,

Basın Konseyi, www.Gecce.Com İnternet Sitesi Ve Yazarı Gül Erçetingöz’ün Uyarılmasına Karar Verdi.

Basın Konseyi, www.gecce.com İnternet Sitesi’nde 15 Mayıs 2012 tarihinde; “Sinem Kobal’ı 40 Hoca Okumuş!”  başlığıyla ve Gül Erçetingöz imzasıyla yayınlanan yazıyla ilgili olarak aşağıdaki kararı vermiştir.

 

KARAR

 

ŞİKÂYETÇİ                        : Sinem Kobal

 

VEKİLİ                                : Av. Gökçe Kılıç Gülsaran

 

ŞİKÂYET EDİLEN                        : 1. Medyanet İnternet hizmetleri ve

Yayıncılık Tic. Ltd. Şti

(www.gecce.com İnternet sitesi)

2. Gül Erçetingöz

( www.gecce.com internet haber

/magazin sitesi yazarı)

 

VEKİLİ                                : Av. Ömer Durak

ŞİKÂYETİN KONUSU      : Sinem Kobal vekili Av. Gökçe Kılıç Gülsaran’ Basın Konseyi’ne yapmış olduğu 21.05.2012 tarihli yazılı şikâyet başvurusunda, www.gecce.com alan isimli internet sitesinde 15.05.2012 tarihinde Gül Erçetingöz imzasıyla Şirinevler Emlak Firmaları yayınlanmış olan “Sinem Kobal’ı 40 Hoca okumuş” başlıklı yazı ile müvekkilinin kişilik haklarına saldırıda bulunduğunu ve Basın Meslek İlkeleri’nin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Şikâyet konusu haber, www.gecce.com internet haber/magazin sitesinde 15.05.2012 tarihinde “Sinem Kobal’ı 40 Hoca Okumuş” başlığıyla yayınlanmış olan bir magazin haberidir. Haberin genelinde ise tam olarak şu ifadelere yer verildiği görülmektedir:

“Merhabalar efendim, yine uzun zaman oldu. En son Ajda Pekkan yazımda epey bir beklemiştik. İzzet Çapa bugün bombayı patlatıp da ‘Arda Turan & Sinem Kobal çifti barışmış evleniyorlar ‘ diyince ben de duyduklarımı yazayım dedim.

Efendim Arda Turan ve Sinem Kobal ‘ın çok sevdikleri bir tiyatrocu ablaları var. Bu bol botoxlu ‘eyvah eyvah ‘ ablaları da onları çok sever. Ayrıldıklarında onları bir Şirinevler Evden Eve Nakliyat araya getirmek için az uğraşmadı ama nafile olmadı. Arda nuh dedi peygamber demedi barışmamakta kararlıydı.

Ama Sinem Kobal’ı günden güne erirken görmeye dayanamayan bu abla, sonunda ünlü bir teknik direktörün karısının maaşlı hocalarına Sinem ‘i götürmüş. Efendim bu 40 kişilik okuma ekibi, okuma diyorum çünkü gerçekten ciddi hepsi hafız mertebesinde iyi hocalar, almışlar Arda Turan ‘ın resmini ellerine başlamışlar okumaya. Okuma tam iki ay sürmüş. İki ay sonunda da Arda Sinem ‘i yana yakıla çağırmış yanına.

Sinem Kobal da etekleri zil çala çala gitmiş yanına; yakında Şirinevler Araç Kiralama evlenirler. Hocalar evlilik sözü vermişler Sinem Kobal ‘a. Bakalım göreceğiz. Bunlar benim duyduklarım.

Artık işler sosyetede ve sanat camiasında böyle dönüyor. Tutacaksın teknik direktörün karısı gibi 40 kişilik ekip, okuya üfleye küllerinden doğacaksın…

Efendim aslında kimler kimler var böyle ekip hoca tutup işlerini yoluna koyan. Daha yeni bebek sahibi olan bir assolist de bu yola başvurmuş.. Offf hem de ne okutmak. Yeni evlenen türkücü küçük kızımız vallahi o da küllerinden doğdu sanki. Geçen gün televizyonda evini gösterdiler, küçük dilimi yutacaktım. Benim diyen zenginin evi öyle değil.

Ben karşı değilim sonuçta kendimiz oturup okuyup üfleyemiyoruz bizim yerimize bunu gerçekten doğru yapanlar varsa neden olmasın. Ama tabii bir de bol bol para olması lazım. En az okuma 8 bin TL ‘den başlıyormuş. Yani anlayacağınız yine bu işler parası olana yarıyor. Parası olmayan da otursun evinde açsın dua kitabını yalvarsın dursun.”

Bu haberin yayınlanmasının ardından, Basın Konseyi’ne başvuruda bulunan Sinem Kobal vekili Av. Gökçe Kılıç Gülsaran şikâyet başvurusunda özetle, gerçeklik değeri taşımayan ve müvekkili hakkında olumsuz fikirler oluşmasına neden olabilecek bu yazının, sorumlu gazetecilik anlayışına ve Basın Meslek İlkeleri’ne aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Şikâyet dilekçesinde, bu haberin yalnızca toplumu yanıltı bir mahiyet taşımadığı ancak aynı zamanda yazıda geçen ifadeler ile müvekkilin toplum nezdinde küçük düşürüldüğünü ve itibarının zedelendiği ifade edilmiş ve bu durumu kanıtlamak üzere, haberden alıntılar yapılarak, müvekkil küçük düşüren ve bir kadın olarak onurunu kıran gerçek dışı iddialar sıralanmıştır.  Bunun yanı sıra, haberde yer alan, şikâyetçi Sinem Kobal’ın erkek arkadaşı ile barışmak ve evlenmek için hocaya gidip kendisi okuttuğu iddiasının tamamen gerçek dışı olduğu belirtilmiş, kendisini kanıtlamış bir dizi oyuncusu olan şikâyetçi hakkındaki bu gerçek dışı iddianın yalnızca kendisini yıpratmak ve onun popülaritesinden yararlanmak maksadıyla ortaya atıldığı belirtilmiştir. Bu gerçek dışı haber hazırlanırken, hiçbir şekilde bir araştırma yapılmadığı ve şikâyetçinin özel Rent a car hayatının sansasyonel bir haber yaratmak gayesiyle ihlal edildiği belirtilerek, tüm bu hususların Basın Meslek İlkeleri’ni ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

 

