,

BASIN KONSEYİ 30. YILINI KUTLADI

BASIN KONSEYİ, 30. kuruluş yıldönümünü yemekli bir gece ile kutladı. Davete onur konuğu olarak katılan Cumhuriyet gazetesinin tutuklu karikatüristi Musa Kart’ın eşi Sevinç Kart, “Bugün yaşananlardan ötürü gelecekte çocuklarımız utanacak” dedi.

Kadıköy Büyük Kulüp’teki gecede konuşan Sevinç Kart, “Geçen gün bindiğim taksinin şoförü eşi olduğumu bilmeden bana ‘Musa kart’ın haksız tutukluluğundan’ söz etti. Ben de ona, Musa Kart’ın çıkacağını, yaşadıklarını karikatürize ederek, çizgi filmler hazırlayacağını ve bu çizgi filmleri yayımlayacak televizyon da bulacağına inandığımı söyledim. İnanıyorum ki bu dönem geçecek ve biz de güleceğiz” dedi.

Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç’in ev sahipliğindeki gecede, Basın Konseyi Yüksek Kurul üyelerinin yanı sıra, onur konuğu olarak Musa Kart’ın eşi Sevinç Kart ve Kadıköy Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu, Eskişehir Belediye Başkanı Prof. Yılmaz Büyükerşen,  CHP Milletvekilleri Atilla Sert ve Barış Yarkadaş  da katıldı. Gecede, Basın Konseyi’nin kuruluşunda emeği geçen üye Hürriyet Gazetesi yazarı Doğan Hızlan, Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı Yılmaz Karaca ile bazı illerin gazeteciler cemiyetleri başkanları da hazır bulundu.

Kutlama töreninde konuşan Başkan Pınar Türenç, “Basın Konseyi, 90 yıllık genç cumhuriyet döneminin son 30 yılında, basın özgürlüğü ve etik değerler için önemli görevler üstlendi” dedi. Türenç, “Özgür, saygın ve çağdaş basın için, meslek ilkelerine sahip çıkan Basın Konseyi’nin aynı zamanda sokaktaki her bir insanın da onurunu korumak adına çalıştığını” kaydetti. Bu nedenle dünyadaki Bsın Konseyleri gibi okur temsilcilerinin ve STK’dan gelen seçilmişlerin kurumdaki görüşlerinin çok önemli olduğuna dikkat çekti. Türenç, “Basın Konseyi’nin, görevi gereği gazetecilere her dönem sahip çıktığını” dile getirdi, son dönemde tutuklu gazetecilerle görüşme isteklerine olumlu yanıt verilmememesini eleştirdi.

İzmir Milletvekili Atila Sertel de, tutuklu gazetecilerle Silivri Cezaevi’nde yaptığı görüşmeyi anlatırken, “Cumhuriyet gazetesinin 11 mensubunu yargılayan savcının FETÖ üyesi olmaktan daha ağır bir ceza ile yargılandığına” dikkat çekti ve şunları söyledi:

“Tutuklu gazeteciler mahkemede bunu dile getirip, “Biz FETÖ’ye yardım iddiasından tutukluyuz, üye olmakla suçlanan savcı ise serbest ve bizi yargılıyor. Böyle şey olur mu diye hakime soruyorlar. Hakim ise ‘Masumiyet karinesi’ olduğunu hatırlatıyor. Ancak bu masumiyet karinesi gazeteciler için nedense uygulanmıyor. Ne olursa olsun korkmamak gerek, cesurca üstüne yürümek gerek.”

Gece, Sevinç Kart ve bazı üyelerce 30’uncu yıl pastasının kesilmesiyle sona erdi.

Pınar Türenç, Gülsen Birgit, Barış Yarkadaş, Yılmaz Karaca

TGF Başkanı Yılmaz Karaca, Milletvekili Barış Yarkadaş, Gülsen Birgit, Pınar Türenç

Basın Konseyi Yüksek Kurulu Üyeleri bir arada

Basın Konseyi Yüksek Kurulu Üyeleri bir arada

Doğan Şentürk, Doğan Satmış, Pınar Türenç, Doğan Hızlan, Turgut Kazan

Doğan Şentürk, Doğan Satmış, Pınar Türenç, Doğan Hızlan, Turgut Kazan

Gülsen Birgit, Orhan Birgit, Pınar Türenç, Sevinç Kart

Gülsen Birgit, Orhan Birgit, Pınar Türenç, Sevinç Kart

Sevinç Kart, Levent Yıldız, Tufan Türenç

Sevinç Kart, Levent Yıldız, Tufan Türenç

Atilla Gökçe, Doğan Satmış, Doğan Şentürk, Fehmi Ketenci, Sevinç Kart, Pınar Türenç, Misket Dikmen, Üstün Ünügür, Yalçın Büyükdağlı, Yaman Törüner

