159 gazeteci tutukluyken, 100 gazeteci aranırken yeni bir şok yaşadık.

Cumhuriyet gazetesinin internet Genel Yayın Yönetmeni Oğuz Güven ve gazeteci Serhat Yaruk’un sabah erken saatlerde gözaltına alındıklarını öğrendik.

Gazetecilerin serbest bırakılmasını ve tutuksuz yargılanmalarının sağlanmasını beklerken, yeni gözaltılar ve yeni tutuklamalar, demokrasiyle bağdaşmaz ve bunun gerekçesi açıklanamaz.

Artık kelimeler izleniyor, manşetler gözaltına alınıyor… 

Suç isnadı var ise ve “zanlı” Cumhuriyet gibi köklü bir gazete haber sitesinin Yayın Yönetmeni ise, yapılacak şey onu ifadeye davet etmek olmalıdır. Evinden gözaltına almak, baskıcı rejimlere özgüdür.

Basın Konseyi olarak tüm gazetecilerin tutuksuz yargılanmasını, cezaya dönüşen uzun tutukluluk uygulamasının bir an önce sona erdirilmesini ve yeni soruşturmaların doğrudan gözaltı ve tutuklamalara başvurulmadan sürdürülmesini istiyoruz.

Bazı çevrelerce, toplumda çarpık algı oluşturma ve gündemi saptırma amaçlı Atatürk ve dava arkadaşlarına karşı yapılan sistematik yayınların bir yenisiyle karşı karşıyayız.

Geçtiğimiz günlerde bir tv programında hakaret içeren sözlere imzalarını atan ”sözde tarihçiler’in  ileri sürdükleri hayali tezler kadar, yanlış ve hakaret dolu kirli bilgilere haberlerde ve köşe yazılarında yer vererek onların yayılmalarına neden olmamak da önemlidir.

Tarihi bilmeyen, manevi şahsiyetlere hakaret eden, tarihi saygınlıklara gölge düşürmeye çalışan ”sözde tarihçiler”in beyhude çırpınışlarını dikkatle izlemek ve karşı koymak görevimizdir.

Yayıncılık görevi üstlenen kişilerin, gazetecilerin de bu saldırılar karşısında dikkatli olmalarının önemi büyüktür.

Kurucumuz, önderimiz, Mustafa Kemal Atatürk ve  onun dava ve yol arkadaşlarına, fedakarca görev üstlenen öncü kadınlara karşı girişilen yıpratma kampanyasına karşı durmak vazifemizdir. Bundan da vazgeçecek değiliz.

BKYK, BİRİCİK ALANSON’UN ŞİKAYETİNİ DEĞERLENDİRMİŞ “KEŞKE BEN DE MAZHAR İÇİN ŞARKI YAZABİLSEYDİM” BAŞLIKLI RÖPORTAJI NEDENİYLE GAZETECİ YELDA İPEKLİ’YE “KINAMA” KARARI VERMİŞTİR.

 

Tastylia online REFERANS:                2017/06

binäre optionen banc de suisse ŞİKAYET EDEN:          Afife Biricik Alanson (Moda tasarımcısı)

binäre optionen erfolgreich ŞİKAYET EDİLEN:       Yelda İpekli (gazeteci)

 

http://vajh.net/?arabinaar=%D8%AE%D9%8A%D8%A7%D8%B1-%D8%AB%D9%86%D8%A7%D8%A6%D9%8A-%D8%A7%D9%84%D8%AF%D8%AE%D9%88%D9%84-%D8%A7%D9%84%D8%B1%D9%88%D8%A8%D9%88%D8%AA&869=97 خيار ثنائي الدخول الروبوت ŞİKAYET KONUSU:

Biricik Alanson, Posta gazetesi, Pazar Postası ekinde 19.02.2017 tarihinde trading opzioni binarie cos\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\'è “Keşke Ben De Mazhar İçin Şarkı Yazabilseydim!” başlığı ve Yelda İpekli imzasıyla yayımlanan röportajda kendisine e-posta yoluyla gönderilen moda ve stil konulu soru ve cevaplar yerine Mart 2013 tarihli Trendsetter dergisinde Didem Özgen imzasıyla yayımlanan röportajdan ifadeler kullanılmış olduğunu belirtmektedir. Biricik Suden, Yelda İpekli ile yapılan yazılı soru-cevap içeriğinin dışına çıkılarak moda ve stil yerine magazin içerikli ve rating amaçlı bir yayın yapılmak istendiğini dile getirmiştir.

opzioni binarie le scommesse finanziarie di hamish raw ŞİKAYETE KONU RÖPORTAJ VE İNTİHAL YAPILDIĞI İDDİA EDİLEN DERGİ RÖPORTAJINDA ŞU İFADELER GEÇMEKTEDİR:

on line currency ios8 1.

opcje binarne knf TRENDSETTER / Didem Özgen / Mart 2013:

http://dijitalkss.com//2014/01/ come giocare in borsa on line in azioni con opzioni -Günlük hayat akışını anlatır mısın?

chiudere conto con iq option Amacım her günümün aynı geçmemesi, o yüzden sabit olan sadece her sabah 6-7.00 civarı uyanıp Yeniköy’den Sarıyer’e Tadalafil beställning doğru yürüyüş yapmak. Sonrası haftanın üç dört günü özel eğitmenimle bir saat “body building”, buy seroquel 300mg\' and 3>\'1 ardından akşam yemeği hazırlığını kimseye bırakmamak.

 

köpa Viagra säkert på nätet PAZAR POSTASI / Yelda İpekli / 19.02.2017:

comparazione broker opzioni binarie -Senin için bir gün nasıl geçer?

binära optioner bank de swiss Amacım her günümün aynı geçmemesi! O yüzden sabit olan sadece sabah erken kalkmak, akşam erken yatmak, yürüyüş ve sporumu hava şartlarına göre ayarlamak bdswizz com . Bir de akşam yemeği hazırlığını kimselere bırakmamak!

http://www.nc-mentor.com/?deltabank=www-anyoption-com-erfahrungen&c8d=66 www anyoption com erfahrungen 2.

TRENDSETTER / Didem Özgen / Mart 2013:

-Her kadına kısmet olmaz dolayısıyla meraktayız, adına aşk şarkılar yazılması nasıl bir duygu?

Güzel ve gurur okşayıcı tabii, ama sürekli “Vay be, ben neymişim?” ya da “Sen neymişsin?” duygusuyla yaşamak benliğinizi bozar. Benim de öyle bir yeteneğim olsa ben de Mazhar için yazardım. Tesadüf bu ki bir zamanlar annemle komşu evlerde oturan Kanuni Hacı Arif Bey’in oğlu Zeki Arif Ataergin de annem için ”Sarı Giyme, Bir Daha Gül Takma Allah Aşkına” diye şarkı yazıp bestelemiş. Onların ki aşk hikâyesi değil, annemin güzelliğine övgü imiş ama ailemizin kadınlarının kaderinde bu var galiba.