ŞİKÂYET EDİLENİN YANITI:  Medyanet İnternet hizmetleri ve Yayıncılık Tic. Ltd. (www.gecce.com internet haber/magazin sitesi) ve Gül Erçetingöz vekili Av. Ömer Durak tarafından Basın Konseyi’ne gönderilen 19.06.2012 tarihli yanıt açıklamasında özetle, şikâyet eden tarafından şikâyet konusu yazıya istinaden kendilerine ihtarname gönderilerek bu yazının kaldırılmasının talep edildiğini ve bu ihtarname üzerine yazının kaldırıldığı, gerek www.gecce.com internet sitesinde gerekse google arama motorunda söz konusu içeriğe rastlanılmadığı, bu yazının herhangi bir mahkeme kararı olmamasına rağmen müvekkili iyi niyet çerçevesinde kaldırılarak erişime engellendiği, şikâyetçini Basın Meslek İlkeleri’ne aykırılık iddiasının mesnetsiz ve hukuka aykırı olduğu belirtilmiş ve bu şikâyet hakkında şikâyetin yersizliğine karar verilmesi talep edilmiştir.

 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ: Basın Konseyi Yüksek Kurulu 4 Temmuz 2012 tarihli toplantısında dosyayı ele alarak aşağıdaki değerlendirmeyi yapmıştır.

 

Şikâyet konusu yazı, www.gecce.com haber/magazin sitesinde 15.05.2012 tarihinde Gül Erçetingöz imzası ve “Sinem Kobal’ı 40 Hoca okumuş” başlığıyla yayınlanmış bir magazin haberidir.

Habere konu edilen şikâyetçi, popüler bir dizi oyuncusudur ve bu nedenle magazin dünyasının yakından takip ettiği bir kişiliktir. Magazin basını tarafından bugüne kadar şikâyetçinin özel yaşamına ilişkin pek çok haber, yorum, fotoğraf ve görüntü yayınlanmış olup, şikâyet konusu haber de bütünüyle şikâyetçinin özel yaşamı ile ilgili ilginç ve çarpıcı bir iddianın kamuoyuna aktarılmasından ibarettir.

Bu nedenle, bu şikâyetle ilgili olarak esas araştırılması gereken konu, bireylerin özel yaşamlarının gizliliğinin korunması hakkı ile basın yoluyla ifade özgürlüğünün kullanılması arasında adil bir dengenin kurulmasına ilişkindir. Somut olayda olduğu gibi, basın tarafından yayınlanan habere konu edilen kişinin, sıradan bir birey değil ancak şöhretli bir kimse olması durumunda ne şekilde hareket edilmesi gerektiği konusunda, temel ilke ve standartlar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından verilmiş olan 2006 tarihli Von Hannover vs. Almanya kararında net bir biçimde ortaya konulmuştur. Monaco prensesi Caroline’in  çocuklarıyla yemek yerken, kano yaparken, plajda tam sendelediği bir anda vs. gibi tamamen özel yaşamını sürdürdüğü alanlarda çekilmiş fotoğraflarının yayınlanmasına ilişkin olarak verilen bu kararda AİHM özetle, özel hayata ilişkin korumanın ifade özgürlüğüne karşı dengelenmesinde ağırlıklı unsurun yayınlanan fotoğraf ve makalelerin kamu yararına katkıda bulunması gerekliliği olduğunu belirtmiştir. Mahkeme bu noktada kamu yararı ve kamu merakı arasında kesin bir ayırım yapmış ve başvurucunun kamuoyunda tanınmış bir kişi olmasına rağmen, yegane amacı başvurucunun özel hayatına ait detaylarla birtakım okuyucuların merak duygularını tatmin etmek olan söz konusu fotoğraf ve makalelerin yayınlanmasının topluma herhangi bir yarar sağlamayacağına karar vermiştir. Diğer bir ifadeyle AİHM, bireylerin özel yaşama ilişkin haber, yorum, fotoğraf ve görüntülerin topluma duyurulmasında ancak kamu yararı var ise bu durumda bir dengenin varlığından söz edilebileceğini; buna karşın sadece kamu merakını tatmin etmeye yönelen haber, yorum, fotoğraf ve görüntülerin ise AİHS korumasından yararlanmayacağını açıkça belirlemiştir. AİHM, Prenses Caroline’in açtığı davada, fotoğraf ve makalelerin, başvurucunun herhangi bir resmi görevi olmaması

Ve başvurucunun özel hayatı ile ilgili olmaları nedeniyle kamu menfaatine bir katkı sağlamadığının aşikâr olduğuna karar vermiştir.  Buna ek olarak, Mahkeme, kamuya açık mekânlarda bulunsa ve herkes tarafından tanınsa dahi,  halkın başvurucunun nerede olduğunu ve genel olarak özel hayatında nasıl davrandığını bilme hususunda yasal bir menfaatinin olmadığına karar vermiş ve başvurucunun tamamen özel yaşamını sürdürmesiyle ilgili olan bu fotoğrafların yayınlanmasının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin özel yaşamın gizliliği hakkını düzenleyen 8. Maddesinin ihlâli niteliğinde olduğuna hükmetmiştir.

Bu karardan hareketle somut şikâyeti ele aldığımızda, şikâyetçinin sevgilisiyle barışmak için 40 hocaya gittiği ve hocaların okuduğu şeklindeki haberin kamuoyuna aktarılmasında yukarıda yapılan ayırım çerçevesinde herhangi bir kamu yararından söz edebilmek mümkün olmayıp; bu haber bütünüyle kamu merakını tatmin etmeye yönelik bir haberdir.

Bunun yanı sıra haber şikâyetçi tarafından kesin bir dille yalanlanmış olup, şikâyet edilen vekilinin yanıt yazısında da, haberin gerçekliğini savunan ya da ispatlamaya yönelen hiçbir somut veri ortaya konulmamıştır. Nitekim şikâyet edilenin dilekçesinde ifade edildiği gibi, şikâyetçinin talebi üzerine bu haber, şikâyete konu internet sitesinden kaldırılmış ve erişime engellenmiştir. Ancak, şikâyet edilen vekilinin iddiasının aksine, google arama motorundan giriş yapıldığında bu haberi farklı haber/magazin sitelerinde kopyalanmış olarak görebilmek mümkündür.

