,

AVRUPA PARLAMENTOSU’NDAN CUMHURBAŞKANI VE BAŞBAKAN’A HİTABEN MEKTUP

Avrupa Parlamentosu’nda temsil edilen beş partinin grup başkanları Türkiye’ye çağrıda bulunarak, basın özgürlüğünün sağlanmasını talep etti.

Beş partinin grup başkanları, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım’a hitaben ortak bir mektup yazdı. Çarşamba günü yayınlanan mektupta, “gazetecilerin serbestçe ve korkmadan haber yazabilmeleri” gerektiği ifade edildi.

Avrupa Parlamentosu üyesi beş siyasetçinin imzaladığı mektupta, İstanbul Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan Die Welt gazetesi Türkiye muhabiri Deniz Yücel’in de serbest bırakılması talep edildi. Mektupta, “Bir gazeteci işini yaptığı için haksız yere terörizmle suçlanarak, hapsedilemez” denildi.

Ayrıca yaklaşık 200 medya kuruluşunun kapatılması, ruhsatlarının iptal edilmesi ve 200’den fazla gazetecinin tutuklanmasıyla Türkiye’nin “Avrupa’dan uzaklaşma tehlikesiyle” karşı karşıya kaldığına dikkat çekildi. Türkiye’nin sadece “Avrupa’nın ortaklığı ile güçlü bir ülke” olacağına vurgu yapıldı.

Mektupta, Türkiye’deki darbe girişiminin ardından gösterilen tepkiden duyulan kaygı da dile getirildi.

Her demokrasinin “temellerini sarsacak bir saldırı karşısında kendini savunma hakkı ve yükümlülüğü” olmasına rağmen, gösterilen tepkide hukuk devleti ilkelerine saygı gösterilmesi ve tepkinin “orantılı” olması gerektiği vurgulandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başbakan Yıldırım’a hitaben yazılan mektup, Avrupa Halk Partisi’nden Manfred Weber, Avrupa Sosyalistler Partisi’nden Gianni Pitella, Avrupa Muhafazakârlar ve Reformcular İttifakı’ndan Syed Kamall, Liberal ve Demokrat İttifak’tan Guy Verhofstadt ile Serbest İttifak/Yeşiller’den Ska Keller ve Philipppe Lamberts tarafından imzalandı.

Manfred Weber, mektubu kişisel twitter hesabından paylaştı.

 

 

Bir usta gazeteciyi daha uğurlamanın üzüntüsü içindeyiz. 

Gazeteciliğe babasının kurmuş olduğu Tekamül gazetesinde çok erken yaşlarda başlayan, Anadolu’nun “gerçek gazetecilerinden biri” olarak anılan, adına verilen özel gazetecilik ödülü de bulunan gazeteci Uğur Gürsoy, 88 yaşında aramızdan ayrıldı. 

Anadolu Basını’nı temsilen Basın Konseyi üyeliği de yapmış olan Uğur Gürsoy’u sevgi ve saygıyla uğurluyoruz. 

Işıklar içinde uyusun.

Basın Konseyi, CHP Milletvekili Enis Berberoğlu’na 25 yıl hapis verilmesi konusunda bir açıklama yaptı. Açıklama şöyle;

Meslektaşımız ve Hürriyet gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni Enis Berberoğlu’na,  MİT TIR’ları haberi nedeniyle 25 yıl hapis verilmesini kabul etmek mümkün değildir. 

Enis Berberoğlu 35 yılı aşkın meslek yaşamıyla tanınan bir gazetecidir. Berberoğlu, Cumhuriyet gazetesinde yayınlanmadan 1.5 yıl önce yine bir haberle kamuoyunun gündemine gelen, sağır sultanın bile duyduğu MİT TIR’ları iddialarıyla ilgili, ‘Devletin sırlarını ifşa etmek ve casuslukla’ suçlanmıştır.  ‘Herkesin bildiği sırları’ ifşa etmek, herkesin sahip olduğu bilgileri vermek nasıl casusluk olarak tanımlanır? Bunu da anlayabilmiş değiliz. 

Kaçma şüphesi ile Maltepe Cezaevi’ne kapatılan gazeteci ve milletvekilinin adresi bilinmektedir. ‘Adresleri var, kaçmazlar’ denilerek serbest bırakılan ‘Damat sanıklar’ gibi, Berberoğlu’nun da adresi ve ‘hukuki süreç’ gerçekten de devam ettirilmek isteniyorsa, adli kontrol şartıyla bu yol izlenebilir.  Buna rağmen tutuklama kararı çıkmasını da anlayamıyoruz. 

