, ,

Basın Konseyi İzmir’de. İGC 70 yaşında…

İzmir Gazeteciler Cemiyeti’nin (İGC) kuruluşunun 70’inci yılı düzenlenen törenle kutlandı. Törene Basın Konseyi’nden bir heyet katıldı ve İGC’nin bu heyecanını paylaştı. Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, Yüksek Kurul üyeleri Hüsamettin Cindoruk, Turgut Kazan, Tufan Türenç, Fatoş Adiloğlu, Erdal Güven ve Genel Sekreter Zeynel Lüle İGC’nin 70’inci yılı etkinliğine katılan isimler oldu.

Aynı zamanda Basın Konseyi Yüksek Kurul üyesi olan İGC Başkanı Misket Dikmen yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi: “İçinde bulunduğumuz günlerde biz bütün söylemlerimizde, basın özgürlüğünün ifade özgürlüğünün, halkın gerçek haberi edinme hakkının, anayasal hakkının, kırmızı çizgimiz olduğunu söylemiştik. Bunu bugün de söylüyoruz. İçinde bulunduğumuz günlerde daha iki hafta bile olmadı ama bir darbe girişimi Türkiye’de demokrasiye bir darbe, bir çıkmaz ortam getirmek için yapılan girişim, Türk halkının gerçekten çok önemli bir sınavıydı. Demokrasi için Türk halkı tek beden oldu. Tek ses oldu. Ama Türk medyası da yek yürek oldu diyorum, yek beden oldu diyorum ben, çünkü Türk medyası da demokrasinin önemini hep birlikte, hiçbir fikir ayrılığı gözetmeden, sadece demokrasi sadece demokrasi diyerek dile getirdi. Bu Türkiye’de basın özgürlüğünün ne kadar önemli olduğunu çok önemli göstergesi”.

İzmir Kültür Park’ta düzenlenen törene İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Konak Belediye Başkanı Sema Pekdaş, Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer, Buca Belediye Başkanı Levent Piriştina’nın yanı sıra cemiyet üyeleri, İzmir basınının ileri gelenleri ve siyasi parti temsilcileri katıldı.

 

“Gazeteciler bayramları TAM DEMOKRASİLERDE yaşanır”

1908’den beri Türk Basını’nda sansürün kaldırılmasının yıl dönümü olarak kutlanan “24 Temmuz”lar, Gazeteciler Günü-Basın Bayramı olarak kutlanır.
140 yıl önce tanıştığımız sansür, maalesef bugün hala hayatımızı etkilemekte.

Ülkemiz bugünlerde olağanüstü günler yaşıyor. Halkın,medyanın,tüm STK’ların direnişi ile önlenen darbe girişimi sonrasında Basın Konseyi olarak açıkladığımız ,”darbelerin panzehiri TAM DEMOKRASİDİR”görüşümüzü, bugün de yineliyoruz.

Bu arada,Darbe girişimi ve sonrasında ki OHAL uygulamasının basına yönelik baskıları artırması endişesini de taşıyoruz.

Gazetecilere yönelik açılan çok sayıda dava mevcutken, 30’u aşkın gazeteci tutukluyken, binlerce gazeteci işsizken, 24 Temmuz’u Gazeteciler Bayramı olarak kutlamak mümkün olabilir mi?

Mahkeme koridorlarında adalet arayan yüzlerce gazetecinin, sosyal medyada attığı mesajlarla, gazetelerindeki köşelerinde yayınladıkları görüşleriyle hep ‘kendini savunmak’ zorunda kalan kalem sahiplerinin ’24 Temmuz’u bayram olabilir mi?

Basın özgürlüğü raporlarında 199 ülke arasında, Türkiye listedeki 151’inci sırasıyla dünyanın da dikkatini çekmektedir.
Basın özgürlüğünün, yaşam hakkının, emeğe saygının olmadığı iklimlerde nefes almak zordur. Halkın gerçekleri ‘sansürsüz’ ve tüm boyutlarıyla öğrenmek anayasal hakkıdır.

24 Temmuz Gazeteciler Günü-Basın Bayramını 108. kez yaşıyoruz. Hakkıyla kutlayacağımız 24 Temmuzları yaşama özlemiyle tüm medya çalışanlarına, sansürsüz bayramlar diliyoruz.”

,

BASIN KONSEYİ TESKİ GENEL MÜDÜRÜ DR. ŞAFAK BAŞA VE GEN.MÜD.YRD. İBRAHİM FEYZİ ÜNAL’IN ŞİKAYET BAŞVURUSU SONRASI www.bizimgazete.org SİTESİNE “UYARI” KARARI VERDİ

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, Tekirdağ Su ve Kanalizasyon İdaresi (TESKİ) Genel Müdürü Dr. Şafak Başa ve Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Feyzi Ünal’ın şikayet başvuruları sonrası,  www.bizimgazete.org ‘da 02.Mayıs.2016 tarihinde yayımlanan “Buraya denetimci olarak gelir sana burada Başkanlık yaptırmam” başlıklı habere oy çokluğu ile “Uyarı” kararı almıştır.

 

 

Tastylia online without prescription KARAR

opzionibinarie com  

forex online KARAR: http://steinbierkeller.com/?veselo=autoption-trading&a1d=b5 autoption trading 2016 / 52

opcje binarne godziny  

ikili opsiyon sistemi  

opcje binarne z najmniejszym depozytem ŞİKAYET EDEN: TESKİ Genel Müdürü Dr.Şafak Başa ve Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Feyzi Ünal

 

 

bemo binario cremagliera ŞİKAYET EDİLEN: Özer Enginler – www.bizimgazete.org Genel Yayın Yönetmeni.

