,

BASIN KONSEYİ, ANADOLU AJANSI İLE İLGİLİ BAŞVURUDA ‘ŞİKAYETİN YERSİZLİĞİ’ KARARI ALDI

11.07.2018

Anadolu Ajansı’nın 24 Haziran 2018 tarihinde yayınladığı ‘Samsun’da uyuşturucu operasyonu’ başlıklı haberle ilgili İlknur Çamur tarafından yapılan şikayet.
KARAR
Basın Konseyi Yüksek Kurulu 11 Temmuz 2018 günü 21 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda konuyu görüştü. Kurul, 1’e karşı 20 oyla Anadolu Ajansı hakkında yapılan başvuruyla ilgili oy çokluğuyla ‘şikayetin yersizliği’ kararı aldı.

REFERANS: 2018- 24

ŞİKAYETÇİ: İlknur ÇAMUR (0542 234 16 67)
Hürriyet Mahallesi Refahiye Sokak No: 15 İLKADIM / SAMSUN

ŞİKAYET EDİLEN: Metin MUTANOĞLU
Anadolu Ajansı Genel Yayın Yönetmeni

ŞİKAYET KONUSU:
Anadolu Ajansı tarafından 24 Haziran 2018 tarihinde yayınlanan, Samsun’da yapılan bir uyuşturucu operasyonuyla ilgili haber, birçok gazete ve internet haber sitelerinde yayınlanmıştır. Haberde, tutuklanan şüpheli 35 yaşındaki Gökhan Çamur’un adının açık olarak yazılması üzerine annesi İlknur Çamur şikayette bulunmuştur.
Şikayet edilen ‘Samsun’da uyuşturucu operasyonu’ başlıklı haberde, polisin yaptığı operasyonda gözaltına alınan şüphelinin tutuklandığı belirtilerek şöyle denilmiştir:
“İl Emniyet müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, Gökhan Çamur’un elinde bulunan sentetik uyuşturucuyu piyasaya süreceği bilgisi üzerine çalışma başlattı.
Çamur’un bulunduğu aracı, İlkadım ilçesi Reşadiye mahallesinde durdurmak isteyen ekipler, yaya olarak kaçmaya çalışan şüpheliyi kovalamaca sonucu yakaladı.
Ekipler, araçta yaptıkları aramada paketler halinde 800 gram sentetik uyuşturucu, iş yerinde de 753 paket kaçar sigara ele geçirdi.
Şüphelinin Yenidoğan Mahallesi’nde bir evin tuvalet boşluğunda sakladığı 104 gram sentetik uyuşturucu da bulundu.
Gözaltına alanın ve emniyetteki işlemlerin ardından adliyeye sevk edilen zanlı tutuklandı.”
Haberde adı geçen Gökhan Çamur’un annesi İlknur Çamur, şikayet başvurusunda oğlunun adının rumuzlu yazılması gerektiğini; bunun yapılmayıp kişilik haklarının ihlal edildiğini savunmuştur.

Başvuruda, “Samsun da oğlum Gökhan Çamur (35) tutuklanmasıyla ilgili Anadolu Ajansı açık ismiyle haber yapmıştır, ismini rumuz olarak vermemiştir oğlumun kişilik hakları ihlal edilmiştir basın meslek ilkeleri kapsamında gereğinin yapılmasını rica ederim” ifadelerine yer verilmiştir.

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR
Şikayet başvurusu Anadolu Ajansı Genel Yayın Yönetmeni Metin Mutanoğlu’na hem e-mail, hem de postayla iletildi.
Bildirimin yapıldığına ilişkin ‘alındı’ belgesi geldi. Ancak muhatap, süresinde herhangi bir yanıt vermedi, taraflar arasında uzlaşma sağlanamadı.
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
Şikayet konusu haber, uyuşturucu ticareti gibi hem gençlik için büyük tehlike olan; hem de toplumun geleceğini tehdit eden önemli bir sorunla ilgilidir.
Uyuşturucu ticareti yapmakla suçlanan ve polisin takibinde olan kişi, operasyon sonucu yakalanmış; emniyetteki işlemlerin ardından sevk edildiği adliye tutuklanmıştır.
Haberin dayandığı olay, kişinin gözaltına alındığı, tutuklandığı gerçektir; haberde herhangi bir yanlıştan söz edilmemektedir. Uyuşturucu gibi önemli bir konu toplumu yakından ilgilendirmektedir. Bu haberin yayınlanmasında şüphesiz kamusal yarar bulunmaktadır.
Şikayet başvurusunda da bunlarla ilgili herhangi bir itiraz bulunmamaktadır. Şikayetçi, sadece tutuklanan oğlunun adının açık yazılmasının, kişilik haklarının ihlal edildiğini savunmaktadır.
Oysa haberde adı geçen ve uyuşturucu ticareti gibi önemli bir konuda suçlanan Gökhan Çamur, polis tarafından gözaltına alınmakla kalmamış, sevk edildiği adliyede hakim huzuruna çıkarılıp tutuklanmıştır. Suçlu olup olmadığı elbette yargılama sonunda ortaya çıkacaktır.
Tutuklanan kişinin adının özel durumlar hariç rumuz olarak yazılma zorunluluğu bulunmamaktadır. Söz konusu kişi 35 yaşındadır yani reşittir; adının rumuz olarak yazılmasını gerektirecek özel durumu da görülmemektedir. Uyuşturucu ticareti olaylarında tutuklananların adlarının açık yazılması basında yaygın bir uygulamadır.
Haberde peşinen suçlu olarak gösterilmedikçe tutuklanan kişinin adının açık yazılmasında etik açıdan herhangi bir sakınca bulunmamaktadır. Aksi halde kişilerin adlarının, davalar kesinleşinceye (Yargıtay aşaması tamamlanana) kadar rumuz olarak yazılması zorunlu olacaktır. Üstelik şikayet konusu haberde adı geçen Gökhan Çamur’a ‘suçludur’ denilmemiş, herhangi bir yorum yapılmadan gözaltına alınıp tutuklandığı yazılmış, objektiflik ilkesi gözetilmiştir.
Açıklanan bu nedenlerle Basın Meslek İlkeleri’nin ihlali söz konusu değildir.
Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 21 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda, Anadolu Ajansı hakkında yapılan şikayet başvurusunu görüştü, oy çokluğuyla ‘şikayetin yersizliği’ kararı aldı.

BASIN KONSEYİ, HÜRRİYET EGE GAZETESİ İLE İLGİLİ BAŞVURUDA ‘ŞİKAYETİN YERSİZLİĞİ’ KARARI ALDI

11.07.2018

Hürriyet Ege ilavesinde yayımlanan ‘Tamamı Çöpten’ başlıklı, haberle ilgili şikayet başvurusu.
KARAR
Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 11 Temmuz 2018 günü 21 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda, Hürriyet Ege gazetesinde çıkan haberle ilgili şikayeti görüştü. Kurul, Hürriyet Ege Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Nejat Bekmen hakkındaki başvuruyla ilgili oybirliği ile ‘şikayetin yersizliği’ kararı aldı.

REFERANS: 2018- 23

ŞİKAYETÇİ: Ramazan Duran (r.duran55@hotmail.com) (GSM: 0 545 243 16 09)

ŞİKAYET EDİLEN:
Hürriyet Ege Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Nejat Bekmen
Şehitler Caddesi No:16/1 Alsancak / İZMİR
ŞİKAYET KONUSU:
Hürriyet Ege ilavesinde 30 Mayıs 2018 tarihinde birinci sayfada fotoğraflı yayınlanan ‘Tamamı Çöpten’ başlıklı haberde adı geçen Ramazan Duran, ‘aşağılayıcı’ ifadeler kullandığını öne sürerek şikayette bulundu.

Şikayetçi Ramazan Duran, Basın Konseyi’ne e-mail yoluyla gönderdiği başvuruda, aynı gün Hürriyet Ege’de kendisiyle ilgili haber yayımlandığını belirterek şöyle demiştir:
“30 Mayıs 2018 Çarşamba günü Hürriyet Ege gazetesinde hakkımda yayımlanan haberin doğru olmadığından şikayetçiyim. Haberin özü dışında yayın yapılmıştır. Benim verdiğim röportaj ile alakası olmayan aşağılayıcı nitelikte haber başlığı yayımlanmıştır. Şahsım bu durumdan memnun olmadığı gibi gerekli mercilere şikayette bulanacağımı arz ederim.”