Sonuç olarak, şikâyetçinin özel yaşamına ilişkin olarak kaleme alınan dedikodu mahiyetindeki bu yazının kamuoyuna aktarılmasında hiçbir kamu yararı bulunmadığı ve ayrıca yazının içeriğinin de gerçekliği ciddi anlamda şüpheli görüldüğü için, bu yazı ile şikâyetçinin kişilik haklarına zarar verildiği tespit edilmiştir. Bu itibarla, bu yazının Basın Meslek İlkeleri’nin;

“Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırları ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” şeklindeki dördüncü,

“Kişilerin özel yaşamı, kamu çıkarlarının gerektirdiği durumlar dışında, yayın konusu olamaz” şeklindeki beşinci ve

“Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz” şeklindeki altıncı maddelerini ihlal ettiği sonucuna ulaşılmıştır.

Yukarıda izah edilen gerekçeler çerçevesinde, www.gecce.com haber/magazin sitesinde 15.05.2012 tarihinde “Sinem Kobal’ı 40 Hoca okumuş” başlığıyla yayınlanan haber nedeniyle, www.gecce.com haber/magazin sitesi ile haberi hazırlayan Gül Erçetingöz’ün “uyarılmasına  oyçokluğuyla karar verilmiştir.

(Karar No: 2012/ 27)

———————-

Not: Basın Konseyi Sözleşmesi ve Çalışma Kuralları gereğince, hakkında şikâyette bulunulan medya grubu veya gazeteciyle ilişkisi olan Yüksek Kurul üyeleri, görüşmelerde oy kullanamazlar.

Basın Konseyi: Tutuklu Gazeteciler, Denetimli Serbestlik Hükümlerinden Yararlandırılmalı

TBMM nin kabul ettiği “3.cü Yargı Paketi” nin öngördüğü “Denetimli Serbestlik Hükümleri” nden yararlanmak için İstanbul, Ankara ve Diyarbakır’da haklarında açılan davalar nedeniyle tutuklu bulunan 90’nı aşkın meslektaşımızın da, kendileri ya da Avukatları tarafından ilgili Mahkemelere başvurdukları biliniyor.

Yargımızın bu başvuruları değerlendirilirken kendilerine verilmiş dilekçelerin yanında Basın Konseyi’nin de aynı yönde ve tüm meslektaşlarımızı kapsayan dilek ve temennilerini göz ardı etmeyeceğini umud ediyoruz.

Gazeteciler Davalarla Susturulamaz

Ahmet Şık’ın yaptığı bir açıklama nedeniyle hakkında 7 yıla kadar hapis istenmesi karşısında Basın Konseyi Genel Sekreteri Dr. Hasan Sınar bir açıklama yaptı:

Kamuoyunun yakından takip ettiği üzere Gazeteci Ahmet Şık henüz basılmamış kitabı nedeniyle Oda Tv davasında tutuklanmış ve bir yılı aşkın süre ile tutuklu kalmıştı.

Ahmet Şık Oda Tv davasından tutuksuz olarak yargılanmaya devam ederken, kamuoyu
kendisi hakkındaki yeni bir iddianame haberiyle sarsıldı; zira, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, Ahmet Şık’ın tahliyesinin hemen ardından cezaevi kapısı önünde yapmış olduğu açıklamalar nedeniyle yedi yıla kadar hapis istemiyle iddianame tanzim edildiği ortaya çıktı.

Basın Konseyi olarak, basın ve ifade özgürlüğü alanında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yerleşmiş içtihatlarını ve hukukun evrensel ilkelerini hiçe sayan bu yaklaşımı fevkalade yadırgıyoruz. Yargı organları, gerçekten kendi saygınlıkları ve itibarları korumak istiyorlarsa, bunun çözümü bu iddianamede olduğu gibi hukuk dışı, abartılı bir hassasiyet ve alınganlık içine girmek değil; aksine başta tutuklama tedbiri olmak üzere tüm ceza hukuku araçlarının kamuoyu vicdanını yaralamayacak biçimde kullanılmasıdır.

Ahmet Şık’la ilgili olarak da şu kadarını söyleyelim ki, Türkiye’de gazetecilik mesleğinin yüzünü ağartan insanlardan biri olan bu değerli kardeşimiz bugüne kadarki kararlı duruşuyla hiçbir baskının onuruyla gazetecilik yapmasını engelleyemeyeceğini çok açık bir biçimde göstermiştir. Bundan sonra da, Ahmet’in soruşturmalarla, davalarla, tutuklamalarla susturulamayacağını ve kendisine yönelen bu gibi her türlü baskıya karşı sonuna kadar yanında olduğumuzu tüm kamuoyunun dikkatlerine sunarız.

Saygılarımızla

Basın Konseyi Diyarbakır'da

Basın Konseyi Başkanı Orhan Birgit ve Yüksek Kurul Üyelerinden Av. Turgut Kazan, Gazeteciler Tufan Türenç, Yalçın Büyükdağlı ve Ali Sirmen’den oluşan heyet Diyarbakır D Tipi Cezaevinde tutuklu bulunan gazeteciler Vedat Kurşun, Tayip Temel ve Ahmet Birsin’i ziyaret etti. Görüşmede, tutuklu gazetecilerın yaşadıkları adlî süreç ve cezaevi koşulları hakkında bilgi alındı. Heyet görüşmenin ardından Diyarbakır Valisi Mustafa Toprak, Diyarbakır Baro Başkanı Mehmet Emin Aktar, Ticaret-Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Diyadin Gezer ve İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi’ni ziyaret etti. Bu temaslardan sonra heyet Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti’nde bir basın açıklaması yaptı.

Basın Konseyi Başkanı Orhan Birgit açıklamasında “Tutuklu olan arkadaşlarımız, biz terör örgütü üyesi değiliz; ifade özgürlüğünü kullanmak dışında hiçbir suçu olmayan gazeteci yurttaşlarız diyorlar. Eğer şiddet kullanmıyor, okurlarını ve izleyicilerini şiddete yöneltmiyorsa gazeteci ifade özgürlüğünü sınırsız bir şekilde kullanmalıdır. Ancak maalesef siyasi iktidar önceki seçim dönemlerindeki tüm vaatlerine aykırı bir tutum takınarak gazetecileri susturmak yönünde bir anlayışı benimsemiş durumda” şeklinde konuştu.