 

PAZAR POSTASI / Yelda İpekli / 19.02.2017:

-Eşin Mazhar Alanson’un senin için şarkılar yazması ne hissettiriyor?

Güzel ve gurur okşayıcı tabii, ama sürekli “Vay be, ben neymişim?” ya da “Sen neymişsin?” duygusuyla yaşamak benliğinizi bozar. Keşke benim de öyle bir yeteneğim olsaydı da ben de Mazhar için şarkı yazabilseydim. Tesadüf şu ki; bir zamanlar annemle komşu evlerde oturan Kanuni Hacı Arif Bey’in oğlu Zeki Arif Ataergin de annem için ”Sarı Giyme, Bir Daha Gül Takma Allah Aşkına” diye şarkı yazıp bestelemiş. Onlarınki bir aşk hikâyesi değil, annemin güzelliğine övgü imiş ama ailemizin kadınlarının kaderinde bu var galiba.

3.

TRENDSETTER / Didem Özgen / Mart 2013:

-Bu kadar yaş konuşmuşken vücut yaşının oldukça genç görünmesinden olmasından bahsetmesek olmaz. İşin sırrı nedir?

Düzenli spor, her gün kardiyo, haftada üç-dört Yiğit Kuşbeygi ile ağırlık çalışması (bu işi en iyi bilenle çalışmak çok önemli), doğru beslenme ve kaliteli uyku. Yürüyüş ise benim için zevk. Edirne’den Ardahan’a yorulmadan yürüyebilirim sanki.

 

PAZAR POSTASI / Yelda İpekli / 19.02.2017:

-Spor hep hayatında. Bu aralar en çok hangi sporu yapıyorsun?

Şu ara body building, kürek, Tai Chi yapıyorum. Spor, yaşam tarzımın bir parçası. Düzenli spor, her gün kardiyo, haftada üç-dört gün ağırlık çalışması, doğru beslenme ve kaliteli uyku. Yürüyüş ise benim için zevk. Edirne’den Ardahan’a yorulmadan yürüyebilirim sanki.

4.

TRENDSETTER / Didem Özgen / Mart 2013:

-Kaderci misin? Bu hayat sence paket program mı, yoksa kaderimizi kendimiz mi belirliyoruz?

Kadere inanıyorum ama oturup her şeyi kadere bırakmıyorum. Biliyorum ki siz ne planlarsanız planlayın bir de yukardakinin planı var, her zaman galip gelecek olan.

 

PAZAR POSTASI / Yelda İpekli / 19.02.2017:

“Kadere inanıyorum ama teslim olmuyorum”

5.

TRENDSETTER / Didem Özgen / Mart 2013:

-Senin için “Çuval giyse yakışır” derler. Sade olup aynı zamanda şık olabiliyorsun. Bu nasıl bir meziyet? Moda ve tasarımın çocukluğundan beri hayatında olduğu aşikâr ama hayatının ne kadarını kapsıyor?

Sağ olsunlar, çuval da giymeyi sevdiğim içindir! Giydiklerimin beni yansıtmasına özen gösteririm. Moda peşinde koşmam, demode olma korkusu taşımam, çünkü başkalarının ne düşüneceği umurumda değildir. Modayı güncel bir dokunuş olarak kullanırım. Yaşamadığınız bir hayatın kostümü, üzerinizde müsamere giysisi gibi durur. “Bakın bugün ne giydim”cilerden değilim.

 

PAZAR POSTASI / Yelda İpekli / 19.02.2017:

-Modayı takip etmediğini biliyorum ama usta bir yorumcusun. Moda olanı nasıl ‘Biricik Suden stili’ haline getiriyorsun?

Sana anlatmıştım Monk rahiplerinden aldığım bir kostümü gündelik hayatta aksesuarla yorumlayıp kullanırım. Renkleri seviyorum. Yeşille laciverti, toprak tonlarıyla kırmızıyı kullanmak muzipçe hoşuma gider. Moda peşinde koşmam, demode olma korkusu taşımam, çünkü başkalarının ne düşüneceği umurumda değildir. Modayı güncel bir dokunuş olarak kullanırım. Yaşamadığınız bir hayatın kostümü, üzerinizde müsamere giysisi gibi durur. “Bakın bugün ne giydim”cilerden değilim.

6.

TRENDSETTER / Didem Özgen / Mart 2013:

-Bugüne kadar en iddialı olduğun konu mutfakmış, doğru mu? En iyi yaptığın, en çok yapmayı sevdiğin yemek hangisi?

En iddialı olduğum konu değil, sadece o konuda iddialıymış gibi yapmak bana sevimli geldiği için arada söylerim o kadar. Mutfakla aram iyidir, benim için mutfak aynı zamanda laboratuvar gibi sağlık ve hijyenin de önemli olduğu yerdir. Sushi hariç her yemeği iyi yaptığımı söylüyorlar.

 

PAZAR POSTASI / Yelda İpekli / 19.02.2017:

-Mutfakta nasıl becerikli olduğunu biliyorum. Yemek yapmak ve konuk ağırlamak senin için keyif sanki?

Yemek yapmayı ve yaratmayı çok sevdiğim doğru ancak misafir ağırlamak saat 22.00’de uyuyan biri için zor! Ama evet mutfakla aram iyidir, benim için laboratuar gibi. Sushi hariç her yemeği iyi yaptığımı söylüyorlar.

 

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR:

Gazeteci Yelda İpekli’ye gönderilen uzlaşma veya herhangi bir talebi olup olmadığına yönelik yazıya belirtilen süre içinde cevap gelmemiştir.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:

-Gazeteci Yelda İpekli, Biricik Alanson’a 14 röportaj sorusu göndermiş ancak gönderilen sorular ve bu sorulara gelen cevaplar yerine, Mart 2013 tarihli Trendsetter dergisinde Didem Özgen imzasıyla yayımlanan röportajdan bölümleri, kaynak göstermeden ve kendi imzasıyla Posta gazetesi eki Pazar Postası’nda yayımlamıştır. Yukarıda bire bir alıntılara yer verildiği üzere “intihal” uygulaması sabittir. Gazeteci Yelda İpekli’nin, başvurduğu bu uygulamayla hem Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na hem de Basın Meslek İlkeleri’ne aykırı bir girişimde bulunduğu açıktır.

-Biricik Alanson’un beyanına göre, “4 yıl önceki röportajdan alıntı yapılmayan bölümlerde” kendisine ait olmayan ifadelere yer verilmiş, “gerçeğe aykırı unsurlar içeren” bir röportaj yayımlanmıştır.

Yukarıdaki nedenlerle, gazeteci Yelda İpekli’ye,

Basın Meslek İlkeleri’nin “Bir basın organının dağıtım süreci tamamlanmadan o basın organının özel çabalarıyla gerçekleştirdiği ürün, bir başka basın organı tarafından kendi ürünüymüş gibi kamuoyuna sunulamaz. Ajanslardan alınan özel ürünlerin kaynağının belirtilmesine özen gösterilir.” diyen 8. maddesi ve “Gazeteci görevini, taşıdığı sıfatın saygınlığına gölge düşürebilecek yöntem ve tutumlarla yapmaktan sakınır.” diyen 12. maddesi uyarınca “kınama” kararı verilmiştir.