 

 

die besten binäre optionen roboter ŞİKAYET KONUSU : Şikayet başvurusunda bulunan Başa ve Ünal, söz konusu haberde somut bilgi ve belgeye dayanmaksızın gerçek dışı iddia ve ithamlarda bulunulduğunu, Bu haberle TESKİ’de usulsüz ve yasa dışı işlerin yapıldığı algısı oluşturarak TESKİ Genel Müdürlüğü ve yöneticileri hakkında olumsuz kanaat oluşmasının sağlanmasının amaçlandığını, daha da çok haberin TESKİ Genel Müdürü Dr.Şafak Başa ve Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Fevzi Ünal’ın, Tekirdağ Belediye Başkanı Kadir Albayrak tarafından görevden alınmalarının hedeflendiğini belirttiler. Haberin TESKİ Genel Müdürlüğü tüzel kişiliğini, TESKİ Genel Müdürü Dr. Şafak Başa ve Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Feyzi Ünal’ın kamuoyundaki saygınlığını, onur ve şerefini rencide etmeye yönelik olduğunu kaydettiler.

 

Söz konusu haber şöyle:

“Buraya denetimci olarak gelir sana burada Başkanlık yaptırmam”

30 Mart 2014’ten bugüne 2 yılı birkaç ay geçti proje olarak önümüze koyduklarının hiçbiri gerçekleşmedi. Tekirdağ halkına verilen sözler seçim kitapçığında kaldı. İlk 500 günde yaptıkları ile ilgili bastırdıkları kitapçıkta ise binlerce kilometre yol yaptım, binlerce insanla konuştum vs… gibi halka sadece leyleğin ömrü lak lakla geçer benzetmesinden başka birşey verilmedi.


Öğünerek halkın karşısına çıktıkları tek şey ‘parasının tamamının İller Bankası tarafından karşılanan, belediyenin cebinden tek kuruşun çıkmadığı’ Plansız çalışmalarla Tekirdağ’ı köstebek yuvasına çeviren şu meşhur “Jaika” Japon projesi.


Projenin yapımının ve kontrolünün tamamen TESKİ Genel Müdürü Şafak Başa’nın himayesinde olması onun, Tekirdağ’a gelmeden Devletin çeşitli kademelerinde; “Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı Mülkiye Başmüfettişliği, Kaymakam, Kamu Yönetimi Uzmanı vs…” çeşitli görevlerde bulunması gibi işler ona ne kadar yakınsa, bir çok makalede imzası olmasına rağmen ne yazık ki geldiği kurum itibarı ile Su ve Kanalizasyon İşlerine de (mevcut kadrosu dahil) Fatih Başaran hariç, bir o kadar da uzak biri.


Yaptığımız haber, yorum ve videolarımızda Büyükşehir Belediyesi’nin yetersizliğinin ana sebeplerinden biri olan ‘işten anlamayan kadrolardan oluştuğunu’ anlatmaya kalkışsak ta, ‘bize verilen cevap ya tehdit ya da basın özgürlüğünü hukuksuz yere çiğneyerek davet edilmediğimiz toplantılar ve bizi belediye ye sokmamak oluyor.’

 

Teski Genel Müdür yardımcısı İbrahim Feyzi Ünal hakkında bir takım kanaatler edindiği iddia edilen Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak, aldığımız duyumlara göre içeriğinin devletin yargı ve denetim kurumları tarafından araştırılarak ortaya çıkartılacak konu hakkında İ. Feyzi Ünal ile yaptığı görüşmenin ardından ‘Bulunduğu görevi bırakmasını istemiş.’

 

 

Albayrak’la yapılan bu görüşmenin ardından kısa bir süre sonra Büyükşehir Belediyesine gelen TESKİ Genel Müdürü Şafak Başa, Kadir Albayrak her ne kadar “Bıktım bunlardan, geldiklerinden beri hiç birşey başaramadılar, hergün haklarında şikayet var, bize zarar veriyorlar, kan değişimine gitmemiz gerekiyor” dese de yine iddia edilen aldığımız duyumlara göre; TESKİ Genel Müdürü Şafak Başa, ” Teski Genel Müdür yardımcısı İ. Feyzi Ünal’ı yollarsan bende giderim, buraya denetimci olarak gelir sana burada başkanlık yaptırmam ” dedikten sonra, “Bu dediklerinizi şimdi yaparsanız Kamuoyunda yanlış anlaşılır, zor durumda kalırız, şimdi sırası değil. Ben, Sezai Yazıcı, Fatih Başaran, İbrahim İçöz ve İ. Feyzi Ünal’ın yetkilerini alır onları pasif duruma düşürürüm” demiş.

 

http://qhr.com.au/?c=come-approciarsi-alle-opzioni-binarie comeapprociarsialleopzionibinarie Yapılan bu iddialardan yola çıkarak;

tastylia strips reviews  

1-Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak, “Geldiklerinden beri hiç birşey başaramadılar, hergün haklarında şikayet var, bize zarar veriyorlar, kan değişimine gitmemiz gerekiyor” derken yalan mı söylüyor, haksızlık mı ediyor?

 

2-Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak’ı ‘Teski Genel Müdür yardımcısı İ. Feyzi Ünal’ın işine son vermeyi düşünecek kadar kızdıran ne oldu?’

 

3-İbrahim Feyzi Ünal’ın suçu nedir?

 

4-TESKİ Genel Müdürü Şafak Başa 1998–2002 yılları arasında da Ordu-Mesudiye İlçesi Kaymakamlığı sırasında tanıdığı o tarihte Ordu-Yeşilce Belediye Başkanı olan İbrahim Feyzi Ünal için Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak’a “Onu yollarsan ben de giderim, buraya denetimci olarak gelir sana burada başkanlık yaptırmam” diyerek tehdit etti mi?

 

5-Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi’ni kim yönetiyor? 

opzioni binarie seguendo gli altri trader  

6-TESKİ Genel Müdürü Şafak Başa iddia ediliği gibi Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak’ı tehdit ettiği; “Buraya denetimci olarak gelir sana burada başkanlık yaptırmam” derken belediyenin nelerini denetleyerek Kadir Albayrak’ın belediye başkanlığını tartışılır hale getirecek?