Atilla Gökçe, Doğan Satmış, Doğan Şentürk, Fehmi Ketenci, Sevinç Kart, Pınar Türenç, Misket Dikmen, Üstün Ünügür, Yalçın Büyükdağlı, Yaman Törüner

Basın Konseyi 30. yıldönümü yemeği Büyük Kulüp Balo Salonu'nda gerçekleşti

AFT_2448

Tamer Atabarut, Fehmi Ketenci, Yılmaz Karaca, Başar Yaltı, Melih Berk, Prof. Fatoş Adiloğlu

 

Milletvekili Barış Yarkadaş, Bülent Ergün, Basın Konseyi Vakfı Üyesi Elif Atayman, Kadıköy Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu

Milletvekili Barış Yarkadaş, Bülent Ergün, Basın Konseyi Vakfı Üyesi Elif Atayman, Kadıköy Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu

Prof. Şan Özalp, Gülsen Birgit, Orhan Birgit, Prof. Yılmaz Büyükerşen,  Üstün Ünügür

Prof. Şan Özalp, Gülsen Birgit, Orhan Birgit, Prof. Yılmaz Büyükerşen, Üstün Ünügür

Atilla Gökçe, Yaman Törüner, Alev Törüner, Turgut Kazan, Basın Konseyi İkinci Başkanı Yrd. Doç. Murat Önok, Yalçın Büyükdağlı

Atilla Gökçe, Yaman Törüner, Alev Törüner, Turgut Kazan, Basın Konseyi İkinci Başkanı Yrd. Doç. Murat Önok, Yalçın Büyükdağlı

Yalçın Büyükdağlı, Pınar Türenç, Turgay Noyan, Okşan Atasoy

Yalçın Büyükdağlı, Pınar Türenç, Turgay Noyan, Okşan Atasoy 

 

 

 

 

 

,

Bir suikast sonucu katledilen Türk medyasının onurlu üyesi, sağduyunun sesi, demokrasinin ve gazetecilik ilkelerinin yılmaz savunucusu Abdi İpekçi’yi, ölümünün 38. yılında sevgi ve saygıyla anıyoruz. 

O, Türk halkının doğru haberi alabilmesi için bu uğurda canı pahasına mesleğini yapan efsane gazeteciydi. 

Abdi İpekçi gazeteciliği, doğru, ilkeli, güvenilir habercilik demektir. Abdi İpekçi gazeteciliği çağdaş haber yazma yöntemleri, çifte kontrol, evrensel gazetecilik kurallarının işletilmesi demektir. 

1 Şubat 1979’da bir tetikçinin kurşunlarıyla hayattan koparılsa da, onurlu kalemi ve ilkeli duruşu daima genç gazetecilere örnek olmuştur, olmaya devam edecektir. 

Abdi İpekçi gazetecilği ışığında yürümeye kararlıyız. 

Işıklarda uyusun. 

,

BASIN KONSEYİ YÜKSEK KURULU, GAZETECİ NİJAT AYVAZ’A Lambadakicin.net SİTESİ, YouTube VE SOSYAL MEDYA HESAPLARINDAN YAYIMLADIĞI TESKİ GENEL MÜDÜRÜ ŞAFAK BAŞA HAKKINDAKİ HABERLER NEDENİYLE OY BİRLİĞİYLE “KINAMA” KARARI VERDİ

att köpa Viagra på nätet REFERANS:                   2017/01

http://suleibnitz.at/?opyre=handel-mit-bin%C3%A4re-optionen-demokonto&fd4=ab handel mit binäre optionen demokonto ŞİKAYET EDEN:          Şafak Başa (TESKİ Genel Müdürü)

bdswiss steuer ŞİKAYET EDİLEN:      Nijat Ayvaz (Lambadakicin.net yayın yönetmeni)

 

seroquel 400 mgs ŞİKAYET KONUSU:

Lambadakicin.net, YouTube kanalı ve sosyal medya hesaplarında yayımlanan Nijat Ayvaz imzalı 9 Kasım 2016 tarihli “Şafak Başa TESKİ’de İşleri Siz Böyle Mi Denetliyorsunuz?”, 12.11.2016 tarihli opciones binarias chartismo “Ergene’de Büyük Yolsuzluk”, 24.11.2016 tarihli http://www.amtechinternational.com/?salsa=%D8%AA%D8%AE%D8%A7%D8%B7%D8%B1-%D8%A7%D9%84%D8%AE%D9%8A%D8%A7%D8%B1%D8%A7%D8%AA-%D8%A7%D9%84%D8%AB%D9%86%D8%A7%D8%A6%D9%8A%D8%A9-%D9%85%D8%AC%D8%A7%D9%86%D8%A7&a05=af تخاطر الخيارات الثنائية مجانا “Muhtarlar Tehdit Mi Edildi?” haberler.

operazioni binarie complemento a 1 ŞİKAYETE KONU HABERLERDE ŞU İFADELER GEÇMEKTEDİR:

9.11.2016 tarihli تداول الفوركس التجريبي “Şafak Başa TESKİ’de İşleri Siz Böyle Mi Denetliyorsunuz?” :

Haber Tekirdağ, Altınova mevkindeki dere ıslah çalışmasıyla ilgilidir. Nijat Ayvaz, “TESKİ’de sahte hakediş kontrolsüz işler mi söz konusu” altyazısıyla “sahtecilik” iddiasında bulunmuş ancak haber boyunca bu iddiasını kanıtlayacak bir belge sunmamıştır. Kendi ifadesiyle su kanalının iki duvarı arasındaki “kot farkını gidermek amacıyla” yapılmış duvar yükseltme çalışmasını “İşte görevi kötüye kullanmak bu” ifadesiyle aktarmıştır. “Bizim de TESKİ hakkında sürekli söylediğimiz bir şey var: Sahte hakedişlerden söz ediyorduk hani, işte o sahte hakedişler böyle bir şey” diyerek devam eden dere ıslah çalışmasını göstermiştir, tahminen on santim kadar yükseltilmiş duvarı kanıt olarak sunmuştur. “Görevi kötüye kullanmak da işte bunun tarifi.” demiştir.

12.11.2016 tarihli  Buy Tastylia Online No Prescription Needed “Ergenede’de Büyük Yolsuzluk” :

Nijat Ayvaz, haber boyunca Ergene içme suyu çalışmalarıyla ilgili yolsuzluk yapıldığını iddia etmiş, buna kanıt olarak mahallede yaptığı gezide karşılaştığı devam eden inşaat görüntülerini sunmakla yetinmiştir. Haber çekimi sırasında karşılaştığı Sağlık Mahallesi Muhtarı Turgut Şentürk’e altyapı çalışmlarıyla ilgili sorular sormuştur. Muhtar Turgut Şentürk, konuyu yakından takip ettiğini, devam eden altyapı/içme suyu inşaatı sırasında yaşanan aksaklıkları TESKİ’ye ilettiklerini ve bölgede kullanılan malzemenin İlbank ve TESKİ şartnamelerine uygun olduğunun tespit edildiğini, şikayetler sonrasında bölgedeki altyapı inşaatının üç kez denetimden geçtiğini aktarmıştır. Ancak Nijat Ayvaz haber boyunca anons ve altyazılarıyla “yolsuzluk” “malzeme vurgunu” “TESKİ çetesi” “büyü vurgun çetesi” “çıkar amaçlı örgüt” ifadelerini tekrar tekrar kullanmış, “Yolsuzluk batağına sürüklenen TESKİ’ye kayyum atanacak mı?” sorusunu sormuştur. Haber boyunca Nijat Ayvaz, “yolsuzluk”, “vurgun”, “çete” iddialarını kanıtlayacak bir delil sunmamıştır. Yukarıda belirtilen ifade, itham ve iddialarına kaynak olarak “TESKİ müteahhitlerini ” göstermiştir. Bu haberde TESKİ müteahhitlerinin kimler olduğu ve hangi delillere dayanarak bu ithamlarda bulunduklarına değinilmemiştir.

12.11.2016 tarihli أربح الأموال من خلال التطبيقات “Muhtarlar Tehdit Mi Edildi?”