 

, ,

BASIN KONSEYİ DÜNYA BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ GÜNÜ’NDE SİLİVRİ’DEN SESLENDİ “ÖZGÜR 3 MAYISLARIMIZ DA OLACAK, DAYANIN ARKADAŞLAR!”

Basın Konseyi, Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde Silivri’deydi. Tutuklu gazetecilerle dayanışmak ve ailelere destek olmak için Silivri Yaşar Kemal Sanat Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısında konuşan Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, tutuklu gazetecilere “hemen” özgürlük istedi ve Silivri’den cezaevindeki gazetecilere şöyle seslendi: “Özgür 3 Mayıslarımız da olacak, dayanın arkadaşlar!”

Pınar Türenç, konuşmasına şöyle devam etti: 

“Bugün, Dünya Basın Özgürlüğü Günü… Türkiye’de ise düşünceyi ifade ve halkın haber alma özgürlüklerinde kapkara bir tablo yaşanmakta…

Bu anlamda Türkiye, tarihinin en karanlık günlerinin içinden geçmekte.

3 Mayıs’ta Türkiye’de gazetecilik yapmak yasak, gazeteciler ise tutsak.  

Bugün, tutuklu gazetecilere özgürlük istiyoruz.

Dünya basın özgürlüğü endeksinde Türkiye 155. sıraya geriledi. En kara listeye 4 sıra kaldı. Gazeteciğin suç sayılmayacağını dünya ilan etse de, gazetecilik ödüllendirilse de, Türkiye’de bizler Silivri kapılarında tutuklu gazetecilerin özgür bırakılmalarını istemek için buradan o dünyaya sesleniyoruz.  

Son 15 yıldır, adete gazeteci avına çıkılan Türkiye’de bugün 159 gazeteci tutuklu.

Gazetecilik yargılanmakla kalmıyor, evlerinden alınan gazeteciler aylarca hapislerde haklarında hazırlanacak iddianameleri bekliyorlar. Bunların içinde Mahir Kanaat, Tunca Öğreten ve Ömer Çelik için de iddianamelerin biran önce hazırlanmasını istiyoruz. 

Bu 3 Mayıs’ta yine gazetecilere gökyüzünü görmeleri bile yasak.

Tecrit koşulları devam ediyor, haftada 2 saat havalandırma hakları tanınıyor. 

Bir saat ailelerle, bir saat de avukatları ile görüşebiliyorlar. Yani gazetecilik öldürülürken, insan hakları da yok sayılıyor.  

Dünyadan gelen raporlarda Türkiyeli gazetecilerin politik grupların baskısı altında kalma sorununun çok büyük sorun olduğu kaydediliyor.

2016’yı çok kötü yaşadık. 2017’nin ilk dört ayındaki bilançodan anlaşılıyor ki; 2017 karnemiz de hiç iç açıcı değil. Siyasi iradeyi çok kızdıran Avrupa Konseyi ParlamenterMeclisi Raporu’nda Türkiye yeniden denetim sürecine alınan ülke oldu.

İnsan hakları, hukukun üstünlüğü ve basın özgürlüğü alanlarında Avrupa ülkesi olmaktan doğan yükümlülüklerini Türkiye’nin yerine getiremeyeceği kaygısı bu raporda egemen.  

Son 12 yılda Türkiye’nin 56 basamak gerilediği kaydedilmekte.  

2017’nin ilk dört ayında yine gazeteciler darp edildi.

17 gazeteci gözaltına alındı, 11 gazeteci tutuklandı. İşkence ihbarları gelmekte.

 KHK ile 2 basın kurumu kapatıldı, 4 olayda yayın yasakları getirildi.

En son wikipedia olmak üzere 4 siteye erişim engellendi.

90 gazeteci işten çıkartıldı.

Gazeteciler özgür yazamıyor, çizerler hapiste. 

Oysa biliyoruz ki, iddia sahibi iddiasını ispatla yükümlüdür. Eğer suç varsa, cezası verilir, yeni suçlar icat edilmez.

Türkiye’de 3 Mayıs’ta adalet arıyoruz.

Silivri’den bir daha sesleniyoruz.  Adalet istiyoruz! Geciken adalet, adalet değildir. Demokrasi ile idare edilen Türkiyemize hiç yakışmıyor.

Gönlümüzün de tutsak olduğu hapiste yatan gazetecilere sesleniyoruz; 

“Özgür 3 Mayıslarımız da olacak, dayanın arkadaşlar”

Silivri Cezaevi’nde 4,5 yıl kalan Prof. Mehmet Haberal’ın özgürlüğüne kavuştuktan sonra kendi elleriyle birebir yaptığı, cezaevi koğuşu maketi önünde gazetecilere açıklama yapan Türenç, “Bu, aslında Türkiye için bir ibret tablosudur. 159 gazeteci tutuklu, binlerce gazeteci işsiz ve göz altında. Sansür, otosansür devam etmekte. Türkiye’de medya tutsak.” dedi.

Daha önce, 6 yıl Silivri’de tutuklu kalan gazeteci, milletvekili Tuncay Özkan ise, dayanışma faaliyetleri için başta Basın Konseyi olmak üzere bütün meslek kuruluşlarına teşekkür etti, sözlerine şöyle devam etti:

“Zafer direnerek elde edilir. Bütün tutuklu arkadaşlarıma bunu hatırlatmak istiyorum. 6 yıllık tutukluluk süresince adalet barış özgürlük istedik. Direnerek bugünlere geldik. Bugün burada olmam, inancın ve direncin kazanacağının göstergesidir. Özgürlük gününde özgürlükleri zırvalarla, zorbalıkla ellerinden alınan gazetecilere sabırlar diliyorum. Bu gibi iddianameleri ciddiye almayın. Bu hücreler yıpratır ama her şey gelip geçer. Özgürlük adalet ve barışa bir tuğla daha koymaktır. Zalimliğin anası korkudur. 16 Nisan referandumu gösteremiştir ki bu ülkede barış, adalet, özgürlük isteyenlerin sayısı korkaklardan fazladır. Biz yine Türkiye’yi özgür, demokrat günlerine kavuşturacağız.”

Toplantıya katılarak duygularını paylaşan tutuklu gazetecilerin eşleri ise ilk kez gördükleri Silivri koğuşu maketinden etkilendiler. Tuncay Özkan’dan, eşlerinin kaldığı koğuşlarla ilgili maket üzerinde bilgi alan tutuklu gazeteci eşleri, üzüntülerini dile getirdi. 