 

7-TESKİ Genel Müdürü Şafak Başa, Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi’nde görev almadan hemen önce bulunduğu Devletin önemli kurumlarındaki pozisyonundan kaynaklanan duruşunu “…Buraya denetimci olarak gelirim” dediği denetmenlik görevini ‘ortada bir suç varsa görevini neden şimdi yapmıyor?’

 

8-TESKİ Genel Müdürü Şafak Başa’nın uzmanlık alanı olan Mülkiye Başmüfettişliği’nden geliyor olması; “yargıda bulunan dostlarını kendi görüşleri doğrultusunda harekete geçirerek her türlü sorunu halledeceğini” söylediği yapılan iddialar arasında yer alırken, kurumundaki usulsüzlük ve yolsuzluk iddiaları nasıl aydınlatılabilecek?

 

“bizimgazete” olarak Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kadir Albayrak ve konu dahilinde ismi geçen şahıslar hakkında Tekirdağ halkı ve Kamunun çıkarları doğrultusunda gerekli araştırma ve incelemelerin yapılması maksadıyla Tekirdağ/Türkiye Cumhuriyeti Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunuyoruz.

 

corso forex gratis UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR :  Taraflara gönderilen uzlaşma ya da herhangi bir talepleri olup olmadığına yönelik yazıya herhangi bir yanıt gelmedi.

 

أفضل الكتب التفكير الناقد DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Şikayet konusu haber “duyumlarımıza göre” ifadeleriyle, somut bilgi ve belgeye dayandırılmadan yazılmıştır. Her ne kadar yazı içerisinde, “4-TESKİ Genel Müdürü Şafak Başa 1998–2002 yılları arasında da Ordu-Mesudiye İlçesi Kaymakamlığı sırasında tanıdığı o tarihte Ordu-Yeşilce Belediye Başkanı olan İbrahim Feyzi Ünal için Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak’a “Onu yollarsan ben de giderim, buraya denetimci olarak gelir sana burada başkanlık yaptırmam” diyerek tehdit etti mi?” şeklinde bir soruya yer verilmişse de, gazeteciyi basın meslek ilkeleri kapsamındaki mesleği etik sorumluğundan kurtarmak için bu yaklaşımın yeterli olmadığı kanaatine varılmıştır. Şöyle ki, adı geçen kişilerle temas kurulması veya kurulmaya çalışılması, konuya dair görüşlerinin aktarılması ve bu kişiler görüş vermekten kaçınıyorlarsa, bu hususun haberde belirtilmiş olması gerekirdi. Bu bakımdan, haberin doğruluğunu teyit etmek için yapılması gerekli olan asgari araştırmanın gerçekleştirilmediği kanaatine varılmıştır.  Dolayısıyla haberde, Basın Meslek İlkelerinin vantagefx it 6’ıncı maddesi olan  mt4 easy forex “Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın, doğruluğuna emin olmadan yayınlanamaz” ilkesinin ihlal edildiğine oy çokluğuyla karar verilmiştir.

 

Şikayetçi Şafak Başa’nın yukarıda anılan sözleri sarf etmek suretiyle muhatabını tehdit ettiği yönündeki, gerçekliği gereğince araştırılmadan yapılan haberin, aynı zamanda Basın Meslek İlkeleri’nin  buy cheap generic fincar online canada pharmacy no prescription 4’üncü maddesi olan  http://steinbierkeller.com/?veselo=simulazione-trading-opzioni simulazione trading opzioni “Kişileri ve kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” ilkesini ihlal ettiğine oyçokluğuyla karar verilmiştir.

 

Haberde,  TESKİ Genel Müdürü Şafak Başa için,  ” çeşitli görevlerde bulunması gibi işler ona ne kadar yakınsa, bir çok makalede imzası olmasına rağmen ne yazık ki geldiği kurum itibarı ile Su ve Kanalizasyon İşlerine de (mevcut kadrosu dahil) Fatih Başaran hariç, bir o kadar da uzak biri” şeklinde kullanılan ifadelerin ise somut olgu isnadı değil de, “soyut değer yargısı” olması nedeniyle, gazetecinin eleştiri hakkı kapsamında kaldığı değerlendirilmiştir. Her ne kadar bu tür iddiaların muhatabı bir ölçüde küçük düşüren bir yönü olsa da, gazetecinin öne sürdüğü soyut değer yargısının gerçekliğinin ve doğruluğunun ispatı istenemez ve beklenemez. Bu hususta, gazetecinin hukuka uygun davranmış sayılması için, öne sürdüğü değer yargısının somut bir dayanak noktasının bulunması yeterlidir. Bu dayanak da, haberden anlaşıldığı üzere, şikayetçinin mesleki geçmişidir. Bu veriden hareketle, şikayetçinin halihazırda icra ettiği göreve uzak biri olduğunu iddia etmek, doğru olsun ya da olmasın, gazetecinin hakkıdır.

 

Nihayet, teknik açıdan (yani ceza hukuku anlamında) suç teşkil eden nitelikte eylemlerin şikayetçilere isnad edildiğine dair, haberde yeterli veri bulunmadığından, Basın Meslek İlkelerinin 10’uncu maddesi olan “Yasaların suç saydığı eylemler gerçek olduğuna inandırıcı makul nedenler bulunmadıkça kimseye atfedilemez” ilkesinin ihlal edilmediğine, oyçokluğuyla karar verilmiştir.

 

Netice olarak, www.bizimgazete.com sitesi ve Genel Yayın Yönetmeni Özer Enginler’e ‘uyarı’ kararı verilmesi oyçokluğuyla uygun görülmüştür.

