,

Basın Konseyi Yüksek Kurul Üyesi Av. Ersü Oktay Huduti'nin Muhalefet Şerhi

(Basın Konseyi Yüksek Kurulu’nun Sabah Gazetesi ve Muhabiri Erhan Öztürk’ün Uyarılmasına İlişkin 2012/28-29-30 Esas Sayılı Kararına İlişkin)

 

 MUHALEFET ŞERHİ

 

Basın Konseyi Yüksek Kurulu’nun 5 Eylül 2012 tarihli ve 10 sayılı toplantısında görüşülen 2012/28-29-30 referans sayılı dosyada çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

 

Somut olayda ihalelere itiraz ederek süreci uzattığı ve bu itirazları geri çekmeyi teklif ederek ihaleye katılan diğer tüzel kişilerden menfaat temin etmeye çalıştığı ileri sürülen şirketlere ilişkin bir haber yapılmıştır. Haberde “Ankaralı bir iş adamı” nın suç duyurusunda bulunacağını belirttiği şirketlerin isimlerine de yer verilmiştir. Haberde ayrıca bu şirketlerden birinin yetkilisi tarafından yapılan açıklamaya da yer verilmiştir.

 

Uyuşmazlıkta şikâyetçi taraf haber yapılırken kendilerinden görüş alınmadığını belirtmektedir. Buna karşılık haberi yapan muhabir de defalarca kez aradığını ancak cevap alamadığını ileri sürmektedir. Basın Konseyi’nin bu iki iddiadan hangisinin gerçeği yansıttığını objektif olarak saptaması mümkün değildir. Bununla birlikte haber içeriği incelendiğinde bahsedilen şirketlerden birinin beyanda bulunduğu ve bu beyanların da haber metninde yer aldığı anlaşılmaktadır.  Kanımca Basın Konseyi’nin kararını verirken değerlendirebileceği tek objektif veri budur ve Basın Konseyi’nin yerleşik uygulamasında önemle üzerinde durduğu, haberle ilgili kişi ve kuruluşların görüşlerinin alınması ilkesine uygun hareket edildiğinin kabulü gerekmektedir.

 

İncelenmesi gereken diğer bir husus da düzeltme ve cevap hakkının kullandırılıp kullandırılmadığıdır. Medya organlarının kitle iletişiminde sahip oldukları güç ve etkiyle diğer kişi ve kurumların kitle iletişim imkânları dikkate alındığında, medya organlarının sahip oldukları imkânlar genelde daha ağır basmaktadır. Bu sebeple medyada yer alan haber ve yorumlara ilişkin olarak kişilerin düzeltme ve cevap hakkını ve dolayısıyla ifade özgürlüklerini en geniş anlamda kullanabilmeleri sağlanmalıdır. Bu durum ayrıca farklı fikirlerin yayılabilmesi ve gerçeğe aykırı yayınlara karşı koyulabilmesi imkânını da sağlar[1].

 

Basın Konseyi’ne düzeltme ve cevap metnini içeren bir belge (mektup, ihtar vb.) sunulmamıştır. Bununla birlikte Ankara 11. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2012/762 Değişik İş sayılı dosyasına ilişkin kararı dosyaya ibraz edilmiş ve kararda da gönderilen düzeltme ve cevap metninin gazeteye yönelik hakaret içerdiği ve bu sebeple de yayınlanması zorunluluğunun bulunmadığı hüküm altına alınmıştır. Mahkeme kararı esas alındığında, düzeltme ve cevap hakkının kullandırılmadığı gerekçesiyle de bir ihlal kararının verilmesi mümkün değildir.

 

Yukarıda açıklanan sebeplerle “şikâyetin yersizliğine” karar verilmesi gerektiğini düşünüyor ve çoğunluk görüşünden ayrılıyorum.

