“UMUT NÖBETİ”Nİ AYDIN BOYSAN İLE MUSTAFA ALABORA TUTTU.

köp viagra i thailand “Umut Nöbeti” devam ediyor. Nöbeti, mimar ve gazeteci Aydın Boysan ile sanatçı Mustafa Alabora devraldı.

come funziona la leva sul forex 95 yaşında olmasına karşı ‘umut nöbeti’ne katılan Aydın Boysan şöyle konuştu:

binaire opties sites “Bunun edepli bir şekilde sınıflandırılması caiz olmadığı için ağzıma geleni söylemeyeceğim. Aklıma geleni de söylemeyeceğim. Ben 1921 yılında doğdum. O zaman Vahdettin hala padişahtı. Galiba o zaman memlekette hürriyet daha yaygındı.”

welcher binäreoptioen  

ist viagra schon billiger geworden Mustafa Alabora ise şu ifadeleri kullandı:

Tastylia Germany “Ben de Aydın abiden 25 yaş küçüğüm ve 70 yaşıma geldim. Çocukluğumdan bu yana daha mutlu, daha özgür, daha demokratik bir ülkede yaşamak inancıyla hep umut ederek yaşadım. Ama ne yazık ki böyle bir ülkede yaşamıyorum. Umarım daha demokratik özgür, bir hukuka sahip oluruz. İnsan haklarına saygılı ve kardeşliğin geliştiği bir ülkede yaşarız.”

kan man köpa Viagra på teneriffa Nöbet sırasında Can Dündar’ın eşi Dilek Dündar, annesi Öznur Dündar  ve Erdem Gül’ün eşi Aslı Gül de, Boysan ile Alabora’nın yanına giderek destek verdi.

tutorial opzioni binarie 60  

“UMUT NÖBETİ”Nİ EROL ATASOY İLE ALİ AKTAŞ TUTTU.

fai soldi online veri con le opzioni binarie “Umut nöbeti” devam ediyor.
Nöbeti, Cumhuriyet Gazetesi gece amiri Erol Atasoy ile gazetenin eski arşiv çalışanlarından Ali Aktaş devraldı.

billig Sildenafil Citrate von pfizer Erol Atasoy şöyle konuştu:
“Dündar ve Gül şahsında muhalif olan herkese gözdağı vermek istiyorlar, korkutmak, yıldırmak istiyorlar. Yılmayacağız. Tutuklu tüm gazeteciler serbest bırakılmalı. Can Dündar ve Erdem Gül şahsında bizim gibi düşünen, insan hakları, demokrasi ve özgürlükten yana insanlara destek için burada, nöbette olmam gerekiyordu. Görevimizi yapmaya çalıştık.”

buy tastylia Ali Aktaş ise şu ifadeleri kullandı:
“Çok zor bir süreçten geçiliyor. Bu süreçte de bütün demokrasi güçleri bir araya gelmeli. Baskı sistemine karşı dik durmamız gerekir.”

tastylia tadalafil 20 mg Gazetecilere özgürlük …

“UMUT NÖBETİ”Nİ ZÜLKANİ SİRMEN, IŞIK ÖĞÜTÇÜ İLE BEKİR ÖZCAN TUTTU.

“Umut Nöbeti” sürüyor.
Nöbeti, gazeteci Zülkani Sirmen, Orhan Kemal Müzesi kurucusu ve yazar Işık Ögütçü ile CHP Beyoğlu İlçe Başkanı Bekir Özcan ve yönetim kurulu üyeleri devraldı.

Zülkani Sirmen şöyle konuştu:
“Bir ülkede yargının ve basının hür olmaması durumunda o ülkede gerilim yaşanır. Tutuklu olan gazetecilerin biran önce serbest bırakılmasını istiyorum.”