Orhan Birgit, Özel Yetkili Mahkemelerin kaldırılmasıyla ilgili bir soruya yönelik olarak ise “Özel Yetkili Mahkemelerin kaldırılması bizim başından beri savunduğumuz bir durum. Ancak bu mahkemelerin yerine neyin ikame edileceğini de önceden görmemiz gerekiyor. Biliyorsunuz bu Özel Yetkili Mahkemeler, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin yerine geldi. Aslında sadece bir tabela değişikliği yapıldı. Bu itibarla Özel Yetkili Mahkemeler yerine bir Mahkeme ikame edilmemesi gerektiğini, Türkiye’de olağanüstü mahkemeler döneminin kapanması gerektiğini düşünüyoruz. Ancak mutlaka bir ikame yapılacaksa da, bunun yalnızca şiddeti bir yöntem olarak benimsemiş silahlı terör faaliyetlerine ilişkin bir ihtisas mahkemesi şeklinde olması gerekir. Yoksa gazetecileri, aydınları, bilim insanlarını, silahla hiçbir ilgisi olmayan sivil yurttaşları yargılayan zihniyet aslında ifade özgürlüğünü yargılayan bir zihniyettir ve siyasal irade bu zihniyeti ortadan kaldırmayı amaçlamadığı müddetçe, mahkemenin adının ne olduğunun hiçbir önemi yoktur” şeklinde konuştu…

 

 

 

 

Basın Konseyi’nden Bir Heyet Diyarbakır’a Gidiyor.

Diyarbakır Cezaevinde tutuklu bulunan gazetecileri ziyaret etmek amacıyla Basın Konseyi’nden bir heyet 28 Haziran 2012 Perşembe günü Diyarbakır’a gidecek.

 

Konsey Başkanı Orhan Birgit ve Yüksek Kurul Üyeleri Av. Turgut Kazan, Gazeteciler Tufan Türenç ve Yalçın Büyükdağlı ile Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Ali Sirmen’den oluşan heyet, Azadiya Welat Gazetesi, Dicle Haber Ajansı,  Radyo Dünya’da çalışırken tutuklanan meslektaşları ile görüşecek ve tutukluluk koşulları hakkın da bilgi alacak.

 

Aynı gün Diyarbakır Valisi Mustafa Toprak, Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, Siyasi Partilerin il Başkanlıklarını da ziyaret edecek olan Basın Konseyi Heyeti, Diyarbakır Güney Doğu Gazeteciler Cemiyetinde bir Basın Toplantısı yapacak.

"Kanalizasyon Çukurundaki Elma Fidanı" – Pınar Türenç

KANALİZASYON ÇUKURUNDAKİ ELMA FİDANI

Gecenin bir saatinde aniden uyandım. Elma fidanını hayal etmeye başladım.

Müyesser Yıldız’ın Silivri çıkmazındaki o eşsiz elma fidanını..

Sabah, Basın Konseyi’ni ziyaretinde anlatmıştı içimi burkan “elma fidanı” öyküsünü.

 

Filmlere konu olabilecek, üzerine roman yazılabilecek bir öyküydü.

 

O sabah, Basın Konseyi kabul salonunda Başkan Orhan Birgit ve Yüksek Kurul üyeleri olarak O’nu ve eşini karşımıza almış, Silivri günlerinin öncesini ve sonrasını konuşuyorduk. Anlattığı her olay, tüyleri diken diken ediyordu.

Kocası , Silivri’deki cezaevi kapısından aldığı Müyesser’in , üç gündür polis  dinlenme tesislerinde bir nebze de olsa dinlenebilmesi için çırpınıyordu.. Mutluydu. Karısına 16 ay sonra yeniden kavuşmuştu. Karşımızda oturan bir Emniyet müdürüydü. Aylar önce, Müyesser’in Ankara’daki evlerinden alınış saatlerini anlatırken, her bir cümlesi, hepimizi şaşkına çeviriyordu:

‘’ Emniyet Müdürü olduğum için beylik tabancam var.’’ diye söze başladı.

‘’ Ayrıca babamdan kalan silahlarım da ruhsatlıdır. O sabah, 16 ay önce, eve baskın oldu ve kasadaki silahları çıkardım, gösterdim. Çünkü Müyesser Hanım, silahlı terör örgütü üyesi olmakla suçlanmıştı. İşte dedim, silahlarımız bunlar..’’

Müyesser Yıldız’ın eşi , önündeki çaydan bir yudum daha içip, devam etti..

“Suç örgütü silahları aramaları gerekirken, hiç dönüp bakmadılar bile. Hemen bilgisayara yöneldiler ve beynini alıp gittiler. Meğer suç aleti, bilgisayarmış.”

Müyesser Yıldız devam etti:

‘’Sonradan anlaşıldı ki, bilgisayarıma yükleme yapılmış. Bunu da raporla kanıtladık ama nafileydi. Tutukladılar, 16 ayımı benden aldılar. Şimdi yaşamadığım 16 ayımı kim, nasıl bana geri verecek?’’

 

Neden tutuklandığını, nasıl salıverildiğini anlamamıştı.  Tutuklu kaldığı süre içinde 10 kilo vermiş, iki beden küçülmüştü. Kuş gibiydi. ,naif bedeni daha da ufalmıştı.

 

Üç gündür kaybettiği özgürlüğü yeniden yaşamaya çalışıyordu. İlk İki akşamı, hiç uyumadan İstanbul’daki konukevinde geçirmişti. Bu arada İzmit’teki alzhmerli annesini gidip görmüştü.

‘’Galiba benim geldiğimi hissetti. Bir başka baktı yüzüme’’ dedi.

Üzerindeki beyaz bluzundan başka giysisi yoktu. Yeni bir şeyler almak istiyordu.

‘’Silivri’den çıkarken eşyalarını almadın mı?’’ diye sordum.

‘’Birkaç parça eşya aldım. Başta Atatürk posterim ile oğlumun fotoğraflarını. ‘’ dedi ve uzaklara dalıp gülümsedi:

‘’Ama elma fidanımı yanıma alamadım. Fotoğrafını da çektirmeme izin vermediler. Yasakmış’’

‘’Ne elması, ne fidanı?’’  diyecek oldum. Yanıtladı:

‘’  Bir gün elma yedim ve içinden çıkan çekirdeği, havalandırma bölümünden geçen kanal çukurunun içine diktim, daha doğrusu gömdüm.  Gittim geldim suladım, izledim. Aylar sonra bir sabah baktım ki, elma çekirdeğim filiz vermişti. Günlerce onun fidan olmasını bekledim, ’’

İşaret parmağını bana doğru uzatıp anlatmaya devam etti.:

‘’İşte bu parmağım kadar olmuştu. Sevgimi ona veriyordum. Konuşuyordum.  Onun fotoğrafını çektirmek istedim. ‘’olmaz’’ dediler. Başlarına bela olurmuş. İzin vermediler. Elma fidanımdan korktular. Çaresiz, ondan ayrıldım. Bir fotoğrafı bile olmadı. ’’

Acaba elma fidanı bundan sonra ne olurdu?