 

 

 

Av. Ersü Oktay Huduti

Basın Konseyi Yüksek Kurulu Üyesi



[1]Benzer görüş için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Melnychuk v. Ukrayna (2005) ve Kaperzyńskı v. Polonya (2012) kararları

,

Basın Konseyi, Sabah Gazetesi’nin Uyarılmasına Karar Verdi.

I———I

 

Basın Konseyi, Sabah Gazetesi’nde, 9 Haziran 2012 tarihinde; “Son 3 Gün Şantajcıları”  başlığıyla ve Erhan Öztürk imzasıyla yayınlanan haberle ilgili olarak aşağıdaki kararı vermiştir.

 

KARAR

 

ŞİKÂYETÇİ                                          : Dicle Temizlik Sosyal Hizm. İnş. Tur.

Yem. San. Ve Tic. Ltd. Şti.

VEKİLİ                                  : Av. Özer İncegül

 

ŞİKÂYET EDİLEN                               : 1. Sabah Gazetesi

(Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.)

2. Erhan Öztürk

(Sabah Gazetesi Muhabiri)

 

ŞİKÂYETİN KONUSU      : Dicle Temizlik Sosyal Hizm. İnş. Tur. Yem. San. Ve Tic. Ltd. Şti. vekili Av. Özer İncegül Basın Konseyi’ne yapmış olduğu 11.06.2012 tarihli yazılı şikâyet başvurusunda, Sabah Gazetesi’nin 09.06.2012 tarihli nüshasının anasayfasında manşetten verilen “Son 3 gün Şantajcıları” başlıklı haber ile gazetenin 23. Sayfasındaki haber devamında, müvekkili şirketin ismi belirtilerek gerçeğe aykırı bir iddiada bulunulduğunu ve Basın Meslek İlkeleri’nin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

 

Şikâyet konusu haber, 09.06.2012 tarihli Sabah Gazetesi’nin ana sayfasında Erhan Öztürk imzasıyla ve  “Son 3 gün Şantajcıları” manşetiyle yayınlanmış bir özel haberdir. Haberin genelinde ise tam olarak şu ifadelere yer verildiği görülmektedir:

 

“Yeni bir ihale mafyası türedi: Son üç günde ihaleye itiraz ediyor ve haraç karşılığı dilekçelerini geri çekiyorlar

Belediye, hastane ve üniversitelerin ihalelerine giren şirketler, son anda itiraz eden şantajcılardan yaka silkiyor. Şantajcıların ‘tarifesi’ 1 ile 50 milyon TL arasında değişiyor

Belediye, hastane ve üniversitelerin çöp, temizlik gibi ihalelerine giren çok sayıda firma, ihaleye son üç gün kala dilekçe verip itiraz eden, sonra da kendilerinden itirazı çekme karşılığında haraç alan şirketlerden dertli. İşadamlarının “Son gün vurguncuları” diye nitelendirdiği bu firmalar, ihale bedelleri 5 milyon TL’den başlayıp, 50 – 60 milyon TL’ye çıkan dosyalarda, itirazlarını geri çekmeleri karşılığında ihalenin büyüklüğüne göre 50 bin ila 1 milyon TL arasında para alıyorlar. Son gün fırsatçılarının çalışma yöntemleri şöyle:
İhalelerle ilgili sadece dosya alıp, ihaleye üç gün kala ilgili idareye, “dosyada eksiklik var” gerekçesi ile itirazda bulunuyor.
İhaleyi kazanan firma, itiraz dilekçesini veren firmayla görüşüyor.
Dilekçeciler “anlaşalım” diyerek, karşı taraftan para alıp, yaptıkları itirazı geri çekiyor.
Son gün fırsatçılarına ‘haraç vermem’ diyerek, anlaşmayan şirketlerin ihale dosyalarının son itiraz yeri ise Kamu İhale Kurumu (KİK).
Fırsatçılar, 20 günde tamamlanan ihale sürecinin son günü KİK’e itiraz ediyorlar.
KİK’e itirazdan sonra şirketi arayarak, ‘dilekçe verdik’ diyorlar. İtirazlarını geri çekme karşılığında ise 50 bin ile 1 milyon TL arasında para alıyorlar.
Bu yöntemi kullanan “uyanık” şirketleri tek tek tespit eden Ankaralı bir işadamı ‘vurgun çarkına” karşı suç duyurusunda bulunmaya hazırlanıyor.