Haber, Hürriyet Ege’nin birinci sayfasında göbekten 4 sütun üzerine; birinde şikayetçiyi çalışırken gösteren 3 fotoğrafla yer almıştır. Anadolu Ajansı muhabiri Ali Rıza Akkır imzalı ‘Tamamı Çöpten’ başlıklı haber, “Fethiye’de cam sanatçısı Ramazan duran sokaktan topladığı ya da çarşı esnafının verdiği şişeleri eriterek yamaç paraşütü, caretta caretta, deve, çiçek motifli hediyelik eşyalara dönüştürüyor. Duran, ’Bu işin yayılması ve öğrenilmesini taraftarıyım diyerek meraklılarını atölyelere yönlendiriyor” ifadelerinden ibarettir.
UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR
Şikayet başvurusu 18.06.2018 tarihinde hem e- mail hem de posta ile Hürriyet Ege gazetesi yazı işleri müdürü Nejat Bekmen’e iletilmiştir. Şikayet edilen, 26.06.2018 tarihinde yanıt vermiştir. Taraflar arasında uzlaşma da sağlanamamıştır.
Şikayet edilen Nejat Bekmen verdiği yanıtta, haberin Anadolu Ajansı tarafından servis edildiğini, kendilerinin de hem ajans hem de muhabirin imzasıyla kullandıklarını belirtmiştir. Anadolu Ajansı haberinin bir kopyasını gönderen Bekmen, iki sayfa uzunluğundaki bu haberi özünü bozmadan kısaltarak kullandıklarını vurgulamıştır. Bekmen yanıtında, “Keza bu haber metni incelendiğinde şikayetçi Ramazan Duran’ın cam sanatçısı olduğu, sokaktan veya çarşı esnafından topladığı camları eriterek hediyelik eşyaya dönüştürdüğünün belirtildiği görülmektedir. Bu hususlar Anadolu Ajansı haberinde de aynen yer almaktadır” demiştir.
Haberde kamu yararı ve toplumsal ilgi bulunduğu kaydedilen şikayetçi yanıtında şu ifadeler yer aldı:
“Atık camların yeniden kullanıldığı ve dönüştürüldüğünün belirtilmesi ’aşağılayıcı’ bir durum değil, tam aksine ‘takdir edilen’ bir durumdur. Bu noktada haberde ismi yer alan Ramazan Duran’ın haber hakkında ‘aşağılayıcı’ nitelendirmesinde bulunması kabul edilemez…. Netice olarak Ramazan Duran’ın, Basın Konseyi’ne yaptığı şikayete dair iddiaları kabul edilemez…. Şikayete konu haber hukuka ve bası meslek ilkelerine uygundur… Haberde şikayetçinin kişilik haklarına bir saldırı da söz konusu değildir. Şikayetin reddine karar verilmesini saygı ile dilerim.”
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
Hürriyet Ege gazetesinin birinci sayfasında yayımlanan ‘Tamamı Çöpten’ başlıklı haber Anadolu Ajansı’nın haberidir. Hürriyet’in bölge ilavesi olan Hürriyet Ege, kendi bölgesiyle ilgili bu örnek olayın haberini, birinci sayfasından en güzel şekilde haberleştirmiştir.
Şikayet edilenin gönderdiği yanıta eklediği Anadolu Ajansı’nın haberi, iki sayfa uzunluğunda, tali bilgilerin de yer aldığı detaylı haberdir. Şikayetçinin ustasından öğrendiği bu işi 15 yıldır yaptığı, daha önce İstanbul’da çalıştığı, tezgahının bulunduğu yerin adresi, yaptığı ürünlerin fiyatı, müşterilerinin kimler olduğu, hem kendisinin açıklamaları hem de onu öven arkadaşlarının açıklamaları detaylı şekilde haberde yer almıştır.
Haber ajansları doğası haberi tüm detaylarıyla verir. Zira ajansın, gazete gibi haberi belli alana sığdırma zorunluluğu yoktur. Abonelerine haberin istedikleri unsurunu öne çıkarabilmeleri seçeneğini sunduğu için detaylı haber servise koymaktadır. Haber paragraf fazla olmuş fark etmez. Ancak gazeteler için durum farklıdır, editörler değil paragrafı ve cümleyi, kelimeyi bile tasarruflu kullanmak zorundadır.
Hürriyet Ege, Anadolu Ajansı’nın geçtiği şikayet konusu haberi iyi bir mizanpaj ve çarpıcı başlıkla; özünü bozmadan ve şikayetçinin sözlerine de tırnak içinde yer vererek sayfasına aktarmıştır. Üstelik ajansın rumuzunu ve muhabirinin adını da kullanarak, çoğu zaman gazetelerin göz ardı ettiği meslek kuralına uygun hareket etmiştir.
Haberde kullanılan ‘Tamamı Çöpten’ başlığının ise şikayetçinin yaptığı ve fotoğraflarda yer alan çok sayıda objenin atıklardan üretildiğini anlatmakta; haber metninde ‘cam sanatçısı’ ifadesiyle övülen şikayetçi kastedilmemektedir.
Şikayet konusu haberin, röportajın aynen yayınlanmasını, ticari faaliyetiyle ilgili tali bilgilerin de yer almasını isteyen şikayetçinin beklentilerini karşılamadığı anlaşılmaktadır. Ancak şikayetçinin ‘haberin doğru olmadığı’, ‘özünün değiştirildiği’ ve ‘aşağılayıcı’ olduğu değerlendirmesinin kanıtı bulunmamaktadır.
Tüm bu nedenlerle, şikayet konusu haberde Basın Meslek İlkeleri’nin ihlalinden söz edilemez.

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 21 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda, Hürriyet Ege Yazı İşleri Müdürü Nejat Bekmen hakkında yapılan şikayet başvurusunu görüştü ve oybirliğiyle ‘şikayetin yersizliği’ kararı aldı.

BASIN KONSEYİ: GAZETECİLER HEDEF GÖSTERİLEMEZ

Basın Konseyi, MHP’nin, gazetelere verdiği tam sayfa ilanda gazetecilerin hedef gösterilmesini kınadı. Basın Konseyi’nin açıklaması şöyle:

“Bir siyasi liderin, gazete ilanıyla vicdan ararken kindarlık içinde gazetecileri itham edip hedef göstermesi, Türkiye’de kabul edilemez bir ilk yaşattı.
Basın konseyi olarak, MHP tarafından bazı gazetelerde yayınlanan tam sayfa ilanlarda, adları ve kurumları verilen köşe yazarı, muhabir, yorumcu, kamuoyu araştırmacısı 70 gazeteci-düşünce insanı, fişlenmiş ve hedef gösterilmiştir. Türkiye’de demokratik yaşama geçildiğinden buyana yapılan hiçbir seçimde yaşanmayan böylesi bir ‘ilan’ örneğini kabul etmemiz olanaksızdır.
Her ne kadar hiçbir açıdan adil ve eşit olmayan bir seçim kampanyası yaşanmış ve sonuçlar kabul edilmişse de, büyük bir demokratik olgunlukla sürecin tamamlanması hedeflenmiştir.
Özellikle yatıştırıcı, yapıcı ve ılımlı mesajlar vermesi beklenen MHP liderinin, seçim kampanyası dönemine dönerek, yazı ve düşüncelerini beğenmediği gazetecileri, halka şikayet etmesi ve teşkilatına hedef göstermesi, Türkiye’de bir ilki daha yaşatmıştır.
Demokrasilerde düşünce ve ifade özgürlüğü esastır ve gazeteci görüşünü özgürce ifade eder. Bir siyasi partinin, gazetecileri fişlemesi, hele ki ‘düşman’ göstermesi, demokrasilerde asla kabul görmez. MHP bu ilanıyla, meslektaşlarımızın can güvenliğini tehdit edebilecek tutum sergilemiştir.
Basın Konseyi olarak MHP’nin bu tavrını kınıyor, hedef gösterilen meslektaşlarımızın can güvenliklerinin sağlanmasını istiyoruz.
Ayrıca düşünce ve ifade özgürlüğü önündeki tüm tehditlerin, baskıların, ayrıştırmanın engellerin bu yeni dönemde kaldırılmasını özellikle talep ediyoruz. “

BASIN KONSEYİ, İHA. COM. TR GENEL YAYIN YÖNETMENİ SÖZTUTAN İÇİN ‘KINAMA’ KARARI VERDİ

20.06.2018

İhlas Haber Ajansı’nın ‘Danıştay’dan Mimarlar Odası’nın açtığı davaya ret’ başlıklı haberiyle ilgili şikayet başvurusu.