 

,

BASIN KONSEYİ HDP EŞBAŞKANI FİGEN YÜKSEKDAĞ’IN EŞİ SEDAT ŞENOĞLU’NUN ŞİKAYET BAŞVURUSU ÜZERİNE TAKVİM GAZETESİ’NE “UYARI” KARARI ALDI

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, Sn.Sedat Şenoğlu’nun Avukatı Kader Tonç aracılığı ile yaptığı şikayet başvurusunda, Takvim Gazetesi’nin 20.05.2016, 21.05.2016 ve 22,05.2016 tarihli resmi internet sitesi ile, 22.05.2016 tarihli gazetenin 1’inci sayfasında yer alan “Terörist Kocası firarda”, “Yüksekdağ’ın kocasına 7 yıl hapis”, “Kocaya kaçtı” ve “Almanya’ya kaçtı” haberlere, “Uyarı” kararı vermiştir.

 

 

KARAR

 

 

KARAR NO:  2016 / 51

 

 

ŞİKAYET EDEN : Sedat Şenoğlu vekili Avukat Kader Tonç

 

 

ŞİKAYET EDİLEN : Ergün Diler – Takvim Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni, Şefik Çalık – Takvim Gazetesi Yazı İşleri Müdürü ve İnternet Yayın Sorumlusu ve Mustafa Yüce – takvim.com.tr Gen.Yay.Yönetmeni.

 

 

ŞİKAYET KONUSU : Şikayet başvurusunda bulunan Sedat Şenoğlu, Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ’ın eşi.

Takvim Gazetesi’nde ki haberlerde, kendisine ve eşine yönelik eleştiri ve yorumlama kapsamında değerlendirilebilecek ifadelerin dışına çıkıldığını, yalan haber yapıldığını, düzeysiz, seviyesiz, hatta argo kelimelerle saldırıda bulunulduğunu, aşağılayıcı, kendisinin ve eşinin kamuoyundaki saygınlığını rencide edici ve tehditkar ifadelerde bulunulduğunu belirtti.

 

Başvuru sahibi, haberlerde araştırılması mümkün olan bir takım durumlar için kesin ve net ifadeler kullanıldığını da belirterek, bir kurgu yapıldığını ve bu kurgunun haberleştirildiğini söylüyor. Bazı haberlerin çıktığı gün açıklama ve yalanlama yapılmasına rağmen, bu açıklamanın ve yalanlamanın hiç dikkate alınmadığı, aksine yokmuş gibi davranarak haberlerin diğer günlerde devam ettiğini kaydediyor.

Söz konusu haberler özetle şöyle:

 

“Terörist kocası firarda…

 

“Kan siyaseti yapan HDP‘nin Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ‘ın terör örgütü MLKP üyeliğinden yargılanan kocası Sedat Şenoğlu için söz sözü Yargıtay söyledi. Daire, mahkemenin Şenoğlu’na verdiği 7 yıl 6 ay hapis cezasını kabul etti. Yaklaşık 6 yıl cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edilen ve Yargıtay 16. Ceza Dairesi tarafından hapis cezası onanan Şenoğlu’nun yurt dışına kaçtığı öğrenildi..”.

 

“Kocaya kaçtı…

 

“Öz yönetim”, “hendek” diyerek sırtını teröristlere dayayan HDP’li Figen Yüksekdağ, dün Almanya’ya kaçtı. Yüksekdağ’ı terör suçundan hapis cezası alan kocası Sedat Şenoğlu karşıladı.. Aydın Doğan medyasını arkasına alarak, Hürriyet ve CNNTürk’te cici çocuk şovu yaparak, Nişantaşı, Etiler ve Bebek’teki Beyaz Türkler’i kandıran teröristlerin siyasi uzantısı HDP‘liler bir bir kaçmaya başladı. Meclis’te dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla büyük bir panik yaşamaya başlayan HDP’li eş başkan Figen Yüksekdağ, dün apar topar Almanya‘ya uçtu. Daha önce, “güvenlik kamerasına bile demeç veren” Yüksekdağ, bu kez 3 kelime sarf etti. “Program için gidiyorum” diyen Yüksekdağ’ın Frankfurt’ta terörist kocası Sedat Şenoğlu tarafından karşılandığı belirtildi. MLKP üyeliğinden 7 yıl 6 ay hapis cezası alan kocası Sedat Şenoğlu’nun Frankfurt’ta Alman derin devleti tarafından korunduğuna da dikkat çekildi. Teröristlere otomobiliyle silah taşıyan Faysal Sarıyıldız ile PKK’lıların cenazesine giden Tuğba Hezer, Figen Yüksekdağ’dan önce sırra kadem bastı. HDP’ye yakın kaynaklar, ağabeyi dağda terörist olan Selahattin Demirtaş’ın da birkaç gün içinde kaçacağını sosyal medyadan paylaştı. Dokonulmazlıkları kaldırılan HDP’li vekillerin, bağlı oldukları ülkelere gideceğine dikkat çekildi. Almanya, Amerika İngiltere, Fransa ve Belçika’nın kendilerine çalışan bu vekilleri ortada bırakmayacağı ifade edildi...

 

Şair görünümlü terörist
Kendisini şair olarak tanıtan Sedat Şenoğlu, aslında MLKP üyesi bir terörist. Şenoğlu için PKK, PYD, YPG, DHKP-C de aynı. Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmak için yola çıkan her terörist örgüt onun için ‘özel’. Frankfurt’ta kendisine destek veren teröristlerle yaşarken, tek eksiği eşi Figen Yüksekdağ‘dı.

 

Demirtaş sıra sende mi?
Figen Yüksekdağ’ın Almanya tarafından iyi şekilde ağırlanacağı kesinleşti. Demirtaş’ın ailesiyle birlikte Almanya’ya kaçacağına kesin gözüyle bakılırken, hangi kentte yaşayacağı şu an gizli...

 

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR :  Taraflara gönderilen ‘uzlaşma’ ya da herhangi bir talepleri olup olmadığına yönelik yazıya, her iki taraftan herhangi bir yanıt gelmedi.