Tutuklu Cumhuriyet gazetesi yöneticisi Önder Çelik’in eşi Semra Çelik söz alarak Basın Konseyi’ne teşekkür etti ve  “Türkiye Cumhuriyeti anayasasına göre herkes yargılanabilir ama böyle içi bir bir iddianameden yargılama tutuksuz yapılmalıydı. 9 aya varan bir yargılama süresi bütün normlara aykırıdır. Acilen tutuksuz yargılama kararı verilmelidir. Aksi halde bu iddianameyle tutuklu yargılamanın devam etmesi, onların esir alındığı anlamına gelir. Bu hukuk, adalet değlidir.” dedi.

Akın Atalay’ın eşi Adalet Atalay, “gazetecilik suç değildir” dedi, gazetecilere özgürlük istedi:

“Basın Konseyi’ne teşekkür ediyorum. Ne diyeceğimi ben de bilmiyorum. Sözün bittiği yerdeyim. 5.5 ay sonra iddianamenin yandaş medya aracılığıyla ortaya çıkığı 3.5 ay sonra duruşma günü verildiği 9 ay sonra mahkemeye çıkılan bir hukuk ortamındayız. Bugün, 3 Mayıs dünya Basın Özgürlüğü Günü. Basını özgür olmayan bir ülkede demokrasiden söz edilemez. Gazeteciler hakkındaki bu davalar basın özgürlüğü nedeniyle önemlidir, öncelikle ele alınması gerekir dense de ulusal yargı kurumlarına etki edilemiyor. Gazetecilik faaliyetini, terör örgütü adına faaliyette bulunma iddiasıyla ortaya koymak, halkı korumak bahanesiyle özgürlükleri kısıtlamaktır. Cumhuriyet davasında yargılananlar, demokrasiye, insan haklarına, basın özgürlüğüne inanmış bunun için mücadele etmiş insanlardır. Bu insanları terörle bir arada anmamak gerekir. Terörle mücadele adı altında insan hakları çiğnenmektedir. Gazetecilik suç değildir.”

Güray Öz’ün eşi Çağlayan Öz, “Adalet, bu güzel ülkenin güzel insanlarını birleştirecek tek ağaçtır. Adalet olmadığı zaman kendimizi vatansız kalmış gibi hissederiz. Adaletten anladığımız nedir, hiç kimseyi delilsiz suçlamamaktır, delil olmadan içeri atmamamaktır, iddianame çıktıktan sonra bu insanlar hakkında ciddi bir suçlama olmadığı anlaşılınca tutukluları serbest bırakmaktır. Buradaki hücreyi gördükten sonra daha fazla etkileniyoruz. Son 3 haftada istedikleri fotoğrafları resimleri bile iletemedik. Güray Öz torunlarının kendisi için yaptığı resimleri göremedi. Bir an önce tahliye edilmelerini bekliyoruz. Tutuksuz yargılansınlar ve normal hayatlarını sürdürebilsinler istiyoruz.”

Basın Konseyi Üyesi Avukat Turgut Kazan şunları söyledi:

“3 Mayıs, Birleşmiş Milletler kararıyla dünyada Basın Özgürlüğü Günü olarak kullanılıyor. 1993’ten beri. Tutuklu gazeteci eşleri anayasa, hukuk devleti, hukuk, adalet dediler. Hukuku olmayan ülkede hukukçu olmak denizi olmayan ülkede deniz kuvvetleri komutanı olmak gibi bir şeydir. Çok zor bir şey ama yarın bugünden daha kötü olacak. Bir kere dün yen bir dönem başlamış oldu. Partile bir cumhurbaşkanımız var. Yeni bir HSYK oluşturuldu. Bütün yargı siyasi iktidara teslim ediliyor. Adalet delil arayan yok, susturma operasyonuyla karşı karşıyayız. Bunu nasıl anlatacağımı bilmiyorum. Dünyanın hiçbir diktatörlüğünde gazetecileri gazeteci oldukları için hapsettik demezler. onun için türkiye’d ede gazetecileri, sadece gazeteci oldukları için tutuklandıklarını kabul etmiyorlar. Onun için kimisi tacizci diyor, kimisi gaspçı diyor. Basın Konseyi, Basından Sorumlu Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’a mektup yazdı. Cevap bekliyoruz. Hangi gazeteci hangi suç iddiasıyla tutuklu. Aileleri merak ediyor.”

İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Misket Dikmen söz alarak, basın özgürlüğü mücadelesine umutla devam çağrısı yaptı:

“Çok ciddi bir endişe var. Söz konusu suçlamalar, bu işin bir sınırının olmadığını, söz konusu hukuksuz uygulamalar Türkiye’de yaşayan hiçbir gazetecinin sabaha neler yaşayacağını bilmediğin gösteriyor. Bu Silivri’ye kaçıncı gelişim hatırlamıyorum. Silivri çok güzel ama buraya sırtım titreyerek gelebiliyorum. Tutukluluğu döneminde Tuncay Özkan’ı görebiliyorduk. En azından ayda bir meslek birliği olarak bakanlığa yazı yazıp kendileriyle görüşebiliyorduk. Bunu biz daha çok istiyorduk, çünkü onların direncinden güç alıyorduk. Defalarca bakanlığa yazı yazmaktan ve hiç cevap alamamaktan muzdaribiz. Tüm tutsak gazetecilerin derhal serbest bırakılması umudunu ve direncini yaşıyorum.Bundan sonrasına bugünden iyi bakmalı. Enseyi karartmadın umutla mücadelemize devam edeceğiz. Hep birlikte direneceğiz ve umut kazanacak.”

Barolar Birliği Başkan Yardımcısı Başar Yaltı şunları söyledi:

“Basın özgürlüğü demek, hukuk devletlerinin olmazsa olmaz özelliklerinden biridir. Sadece gazetecilere tanınmış hak yazma çizme özgürlüğü değildir, aynı zamanda her yurttaşın ifade özgürlüğünün garantisidir. Siyasi iktidarlar kör sağır bir toplumu tercih ederler. Kolay yönetilebilsin diye. Son 12 yılda basın özgürlüğü konusunda ve hukuk konusunda olumsuz koşulların içindeyiz. Siyasi iktidarın intikam aracı olan bir hukukla karşı karşıyayız. İktidarın intikam duygu düşünce ve arzusunu dile getiren bir durumla karşı karşıyız. bu kadar gazeteci hapisteyse bunun izahı olamaz. Siyasi iktidar onların başka suçlardan içeride olduğunu öne sürüyor buna kimse inanmıyor. Gazeteci arkadaşlarımız toplum adına bedel ödüyor. Türkiye bunları aşacaktır, özgür günler gelecektir. Son halk oylaması bunu gösterdi.”

Basın toplantısı sonunda, Basın Konseyi’nce yayınlanan 2016 Basın Özgürlüğü İhlalleri Raporu da kitap halinde kamuoyuyla paylaşıldı.

GAZETECİLER HANGİ “SUÇTAN” TUTUKLU AÇIKLAYIN!