Müyesser Yıldız bir başka hapishane öyküsüyle yanıt verdi :

‘’Hani siz geldiğinizde açık görüş salonundaki  pinokyo figürlü resmimiz vardı  ya.. O da yasaklı fotoğraflar arasına alınmış. Bir daha kimseyle o pinokyonun yalandan uzamış burnunun altında oturamadık, fotoğraf çektiremedik.  Neden ki diye sorduğumda, yeni yeni unutturuyoruz .. Bir daha pinokyolu resim isteme sakın dediler.’’

Pınar Türenç
Basın Konseyi Yüksek Kurul Üyesi

Müyesser Yıldız Basın Konseyi'nde…

 

Terör örgütü kurmak ve yönetmek suçuyla 16 ay silivri cezaevinde tutuklu kalan  ve geçtiğimiz günlerde serbest bırakılan gazeteci Müyesser Yıldız bugün Basın Konseyi’ni ziyaret ederek Yüksek Kurul Üyeleriyle bir araya  geldi.

Silivri tutuklu günlerinden sonra özgürlüğünün tadını çıkaramadığını, geride çok sayıda arkadaşının tutuklu kaldığını söyleyen Müyesser Yıldız “bedenim dışarıda ama ruhum içeride kaldı. Onlar özgür  kalıncaya kadar mücadeleye devam edeceğiz’’ dedi.

Basın Konseyi Başkanı Orhan Birgit, İkinci Başkan Kenan Akın, Yüksek Kurul Üyeleri Pınar Türenç, Nurşen Mazıcı ile Genel Sekreter Hasan Sınar’a tutukluluk günlerini anlatırken, “Üç gündür dışarıdayım ama hala gökyüzüne bakamıyorum. Toprağın kokusunu alamıyorum. Ben 16 ay özgürlüğümden uzak kaldım. Ya 4-5 yıldır içeride tutuklu kalanlar ne yapsınlar, suçumuz neydi, anlayamadık” diye konuştu..

 

Basın Konseyi; Kocaeli Gazetesi Yazarı M. Tanzer Ünal'ın Kınanmasına Karar Verdi.

Kocaeli Gazetesi’nde; 27 Ağustos 2011 tarihinde, “Kim veya kimler üstüne alınırsa…” başlığıyla ve M. Tanzer Ünal imzasıyla yayınlanan yazıya ilişkin olarak aşağıdaki kararı vermiştir.

KARAR

ŞİKÂYETÇİ                          : Serpil Çolak

Bizim Kocaeli Gazetesi

Yayın Koordinatörü

ŞİKÂYET EDİLENLER   : M. Tanzer Ünal

Kocaeli Gazetesi Yazarı

ŞİKÂYET KONUSU : Bizim Kocaeli Gazetesi Yayın Koordinatörü Serpil Çolak Basın Konseyi’ne yapmış olduğu 12.09.2011 tarihli şikâyet başvurusunda, Kocaeli Gazetesi’nin 27.08.2011 tarihli nüshasının 5. sayfasında yayınlanan “Kim veya kimler üstüne alınırsa” başlığıyla yayınlanan M. Tanzer Ünal imzalı yazının Basın Meslek İlkeleri’ni ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

Şikâyet konusu yazı, Kocaeli Gazetesi’nin 27.08.2011 tarihli nüshasında yayınlanmış olup, yazının içeriğinden belirli bir kişi hedef alınarak kaleme alındığı anlaşılmaktadır. Şikâyet konusu yazı şu şekildedir:

“Kim veya kimler üstüne alınırsa…

Sadece kadının değil…
Sadece erkeğin değil…
Kalemin de orospusu olur.
Kadın orospunun zararı kendinedir.
Erkek orospunun zararı da…
Ama kalemin orospu olmasının zararını tüm toplum çeker.
Toplum gerçekleri göremez…
İyi ile kötüyü ayırt edemez…
Güç sahipleri, o “ kalemleri” satın alırlar, istediklerini yazdırırlar.
Daha kötüsü de var…
İnsanın hem kendisi, hem de kalemi orospu olursa, durum daha da vahimdir.
O insanın yapamayacağı hiçbir şey yoktur.
Çünkü kullandıracak iki şeyi vardır.
İşte o insandan korkulur.”

Şikâyetçi Serpil Çolak, söz konusu yazı ile hedef alınan kişinin kendisi olduğunu belirterek, bu yazıyı kaleme alan Kocaeli Gazetesi yazarı M. Tanzer Ünal’ın Kocaeli’nin ilçe belediyelerinden Kartepe Belediye Başkanı Şükrü Karabalık’a giderek “Serpil Çolak’a Koleos marka jeep almışsın, bana da ihale vereceksin” şeklinde bir söylemde bulunduğunu ve kendisinin belediye başkanından “rüşvet” aldığı iddiasını tüm Kocaeli’ye yaydığını, hatta bu iddiayı Kocaeli ilinde yayın yapan bir başka gazete olan Gazete Kocaeli’nin birinci sayfasına kadar taşıdığını ileri sürmüştür. Bu durum üzerine, kendisinin de cevap hakkını kullandığını, bu bağlamda Kocaeli Gazetesi’nde yazdığı 27.08.2011 tarihli yazıda, “rüşvet” olduğu ileri sürülen ancak kendisine değil, çalıştığı şirkete ait olan bu otomobilin hangi koşullarla alındığını banka ve kredi hesap numaralarıyla ortaya koyarak bu iddiayı çürüttüğünü ifade etmiştir. M. Tanzer Ünal’ın şikâyete konu yazısının ise, bu cevap yazınının hemen ertesi günü yayınlandığını ve bu yazıda açıkça ismi telaffuz edilmemiş olsa da, yazıda kendisinden bahsedildiğinin bütün Kocaeli tarafından anlaşıldığını ifade etmiştir.

Şikâyetçi Serpil Çolak, M. Tanzer Ünal tarafından Kocaeli Gazetesi’nden yayınlanan bu yazının, kişilik haklarını zedeleyen, yanlış ve hakarete varan ifadeler içermesi nedeniyle, gereğinin yapılması talebinde bulunmuştur.