Haberden suçlu çıkmaz, gerçeklerden hiç çıkmaz. Halkın haber alma hakkını gazeteci ve milletvekili olarak izleyen, koruyan Enis Berberoğlu için yapılan bu yanlıştan bir an önce dönülmesini bekliyoruz. 

Bir daha hatırlatıyoruz: Yargının, tüm sanıklara eşit, tarafsız davranmasını istemek hakkımızdır. 

Bu tutuklama kararı, medyaya ve MİLLETİN MECLİSİNE verilen son gözdağı örneğidir.”

,

ÇOK DEĞERLİ KURUCU ÜYEMİZ DOĞAN HEPER’İN KAYBINDAN BÜYÜK ÜZÜNTÜ DUYDUK. ARTIK BİR EKSİĞİZ

Duayen gazeteci, Milliyet gazetesinin eski genel yayın yönetmeni, Basın Konseyi kurucu üyesi, önceki 2. Başkanı, Yüksek Kurul Üyesi, yazar Doğan Heper, son yolculuğuna uğurlandı.

Sabah, Milliyet gazetesinin önünde yapılan ilk törenden sonra, Heper’in naaşını taşıyan cenaze aracı, yıllarca görev aldığı Basın Konseyi’nin Osmanbey’deki merkezinin önüne getirildi. Burada Basın Konseyi çalışanları pencerelerden karanfiller atarak, Yüksek Kurul üyelerini son yolculuğuna doğru sevgi ve saygıyla uğurladılar.

Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, Doğan Heper’in eşi İffet Heper ve çocukları Başak ile Demet’e sarılarak ”Uzun yıllar Basın Konseyi’nin kurucu üyesi  olarak görev yapan çok değerli Yüksek Kurul üyemizin kaybından büyük üzüntü duyduk. Onun kaybıyla, artık bir eksiğiz. O’nu çok arayacağız. Başta  çok sevdiği ailesine, Basın camiasına ve tüm sevenlerine sabırlar diliyoruz.” dedi.Cenaze aracı, daha sonra alkışlar ve gözyaşları arasında Levent camiindeki tören için yola çıkarıldı.”

, ,

DOĞAN HEPER’İ KAYBETTİK

Basın Konseyi kurucu ve daimi üyesi, uzun yıllar ikinci başkanlık görevini yürütmüş olan değerli meslek büyüğümüz Doğan Heper’i kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyiz. 

Ömrünün yarım asrı aşkın bölümünü Milliyet gazetesi çatısı altında gazeteciliğe adamış olan Doğan Heper, gazetede, muhabirlikten sayfa sekreterliğine, yazı işleri müdürlüğünden genel yayın yönetmenliği, murahhas üyelikten icra kurulu başkanlığına kadar pek çok görev üstlenmişti.

Doğan Heper’i daima sevgiyle, saygıyla anacağız. 

Meslektaşlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz. 

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, Arda Turan’ın gazeteci Bilal Meşe’ye saldırısyla ilgili bir açıklama yaptı. Açıklama şöyle:

” A Milli Futbol Takımımızın Makedonya maçı sonrası Trieste uçuşu sırasında, Milli Takım Kaptanı Arda Turan’ın deneyimli spor gazetecisi Bilal Meşe’ye ağıza alınmayacak, ailesini hedef alan ‘Seni bu uçağa alanın da…’ diye başlayan  küfürlerle tamamladığı sözlü hakareti ve  boğaz sıkarak, yumruk atmaya teşebüssüyle gelişen fiziksel saldırı kabul edilemez.Yaşanan bu olay, her açıdan utanç vericidir.

Milli Takım’la yasa ve yönetmeliklere uygun olarak seyahat eden bir gazetecinin, korsan yolcu gibi kabul edilerek, bazı yorumcular tarafından ‘Orada işleri ne?” diye saygıdan uzak bir üslupla eleştirilmesi ve Arda Turan’a yönelik eleştirilerin azaltılması çabalarına da üzüntüyle dikkat çekmek istiyoruz.

Öte yandan, Arda Turan, milli takımdan ayrılması nedeniyle düzenlediği basın toplantısında “pişmanlık duymadığını” belirterek, özür dilememiş, “kuş gibi hafiflediğini” söylemiştir. Bu sözler, kendisini idol olarak gören, çocuklar ve gençler önünde olumsuz etkiler yaratacaktır. Uluslararası futbol alanında Barcelona gibi büyük bir kulüpte oynamak, sadece saha içi becerilerini değil, saha dışında da sportmentilk ve centilmenlik gibi davranışları da örnek olunmak adına, zorunlu kılar.

