, ,

BASIN KONSEYİ SİLİVRİ’DE TOPLANDI

köpa Viagra snabbt Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç: ”Gazetecilerin tutukluluk süresi, adaleti yaralayacak boyutlara ulaştı.”

banc de suisse opzioni binarie minimo Cindoruk: İstibdat dönemi yaşıyoruz

buy Viagra gel uk Oktay Ekşi: Türkiye 80 milyon için hapishane

http://jaholtom.com/?binarit=recensioni-su-iq-option&24a=1d recensioni su iq option Turgut Kazan: Utanç duyuyorum, kınıyorum

opzioni binarie demo android  

binaire opties nederlands  

bester broker für binäre optionen Basın Konseyi, sayıları 160’a yaklaşan tutuklu gazetecilerin durumuna dikkat çekmek ve salıverilmelerini talep etmek için dün Silivri Cezaevi’ne en yakın noktada, Silivri Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde bir toplantı yaptı.

migliori broker per opzioni binarie 2017 Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, Yüksek Kurul üyeleri Hüsamettin Cindoruk, Turgut Kazan, Başar Yaltı, Okşan Atasoy, Doğan Satmış, Melih Berk, Turgay Noyan ile Basın Konseyi Onursal üyesi Oktay Ekşi’nin de katıldığı toplantıda, tutuklu gazetecileri temsilen üç gazeteci eşi de hazır bulundu. Cumhuriyet gazetesi karikatüristi Musa Kart’ın eşi Sevinç Kart, gazetenin ombudsmanı Güral Öz’ün eşi Çağlayan Öz ve Önder Çelik’in eşi Semra Çelik de toplantıda duygu ve isteklerini ifade ettiler.

opzioni binarie funzionano Toplantıda Basın Konseyi’nin “Tutuklu Gazetecilerle” ilgili bildirisini okuyan Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, “Tutukluluk süresinin adaleti ve vicdanı yaralayacak boyutlara ulaştığını” belirterek şöyle dedi:

video trading binario “Son olarak Deniz Yücel’le ile birlikte tutuklu gazetecilerin sayısının 160’a yaklaşmasının, ‘muasır medeniyetler yolundaki’ Türkiye’nin imajını bozduğuna inanıyoruz.  Ayrıca, haksız ve adil olmayan tutuklulukların, adaleti ve vicdani duyguları zedelediğini de bir daha hatırlatmak istiyoruz.

come guadagnano i broker nelle opzioni binarie Gazetecilere atfedilen  suçlamaların bir an önce iddianameye dönüşmesi, adil ve hızlı yargılamaların bir an önce başlaması ve ‘Aksi kanıtlanıncaya kadar herkes masumdur’ ilkesi gereği, gazetecilerin de baştan birer ‘Suçlu’ kabul edilmemesi gerektiğine inanıyoruz. Hukukun hızlanması, adil yargılamaların başlaması, Türkiye’nin ”Dünyanın en büyük Gazeteci cezaevi’ olma imajını da değiştirecektir. Hukuk herkese lazımdır. Bu unutulmamalıdır.

icke rx billig viagra 200 mg Çağdaş dünyada gazeteciler ilke olarak yazdıklarından, gazetecilik faaliyetinden  ötürü böyle tutukluluk süreleri ile karşılaşmazlar. Silivri’den  bir kez daha gazetecilere özgürlük için, yüksek sesle seslenmeyi görev biliyoruz.

20000 virtuali per opzioni binarie Bu arada, tutuklu gazetecilerle görüşmek için bugüne kadar 20’nin üzerinde başvuru yaptık. Ancak tüm bu başvurularımız sonuçsuz kaldı. Buna izin verilmesini ve tutuklu gazetecilerle görüşme olağanağı sağlanmasını talep ediyoruz.

binära optioner ig Özetle diyoruz ki:

Kamagra jelly Billig 1- Tutuklu gazeteciler, tutuksuz yargılanmalıdır.

topoption betrug 2- Gazeteciler hakkındaki iddianameler bir an önce hazırlanmalı, davalar derhal başlamalıdır.

iqopition 3- Bu davaların da acilen sonuçlanması sağlanmalıdır

4- Tutuklu gazetecilerin, başta Basın Konseyi olmak üzere mesleki kuruluşlarla ve yakınlarıyla görüşmeleri kolaylaştırılmalıdır.

5- Tutuklu gazetecilerin, cezaevinde ihtiyaç duydukları kalem, kağıt, kitap ve benzeri şeylerin temini kolaylaştırılmalıdır.

Tutuklu kalan gazetecilerin yakınından sesleniyoruz:

Bu sorunun yanıtını beklemek hakkımızdır.. Bunca zaman neden bekleniyor?

İstediğimiz sadece adalet.. Hemen..”