*Muhtarlar tehdit mi edildi?” “Şafak Başa muhtarlar üzerinde baskı mı kurdu?” sorularını haber boyunca tekrarlamış, kanıt olarak Ergene Yeşiltepe Mahallesi Muhtarı Hüseyin Doğru’nun 9.11.2016 tarihli “Ergene’de Büyük Yolsuzluk” haberinde altyapı çalışmalarının neden olduğu sorunları eleştirip, “Buradakilere ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapıyorlar.” dedikten sonra başka bir videoda TESKİ kameralarına konuşan Muhtar Hüseyin Doğru’nun belediye başkanı ve TESKİ genel müdürüne teşekkür etmesi, “Daha önce asbestli borudan su içiyorduk, nihayet temiz içme suyuna kavuşuyoruz, TESKİ’den Allah razı olsun.” “Bu çalışmayı biraz daha düzenli, biraz daha tertipli… veyahut, bitirdiğiniz topraklara mıcırı atılırsa, bu şekilde bir çalışma yapılırsa inanın ki halk bundan o kadar muzdarip olmayacak. O kadar şikayetçi olmayacak. Vatandaş daha rahat yaşayacak.”, “Allah razı olsun, sıkıldığımız zaman telefon ediyoruz, dönüyor, cevap veriyor.” sözlerini TESKİ’nin tehtidi altında söylediğini iddia etmiştir.

robot per opzioni binarie gratis UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR:

Lambadakicin.net yayın yönetmeni, YouTube Lambadakicin.net kanalı ve ilgili sosyal medya hesaplarının sahibi Nijat Ayvaz’a gönderilen uzlaşma veya herhangi bir talepleri olup olmadığına yönelik yazıya belirtilen süre içinde cevap gelmemiştir. E-posta yoluyla gönderilen ve bu iddiaları kanıtlayabilecek delil sunup sunmayacakları ile ilgili mektuba da belirtilen süre içinde cevap verilmemiştir.

opzioni binarie trading automatico DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:

– Nijat Ayvaz’ın şikayete konu haberlerde TESKİ yönetimi ve Şafak Başa’yı orari apertura e chiusura opzioni binarie “sahtecilik”, “görevi kötüye kullanma”, Köp Inderal Östersund (Frösön Air Base) “yolsuzluk”, “malzeme vurgunu”, “TESKİ çetesi”, “büyük vurgun çetesi”, “çıkar amaçlı örgüt”, “muhtarları tehdit” gibi ifade ve iddialarla itham etmiş ancak bu iddiaları kanıtlayacak herhangi bir delil sunmamıştır.

– Şikayetçinin sunduğu belgeler incelenmiş, Nijat Ayvaz’ın 9 Şubat 2015 tarihinden bu yana TESKİ ve Şafak Başa aleyhine toplam 37 haber yaptığı ve bu haberlerde ağırlıklı olarak “yolsuzluk” ve “çete” iddialarına yer verdiği ancak Nijat Ayvaz’ın şikayete konu haberlerde ve daha sonra şikayetçinin Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla belge sunulması talebine, bu iddiaları kanıtlayan deliller sunmadığı görülmüştür. Gazeteci Nijat Ayvaz, Basın Konseyi Genel Sekreterliği’nin ilgili haberlerde geçen iddialarla ilgili belge ve ispatı olup olmadığına dair yazısını yanıtsız bırakmıştır.

Şikayete konu 9 Kasım 2016 tarihli il trading in ob reso semplice di stefano callicchio “Şafak Başa TESKİ’de İşleri Siz Böyle Mi Denetliyorsunuz?”, 12.11.2016 tarihli http://jonmcculloch.com/?svil=prova-opzione-binaria&aaa=97 prova opzione binaria “Ergene’de Büyük Yolsuzluk”, 24.11.2016 tarihli I need to order isotretinoin without presciption and order it COD “Muhtarlar Tehdit Mi Edildi?” başlıklı haberlerde kullandığı “sahtecilik”, “görevi kötüye kullanma”, “yolsuzluk”, “TESKİ çetesi”, “büyük vurgun çetesi”, “çıkar amaçlı örgüt”, “muhtarları tehdit” iddia ve ithamlar nedeniyle Nijat Ayvaz’a

Basın Meslek İlkeleri’nin “Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” diyen 4. maddesi ,

“Soruşturulması gezetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz.” diyen 6. maddesi,

“Yasaların suç saydığı eylemler, gerçek olduğuna inandırıcı makul nedenler bulunmadıkça kimseye atfedilemez” diyen 10. maddesi uyarınca oy birliğiyle “kınama” kararı verilmiştir.