GÖKÇEK ÖNLEM İSTEDİ
Konuya ilişkin SABAH’a açıklama yapan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, şunları söyledi: “Mevzuattaki boşluklardan yararlanan ve bu işi bir rant haline dönüştüren şirketler var. İtiraz edilmeyen ihale yok. Kayıtları, isimleri birçok firma adeta avanta almak için ihaleye dahil oluyorlar. İhaleyi alanlara ‘Para ver yoksa ihaleyi uzatırım’ diyerek, aba altından sopa gösteriyor. İşadamı ne yapsın. Süreç uzamasın diye mecburen haracını veriyor. Bunun önlemini almak lazım. İtiraz eden firmalara bir yaptırım getirilmeli. İhale bedelinin yüzde 1’ini yatırma zorunluluğu getirilmeli.” Kamu İhale Kurumu’na itiraz eden şirketlerden Bilge Can İnşaat’ın yetkilisi Orhan Polat, “Girebileceğimiz ihalelere giriyoruz. İş tanımında eksiklikleri gördüğümüz için itiraz ediyoruz. Maddi durumumuz el vermediği için dönem dönem para yatıramıyoruz” dedi.

Listedeki şirketler
Ankaralı işadamı haklarında suç duyurusuna hazırlandığı şirketleri şöyle sıraladı:
Esas Sosyal Hizmetler toplam 32 başvuru yaptı. 28 dosyaya harç yatırdı. 4 dosyaya ise yatırmadı. 15 ihale iptal edildi. 11 ret, 2 dosya da süreç devam ediyor.
Acar Bilgi İşlem toplam 22 başvuru yaptı. 15’ine harç yatırdı. 7’sine ise yatırmadı. 8 ihale iptal oldu, 9’u ise reddedildi.
Dicle Temizlik Sosyal Hizmetler 15 başvuru yaptı. 10 dosyaya harç yatırdı. 5’ine ise yatırmadı. 2 ihale iptal edildi. 8’i ise reddedildi.
Sis – Tem Sosyal Hizmetler 14 başvuru yaptı. 8 dosyaya harç yatırdı. 6’sına ise yatırmadı. 2 ihale iptal oldu. 6’sı ise reddedildi.
Bilge Can İnşaat 5 başvuru yaptı 3 ihaleye harç yatırmadı. 2’sine yatırdı. 1 ihale iptal, 1’i ise reddedildi.
Emin Organizasyon (İhale Yasaklısı 13 Ocak 2010’da Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ihaleye fesat karıştırmaktan kamu davası açılmış)
Dilekçeci şirketler son iki yılda 95 ihale için KİK’e başvurdu. Bunlardan, 31’ine başvuru bedeli yatırmadı, 38’i reddedildi, 26 ihale gündeme alınıp, iptal edildi.”

 

Bu haber nedeniyle Basın Konseyi’ne yazılı şikâyet başvurusunda bulunan Temizlik Sosyal Hizm. İnş. Tur. Yem. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili Av. Özer İncegül, başvurusunda özetle, haberde ihale mafyasına örnek olarak bizzat ismi geçirilen müvekkili şirketin herhangi bir mafya organizasyonu içerisinde olmasının söz konusu olmadığını, haberin gerçeğe aykırı olduğunu, Kamu İhale Kurumu’na ihale iptali için başvurmanın suçmuş gibi gösterildiğini, oysa iptal ettirilen ihaleler ile devletin zarara uğratılmasının engellendiğini ve kamu yararı bulunduğunu, bu haber ile müvekkili şirketin ticari itibarını ve kredibilitesini etkileyen bir iftirada bulunulduğunu ifade etmiş ve bu durumun Basın Meslek İlkeleri’nin 4., 6., 9., 10. Ve 16. Maddelerini ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