Işık Öğütçü ise şu ifadeleri kullandı:
“Umut Nöbeti”ni haftalardır sürdüren Basın Konseyi’ne teşekkür ediyorum. Dündar ve Gül’ün tutuklanmalarına neden olan, yürekleri ve vicdanları sızlatan iddianame üzerine çeşitli görüşler açıklanmıştır. En önemli açıklama ise Bülent Arınç’tan gelmiştir. Arınç ‘Böyle bir suçtan ne tutuklanması, ne dava açılması, ne de mahkemenin bir ceza kararı vermesi mümkün değildir’ demiştir. Bu da gösteriyor ki umutsuz olmak için hiçbir sebep yoktur.”

Bekir Özcan ise,
“Basını özgür olmayan toplumlar gerçekte koca bir hapishanenin içinde yaşarlar. Susturabilirler mi özgürlüğü yazan kalemleri? Hayır. Bugüne kadar susturamadılar. Susmayacağız. Korkmayacağız, yılmayacağız, sinmeyeceğiz. Özgürlük, barış ve demokrasi mücadelesini sürdüreceğiz.” diye konuştu.

Gazetecilere özgürlük …

“UMUT NÖBETİ”Nİ İZMİR KENT KONSEYLERİ BİRLİĞİ TUTTU.

“Umut Nöbeti” devam ediyor. Nöbeti bu kez, İzmir’den gelen Kent Konseyleri Birliği tuttu. 

Bayraklı, Buca, Gaziemir, Karabağlar, Karşıyaka, Konak Kent Konseylerinin tuttuğu nöbette ortak açıklama yapıldı. 

Açıklamada şu görüşler yer aldı:

“Can Dündar ve Erdem Gül yalnız değildir. Özgür düşünce tutsak edilemez. Bizler 25 Kent Konseyi’ni temsilen, İzmir Kent Konseyleri Birliği’nin Yürütme Kurulu olarak bugün burada, Siliviri’deyiz. Çünkü tutuklanmalarının 66’ncı gününde olan Can Dündar ve Erdem Gül’ün şahsında, Anayasa’nın da bize tanıdığı (Anayasa, madde 28-29), haber alma özgürlüğümüzü ve basın özgürlüğümüzü savunuyoruz. Özgür düşüncenin tutsak edilmemesini istiyor; düşünce özgürlüğümüzün peşinde, hepimiz için demokrasi, eşitlik ve adalet talep ediyoruz.  

Görevini yapan gazetecilerin baskı altında tutulmasını, işlerinden çıkarılmalarını, gözaltı ve tutuklanmalar yaşamalarını, hukuksuz, mantık yoksunu iddianamelerle, inandırıcılıktan uzak suçlamalarla yargılanmalarını kabul etmiyor, kınıyoruz. Bizim gazetecilerden beklentimiz, temiz ve dürüst kalemler olmaları,  mesleki ahlak ilkelerine uygun çalışmaları, bizlerin haber alma ve düşünce özgürlüğünü savunmalarıdır.

Silivri’ye Ocak ayında gelmeyi istedik. Çünkü Ocak ayı, demokratik haklar mücadelesinde büyük kayıplar verdiğimiz, ülkemizde araştırmacı gazeteciliğin kurucusu Uğur Mumcu’nun, değerli hocamız Muammer Aksoy’un, Agos gazetesinin yöneticisi Hrant Dink’in katledildiği ay. Burada onları da saygıyla, sevgiyle anıyoruz.”

Gazetecilere özgürlük …

“UMUT NÖBETİ”NDE HAFTASONU:

“Umut Nöbeti” aralıksız sürüyor.
purchase cheap Seroquel online 30 Ocak 2016 (Cumartesi) günü:
10:00 ile 12:00 saatleri arasında İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü öğrencileri,
12:00 ile 14:00 saatleri arasında İzmir Kent Konseyleri Birliği,
 13:00 ile 15:00 saatleri arasında ise Gazeteci Nuray Kaya nöbeti devralacak.
köpa Viagra i göteborg 31 Ocak 2016 (Pazar) günü:
11:00 ile 13:00 saatleri arasında Gazeteci Zülkani Sirmen,
13:00 ile 16:00 arasında da, Orhan Kemal Müzesi Kurucusu, araştırmacı-yazar Işık Öğütçü ile
CHP Beyoğlu ilçe başkanı Bekir Özcan ve yönetim kurulu üyeleri nöbeti devralacaklar…
Gazetecilere özgürlük …

“UMUT NÖBETİ” SÜRÜYOR.