ŞİKÂYET EDİLENİN YANITI: Kocaeli Gazetesi Yazarı M. Tanzer Ünal’a şikâyetle ilgili bilgi veren Genel Sekreterlik mektubu 21 Eylül 2011 tarihinde, kargo ile gönderilmiş, kargo şirketi tarafından mektubun teslim alındığı bilgisi Sami Ersoy olarak bildirilmişse de kendisinden herhangi bir yanıt gelmemiştir.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ: Basın Konseyi Yüksek Kurulu 5 Ekim 2011 tarihli toplantısında dosyayı ele alarak aşağıdaki değerlendirmeyi yapmıştır.

Şikâyet konusu yazı, Kocaeli Gazetesi’nin 27.08.2011 tarihli nüshasında M. Tanzer Ünal imzası ile yayınlanmış olup, yazının içeriği itibarıyla belirli bir kimseyi hedef aldığı açıkça anlaşılmaktadır.

Ancak, somut olayda esas önem taşıyan husus, bu yazının tamamına yansıyan üslubun biçim ve seviye olarak, basının haber verme görevinin yerine getirilmesi ile asla bağdaşmayan ve bir köşe yazısına asla yakışmayan bir mahiyet taşımasıdır.

Gazetecinin, bireylerin bilgilenme hakkının sağlanması yönünden, haber verme ve haberi yayma görevini özgürce yerine getirmeleri esastır ve bu esasın gerçekleştirilebilmesi için, gazetecilik faaliyetinin önündeki tüm engellerin ortadan kaldırılması, demokratik toplum düzeninin zorunlu bir gereğidir. Ancak gazetecilere sağlanan bu özgürlük ortamı, yalnızca onların haber verme ve haberi yayma görevlerini üzerlerinde hiçbir baskı hissetmeksizin serbestçe yerine getirebilmeleri amacına yöneliktir. Yoksa basının haber verme görevi, bir gazetecinin sahip olduğu gazete köşesinde, en galiz ifadeleri fütursuzca kullanabileceği ve bireylerin kişilik haklarına dilediği gibi saldırabileceği anlamına asla gelmez.

Somut olayda, şikâyet konusu yazıyı bu çerçevede ele aldığımızda, haber verme fonksiyonu ile hiçbir ilişkisi olmayan bu yazının gerek üslup gerekse içerik olarak son derece seviyesizce kaleme alındığı ve –şikâyetçinin kişilik haklarına saldırıp saldırmadığının araştırılmasına dahi gerek olmaksızın – Basın Meslek İlkeleri’ni açıkça ihlal ettiği görülmektedir.

Kaldı ki, şikâyetçinin, ciddi bir üslup sorunu olan bu yazı ile kendisinin hedef alındığı yönündeki açıklamaları da gayet tutarlı ve ikna edici bir özellik taşımaktadır.

Tüm bu verilerin ışığında, M. Tanzer Ünal tarafından Kocaeli Gazetesi’nin 27.08.2011 tarihli nüshasında yayınlanan “Kim veya kimler üzerine alınırsa” başlıklı yazının, Basın Meslek İlkeleri’nin,

–          “Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırları ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” şeklindeki dördüncü ve

–         “ Gazeteci görevini, taşıdığı sıfatın saygınlığına gölge düşürebilecek yöntem ve tutumlarla yapmaktan sakınır” şeklindeki on ikinci maddelerinin ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.

Yukarıda arz olunan gerekçeler çerçevesinde, Basın Meslek İlkeleri’nin dördüncü ve on ikinci maddelerini ihlal eden Kocaeli Gazetesi Yazarı M. Tanzer Ünal’ın “kınanmasına” oybirliği ile karar verilmiştir.

(Karar No: 2011/36)

———————-
Not: Basın Konseyi Sözleşmesi ve Çalışma Kuralları gereğince, hakkında şikâyette bulunulan medya grubu veya gazeteciyle ilişkisi olan Yüksek Kurul üyeleri, görüşmelerde oy kullanamazlar.

Basın Konseyi Başkanı Orhan Birgit’in Yıl Sonu Nedeniyle Yaptığı Sohbet Toplantısı

Sevgili Meslektaşlarım,

Her yılın sonunda geride bıraktığımız önemli olayları gözden geçirmek gibi alıştığımız bir geleneği bugün birlikte ve mesleğimizin güncel sorunlarını ele alarak konuşmak istiyorum.

İfade özgürlüğü herkesin en dokunulmaz hakkıdır. Bu görevin yerine getirilişinde mesleğimiz ilk sırada sorumluluk üstlenirken, bu hakları vatandaşlarına tanımaktan çekinen yönetimler; basın üstünde baskı ve kısıtlamalar uygularlar.

Çoğunlukla geri kalmış oldukları için otoriter yöntemlerle halklarının eleştirilerini susturmak isteyen yönetimlerin başvurdukları bu tür önlemlerin bir süreden beri medyamız için de bir tehdit olduğunu görmekten kaygı duymamak imkânsızdır.

2012 ye girerken, çeşitli gazete ve dergilerde çalışan ve kimi gözaltında, kimi tutuklu olarak cezaevlerinde bulunan gazeteci sayısının 96 olmasının mazur gösterilecek bir yönü yoktur.

Siyasi iktidar, beğenmediği gazetecileri susturmak için, gözaltına aldırdığı bu kişilere bazı terör örgütlerine mensup olma suçunu yüklemeyi gelenek haline getirmiştir.

Bugünkü söyleşimi hazırlarken, yabancı Basın Meslek Örgütlerinden Sayın Başbakana gönderilmiş olan eleştiri ve uyarı yazılarını da inceledim.

New York merkezli Uluslararası Gazetecileri Koruma Komitesinin, Sayın Erdoğan’a gönderdiği mektupta “Sizi

bir Avrupa Konseyi üyesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi imzacısı olan Türkiye’nin uluslararası yükümlülüklerine, özellikle de gazetecilere karşı gizli deliller kullanılmasını dizginleyerek, saygı gösterilmesini sağlamanın yönünde teşvik ediyoruz. Hükümetinizin gazetecileri ve profesyonel medya çalışanlarını yasal esaslar dışında kitle halinde hapsetmeye yönelik sicili, ülkenizin yükselen bir demokratik güç olarak itibarına büyük zarar veriyor” eleştirilerini içeren mektubuna Başbakanın yanıtını merakla beklemekteyiz.

Kimi Ergenekon Örgütüne yardım, kimi KCK medyası olarak gözaltına alınan yâda tutuklanan meslektaşlarımızın tümünün silahız ve şiddet yöntemine başvurmamış, sadece ifade özgürlüğünü kullanarak mesleklerini ifa etmekte olan kimseler olduğunu da belirtmek isterim.