 

ŞİKÂYET EDİLENLERİN YANITI: Sabah Gazetesi Sorumlu Müdürü Yusuf Yazıcıoğlu   ve Sabah Gazetesi Muhabiri Erhan Öztürk’e şikâyetle ilgili bilgi veren Genel Sekreterlik mektubu 18 Temmuz 2012 tarihinde, kargo ile gönderilmiş, kargo şirketi tarafından mektupların teslim alındığı bilgisi Adem Özer olarak bildirilmişse de taraflardan herhangi bir yanıt gelmemiştir.

 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ: Basın Konseyi Yüksek Kurulu 5 Eylül 2012 tarihli toplantısında dosyayı ele alarak aşağıdaki değerlendirmeyi yapmıştır.

Şikâyet konusu haber, 09.06.2012 tarihli Sabah Gazetesi’nin manşetinde yayınlanmış olup, bu haberde esas itibarıyla, bazı şirketler tarafından kamu ihale sürecindeki boşluktan yararlanılarak bir haksız kazanç sağlama yönteminin geliştirildiği ve bu yöntemle yüklü miktarlarda haksız kazanç elde edildiği iddiasının kamuoyu ile paylaşılmasından ibarettir.

Somut olayda olduğu gibi, kamu ihaleleri üzerinden haksız kazanç sağlanmasına ilişkin bir iddianın haber değeri taşıdığı aşikâr olduğu gibi, böyle bir iddianın okuyucuya duyurulmasında şüphesiz “ kamu yararı” da bulunmaktadır.

Benzer şekilde, haber “güncel” bir olaya ilişkin olduğu gibi, haberde ismi geçen şirketlerin kamu ihale kurumuna yaptığı itirazlar “görünüşte gerçeklik” koşulunun da oluştuğunu göstermektedir. Haberin genelinde kullanılan üslup ve ifade biçimi açısından da, haberde esas olarak “haksız çıkar sağlama yöntemi”nin ön plana çıkartıldığı ve bu yöntemin irdelendiği; yoksa ismi geçen şirketlerden birinin hedef seçilerek onun itibarsızlaştırılmasına yönelik bir üslubun bulunmadığı tespit edilmiştir.

Haberde sorunlu gibi görünen tek nokta, kamu ihale kurumuna çok sayıda itirazda bulunmuş bazı şirketlerin isimlerinin ve yaptıkları itirazların alenen yayınlanmış olmasıdır. Ancak, “ihale yolsuzluğu” gibi kamu yararı taşıyan bir konuda gazetecinin eline ulaşan ve resmi kayıtlara dayanan böyle bir listeyi haberin bir parçası olarak yayınlaması son derece doğal bir durumdur. Zaten şikâyetçinin başvurusunda da, müvekkili şirketin kamu ihale kurumuna yapmış olduğu bu itirazlara yönelik olarak herhangi bir yalanlama veya gerçeğe aykırılık iddiası bulunmamaktadır. Ayrıca, haberin içeriğinde listede ismi geçen şirketlerden birinin yetkilisinin açıklamalarına da yer verildiği ve haberde tek taraflı ve suçlayıcı bir anlayışın benimsenmediği de görülmektedir.

Bu açıdan, konuya ilişkin Genel Sekreterlik görüşü, “ihale yolsuzluğu” iddiası gibi kamuoyunu yakından ilgilendiren ve kamu yararı taşıyan bir konuda okuyucuyu bilgilendirmeye yönelik hazırlanmış olan bu haberin, haber verme hakkının sınırları içerisinde kaldığı ve Basın Meslek İlkeleri’ni ihlal etmediği şeklinde ortaya çıkmıştır.

