BASIN KONSEYİ, HABERONCA İNTERNET SİTESİ MUHABİRİ MURAT AYAŞOĞLU İÇİN ‘KINAMA’ KARARI VERDİ

 

23.05.2018

Haberonca internet sitesinde 27.03.2018 tarihinde yayınlanan ‘Doktor hastasıyla seks yaptı Tabipler Odası’ndan uyarı aldı’ başlıklı haberle ilgili şikayet.

REFERANS: 2018- 16

KARAR

Basın Konseyi Yüksek Kurulu ,23 Mayıs 2018 günü 18 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda konuyu görüştü ve Haberonca İnternet Sitesi muhabiri Murat Ayaşoğlu hakkında yapılan başvuruda oybirliği ile ‘kınama’ kararı aldı.

ŞİKAYETÇİDr. Sedat İRGİL Psikiyatri uzmanı
Plevne Mah. Savaştepe Cad. No:19 Kat: 2   Altıeylül- BALIKESİR

ŞİKAYET EDİLEN:  Murat AYAŞOĞLU
Haberonca İnternet Sitesi muhabiri
Oruçgazi Mah. Orhanlar Sok. No:13   BALIKESİR

ŞİKAYET KONUSU:

Balıkesir’de yerel Haberonca İnternet Haber Sitesi’nde yer alan ‘Doktor hastasıyla seks yaptı Tabipler Odası’ndan uyarı aldı’ başlıklı haberde, aynı ilde psikiyatri uzmanı olarak görev yapan Dr. Sedat İrgil hakkında Balıkesir Tabip Odası tarafından ‘uyarı’ ve ‘para cezası’ verildiği haberi, eşinin açtığı boşanma davası ve muhabirle aralarında süren davalarla ilgili ifadeler.

Haberonca İnternet sitesinde 27.03.2018 tarihinde Murat Ayaşoğlu imzasıyla ‘özel haber’ logosuyla yayımlanan ‘Doktor hastasıyla seks yaptı Tabipler Odası’ndan uyarı aldı’ haberin spotunda, ‘HASTASI İLE SEKS YAPAN DOKTORA CEZA’ denildi. Haberin spotunda ayrıca Balıkesir Tabip Odası Psikiyatrist Doktor Sedat İrgil’i hastası ile seks yaptığı için uyardı. Gazeteci Murat Ayaşoğlu’nun habercilik savaşını adeta Tabip Odası taçlandırdı. Hastası ile evinde basılan Psikiyatrist Sedat İrgil’i üyesi olduğu meslek odası da cezalandırdı.’ ifadeleri de yer aldı.

Haberde bu cezayla ilgili “Türk Tabipleri Birliği Disiplin Yönetmeliği’nin 3 Maddesi g fıkrası ‘hekimlik mesleğine ilişkin hukuksal düzenlemelere aykırı olmakla birlikte aşağıda belirtilen diğer disiplin suçları arasında sayılmış haller dışında kalan nitelik ve ağırlık itibariyle diğer disiplin suçları arasında dahil edilmeyen bir eylemde bulunmak’ gereğince UYARMA cezası verilmesine ve Türk Tabipleri Birliği Disiplin Yönetmeliği’nin 4. Maddesi r fıkrası ‘acil durunlar dışında özel bilgi ve beceri gerektiren girişimlerde bulunarak hastaya zarar vermek’ hükmü gereğince PARA CEZASI verilmesine….2017 yılı en yüksek üyelik aidatı olan 275 tl’nin 3 katı para cezasının belirlenmesine karar verilmiştir” denildi.

Haberde ‘HAKLI ÇIKTIK’ ara başlığı kullanılarak, ‘Hastası ile seks yaptığını haber yaptığımız için Haberonca’yı avukat ordusu ile mahkemelerde süründürmek isteyen Psikiyatr Sedat İrgil hakkında yaptığımız haberleri Balıkesir Tabip Odası adeta haklı çıkarmış oldu. Hastası ile seks yapması haber değeri taşıyan Psikiyatr İrgil’i cezalandıran Tabip Odası ilerleyen günlerde yine İrgil ile önüne gelecek dosyaları nasıl inceleyecek merak ediliyor. Doktor İrgil hakkında önümüzdeki günlerde gündeme gelebilecek şok iddialar hakkında Balıkesir Tabip Odası’nın alacağı tavır merakla bekleniyor’ denildi.

Şikayetçi Dr. Sedat İrgil yaptığı başvuruda kendisiyle ilgili muhbir Murat Ayaşoğlu’nun asılsız iddialarda bulunduğunu, daha önce benzer nitelikteki haberleri nedeniyle kendisini mahkum ettirdiğini savundu. Şikayetçi, “Mahkumiyetleri akabinde tekzip yayınlamış olmasına rağmen hala bu konu hakkında yazmaya devam edebiliyor” dedi.

Tabip Odası’nca verilen ‘uyarı’ cezasının, şikayet konusu haberin başlığı ve içeriği ile ilgisinin bulunmadığını savunan şikayetçi, ‘Zaten haberi, hasta bilgilerimi çalan eski eşimin yaptırdığı, dosyayı da onun aldığı anlaşıldı. Ayrıca hastam, eşi ve benim lehime kamu davaları açıldı. Ancak bu kişi hala yazmaya devam ediyor” diyerek, Basın meslek İlkeleri’ni ihlal ettiğini savunduğu Haberonca internet sitesi muhabiri Murat Ayaşoğlu hakkında gerekli işlemin yapılmasını talep etti.

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR

Şikayet başvurusu Haberonca İnternet Haber Sitesi muhabiri Murat Ayaşoğlu’na hem mail, hem postayla iletildi. Şikayet edilen Murat Ayaşoğlu süresinde yanıt vermedi ve taraflar arasında uzlaşma sağlanamadı.

Şikayetçi Dr. Sedat İrgil’in başvurusuna eklediği bilgilerden şikayet ettiği muhabir ile aralarında bazı davaların bulunduğu anlaşılmaktadır.
Şikayet edilen Murat Ayaşoğlu’nun görev yaptığı Balıkesir Postam Gazetesi’nde 30 Ocak 2017 tarihinde yayınlanan ‘Parmak kaldırdı’ başlıklı haberde kişilik haklarına, mesleki kariyerine zarar verildiği gerekçesiyle Balıkesir 2’nci Sulh Hakimliği’ne başvuran Dr. Sedat İrgil, tekzip kararı aldırmış, ardından da sorumlular hakkında cezai işlemin yapılması için de savcılığa başvurmuştur. Savcılık ‘Kovuşturmaya yer olmadığı’ kararı verince Sedat İrgil, avukatı aracılığıyla mahkemeye itiraz etmiş ve 20 Mart 2017 tarihinde bu kararı kaldırtarak, Murat Ayaşoğlu hakkında Balıkesir 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açılmasını sağlamıştır.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Şikayetçi Dr. Sedat İrgil’in başvurusuna eklediği belgelerden de anlaşılacağı gibi, şikayet edilen muhabir Murat Ayaşoğlu ile şikayetçi yaklaşık 1.5 yıl önce mahkemelik olmuştur. Taraflar arasındaki davalar devam etmekte olup, bu davalarda kimin haklı kimin haksız olduğuna yargı karar vermiştir ya da verecektir.

Yüksek Kurulun inceleme konusu ise, şikayet edilen Haberonca İnternet Haber Sitesi’nde yer alan ‘Doktor Hastasıyla seks yaptı, Tabipler Odası’ndan uyarı aldı’  başlıklı haberde Basın Meslek İlkeleri’nin ihlal edilip edilmediğidir.

Şikayet edilen muhabir haberini, Balıkesir Tabip Odası Onur Kurulu’nca 27 Eylül 2017 tarihli kararda, şikayetçi Dr. Sedat İrgil’e ‘uyarı’ ve ‘para cezası’ verilmesine dayandırmaktadır. Balıkesir Tabip Odası, Dr. İrgil hakkında yerel basında çıkan iddiaları meslek etiği yönünden incelemek üzere resen soruşturma açmış, karar vermiştir.

Tabip Odası kararında şikayetçi Dr. Sedat İrgil’e, Disiplin Yönetmeliği’nin 3. Madde g fıkrasına göre, ‘psikiyatrik görüşme ortamı temel ilkelerine uymayarak hastanın duygusal zarar görmesine neden olduğu… hastasının mahrem sırlarının üçünü kişilerin eline geçmesine engel olamadığı’ gibi nedenlerle UYARI; Yönetmeliğin 4. Maddesi r fıkrasındaki ‘acil durumlar dışında özel bilgi ve beceri gerektiren girişimlerde bulunarak hastasına zarar vermek’ hükmü gereğince de PARA CEZASI verildiği belirtilmektedir.

Şikayetçi Dr. Sedat İrgil, bu karara üst kurul olan Türk Tabipleri Birliği Yüksek Onur Kurulu’na itiraz dilekçesi vermiştir. Özetle hasta bilgilerinin boşanma davası açtığı eşi tarafından çalınıp muhabire verildiğini, dolayısıyla başkasının işlediği suçtan kendisine ceza verilemeyeceğini söylemiş; hastasına uzmanlık alanı dışında herhangi bir girişimde bulunmadığını savunmuştur.