Sayın Başbakandan 2012 yılına girerken:

1)    Özel Yetkili Mahkemelerin kaldırılması.

2) Düşünce suçundan dolayı haklarında soruşturma açılmış olan gazetecilerin eylemleri yayın yolu ile işlendiğine göre, haklarındaki delillerin toplanmış olması ve karartılmasının olanak dışı bulunması dikkate alınarak tutuksuz yargılama yoluna gidilmesi için gerekli tedbirlerin alınmasını diliyoruz.

TUTUKLU GAZETECİLER LİSTESİ

1-   Abdullah Çetin, DİHA Kurtalan Muhabiri, Diyarbakır D Tipi Cezaevi

2-    Ahmet Akyol, DİHA Adana Muhabiri, Ceyhan M Tipi Kapalı Cezaevi, Adana

3-    Ahmet Birsin, Gün TV Genel Yayın Koordinatörü, Diyarbakır D Tipi Cezaevi

4-    Ahmet Şık, Gazeteci-Yazar, Silivri 2 Nolu L Tipi Cezaevi

5-    Ali Buluş, DİHA Mersin Muhabiri, Karaman-Ermenek M Tipi Cezaevi

6-    Ali Çat, Azadiya Welat Gazetesi Mersin Çalışanı, İskenderun E Tipi Kapalı Cezaevi

7-    Ali Konar, Azadiya Welat Gazetesi Elazığ Temsilcisi, Malatya E Tipi Cezaevi

8-    Aydın Yıldız, DİHA Mersin Muhabiri, Gaziantep H Tipi Cezaevi

9- Ayşe Oyman, Özgür Gündem Gazetesi Editörü, Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi

10- Baha Okar, Bilim ve Gelecek Dergisi Editörü, Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Cezaevi

11- Barış Pehlivan, Odatv İnternet Sitesi Genel Yayın Yönetmeni, Silivri 1 Nolu L Tipi Cezaevi

12- Barış Terkoğlu, Odatv İnternet Sitesi Haber Müdürü, Silivri 1 Nolu L Tipi Cezaevi

13- Bayram Namaz, Atılım Gazetesi Yazarı, Edirne 1 Nolu F Tipi Cezaevi

14- Bayram Parlak, Gündem Gazetesi Mersin Temsilcisi, Karaman-Ermenek M Tipi Cezaevi

15- Bedri Adanır, Aram Yayınları Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni, Kürtçe Hawar Gazetesi Yazı İşleri Müdürü, Diyarbakır D Tipi Cezaevi

16- Behdin Tunç, DİHA Şırnak Muhabiri, Diyarbakır D Tipi Cezaevi

17- Cengiz Kapmaz, Özgür Gündem Gazetesi Yazarı, Kandıra F Tipi Cezaevi

18- Cihan Gün, Yürüyüş Dergisi çalışanı, Sincan 1 Nolu F Tipi Cezaevi, ANKARA

19- Coşkun Musluk, Odatv İnternet Sitesi Yazarı, Silivri L Tipi Cezaevi

20- Çağdaş Kaplan, DİHA İstanbul Muhabiri, Kandıra F Tipi Cezaevi

21- Çağdaş Ulus, Vatan Gazetesi İstanbul Muhabiri, Kandıra F Tipi Cezaevi

22- Davut Uçar, Etik Ajans Müdürü, Kandıra F Tipi Cezaevi

23- Deniz Kılıç, Azadiya Welat Gazetesi Batman Temsilcisi, Batman M Tipi Kapalı Cezaevi

24- Deniz Yıldırım, Aydınlık Dergisi Genel Yayın Yönetmeni, Silivri 1 No’lu L Tipi Cezaevi

25- Dılşah Ercan, Azadiya Welat Gazetesi Mersin Çalışanı, Adana Karataş Kadın Kapalı Cezaevi

26- Dilek Demirel, Gazeteci, Özgür Gündem Eski Çalışanı, Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi

27- Dilek Keskin, Atılım Gazetesi Muhabiri, Karataş Kadın Kapalı Cezaevi, ADANA

28- Doğan Can Baran, Odak Dergisi Yazarı, Kandıra F Tipi Cezaevi

29- Doğan Yurdakul, Odatv İnternet Sitesi Yazarı, Silivri L Tipi Cezaevi

30- Erdal Süsem, Eylül Dergisi Editörü, Edirne F Tipi Cezaevi

31- Erdoğan Altan, DİHA Batman Muhabiri, Batman M Tipi Cezaevi

32- Erol Zavar, Odak Dergisi Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü, Şair, Sincan 1 Nolu F Tipi Cezaevi, ANKARA

33- Fatma Koçak, DİHA Yazı İşleri Müdürü, Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi

34- Faysal Tunç, DİHA Şırnak Muhabiri, Diyarbakır D Tipi Cezaevi

35- Füsun Erdoğan, Özgür Radyo Eski Genel Yayın Koordinatörü, Kandıra 2 Nolu T Tipi Cezaevi, KOCAELİ

36- Hakan Soytemiz, Red ve Enternasyonal Dergilerinin Yazarı, Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Cezaevi

37- Halit Güdenoğlu, Yürüyüş Dergisi Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü, Sincan 1 Nolu F Tipi Cezaevi, ANKARA

38- Hamdiye Çiftçi, DİHA Hakkari Muhabiri, Bitlis E Tipi Kapalı Cezaevi

39- Hatice Duman, Atılım Gazetesi Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü, Gebze M Tipi Cezaevi, Gebze/KOCAELİ

40- Hikmet Çiçek, Aydınlık Dergisi, Ankara Temsilcisi

41- Hüseyin Deniz, Gazeteci, Özgür Gündem Eski Çalışanı, Kandıra F Tipi Cezaevi

42- İhsan Sinmiş, Azadiya Welat Gazetesi Çalışanı, Adana F Tipi Cezaevi

43- İsmail Yıldız, Gazeteci, DİHA Eski Çalışanı, Kandıra F Tipi Cezaevi

44- Kaan Ünsal, Yürüyüş Dergisi çalışanı, Sincan 1 Nolu F Tipi Cezaevi, ANKARA

45- Kadri Kaya, DİHA Diyarbakır Bölge Bürosu Temsilcisi, Batman M Tipi Kapalı Cezaevi

46- Kazım Şeker, Özgür Gündem Gazetesi Editörü, Kandıra 2 Nolu F Tipi Cezaevi

47- Kenan Karavil, Radyo Dünya Yayın Yönetmeni, Adana Kürkçüler F Tipi Cezaevi

48- Kenan Kırkaya, DİHA Ankara Temsilcisi, Kandıra F Tipi Cezaevi

49- Mazlum Özdemir, DİHA Diyarbakır Muhabiri, Kandıra F Tipi Cezaevi

50- Mehmet Emin Yıldırım, Azadiya Welat Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni, Kandıra F Tipi Cezaevi