Bununla birlikte, 05.09.2012 tarihli toplantısında konuyu değerlendiren Basın Konseyi Yüksek Kurulu, Genel Sekreterlik görüşündeki tespitlere prensip olarak katılmak ile birlikte; şikâyete konu haberin özellikle haberde “şantajcı” olarak ifade edilen şirketlere ulaşarak, onların görüşlerini de okuyucuya aktarma noktasında bir eksiklik olduğu kanaatine ulaşmıştır. Buna göre, haberde isimleri verilen 6 şirketten yalnızca 1 tanesinin temsilcisinin karşı görüşlerine yer verilmiş, diğer 5 şirketin ise görüşleri ortaya konulmamıştır. Oysa, ciddi bir yolsuzluk iddiasını içeren ve haberde ismi geçen şirketlerin salt bu nedenle ticari itibarlarını önemli bir biçimde zarara uğratabilecek olan bu haber hazırlanırken, ismi geçen her şirkete de benzeri şekilde bir yanıt hakkının tanınması en doğru yaklaşımdır. Bu açıdan Basın Konseyi Yüksek Kurulu, somut incelemeye konu olan bu haber, esasında son derece önemli ve yararlı bir gazetecilik faaliyeti yapıldığını tespit ve takdir etmesine karşın; yalnızca haberin hazırlanması sürecinde karşı tarafa ulaşma çabası noktasında bir eksiklik bulunduğu belirlemiş ve bu durumun Basın Meslek İlkeleri’nin 6. Maddesini ihlal ettiği sonucuna ulaşmıştır.

Tüm bu verilerin ışığında, Dicle Temizlik Sosyal Hizm. İnş. Tur. Yem. San. Ve Tic. Ltd. Şti. vekili Av. Özer İncegül’ün 09.06.2012 tarihli Sabah Gazetesi’nin ana sayfasında manşetten verilen “Son 3 gün Şantajcıları” başlıklı haberin, Basın Meslek İlkeleri’nin 6. Maddesini ihlal etmesi nedeniyle, Sabah Gazetesi ve Muhabir Erhan Öztürk’ün “uyarılmasına” oyçokluğuyla karar verilmiştir.

 

(Karar No: 2012/ 29-30)

———————-

Not: Basın Konseyi Sözleşmesi ve Çalışma Kuralları gereğince, hakkında şikâyette bulunulan medya grubu veya gazeteciyle ilişkisi olan Yüksek Kurul üyeleri, görüşmelerde oy kullanamazlar.

,

Basın Konseyi Hatay’a Gidiyor

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, aylık olağan toplantısında, gündemdeki konularla birlikte, Hatay Valiliğinin basın açıklaması yasağını görüşmüştür.

Öncelikle, hiçbir makamın yasal  olarak böyle bir yasak koymayacağını böyle bir yasağın demokrasiyle bağdaşmayacağını belirtmeyi görev sayıyoruz.

Basın Konseyi olarak, yaşanan  tartışmaları yerinde inceleyip değerlendirmek amacıyla, Gazeteciler Cemiyetleri, Hatay Barosu ve çeşitli meslek kuruluşlarıyla görüşmek üzere, 11/12 Eylül Salı/Çarşamba günleri Hatay’da olacağımızı ve edindiğimiz izlenimleri kamuoyuyla paylaşacağımızı  bilgilerinize sunuyoruz.

İbrahim Arıkan’a Plaket.

Basın Konseyi Yüksek Yüksek Kuruldaki görevinden ayrılmıştı.

Konseye yaptığı katkılar nedeni ile Basın Konseyi Başkanı Orhan Birgit, Arıkan’a bir şükran plaketi sundu.