Balıkesir Tabip Odası’nın, şikayetçi Dr. Sedat İrgil için aldığı ‘uyarı’ ve ‘para cezası’ kararının hangi nedenlerle verildiği ortadayken, şikayet edilen muhabir haberinde doktorun hastasıyla seks yaptığı gerekçesiyle cezalandırıldığını yazmıştır.  ‘Doktor hastasıyla seks yaptı Tabipler Odası’ndan uyarı aldı’ başlığıyla yayınlanan haberdeki, ‘Hastasıyla seks yapan doktora ceza’, ‘Ayaşoğlu’nun habercilik savaşını Tabip Odası adeta taçlandırdı’, ‘Ağabeyi Bursa CEHAPE milletvekili olan doktor Sedat’, ‘’Tabip Odası ilerleyen günlerde yine İrgil ile önüne gelen dosyaları nasıl inceleyecek merak ediliyor’, ‘Ya hastaları ile seks yapmaya devam ediyorsa’ ifadeleri bulunmaktadır. Bu ifadelerin, haber vermek ve eleştiride bulunmaktan ziyade suçlamaya ve karalamaya yönelik olduğu açıktır. Şikayet edilen muhabir, suçlayıcı üslupla şikayet edilenin milletvekili kardeşini de işin içine katmış; şikayetçinin kişilik hakları ve mesleki kariyeri de hedef alınmıştır.

Basın Konseyi Yüksek Kurulu’nca yapılan incelemede, şikayetçiye verilen disiplin cezasının ‘seks yapmak’ gerekçesiyle olmadığı görülmüştür. Bu durum, şikayetçi hakkında verilmiş olan kararlardan anlaşılmaktadır. Bu duruma rağmen, sanki disiplin cezası bu nedenle verilmiş gibi, içeriği gerçeği yansıtmayan bir haber yapılmıştır. O halde, Basın Meslek İlkelerinin “Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olunmaksızın yayınlanamaz” şeklindeki 6’inci maddesinin ihlal edildiği açıktır. Zira, muhabir, en iyi ihtimalle, incelemesi olanak dahilinde bulunan belgeleri gereği gibi incelemeksizin haberini yapmıştır.

Öte yandan, bir doktorun mesleki davranış kuralları dışına çıkarak bir hastasıyla cinsel ilişkiye girdiği yönündeki asılsız iddia, Basın Meslek İlkeleri’nin Kişileri ve kuruluşları eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan ve iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez” şeklindeki 4’üncü maddesine de aykırılık teşkil etmektedir. Zira bir profesyonele, meslek kurallarını ihlal ettiği yönündeki isnatta bulunma, şüphesiz olarak, onun mesleki itibarını zedeleyecek niteliktedir.

Buna karşılık, haber gereği gibi araştırılmış ve gerçek olsaydı, bir doktorun mesleki kuralların dışına çıkarak bir hastasıyla cinsel ilişki kurmuş olması, kamunun öğrenmesinden fayda bulunan bir haber teşkil edecekti. Bu nedenle, özel yaşamın gizliliğini koruyan Basın Meslek İlkeleri’nin 5. maddesinin ihlal edilmediği sonucuna varılmıştır.

Bu nedenlerle, Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 18 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda Haberonca İnternet Sitesi muhabiri Murat Ayaşoğlu hakkında Basın Meslek İlkeleri’nin yukarıdaki iki maddesini ihlalden ötürü, oybirliği ile ‘kınama’ kararı almıştır.

BASIN KONSEYİ, SÖZCÜ MUHABİRİ ŞEYMA ULUSOY HAKKINDA ’ŞİKAYETİN YERSİZLİĞİ’ KARARI VERDİ

09.05.2018

Sözcü gazetesi ve internet sitesinde 26.02.2018 tarihinde yayınlanan ‘Part-time psikologların başı dertte’ başlıklı haberle ilgili şikayet.

KARAR

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 13 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda konuyu görüşmüş ve Sözcü gazetesi muhabiri Şeyma Ulusoy hakkında yapılan başvuruyla ilgili oybirliği ile ‘şikayetin yersizliği’ kararı almıştır.

REFERANS: 2018- 15

ŞİKAYETÇİ:  Afife SELVİTOPU, Ali Engin UYGUR, Ümit ÇETİNKAYA vekili avukat  Halil İbrahim ÇELİK.

ŞİKAYET EDİLEN:  Sözcü Gazetesi muhabiri Şeyma ULUSOY

ŞİKAYET KONUSU:

Bakırköy İlçe Sağlık Müdürlüğü ekibinin yaptığı denetim sonucu, haklarında dava açılan ve aralarında Afife Selvitopu, Ali Engin Uygur, Ümit Çetinkaya’nın da bulunduğu psikolojik danışma merkezi çalışanlarıyla ilgili 06.02.2018 tarihinde yayınlanan ‘Part-time psikologların başı dertte’ başlıklı haber.

İstanbul Bakırköy’de faaliyet gösteren ve tabelasında ‘Dirim Psikoloji’ yazılı işyerine Bakırköy İlçe Sağlık Müdürlüğü’nden 6 Şubat 2017 günü giden ekip yaptığı denetleme sonunda ‘Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Belediye veya herhangi bir kurumdan işyeri açma ve çalışma ruhsatı olmadığı görüldü’ ifadelerinin de yer aldığı tutanak tutmuştur.

Bu gelişmelerin ardından konu yargıya intikal etmiş, soruşturmayı yürüten savcı hazırladığı iddianameyle aralarında şikayetçilerin de bulunduğu 6 sanık hakkında Asliye Ceza Mahkemesi’nde ‘Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunu’na aykırılıktan kamu davası açmıştır. 24 Temmuz 2017 tarihinde görülmeye başlanan davanın birkaç duruşma yapılmış, savunmaları tamamlanan 5 sanık için ‘duruşmalardan bağışık tutulması’, bir sanık için de ‘savunma ve delilleri için talimat yazılması’ kararı alınmıştır.

Şikayetçilerin avukatı tarafından yapılan başvuruda, dava açılmasına neden olan İlçe Sağlık Müdürlüğü ekibinin hazırladığı tutanağın ‘gerçeğe aykırı olduğunu’, ‘Psikolojik danışmanlık konusunda kanunda boşluk bulunduğunu’, hatta dava devam ederken ‘İstanbul Sanatkarlar Sicil Müdürlüğü’ne kayıt için başvurulduğunu bunu gerçekleştiremediğini’, ‘BİMER’e başvurup ruhsat alabilmek için bilgilendirme istediğini’ bir sonuç alamadığını’ ve sonuç alamadığını belirtmiştir. Şikayetçi avukatı, başvuru dilekçesinde bunları saydıktan sonra, ‘Ruhsat almayı gerektirecek bir mevzuat bulunmamaktadır, bahse konu danışmanlık merkezinin mevzuata aykırılığı söz konusu değildir” demiştir.

Davada yargılanan ve şikayetçilerden birinin annesi olan Gülşen Selvitopu’nun serbest girişimci olarak dava konusu olan merkezi kurduğunu belirten şikayetçi avukatı başvurusunda, “Müvekkillerimizin şahsı hakkında ileri sürülen gerçek dışı ima ve isnatların  mesnetsiz haber konu edilmesi; basın meslek ilkelerine ve ahlaki değerlere aykırı olup,  kişilik haklarına ağır bir saldırı niteliğindedir… Haberin kınanması; gerçeği çarpıtarak karalamaya yönelik ithamlar sebebiyle  yalanlanması için gerekenin yapılmasın talep ediyoruz” demiştir.

 UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR

Şikayet başvurusu Sözcü muhabiri Şeyma Ulusoy’a hem e-mail hem postayla iletildi. Posta alındığı belgesi geldi, ancak muhabir süresinde cevap vermedi. Taraflar arasında uzlaşma sağlanamamıştır.

Şikayet konusu haberde, Bakırköy Kartaltepe’de ‘psikoloji merkezi’ ibaresi bulunan işyerinde yapılan denetlemede ruhsat olmadığının belirlendiği ve mühürlendiği kaydedildi. Burada bulunan ve part-time görev yaptıkları, haklarında ‘Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’a aykırılıktan 6 sanık hakkında 5 yıla kadar hapis istemiyle haklarında dava açıldığı, 3 sanıkla ilgili kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği belirtildi.

Şikayetçiler dahil haklarında dava açılan 6 sanıkla, kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen 3 sanığın adları da tamamen kodlanarak verilen haberde,  duruşmada yapılan savunmalar da yer aldı.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Şikayet edilen haber, Bakırköy 39’uncu Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen bir kamu davasına ilişkindir. Resmi bir kurumun yaptığı denetleme sonunda başlatılan soruşturma sonucu açılan davada herhangi bir yayın yasağı, gizlilik ya da kısıtlama kararı söz konusu değildir.