 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:  Haberlerde yer alan unsurlar, doğru gibi yansıtılmış, iddia olarak bile yer almamış. Ayrıca iddia olsa bile haberlerde, iddianın ciddi ve güçlü bir iddia olduğunu besleyici bazı verilerin yer alması gerekir.   Şikayet başvurusunu yapan Sedat Şenoğlu’nun, yurt dışında olduğu hatta ‘kaçtığının’ belirtildiği gün Türkiye’de bulunduğuna yönelik yaptığı açıklamanın dikkate alınmayarak benzer haberlerin arka arkaya devam ettiğini görüyoruz. Haberlerde Şenoğlu için “Şair görünümlü terörist” ya da “Alman derin devleti tarafından korunuyor” gibi ifadeler yer alıyor.  Haberin bir yerinde, “Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmak için yola çıkan her terörist onun için “özel”. Frankfurt’ta kendisine destek veren teröristlerle yaşarken, tek eksiği eşi Figen Yüksekdağ’dı” şeklinde bir ifade de yer alıyor.

 

“Şair görünümlü terörist” küçültücü bir ifade. Her ne kadar şikayet başvurusu yapan kişinin bir örgüte üyeliği konusunda kesinleşmiş bir mahkeme kararı var ise de, böyle bir ifade kullanılmış olmasını şikayetçinin mesleği olarak belirttiği şairliği ve kendisini küçük düşürücü bir ifade olarak algılamaktayım. Ayrıca haberde, bu kişinin net ifadelerle Alman derin devleti tarafından korunduğu yönünde bir ifade kullanılıyor. Böylelikle haberlerde, “Kişileri ve kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” ilkesini içeren 4’üncü madde ihlal edilmiştir.  

 

Bir gazetecinin, şikayetçinin yurt dışına kaçıp kaçmadığını, firar edip etmediğini, yurda yeniden dönüp dönmeyeceğini gösterecek uzun bir süre orada kalıp kalmadığını öğrenebilmesi ya da araştırabilmesi mümkün iken bunun yapılmadığını, haberlerde kesin ifadelerle kaçtığının belirtildiğini görüyoruz. Kaldı ki, bu haberlerin çıktığı gün şikayetçinin “Ben Türkiye’deyim” diye bir açıklama yapmış olmasının hiçbir şekilde dikkate alınmadan benzer haberlere devam edildiği anlaşılıyor.

 

Bu nedenle “Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmadan yayınlanamaz” ilkesini içeren 6’ıncı madde de ihlal edilmiştir.

 

Bütün bu hususlar ve ihlaller göz önüne alındığında söz konusu gazeteye “Uyarı” verilmesi kararlaştırılmıştır.

 

 

DARBENİN PANZEHİRİ TAM DEMOKRASİDİR!

Ülkemiz, alçakça bir darbe girişiminin üstesinden, devletin tüm birimlerinin, halkın, medyanın ve diğer sivil toplum kuruluşlarının ortak direnişleri ve gayretleri  sayesinde kurtulmuştur.

 

Basın Konseyi’mizin demokrasiye yönelik gayri meşru teşebbüslere yönelik taviz vermez duruşu, net ve kararlıdır.

 

Bu vesileyle, darbe girişimi sırasında saldırıya uğrayan tüm basın organlarımıza ve çalışanlarına yönelik geçmiş olsun dileklerimizi tekrarlıyoruz. Olaylarda kaybettiğimiz arkadaşımıza rahmet diliyor, haber peşinde yaralananlara geçmiş olsun diyoruz.

 

Demokrasiden yana dik duruşu nedeniyle medyamızın tüm bileşenlerini gururla tebrik ederiz!

 

Demokratik hukuk devletine yönelik bu saldırıdan sorumlu olan her bir kişinin hak ettiği cezayı alması, Basın Konseyi’mizin de kuvvetle desteklediği, milletimizin ortak dileğidir.

 

Bununla birlikte, amaçları anayasal demokratik düzeni yok etmek olan darbecilere karşı devletin vereceği cevabın, demokratik düzenin kuralları ve hukuk çerçevesinde olması gerektiği de açıktır. Zira mevzuatın fiilen görmezden gelindiği, anayasal güvencelerin uygulanmadığı bir demokratik düzenden bahsedilemez.Bu nedenlerle, rejimin varlığını tehdit eden unsurlara karşı sürdürülen haklı mücadele yürütülürken, temel hak ve özgürlüklerin feda edilmemesini gözetmek şarttır.

 

Bu bağlamda, ifade özgürlüğü ve basın hürriyeti, bugün her zamankinden daha önemlidir.

 

Yöneticilerimizin darbeye karşı görüşlerini ifade etmelerinin, halkı direnmeye davet etmelerinin ve halkın örgütlenmesinin geleneksel ve sosyal medya sayesinde mümkün olabildiği hatırda tutulmalıdır.

 

Bir daha hatırlatmakta yarar görüyoruz:

 

Basın organlarının demokratik görevlerini yerine getirmelerini güçleştirecek tutum ve davranışların benimsenmemesi, demokrasimizi ve uluslararası itibarımızı daha da fazla sarsacak yasak ve tedbirlerin basına uygulanmaması, basın emekçilerinin görevlerini yerine getirmelerini güçleştirecek işlemlere başvurulmaması temennimizdir.

 

Basın Konseyi olarak beklentimiz,

 

Bu zorlu süreçte tesis edilen tüm eylem ve işlemlerin, Anayasamızın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez hükümleri arasında yer alan 2. maddesine uygun olarak, “insan haklarına saygılı, demokratik hukuk devletine uygun olmasıdır.

 

Gerek darbeye karşı etkili ve kalıcı bir cevabın verilmesi gerekse daha sağlıklı ve sağlam bir demokrasinin inşası ancak bu şekilde mümkün olabilecektir.

 

Demokrasilerin, hukukun üstünlüğünün, basın ve ifade özgürlüğünün, insan haklarına saygının; ötekileştirmeden, kutuplaştırmadan, çoğulculuğun esas alındığı iklimlerde daha sağlıklı ve sancısızca yaşandığını  hatırlatıyoruz.