Forex factory not working “Umut Nöbeti” devam ediyor. Nöbeti, Cumhuriyet Vakfı İmtiyaz Sahibi ve yazarı Orhan Erinç, Gazeteci yazar Hikmet Çetinkaya, Milletvekili Zeynep Altıok, Cumhuriyet Gazetesi İcra Kurulu Üyesi Önder Çelik, suikasta kurban giden gazeteci Ahmet Taner Kışlalı’nın kızı Dolunay Kışlalı, Cumhuriyet Okurları (CUMOK) ile Cumhuriyet Gazetesi Düzeltme servisi şefi Mustafa Çolak ve Düzeltme servisinden  Rüya Özkalkan devraldı.   

 

Nöbeti sabah saatlerinde, Rüya Özkalkan ve Mustafa Çolak devraldı.

Özkalkan şöyle konuştu:

“İddianamenin ne kadar saçma sapan gerekçelerle dolu olduğunu gördük. Tutuklu bulunan arkadaşlarımızın bir an önce serbest bırakılmasını istiyoruz.”

 

Çolak ise şu ifadeleri kullandı:

“Buradaki amaç gazetecileri cezalandırmak ve öç almak. Bu davaları bir siyasi baskı aracı olarak kullanıyorlar. Son iddianamenin de ne kadar temelsiz olduğunu gördük. Can ve Erdem’in yaptıkları gazeteciliktir ve gazetecilik de suç değildir. Bu davada diğerleri gibi çökecektir.”

 

Öğleden sonra nöbeti devralan Orhan Erinç ise Can Dündar ve Erdem Gül ile meslektaşlarının görüştürülmemesini eleştirdi. Erinç sözlerini şöyle sürdürdü:

“Daha önceki davalar sürecinde savcılıktan telefonla görüşme izni verilir, Adalet Bakanlığı da açık görüş için izin verirdi. Ya daha öncekiler kendilerine ya da birilerine güvenerek bir şey olmaz diyordu. Ya da bunlar çok fazla korkuyorlar. Bu uygulama Can ve Erdem için kaldırıldı. Bunu da anlamış değiliz. Gazeteci arkadaşlarımız ne olur sorusunu yöneltiyorlar. Hukukun olmadığı yerde hukuku tartışma gibi acayip bir durum söz konusu. Uygulamalara baktığınız zaman ancak fal bakmakla mümkün görünüyor. Şöyle yada böyle olur demek en ünlü hukukçuların bile yanıt veremediği bir durum. Ama iddianamenin hazırlanmış olması tünelin ucundaki ışığında görüldüğü anlamına gelebiliyor.”

 

Hikmet Çetinkaya ise şöyle konuştu:

“Biz temel hak ve özgürlükler için, demokrasi ve düşünceyi ifade özgürlüğünün Avrupa standartlarına ulaşmış, demokratik ülkelerde olduğu gibi düşünce ve ifadenin özgürce söylenebilmesi, açıklanabilmesi için buradayız. Yine habercilerin yaptıkları haberden dolayı cezaevine sokulmasına karşı olduğumuz, düşüncelerinden dolayı tutuklanan insanlar ve meslektaşlarımız için Silivri’deyiz. Türkiye’nin barışa, kardeşliğe, huzura ve güvene gereksinimi ve ihtiyacı olduğu bir dönemden geçiyoruz.”

Zeynep Altıok da şu ifadeleri kullandı:

“Ocak ayı gazeteciler açısından önemli. Bugün yine bir ocak ayı içerisinde Can Dündar ve Erdem Gül’e yapılan haksızlığı dile getirmek için bulunuyoruz. Ocak ayı öldürülen gazetecilerin ayıdır. Metin Göktepe, Hrant Dink, Uğur Mumcu ve Muammer Aksoy bu ayda öldürülmüştür. Bugün ise siyasi iktidar gazetecilere, sanatçılara ve barış isteyenlere terörist yaftası yapıştırıyor.”