KARAR
Basın Konseyi Yüksek Kurulu 20 Haziran 2018 günü 13 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda www.iha.com.tr interner sitesi Genel Yayın Yönetmeni Ömer Söztutan hakkındaki şikayeti görüştü. Yüksek Kurul, oy çokluğu ile Ömer Söztutan hakkında ‘kınama’ kararı verdi.

REFERANS: 2018- 22

ŞİKAYETÇİ:
TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi avukatları Gökçe Bolat, Revşan Deniz Yıldırım Çobanoğlu.

ŞİKAYET EDİLEN:
www.iha.com.tr internet sitesi Genel Yayın Yönetmeni Ömer Söztutan.

ŞİKAYET KONUSU:
www.iha.com.tr internet sitesinde 12.05.2018 tarihinde yayınlanan ‘Danıştay’dan Mimarlar Odası’nın açtığı davaya ret’ başlıklı haberin gerçeği yansıtmadığı ve bu haber nedeniyle gönderilen açıklamanın yayınlanmaması.

İhlas Haber Ajansı’nın internet sitesinde ‘Danıştay’dan Mimarlar Odası’nın açtığı davaya ret’ başlıklı haberde, Bakanlar Kurulu kararıyla Bolu’da ‘Köroğlu Dağı Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi’ ilan edilmesine karşı, Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin açtığı davaya Danıştay’dan ret kararı verildiği yazılmıştır.

Haberde, Köroğlu Dağları’nın eteklerinde bulunan Kartalkaya Kayak Merkezi ile Karacasu Termal Turizm Merkezi arasında kalan yaklaşık 51 bin 450 hektarlık alanla ilgili Bakanlar Kurulu’nun 22 Ağustos 2015 tarihinde aldığı kararının ardından Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin, Danıştay’a dava açtığı belirtilerek şöyle denilmiştir:

“Danıştay ise yaptığı inceleme sonrası Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nce açılan iptal davasını reddetti. Konuyla ilgili açıklama yapan AK Parti Bolu İl Başkanı Nurettin Doğanay, ‘Bolu’da yıllardır şikayet edilen turizm teşviklerinden yararlanılmadığı yönündeki söylemler de artık bu kararla son bulmuştur. Bundan sonra Bolu turizmi şaha kalkacaktır ve hak ettiği desteği alacaktır” dedi.

TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi avukatları Gökçe Bolat, Revşan Deniz Yıldırım Çobanoğlu tarafından yapılan şikayet başvurusunda ise, Mimarlar Odası’nın mesleğin ve meslektaşlarının çıkarlarını korumanın yanında; şehir planları ve uygulamalarının planlama esaslarına, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına uygun yapılmasını denetleme görevini de yerine getirdiği vurgulanmıştır. Bu amaçla ilgili idareleri yasal yoldan uyardıkları; hukuka aykırı işlemleri yargıya taşıdıkları belirtilen şikayet başvurusunda, Bakanlar Kurulu’nca alınan Bolu Köroğlu Dağı Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi kararının yürütmesinin durdurulması ve iptali için Danıştay’da 14. Daire’de dava açıldığı hatırlatılmıştır. Davayla ilgili mahkeme tutanaklarının da eklendiği başvuruda şu ifadelere yer verilmiştir:

“Mahkeme en son olarak dava konusu idari işlemin yürütülmesinin durdurulmasına karar vermiş, yargı süreci halen devam etmektedir. İhlas Haber Ajansı 12.05.2018 tarihinde ‘Danıştay’dan Mimarlar Odası’nın açtığı davaya ret’ başlıklı gerçeği yansıtmayan haber yapmış ve henüz yargı süreci devam eden bir davada kesin hüküm niteliğinde içerik yayınlanmıştır.”

Haberin düzeltilmesi için İhlas Haber Ajansı ile irtibata geçildiği, açıklama gönderilmesi konusunda anlaşıldığını, ancak gönderilen açıklamanın kullanılmadığı da belirtilen başvuruda, Mimarlar Odası’na yönelik ‘algı operasyonu’ yapıldığı ve ‘itibarsızlaştırmayı hedeflediği’ ileri sürülen haberin meslek etiği ile uyuşmadığı savunulmuştur.

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR

Şikayet başvurusu hem e- mail hem de posta ile www.iha.com.tr internet sitesi Genel Yayın Yönetmeni Ömer Söztutan’a 24.05.2018 tarihinde iletilmiş, şikayet edilen de 31. 05.2018 tarihinde yanıt vermiştir. Taraflar arasında uzlaşma da sağlanamamıştır.

Şikayet edilen iha.com.tr internet sitesi genel yayın yönetmeni Ömer Söztutan, şikayetçinin iddialarına verdiği bir sayfalık yanıtta, “Danıştay’dan Mimarlar Odası’nın açtığı davaya ret başlıklı haber Ak Parti Bolu İl Başkanı sayın Nurettin Doğanay tarafından basın bülteni olarak tüm basın kuruluşlarına gönderilmiştir. Bir siyasi partinin il başkanı tarafından verilen haberin doğruluğunu araştırma ihtiyacı duyulmamıştır” demiştir.

Haber metninde Ak Parti İl Başkanı Nurettin Doğanay’ın sözlerinin de tırnak içinde yer verildiğini anlatan Ömer Söztutan’ın yanıtında, aynı haberi kullanan bazı yerel internet sitelerini örnek göstererek şu ifadelere de yer vermiştir:

“Haber internet sitelerinde de aynı şekilde yayınlanmıştır. Yüksek Yargıtay’ın kararlarında da belirtildiği gibi; haber kamu kurumları, devletin yetkili organları, Anadolu Ajansı gibi kişi ve kurumlardan alınmış ise gazetecinin haberin doğruluğunu araştırma yükümlülüğü bulunmamaktadır. Bu nedenle haber hukuka uygundur.”

Gelen yanıtta, haberin düzeltilmesi için gönderilen açıklamadan ve bunun neden yayınlanmadığından ise söz edilmemiştir.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Şikayet konusu haber, çok sayıda abonesi bulunan bir haber ajansı tarafından yayınlanmıştır. Yerel basının yanı sıra ulusal gazetelerin internet siteleri de bu haberi kullanmıştır.

Şikayetçinin gönderdiği belgelerden, haberde belirtildiği gibi bir yargı karanın olmadığı ve davanın henüz devam etmekte olduğu, hatta davalı (şikayetçi) lehine yürütmenin durdurulması yönünde kararın alındığı anlaşılmaktadır. Ancak haberin dayandırıldığı bir kaynak vardır; o kaynak da haberde adı geçen ve sözleri tırnak içinde verilen Ak Parti Bolu İl Başkanı olan kişidir. Ajans da o kaynağının yazılı açıklamasına güvenip haberi yayınlamıştır. Kaynağın yanlış bilgi verebileceğinden şüphelenilmemiş, bu nedenle de ’Nerede bu mahkeme kararı?’ diye sorulmamıştır. Kaynağa o kadar güvenilmiştir ki; söz konusu davanın tarafı olan Mimarlar Odası’na da sorma, onların da görüşünü alma gereği duyulmamıştır.

Haber ajansları, doğası gereği haberi süratle ve rakiplerinden önce verebilmek için zamanla yarışmaktadır. Habere konu olan her olayın baştan sona geçirdiği safhaların didik didik araştırılması, bu hızlı trafikte çoğu zaman mümkün olamamaktadır. Gazeteci haberi yalanlanıyorsa; hele güvendiği kaynak kendisini yanıltmışsa herkesten fazla üzülür.