 

Bu vatan hepimizin.

 

Kamuoyuna saygıyla duyururuz

 

BASIN KONSEYİ

,

BASIN KONSEYİ PROFESÖR YALÇINTAŞ’I ANDI

Basın Konseyi Yüksek Kurulu’nun üyesi olan ve 15 Temmuz günü kalp krizi sonucu vefat eden Prof.Dr. Nevzat Yalçıntaş, kurul toplantısında anıldı. Kurul toplantısında Yalçıntaş’ın oturduğu koltuk boş bırakıldı ve kurul heyetinin toplu resmi ve “Hep Aramızda” yazılı bir not bırakıldı.

1933’de Ankara’da doğan Yalçıntaş, Yüksek Ticaret ve İktisat Okulu’nu bitirdi ve ardından Fransa Caen Üniversitesi’nde Doktora, İngiltere Londra Üniversitesi London School of Economics and Social Sciences’de Doçentlik Çalışmaları yaptı. DSİ ve DPT’de Yönetici, TRT Genel Müdürlüğü, Türkiye Gazetesi Başyazarlığı, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyeliği, Tercüman Gazetesi Yazarlığı, 21, 22’inci. Dönem İstanbul Milletvekilliği ile AGİTPA Türk Grubu Başkanlığı yaptı. Profesör Yalçıntaş, uzun bir süreden beri Basın Konseyi’nin Yüksek Kurul üyeliğini yürütüyordu.

 

,

Acı kaybımız

Basın Konseyi Yüksek Kurulunun değerli üyesi,TRT eski Genel.Müdürü. Milletvekili.Yazar prof.dr.Nevzat Yalçıntaş’ı kalp krizi sonucu kaybetmekten büyük üzüntü duyduk.Uzun yıllar üniversitelerde ders veren,binlerce öğrenci yetiştiren
Pror.Dr.Yalçıntaş”a Allahtan rahmet, kederli ailesine,yakınlarına,sevdiklerine,dostlarına sabırlar diliyoruz.

Basın Konseyi

, ,

BİZE ULAŞIN

BASIN KONSEYİ’NE MEDYADAKİ HABERLER İLE İLGİLİ ŞİKAYETLERİNİZİ İLETMEK

YOLSUZLUKLA MÜCADELE VE ETİK DAVRANIŞ KONUSUNDA TÜRK TOPLUMUNDAKİ BİLİNCİ ARTTIRMAYI AMAÇLAYAN MEDYA, ETİK VE SORUMLU GAZETECİLİK PROJESİ’NE DİLEK VE ŞİKAYETLERİNİZİ İLETMEK İÇİN

BİZE ULAŞIN : 0 800 211 00 56

,

BASIN KONSEYİ YÜKSEK KURULU, SARAY BELEDİYE BAŞKANI NAZMİ ÇOBAN’IN YAPTIĞI ŞİKAYET BAŞVURUSUNDA, ‘SARAY GÖZLEM’ GAZETESİNE ‘UYARI’ KARARI VERDİ.

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, Saray Belediye Başkanı Nazmi Çoban’ın yaptığı şikayet başvurusunda, ‘Saray Gözlem’ isimli gazetenin 31 Mayıs 2016 tarihli baskısında yer alan“Belediye’de Taciz Skandalı!” başlıklı habere “Uyarı” kararı vermiştir.

 

 

 

KARAR

 

 

KARAR NO:  2016 / 50

 

 

ŞİKAYET EDEN : Nazmi Çoban – Saray Belediye Başkanı

 

 

ŞİKAYET EDİLEN : Saray Gözlem Gazetesi Sahibi Tekin Sönmez.

 

 

ŞİKAYET KONUSU : Saray Belediye Başkanı Nazmi Çoban, kentte günlük olarak yayımlanan ‘Saray Gözlem Gazetesi’nin 31 Mayıs 2016 tarihli nüshasında, ‘Belediye’de Taciz Skandalı’ başlıklı haberle, Belediye çalışanlarının ve kendisinin hedef alındığını, haberde iddialara somut hiçbir delil ve belge koyulmadığını, kendisinin  ve Belediye Başkanlarının fotoğrafları ve isimleri yayımlanarak suçlandıkları ve doğrudan hedef gösterildiğini belirterek, Basın Meslek İlkelerinin ihlal edildiğini belirtti.

 

Söz konusu haberde, şu türlü ifadeler yer alıyor:

-“Saray Belediyesi’nde şimdi bir taciz skandalı yaşanıyor. Hem de ne skandal, ona uçkur skandalı demek daha doğru olur”

-Saray Belediye Başkanı Nazmi Çoban’ın, mağdurların yanında yer alması gerekiyorken, tam tersine tacizcileri kollamak ve korumaktan yana tavır alması şaşkınlık yarattı.

Beceriksiz, basiretsiz ve hiçbir yöneticilik vasfı olmayan kişileri bir yerlere getirirseniz sonunda olacağı işte bu olur.

Türkiye’de Ensar Vakfı ile patlak veren cinsel istismar ve taciz olaylarının bir yenisi de Saray Belediyesi’nde yaşandı.

-Saray Belediyesi’nde görevli Başkan Yardımcısı ve aynı zamanda Belediye Meclis Üyesi olan Dilaver Perçin’in Belediye Memuru olarak çalışan Ö.T’ye cinsel tacizde bulunması, ilçede büyük şaşkınlık yarattı.

-Belediyede daha önce de stajyer öğrencilere yönelik cinsel istismar ve taciz olayları yaşanmış, yetkililerin yaşananlara duyarsız kalması dikkat çekmişti.

-Cumhuriyetle birlikte kurulan bir partinin Belediye Başkanı başta olmak üzere Başkan Yardımcıları ve Başkan Başdanışmanı ve aynı zamanda kendilerini “akıl hocası” olarak gören bu zatların, nasıl ve hangi güçle halen belediyede barındırılmaları akıl almıyor.