Şikayet konusu haberde, davanın iddianamesinde sanıklara yöneltilen suçlamalar olduğu kadar hatta daha fazla sanıkların savunmaları yer almış, objektiflik ilkesinden sapılmamıştır. Sanıkların savunmaları ara başlıklarla dikkat çekici şekilde verilmiş dava devam ettiği için dikkatli bir üslup kullanılmıştır.

Herhangi bir kısıtlılık kararı olmamasına ve zorunluluk bulunmamasına karşın haberde sanıkların görev yaptığı psikolojik danışma merkezinin adına yer verilmemiş, sanıkların adları da rumuzlu yazılmıştır. Bu da muhabirin, meslek etiğine uyduğun hareket ettiğini göstermektedir.

Dava konusu olayda kamuya açık bir merkezi ilgili kamu görevlileri denetlemiş, tutanak tutmuş olay yargıya intikal ettirilmiş, savcılık soruşturma sonunda kamu davası açmış ve duruşmalar kısıtlılık kararı olmadan açık devam etmektedir. Bu durumdu ‘özel hayatın gizliliği’ ve ‘iftira atıldığı’ iddiası da geçersizdir. Aksi durumda gazeteci kolay kolay adliye haberi yapamaz, bu halkı halkın haber alma hakkı ile bağdaşmaz.

Netice olarak tüm bu nedenlerle, şikayet konusu haberde Basın Meslek İlkeleri’nin ihlal edildiği iddiasının dayanaktan yoksun olduğu ortadadır.

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 13 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda konuyu görüşmüş ve Sözcü gazetesi muhabiri Şeyma Ulusoy hakkında yapılan başvuruyla ilgili oybirliği ile ‘şikayetin yersizliği’ kararı almıştır.

BASIN KONSEYİ, HÜRRİYET MUHABİRİ CEYLAN SEVER HAKKINDA ’ŞİKAYETİN YERSİZLİĞİ’ KARARI VERDİ

Hürriyet gazetesi ve internet sitesinde 26.02.2018 tarihinde yayınlanan ‘Part-time psikologların başı dertte’ başlıklı haberle ilgili şikayet.

KARAR

Basın Konseyi Yüksek Kurulu 9 Mayıs 2018 tarihinde 13 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda konuyu görüştü ve Hürriyet gazetesi muhabiri Ceylan Sever hakkında yapılan başvuruyla ilgili oybirliği ile ‘şikayetin yersizliği’ kararı aldı.

REFERANS: 2018- 14 

ŞİKAYETÇİ:

Afife SELVİTOPU, Ali Engin UYGUR, Ümit ÇETİNKAYA vekili avukat  Halil İbrahim ÇELİK.

ŞİKAYET EDİLEN:

Hürriyet gazetesi muhabiri Ceylan SEVER

ŞİKAYET KONUSU:

Sağlık Müdürlüğü ekibinin yaptığı denetim sonucu, haklarında dava açılan ve aralarında Afife Selvitopu, Ali Engin Uygur, Ümit Çetinkaya’nın da bulunduğu psikolojik danışma merkezi çalışanlarıyla ilgili 06.02.2018 tarihinde yayınlanan ‘Part-time psikologların başı dertte’ başlıklı haber.

İstanbul Bakırköy’de faaliyet gösteren ve tabelasında ‘Dirim Psikoloji’ yazılı işyerine Bakırköy İlçe Sağlık Müdürlüğü’nden 6 Şubat 2017 günü giden ekip yaptığı denetleme sonunda ‘Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Belediye veya herhangi bir kurumdan işyeri açma ve çalışma ruhsatı olmadığı görüldü’ ifadelerinin de yer aldığı tutanak tutmuştur.

Bu gelişmelerin ardından konu yargıya intikal etmiş, soruşturmayı yürüten savcı hazırladığı iddianameyle aralarında şikayetçilerin de bulunduğu 6 sanık hakkında Asliye Ceza Mahkemesi’nde ‘Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunu’na aykırılıktan kamu davası açmıştır. 24 Temmuz 2017 tarihinde görülmeye başlanan davanın birkaç duruşma yapılmış, savunmaları tamamlanan 5 sanık için ‘duruşmalardan bağışık tutulması’, bir sanık için de ‘savunma ve delilleri için talimat yazılması’ kararı alınmıştır.

Şikayetçilerin avukatı tarafından yapılan başvuruda, dava açılmasına neden olan İlçe Sağlık Müdürlüğü ekibinin hazırladığı tutanağın ‘gerçeğe aykırı olduğunu’, ‘Psikolojik danışmanlık konusunda kanunda boşluk bulunduğunu’, hatta dava devam ederken ‘İstanbul Sanatkarlar Sicil Müdürlüğü’ne kayıt için başvurulduğunu bunu gerçekleştiremediğini’, ‘BİMER’e başvurup ruhsat alabilmek için bilgilendirme istediğini’ bir sonuç alamadığını’ ve sonuç alamadığını belirtmiştir. Şikayetçi avukatı, başvuru dilekçesinde bunları saydıktan sonra, ‘Ruhsat almayı gerektirecek bir mevzuat bulunmamaktadır, bahse konu danışmanlık merkezinin mevzuata aykırılığı söz konusu değildir” demiştir.

Davada yargılanan ve şikayetçilerden birinin annesi olan Gülşen Selvitopu’nun serbest girişimci olarak dava konusu olan merkezi kurduğunu belirten şikayetçi avukatı başvurusunda, “Müvekkillerimizin şahsı hakkında ileri sürülen gerçek dışı ima ve isnatların  mesnetsiz haber konu edilmesi; basın meslek ilkelerine ve ahlaki değerlere aykırı olup,  kişilik haklarına ağır bir saldırı niteliğindedir… Haberin kınanması; gerçeği çarpıtarak karalamaya yönelik ithamlar sebebiyle  yalanlanması için gerekenin yapılmasın talep ediyoruz” demiştir.

 UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR

Şikayet başvurusu Hürriyet muhabiri Ceylan Sever’e hem e-mail hem postayla iletildi, Hürriyet’in avukatı Eren Mustafa Şener tarafından iki sayfalık cevap göndermiştir. Taraflar arasında uzlaşma sağlanamamıştır.

Şikayetçinin suçlamalarını kabul etmediklerini belirten avukat Şener, haberde geçen tüm beyanların Bakırköy 39’uncu Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen kamuya açık davadan alındığını, hem iddianamedeki ifadelerin hem duruşma sırasında sanıkların beyanlarının üzerinde en ufak bir değişiklik yapmadan aynen yayımlandığını savunmuştur. Kamu davasında iddianame gibi sağlam bir temele dayandırılan haberin ‘kamu yararı’ içerdiğini belirten avukat, ‘gerçek dışılık’ isnadının geçerli olmadığını ve buradaki ‘gerçeklilik’ kavramın ‘görünürde gerçek’ ilkesini karşıladığını ifade etmiştir.

Davada yargılanan kişilerin adlarının kodlanarak yazıldığını, belirleyici kimlik bilgilerinin kamu ile paylaşılmadığını kaydeden avukat Şener, “Kamuya açık okunan iddianame ile herhangi bir kısıtlılık kararı da olmamasına rağmen müvekkilimiz gerek devam eden yargılamaya olan saygısı, gerekse de şahısların gizlilik haklarına olan hassasiyeti nedeniyle gazetecilik etiğine uygun davrandı” demiştir.

Avukat Şener, ‘özel hayatın ihlal edildiği’ iddiasının da geçersiz olduğunu savunarak, denetimi yapan sağlık personeli olduğunu, haberin de kamu görevine ilişkin olduğunu vurgulamış, ‘Bunun özel hayatın gizliliği veya iftira şeklinde değerlendirilmesi mümkün değildir” demiştir.

Haberde, şikayetçilerin mahkeme huzurundaki ifadelerinin ‘Sadece ailelere eğitim verdik’, ‘Ruhsatsız olduğunu bilmiyorduk’ ara başlıklarıyla ayrıntılı şekilde aktarıldığını belirten avukat Şener, “Değil şikayetçiye hakaret etmek, iftira atmak; savunmalarını kamu ile paylaşılarak, objektif bir şekilde yaklaşılmış, herkese eşit oranda söz hakkı verildi” demiştir.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Şikayet edilen haber, Bakırköy 39’uncu Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen bir kamu davasına ilişkindir. Resmi bir kurumun yaptığı denetleme sonunda başlatılan soruşturma sonucu açılan davada herhangi bir yayın yasağı, gizlilik ya da kısıtlama kararı söz konusu değildir.

Sağlık konusu ve bu tür hizmetlerin nasıl sağlandığı; bu alanda faaliyet gösteren kuruluşların eylemleri, kurallara ne denli uyup uymadıkları kamuoyunu yakından ilgilendirir.

Şikayet konusu haberde, davanın iddianamesinde sanıklara yöneltilen suçlamalar olduğu kadar hatta daha fazla sanıkların savunmaları yer almış, objektiflik ilkesinden sapılmamıştır. Sanıkların savunmaları ara başlıklarla dikkat çekici şekilde verilmiş dava devam ettiği için dikkatli bir üslup kullanılmıştır.