Ne var ki, haberde tarafların görüşünü almak atlanılmaması gereken önemli bir kuraldır. Bu haberde olduğu gibi, kural ihlali hata yaptırır. Diğer bir hata da haberi yaparken, kaynağın bir siyasetçinin açıklaması olduğunun belirtilmemesi; muhabirin bu yönde kendisi bir sonuca varmış gibi, Danıştay tarafından ret kararı verildiğinin net bir dille hem manşette hem spotta hem de haber metninde öne sürülmesidir. Gerçekten, habere bakıldığı vakit, önce bir vakaymışçasına aslında var olmayan ret kararının varmış gibi haber yapıldığı, ardından da ‘konuya dair’ Ak Parti İl Başkanının ‘görüşüne’ yer verildiği görülmektedir. Haber bu şekilde yapılınca, ortalama bir okuyucunun, söz konusu İl Başkanının açıklamasına istinaden ve bir iddia olarak ret kararının gündeme getirildiğini anlaması imkansızdır. Bilakis, ortalama bir okuyucunun anlayacağı, ajans tarafından bu ret kararının varlığının tespit edildiği, konuya ilişkin olarak da İl Başkanının yorumlarına yer verildiğidir.

Durum böyle olunca, haberin gerçekliğini teyit etmek için yeterli araştırmanın yapılmadığı ve gerekli çabanın gösterilmediği anlaşılmaktadır. Bir siyasi partinin İl Başkanının sözlerine, doğrulama gereği duymaksızın, inanılmış olması muhabirin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Muhabirin lehine şu söylenmelidir: bir partinin yetkili temsilcisi tarafından, hem de kamuoyuna yönelik olarak yapılmış resmi bir açıklama vardır. Ne var ki, İl Başkanını ‘devletin yetkili organı’ olarak görmek mümkün değildir. Haberde de kaynağın mahiyeti belirtilmemiştir. Kaldı ki, bu olayın derhal ve araştırma yapılamadan kamuoyuna aktarılmasını gerektiren ivedi bir durum da söz konusu değildir. Olay irdelendiğinde, muhataba görüşü sorulmuş olsaydı, asıl durumun kolaylıkla ve derhal ortaya çıkacağı da açıktır. Bu nedenlerle, haberin gerçekliğinin gereğince araştırılmadığı sonucuna varılmıştır. Basınımızda her ne kadar bu tür haberler sıkça yayınlanıyor, hatta standart bile kabul ediliyorsa da Basın Konseyi Yüksek Kurulu’nun misyonu yerel standartları değil gelişmiş demokrasilerde kabul edilen uluslararası standartları yerleştirmek ve uygulamaktır.

Öte yandan, şikayet edilenin yanlış çıkan haberini düzeltmesi de gerekmektedir. Bu yola gitmemesi; üstelik haberden zarar gören şikayetçinin gönderdiği açıklamayı yayınlamaması meslek etiği ile bağdaşmamaktadır. Zaten bu konuda, şikayet edilen tarafından herhangi bir açıklama da tarafımıza iletilmemiştir.

Sonuç olarak, şikayet edilenin, Basın Meslek İlkeleri’nin ‘Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz’ şeklindeki 6’ncı maddesini ihlal ettiğine oyçokluğuyla; muhabirin kendisine gönderilen cevap ve düzeltme yazısını yayınlamamasının Basın Meslek İlkeleri’nin ‘Basın organları, yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı duyarlar’ şeklindeki 16’ncı maddesini ihlal ettiğine oybirliğiyle karar verilmiştir.
Bunun sonucunda, www.iha.com.trt Genel Yayın Yönetmeni Ömer Söztutan hakkında ‘kınama’ kararı verilmesi oyçokluğuyla uygun görülmüştür.

BASIN KONSEYİ, ŞOK GAZETESİ GENEL YAYIN YÖNETMENİ KAAN ÖZBEK’ İÇİN ‘UYARI’ KARARI ALDI

06.06.2018

Şok Gazetesi’nde 11.03.2018 günü yayımlanan Çapkınlıkta Enselendi’ başlıklı haberle ilgili şikayet.
KARAR
Basın Konseyi Yüksek Kurulu 6 Haziran 2018 günü 19 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda Şok Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Kaan Özbek hakkındaki şikayeti görüştü. Yüksek Kurul, 4 üye ‘ihlal olmadığı’ yönünde oy kullanırken, 16 üyenin oyu ile Kaan Özbek için oy çokluğu ile ‘uyarı’ kararı aldı.

REFERANS: 2018- 21

ŞİKAYETÇİ: Murat DALKILIÇ vekili Av. Y. Nail GÖNENLİ

ŞİKAYET EDİLEN: Şok Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Kaan ÖZBEK

ŞİKAYET KONUSU:
Şok Gazetesi’nin 11.03.2018 tarihinde yayımlanan ‘Çapkınlıkta Enselendi’ ana başlığı, ‘Murat Dalkılıç, Hande Erçel olmadan eğlenince dedikodu kazanı kaynadı’ spotunun yer alan haberde, sanatçının saygınlığına gölge düşüren ifadeler kullanıldığı; kişilik haklarına ve onuruna saldırıldığı savunuldu.

Söz konusu haber, Murat Dalkılıç’ın Hande Erçel ile aşk yaşadığı, ancak yanında o olmadan Bebek’te özel bir partiye katıldığı belirtildi. Haberde şu ifadeler yer aldı:

“Mekana giriş yapacağı sırada gazetecileri fark eden Murat dalkılıç, yanındaki iki kadın arkadaşını önden yolladı. Objektiflere tek başına görüntü veren popçu, ‘Sürekli stüdyodayım Yıldız Tilbe ile albüm çalışmaları var. Bugün Hande yanımda yok’ dedi. Mekana önden giriş yapan iki güzel hakkındaki soruları yanıtsız bırakan Dalkılıç’ın tedirgin hali dikkatlerden kaçmadı.”
Haberde popçu Murat Dalkılıç’ın fotoğrafı yer almazken, Hande Yener ile eğlence yerine girdiği ileri sürülen bir kadının fotoğrafı da yer aldı.

Şikayetçi Murat Dalkılıç’ın avukatı Y. Nail Gönenli yaptığı başvuruda, haberin gerek başlığının, gerekse kullanılan ifadelerin okuyucuyu yanlış yönlendirdiğini, ileri sürerek müvekkilinin onur, şeref ve saygınlığının zedelenmesine neden olduğunu savundu. Haberde, sevgilisi varken başka kadınlarla birlikte olan ‘çapkınlık yapan’ ve ‘güvenilmez’ bir kişi olarak gösterildiğini kaydeden şikayetçi, başvurusunda şu ifadelere yer verdi:

“Bu suretle müvekkilimin toplum nezdinde oluşmuş olumlu itibarı zedelenmiştir… Haberdeki ifadeler tamamen asılsız ve kamuoyunu yanıltıcıdır… Bu haber müvekkilimin kişiliğine saldırıdır.”

Murat Dalkılıç’ın 2008 yılından bu yana müzik çalışmalarını sürdürdüğü ve Türkiye’de tanınan bir kişi olduğu belirtilen başvuruda, “Müvekkilim kamuya mal olmuş bir kişi olsa da yapılan haber müvekkilin özel yaşamına ilişkindir. Ancak müvekkilin özel yaşamının kamu ile paylaşılmasında hiçbir kamu yararı bulunmamaktadır… Haber müvekkile danışılmadan, bilgisine başvurulmadan yapılmıştır” denildi.

Başvuruda, Murat Dalkılıç’ın su haberle küçük düşürüldüğü, Basın meslek İlkeleri’nin zedelendiği ve ‘kınama’ kararı verilmesi istendi.

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR

Şikayet başvurusu Şok Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Kaan Özbek’e, hem e-mail hem postayla iletildi. Bildirimin yapıldığına ilişkin ‘alındı’ belgesi geldi. Ancak muhatap, süresinde herhangi bir yanıt vermedi, taraflar arasında uzlaşma sağlanamadı.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Şikayete konu haber, şarkıcı Murat Dalkılıç’ın kadınlarla eğlenceye gitmesiyle ilgilidir. Haberde, şikayetçi Murat Dalkılıç’ın, gazetecileri görünce de kadınları önden gönderip, albüm çalışmalarıyla ilgili açıklama yaptığı ve halinden tedirgin olduğunun anlaşıldığı yazılmaktadır. Şikayetçinin ‘tedirgin hali’ vurgulanarak, haberi ‘Çapkınlıkta Enselendi’ başlığı kullanılmıştır.