-(Fotoğrafların altındaki not): “İşte Tacizciler Çetesi”…

 

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR :  Taraflara gönderilen ‘uzlaşma’ ya da herhangi bir talepleri olup olmadığına yönelik yazıya, her iki taraftan da çeşitli yanıtlar geldi. Şikayetçi taraf, söz konusu gazetenin benzer şekilde yayınlar yapmaya devam ettiğini, bu sebeple uzlaşma durumunun olmadığını kaydederek, ‘Başkanlığınıza yaptığımız şikayet başvurusu geçerlidir’ yanıtını verdi.

Saray Gözlem Gazetesi Kurucusu ve Sahibi Tekin Sönmez de gönderdiği savunma yazısında yazılanların tümüyle doğru ve gerçek olduğunu belirterek, Saray Belediye Başkanı’nın Basın Konseyi Başkanlığı’na yaptığı başvuruyu ‘Suçlunun, güçlü olma arzusu’ olarak niteledi. Tekin Sönmez ayrıca, ‘Tacize uğrayan kişi’ olarak tanıttığı Ö.T’nin, Cumhuriyet Savcılığına ve CHP-Tekirdağ İl Başkanlığına yazdığı iki mektubu

savunmasına ekli olarak yolladı.

 

 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:  Haberde yer alan ciddi iddialar, somut belge ve bilgilere dayanmıyor. Haberin içeriğini delillendirici, destekleyici bir unsur bulunmuyor. Haber, eleştiri sınırının üzerinde ifadelerle yazılmış, söz konusu şahıslara yönelik hakarete varan sıfatlar kullanılmış. Gazete sahibinin Basın Konseyi Genel Sekreterliği’ne ilettiği, tacize uğradığı iddia edilen şahısın savcılığa yaptığı şikayet dilekçesinin üzerinde hiçbir başvuru numarası ya da benzer ibareler bulunmuyor. Dolayısıyla bu belge, dikkate değer bulunmamaktadır. Zaten iddia edilen olayla ilgili herhangi bir mahkeme kararı da bulunmamaktadır. Yazılan mektuba bakıldığında ise yaşandığı belirtilen taciz olayının 21.01.2016 tarihinde olması, savcılığa yazılan mektubun ise yaklaşık 4 ay sonrasına, 30.05.2016 tarihine rast gelmesi dikkat çekici. Haber ise gazetenin bir gün sonra ki nüshasında, yani 31.05.2016’da yayınlanmış.

 

Bu nedenle; Belediyeye ve şahıslara eleştiri sınırının üzerinde hakarete varan ifadelerin kullanılmış olması nedeniyle, “Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırları ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” ilkesini içeren 4’üncü maddenin,

 

Haberin, somut hiçbir belge ve bilgiye dayandırılmadan, ciddi kaynaktan yoksun olarak sunulmuş olmasından dolayı, “Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmadan yayınlanamaz” ilkesini içeren 6’ıncı maddenin,

 

Savcılığa başvurulduğu belirtilmesine rağmen, bunu kanıtlayacak herhangi bir belge ya da bilginin yer almaması, başvurulmuş olsa bile soruşturma aşamasında olmadığı anlaşılan, herhangi bir mahkeme kararı bulunmayan bir olaydan söz edilmiş olması basın meslek ilkelerine uymuyor.

 

Bu sebeple: “Yasaların suç saydığı eylemler, gerçek olduğuna inandırıcı makul nedenler bulunmadıkça kimseye atfedilemez” ilkesini içeren 10’uncu maddenin ‘ihlal’ edildiği düşünülmektedir.

 

Bütün bu ihlallerin, ‘Kınama’ cezasının gereklerini yeterince yerine getirmesine ve Basın Konseyi Yüksek Kurulu’nun 4 üyesi ‘kınama’ 2 üyesi ise ‘yersizlik’ kararı verilmesi yönünde oy kullanmasına rağmen,

 

1)Şikayet edilen tarafın haberlerinde, şikayet eden Belediye Başkanı Nazmi Çoban’a ‘doğrudan’ suçlama getirmemesi, daha çok Belediye Başkanı’nın çevresinde gelişen olaylara ‘göz yumma’ ya da ‘yeteri hassasiyet göstermeme’ veya ‘böyle insanlarla çalışmaya devam etme’ gibi eleştirel yaklaşması,

 

2)Basın Konseyi Genel Sekreterliği’nin ‘Uzlaşma’ mektubuna uzun bir savunmayla cevap vermesi ve olabildiğince haberdeki tezi güçlendirme gayreti göstermesi nedeniyle, 9 üyenin oyuyla

“Uyarı” cezası verilmesi kararlaştırılmıştır.

,

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, gazeteci Can Dündar’ın İş Bankası’ndan aldığı krediyle ilgili yayınları nedeniyle Akşam Gazetesi’ne yönelik ‘Kınama’ kararı verdi.

29.06.2016

 

 

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, Türkiye İş Bankası A.Ş’nın,  Akşam Gazetesi’nin 10 ve 11 Mayıs 2016 tarihlerine ait, “Faizsiz Gezi Kredisi”, “CHP destekli Bankadan alınan faizsiz kredi” başlıkları içeren haberlere ilişkin şikayeti hakkında “Kınama” kararı vermiştir.

 

 

 

                                            KARAR

 

 

KARAR NO: 2016/49

 

 

ŞİKAYET EDEN: Türkiye İş Bankası A.Ş adına, Av. Adem Ak, Av.Duygu Binat ve Av. Nur Köksal.

 

 

ŞİKAYET EDİLEN: Akşam Gazetesi (T Medya Yatırım San. Ve Tic. AŞ.) Murat Kelkitlioğlu Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni.