Herhangi bir kısıtlılık kararı olmamasına ve zorunluluk bulunmamasına karşın haberde sanıkların görev yaptığı psikolojik danışma merkezinin adına yer verilmemiş, sanıkların adları da rumuzlu yazılmıştır. Bu da muhabirin, meslek etiğine uyduğun hareket ettiğini göstermektedir. Haberde adı geçen kişilerden, şikayetçilerin fotoğraflarına yer verilmiştir. Her ne kadar göz kısımları buzlanmış olsa da, şikayetçiler kolaylıkla teşhis edilebilecek durumdadır. Bu ise, Basın Meslek İlkeleri içinde, özel hayatın korunmasına dair hükmün kapsamına girebilirdi. Ne var ki, yukarıda izah edildiği üzere, haberin yapılmasında kamu yararı bulunduğu ve konu da şikayetçilerin ‘özel yaşam’ sınırları kapsamında kalan bir mesele olmadığı için, bu noktada da bir ihlalden bahsedilemez. Fotoğrafların yayımlanmasının gerekli olup olmadığı tartışılabilir, fakat Basın Konseyi’nin görevi gazetecinin yerine geçerek haberin en iyi nasıl yapılabileceğine dair ‘yerindelik denetimi’ yapmak değil, Meslek İlkeleri bakımından bir aykırılık olup olmadığını tespit etmekle sınırlıdır.

Dava konusu olayda kamuya açık bir merkezi ilgili kamu görevlileri denetlemiş, tutanak tutmuş olay yargıya intikal ettirilmiş, savcılık soruşturma sonunda kamu davası açmış ve duruşmalar kısıtlılık kararı olmadan açık devam etmektedir. Bu durumdu ‘özel hayatın gizliliği’ ve ‘iftira atıldığı’ iddiası da geçersizdir. Aksi durumda gazeteci kolay kolay adliye haberi yapamaz, bu halkı halkın haber alma hakkı ile bağdaşmaz.

Netice olarak tüm bu nedenlerle şikayet konusu haberde Basın Meslek İlkeleri’nin ihlal edildiği iddiasının dayanaktan yoksun olduğu ortadadır.

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 13 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda konuyu görüşmüş ve Hürriyet gazetesi muhabiri Ceylan Sever hakkında yapılan başvuruyla ilgili oybirliği ile ‘şikayetin yersizliği’ kararı almıştır.

,

BASIN KONSEYİ’NDEN ADAYLARA AÇIK ÇAĞRI: ”HALKA SÖZ VERİN”

Basın Konseyi, 24 Haziran’da yapılacak seçimlerde Cumhurbaşkanı adayı olan 6 siyasetçiye birer mektup göndererek, çağrıda bulundu. Basın Konseyi, ifade ve basın özgürlüğü, halkın haber alma hakkı, tutuklu gazeteciler, basın Meslek İlkeleri konularında yaşanan olumsuzluklarla endişelerin giderilmesi konusunda halk nezdinde SÖZ VERMELERİNİ istedi.

Basın Konseyi’nden adaylara yapılan çağrı şöyle:

“Anayasamıza göre; ‘Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarına saygılı, laik, demokratik, sosyal bir hukuk Devletidir’, ‘Basın hürdür, sansür edilemez’, ‘Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır.’

Oysa, Türkiye’de basın özgürlüğünün tehdit altında olduğu, bağımsız nitelikli bütün milli ve uluslararası basın örgütleri tarafından kabul edilmektedir. Özellikle Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler örgütü bu konudaki endişelerini düzenli olarak dile getirmektedir.

Tutuklu gazeteci sayısı itibariyle Türkiye’nin Dünya’da sürekli olarak KARA LİSTENİN ilk sıralarında yer aldığı, aynı kuruluşlar ve başka demokratik kurumlarca da belirtilmektedir.

Bu tablo karşısında, Cumhurbaşkanlığı seçimlerine giderken bütün adaylara ÇAĞRIMIZ şudur:

* Yukarıdaki Anayasal hükümlerini sonuna kadar savunacaklarına,

* Bunları hayata geçirmek için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarına,

* Bu hükümlerin ihlalleri karşısında duracaklarına,

Bütün halkımız nezdinde SÖZ VERMELİDİRLER.

Bu bağlamda, demokrasiye ve hukuk devletine inandığına emin olduğumuz tüm Cumhurbaşkanı adaylarımızın şu hususları açıkça beyan etmelerini beklemekteyiz:

* Basın özgürlüğü, halkın haber alma hakkı ve basının görevini serbestçe yapması demokrasinin temel ve vazgeçilmez değerlerinden biridir.

*  Uluslararası standartlara göre meşru gazetecilik faaliyeti sayılan eylem ve söylemleri nedeniyle hiçbir gazetecinin, hiçbir gerekçeyle, hiçbir bahaneyle yargılanması düşünülemez.

* Yukarıdaki ilke saklı kalmak kaydıyla, gazetecilerin görevleriyle bağlantılı kovuşturmaların ve yargılamaların tutuksuz yapılması esastır.

*  Basın organlarının ve mensuplarının özgürce faaliyet göstermesini sağlamak için gerekli tüm önlemleri almak, siyasal iktidarın öncelikli görevidir.

* Siyasal iktidar, kamusal işlemlerde ve tasarruflarda bulunurken bütün basın organları karşısında tarafsız ve eşit mesafede olmalıdır. Bu bağlamda, kamusal imkanların ulusal veya yerel tüm basın organlarına daha fazla veya az kullandırılması; habere ulaşma konusunda belirli organlara daha lehte veya aleyhte koşullar sunulması; herhangi bir şekilde herhangi bir basın organının kayrılması veya daha olumsuz muameleye tabi tutulması hukuka aykırıdır.

* TRT ve Anadolu Ajansı, kuruluş kanununda açıkça belirtildiği üzere, kamu yararını gözeterek, tarafsız ve bağımsız şekilde yayın yapmakla görevli bir kurumdur. RTÜK’ün tüm medya organlarına eşit mesafede ve halkın haber alma hakkını gözeterek kararlarını vermesi asıldır.

Bütün Cumhurbaşkanı adaylarını, yukarıda ortaya konulan esaslar bakımından mutabık olduklarını ve Cumhurbaşkanı seçildikleri takdirde, bu  ilkeler doğrultusunda kararlar alacaklarını beyan ve taahhüt etmeye davet ediyoruz.”

BASIN KONSEYİ

                           

, ,

Basın Konseyi Dünya Basın Özgürlüğü  Günü’nde tutuklu gazetecilerin serbest bırakılmasını istedi

Pınar Türenç:  Abdi İpekçi’nin anıtı önünde onlarca yıl sonra yine ‘Basın Özgürlüğü’ diye haykırıyoruz