Haber somut bir olaya dayanmaktadır, günceldir. Şikayetçi her şeyden önce ünlü bir magazin figürüdür. Habere konu olay, eğlence yerinde; yani kamusal bir alanda geçmiştir.
Şikayetçi kamuoyunda yakından bilinen popçudur, yaşadığı aşklar, birlikte olduğu kişiler, nerede eğlendiği, ne tür eğlenceye gittiği merak edilir. Bunların basında yer alması, özel yaşam ihlali sayılmamalıdır.

Kamuya mal olmuş kişilerin özel yaşamıyla ilgili kıstasla, sıradan kişilerin özel yaşamının kıstası bir değildir. Ünlülerin, kitleler tarafından tanınan ve takip edilen sanatçıların özel yaşamının çok daha sınırlı olması gerekir. Zaten magazin sayfalarında ve programlarında boy gösteren, bu camiada ünlenen kişiler de genelde özel yaşamlarının hayranları ve takipçileri tarafından bilinmesini ister.

Şikayet konusu haberin metninde her ne kadar abartılı bir üslup kullanılmış olsa da haber günceldir, gerçektir. Şikayetçinin açıklamalarına da haberde yer verilmiş, albüm çalışmaları için sürekli stüdyoda olduğu, söz konusu eğlence yerine birlikte olduğu Hande Erçel olmadan geldiğini belirttiği yazılmıştır. Ardından da magazin üslubuyla ‘Hande Erçel olmadan eğlenince dedikodu kazanı kaynadı’ ifadelerine yer verilmiştir.

Ancak şikayet konusu haberin metninde etik açıdan sorun olmamakla birlikte, atılan ‘Çapkınlıkta Enselendi’ başlığı tartışmaya muhtaçtır. Bu tür ifade, gerçek anlamının ötesinde kullanılmış olsa bile, magazin haberlerinde yer alan ‘jargon’ olarak değerlendirmenin olanağı yoktur. Zira ‘enselendi’ ifadesinin mutlak suçu çağrıştırdığı gerçeği, kullanımda hedeflenen amaç ne olursa olsun göz ardı edilemez. Bu ifadeyle şikayetçi eleştiri sınırlarının ötesinde açıkça suçlanmıştır.

Netice olarak şikayet edilen haberde, Basın Meslek İlkeleri’nin “Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez’ şeklindeki 4’üncü maddesinin ihlali söz konusudur.
Basın Konseyi Yüksek Kurulu 19 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda, 4 üyenin ‘etik ihlal olmadığı’ yönündeki görüşüne karşı 16 oyla Şok Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Kaan Özbek hakkında oy çokluğu ile ‘uyarı’ kararı aldı.

BASIN KONSEYİ, TAKVİM GAZETESİ GENEL YAYIN YÖNETMENİ ERGÜN DİLER İÇİN ‘ŞİKAYETİN YERSİZLİĞİ’ KARARI ALDI

06.06.2018

Takvim gazetesinin Saklambaç ekinde ve internet sitesinde 10.03.2018 tarihinde yayımlanan ‘Hande görmesin’’ başlıklı haberle ilgili şikayet.

KARAR
Basın Konseyi Yüksek Kurulu 06 Haziran 2018 günü 19 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda konuyu görüştü ve Takvim gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ergün Diler hakkında yapılan şikayet başvurusuyla ilgili oybirliği ile ‘şikayetin yersizliği’ kararı aldı.

19REFERANS: 2018- 20

ŞİKAYETÇİ: Murat DALKILIÇ vekili Av. Y. Nail GÖNENLİ

ŞİKAYET EDİLEN: Takvim gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ergün DİLER

ŞİKAYET KONUSU:
Takvim Gazetesi’nin 10.03.2018 tarihli Saklambaç ekinin 6. Sayfasında yayımlanan ‘Hande Görmesin’ ana başlığı, ‘Murat Dalkılıç güzellerle gecelere daldı’ üst başlığı ile yer alan haberde, sanatçının saygınlığına gölge düşüren ifadeler kullanıldığı; kişilik haklarına ve onuruna saldırıldığı savunuldu.

Söz konusu haber, Murat Dalkılıç’ın 3 aydır Hande Erçel ile aşk yaşadığı, Merve Boğulur ile evliliğinin eğlence hayatına düşkünlüğü yüzünden bittiğinin konuşulduğu ifadeleri yer aldıktan sonra şu ifadeler yer aldı:

“Ünlü popçu yine kural bozmadı. Murat Dalkılıç 1 erkek ve 3 kadın arkadaşıyla önceki akşam Bebek’teki Angie isimli mekana gitti. Basın mensuplarının dışarıda olduğunu gören ünlü popçu, beraber eğlendiği kadınları önden içeriye gönderdi.”
Haberde ‘Murat gezmeye doymuyor’ ara başlığından sonraki bölümde de ’34 yaşındaki ünlü popçu gazetecilerle sohbet ederken genç kadınlar da içeriye girdi. Yanındaki kadın arkadaşlarının içeriye girmesiyle ünlü şarkıcı da müsaade isteyerek soluğu içeride aldı. Mekanda yaklaşık 2 saat eğlenen gruptan dışarıya ilk çıkanlar genç kadınlarla Murat Dalkılıç’ın erkek arkadaşı oldu. Dalkılıç’ın ise gazetecilere görünmeden arka kapıdan çıktığı öğrenildi’ ifadeleri yer aldı.

Haberde hem Murat Dalkılıç ile onunla birlikte eğlendiği yazılan 2 kadının fotoğrafı, hem de ‘Gizemli kadınlarla eğlenmesine ne diyecek’ yazısıyla Hande Erçel’in fotoğrafı kullanıldı.
Şikayetçi Murat Dalkılıç’ın avukatı Y. Nail Gönenli yaptığı başvuruda, haberin gerek başlığının, gerekse kullanılan ifadelerin okuyucuyu yanlış yönlendirdiğini, ileri sürerek müvekkilinin onur, şeref ve saygınlığının zedelenmesine neden olduğunu savundu. Haberde, müvekkilinin eğlence hayatına düşkün olduğu, evliliğinin bu sebeple bittiği sevgilisi varken başka kadınlarla birlikte olan güvenilmez bir kişi olarak gösterildiğini kaydeden şikayetçi, başvurusunda şu ifadelere yer verdi:

“Bu suretle müvekkilimin toplum nezdinde oluşmuş olumlu itibarı zedelenmiştir… Haberde buna ilişkin ifadeler tamamen asılsız ve kamuoyunu yanıltıcıdır… Bu haber ile toplum nezdinde müvekkilim evlilik kurumunun gereklerini yerine getirmeyen, evlilik kurumuna saygı duymayan bir kişi olarak gösterilmiştir… Haber müvekkilimin kişiliğine saldırıdır.”
Murat Dalkılıç’ın 2008 yılından bu yana müzik çalışmalarını sürdürdüğü ve Türkiye’de tanınan bir kişi olduğu belirtilen başvuruda, “Müvekkilim kamuya mal olmuş bir kişi olsa da yapılan haber müvekkilin özel yaşamına ilişkindir. Ancak müvekkilin özel yaşamının kamu ile paylaşılmasında hiçbir kamu yararı bulunmamaktadır… Haber müvekkile danışılmadan, bilgisine başvurulmadan yapılmıştır” denildi.

Başvuruda, Murat Dalkılıç’ın itibarını ağır derecede zedeleyen, iftira ve küçük düşürücü ifadeler bulunduğu savunulan haberle Basın meslek İlkeleri’nin zedelendiği ve ‘kınama’ kararı verilmesi istendi.