 

istanbul elit escort

Çok uzun bir süredir kendi özgürlüğümün tadını en çılgın seks fantezileri ile yaşamak için düzenli olarak sevişmeye devam ediyorum. Bu heyecan dolu saatleri yaşarken g,derek daha güzelleştiğimi fark ettim. İşine svedalı istanbul elit escort ve her açıdan kusursuz bir escort olmak amacıylaçıktığım bu yolda emin adımlarla yürümeye devam edeceğim. Benim gibi çılgın ve sevişenin tadına varak isteyen her azgın erkek ile seviyeli bir ilişki yaşamaya hazırım. He yaşım hemde kusursuz bedenim ile seninde bütün cinsel arzularını doyurak istiyorum. Bir yetiş iki boyum ve enfes fiziğim ile hayallerndeki kadın profilini yeniden tanımlayacağım. Seksi sonsuz bir şehvet ile yaşamak istiyorsan, bana ulaşmalı ve lezzetimi, tatmalısın.

Şimdilik senin nasıl kadınlardan hoşlandığını tam olarak bilemiyorum ama, kısa bir süre sonra beni keşfetmenin sonsuz hazzını yaşayacağına eminim. istanbul escort Bende bulduğun leziz tad ile, seks hayatın bir anda rengarenk olacak ve tüm cinsel arzuların doyuma ulaşacak. Seksin her türlü çılgın fantezisini sana sunarken elimden geldiğince özgür bir yaklaşım sergilemek istiyorum. Ne sen ne de ben bugün hiç bir şekilde kendimizi kısıtlamadan azgınca sevişmeye başlayalım. avrupa yakası escort Beni yaşadıkça ne kadar güzel ve doyusuz bir hatun olduğumu daha iyi anlayacaksın. Narin ve esnek bedenim ile sana arzu ettiğin tüm cinsel pozisyonları sunmak için çok sabırsızım. Yaşadıkça güzelleşen ve sevişmeye doyamayan bu hatunu bir güzel becermen gerekecek.

Şimdiye kadar istediğin ve bir türlü yaşayaadığın ne kadar delice fantezi varsa, tüm zincirlerimizi kırıp bu heyecana atılmanın tam zamanıdır. Ara beni, seni sekse doyuracağım.

 

Basın Konseyi, Suriye’de Bulunan Kayıp Gazeteci İçin Dışişleri Bakanlığına Başvuruda Bulundu

Suriye’deki olayları bir  Arap Televizyonu adına izleyen Gazeteci Cüneyt Ünal ile iletişim  sağlanamadığı yönündeki haberler  üzerine Basın Konseyi Dışişleri Bakanlığına  başvurarak bu konudaki çalışmaların daha  da hızlandırılmasını istemiştir.

Konsey’den yapılan açıklamada “Devletimizin her vatandaşımıza ve oradaki meslektaşımıza da sahip çıkacağından emin olmakla birlikte, bu doğrultudaki çalışmalarının arttırılmasını dileriz.” denildiği ifade edildi.

Basın Konseyi İç İşleri Bakanına Cevap Verdi

İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in Ordu’da yaptığı Bayram Konuşmasında  hatalı tutumunu eleştiren köşe yazarlarını tehdit eden sözlerine cevap veren Basın Konseyi açıklamasında şöyle denildi:Bu yakışıksız sözleri sahibine iade ederiz.”