İSTANBUL – BASIN Konseyi, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü  Günü kutlamasını, gazeteci Abdi İpekçi’nin şehit edildiği nokta olan  Nişantaşı Abdi İpekçi Caddesi’ndeki anıtı önünde yaptı.  Özgürlük sembolü güvercinlerin uçurulduğu etkinlikte konuşan  Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, “Abdi İpekçi’nin anıtı önünde onlarca yıl sonra yine ‘Basın Özgürlüğü’ diye haykırıyoruz” dedi.
Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç,  Onursal Başkan Oktay Ekşi, İkinci Başkan Murat Önok, Basın Konseyi üyeleri Tufan Türenç, Atilla Gökçe,  Okşan Atasoy, Başar Yaltı, Doğan Satmış, Yalçın Büyükdağlı, Tuba Emlek ve Tülay Şubatlı’nın yanı sıra etkinliğe çak sayıda basın mensubu ve halk katıldı.
Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Bugün 3 mayıs 2018. Dünya basın özgürlüğü günü demokrasinin vazgeçilmez unsuru olan basın ve ifade özgürlüğü, en zor dönemini yaşıyor.
Birleşmiş Milletler’in Danışman üyesi olan Basın Konseyi olarak,  3 Mayıs Dünya Basın özgürlüğü gününde, çok anlam yüklü bir noktadan seslenmek istedik.
1 şubat 1979 günü , Milliyet gazetesinin genel yayın yönetmeni, başyazarı gazeteci Abdi İpekçi’nin şehit edildiği bu köşede yer alan anıtının önünde, İpekçi’ninn onlarca yıl kalemiyle savunduğu basın özgürlüğünü, yıllar sonra bizler savunmaya devam ediyoruz. 1957 yılındaki bir yazısında Abdi İpekçi, şöyle der: ‘’Devlet kontrolünde olan bir radyo veya bir ajansın yüzde yüz tarafsız kalabileceğini kabul etmek hayalde mümkündür. Yasaklar, okuyucumuza haber verme vazifemizin çıkmaza girmesine neden olur.’ Yıllar sonra ise, Abdi İpekçi’nin mücadele ettiği o yasakların boyutunun çok derinleştiğine tanığız, daha da kötüsü bunu yaşamaktayız. Siyasi anlayışın denetimi medyayı kuşattı.
Basın şehidi  verdiğimiz bu köşede basın özgürlüğü için, dün olduğu gibi bugün de mücadeleye devam etmek zorundayız. . Türkiye, gazeteciler için ” EN BÜYÜK” hapishane olarak dünya raporlarında yerini almakta. 180 ülke içinde Türkiye, basın özgürlüğü endeksinde en alt sıralarda. En fazla gazetecisi hapiste olan ülkenin yurttaşları olarak utanıyoruz ve bu durumu Türkiye hak etmiyor. Türk basınına yönelik sansür, baskı, yıldırma çabaları Türkiye’de gazeteciliği can çekişen noktaya getirdi. Oysa Türkiye demokrasi ile yönetilen ülkeler içinde yer almakta. Gerçek tablo ise, Türkiye’yi ifade ve basın özgürlüğünün en hızla gerilediği ülkeler içine itmiştir. Eleştirel gazetecilik saldırı altındadır. Dünya basın özgürlüğü endeksinde, haritanın en karanlık yerinde, 157’nci sırada yer almak  Türkiye’ye yakışmıyor. Sıralamada altımızdaki ülkeler Kazakistan, Irak, Mısır, Libya, İran, Sudi Arabistan, Çin, Suriye, Kuzey Kore. İfade ve basın özgürlüğüne saldırı olmaksızın yol alınması gerekirken, her yıl giderek ağırlaşan ve son yıllarda zirve yapan baskılarla mücadele edip, yaşamaya çalışan medyamız var.
Bugün 3 Mayıs. Bugün gerçekleri öğrenme ve iletme özgürlüğüne kavuşma günüdür.
Bugün sorgulayan gazeteciliğin yaşatılma günüdür.
Bugün halkın haber alma hakkına sahip çıkma günüdür.
Bugün sansürsüz, soru sorulabilecek ortamda gerçeği halka ulaştırabilme umudunu taşıdığımız gündür.
Bugün Silivri zindanlarında sadece gazetecilik yaptıkları için hapis olan gazetecilerin serbest kalmalarını beklediğimiz gündür.
Tam bir kuşatma altındaki basın özgürlüğünün O HAL altında yaşanamayacağını da  iyi biliyoruz. Sadece seçimlere 52 gün kala değil, daima insan hakları, basın özgürlüğü, halkın haber alma hakkının eksiksiz yaşatılması gerektiğini belirtiyoruz ve bütün bu hakların bugün derhal hayata geçmesini talep ediyoruz.
3 Mayıs basın özgürlüğünün önemini anlamak ve onu kaybetmemek için mücadele günüdür.   Mücadelemize devam etmeye kararlıyız.”
Pınar Türenç’in konuşmasının ardından Basın Konseyi üyeleri, Abdi İpekçi Anıtı’ndan gökyüzüne beyaz güvercinler uçurdu, anıta karanfiller bıraktı.

 

Basın Konseyi Başkanı, Pınar Türenç ve üyeler ”Abdi İpekçi Anıtı” önünde beyaz güvercin uçurdu.

 

 

Soldan sağa; (Basın Konseyi Onursal Başkanı Oktay Ekşi, Başkan Pınar Türenç, İkinci Başkan Murat Önok, Genel Sektreter Mustafa Eşmen, Yüksek Kurul Üyesi Tuba Emlek)

 

 

Basın Konseyi üyeleri; Tufan Türenç, Atilla Gökçe, Okşan Atasoy ve Doğan Satmış etkinlik öncesinde.

 

 

Başkan Pınar Türenç ve Yüksek Kurul üyeleri ”Abdi İpekçi Anıtı”na kırmızı karanfiller koydu.

 

 

Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç ve İkinci Başkan Murat Önok.

 

 

3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde beyaz güvercinler uçurduk.

 

 

Basın Konseyi Yüksek Kurul Üyeleri, ‘Özgür Basın Susturulamaz’ pankartı açtı. Başkan Pınar Türenç, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü günü nedeni ile açıklama yaptı.

 

 

Başkan Pınar Türenç, etkinliği takip eden medya mensupları ile hatıra fotoğrafı çektirdi.

 

 

Nişantaşı’ndaki Abdi İpekçi Anıtına kırmızı karanfiller konuldu.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BASIN KONSEYİ, YENİ BİRLİK GAZETESİ HAKKINDA ‘KINAMA’ KARARI ALDI

25.04 2018

Yeni Birlik gazetesinde 09.04.29018 tarihinde yayımlanan ‘Kayyuma Komplo’ başlıklı haberle ilgili Diyarbakır’da yayımlanan Özgür Haber gazetesi yazarı Süleyman Aydın’ın şikayeti.

KARAR
Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 25 Nisan 2018 günü 15 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda Diyarbakır Özgür Haber Gazetesi yazarı Süleyman Aydın’ın yaptığı şikayeti görüştü. Kurul, şikayet edilen Yeni Birlik Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Hüseyin Yılmazcan hakkında oy çokluğu ile ‘kınama’ kararı aldı.

REFERANS: 2018- 13

ŞİKAYETÇİ:

Diyarbakır Özgür Haber Gazetesi yazarı Süleyman Aydın

ŞİKAYET EDİLEN:

Yeni Birlik Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Hüseyin Yılmazcan

ŞİKAYET KONUSU:

Taşerondan kadroya geçmek için yapılan sınavda ahlaki olmayan sorular sorulduğunu ileri süren ve ‘Bismil’de Marilyn krizi’ haberine konu Gülcan Öztürk ile eniştesi gazeteci Süleyman Aydın’la ilgili Yeni Birlik gazetesinde yayımlanan ‘Kayyuma Komplo’ haberi.
Diyarbakır’ın Bismil İlçesi’nde belediyede çalışan taşeron işçilerin kadroya geçişi sırasında yazılı sınavı geçen yüksek okul mezunu Gülcan Öztürk, mülakatta kendisine ahlaki olmayan sorular yöneltildiğini ve kadroya alınmadığını ileri sürdü. Kadın işçinin açıklamaları 6 Nisan günü ulusal yayınlanan bazı gazetelerde ve birçok internet sitesinde ‘Taşeron sınavında garip soru. Bismil’de Marilyn Monroe krizi’ başlığı ile yayımlandı.
Haberde, Bismil Kaymakamı ve Belediye Başkanvekili (kayyum) Turgay Güleç başkanlığındaki sınav heyetinin, Gülcan Öztürk’e “John F Kennedy Havaalanı nerededir?” diye sorulduğu, buna destek olsun diye ‘Yasak aşkı kimdir?’ denildiği, cevap alınamayınca Marilyn Monroe hatırlatması yapılıp, “Sizin gibi sarışın ve kıvırcık saçlı’ ve ‘Kennedy’nin eşi yasak aşkını öğrenince ne tepki verdi?’ gibi ifadeler yer aldı. Haberde, Kaymakam Güleç’in konuyla ilgili sorulara “Kendisine ‘John Kennedy kimdir? John Kennedy Havalimanı nerededir?’ gibi sorular sorduk. ‘Havalimanı İstanbul’dadır’ diye cevap verdi… Asla John Kennedy’nin yasak aşkı Marilyn Monroe ile ilgili bir şey sormadık. Mülakatta başarısız olunca intikam hırsıyla iftira atıyor” yanıtı da yer aldı.

Merkezi İstanbul’da bulunan Yeni Birlik gazetesi de 9 Nisan 2018 günü, bu haberdeki iddiaları yalanlayan ‘Kayyuma Komplo’ başlıklı haberi yayımladı. Gazetenin haberinde, Bismil Kaymakamı Turgay Gülenç’in iddiaları yalanladığını belirtilerek, Bismil Belediyesi tarafından yapıldığı söylenen açıklamaya yer verildi. Başka yerde yayınlanmayan bu açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Söz konusu işçiye genel olarak İl Mahalli İdareler Müdürlüğü’nce hazırlanarak sınav yapan idarelere gönderilen hazır sorular sorulmuş, tamamına yakınına yanlış cevap alınmıştır. Bunlara ilaveten ‘John F Kennedy Havalimanı nerededir?’ diye sorulmuş İstanbul’da yanıtı alındıktan sonra Kennedy’nin kim olduğu sorulmuş cevap alınamayınca diğer sorulara geçilmiş hemen hemen hiçbir soruya doğru cevap alınamayınca mülakat bitirilmiştir. Mülakat baştan sona kamerayla kayıt altına alınmış gerektiğinde adli makamlara delil olarak sunulacaktır.”
Açıklamanın devamında “Diyarbakır’da yerel gazetelerden birinde köşe yazarlığı yapan birisi olduğunu öğrendiğimiz bir şahsın bu kişinin eniştesi olduğu ve bu haberleri basını kullanarak maksatlı olarak çıkarttığı tarafımızdan tespit edilmiş olup, yalan ve iftira nitelikle haber yapan bu basın organları hakkında gerekli yasal işlemler belediyemizce başlatılmıştır” ifadeleri yer aldı.
Şikayetçi Süleyman Aydın ise yerel Özgür Haber gazetesinde köşe yazarı olduğunu, baldızı Gülcan Öztürk’le ilgili haberi kendisinin yaptırdığı iddialarının asılsız olduğunu savundu. Yeni Birlik gazetesinin yerelde muhabirinin olmadığını; haklarında haber yapılırken kendisi ve baldızının görüşüne başvurulmadığını belirten şikayetçi, “Yirmiye yakın gazete ve televizyon kanalının benim direktifime binaen haber yaptıklarını açıkça uydurmak, tüm gazeteci arkadaşlarımızın değerliliğine leke sürme gayretinde bulunma cüreti gösterilmiştir’ dedi.
Şikayet edilen haberin, Bismil Kaymakamı Turgay Güleç tarafından ‘ısmarlama’ yaptırıldığını, asılsız suçlamalarla kişilik haklarına saldırıldığını savunan Süleyman Aydın, bu konuda gazete yetkilileriyle görüşmek istediğini ancak sonuç alamadığını belirtti.