Uğur Mumcu, 24 yıl önce bugün, evinin önünde, otomobiline yerleştirilmiş bir bombayla katledildi. Aradan geçen çeyrek asırda tetikçi olarak kullanılan bazı isimler yakalandı, yargılandı, mahkum edildi ama biz hâlâ cinayetin ardındaki asıl güçlerin gün yüzüne çıkarılmasını bekliyoruz.  Gazetecilere yönelik nefreti körükleyen ve onları hedef gösteren söylemleri benimseyenler bu politikalardan bir an önce vazgeçmelidir. 

Ömrünün en verimli çağında hayata veda eden Uğur Mumcu’yu hasretle anıyoruz. 

Genel yayın müdürü olduğu Agos gazetesi önünde acımasızca öldürülen  gazeteci Hrant Dink’i suikaste kurban gidişinin 10. yılında, yine aynı yerde, binlerce seveni andı.

Dink’i anma töreninde konuşan eşi Rakel Dink, katılanlara sevgi diliyle seslenirken, “kutsal olan devlet değil, yaşamdır” dedi.  Rakel Dink özetle şunları söyledi:

“Ülkenin demokratikleşmesi için bu dava önemli bir davasıdır ülkenin. Bu dava Türkiye’nin demokratikleşme anahtarlarından biridir. Hakikati ararken kendini hapislerde bulan barış ve özgürlük için mücadele ederken özgürlüğü ellerinden alınan tutuklu vekiller ve gazetecilerin davasıdır bu dava. Tanrıdan dileğim bir an önce sevdiklerine kavuşmalarıdır. Sevgi başkaları için bir şeyler yapmaktır. Sevgi yolunda yürüdüğünüz zaman canınız yanacak acıyacaktır elbet. Sevgi olmadan iman olmaz sevgiyi giyinin.”

Yurt içinden ve yurt dışından artarak yükselen eleştirilere ve çağrılara rağmen, basına ve basın mensuplarına yönelik baskının azalmadığını, aksine arttığını endişeyle gözlemlemekteyiz. Son olarak, bugün gazeteciler Tunca Öğreten, Mahir Kanaat ve Ömer Çelik’in tutuklandıklarını öğrendik. Keza, New York Times gazetesi muhabiri Rod Nordland’ın Türkiye’ye sokulmadığı da ortaya çıktı.

Her zaman savunduğumuz gibi, gazetecilerin tutuksuz yargılanması önerimizi tekrarlıyoruz. Gazetecilerin yaptıkları haberler gerekçe gösterilerek çeşitli terör örgütlerinin propagandasını yaptığı iddiasıyla tutuklanmasını Basın Konseyi olarak ifade ve basın özgürlüğü açısından ciddi endişeyle karşılıyoruz. Bu bakımdan, birtakım temel hukuki standartları hatırlatma gereği duyuyoruz:

1-Türkiye’nin tarafı olduğu uluslararası insan hakları sözleşmeleri, bir açıklamanın veya görüşün “şiddete teşvik ve tahrik” sayılabilmesini katı koşullara bağlamıştır. Bu çerçevede, açıklamanın doğrudan doğruya şiddete yönelik olması, açıklamayı yapanın kastının bu yönde olması, ayrıca bu açıklamanın kamu düzeni açısından ağır ve ciddi bir tehlike doğurması gerekmektedir. Kamuoyunu ilgilendiren tartışmalarda ifade özgürlüğünün sınırlarının daha geniş olduğu, “kamuoyu bekçisi” sıfatıyla hareket eden gazetecilerin kişisel olarak daha da geniş bir serbestiye sahip oldukları hatırlanmalıdır.

2-Gazeteci bir hususu haber yaparken, “şekli gerçeklik” ve “kamu yararı” kriterlerine bağlıdır. Gazeteci, haberini yapacağı hususun doğru olup olmadığını bütün gazetecilik olanaklarını kullanmak suretiyle teyid eder; ayrıca, demokratik bir toplumda halkın bu hususu bilmesinde, haberde adı geçen şahısların bireysel haklarına nazaran üstün bir fayda olup olmadığını değerlendirir. Bu iki sorunun cevabı olumlu ise, bu haber yayımlanmalıdır! Habere konu olan bilginin kimler tarafından, nasıl elde edildiği, gazeteciyi ilgilendirmez; üçüncü kişilerin bu bilgileri hukuka aykırı olarak elde etmiş olması, haberin yapılmasına engel değildir ve gazetecinin hukuki sorumluluğunu da doğurmaz (bkz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 19.12.2006 tarihli Radio Twist, a.s./Slovakya kararı).