51- Mehmet Güneş, Türkiye Gerçeği Dergisi Yazarı, Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Cezaevi

52- Mehmet Haberal Başkent Üniversitesi Rektörü olarak bu üniversitenin organı olan Kanal B TV ile de ilişkisi nedeniyle

53- Mehmet Karaaslan, DİHA Mersin Muhabiri, Karaman-Ermenek M Tipi Cezaevi

54- Mehmet Yeşiltepe, Devrimci Hareket Dergisi Çalışanı, Gazeteci-Yazar, Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Cezaevi

55- Miktat Algül, Mezitli Fm Genel Yayın Yönetmeni

56- Murat İlhan, Azadiya Welat Gazetesi Diyarbakır Çalışanı, Diyarbakır D Tipi Cezaevi

57- Musa Kurt, Kamu Emekçileri Cephesi Dergisi Yazı İşleri Müdürü, Sincan 1 Nolu F Tipi Cezaevi, ANKARA

58- Mustafa Balbay, Cumhuriyet Gazetesi Yazarı

59- Mustafa Gök, Ekmek ve Adalet Dergisi Ankara Temsilcisi, Sincan 1 Nolu F Tipi Cezaevi, ANKARA

60- Müyesser Yıldız, Odatv İnternet Sitesi Yazarı, Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi

61- Naciye Yavuz, Yürüyüş Dergisi Muhabiri, Ankara Kadın Kapalı Cezaevi

62- Nahide Ermiş, Özgür Halk Dergisi ve Demokratik Modernite Dergisi Yayın Kurulu Üyesi, Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi

63- Nedim Şener, Milliyet Gazetesi Muhabiri, Silivri 2 Nolu Kapalı L Tipi Cezaevi

64- Nevin Erdemir, Özgür Gündem Gazetesi Editörü, Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi

65- Nilgün Yıldız, DİHA Mardin Muhabiri, Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi

66- Nurettin Fırat, Özgür Gündem Gazetesi Yazarı, Kandıra F Tipi Cezaevi

67- Nuri Yeşil, Azadiya Welat Gazetesi Tunceli Çalışanı, Malatya E Tipi Cezaevi

68- Oktay Candemir, Gazeteci, DİHA Eski Çalışanı, Kandıra F Tipi Cezaevi

69- Ozan Kılınç, Azadiya Welat Gazetesi Eski İmtiyaz Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü, Diyarbakır D Tipi Cezaevi

70- Ömer Çelik, DİHA İstanbul Muhabiri, Kandıra F Tipi Cezaevi

71- Ömer Çiftçi, Demokratik Modernite Dergisi İmtiyaz Sahibi, Kandıra F Tipi Cezaevi

72- Pervin Yerlikaya, DİHA İstanbul Muhabiri, Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi

73- Ragıp Zarakolu, Gazeteci-Yazar, Belge Yayınları Sahibi ve Yayın Yönetmeni, Türkiye Yayıncılar Birliği Yayımlama Özgürlüğü Komitesi Başkanı, Kocaeli 2 Nolu F Tipi Cezaevi

74- Ramazan Pekgöz, DİHA Diyarbakır Editörü, Kandıra F Tipi Cezaevi

75- Rohat Emekçi, Diyarbakır Gün Radyo Spikeri, Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi

76- Sadık Topaloğlu, DİHA Urfa Muhabiri, Kandıra F Tipi Cezaevi

77- Safiye Torman, Demokratik Modernite Dergisi Van Çalışanı, Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi

78- Sait Çakır, Odatv İnternet Sitesi Yazarı, Silivri 2 Nolu L Tipi Cezaevi

79- Sedat Şenoğlu, Atılım Gazetesi Genel Yayın Koordinatörü ve Gazeteci- Yazar, Edirne 1 Nolu F Tipi Cezaevi

80- Selahattin Aslan, Demokratik Modernite Dergisi Çalışanı, Kandıra F Tipi Cezaevi

81- Semiha Alankuş, DİHA Diyarbakır Editörü, Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi

82- Seyithan Akyüz, Azadiya Welat Gazetesi Adana Temsilcisi, Adana Kürkçüler F Tipi Cezaevi

83- Sibel Güler, Gazeteci, Özgür Gündem Eski Çalışanı, Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi

84- Sinan Aygül, DİHA Bitlis Muhabiri, Van F Tipi Cezaevi

85- Soner Yalçın, Odatv İnternet Sitesi İmtiyaz Sahibi, Gazeteci-Yazar, Silivri 1 Nolu L Tipi Cezaevi

86- Songül Karatagna, Özgür Gündem Gazetesi Çalışanı, Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi, İstanbul

87- Tayyip Temel, Azadiya Welat Gazetesi Eski Genel Yayın Yönetmeni ve Yazarı, Diyarbakır D Tipi Cezaevi

88- Tuncay Özkan, Kanal Biz Televizyonu Sahibi, Gazeteci, Silivri 1 No’lu L Tipi Cezaevi

89- Turan Özlü, Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni, Silivri 2 Nolu L Tipi Cezaevi

90- Vedat Kurşun, Azadiya Welat Gazetesi Eski Yazı İşleri Müdürü, Diyarbakır D Tipi Cezaevi

91- Yalçın Küçük, Gazeteci-Yazar, Silivri 2 Nolu L Tipi Cezaevi

92- Yüksel Genç, Özgür Gündem Gazetesi Yazarı, Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi

93- Zeynep Kuray, Birgün Gazetesi İstanbul Muhabiri, Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi

94- Ziya Çiçekçi, Özgür Gündem Gazetesi İmtiyaz Sahibi ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü, Kandıra F Tipi Cezaevi

95- Zuhal Tekiner, DİHA İmtiyaz Sahibi, Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi

Basın Konseyi Başkanı "Orhan Birgit" Yarın Konsey Merkezinde Bir Basın Toplantısı Düzenleyecektir

Basın Konseyi Başkanı Orhan Birgit, 30 Aralık 2011 Cuma günü saat 11:00’de Basın Konseyi merkezinde bir basın toplantısı yaparak geride bırakmakta olduğumuz yılın basın mesleği açısından yaşadığı olayları ve 2012’de gazetecilerin beklentileri üzerinde görüşlerini açıklayacaktır.