Basın Konseyi, Başbakan escort bahçeşehir Yardımcısı Numan Kurtulmuş’a bir mektup yazarak, hükümet üyeleri escort pendik tarafından tutuklu gazetecilerin, gazetecilik escort kadıköy faaliyetleri dışı nedenlerle cezaevinde bulunduklarına dair açıklamalarla ilgili bilgi istedi.

Basın Konseyi, Cumhurbaşkanı’nın Mart ayında ve en son AB Bakanı Ömer Çelik’in verdiği röportajda “gazeteci kimliği olup da silah taşıyandan gasp edene escort bakırköy kadar, başka şeylere kadar bir sürü şey var ki bu dosyaların içinde” diye açıkladığı “suç dosyaları”nın içeriğini sordu.

Basın Konseyi’nin mektubu şöyle:

“Sayın Numan KURTULMUŞ

Başbakan Yardımcısı / ANKARA

 

Önce, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde, Anadolu Yayıncılar Derneği üyeleriyle gerçekleşen, sizin de katıldığınız 22.03.2017 günlü buluşmada, Sayın Cumhurbaşkanı’nın, tutuklu gazeteciler için yaptığı bir konuşma kamuoyuna yansıdı. Cumhurbaşkanı’nın “Bakıyorum, hepsi hırsız, çocuk istismarcısı, terörist” cümlesini kullandığı ve devamında “Banka soyanından seçim bürosu yakanlara kadar ne varsa bunların içinde var” dediği belirtiliyor.

 

Sonra, 22.04.2017 günü CNN Türk TV kanalında, Avrupa Birliği Bakanı Ömer Çelik’in Hakan Çelik’e verdiği söyleşide, yine tutuklu gazeteciler için suçlayıcı bazı nitelemeler yapıldı. Basına yansıyan haberlere göre, kendisine verilen listedeki gazeteciler için, Avrupa Birliği Bakanı Ömer Çelik de, o söyleşide “gazeteci kimliği olup da silah taşıyandan gasp edene kadar, başka şeylere kadar bir sürü şey var ki bu dosyaların içinde” diyor.

 

Öncelikle, Basın Konseyi olarak, tutuklu gazeteciler listemizi kontrol edip gerekirse düzeltebilmek için, hırsızlık, çocuk istismarcılığı, teröristlik, banka soygunculuğu, silahlı gasp dahil “bir sürü şey” yapmış olmasına rağmen, gazeteci gösterilenlerin kimliklerini ve tutuklama müzekkerelerini, eğer haklarında dava açılmışsa iddianamelerini ve ceza verilmişse mahkeme kararlarını görmek, bilmek, öğrenmek istiyoruz.

 

Ayrıca ve asıl önemlisi, Konsey’imize başvuran tutuklu gazeteci yakınları, yapılan bu açıklamaların kendilerini çok yaraladığına işaretle, kimlerin hırsız, çocuk istismarcısı, gaspçı, terörist olduğunun açıklanması için yardım ve desteğimizi beklediklerini, aksi halde bu durumu kişilik haklarına saldırı sayarak yasal yollara başvurmak zorunda kalacaklarını bildirmişlerdir.

 

Özgürlükleri zaten sınırlanmış olan meslektaşlarımızın, bir de bu açıklamalarla kişiliklerinin yaralanmasına engel olunması için, ilişikte takdim ettiğimiz listede adı ve soyadları bulunanlardan kimlerin hırsızlık / çocuk istismarcılığı ve benzer bir sürü şeyden tutuklandıklarının belgeleriyle birlikte tarafımıza bildirilmesi konusunda yardımcı olmanızı bekliyor, takdirlerinize sunuyoruz.

 

Saygılarımızla,

Pınar TÜRENÇ

Basın Konseyi Başkanı”

BASIN KONSEYİ YÜKSEK KURULU, AKŞAM GAZETESİ, SABAH.COM.TR, TAKVİM.COM.TR, STAR.COM.TR GENEL YAYIN YÖNETMENLERİ İLE AKŞAM GAZETESİ MUHABİRİ HİLAL YILDIRIM’IN “UYARILMASINA” KARAR VERMİŞTİR

Engin Çoban, 8 Kasım 2016 tarihinde Akşam gazetesinde yer alan “İşte FETÖ’nün ABD Hücresi” başlıklı manşet haberi ve yine aynı tarihte gazetevatan.com’un “FETÖ’nün ABD Yapılanması Ortaya Çıktı” başlıklı, star.com.tr’nin “İşte FETÖ’nün ABD Hücresi”, sabah.com.tr’nin “FETÖ ABD’yi 6 Eyalete Bölmüş Himmetleri de Vegas’t Aklamış!” ve takvim.com.tr’nin “İşte FETÖ’nün ABD Yapılanması” haberleri hakkında şikayet başvurusunda bulunmuştur.

 

KARAR

REFERANS:                2017/02

ŞİKAYET EDEN:

Engin Çoban

ŞİKAYET EDİLEN:

Murat Kelkitlioğlu (Akşam gazetesi Genel Yayın Yönetmeni)

Hilal Yıldırım (Akşam gazetesi muhabiri)

Bülent Ayanoğlu (gazetevatan.com Yayın Yönetmeni)

Nuh Albayrak (star.com.tr Genel Yayın Yönetmeni)

İsa Tatlıcan (sabah.com.tr İnternet Yayın Sorumlusu)

Mustafa Yüce (takvim.com.tr Genel Yayın Yönetmeni)

 

ŞİKAYET KONUSU:

Engin Çoban vekili Av. Hasan Can Çağlayan, 8 Kasım 2016 tarihli Akşam gazetesinin “İşte FETÖ’nün ABD Hücresi” başlıklı manşet-haberi ve aynı gün gazetevatan.com, star.com.tr, sabah.com.tr ve takvim.com.tr’de yayımlanan aynı içerikte haberler nedeniyle şikayet başvurusunda bulunmuştur. Başvuruda, soruşturulmadan ve gerçeğe aykırı haber yapıldığını, Şikayetçi’nin fotoğrafı yayımlanarak suç örgütü mensubu gibi gösterildiği öne sürülmüş, tekzip, düzeltme ve yayından kaldırma taleplerine karşılık verilmediği dile getirilmiştir.

ŞİKAYETE KONU HABERDE ŞU İFADELER GEÇMEKTEDİR:

8.11.2016 tarihli “İşte FETÖ’nün ABD Yapılanması”:

ŞEMASI ORTAYA ÇIKARILDI

Emniyet terör örgütü FETÖ’nün sadece yurtiçindeki yapılanmasını değil yurtdışı ayağını da derinlemesine incelemeye aldı. Bu kapsamda darbeci yapının dünya yapılanması ortaya çıkarıldı, ABD şeması çizildi.

YEREL SİYASİLERE KANCA

Hazırlanan rapora göre örgüt ABD’de tabana yönelik çalışma yürütüyor. Bu kapsamda yerel düzeydeki temsilciler meclisi üyeleri, senatör veya vali adaylarıyla angajmanlar oluşturuluyor ve örgüt bunların seçim kampanyalarına aktif olarak katılmaları ve maddi destek vermeleri için yönlendiriliyor.