"Uykudan Önce Bir Dakika" – Hasan Pulur – Milliyet

Orhan Birgit, hem yaş, hem kıdem olarak bizden biraz büyükse de aynı kuşaktan sayılırız. “1950”li yıllarda Orhan Birgit “Yeni Sabah”tayken biz de “Yeni İstanbul” ve “Vatan”daydık. Orhan Birgit, bildik bileli CHP’lidir, hem de Sefa Kılıçoğlu’nun “Yeni Sabah”ında…
Orhan Birgit’in, CHP Gençlik Kolu’nda başlayan siyasi hayatı kademe kademe yükselmiştir, milletvekilliğinden bakanlığa kadar.
* * *
Birgit, şimdi Basın Konseyi Başkanı’dır, yaşamı boyunca sürdürdüğü siyasi mücadeleyi “Basın Konseyi Başkanı” olarak tutuklu meslektaşları için göstermektedir, kuru kuruya kâğıt üzerinde değil.
Basın Konseyi ve Yüksek Kurul Üyeleri’yle cezaevlerindeki gazetecileri ziyaret etmekte ve ellerinden geldiği kadar onları yalnız bırakmamaktadır.
* * *
Peki, oralardaki durum nedir?
Sayıları doksanı aşan tutuklu gazetecinin ortak bir görüşü var:
“Ülkemizde bağımsız adalet yoktur.”
Bu görüş, doğru veya yanlış olarak değerlendirilebilir.
Orhan Birgit şöyle der:
“Kendilerini, tutuklu değil, tutsak olarak gören meslektaşlarımızın seslerini dikkate almanın, bir insanlık ve doğal olarak sorumlu yurttaşlık olduğunu unutmamak gerekiyor.”
Nasıl, ne yaparak?
Şöyle:
“Politik görüşlerimi, bu gerçeklerin dışında bırakarak, yıllardır, göğün mavisine, doğanın yeşiline ve toprağa hasret duyan ve beton yığınları içindeki hücrelerinde tecritte tutulan meslektaşlarımızın sorunlarına yardım amacıyla onlara destek olmamızı rica ediyorum.
Her gece başınızı yastığa koymadan önce, escort beylikdüzü lütfen bir dakikanızı ayırın ve kendi kendinize sorun: Bu gazetecilerin tutukluluğu ne zaman sona erecek? Onları tutuklayan irade, ne zaman haklarındaki kanıtları toplayarak değerlendirme aşamasına gelecek?
Yanıtını kendi vicdanınızdan alabilirseniz uykuya dalabilirsiniz…”
* * *
Orhan Birgit’le biraz da nostalji takılalım…
Bunca yıl kaç sivil başkan gördük, gazetecileri şikâyet edenler oldu, yanlış yazıyor, gördüklerini yazmıyorlar, diye…
Köşe yazarlarını patrona şikâyet eden, “Bu adamları, köşe yazarı olarak nasıl tutuyorsun?..” diyen Başbakanı hatırlıyor musunuz?
Biz kulaklarımızla duyduk, televizyonda dinledik, Sayın Tayyip Erdoğan şöyle diyordu:
“Şimdi çıkmış birileri köşesinde yazıyor. Ne diyor? ‘Dışişleri Bakanı’nın Myanmar’da ne işi var,’ diyor… ‘Başbakan’ın kızının, hanımının gidişini anlıyorum da, Dışişleri Bakanı oraya niye gidiyor,’ diyor. Ben buradan o medya patronuna ‘yazıklar olsun’ diyorum. Bu adamları köşe yazarı olarak nasıl tutuyorsunuz?..”
* * *
Sevgili Orhan Birgit, uykuya dalmadan önce “Tutuklu gazeteciler için düşünün ve bir dakika vicdanınızın sesini dinleyin” diyor…
Buyurun bir deneyin.
Sabahı sabah ettiniz mi?

Hasan Pulur

Milliyet – 17.08.2012

,

Has Parti Genel Başkanı Numan Kurtulmuş Basın Konseyi'ni Ziyaret Etti.

Basın Konseyi Başkanı Orhan Birgit tarafından karşılanan Kurtulmuş, yeni seçilen Yüksek Kurul üyelerini tebrik etti.

Basın Konseyinin çalışmaları hakkında bilgi veren Konsey Başkanı Orhan Birgit, “Politik yaşamımızın önemli simalarından Sayın Prof Dr Numan Kurtulmuş’u Basın Konseyi’nde ağırlamaktan çok mutlu olduğumuzu belirtmek isterim.

Faal gazetecilerden oluşan Basın Konseyi çeyrek yüz yıldır, bir yandan medyanın etik sorunlarıyla uğraşmakta; öte yandan da özellikle ifade özgürlüğünü kısıtlamaya yönelik girişimlere de karşı çıkmaktadır.