 

Dolunay Kışlalı ise,

“Bizim ülkemizde özgürlük yok. Öldürülen aydınlarımız için bir şey yapamadık ama özgürlükleri ellerinden alınanların yanında olmak zorundayız. Fikirdaş olsun ya da olmasın herkes özgürce konuşabilmeli. Babamın hayalini kurduğu Türkiye böyle idi. Eline silah almayan herkes fikrini açıkça söyleyebilmeli” şeklinde konuştu.

Ayrıca CHP İstanbul Milletvekilleri Gürsel Tekin, Enis Berberoğlu ve sanatçı Güvenç Dağüstün de nöbete destek verenler arasındaydı.

 

“UMUT NÖBETİ”Nİ SÜLEYMAN ZAMAN, AYHAN AYDIN, HASAN GÜLŞAN İLE GAZETE SOLFASOL GÖNÜLLÜLERİ TUTTU.

“Umut Nöbeti” devam ediyor. Nöbeti sabah saatlerinde, yazarlar Süleyman Zaman, Ayhan Aydın, Av. Hasan Gülşan tutarken öğle saatlerinde ise,  Ankara’dan gelen Solfasol Gazetesi gönüllüleri Vedat Gün, Gözdem Tubay, Mehmet Onur Yılmaz, Aydın Bodur ve Elif Koca tuttu.

Birlikte nöbet tutan yazarlar ortak bir açıklama yaptı. Açıklamada şu görüşler yer aldı:

“Can Dündar ve Erdem Gül tutuklanması, ceza yasasının ve Anayasa’nın amaç ve ruhuna açık bir şekilde aykırıdır. Özgürlüklerinden mahrum edilen gazeteci ve yazarların serbest kalmaları için bugün Silivri’deki “Umut Nöbeti”ne  gelmiş  bulunmaktayız.”

Solfasol Gazetesi gönüllüleri ise şu açıklamayı yaptı:

“Sevgili Erdem Gül ve Sevgili Can Dündar… Sizin nezdinizde, susturulmaya karşı direnen yürekli tüm gazetecileri selamlıyoruz. Savaşa, adaletsizliğe ve baskılara karşı, insan hakları ve demokrasi paydasında, sizlerle her zaman yan yana duracağız.”

 

Gazetecilere özgürlük…

“UMUT NÖBETİ”Nİ ULUSLARARASI GAZETECİLİK ÖRGÜTLERİNİN TEMSİLCİLERİ İLE KUTSAL EVCİMEN VE HANİFİ AKSOY TUTTU.

“Umut Nöbeti” sürüyor.  Nöbeti, sabah saatlerinde dünyanın en saygın gazetecilik örgütleri olan, Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI), Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ), Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), Etik Gazetecilik Ağı (EJN), Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ), Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ) temsilcileri tuttu.

Uluslararası gazetecilik örgütleri adına basın açıklamasını IPI Basın Özgürlüğü Savunucusu ve İletişim Direktörü Steven Ellis yaptı.

“Can Dündar ve Erdem Gül’e destek vermek için oluşturulan, basın özgürlüğünü ve ifade özgürlüğünü savunan geniş bir koalisyonun parçası olan örgütlerle beraber buradayız.” diyen Ellis, örgüt temsilcileri adına ortak açıklama yaptı.

Açıklama şöyle;

“Son yıllarda, 100’den fazla gazeteci Türk cezaevlerinde tutuldu, Türkiye’deki gazeteciler genellikle hapisteki meslektaşlarını ziyaret edebiliyordu. Fakat son aylarda Türkiye’nin Adalet Bakanlığı Dündar ve Gül’e ziyaretlerin çoğunu fiilen yasakladı. Ziyaretine izin verilenler sadece yakın aile üyeleri, avukatları ve milletvekilleri oldu.  Adalet Bakanlığı’nın yakın zamanda Türkiye’deki gazeteci gruplarının ve diğerlerinin ziyaret taleplerini reddetmesini takiben, 11 ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü savunucusu örgütten oluşan ittifak 8 Ocak 2016’da; Dündar ve Gül’ü 27 Ocak Çarşamba günü ziyaret etmek için ortak bir talep sundu.