6 EYALETE BÖLDÜLER

ABD’yi, New York, New Jersey, Las Vegas, Boston, Atlanta, Houston olarak eyaletlere ayıran örgüt her birine ayrı ayrı imamlar atadı. ABD imamı olarak ise İsmail Büyükelçi atandı.

HİMMET TRAFİĞİ VEGAS’A

ABD’de finansal işlerinden sorumlu kişiler Hasan Demirciler ve Engin Çoban. İki isim örgüt adına işadamlarından para toplayarak Las Vegas imamı Kemal X’e gönderiyor. Las Vegas, ABD’de kumar başkenti olarak bilinen yer. Kara para aklama faaliyetleri de burada sağlanabiliyor.

 

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR:

Akşam gazetesi genel yayın yönetmeni, gazetevatan.com, star.com.tr, takvim.com.tr, sabah.com.tr genel yayın yönetmenlerine uzlaşma veya herhangi bir temsil talepleri olup olmadığına yönelik yazı gönderilmiştir. gazetevatan.com ve sabah.com.tr yayın yönetmelerinden belirtilen süre içinde cevap gelmemiştir.

Akşam Genel Yayın Yönetmeni Murat Kelkitlioğlu, star.com.tr Genel Yayın Yönetmeni Nuh Albayrak ve Hilal Yıldırım vekili Av. Nurtekin Deniz, ortak bir cevap yazısı göndermiştir.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:

-Şikayetçi Engin Çoban, hayatının hiçbir döneminde hiçbir cemaat ve terör örgütüne üye olmadığını, FETÖ ve benzer yapılanmalarla doğrudan ve dolaylı hiçbir ilişkisi bulunmadığını, hayatını kuaförlük yaparak kazandığını; mali konularda haberde geçen milyon dolarlık para aklama operasyonları yönetecek bilgi ve altyapıya sahip bulunmadğını, haberde adı geçen kişileri tanımadığını, haberde adı geçen eyaletlere gitmediğini beyan etmiştir.

-Haber yayımlandıktan sonra Engin Çoban, Vaşington Büyükelçiliği’ne gitmiş, büyükelçilik çalışanlarınca, bahsi geçen Engin Çoban ile Şikayetçi Engin Çoban’ın bilgilerinin uyuşmadığı ve kendisinin arananlar listesinde yer almadığı söylenmiştir. Yazılı belge olarak Şikayetçi’nin ekte sunduğu adli sicil kaydının da eklendiği bir beyanname düzenlenmiştir.

-Gizlilik kararı bulunan bir soruşturma dosyası kapsamında, haklarında iddialar sıralanan kişilerin fotoğrafları ve açık adları şikayete konu haberlerde kullanılmış, masumiyet karinesi hiçe sayılmıştır.

-Akşam gazetesi, Şikayetçi’nin tekzip ve düzeltme talebini karşılıksız bırakmış, aynı haberi doğruluğunu araştırmadan kullanan internet siteleri de haberin yayından kaldırılmasına olumlu yanıt vermemiştir. Engin Çoban’ın adı fotoğrafı şikayete konu haberlerin bulunduğu internet sayfalarında halen yer almaktadır. (gazetevatan.com fotoğraf kullanmamıştır.)

Güncellik ve görünür gerçeklik açısından, şikayete konu haberin haber değeri taşıdığı çok açık olmakla birlikte, habere konu Engin Çoban yerine (hiç araştırma yapılmadan) aynı adı taşıyan başka bir Engin Çoban’a ait resmin kullanılması ve Şikayetçi Engin Çoban’ın düzeltme isteğine rağmen kendisine düzeltme imkanı tanınmaması meslek ilkeleriyle bağdaşmaz.

Yukarıdaki sebeplerden,

8 Kasım 2016 tarihli “İşte FETÖ’nün ABD Yapılanması” başlıklı manşet-haber nedeniyle Akşam gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Murat Kelkitlioğlu’na,

“Soruşturulması gezetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz.” diyen 6. maddesi,

“Basın organları, yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı duyarlar.” diyen 16. maddesi uyarınca “uyarı”;

Adı geçen haber nedeniyle muhabir Hilal Yıldırım’a,

“Soruşturulması gezetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz.” diyen 6. maddesi uyarınca “uyarı”;

8 Kasım 2016 tarihli “İşte FETÖ’nün ABD Hücresi” başlıklı haber nedeniyle star.com.tr Genel Yayın Yönetmeni Nuh Albayrak’a,

“Soruşturulması gezetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz.” diyen 6. maddesi,

“Basın organları, yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı duyarlar.” diyen 16. maddesi uyarınca “uyarı”;

8 Kasım 2016 tarihli “İşte FETÖ’nün ABD Yapılanması” başlıklı haber nedeniyle takvim.com.tr Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Yüce’ye,

“Soruşturulması gezetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz.” diyen 6. maddesi,

“Basın organları, yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı duyarlar.” diyen 16. maddesi uyarınca “uyarı”;

“FETÖ ABD’yi 6 Eyalete Bölmüş, Himmetleri de Vegas’t Aklamış!” başlıklı haber nedeniyle sabah.com.tr Genel Yayın Yönetmeni İsa Tatlıcan’a

“Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz.” diyen 6. maddesi,

“Basın organları, yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı duyarlar.” diyen 16. maddesi uyarınca “uyarı”;

gazetevatan.com.tr‘nin 8 Kasım 2016 tarihli “FETÖ’nün ABD Yapılanması Ortaya Çıktı” başlıklı haberi, görünür gerçeklik ve güncel bir haber olduğu için ve Şikayetçi’ye ait resim kullanılmadığı için gazetevatan.com.tr Genel Yayın Yönetmeni Bülent Ayanoğlu hakkındaki şikayet “yersiz” bulunmuştur.

Kumpasın çökmesine; Oda tv davasının beraatle sonuçlanmasına çok sevindik.

Yetmiyor.

Tüm tutuklu gazetecilere özgürlük istiyoruz.

6 yıl sonra, nihayet,13 sanıklı Oda tv davasının, beklenildiği gibi beraatle sonuçlanması, kuşkusuz tüm gazetecileri ve basın özgürlüğünü savunanları sevindirdi.

Kumpas kuranlar, gerçeklerin peşinde koşanlara bugün olduğu gibi yarın da musallat olacaklardır. Önemli olan, adaletten, hukukun üstünlüğünden ve özgürlüklerden yana olanların tüm yanlışlara birlikte göğüs germesidir.

Basın Konseyi olarak, Ergenekon ve diğer davalar gibi, Oda tv  davasının da çökeceğini biliyorduk, gazetecilerin özgür kalacaklarına inanıyorduk. Yıllardır bunun için verdiğimiz mücadelemiz, bundan sonra da sürecektir. Oda tv davasından beraat eden gazeteci Ahmet Şık gibi, tutuklu gazetecilerin diğer suçlamalardan da beraat edeceklerine inanıyoruz. Yeter ki, adalet zamanında ve tüm gerçekliğiyle yaşama damgasını vursun.