Sözde bir terör örgütünün üyesi olmakla suçlanan 90’ı aşkın gazetecinin ucu açık bir şeklide beş yıldır özgürlükleri alınmış olarak tutuklu bulunmasından duyduğumuz üzüntüyü de özelikle bir Ramazan Bayramı öncesinde sizinle paylaşmak isterim.

Çok Partili demokratik  bir Parlamento ile yönetilen ülkemizin yakın geleceğinde,bundan önce olduğu gibi faal bir siyaset önderi olarak önemli görevler üstleneceğiniz duyumlarını ilgi ile izliyoruz.

Kamuoyunun beklentisi bir Toplumsal Barıştır. Bu doğrultuda olumlu adımlar atacağınıza da güvenmek istiyoruz.” Dedi.

Basın Konseyi’ne seçilen yeni Yüksek Kurul üyelerini tebrik eden Numan Kurtulmuş’a üyeler Türkiye’de basın özgürlüğü hakkında ayrıntılı bilgi verdiler.

Görüşmede  2. Başkan Kenan Akın, Üyelerden Nevzat Yalçıntaş, Erdal Güven, Yaman Törüner, Turgut Kazan ve Enver Aysever de hazır bulundular..

,

Basın Konseyinden Medyaya Mektup

Basın Konseyi Başkanı Orhan Birgit tutuklu gazeteciler ile ilgili bayram öncesi medya mensuplarına birer mektup gönderdi.

08 Ağustos 2012

Sayın  Meslektaşım,

 

İstanbul Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemelerinde terör örgütü oluşturmaktan sanık olarak yargılanan meslektaşlarımız, İzmir Milletvekili Mustafa Balbay, Tuncay Özkan, Başkent Medya Grubu Başkanı da olan Zonguldak Milletvekili Prof.Dr. Mehmet Haberal, Doğu Perinçek, Mehmet Perinçek, Yayıncı/Yazar Ergun Poyraz ile “İletişim Özgürlüğü”nü kuruluş amaçlarının başında gören Basın Konseyi’nin Başkanı ve Yüksek Kurul Üyeleri olarak  olabildiğince görüşme olanağı sağlamaya çalışıyor, aynı nedenle Diyarbakır ağırlıklı güney doğulu meslektaşları da tutuklu bulundukları Cezaevinde ziyaret ediyoruz .

Sayıları 90’ı aşkın tutuklu gazetecilerin ortak görüşü, “Ülkemizde bugün bağımsız Adalet olmadığı” noktasında toplanmaktadır.

Bu görüş, doğru; ya da yanlış olarak değerlendirilebilir.

Ancak, kamuoyu yoklamalarında da “Adalet Kurumunun en az güvenilir” olarak değerlendirildiği gerçeğini dikkate alarak, kendilerini “tutuklu değil, tutsak olarak” gören meslektaşlarımızın seslerini dikkate almanın bir insanlık ve doğal olarak sorumlu yurttaşlık borcu olduğunu unutmamamız gerekiyor.

Politik görüşlerimizi, bu gerçeklerin dışında bırakarak, yıllardır, göğün mavisine, doğanın yeşiline ve toprağa hasret duyan ve beton yığınları içindeki hücrelerinde tecritte tutulan meslektaşlarımızın sorunlarına yardım amacıyla onlara destek olmamızı rica ediyorum.

Her gece başınızı yastığa koymadan önce lütfen bir dakikanızı ayırın ve kendi kendinize sorun: Bu gazetecilerin tutukluğu ne zaman sona erecek? Onları tutuklayan irade, ne zaman haklarındaki kanıtları toplayarak değerlendirme aşamasına gelecek?

Yanıtını kendi vicdanınızdan alabilirseniz uykuya dalabilirsiniz…

Sevgiler, saygılar sunuyorum.

Orhan Birgit
Basın Konseyi Başkanı