CİNDORUK: İSTİBDAT DÖNEMİ

Toplantıda, daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtlayan TBMM eski Başkanı ve Basın Konseyi Yüksek Kurul üyesi Hüsamettin Cindoruk ise, Türkiye’de bir istibdat dönemi yaşandığını belirtti. Cindoruk şöyle dedi:

“Arzuhalci kültürüyle Adalet Bakanlığı yapılmaz. Bunun için ayrıca insaf  nesafet vasfı lazımdır. 150’yi aşkın gazetecinin tutuklu olması, Türkiye’nin bir istibdat rejimi yaşadığını gösterir. Bu sayı Tanzimat Fermanı’na bile aykırıdır. Ben böyle bir dönem yaşamadım, Yassıada mahkemeleri bile bu kadar gazeteci hapse atamadı. Ayıplıyorum.  Üzülmek yeterli değil, sahip çıkmamız lazım.  Aylardır iddianamesiz bir dava var, bunu kabul etmek mümkün değildir. Tutukluma kararlarında kesin hüküm vermişler, bundan iktidar sorumludur. Ve bu iktidarın ayıbıdır. Bu gidiş gidiş değildir,. bu gidişten Türkiye’nin çıkması için ortak gayrete ihtiyaç var. Ancak görüyoruz ki şimdi Türkiye’yi tek adam rejimine, siyasi İslama itmeye ve Avrupa’dan uzaklaştırmayla çalışıyorlar. Bu bir medeniyet kavgasıdır. Türkiye özgür dünlyada mı kalacak, gerici ülkelerin arasına mı katılacak. Yaşananlar bir sapmadır, arkasında bir hesap yatıyor. Bu hesabı bozmak Türk halkının elindedir.”

OKTAY EKŞİ: TÜRKİYE TÜMÜYLE HAPİSHANE OLDU

Toplantda konuşan Oktay Ekşi ise, “Türkiyle medeni dünyanın ortasında bir hapishane haline geldi, bu gün 150’yi aşkın gazetecinin hapsedildiğini konuşuyoruz ama aslında Türkiye 80 milyon insan için bir hapishaneye dönüştürülmüştür. Ben gazeteci değilim, tutuklu gazeteciler beni bağlamaz demeyin, gerçeğimiz budur” dedi.

TURGUT KAZAN: KINIYORUM

Turgut Kazan da, “Silivri, tutuklu gazeteciler için sembol cezaevi diye burada bulunuyoruz. Dünyada böyle bir basın toplantısının örneği yoktur, çünkü tutuklu gazetecilere gazetecilere anlatmak için basın toplantısı yapıyoruz. Utanç duyuyorum, neden olanları kınıyorum.”

 

GAZETECİ EŞLERİ

Toplantıda, tutuklu Cumhuriyet Gazetesi mensuplarının eşleri ise özetle şunları söylediler:

Sevinç Kart: Silivri’de bir tecrit yaşanıyor, bir notu dışarı iletmek bile mümkün değil. Mektup yasak. Avukat görüşmesi bile haftada bir saat. Onlar girdiklerinde mevsim sonbahardı. Kış geçti. Ama bahar gelsin istemiyorum. Çünkü bahar geldiğinde sevdiğim yanımda olmayacak. Umarım, bu bahar, tutsakların salındığı bahar olur. Size Musa Kart’ın bir karükatürünü anlatmak isterim. Birkaç yıl önce Silivre’deki gazetecileri, mahkemeye tünel kazarak çizmişti ve hakime “Size başka yolla ulaşamadık” diyordu. Aynı durumu yaşıyoruz. Gazeteciler adalete ulaşmak için iğneyle kuyu kazıyor.”

Semra Çelik: Gazeteciler Silivri’de esir tutuluyor. Ne kendilerini savunabiliyorlar, ne konuşabiliyorlar. Sorgulanmadan esir tutuluyorlar. Demek ki savaş var ve onlar da düşman. Çocuklar bile babalarıyla ancak okulu kırarak ve camın arkasında görüşebiliyor.”

Çağlayan Öz: Bir gazetecinin kapısı bir sabah terör timlerince çalınıyor, tüm eşyalar altüst ediliyor. Eşinizi alıp götürüyorlar. Bunu Türkiye’ye yakıştıramıyoruz. Bu insanlar, katil değil, suçlu değil, sadece gazeteci. Ellerinde kalemden başka bir güç yok. Bu orantısız bir yaklaşımdır. Adaletin bir an önce dengeleri gözeten bir tavır sergilemesi gerekiyor.”

,

Dış dünya tutuklamalara tepkili: Dehşet içindeyiz

Özgür Gündem gazetesi ile dayanışma amacıyla başlatılan “Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği” kampanyası çerçevesinde önce 9 kişi hakkında soruşturma açılması ve ardından TİHV Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, Ahmet Nesin ve Erol Önderoğlu’nun “Terör örgütü propagandası yapmak” iddiasıyla tutuklanması dünyayı ayağa kaldırdı.

Merkezi Brüksel’de bulunan Uluslararası ve Avrupa Gazeteciler Federasyonu (IFJ) tutuklamaları şiddetle kınadı ve “Bu tutumu kabullenmek mümkün değil, gazetecilik bir suç değildir” açıklaması yaptı.