150 gazetecinin cezaevlerinde olduğu şu süreçte, adaletin herkese gerekli olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz.

Gerçeğin peşinde koşan gazetecilerin, bu yoldan ayrılmayacaklarını da biliyoruz.

Ahmet Şık  ve tüm tutuklu gazeteciler, tutuldukları cezaevlerinden en yakın zamanda çıkacak ve yine yazacaklardır.

Basın Konseyi olarak, halkın haber alma hakkını, ifade ve basın özgürlüğünü savunmaya devam edeceğiz.

,

Uzun yıllar Basın Konseyi Yüksek Kurulu ve Üyeler Genel Kurulu Daimi Üyesi olarak görev yapan turizmci, reklamcı Nihat Boytüzün’ü kaybettik. Acılı ailesine ve sevenlerine sabırlar diliyoruz.

BKYK, Av. İBRAHİM İLKBAHAR’IN ŞİKAYETİNİ DEĞERLENDİREREK PUSULAGAZETESİ.COM.TR GENEL YAYIN YÖNETMENİ ALİ RIZA TIĞ’A “KINAMA” KARARI VERMİŞTİR.

REFERANS:                2017/05

ŞİKAYET EDEN:          İbrahim İlkbahar

ŞİKAYET EDİLEN:       Ali Rıza Tığ (Zonguldak, Pusula gazetesi sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni)

 

ŞİKAYET KONUSU:

İbrahim İlkbahar, gazetesinde 16 Aralık 2016’da yayımlanan “Ak Parti Yöneticisine Silahlı Saldırı”, 17 Aralık 2016 tarihli “Kardeşini Neden Vurdu? Sorun Kadın Mıydı Para Mıydı?” başlıklı haber ve 26 ve 27 Aralık 2016 tarihlerinde pusulagazetesi.com.tr ve Pusula gazetesinde yayımlanan “Başkasının Çıkardığı Yerden İnemezsin Düşersin…” başlıklı köşe yazısı hakkında yaptığı şikayette, haberlerin ve köşe yazısında yer verilen bilgilerin gerçeğe aykırı olduğunu, bu ve öncesinde yapılan benzer haberlerle Şikayetçi’nin şahsı ve ailesinin yıpratılmak istendiğini söylemiştir. Şikayetçi, haber ve köşe yazısında aktarılış şekliyle, 2005 tarihli mahkeme kararının hiçe sayıldığını, bu haber ve köşe yazısıyla, şahsı ve ailesinin kişisel ve ticari itibarına, onur ve saygınlığına gölge düşürülmeye çalışıldığını, aşağılayıcı ve küçük düşürücü ifadeler kullanıldığını, haber ve yazının, tehdit, hakaret ve iftira içerdiğini söylemektedir.

ŞİKAYETE KONU HABER VE KÖŞE YAZISINDA ŞU İFADELER GEÇMEKTEDİR:

16 Aralık 2016, “Ak Parti Yöneticisine Silahlı Saldırı”:

“Ak Parti Zonguldak Merkez İlçe Halkla İlişkiler Başkanı Serkan Aycı, Emirgan rampasında silahlı saldırıya uğradı. Saldırgan ya da saldırganların Serkan Aycı’nın kullandığı araca doğru üç el ateş ettiği iddia edildi. Polis, olay yerinden ayrılan aracı arıyor.”

17 Aralık 2016 “Kardeşini Neden Vurdu? Sorun Kadın Mıydı, Para Mıydı?”

“Zonguldak’ta yıllar önce meydana gelen bir olay hâlâ esrarını koruyor.

Babalarının kurduğu işletmede çalışan iki kardeş kavgaya bir akşam tutuşurlar.

Büyük olan küçüğü silahla vurur.

Kurşun omuzdan girip koldan çıkar.

Küçük kardeş hastaneye, büyük kardeş nezarethaneye gider.

Araya giren hatırlı kişiler sayesinde iş çözülür.

Ancak kimse iki kardeşin birbirini nedene vuduğunu bilmez.

Herkes gibi biz de bu olayın üzerindeki sır perdesinin kalkmasını istiyoruz.

Bu iki kardeşi birbirine düşüren olay neydi?

Ağabey kardeşini neden vurdu?

Sorun kadın mıydı, para mıydı?

Paylaşım nasıl yapıldı?

Paraysa nasıl bölüştüler?

Kadınsa nasıl anlaştılar?”

26 Aralık 2016 tarihli “Başkasının Çıkardığı Yerden İnemezsin Düşersin…” başlıklı köşe yazısından:

“Geçenlerde çocuğun biri bize işimizi öğretmeye kalkmıştı.

Biz de ona ‘adamlık öğretelim’ dedik.

Ve ‘Bak evladım… Sen daha küçücük bir çocuktun! Baban, işyerindeki kadın yüzünden amcanı vurmuştu! Dikkat et, yeğenin de babanı vurmasın! Akıllı olun!

Bu işler, parayla okuyup diploma almaya benzemez!

‘Yok şöyle aileyiz, böyle aileyiz’ demeyle itibarlı bir aile olunmuyor!

Önce konuşmayı öğrenin! Yazmayı nasıl olsa biz öğretiriz!

Ağzınızdan çıkanı kulağınız duysun!’ demiştik.

Bu yorumu yayınladıktan sonra internet sitemize şöyle bir yorum geldi: ‘Midesi onun-bunun hakkı ile doyurulan, haram paralarla okutulan çocukların sonunu tüm Zonguldak hep birlikte izleyecek. Dedenin kolunu haram paralar kopardı, ‘öyle ve böyle aileyi’ de haram paralar bakalım ne hale getirecek?’

Bu yorumu okuyunca, bu ailenin Kopuz’da intihara sürüklediği marangoz aklıma geldi.

Marangoza iş yaptırmışlar, parasını ödememişlerdi. Zavallı adam, tefeciden para alıp işi teslim etti. Çok iyi bir ustaydı. Ve çok onurlu bir insandı. Ama parayı alamayınca tefeciye borcunu ödeyemedi. Bu rezlliği daha fazla taşıyamadı, intihar etti. Böyle bir aile. Böyle insanlar. Bize ahlak dersi mi verecek? İnsan bırakın konuşmayı, sokağa çıkmaya utanır! Ama biz asıl bombayı sona bıraktık! Azıcık sabredin bakalım…

NİTELİKLİ DOLANDIRICI…

Güzel Zonguldak’ımızın çok renkli simaları var. Ve ben bu isimleri fırsat buldukça yazıyorum. Bunlardan biri de ‘nitelikli dolandırıcı’ olarak tarif ettiğimiz kişi… ”

(Şikayetçi, yazının devamında anlatılan kişinin kendisi veya ailesiyle bir ilgisi olmadığını beyan etmiştir.)

