler özetle şöyle:

 

“Terörist kocası firarda…

 

“Kan siyaseti yapan HDP‘nin Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ‘ın terör örgütü MLKP üyeliğinden yargılanan kocası Sedat Şenoğlu için söz sözü Yargıtay söyledi. Daire, mahkemenin Şenoğlu’na verdiği 7 yıl 6 ay hapis cezasını kabul etti. Yaklaşık 6 yıl cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edilen ve Yargıtay 16. Ceza Dairesi tarafından hapis cezası onanan Şenoğlu’nun yurt dışına kaçtığı öğrenildi..”.

 

“Kocaya kaçtı…

 

“Öz yönetim”, “hendek” diyerek sırtını teröristlere dayayan HDP’li Figen Yüksekdağ, dün Almanya’ya kaçtı. Yüksekdağ’ı terör suçundan hapis cezası alan kocası Sedat Şenoğlu karşıladı.. Aydın Doğan medyasını arkasına alarak, Hürriyet ve CNNTürk’te cici çocuk şovu yaparak, Nişantaşı, Etiler ve Bebek’teki Beyaz Türkler’i kandıran teröristlerin siyasi uzantısı HDP‘liler bir bir kaçmaya başladı. Meclis’te dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla büyük bir panik yaşamaya başlayan HDP’li eş başkan Figen Yüksekdağ, dün apar topar Almanya‘ya uçtu. Daha önce, “güvenlik kamerasına bile demeç veren” Yüksekdağ, bu kez 3 kelime sarf etti. “Program için gidiyorum” diyen Yüksekdağ’ın Frankfurt’ta terörist kocası Sedat Şenoğlu tarafından karşılandığı belirtildi. MLKP üyeliğinden 7 yıl 6 ay hapis cezası alan kocası Sedat Şenoğlu’nun Frankfurt’ta Alman derin devleti tarafından korunduğuna da dikkat çekildi. Teröristlere otomobiliyle silah taşıyan Faysal Sarıyıldız ile PKK’lıların cenazesine giden Tuğba Hezer, Figen Yüksekdağ’dan önce sırra kadem bastı. HDP’ye yakın kaynaklar, ağabeyi dağda terörist olan Selahattin Demirtaş’ın da birkaç gün içinde kaçacağını sosyal medyadan paylaştı. Dokonulmazlıkları kaldırılan HDP’li vekillerin, bağlı oldukları ülkelere gideceğine dikkat çekildi. Almanya, Amerika İngiltere, Fransa ve Belçika’nın kendilerine çalışan bu vekilleri ortada bırakmayacağı ifade edildi...

 

Şair görünümlü terörist
Kendisini şair olarak tanıtan Sedat Şenoğlu, aslında MLKP üyesi bir terörist. Şenoğlu için PKK, PYD, YPG, DHKP-C de aynı. Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmak için yola çıkan her terörist örgüt onun için ‘özel’. Frankfurt’ta kendisine destek veren teröristlerle yaşarken, tek eksiği eşi Figen Yüksekdağ‘dı.

 

Demirtaş sıra sende mi?
Figen Yüksekdağ’ın Almanya tarafından iyi şekilde ağırlanacağı kesinleşti. Demirtaş’ın ailesiyle birlikte Almanya’ya kaçacağına kesin gözüyle bakılırken, hangi kentte yaşayacağı şu an gizli...

 

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR :  Taraflara gönderilen ‘uzlaşma’ ya da herhangi bir talepleri olup olmadığına yönelik yazıya, her iki taraftan herhangi bir yanıt gelmedi.

 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:  Haberlerde yer alan unsurlar, doğru gibi yansıtılmış, iddia olarak bile yer almamış. Ayrıca iddia olsa bile haberlerde, iddianın ciddi ve güçlü bir iddia olduğunu besleyici bazı verilerin yer alması gerekir.   Şikayet başvurusunu yapan Sedat Şenoğlu’nun, yurt dışında olduğu hatta ‘kaçtığının’ belirtildiği gün Türkiye’de bulunduğuna yönelik yaptığı açıklamanın dikkate alınmayarak benzer haberlerin arka arkaya devam ettiğini görüyoruz. Haberlerde Şenoğlu için “Şair görünümlü terörist” ya da “Alman derin devleti tarafından korunuyor” gibi ifadeler yer alıyor.  Haberin bir yerinde, “Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmak için yola çıkan her terörist onun için “özel”. Frankfurt’ta kendisine destek veren teröristlerle yaşarken, tek eksiği eşi Figen Yüksekdağ’dı” şeklinde bir ifade de yer alıyor.

 

“Şair görünümlü terörist” küçültücü bir ifade. Her ne kadar şikayet başvurusu yapan kişinin bir örgüte üyeliği konusunda kesinleşmiş bir mahkeme kararı var ise de, böyle bir ifade kullanılmış olmasını şikayetçinin mesleği olarak belirttiği şairliği ve kendisini küçük düşürücü bir ifade olarak algılamaktayım. Ayrıca haberde, bu kişinin net ifadelerle Alman derin devleti tarafından korunduğu yönünde bir ifade kullanılıyor. Böylelikle haberlerde, “Kişileri ve kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” ilkesini içeren 4’üncü madde ihlal edilmiştir.  