3-Öte yandan, bir kimsenin tutuklanması için, delilleri karartma tehlikesi veya kaçma şüphesi gibi tutuklama nedenlerinden birinin bulunması zorunludur! Tarafı olduğumuz ve Anayasamızın 90. maddesine göre, ulusal kanunlara göre uygulama önceliğine sahip insan hakları sözleşmeleri gereğince, salt bir kişiye yönelik suçlamanın ağırlığı öne sürülerek tutuklama kararı verilemez! Tutuklama nedeninin varlığını ortaya koyan gerekçeler, kararda somut nedenlere dayalı olarak izah edilmelidir. 

Bunun da ötesinde, delilleri karartma veya kaçma tehlikesini bertaraf etmeye yarayabilecek daha hafif tedbirler varsa, tutuklama yerine bunlara başvurmanın neden mümkün olmadığı da kararda ayrıca gösterilmelidir. Bütün bu hususlar Ceza Muhakemesi Kanunu’nda da açıkça belirtilmiştir.

Yukarıda açıkladığımız kıstaslara uymayan kararlar, Anayasamıza ve uluslararası yükümlülüklerimize aykırıdır!

Yürütme, yasama ve yargının tüm işlemlerinde ifade özgürlüğüne ve bunun vazgeçilmez unsuru olan basın özgürlüğüne titizlikle uyması gerekir. Yukarıda özetlediğimiz kriterlere tüm erklerin titizlikle dikkat etmesi devletin ve milletin ortak yararınadır. Daha demokratik ve gelişmiş bir Türkiye’nin varlığına ancak bu şekilde hizmet edilebilir. 

Tutuklu gazetecilerin tutuksuz yargılanmasını tekrar talep ediyoruz. 

Kamuoyuna saygıyla duyururuz.

Basın Konseyi

56 yıl önce 212 sayılı yasanın kabulüyle gazetecilere önemli haklar sağlanan bugünü kutlamıyoruz:

-146 gazeteci ve yönetici tutuklu olarak hapishanedeyken

-150’nin üstünde medya organı kapatılmışken

-10 bini aşkın gazeteci işsiz iken  

-Gazeteciler çalışamıyor, çalıştırılmıyor, yazdırılmıyor, düşünceyi ifade ve basın özgürlüğü yaşanamıyorken bayram neyimize…

56 yıl önce kavuştuğu haklarından Türk basını her geçen gün uzaklaştırılıyor. Baskı, sansür, otosansür, gözaltılar, tutuklamalar, medya kurumlarının kapılarının zincirlenmesi ve tüm bunların sonunda halkın haber alma hakkından mahrum bırakılmasını içimize sindiremiyoruz.

Bugün gazeteciler, kalemleri, cezaevleri ve ekmek arasında sıkışıp kalmışlardır. 

56 yıllık “bayramı” da kutlamıyor sadece buruk anıyoruz. 

İfade özgürlüğünün 1961’den bile daha önceki yıllara dönüştürülme özlem ve çabalarına artık son verilmesini bekliyoruz. 

Basın Konseyi

,

BASIN KONSEYİ YÜKSEK KURULU, MEHMET ALİ AĞAŞÇIOĞLU, SONER AKGÜL, DİLAVER DERYA İDEMEN, UĞUR ZİYA YILDIRIM VEKİLİ Av. CİHAT TORTUM’UN, TAKVİM GAZETESİNİN 23 KASIM 2016 TARİHLİ “HÜRRİYET’İN TEĞMENİ FETÖ’CÜ ÇIKTI: IŞIK EVLERİ’NDEN WEST POİNT’E” HABERİYLE İLGİLİ ŞİKAYETİ HAKKINDA TAKVİM GAZETESİ GENEL YAYIN YÖNETMENİ ERGÜN DİLER’E VE TAKVİM GAZETESİNE OY BİRLİĞİYLE KINAMA KARARI VERMİŞTİR

REFERANS: 2016/63

ŞİKAYET EDEN:

Mehmet Ali AĞAŞÇIOĞLU Soner AKGÜL
Dilaver Derya İDEMEN Uğur Ziya YILDIRIM

ŞİKAYET EDİLEN:

Ergün DİLER (Takvim gazetesi Genel Yayın Yönetmeni)

ŞİKAYET KONUSU:

Mehmet Ali AĞAŞÇIOĞLU, Soner AKGÜL, Dilaver Derya İDEMEN, Uğur Ziya YILDIRIM, Takvim gazetesinin 23 Kasım 2016 tarihli manşet ve Ergün Diler imzalı köşe yazılarında, şikayet edenlerin Işık Evleri kökenli oldukları ve FETÖ’ye mensup bulundukları yönündeki iddialara yer verilmiştir. Şikayet edenler, bu iddiaları “gerçeği aykırı, iftira niteliğinde, şeref ve haysiyeti rencide edici” bularak Basın Konseyi’ne şikayet başvurusunda bulunmuştur.