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR:

Pusul gazetesi sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Ali Rıza Tığ, yazılı olarak cevap vermiştir. Cevabında, yazıda İbrahim İlkbahar ve ailesini hedef almadığını, yazıda sözü edilen kişilerin İlkbahar ailesine mensup olmadığını, olayın vuku bulduğu bölgenin Emirgan adıyla anıldığını, dolayısıyla otel işletmesini zor durumda bırakacak bir ifade kullanma amacının bulunmadığını dile getirmiştir.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:

– Şikayet’e konu 16 Aralık 2016 tarihli “Ak Parti Yöneticisine Silahlı Saldırı” haberi üzerine Şikayetçi, gazeteye facebook’tan düzelti mesajı göndermiş, haberde yer verildiği gibi otel önünden değil, “seyir halinde bir araçtan diğer araca” ateş edildiğini söyleyerek, Otel’in güvenlik kameralarının tespit ettiği görüntülerin emniyet güçlerine iletildiğini belirtmiştir.

-pusula.com.tr, ertesi gün, 14 yıl önce gerçekleşmiş ve mahkeme kararıyla “kaza” olduğuna hükmedilmiş bir yaralama olayını gündeme getirmiştir. Haber içeriğinde, kamu yararına olacak bir unsura, bir güncel gelişmeye veya yazılmasını/haber yapılmasını haklı gösterecek bir bağlama rastlanmamıştır.

– Pusula gazetesi ve pusulagazetesi.com.tr’nin sahibi ve Yazı İşleri Müdürü Ali Rıza Tığ, bir hafta sonra (26 Aralık 2016’da) kaleme aldığı köşe yazısında “midesi onun bunun hakkı ile doyurulan, haram paralarla okutulan çocukların sonunu Zonguldak izleyecek”, “Akıllı olun!”, “dedenin kolunu haram paralar kopardı”, “ailenin Kopuz’da intihara sürüklediği marangoz”, gibi tehditvari söylemler, ağır ifade ve ithamlara yer vermiştir.

-Şikayet Edilen, köşe yazısında, bağlantısı olmayan konular birbiri peşisıra kullanılmış; Şikayetçi’nin ailesiyle ilgili olmayan ve tahkir edici ifadelerle sunulan başka örnek ve olaylar da köşe yazısına eklenerek aileye maledilmek istenmiştir.

-Şikayetçi, Ocak ayında Şikayet Edilen hakkında suç duyurusunda bulunduğunu beyan etmiştir.

Yukarıdaki sebeplerden, Pusula gazetesi sahibi ve Yazı İşleri Müdürü Ali Rıza Tığ’a,

Basın Meslek İlkeleri’nin Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez.” diyen 4. maddesi,

“Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz.” diyen 6. maddesi,

“Yasaların suç saydığı eylemler, gerçek olduğuna inandırıcı makul nedenler bulunmadıkça kimseye atfedilemez.” diyen 10. maddesi,

“Gazeteci görevini, taşıdığı sıfatın saygınlığına gölge düşürebilecek yöntem ve tutumlarla yapmaktan sakınır.” 12. maddesi doğrultusunda “kınama” kararı verilmiştir.

ERTAÇ AYAZ’IN BÜYÜKTORBALI.COM SİTESİNDE “GÜPEGÜNDÜZ SOYGUN!” BAŞLIKLI HABER NEDENİYLE YAPTIĞI ŞİKAYET “YERSİZ” BULUNMUŞTUR

 

 

REFERANS:                2017/04

ŞİKAYET EDEN:

Ertaç Ayaz (İzmir Belediyesi çalışanı)

ŞİKAYET EDİLEN:

Serkan Günbay (Büyük Torbalı gazetesi Genel Yayın Yönetmeni) Gökhan Yalkalk (Büyük Torbalı gazetesi Haber Koordinatörü)

İbrahim Danış (Büyük Torbalı gazetesi Muhabiri/Editörü)

 

ŞİKAYET KONUSU:

Ertaç Ayaz, Büyük Torbalı gazetesinde 12 Ocak 2017’de “Soygunda Yeni Trend Şık Giyimli Bayanlar” ve aynı gün buyuktorbali.com sitesinde “Güpegündüz Soygun!” başlığıyla yayımlanan haber hakkında şikayet başvurusunda bulunmuştur. Başvurusunda adının, soyadının, adresinin haberde açıkça yer aldığını ve evinin fotoğrafının kullanıldığını söylemiştir. Bölgede hırsızlık yapmayı planlayan kişilere yol gösterildiğini dile getirmiş, haberi aşağılayıcı, incitici bulduğunu ve kamu görevi yapan biri olarak mağdur edildiğini belirtmiştir.

 

ŞİKAYETE KONU HABERDE ŞU İFADELER GEÇMEKTEDİR:

12 Ocak 2017 tarihli “Soygunda Yeni Trend Şık Giyimli Bayanlar”/ “Güpegündüz Soygun!”:

“Torbalı’nın korkulu rüyası haline gelen hırsızlık vatandaşı isyan ettirmeye devam ediyor. Son olarak, önceki gün güpegündüz Muratbey Mahallesi’nde Ertaç Ayaz isimli vatandaşın evine giren hırsızlar dğerli eşyaları çalıp ortadan kayboldu.”

“Önceki gün saat 13.00 sularında yaşandığı tahmin edilen hırsızlık olayı herkesi şaşırttı. Edinilen bilgiye göre, olay Muratbey Mahallesi, 3565 Sokak’ta gerçekleşti. Bu sokak üzerinde bir binada ikamet eden Ertaç Ayaz isimli vatandaş sabah çıktığı evinde saat 22.15 sularında geldi. (…) Ertaç Ayaz’ın dışarıda olması nedeniyle kimsenin evde olmadığı bir zamanı fırsat bileln hırsız ya da hırsızların eve kapıdan girdiği öğrenildi.”

 

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR:

Büyük Torbalı gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Serkan Günbay, Haber Koordinatörü Gökhan Yalkalk ve muhabir/editör İbrahim Danış’a gönderilen uzlaşma veya herhangi bir talepleri olup olmadığına yönelik yazıya belirtilen süre içinde cevap verilmemiştir.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:

– Haberde, Şikayetçi’nin resmine ve evin içinde çekilmiş “özel alan” fotoğraflarına yer verilmemiştir. Haberde, hırsızlık olayı sonrası bölgede ve ilçede yaşayanların olay ve yöntemler konusunda uyarılabilmesi konusunda bir kamu yararı bulunmaktadır. Şikayetçi’nin başvurusu üzerine haber, buyuktorbali.com sitesinden kaldırılmıştır.

Yukarıdaki sebeplerden, Büyük Torbalı gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Serkan Günbay, Haber Koordinatörü Gökhan Yalkalk ve muhabir/editör İbrahim Danış hakkındaki şikayet “yersiz” bulunmuştur.