 

Bir gazetecinin, şikayetçinin yurt dışına kaçıp kaçmadığını, firar edip etmediğini, yurda yeniden dönüp dönmeyeceğini gösterecek uzun bir süre orada kalıp kalmadığını öğrenebilmesi ya da araştırabilmesi mümkün iken bunun yapılmadığını, haberlerde kesin ifadelerle kaçtığının belirtildiğini görüyoruz. Kaldı ki, bu haberlerin çıktığı gün şikayetçinin “Ben Türkiye’deyim” diye bir açıklama yapmış olmasının hiçbir şekilde dikkate alınmadan benzer haberlere devam edildiği anlaşılıyor.

 

Bu nedenle “Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmadan yayınlanamaz” ilkesini içeren 6’ıncı madde de ihlal edilmiştir.

 

Bütün bu hususlar ve ihlaller göz önüne alındığında söz konusu gazeteye “Uyarı” verilmesi kararlaştırılmıştır.

 

 

DARBENİN PANZEHİRİ TAM DEMOKRASİDİR!

Ülkemiz, alçakça bir darbe girişiminin üstesinden, devletin tüm birimlerinin, halkın, medyanın ve diğer sivil toplum kuruluşlarının ortak direnişleri ve gayretleri  sayesinde kurtulmuştur.

 

Basın Konseyi’mizin demokrasiye yönelik gayri meşru teşebbüslere yönelik taviz vermez duruşu, net ve kararlıdır.

 

Bu vesileyle, darbe girişimi sırasında saldırıya uğrayan tüm basın organlarımıza ve çalışanlarına yönelik geçmiş olsun dileklerimizi tekrarlıyoruz. Olaylarda kaybettiğimiz arkadaşımıza rahmet diliyor, haber peşinde yaralananlara geçmiş olsun diyoruz.

 

Demokrasiden yana dik duruşu nedeniyle medyamızın tüm bileşenlerini gururla tebrik ederiz!

 

Demokratik hukuk devletine yönelik bu saldırıdan sorumlu olan her bir kişinin hak ettiği cezayı alması, Basın Konseyi’mizin de kuvvetle desteklediği, milletimizin ortak dileğidir.

 

Bununla birlikte, amaçları anayasal demokratik düzeni yok etmek olan darbecilere karşı devletin vereceği cevabın, demokratik düzenin kuralları ve hukuk çerçevesinde olması gerektiği de açıktır. Zira mevzuatın fiilen görmezden gelindiği, anayasal güvencelerin uygulanmadığı bir demokratik düzenden bahsedilemez.Bu nedenlerle, rejimin varlığını tehdit eden unsurlara karşı sürdürülen haklı mücadele yürütülürken, temel hak ve özgürlüklerin feda edilmemesini gözetmek şarttır.

 

Bu bağlamda, ifade özgürlüğü ve basın hürriyeti, bugün her zamankinden daha önemlidir.

 

Yöneticilerimizin darbeye karşı görüşlerini ifade etmelerinin, halkı direnmeye davet etmelerinin ve halkın örgütlenmesinin geleneksel ve sosyal medya sayesinde mümkün olabildiği hatırda tutulmalıdır.

 

Bir daha hatırlatmakta yarar görüyoruz:

 

Basın organlarının demokratik görevlerini yerine getirmelerini güçleştirecek tutum ve davranışların benimsenmemesi, demokrasimizi ve uluslararası itibarımızı daha da fazla sarsacak yasak ve tedbirlerin basına uygulanmaması, basın emekçilerinin görevlerini yerine getirmelerini güçleştirecek işlemlere başvurulmaması temennimizdir.

 

Basın Konseyi olarak beklentimiz,

 

Bu zorlu süreçte tesis edilen tüm eylem ve işlemlerin, Anayasamızın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez hükümleri arasında yer alan 2. maddesine uygun olarak, “insan haklarına saygılı, demokratik hukuk devletine uygun olmasıdır.

 

Gerek darbeye karşı etkili ve kalıcı bir cevabın verilmesi gerekse daha sağlıklı ve sağlam bir demokrasinin inşası ancak bu şekilde mümkün olabilecektir.

 

Demokrasilerin, hukukun üstünlüğünün, basın ve ifade özgürlüğünün, insan haklarına saygının; ötekileştirmeden, kutuplaştırmadan, çoğulculuğun esas alındığı iklimlerde daha sağlıklı ve sancısızca yaşandığını  hatırlatıyoruz.

 

Bu vatan hepimizin.

 

Kamuoyuna saygıyla duyururuz

 

BASIN KONSEYİ

,

BASIN KONSEYİ PROFESÖR YALÇINTAŞ’I ANDI

Basın Konseyi Yüksek Kurulu’nun üyesi olan ve 15 Temmuz günü kalp krizi sonucu vefat eden Prof.Dr. Nevzat Yalçıntaş, kurul toplantısında anıldı. Kurul toplantısında Yalçıntaş’ın oturduğu koltuk boş bırakıldı ve kurul heyetinin toplu resmi ve “Hep Aramızda” yazılı bir not bırakıldı.

1933’de Ankara’da doğan Yalçıntaş, Yüksek Ticaret ve İktisat Okulu’nu bitirdi ve ardından Fransa Caen Üniversitesi’nde Doktora, İngiltere Londra Üniversitesi London School of Economics and Social Sciences’de Doçentlik Çalışmaları yaptı. DSİ ve DPT’de Yönetici, TRT Genel Müdürlüğü, Türkiye Gazetesi Başyazarlığı, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyeliği, Tercüman Gazetesi Yazarlığı, 21, 22’inci. Dönem İstanbul Milletvekilliği ile AGİTPA Türk Grubu Başkanlığı yaptı. Profesör Yalçıntaş, uzun bir süreden beri Basın Konseyi’nin Yüksek Kurul üyeliğini yürütüyordu.