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR

Şikayet başvurusu Ergün Diler’e, hem e-mail hem postayla iletildi. Bildirimin yapıldığına ilişkin ‘alındı’ belgesi geldi. Ancak muhatap, süresinde herhangi bir yanıt vermedi, taraflar arasında uzlaşma sağlanamadı.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Şikayete konu haber, şikayetçinin eğlence yerine bir arkadaşı ve üç kadınla gittiği, burada 2 saat eğlendikten sonra ayrı kapıdan çıktığı somut olayına dayanmaktadır. Haberde şikayetçinin eğlence yerine girerken, gazetecilerle görüşüp albüm çalışmalarını anlattığı da yer almaktadır.
Bu somut olay haberleştirilirken, şikayetçinin geçmiş evliliğinden söz edilmiş ve bu evliliğin eğlence düşkünlüğü yüzünden bittiği; bir süredir birlikte olduğu sevgilisinin de ‘gizemli kadınlarla eğlenmesine ne diyeceğinin merak konusu olduğu’ ifadelerine yer verilmiştir.

Haberdeki bu ifadeler her ne kadar objektiflikten uzak gibi görünse de şikayetçi her şeyden önce ünlü bir magazin figürüdür. Haber de gazetenin magazin ekinde yayımlanmıştır. Magazin haberlerinde yadırganmayan ve hatta bu haberlere konu olan figürlerin hoşuna giden, ‘yorumlar’ ve ‘sübjektif’ değerlendirmeler da haberde yer almıştır.

Habere konu olay, eğlence yerinde yanı kamusal alandı geçmiştir. Şikayetçi kamuoyunca yakından bilinen şarkıcıdır, kiminle aşk yaşadığı, kiminle birlikte olduğu, nerede ve kimlerle eğlendiği merak edilir. Bunların basında yer alması, özel yaşam ihlali sayılmamalıdır. Kamuya mal olmuş kişilerin özel yaşamının sınırlarını, sıradan kişilerin özel yaşamıyla bir tutmamak gerekmektedir.

Bu nedenlerle şikayet konusu haberde Basın Meslek İlkeleri’nin ihlali söz konusu değildir.
Neticede, Basın Konseyi Yüksek Kurulu 19 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda, Takvim Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ergün Diler hakkındaki başvuruda oybirliği ile ‘şikayetin yersizliği’ kararı aldı.

BASIN KONSEYİ, AKŞAM GAZETESİ MUHABİRİ ERCAN ÖZTÜRK VE SORUMLU MÜDÜR ÖZKAN DEMİR İÇİN ‘UYARI’ KARARI ALDI

06.06.2018
Akşam Gazetesinde 19 Nisan 2018 günü yayımlanan ‘Albatros için raht ortaklığı’ başlıklı haberle ilgili şikayet.
KARAR
Basın Konseyi Yüksek Kurulu 06 Haziran 2018 günü 19 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda konuyu görüştü Akşam gazetesi muhabiri Ercan Öztürk ve Sorumlu Müdürü Özkan Demir hakkında yapılan şikayet başvurusuyla ilgili oybirliği ile ‘uyarı’ kararı aldı.

REFERANS: 2018- 19

ŞİKAYETÇİ: Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İMAMOĞLU vekili Av. Kemal POLAT

ŞİKAYET EDİLEN: Akşam Gazetesi muhabiri Ercan Öztürk ve Sorumlu Müdürü Özkan DEMİR
ŞİKAYET KONUSU:
Akşam Gazetesi’nin 19.04.2018 tarihli sayısının 6. sayfasında muhabir Ercan Öztürk imzası ve ‘Albatros İçin Rant Ortaklığı’ başlığıyla yayınlanan haberde, Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, işadamı Ayhan Bacınoğlu ile ortak olduğu ve bunun ‘rant ortaklığı’ olduğu iddia edildi. Belediye Başkanı İmamoğlu’nun avukatı yaptığı başvuruda, haberin gerçeği yansıtmadığını, müvekkiline suç isnadında bulunulduğunu ve Basın Meslek İlkeleri’nin ihlal edildiğini savundu.

Şikayet konusu ‘Albatros İçin Rant Ortaklığı’ başlıklı haberin spotunda da ‘Büyükçekmece Belediyesi’ne ait 3.5 dönümlük araziyi kelepire kapatan müteahhit, İmamoğlu ile ortak çıktı’ ifadeleri yer aldı. Büyükçekmecespor’un eski başkanlarından Ayhan Bacınoğlu’nun bu araziyi 7.5 milyon lira gibi ‘kelepir’ fiyatla satın almasıyla belediye ile ilişkisinin deşifre olduğu iddia edilen haberde şöyle denildi:

“Bacınoğlu İnşaat isimli firmasıyla belediyeden ihale üstüne ihale alan Bacınoğlu’nun, Kent Vizyon isimli firmadaki ortağı Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu çıktı. İmamoğlu dışında eski Büyükçekmece Belediye Başkan Yardımcısı Reşat Akçak da aynı firmada Bacınoğlu’nun ortağı. Bacınoğlu İnşaat’ın 2 yılda belediyeden 35 milyonluk ihale aldığı ve arazilerin vatandaşın kamuya terk ettiği yerler olduğu otaya çıktı. Vatandaşlar suç duyurusunda bulundu. İstanbul İdare Mahkemesi, Albatros Parkı ile ilginç planların hukuka aykırı olduğunu belirterek yürütmeyi durdurdu.”

Şikayetçi Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Kemal Polat 5 sayfalık başvurusunda, Akşam gazetesindeki haberin gerçeği yansıtmadığını savundu. Başvuruda özetle: * Gazetenin internet sitesinde yayınlanan aynı haber için 08.05.2018 tarihinde mahkemeden erişimi engelleme kararı aldırıldığı, * Noter kanalıyla gönderilen ve sorumlu müdüre 04.05 2018 günü tebliğ edilen cevap ve düzeltme yazısının yayımlanmadığı, * Şikayetçinin kişilik haklarının zedelendiği, * Biten ortaklığının devam ediyormuş gibi yansıtılarak gerçekdışı haber yapıldığı * Dayanaksız isnatların hakaret suçunu oluşturduğu, * İfade özgürlüğü ve eleştiri sınırlarının aşıldığı, * Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasa’nın, basın özgürlüğünü başkalarının şöhret ve hakları, özel hayatlarının korunması söz konusu olunca sınırladığı, * Haberde ölçünün kamu yararı olduğu, özle biçim arasında dengenin korunmamasının hukuka aykırılık oluşturduğu, * Kişinin itibarının şahsi kimliğinin ve manevi bütünlüğünün parçası olduğu, özel hayat kapsamına girdiği vurgulandı.

Başvuruda, İmamoğlu’nun Kent Vizyon firmasındaki ortaklığının 2010 yılında sona erdiği, oysa halen devam ediyor gibi gerçeğe aykırı haber yapıldığı, ‘Ayhan Bacınoğlu’nun belediyeyle olan ilişkisi deşifre oldu. Bacınoğlu İnşaat isimli firmasıyla belediyeden ihale üstüne ihale alan Bacınoğlu’nun Kent Vizyon isimli firmadaki ortağı Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu çıktı’ denilerek algı oluşturulduğu savunuldu. Şikayet dilekçesinde, belediyede hukuka aykırı işler ve yolsuzluk yapıyormuş izlenimi verilmek istendiği de ileri sürülerek, “Dört yıldır Beylikdüzü Belediye Başkanlığı görevini yürüten, daha öncesinde bölgede tanınan saygın bir işadamı ve siyasetçi olan müvekkil, görünür gerçeğe aykırı biçimde görevini çıkar için kötüye kullanıyor gibi gösterilmiştir. Her ne kadar kendisi siyasetçi olsa da baştan sona ne maddi ne de görünür gerçeklikle örtüşen böyle bir ithama tahammül etmesi müvekkilimden beklenemez” denildi.

Akşam gazetenin internet sitesinde de yayınlanan aynı habere Büyükçekmece 2. Sulh Ceza Hakimliği’nin 08.05.2018 tarihli 2018/2260 D. İş kararınca da söz konusu URL adresine erişimin engellenmesi kararı aldırdıklarını da belirten şikayetçi, Akşam gazetesi sorumlu yazı işleri müdürüne 3 gün içinde yayınlanması için noter kanalıyla cevap ve düzeltme metni gönderdiklerini ancak bunun yayınlanmadığını belirtti.