Fakat 22 Ocak’ta Adalet Bakanlığı talebi reddetti. Cevap olarak bakanlık, mevzuata atıfta bulunarak izin vermeyi reddetti. İttifak, 40 gün tecrit altında tutulduktan sonra nihayet ortak bir hücreye bu ayın başında transfer edilen Dündar ve Gül’ün destekçileri tarafından ziyaret edilmesinin reddedilmesini ve onlara karşı suçlamaları kınıyor.

Hiç şüphesiz kamuoyunu ilgilendiren ve aciliyet taşıyan bir konuda haber yapan gazetecilerin misilleme olarak zulme uğraması ve başka herhangi bir tutukluya tanınan ziyaret hakkının reddedilmesi; haklarının ihlalidir ve yetkinin ağır bir şekilde suistimalidir. Yapılan yanlışa; ne Dündar ne de Gül’ün henüz hüküm giymemesi ve hatta haklarındaki suçlamalardan bihaber tutulması da eşlik ediyor. Terörle mücadele yasalarının gazetecilere karşı kullanılması, tekrarlayan benzeri durumların sadece sonuncusu.

Bu durum, büyüyen otokratlığı ve insan haklarının apaçık bir şekilde aşındırılmasını ortaya koyan gelişmeler listesine ekleniyor. Bu gelişmeler; yargının siyasallaşması, ceza yasalarının benzer şekilde suistimal edilmesi, belli içeriklerin yayılması üzerine doğrudan yasak uygulanması, devlet kurumlarının ve ekonomik araçların medya kuruluşlarını susturmak için kullanılması, eleştirel gazetecilere yönelik sözlü, kimi durumlarda da fiziki saldırılar ve hükumet muhaliflerini hedef alan internet üzerinden nefret kampanyalarını içeriyor. İttifak, Türk makamlarını Dündar ve Gül’ü gecikme olmaksızın serbest bırakmaya, haklarındaki bütün suçlamaları çekmeye ve şu an gazetecilikle ya da dile getirdikleri görüşlerle ilgili tutuklu bulunan bütün gazetecileri de özgür bırakmaya çağırıyor. İttifak, ayrıca Türkiye’deki yasa koyucuları ülkenin otokratlığa doğru gidişini tersine döndürecek adımları atmaya ve demokratik ülkelerin hükümetlerine; ulusal ve uluslararası hukuk çerçevesinde verdiği insan hakları taahhütlerine uyması için Türk hükumetine baskı uygulamaya çağırıyor.”

Silivri Cezaevi önünde okunan bildiriye şu örgütler de imza attı: Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI), Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ), Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ), Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ), ARTICLE 19, Index on Censorship (Sansür Endeksi), Etik Gazetecilik Ağı (EJN), Uluslararası PEN, Dünya Gazete ve Haber Yayıncıları Birliği (WAN-IFRA), Güney Doğu Avrupa Medya Örgütü (SEEMO).

Nöbeti öğleden sonra ise, الخيارات الثنائية يوميا   Türk Halk Müziği sanatçısı Kutsal Evcimen ile Hanifi Aksoy tuttu.