ŞİKAYETE KONU HABER VE KÖŞE YAZISINDA ŞU İFADELER GEÇMEKTEDİR:

23.11.2016 “Hürriyet’in Teğmeni FETÖ’CÜ ÇIKTI: Işık Evleri’nden West Point’e”:

Birinci sayfada, West Point okuyan Türk öğrencilerin listesi verilmiştir.

23.11.2016 “Hepsi West Point’ten”:

UĞUR ZİYA YILDIRIM…
Şu an NATO’nun İzmir’deki ÜSSÜNDE görev yapıyor. Aynı zamanda Kara Kuvvetleri’nde operasyon analisti.”

DERYA İDEMEN…
1990’da West Point’te eğitim aldı. (…) Okul yıllarında kendisiyle ilgili olarak ÇOK UÇUK UÇAK MAKETLERİ YAPARDI notu düşülmüş. Biraz da çapkınmış! IŞIK EVLERİNİN KIDEMLİSİ…

SONER AKGÜL…
1994’te West Point’te bilgisayar programları üzerine eğitim aldı. Şu an Türk Silahlı Kuvvetleri’nde görevli. Helikopter pilotluğu uzmanlık alanı. Sınavları hazırlayan etkili isimlerden biri.”

MEHMET ALİ AĞAŞÇIOĞLU…
1989 yılında West Point’ten mezun oldu. Şu an özel bir havayolunda pilot olarak görev yapmakta. Işık evleri kökenli…”

“Yukarıda saydığım isimler hakkında ne kadar araştırırsanız bir BİLGİ sahibi olma şansınız yok.

“Hepsinin geçmişinde IŞIK EVLERİ var. Bu hepsinin FETÖ’cü olduğu anlamına gelmez elbette. Ama içlerinde West Point’li olup DARBEDE ÖLÜM EMRİ verenler var. 15 Temmuz’un tam kalbinde olanlar var. Elbette herkesi aynı kaba koyacak değiliz. Ama Amerikalı yetkililerin “15 Temmuz Kalkışması’nın arkasında ABD var!” diyen gazetecileri eleştirmesi biraz tuhaf bir durumdu. Önce özeleştiri getirmek zorundaydılar. Ama yapmadılar. türikey ateş topunun içinden geçerken bunun ucunun kendilerine dokunmaması mümkün değildi. KALKIŞMANIN içinde kendi adamları da vardı.”

“Bu isimlerin hepsi doğrudan FETÖ’den emir alıyor ve onun sonuna kadar bağlı demiyorum.
Diyemem. Ama ortada Amerikalılar’ın şikayet etmesine rağmen WEST POİNT gerçeği var. Başka şeyler de var ama neyse…

Bir de burada BYLOCK ile tavan yapan HÜRRİYET’İN FETÖ’ye ilgisi var! Belki bunlar da bilerek yapmıyorlardır ama hikayelerini parlattıkları kişiler IŞIK EVLERİ KÖKENLİ… Bu da tesadüf müdür bilemem…

Ben bir dostumun benimle paylaştıklarını size aktarıyorum. Yorum yapıp bir sonuca varma niyetinde değilim… Sadece anlatmak istedim. Bizden şikayet edenlerin de okumasını umarak… DURUM BU!”

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR:

Takvim gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ergün Diler’e gönderilen uzlaşma veya herhangi bir talepleri olup olmadığına yönelik yazıya belirtilen süre içinde cevap verilmemiştir.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:

Av. Cihat Tortum, “Şikayet Edenler”in hayatları boyunca Işık Evleri’nde kalmadıklarını, FETÖ ya da benzeri terör örgütü yapılarında yer almadıklarını beyan etmiştir. Terör örgütü üyeliği ve FETÖ bağlantılı başka bir nedenle “Şikayet Edenler” hakkında soruşturma veya dava açılmadığı görülmüştür. Muazzaflar, görevlerine halen devam etmektedir.