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR

Şikayet başvuru yazısı, Akşam Gazetesi Sorumlu Müdürü Özkan Demir’e hem mail, hem de posta ile ulaştırıldı. Şikayetçinin iddialarına 4 sayfası ek belge olmak üzere, 9 sayfalık yanıt geldi.

Akşam Gazetesi Sorumlu Müdürü Özkan Demir’in avukatları Nurettin Deniz ve Sibel Tunç’un 30.05.2018 tarihinde Konsey Genel Sekreterliği’ne elden teslim edilen cevap yazısında, şikayetçinin iddialarına 10 madde halinde yanıtlar sıralındı.

Basının görevinin siyasi gücü ve devlet kuruluşlarını gözetim altında tutmak, olayları ve olayların içindeki kişi ve kurumları eleştirmek, açıklanmasında kamu yararı bulunan konularda haber yamak olduğu vurgulanan yanıtta, belediyeye ait alanın imara açılmasının ve düşük bedelle satılmasının kamuoyunda tepkiyle karşılandığı savunuldu.

Yanıtta özetle; * Halka hizmet etmek durumunda olan şikayetçinin sicil kayıtlarıyla teyit etilen habere alınganlık göstermesi ve haber yapan basını günah keçisi ilan edip şikayet etmesinin anlamsız olduğu, * Şikayetçinin alkış kadar sert eleştiriye de katlanması gerektiği; eleştiri hakkının da olaydaki kişilerin durum ve davranışları hakkında bir değer yargısının ifade edilmesi olduğu, * Kişiliği zedeleyen hususun haberin değil, işin içinden nasıl çıkılacağı düşünülemeyen olaylara sebebiyet verenlerin kusur ve kabahati olduğu, * Demokrasinin bir öğreti, disiplin, halka saygı ve terbiye rejimi olduğu; hukuksuzluğun geleneğe dönüştüğü günümüzde haber değeri olan olaylara dayalı haberlerin kamu menfaati içerdiğinin görmezden gelinemeyeceği, * Basının kamu görevlilerinin karar ve eylemlerini eleştirip, onları seçmenlere şikayet veya kamuoyu oluşturmasında hukuka aykırılık olamayacağı, * Çağdaş toplumlarda eleştirinin bireysel ahlakın alanına giren vazgeçilebilir bir hak değil, kamusal ahlakın alanına giren bir görev olduğu, * Haber verenin haberin gerçekliğini kanıtlama yükümlüğü olmadığı, hukuka aykırılığı iddia edenin haberin gerçekdışı olduğunu kanıtlamak zorunluluğu olduğu, * Haberin mutlak doğruluğu değil, verildiği anda beliriş biçimine uygun şekilde verilmesinin basın açısından yeterli ve hukuka uygun olduğu , * Basının yalnızca olay açıklamalarıyla yetinmeyip, değişik açılardan eleştiri yapabileceği, * Eleştirinin doğasından kaynaklanan sertliğin suç oluşturamayacağı savunuldu. Şikayetçi yanıtında Atatürk’ün ‘Basın özgürlüğünden doğan sakıncaların giderilme aracı yine basın özgürlüğüdür’, ‘Özgürlük olmayan ülkede ölüm ve çöküş vardır’ sözlerini hatırlatarak, “Bu nedenle yakınıcı iddialarının reddi yönünde karar verilmesi gerekmektedir” denildi.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Şikayet konusu haber, Büyükçekmece’deki imar tartışmaları nedeniyle uzun süredir gündemde olan Albatros Sahili ile ilgilidir. Buradaki her gelişmeyi kamuoyu dikkatle takip etmektedir. Gazetecinin de böyle bir konuya eğilmesi, işin görünür ve görünmeyen perde arkasını haberiyle kamuoyuna yansıtması doğaldır.

Gazeteci, bilgilendirmenin yanında eleştirel üslup da kullanabilir. Zaten şikayet konusu haber eleştirel bir haberdir. Ancak gazeteci gerçeğe ulaşmak, ona sadık kalmak durumundadır ve çarpıtmamak zorundadır. Bunun için de ulaştığı bilgi ve belgeleri çift kaynaktan kontrol ‘double check’ etmesi, konunun tüm taraflarıyla görüşerek haberde onların da görüşüne yer vermesi, kendisini olası yanlıştan koruyan sigorta olacaktır.

Bu kurallara riayet edilmediği için şikayet konusu haberde Ekrem İmamoğlu’nun 2010 yılında sona eren ortaklığı halen devam ediyormuş gibi yer almıştır. Oysa ticaret sicilinde birkaç kelimeyle arama yapılsa gerçeğe ulaşılacak, haberde en azında ‘ESKİ ORTAK‘ diye doğrusu yazılacak ve yanlışa düşmeyecektir.

Bununla birlikte haberde ‘Bacınoğlu’nun Kent Vizyon isimli firmadaki ortağı Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu çıktı’, ‘Belediyeyle olan ilişkisi deşifre oldu’, ‘Rant ortaklığı’, ifadeleriyle Belediye Başkanlığı gibi önemli bir görevde bulunan şikayetçi Ekrem İmamoğlu hedef alınmıştır. Şikayetçinin tüm bu iddialara karşı gönderdiği cevap ve düzeltme yazısı da yayınlanmamıştır.

Bu nedenlerle söz konusu haberde Basın Meslek İlkeleri’nin “Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olunmaksızın yayımlanamaz” şeklindeki 6’ncı maddesinin;
“Basın organları yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı gösterir’ şeklindeki 16’ maddesinin ihlal edildiği değerlendirilmelidir.
Neticede, Basın Konseyi Yüksek Kurulu 19 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda,
Akşam Gazetesi muhabiri Ercan Öztürk ve Sorumlu Müdürü Özkan Demir hakkında Basın Meslek İlkeleri’nin yukarıdaki iki maddesini ihlalden oybirliği ile ‘uyarı’ kararı aldı.

, ,

DOĞAN HEPER’i, ÖLÜM YILDÖNÜMÜNDE ANDIK

DOĞAN HEPER’i, ÖLÜM YILDÖNÜMÜNDE TÖRENLE ANDIK

Basın Konseyi kurucu ve daimi üyesi, uzun yıllar ikinci başkanlık görevini yürüten değerli meslek büyüğümüz Doğan Heper, vefatının birinci yıldönümünde Zincirlikuyu Mezarlığı’ndaki kabri başında düzenlenen törenle anıldı.
Doğan Heper’in eşi ve aile fertleriyle, uzun yıllar Genel Yayın Yönetmeni ve yazar olarak görev yaptığı Milliyet gazetesi yöneticileri, mesai arkadaşları ve çok sayıda basın mensubunun katıldığı tören, saat 11.00’de başladı. Birlikte çalıştığı meslektaşları, Doğan Heper’in muhabirlikten sayfa sekreterliğine, yazı işleri müdürlüğünden yayın yönetmenliğine, murahhas üyelikten icra kurulu başkanlığına kadar Türk basınına yaptığı başarılı hizmetleri anlattı. Tören, bir yıl önce yitirdiğimiz Doğan Heper için okunan dualarla sona erdi.

BASIN KONSEYİ, AKŞAM GAZETESİ MUHABİRİ BÜLENT ŞANLIKAN İÇİN ‘KINAMA’ KARARI VERDİ

23.05.2018

Akşam Gazetesinde 10 Nisan 2018 tarihinde yayımlanan ‘Ölüleri seçmen yapmışlar’, 11 Nisan 2018 tarihinde yayımlanan ‘Öldüklerini bilmiyorduk’ ve 12 Nisan 2018 tarihinde yayımlanan ’Akşam’ın haberleri ihbar kabul edildi’ başlıklı haberlerle ilgili şikayet.

KARAR

Basın Konseyi Yüksek Kurulu 23 Mayıs 2018 günü 18 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda konuyu görüştü ve Akşam gazetesi muhabiri Bülent Şanlıkan hakkında yapılan başvuruda oybirliği ile ‘kınama’ kararı aldı.

REFERANS: 2018- 17

ŞİKAYETÇİ: İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu adına Genel Sekreteri Dr. Samet MENGÜÇ

ŞİKAYET EDİLEN:  Akşam gazetesi muhabiri Bülent ŞANLIKAN

ŞİKAYET KONUSU:

İstanbul Tabip Odası’nın 15 Nisan 2015 tarihinde yapılan seçimli genel kurulu öncesinde Akşam gazetesinde 3 gün üst üste muhabir Bülent Şanlıkan imzasıyla yayımlanan haberler.