Türküler seslendirerek nöbete başlayan sanatçı Kutsal Evcimen şöyle konuştu:

“Bugün burada canlarımızla beraber olmaya, en azından bu dik duruşun yanında küçük bir damla olmaya geldik. Ülkemizde hükümetinin bir politikası olarak gördüğüm sanatçı, yazar, gazeteci ve aydınlar üzerindeki baskı, zulüm ve yıldırma politikasını kınıyorum. Sesinizi çıkarmayın demek istiyorlar. Bu baskı ve zulüm asla bizleri yıldıramaz. Çünkü haklı ve doğru olanlar güçlüdür. Haksızlar,  zalimler güçsüzlerdir ve eninde sonunda kaybetmeye, yıkılmaya mahkumdurlar. Ülkemizin hak ettiği aydınlık geleceğinin bir an evvel gelmesini istiyoruz”

Hayri Aksoy ise şu ifadeleri kullandı:

“Duyarlı ve doğru gazetecilik görevini yapan iki canımızı canı gönülden kutluyorum. Bu onurlu davayı ve dik duruşu örnek olarak toplumumuza sunmak isteriz. Sorumluluğunu bilen, yurdunu seven, halkının birlikte yaşamasını isteyen insanların böyle onurlu bir davaya destek vermesini isterim. Can Dündar ve Erdem Gül yalnız değildir.”

Gazetecilere özgürlük …

“UMUT NÖBETİ”Nİ ERDOĞAN AKSU, HATİCE EROĞLU AKDOĞAN VE İSTANBUL ECZACI ODASI ÜYELERİ TUTTU

Silivri Cezaevi önünde tutulan ‘Umut Nöbeti’ soğuk ve karlı havaya rağmen sürüyor. Nöbeti sabah saatlerinde Esenlertime adlı internet sitesinin sahibi Erdoğan Aksu ile sendika.org yazarı Hatice Eroğlu Akdoğan tutarken, öğleden sonra ise İstanbul Eczacı Odası Başkanı Cenap Sarıalioğlu ve yönetim kurulu üyeleri devraldı.

Gazetecilerin baskı altında olduğunu belirten Aksu, “‘Doğruları, gerçekleri tarafsız bir şekilde topluma aktaran tüm gazeteciler baskı altındadır, sansür işletilmektedir, içeri alınmaktadır.'” dedi.

Erdoğan Aksu, şöyle konuştu:

“Napolyon’un bir sözüyle başlamak istiyorum. Napolyon ben 3 gazeteciden korktuğum kadar yüz binlik ordudan korkmam demiş. Maalesef günümüzde yaşanan budur. Doğruları, gerçekleri tarafsız bir şekilde topluma aktaran tüm gazeteciler baskı altındadır, sansüre uğramaktadır, içeri alınmaktadır. Aldığı haberi toplumla paylaşmaktan başka bir beklentisi olmayan insanlar iki arkadaşımız maalesef Silivri’de. Bu yarın bizim içinde geçerli olan toplumsal gerçekliktir.’

Hatice Eroğlu Akdoğan şu ifadeleri kullandı:

“Burada gazetecilik hakkı için nöbetteyiz. Hak gaspları devam ettikçe başka yerlerde de başka nöbetler devam edecek. Nitekim ediyor da. İnsanlar sağlık hakkı için nöbette. Diyarbakır’da doktorlar hastalarına bakmak için nöbette. Hakkımız için buradayız.”

İstanbul Eczacı Odası üyeleri ise; nöbet öncesi Gazeteciler Can Dündar ve Edem Gül için bir mektup kaleme alarak, Silivri Cezaevi’ne postaladı. Ardından nöbete gelen eczacılar burada mektubu okudu.

26_01

Mektup şöyle;

” Değerli Can Dündar ve Erdem Gül;

Çuvala sığamayan bir kötülüğün, hukuku çiğneyerek meşru sayılma telaşının bedelini ödüyoruz toplum olarak. Siz iki gazeteci bu mücadelenin en önündesiniz. Çok yakında biteceğine inandığımız bu tutsaklık sürecinde her an yanınızda olacağız.

Kutuplaşmanın beslediği bu sistemi değiştirmek için toplum olarak birbirimizi anlamaya çalışmanın en önemli hedefimiz olması gerektiğini düşünüyoruz.

Demokrasiye, adalete ve barışa çok ihtiyacımız var.

Bizi üşüten aynı iklim, bizi duvarlar ayırmıyor, hepimiz üşüyoruz, hepimiz tutsağız. Bir gazeteci olarak işini yaptığı için ya da sadece düşüncesini açıkladığı için linç kampanyasına maruz kalan tüm dostlarımızın yanındayız.