Bayrak ve vatan gibi değerler kimsenin uhdesinde değildir. Arda Turan’ı en kısa zamanda kamuoyu önünde, Bilal Meşe’den ve milli takımdaki hocalarıyla futbolcu arkadaşlarından özür dilemesini bekliyoruz.”

,

Yeni Akit Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Kadir Demirel’in ölümünü üzüntüyle öğrendik. Ailesine ve yakınlarına başsağlığı dileriz.

Kendisi aile içi şiddetin kurbanı oldu. Aile içi şiddetin, bu noktalara gelmiş olması üzücüdür. Türkiye’nin tüm kurumlarıyla, aile içi şiddetin önlenmesi, toplumun bu konuda bilinçlendirilmesi konusunda daha kararlı ve ciddi adımlar atması gerektiğine inanıyoruz. Bu önemli kaybınız nedeniyle camianıza sabırlar diliyoruz.

,

BASIN KONSEYİ, SÖZCÜ GAZETESİNE DESTEK VERMEK İÇİN ÇAĞLAYAN ADLİYESİ’NDE

Basın Konseyi, gözaltı sürelerinin dolmasıyla mahkemeye sevk edilen Sözcü gazetesi mensupları Mediha Olgun, Gökmen Ulu ve Yonca Yücekaleli’ye destek vermek üzere Çağlayan Adliyesi’ndeydi. Dünyanın her yerinde haber olan bir konu için “terör örgütü propagandasi” isnadının bile basın kurumlarına yönelik maksatlı bir gözdağı olduğu değerlendirmesinde bulunan Basın Konseyi üyeleri, “Sözcü gazetesinin sahibi Burak Akbay’ın okuduğu okullar ve o yıllarda ikamet ettiği adresler bile ayrıntılı olarak kamuoyuyla paylaşılmışken, bu yanlış uygulamadan bir an önce dönülmeli” çağrısında bulundu. Gazetecilerin hemen serbest bırakılmalarını istedi. Av. Celal Ülgen’den gözaltındaki gazetecilerin durumları hakkında bilgi alan Konsey üyeleri, daha sonra gazetecilerin mahkemeye çıkarılmasını beklemek üzere Adliye Sarayı’na geçti.

,

BASIN KONSEYİ’NDEN SÖZCÜ GAZETESİNE DAYANIŞMA VE DESTEK ZİYARETİ

Basın Konseyi, 19 Mayıs’ta Sözcü gazetesine yapılan operasyon sonrası gazeteye destek ve dayanışma ziyaretinde bulundu.
Ziyarete Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, İkinci Başkan Murat Önok, Basın Konseyi üyeleri Orhan Birgit, Turgut Kazan, Başar Yaltı ve Onursal Üye, gazeteci yazar Altan Öymen katıldı.
Sözcü gazetesi genel yayın yönetmeni Metin Yılmaz’ın ağırladığı Basın Konseyi heyeti, Sözcü çalışanlarına ”Bugünler gelip geçecek, gazeteciler görevlerini yapmaya devam edeceklerdir, dayanın” mesajı verdi.
Pınar Türenç, Metin Yılmaz’a önceki gün  boş çıkan Sözcü gazetesi için kararın nasıl verildiğini sordu. Yılmaz, şöyle yanıt verdi:
“Toplantı masasındaki günlük haber toplantımızda bütün arkadaşlarla sözün bittiği yerdeydik. Gazetenin boş çıkmasına karar verdik. Zaman içinde, kriz dönemlerinde bazı köşe yazarlarının sütunlarının boş çıktığı gazetelerimiz olmuştu. Ancak ilk kez bomboş bir gazete Türkiye’de basın tarihine geçti. Böyle bir uygulama 170 yıl önce Avrupa’da yapılmış. 170 yıl sonra Türkiye’de bomboş çıkan bir gazeteyi maalesef okurlarımıza sunmak zorunda bırakıldık. Ama herkes Sözcü’ye, boş nüshamızı, son gazeteye kadar alarak destek verdi. O boş sayfaları okurlar kendilerince doldurdular. O sayfalar da çok anlamlıydı.” dedi. Yılmaz, iki gündür gözaltında olan gazeteciler Gökmen Ulu ve Mediha Olgun’un bir an önce salıverilmesini isterken, bu kabusun Türk Basını üstünden kalkmasını beklediklerini” sözlerine ekledi.