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR
Şikayet başvurusu Yeni Birlik Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Hüseyin Yılmazcan’a hem e-mail hem posta yoluyla iletildi. Postanın alındı belgesi geldi, süresinde cevap verilmedi. Taraflar arasında uzlaşma sağlanamadı.

Birçok gazetede ve internet sitesinde 6 Nisan 2018 tarihinde yayımlanan ‘Bismil’de Marilyn krizi’ haberi, şikayet edilen Yeni Birlik gazetesinde yer almamıştır. Taşeron işçilerin kadroya geçişi sınavlarında haksızlıklar yapıldığı iddiaları nedeniyle kamuoyunda geniş yankı uyandıran haberin yayımlanmasından 3 gün sonra Yeni Birlik Gazetesi, bu iddiaları yalanlayan ‘Kayyuma Komplo’ başlıklı haber yapmıştır.

Haberin kaynağı olarak Bismil Kaymakamı Turgay Güleç’in sözleri ve Bismil Belediyesi tarafından yapıldığı söylenen açıklamadır. Şikayetçi, haberin sadece Kaymakam Güleç tarafından ‘ısmarlama’ yaptırıldığını, Bismil Belediyesi’nin böyle bir açıklamasının olmadığını savunmaktadır. Bismil Belediyesi’nin internet sitesinde de bu konuda bir açıklama yer almamaktadır.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Şikayet edilen Yeni Birlik gazetesi günlük yayın organıdır, izlediği yayın politikasına uygun haberlere yer vermektedir. Hangi haberi kullanıp hangi haberi kullanmayacağı editörlerini ve gazetenin okuyucularını ilgilendirir.
Bu nedenle de Bismil’de taşeron sınavında Gülcan Öztürk’le ilgili ilk haberi yayın politikasına uygun bulmayıp kullanmamış, aradan birkaç gün geçtikten sonra bu olayın ‘komplo olduğu’ haberine yer vermiştir.

Habere kaynak olarak gösterilen Bismil Kaymakamı Turgay Güleç ile Bismil Belediyesi, sadece kendilerine açıklama yapmış ve Yeni Birlik gazetesi de bunu ‘özel haber’ olarak yayınlamıştır. Bu açıklamaların başka yerde yer almaması da ‘açıklamanın yapılmadığı’ anlamına gelmez.

Ancak şikayetçi, haberde yer alan ‘Diyarbakır’da yerel gazetelerden birinde köşe yazarlığı yapan birisi olduğunu öğrendiğimiz bir şahsın bu kişinin eniştesi olduğu ve bu haberleri basını kullanarak maksatlı olarak çıkarttığı….’ ifadeleriyle kendisinin hedef alındığını söylemektedir ki bunda haklıdır. Bismil küçük bir yerdir, kim kimin eniştesi olduğunu bilmektedir.

Şikayet edilen haberde, ‘komplo kurmak’ suçlamasıyla karşı karşıya kalan şikayetçi Süleyman Aydın’ın görüşünün alınması; ayrıca haber kaynağı gösterilen Kaymakam Turgay Güleç ve Bismil Belediyesi’nin suçlamalarına maruz kalan taşeron işçi Gülcan Öztürk’ün de görüşünün etik açıdan alınması gerekirdi.

Bu nedenle şikayet konusu haber Basın Meslek İlkeleri’nin ‘Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez’ şeklindeki 4’üncü maddesine;
‘Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olunmaksızın yayınlamaz’ şeklindeki 6’ncı maddelerine aykırı olarak değerlendirilmiştir.

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 25 Nisan 2018 günü 15 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda Süleyman Aydın’ın şikayetini görüştü ve 5’e karşı 10 oyla Yeni Birlik Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Hüseyin Yılmazcan hakkında ‘kınama’ kararı aldı.

BASIN KONSEYİ, KOCAELİ KOZ İNTERNET HABER SİTESİ HAKKINDA ‘UYARI’ KARARI ALDI

25.04 2018

Kocaeli Koz İnternet Haber Sitesi’nde 06.03.2018 tarihinde yayınlanan ‘Gürpınar su alırken bir kez daha düşünün’ başlıklı haberle ilgili Asaş Kaynak Suları Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin şikayeti.
KARAR
Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 25 Nisan 2018 günü 15 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda Asas Kaynak Suları Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili avukat Ömer Faruk Hansu’nun yaptığı şikayeti görüştü, Kocaeli Koz İnternet Haber Sitesi Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Karabulut hakkında oy çokluğu ile ‘uyarı’ kararı aldı.

REFERANS: 2018- 12

ŞİKAYETÇİ:

Asas Kaynak Suları Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili avukat Ömer Faruk Hansu

ŞİKAYET EDİLEN:

Kocaeli Koz İnternet Haber Sitesi Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Karabulut

ŞİKAYET KONUSU:
Kocaeli Koz İnternet Haber Sitesi’nde 06.03 Mart 2018 tarihinde yayınlanan ‘Gürpınar su alırken bir kez daha düşünün’ başlıklı haber.
Şikayetçi Asas Kaynak Suları Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili avukat Ömer Faruk Hansu, ‘Gürpınar’ markasıyla piyasaya su veren Asaş Kaynak Suları Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin damacana, su pompası, su dispanseri, su, soda ve aromalı içecek satışı yaptığını belirtti, sağlık açısından herhangi bir sorun teşkil edecek her durumun önüne geçmek için önlemler aldığını savundu.
Kocaeli Koz İnternet Haber Sitesi’nde 06.03.2018 tarihinde ‘Gürpınar su alırken bir kez daha düşünün’ başlıklı haberinin yayımlandığını belirten şikayetçi, firmaya yönelik karalama ve olumsuz algı oluşturulduğunu ifade etti.
Haberde, bir sivil toplum örgütü olan ‘Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi’ne ait beş yıl önce hazırlanan ve en son 24 Ocak 2018 tarihinde 14’üncü kez güncellenen ‘Ambalajlı Su Raporu’nda, Kocaeli’ndeki su firmalarının durumu yer aldı.
Tahlil kriterleri ve puanları sıralanan haberde, “Rapora göre Kocaeli’nde faaliyet gösteren firmaların ürettiği suların büyük çoğunluğu çok kötü çıktı. … Rapordaki en dikkat çekici firma Gürpınar Su oldu. Başiskele’de üretilen ‘Gürpınar Su’ ise yine en kalitesiz suların içinde yer aldı. Bunun yanında Gebze’de üretilen Işılgan, Ovacık, Karamürsel’de üretilen Akçat, Gölcük’te üretilen, Serap Akar, Başiskele’de üretilen Yuvacık su oldukça kalitesiz çıktı” denildi. Haberde yurt genelindeki tüm firmalarla ilgili tablo geniş şekilde verildi.
Şikayetçi, 14’üncü kez güncellenen Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi’nin hazırladığı ‘Ambalajlı Su Raporu’ ile ilgili 17.01.2013 tarihinde Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı açıklamada, ‘Söz konusu rapor Bakanlığımızca da incelenmiş; verilerin kaynağı, analiz metodu, analizi yapanların yetkinliği, laboratuvar koşulları vb. değerlendirmede raporun bilimsel bir dayanaktan yoksun olduğu görülmüştür. Bilimselliği tartışmalı bir rapora dayanarak haksız yere kamuoyunda infial uyandırmaya çalışmak etik bir davranış değildir… İçme- kullanma sularının takibini düzenleyen mevzuatımız Avrupa Birliği standartlarında usul ve esaslar içermektedir. Avrupa Birliği ülkelerinde ne uygulanıyorsa ülkemizde de uygulanan mevzuat aynıdır” ifadelerinin yer aldığını ifade etti.
Sağlık Bakanlığı’ndan ruhsatlı faaliyet gösteren firmanın hedef alındığını savunan şikayetçi, bu haberle ‘firma hakkında kamuoyunda karalama ve olumsuz algı oluşturulmaya çalışıldığını, tüketicilere de firmanın ürettiği suların sağlıklı olmadığı mesajı verildiğini’ savundu.
Şikayetçi, bu haberle kamuoyunun yanlış ve eksik bilgilendirildiğini, gönderdikleri açıklamanın yayınlanmadığını, şirketin zan altında bırakıldığını, kişilik haklarına saldırıldığını, şikayet edilen hakkında Basın Meslek İlkeleri’ni ihlalden işlem yapılmasını talep etti.

UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR
Şikayet başvurusu Kocaeli Koz İnternet Haber Sitesi Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Karabulut’a iletildi. Gökhan Karabulut verdiği yanıtta, söz konusu haberin aynı gün ülke genelinde basın kuruluşlarında da yayınlandığını belirtti.
Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi’nin raporunda yer alan bilgileri hiçbir yorum yapmadan yayınladıklarını belirten Karabulut, “Raporda yer alan bilgiler ışığında yayın yaptığımız kent olan Kocaeli’nde bulunun su firmalarını öne çekip haberimizi yaptık. Bahsi geçen raporda Kocaeli’ndeki firmalar içinde analiz sonucu en kötü çıkan ve bilinirliği en fazla olan şirket Gürpınar Su adlı firmadır. Haber başlığında bu firmanın olması gayet doğaldır” dedi.
Firmaya cevap hakkını kullandırdıklarını 8 Mart 2018 tarihinde Asaş Kaynak Suları Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili Ömer Faruk Hansu tarafından gönderilen cevap metnini aynen sitede yayınladıklarını belirten Gökhan Karabulut, “Kocaeli Koz haber sitesi kurulduğu günden bu yana Basın meslek İlkelerine bağlı hareket eder. Firmanın söz konusu şikayetiyle ilgili Basın Konseyi’nin olumlu bir karar alacağınız umut eder, uzlaşmak gibi bir talebimiz olmadığını belirtiriz” dedi.

Kocaeli Koz İnternet Haber Sitesi, şikayet edilen haberini, Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi adlı sivil toplum kuruluşunun raporuna dayandırmaktadır. İlki 5 yıl önce yayınlanan rapor aynı kıstaslara göre güncellenmiş, son güncelleme 24 Ocak 2018 tarihinde yapılmıştır. Şikayet edilen internet sitesi de bu raporda yer alan kendi bölgesindeki su firmalarını haberleştirmiştir. Haber sadece tartışmalı faaliyetlerde bulunan bir kuruluşun raporuna dayandırılmış, ilgili firmaya ya da onları denetleyen kurumlara sorma gereği duyulmamıştır. Gazeteciyi yanlıştan koruyan ‘şüphe’ ve başka bir kaynaktan ‘doğrulatma’ ilkeleri atlanmıştır.

Oysa, Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi’nin bu raporuyla ilgili Sağlık Bakanlığı, ‘Bilimsel dayanaktan yoksul olduğu görülmüştür. Bilimselliği tartışmalı bir rapora dayanılarak haksız yere kamuoyunda infial uyandırmaya çalışmak etik bir davranış değildir” açıklaması yapmıştır. Şikayet konusu haberin yayınlanmasının ardından Ambalajlı Su Tüketicileri Derneği de 06.03.2018 tarihinde yüksek tirajlı ulusal gazetelerde ‘raporun gerçeği yansıtmadığı’ açıklaması yapmış, ilan vermiştir.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Şikayet edilen habere kaynak gösterilen bir rapordur. Sağlık Bakanlığı bu raporu hazırlayan kuruluşun ‘haksız iddialarda bulunduğunu’ belirterek, söz konusu ‘Ambalajlı Su Raporu’’ için ‘bilimsel bir dayanaktan yoksun olduğu görülmüştür’ açıklaması yapmıştır. Bakanlık açıklamasında ayrıca suların nasıl denetlendiği belirtildikten sonra, “Bu sebeple söz konusu raporda iddia edildiği gibi ’30 çeşit kirleticiye rastlanan bir suya sağlıklıdır raporu verildiğini’ beyan etmek akıl dışıdır’ ifadeleri yer almaktadır.
Sivil toplum kuruluşları demokrasinin gelişip yerleşmesinde önemlidir; hazırladıkları raporlar, yaptıkları açıklamalar haber olur. Ancak, ortada resmi makamların da ‘bilimsel bulmadığı’ ve ‘akıl dışı’ dediği raporlar yayınlayan bir kuruluş söz konusudur. Halk sağlığı gibi, yayınlandığında büyük etkisi olacak ve yankı uyandıracak raporlara ve açıklamalara daha dikkatli yaklaşılması, hatta sorgulanması gerekmektedir. Bunun yapılmaması; haberde adı geçen firma yetkilisine ulaşıp görüş alınmaması; Sağlık Bakanlığı’nın bu raporla ilgili açıklamasının göz ardı edilmesi eksikliktir.
Diğer taraftan şikayetçinin mağduriyetine (varsa ki, vardır) neden olan asıl muhatap, bu raporu hazırlayıp medyaya servis eden Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi adlı sivil toplum örgütüdür; bu örgüt hatalıysa hakkında işlem yapmayan yetkili resmi kuruluşlardır. Şikayetçi, yayın organına nasıl açıklama gönderip şikayetçi oluyorsa, raporun asıl sahibi sivil toplum örgütü ve resmi kuruluşlar nezdinde de işlem başlatmalı, bunun duyurulmasını istemelidir. Bu yönde bir girişimi olup olmadığı tarafımızdan bilinmemektedir.
Şikayet edilen gönderdiği yanıtta, şikayetçinin iddia ettiği gibi ‘karalama ve olumsuz algı oluşturmak gibi bir niyetle değil, böylesi çok hassas bir konuda okuyucuyu bilgilendirme çabası içinde haberi hazırladıklarını’ vurgulamış, şikayetçinin habere gönderdiği açıklamayı da vakit geçirmeden internet sitesinde kullanmıştır.

Bu nedenle şikayet konusu haber Basın Meslek İlkeleri’nin ‘Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez’ şeklindeki 4’üncü maddesine;
‘Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olunmaksızın yayınlamaz’ şeklindeki 6’ncı maddelerine aykırı olarak değerlendirilmiştir.

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 15 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda konuyu görüştü ve 1’e karşı 14 oyla Kocaeli Koz İnternet Haber Sitesi Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Karabulut hakkında ‘uyarı’ kararı aldı.

BASIN KONSEYİ, KOCAELİ ZİRVE İNTERNET HABER SİTESİ HAKKINDA ‘KINAMA’ KARARI ALDI

25.04 2018

Kocaeli Zirve İnternet Haber Sitesi’nde 06.03.2018 tarihinde yayınlanan ‘İlimizdeki bu su firmaları zehir satıyor’ başlıklı haberle ilgili Asaş Kaynak Suları Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin şikayeti.

KARAR
Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 25 Nisan 2018 günü 15 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda Asas Kaynak Suları Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili avukat Ömer Faruk Hansu’nun yaptığı şikayeti görüştü. Kocaeli Zirve İnternet Haber Sitesi İmtiyaz Sahibi Bigman Çakman ve Genel Yayın Yönetmeni Egemen Daşkan hakkında oy çokluğu ile ‘kınama’ kararı aldı.

REFERANS: 2018- 11

ŞİKAYETÇİ:

Asas Kaynak Suları Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili avukat Ömer Faruk Hansu

ŞİKAYET EDİLEN: Kocaeli Zirve İnternet Haber Sitesi İmtiyaz Sahibi Bigman Çakman ve Genel Yayın Yönetmeni Egemen Daşkan

ŞİKAYET KONUSU:
Kocaeli Zirve İnternet Haber Sitesi’nde 6 Mart 2018 tarihinde yayınlanan ‘İlimizdeki bu su firmaları zehir satıyor’ ve ‘Su mu içiyoruz zehir mi?’ başlıklı haberlerde, Gölcük merkezli ‘Gürpınar’ suyunun ‘en kötü su’ olduğu yazıldı.
Haberde, bir sivil toplum örgütü olan ‘Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi’ne ait beş yıl önce hazırlanan ve en son 24 Ocak 2018 tarihinde 14’üncü kez güncellenen ‘Ambalajlı Su Raporu’nda, Kocaeli’ndeki su firmalarının durumu yer aldı. Tahlil kriterleri ve puanları sıralanan haberde, ‘EN KÖTÜ SU GÜRPINAR’ ara başlığı ile şu ifadelere yer verildi:
“İlimizde yıllardır faaliyet gösteren birçok su firması ise bu puanlamalarda eksilere düşmüş durumda. Eksi puana düşen firmalar arasında en dikkat çekenlerden biriyse Gölcük’te faaliyet gösteren Gürpınar oldu. Gürpınar suyun yapılan analiz sonucunda aldığı puan -2.293,74 oldu. En düşük puanı alan Gürpınar’dan sonra Derince’de faaliyet gösteren Çenesuyu -64,36 puanla dikkat çekiyor.”