Sizlere İstanbul eczacılarının selamını ve sevgisini getirdik. Özgürlüğünüz için, özgürlüğümüz için bugün nöbetteyiz.

Sevgi ve saygılarımızla…

İstanbul Eczacı Odası”

Gazetecilere özgürlük …

“UMUT NÖBETİ”Nİ ERDOĞAN AKSU, HATİCE EROĞLU AKDOĞAN VE İSTANBUL ECZACI ODASI ÜYELERİ TUTTU

Silivri Cezaevi önünde tutulan ‘Umut Nöbeti’ soğuk ve karlı havaya rağmen sürüyor. Nöbeti sabah saatlerinde Esenlertime adlı internet sitesinin sahibi Erdoğan Aksu ile sendika.org yazarı Hatice Eroğlu Akdoğan tutarken, öğleden sonra ise İstanbul Eczacı Odası Başkanı Cenap Sarıalioğlu ve yönetim kurulu üyeleri devraldı.

 

Gazetecilerin baskı altında olduğunu belirten Aksu, “‘Doğruları, gerçekleri tarafsız bir şekilde topluma aktaran tüm gazeteciler baskı altındadır, sansür işletilmektedir, içeri alınmaktadır.'” dedi.

Erdoğan Aksu, şöyle konuştu:

“Napolyon’un bir sözüyle başlamak istiyorum. Napolyon ben 3 gazeteciden korktuğum kadar yüz binlik ordudan korkmam demiş. Maalesef günümüzde yaşanan budur. Doğruları, gerçekleri tarafsız bir şekilde topluma aktaran tüm gazeteciler baskı altındadır, sansüre uğramaktadır, içeri alınmaktadır. Aldığı haberi toplumla paylaşmaktan başka bir beklentisi olmayan insanlar iki arkadaşımız maalesef Silivri’de. Bu yarın bizim içinde geçerli olan toplumsal gerçekliktir.’

Hatice Eroğlu Akdoğan şu ifadeleri kullandı:

“Burada gazetecilik hakkı için nöbetteyiz. Hak gaspları devam ettikçe başka yerlerde de başka nöbetler devam edecek. Nitekim ediyor da. İnsanlar sağlık hakkı için nöbette. Diyarbakır’da doktorlar hastalarına bakmak için nöbette. Hakkımız için buradayız.”

İstanbul Eczacı Odası üyeleri ise; nöbet öncesi Gazeteciler Can Dündar ve Edem Gül için bir mektup kaleme alarak, Silivri Cezaevi’ne postaladı. Ardından nöbete gelen eczacılar burada mektubu okudu.

Mektup şöyle;

” Değerli Can Dündar ve Erdem Gül;

Çuvala sığamayan bir kötülüğün, hukuku çiğneyerek meşru sayılma telaşının bedelini ödüyoruz toplum olarak. Siz iki gazeteci bu mücadelenin en önündesiniz. Çok yakında biteceğine inandığımız bu tutsaklık sürecinde her an yanınızda olacağız.

Kutuplaşmanın beslediği bu sistemi değiştirmek için toplum olarak birbirimizi anlamaya çalışmanın en önemli hedefimiz olması gerektiğini düşünüyoruz.

Demokrasiye, adalete ve barışa çok ihtiyacımız var.

Bizi üşüten aynı iklim, bizi duvarlar ayırmıyor, hepimiz üşüyoruz, hepimiz tutsağız. Bir gazeteci olarak işini yaptığı için ya da sadece düşüncesini açıkladığı için linç kampanyasına maruz kalan tüm dostlarımızın yanındayız.

Sizlere İstanbul eczacılarının selamını ve sevgisini getirdik. Özgürlüğünüz için, özgürlüğümüz için bugün nöbetteyiz.

Sevgi ve saygılarımızla…

İstanbul Eczacı Odası”

 

Gazetecilere özgürlük …