Özgürlük Evi (Freedom House) ise, Başkan Yardımcısı Daniel Calingaert aracıylığı ile yaptığı açıklamada,  “Gazetecileri ve insan hakları savunucularını terör propagandası yaptıkları gerekçesiyle hapse atmak Türkiye’deki kanunların ne kadar muğlak ve aşırı yorumlandığının göstergesi. Bu karar AB’nin, vize serbestisine yönelik Türkiye ile müzakerelerde kendi değerlerinden taviz vermemesi gerektiğini göstermektedir. AB, Türkiye’nin eleştirel sesleri suistimaline karşı birlikte durmalı. Türkiye Fincancı, Önderoğlu ve Nesin’i derhal serbest bırakmalı” dedi. 

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın (AGİT) Medya Özgürlüğü Temsilcisi Dunja Mijatoviç ise: “İki gazetecinin ve bir insan hakları aktivistinin meslektaşları ile dayanışma göstermek için tutuklanması ifade özgürlüğünü engellemeye ve Türkiye’deki basın özgürlüğüne yönelik son adımdır. Dehşete kapıldım” dedi. AGİT Temsilcisi, “Bu insanları susturarak ve çoğulcu tartışmayı önleyerek sadece bu insanları ve onları sevenleri değil, aynı zamanda toplumun tümüne zarar veriyorsunuz. Yetkililer iddialarından vazgeçmeli ve farklı seslerle kavga etmek için hapis cezası bir araç olarak kullanmaktan vazgeçmeliler” şeklinde konuştu. 

Türkiye’nin de üyesi olduğu Avrupa Konseyi’nin ‘İnsan Hakları Komiseri Nils Muiznieks de, “Dehşet içindeyim. İnsan hakları savunucularının Türkiye’de tutuklanması endişe vericidir” dedi. 

,

Basın Konseyi: Kaygılıyız

Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, gazeteci-yazar Ahmet Nesin ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Başkanı, Evrensel Gazetesi yazarı Şebnem Korur Fincancı’nın tutuklanmasını ‘son derece kaygı verici bir gelişme’ olarak niteledi.

Özgür Gündem gazetesinde nöbetçi genel yayın yönetmenliği yapmaları ve ‘terör örgütü propagandası suçlamasıyla tutuklanmaları ile ilgili gelişmeyi, “Ülke her gün biraz daha karanlık bir ortama itiliyor. Türkiye’de gazetecilik yapmak, özgür haber almak ve düşünce ve görüşlerini özgürce ifade etmek neredeyse ‘imkansız’ hale geldi. Bu kararla bir kez daha gazetecilik ‘mahkum’ edilmiştir. Türkiye demokratik ve insan hakları ilkelerine saygı gösteren bir ülke olmaktan giderek uzaklaşmaktadır. Son derece kaygılı ve son derece üzüntülüyüz” dedi.

10 OCAK ÇALIŞAN DEĞİL; ÇALIŞ(A)MAYAN GAZETECİLER GÜNÜNDE BU KEZ BILLBOARDLARDAN HALKA SESLENİYORUZ:

Basın Konseyi ve İzmir Gazeteciler Cemiyeti (İGC) ortaklığıyla, gazetecilerin sorunlarına ve halkın haber alma hakkına dikkat çekmek için, İstanbul, Ankara ve İzmir’de 100 billboarda görseller asıldı.

Amaç; 10 Ocak ‘Çalışan’ (Çalıştırılmayan) Gazeteciler Günü’nde, gazetecilerin gazetecilik faaliyetlerinin engellendiğini ve halkın haber alma hakkının vazgeçilmez olduğunu bir kez daha hatırlatmak.

3 büyük kente asılan basın özgürlüğü ve çalışma hakkımızla ilgili görseller de şunlar ifade edildi;

foto.-bıllboard

“Dur ve düşün! Haber alma hakkın var mı?
10 Ocak Çalış(a)mayan Gazeteciler Günü”

“2015 Nasıl Geçti ‘Habersiz’
10 Ocak Çalış(a)mayan Gazeteciler Günü”

“T.C. Anayasası: Basın hürdür. Sansür edilemez.
2015, Sansür ve Yasaklamalar Yılıydı.
10 Ocak Çalış(a)mayan Gazeteciler Günü”

Basın Konseyi ve İGC olarak;

Kamuoyunun haber alma hakkı için mücadele etmeye devam ettiğimizi bildiriyor, halkı ‘haber’ine ve özgürlüklerine sahip çıkmaya çağırıyoruz.

Kamuoyuna saygıyla duyururuz.

BASIN KONSEYİ&İGC

Ocak-Şubat 2011

[issuu width=900 height=900 titleBarEnabled=true backgroundColor=%23222222 documentId=120710085247-0b1ae069adea4ca992f18e18d77eb54d name=ocaksubat username=basinkonseyi tag=news unit=px v=2]