Akşam gazetesinde 10 Nisan 2018 tarihinde manşetten ‘TTB’de Büyük Rezalet. Ölüleri seçmen yapmışlar’ başlığıyla yayımlanan haberde, ‘Yıllardır yönetimi elinde tutan terör yandaşı İstanbul Tabip Odası’,  ‘Akşam TTB’nin İstanbul seçimlerindeki rezaleti ortaya çıkardı. Yıllardır yönetimi elinde tutanlar seçilebilmek için ölüleri bile listeye koymuş’, ‘Türk Tabipler Birliği ile İstanbul Tabip Odası’nın 15 Nisan’daki seçim öncesi hazırladığı büyük oyun deşifre oldu’, ‘Hekimlikte Birlik ve Haklar Platformu skandalı YSK’ye şikayet etti’, ‘TTB Başkanı Raşit Tüker sözde adalet yürüyüşünde Kılıçdaroğlu’na yandaşlık yapmıştı’  ifadeleri yer aldı ve Adalet Yürüyüşünde çekilen fotoğraf kullanıldı. İç sayfada ise ‘Terör sevici Tabipler Odası, ölüleri seçmen yapmış’ başlığı kullanıldı.

11 Nisan 2018 tarihinde ise yine manşetten ‘Tabip Odası’ndan komik savunma: Öldüklerini bilmiyorduk’ başlıklı haberin altında ‘İstanbul Tabip Odası 15 Nisan’daki seçimde hayatta olmayan hekimlerin listeye alınmasını saçma bir açıklamayla savunmaya çalıştı. Açıklamada ‘Aileleri öldüklerini bize bildirmedi. Öldüklerini bilmiyorduk Zaten yaşlı üyelerimizin sandıklarda oy kullanma oranı düşük’ spotu yer aldı.

12 Nisan 2018 tarihinde ise ‘Tabipler seçimine savcılık incelemesi Akşamın haberi ihbar kabul edildi’ başlıklı haber yer aldı. Haberde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı dosyayı Ankara’da devam eden TTB soruşturması dosyasına konulmak üzere Ankara’ya gönderildiği yazıldı.

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR

Şikayet başvurusu, Akşam gazetesi muhabiri Bülent Şanlıkan’a hem e-mail hem postayla ulaştırıldı. Bildirimin yapıldığına ilişkin ‘alındı’ belgesi geldi. Ancak muhatap süresinde herhangi bir yanıt vermedi.

İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu adına şikayette bulunan Genel Sekreter Dr. Samet Mengüç, İstanbul Tabip Odası’nın 15 Nisan 2018 tarihinde yapılacak genel kurulu öncesinde Akşam gazetesinin 10,11,12 Nisan 2018 tarihlerinde seçim süreciyle ilgili haberler yaptığını, Star ve Yeni Şafak gazeteleri de Akşam gazetesini kaynak gösterip bu haberleri kullandığını belirtti.

Akşam gazetesinde Bülent Şanlıkan imzasıyla çıkan haberlerde, İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu ve Türk tabipleri Birliği’nin açıkta hedef gösterildiğin ve yapılacak seçimler için şaibeli havası yaratmaya çalıştığını belirtilen başvuru dilekçesinde şöyle denildi:

“Terör Sevici Tabip Odası Ölüleri Seçmen Yapmış gibi ifadelerin kullanıldığı haber dilinin hedef gösterici olduğunu, gazetecilik kurallarıyla, etiğiyle bağdaşmadığını düşünmekteyiz.  Konuyu gereği için bilgilerinize sunuyoruz.”

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Habere konu olan İstanbul Tabip Odası, kamuoyunda tanınan etkin bir meslek kuruluşudur bu nedenle seçimli genel kurulu ile ilgili haber yapılması doğaldır. Üstelik yönetime gelmek için gruplar arasında çekişmeye sahne olan genel kurulda, oy kullanacakların listesi önem kazanmaktadır.

Önde gelen bir meslek kuruluşundaki seçim önemlidir ve haber değerine sahiptir. Gazeteci haberi verirken yanlışa dikkat çeker, hatta eleştirebilir. Bu eleştiri gerektiğinde muhatabı sarsıp öfkelendirebilir. Ancak bunu yaparken Basın Meslek İlkelerinde öngörülen tüm mesleki prensiplere bağlı kalınmalıdır. Bu ilkelerden hem hukuk hem de meslek etiği alanında geçerli olan birisi de şudur: haberin verilmesi amacına herhangi bir katkısı olmayan, olayın kamuoyuna aktarılması ve muhabirin meramın anlatılması bakımından hiçbir faydası ve işlevi olmayan, salt muhatabı küçük düşürmeye, aşağılamaya, tahkir etmeye dönük ifadeler haberde yer almamalıdır. Aksi takdirde, haber verme hakkının sınırları aşılmış olur.

Haberler incelendiğinde, muhabirin ‘Yıllardır yönetimi elinde tutan terör yandaşı İstanbul Tabip Odası’, ‘Terör sevici Tabipler Odası ölüleri seçmen yapmış’, ‘TTB’de Büyük Rezalet’, ‘Yıllardır yönetimi elinde tutanlar seçilebilmek için ölüleri bile listeye koymuş’, ‘Türk Tabipler Birliği ile İstanbul Tabip Odası’nın 15 Nisan’daki seçim öncesi hazırladığı büyük oyun deşifre oldu’ gibi ifadelere yer verilmiştir.

Akşam gazetesinde 3 gün süreyle üst üste yayımlanan şikayet konusu haberlerin liste yanlışlığı bahane edilerek, şikayetçi İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu’nu hedef aldığı açıktır. ‘Terör sevici Tabipler Odası’, ‘Terör yandaşı’ gibi ifadeler kullanılarak, verilen haberle hiçbir fikri ve düşünsel bağlantısı olmayan, salt olarak şikayetçiyi küçük düşürmeye yönelik suçlayıcı ifadeler kullanılmıştır.

Keza, kullanılan ifadeler, Türk Ceza Hukuku mevzuatı bağlamında şikayetçiyi suçlu olarak lanse etmektedir. Oysa bu konuda ilgililer hakkında herhangi bir mahkeme hükmü mevcut değildir.

Öte yandan, şikayet konusu haber yapılırken listenin sorumlusu İstanbul Tabip Odası yöneticilerinin görüşünün alınması mesleki etik açısından gerekliydi. Bunun yapılmaması temel bir mesleki hatadır. Bu yapılmadığı gibi, listedeki yanlış seçmen kayıtlarına kötü niyetli olarak yer verildiğini düşündürecek şekilde, ‘Büyük oyun deşifre oldu’, ‘Yıllardır yönetimi elinde tutanlar seçilebilmek için ölüleri bile listeye koymuş’ şeklinde ibarelere haberde yer verilmiştir. Ortalama bir okuyucunun bu ibarelerden edineceği izlenim, var olmayan seçmenler üzerinden yönetimin maksatlı ve kasıtlı olarak hukuka aykırı bir plan kurduğudur. Oysa, haberde böyle bir hususu doğrulayacak hiçbir veri yoktur. Hatanın nedeni, kaynağı ve sonuçları konusunda ne bir araştırma yapılmış ne de bu hususlar muhatabına sorulmuştur.

Bu nedenlerle, söz konusu haberlerin, Basın Meslek İlkeleri’nin “Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” şeklindeki 4’üncü maddesine;
“Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olunmaksızın yayınlamaz” şeklindeki 6’ncı maddesine;
“Yasaların suç saydığı eylemler, gerçek olduğuna inandırıcı makul nedenler bulunmadıkça kimseye atfedilemez” şeklindeki 10’uncu maddesine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.

Neticede, Basın Konseyi Yüksek Kurulu’nun 18 üyesinin katılımıyla yaptığı toplantısında, Akşam gazetesi muhabiri Bülent Şanlıkan hakkında Basın Meslek İlkeleri’nin yukarıdaki üç maddesini ihlal ettiğinden ötürü oybirliği ile ‘kınama’ kararı alınmıştır.