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, şikayete konu 23 Kasım 2016 tarihli “Hürriyet’in Teğmeni FETÖ’cü Çıktı: Işık Evleri’nden West Point’e” manşet-haberi ve aynı sayının 11. sayfasında yer alan “Hepsi West Point’ten” yazısı nedeniyle Takvim gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ergün Diler’e:

“Işık Evleri’nde West Point’e” başlığı atarak Şikayet Edenler’in isimlerini yayımlamak, “bir arkadaşından duyduğu” bilgilerle yazı boyunca terör örgütü (FETÖ) üyeliğiyle itham etmek ve yazıda geçen “Hepsinin geçmişinde Işık Evleri var”, “Işık Evleri’nin kıdemlisi”, “bunların hepsi Işık Evleri’nden”, “Işık Evleri kökenlidir” ifadeleri nedeniyle;

Basın Meslek İlkeleri’nin “Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez.” diyen 4. maddesi ,

“Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz.” diyen 6. maddesi,

“Suçlu olduğu yargı kararıyla belirlenmedikçe hiç kimse ‘suçlu’ ilan edilemez.” diyen 9. maddesi uyarınca “kınama” verilmesi ve

“Basın organları, yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı duyarlar.” diyen 16. maddesi uyarınca Takvim gazetesine oy birliğiyle “kınama” kararı vermiştir.

 

Nâzım’ın 951`de bir denizde genç bir arkadaşla yürüdüm ölümün üstüne” dizesindeki o “genç arkadaş”, sonsuzluğa yürüdü bugün… 

Elli yıllık gazeteci, İnce Memed’in yayıncısı, yazar, yönetmen, oyun yazarı, Kore gazisi, Bosna Savaşı’nda Kara Kuğular neferi… UNESCO Uluslararası Tiyatro Enstitüsü’nün 30 yıllık başkanı Refik Erduran’ı kaybettik…

Yolu ışıklarda olsun.                                                                                

Tüm meslektaşlarına başsağlığı dileriz.

Basın Konseyi

Türkiye Basın Konseyi’nden Dünya Basını’na  

ÇAĞRI…

Türkiye Basın Konseyi Yüksek Kurulu  olarak,

Uluslararası medyaya sesleniyoruz..

Eli kanlı katillerin hedefinde  bir gün Nice, bir gün Berlin, bir gün Paris var. Bir başka gün ise  Brüksel, Orlando, Moskova… Son olarak da yeni yılın ilk dakikalarında  İstanbul’da Türklerin yanısıra dünyanın bircok ülkesinden İstanbul’a konuk gelen turistler teröre kurban edildi. Kısacası terör, artık tüm dünyanın başına bela oldu.

Irk, din, cinsiyet, yaş, mezhep farkı gözetmeden masum insanların kanını acımasızca döken teröre karşı sessiz  kalmak, teröristlerin daha da cesaretlenmesine yol açıyor.

Hele terörden ürküp, normal yaşamlarını sürdüremeyen milyonlarca insanın en doğal hakkı olan seyahate çıkamamaları, hep terörün ekmeğine yağ sürüyor.

Terör endişesi ve korkusuyla  tatillerin ertelenmesi, ülkelerin  turizmine de başka  darbe indiriyor.

Ve  bir kısır döngü haline dönüşen yaşam şekli, aslında  terörü başarılı kılıyor ve etkisi, katlanarak sürüyor.

Bu döngüyü yıkmak ve terörden etkilenenlerle dayanışma içine girmek için, dünya medyasına çağrıda bulunuyoruz:

Gelin, Dünyadaki tüm kalem sahipleri, gazeteciler, el ele verelim.

Hepimiz birlik olalım.

KALEMLERİMİZİ TERÖR MAĞDURU ÜLKELERİ YALNIZ BIRAKMAMAK İÇİN, halklarının bu ülkelere korkmadan gitmeleri için yazılarımızla, haberlerimizle destek olalım.

Bugün yangın Türkiye de…

Ama yine de Türkiye yaşamaya devam ediyor.

Biz Türk gazeteciler, korkmadan,yılmadan sizlere ev sahipliği yapmaya hazırız.

Konuk gazetecilere, Türkiye Basın Konseyi’ nin merkezini “Basın merkezi” olarak açmaya hazırız..

Gelin, birlikte kalemlerimizle, sayfalarımızdan, ekranlarımızdan teröre meydan okuyalım.

YILMAYACAĞIMIZI, KORKMAYACAĞIMIZI dünyaya anlatalım.

Acımızı paylaşın, çağrımıza destek verin.