Şikayetçi avukatı, ‘Gürpınar’ markasıyla piyasaya su veren Asaş Kaynak Suları Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin damacana, su pompası, su, soda ve aromalı içecek satışı yaptığını belirtti, sağlık açısından herhangi bir sorun teşkil edecek her durumun önüne geçmek için önlemler aldığını savundu.
Kocaeli Zirve İnternet Haber Sitesi’nde 06.03.2018 tarihinde ‘İlimizde bu su firmaları zehir saçıyor’ ve ‘Su mu içiyoruz zehir mi?’ haberinin yayımlandığını belirten şikayetçi, firmaya yönelik karalama ve olumsuz algı oluşturulduğunu ifade etti. Haberde sözü edilen raporun Sağlık Bakanlığı tarafından ‘Bilimsel dayanaktan yoksun’ bulunduğunu ve bunun kamuoyuna açıklandığını kaydeden şikayetçi, yanlış haberin düzeltilmesi için yayın organına noterden açıklama gönderdiklerini, ancak internet sitesinin imtiyaz sahibi Bigman Çakman imzası 13.03.2018 tarihinde ‘Bu suları avukatlarla mı temizleyeceksiniz’ başlıklı yazıda gönderilen açıklamanın çarpıtılarak, suçlamanın devam ettirildiğini savundu.
Şikayetçi, 14’üncü kez güncellenen Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi’nin hazırladığı ‘Ambalajlı Su Raporu’ ile ilgili 17.01.2013 tarihinde Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı açıklamada şu ifadelerin geçtiğini kaydetti:
‘Söz konusu rapor Bakanlığımızca da incelenmiş; verilerin kaynağı, analiz metodu, analizi yapanların yetkinliği, laboratuvar koşulları vb. değerlendirmede raporun bilimsel bir dayanaktan yoksun olduğu görülmüştür. Bilimselliği tartışmalı bir rapora dayanarak haksız yere kamuoyunda infial uyandırmaya çalışmak etik bir davranış değildir… İçme- kullanma sularının takibini düzenleyen mevzuatımız Avrupa Birliği standartlarında usul ve esaslar içermektedir. Avrupa Birliği ülkelerinde ne uygulanıyorsa ülkemizde de uygulanan mevzuat aynıdır.”
Sağlık Bakanlığı’ndan ruhsat alarak faaliyet gösteren firmanın hedef alındığını savunan şikayetçi, “Yapılan haberle müvekkilimiz şirket kamuoyunda suçlu gibi gösterilerek karalama ve olumsuz algı oluşturulmaya çalışılmıştır. Yine aynı şekilde tüketiciler nezdinde infiale sebep olabilecek bir husus hakkında araştırma yapılmaksızın haber yapılması, müvekkilimizin kamuoyu nezdinde sağlıkla ilgili olarak yönetmeliklere ve yasaya aykırı davranan şirket olarak gösterilmesine neden oldu” dedi. Şikayetçi, söz konusu ‘İlimizdeki bu su firmaları zehir satıyor’ ve ‘Su mu içiyoruz zehir mi?’ haberi ve açıklamalarının çarpıtıldığını iddia ettiği ‘Bu suları avukatlarla mı temizleyeceksiniz’ başlıklı yazıda Basın Meslek İlkeleri’nin 6, 9, 10 ve 16’ncı maddelerinin ihlal edildiğini savundu.
UZLAŞMA VE DİĞER KONULAR
Şikayet başvurusu Kocaeli Zirve İnternet Haber Sitesi Yayın Yönetmeni Egemen Daşkan’a hem e- mail, hem postayla ulaştırıldı. Ancak şikayet edilen, süresinde cevap vermedi ve taraflar arasında uzlaşma sağlanamadı.

Şikayet konusu haber, doğrudan halk sağlığı ile ilgilidir bu nedenle de büyük önem taşımaktadır. Giderek büyük bir hacme ulaşan ambalajlı su sektöründe, önemli markaların yanında yerel firmalar da faaliyet göstermektedir. Özellikle yerel firmalarla ilgili ortaya çıkan şüpheler, bunların piyasadan silinmesi neden olmaktadır.

Kocaeli Zirve İnternet Haber Sitesi, şikayet edilen haberini, Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi adlı sivil toplum kuruluşunun raporuna dayandırmaktadır. İlki 5 yıl önce yayınlanan rapor aynı kıstaslara göre güncellenmiş, son güncelleme 24 Ocak 2018 tarihinde yapılmıştır. Şikayet edilen internet sitesi de bu raporda yer alan kendi bölgesindeki su firmalarını haberleştirmiştir. Haber sadece bir sivil toplum kuruluşunun raporuna dayandırılmış, ilgili firmaya ya da onları denetleyen kurumlara sorma gereği duyulmamıştır. Gazeteciyi yanlıştan koruyan ‘şüphe’ ve başka bir kaynaktan ‘doğrulatma’ ilkeleri atlanmıştır.

Oysa, Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi’nin bu raporuyla ilgili Sağlık Bakanlığı, ‘Bilimsel dayanaktan yoksul olduğu görülmüştür. Bilimselliği tartışmalı bir rapora dayanılarak haksız yere kamuoyunda infial uyandırmaya çalışmak etik bir davranış değildir” açıklaması yapmıştır. Şikayet konusu haberin yayınlanmasının ardından Ambalajlı Su Tüketicileri Derneği de 06.03.2018 tarihinde yüksek tirajlı ulusal gazetelerde ‘raporun gerçeği yansıtmadığı’ açıklaması yapmış, ilan vermiştir.

Gönderdikleri açıklamanın kullanılmadığını belirtilen şikayetçi, “Tekzip metninde belirtilen hususlara, metin yayımlanmaksızın gazete üzerinden hakarete varan cümlelerle cevap verilmiştir” demektedir.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Halk sağlığı ile ilgili haber yapması doğaldır, gazetecinin görevidir. Bu habere kaynak olarak gösterilen bir rapordur. Sağlık Bakanlığı bu raporu hazırlayan kuruluşun ‘haksız iddialarda bulunduğunu’ belirterek, söz konusu ‘Ambalajlı Su Raporu’’ için ‘bilimsel bir dayanaktan yoksun olduğu görülmüştür’ açıklaması yapmıştır. Bakanlık açıklamasında ayrıca suların nasıl denetlendiği belirtildikten sonra, “Bu sebeple söz konusu raporda iddia edildiği gibi ’30 çeşit kirleticiye rastlanan bir suya sağlıklıdır raporu verildiğini’ beyan etmek akıl dışıdır’ ifadeleri yer almaktadır.
Sivil toplum kuruluşları demokrasinin gelişip yerleşmesinde önemlidir; hazırladıkları raporlar, yaptıkları açıklamalar haber olur. Ancak, ortada resmi makamların da ‘bilimsel bulmadığı’ ve ‘akıl dışı’ dediği raporlar yayınlayan bir kuruluş söz konusudur. Halk sağlığı gibi, yayınlandığında büyük etkisi olacak ve yankı uyandıracak raporlara ve açıklamalara daha dikkatli yaklaşılması, hatta sorgulanması gerekmektedir. Bunun yapılmaması; haberde adı geçen firma yetkilisine ulaşıp görüş alınmaması; Sağlık Bakanlığı’nın bu raporla ilgili açıklamasının göz ardı edilmesi eksikliktir.
Diğer taraftan şikayetçinin mağduriyetine (varsa ki, vardır) neden olan asıl muhatap, bu raporu hazırlayıp medyaya servis eden Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi adlı sivil toplum örgütüdür; bu örgüt hatalıysa hakkında işlem yapmayan yetkili resmi kuruluşlardır. Şikayetçi, yayın organına nasıl açıklama gönderip şikayetçi oluyorsa, raporun asıl sahibi sivil toplum örgütü ve resmi kuruluşlar nezdinde de işlem başlatmalı, bunun duyurulmasını istemelidir. Bu yönde bir girişimi olup olmadığı tarafımızdan bilinmemektedir.
Şikayetçinin kendi firmalarını hedef alıp hatta suçlayıcı ifadelerin yer aldığı haber nedeniyle gönderdiği açıklama kullanılmamış; internet sitesi imtiyaz sahibi bir de ‘Bu suları avukatlarla mı temizleyeceksiniz?’ başlıklı yazı yazıp suçlamayı sürdürmüştür. Bu da şikayet edilenin kasıtlı olduğu ve etik değerlerle örtüşmeyen davranışta bulunduğunu göstermektedir.

Bu nedenlerle şikayet konusu haberde, Basın Meslek İlkeleri’nin ‘Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez’ şeklindeki 4’üncü maddesi
‘Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olunmaksızın yayınlamaz’ şeklindeki 6’ncı maddesi,
“Basın organları yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı duyarlar’ şeklindeki 16’ncı maddesi ihlal edilmiştir.

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, 15 üyenin katılımıyla yaptığı toplantıda konuyu görüştü ve 1’e karşı 14 oyla Kocaeli Zirve İnternet Haber Sitesi Egemen Daşkan ve İmtiyaz Sahibi Bigman Çakman hakkında yukarıda sayılan 3 maddeyi ihlalden ‘kınama’ kararı aldı.