 

 

ŞİKAYET KONUSU: Şikayet Başvurusu yapan Türkiye İş Bankası’nın vekilleri, söz konusu bankanın Kavaklıdere Şubesine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’nca ‘gizlilik kararı’ içeren bir soruşturma dosyası (Can Dündar soruşturması) üzerinden müzekkere gönderilerek, “Mayıs 2013’te Can Dündar’ın 4 milyon TL kredi kullanıp kullanmadığı, ödeme planları ve bu kredi ile ilgili tüm bilgilerin gönderilmesi” talep ediliyor. Bu konuda gönderilen resmi yazı, birebir görüntüsü ile 1.4.2016 tarihinde ‘Milyonluk Kıyak’ başlığı ile manşete taşınıyor. Haber, “4 Milyon Lira, Hem de Faizsiz! Ballı Kredi” başlıklarıyla duyuruluyor. Şikayetçi taraf, bunun üzerine bir basın açıklaması yayımlayarak kredinin ‘faizsiz’ olduğuna dair en ufak bir ifade olmamasına rağmen haberin böyle duyurulmuş olmasının yanlışlığına dikkat çekiyor. Bu açıklama, ‘İş Bankası’ndan Yalanlama’ başlığıyla birçok medya organı ve internet portalında yer alıyor.

Şikayetçi İş Bankası’nın avukatları, bu yalanlama olmasına ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben düzenlenen müzekkere yanıt yazısı içeriğinden bankanın Can Dündar’a faizsiz kredi kullandırdığı sonucuna ulaşılması ya da anlam çıkarılmasının hiçbir şekilde mümkün olmamasına rağmen Akşam Gazetesi’nin bu konuyu farklı şekilde gündeme taşımasını ‘şikayet konusu’ yaptılar.

Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmesi Murat Kelkitlioğlu’nun önce 19.04.2016 tarihli köşe yazısında ‘bir özel banka’ nitelemesiyle daha sonra ise 10.05.2016 ve 11.05.2016 tarihlerine ait haberlerde benzer içeriklerle devam etmesinin basın meslek ilkelerine aykırı olduğunu belirttiler.

İş Bankası vekilleri, müvekkil bankaca yapılan basın açıklamasında müşteriye kullandırılan kredilerin mevzuata ve kredilendirme prensiplerine uygun olmasına ve açıklamada yer verilen ifadelerin kredinin faizsiz olmadığı sonucu açıkça ortada iken, Akşam Gazetesi’nin ısrarla, sanki müvekkil banka bir müşterisine ‘Gezi olaylarında aktif şekilde rol alması için kredi vermiş’ gibi yayın yapmasını ‘çirkin’ ve ‘yakışıksız itham’ olarak adlandırdılar.

 

Söz konusu haberlerde şu türlü ifadeler yer alıyor:

“Can Dündar’a Faizsiz Gezi Kredisi”,

“Savcılık, Can Dündar’a Gezi ayaklanması başlamadan günler önce CHP destekli bankadan verilen krediyi mercek altına aldı”.

“Banka krediyi Can Dündar’a Gezi olaylarında aktif rol oynaması için mi verdi?”.

“Savcılık çok önemli bir detayın peşinde. Söz konusu banka Can Dündar’a 4 milyon liralık krediyi 17 Mayıs 2013 günü veriyor. 31 Mayıs günü de Gezi darbe girişimi başlıyor”.

“Peki şimdi soruyorum! CHP destekli bu banka krediyi Can Dündar’a Gezi olaylarında aktif bir rol oynaması için mi verdi?”.

“Ballı kredinin Gezi’den 2 hafta önce verilmesi tesadüf mü?..

 

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR: Taraflara gönderilen ‘uzlaşma’ ya da herhangi bir talepleri olup olmadığına yönelik yazıya hiçbir yanıt alınamamıştır.

 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ: : Akşam Gazetesi’nin 10 ve 11 Mayıs 2016 tarihli haberleri incelendiğinde şikayetçi taraf olan banka,

1)Faizsiz 4 milyon TL ballı kredi kullandıran,

2)Mevzuata aykırı kredi kullandıran,

3)Gezi olaylarını bir nevi kredi yoluyla finanse eden,

4)ve müşterisine Gezi olaylarında aktif rol alması için kredi veren,

konumuna getirilmiş, açıkça hedef gösterilmiş, karalanmış, isnat ve iftiralarda bulunulmuş ve kamuoyunda ‘olumsuz algı’ oluşmasına neden olunmuştur.

 

Akşam Gazetesi’nin yayınlarındaki iddiaların hiçbir mesneti yoktur. Faizsiz kredi iddiasını destekleyecek bir belge bulunmamaktadır. Kredi ile Gezi olayları arasında bir bağlantı kurulmasını mümkün kılacak en ufak bir kanıt mevcut değildir.

 

Basın Konseyi Yüksek Kurulu,  haberlerin küçük düşürme ve aşağılama ifadeleri ile bankanın şöhretini kötü etkileyecek şekilde değerlendirilebileceğini düşünmektedir.

 

Bu nedenle, Basın Meslek İlkelerinin 4’üncü maddesinde yer alan “Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırları ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” ilkesinin,

 

6’ıncı maddesinde yer alan, “Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmadan yayınlanamaz” ilkesinin,

 

Ve haberde şikayetçi bankanın gerek bankacılık kanununa aykırı olarak kredi verdiği iddiaları, gerekse bu kredinin bazı toplumsal protesto olaylarını finanse etmek amacıyla verildiği iddialarının yer alması ve bunların hiçbir somut bilgi ve belgeye dayandırılmaması nedeniyle;

Basın Meslek İlkeleri’nin, “Yasaların suç saydığı eylemler, gerçek olduğuna inandırıcı makul nedenler bulunmadıkça kimseye atfedilemez” ilkesini içeren 10’uncu maddenin ‘ihlal’ edildiğini düşünmektedir.

 

Bütün bu maddelerin ihlal edildiği göz önüne alındığında Akşam Gazetesi’nin ‘Kınanmasına’ oy birliğiyle karar verilmiştir.