, ,

BASIN KONSEYİ DÜNYA BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ GÜNÜ’NDE SİLİVRİ’DEN SESLENDİ “ÖZGÜR 3 MAYISLARIMIZ DA OLACAK, DAYANIN ARKADAŞLAR!”

señales de opciones binarias en vivo Basın Konseyi, Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde Silivri’deydi. Tutuklu gazetecilerle dayanışmak ve ailelere destek olmak için Silivri Yaşar Kemal Sanat Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısında konuşan Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, tutuklu gazetecilere “hemen” özgürlük istedi ve Silivri’den cezaevindeki gazetecilere şöyle seslendi: “Özgür 3 Mayıslarımız da olacak, dayanın arkadaşlar!”

binary options demo account without deposit Pınar Türenç, konuşmasına şöyle devam etti: 

opcje binarne minimalny depozyt “Bugün, Dünya Basın Özgürlüğü Günü… Türkiye’de ise düşünceyi ifade ve halkın haber alma özgürlüklerinde kapkara bir tablo yaşanmakta…

zoomtrader Bu anlamda Türkiye, tarihinin en karanlık günlerinin içinden geçmekte.

opcje binarne biznes 3 Mayıs’ta Türkiye’de gazetecilik yapmak yasak, gazeteciler ise tutsak.  

cambi forex online Bugün, tutuklu gazetecilere özgürlük istiyoruz.

http://www.gmhasia.com/?vosk=opzioni-binarie-o-forex&d81=e9 opzioni binarie o forex Dünya basın özgürlüğü endeksinde Türkiye 155. sıraya geriledi. En kara listeye 4 sıra kaldı. Gazeteciğin suç sayılmayacağını dünya ilan etse de, gazetecilik ödüllendirilse de, Türkiye’de bizler Silivri kapılarında tutuklu gazetecilerin özgür bırakılmalarını istemek için buradan o dünyaya sesleniyoruz.  

http://www.julianastone.com/?seravyxe=binary-option-white-label&971=ab binary option white label Son 15 yıldır, adete gazeteci avına çıkılan Türkiye’de bugün 159 gazeteci tutuklu.

opcje binarne demo online Gazetecilik yargılanmakla kalmıyor, evlerinden alınan gazeteciler aylarca hapislerde haklarında hazırlanacak iddianameleri bekliyorlar. Bunların içinde Mahir Kanaat, Tunca Öğreten ve Ömer Çelik için de iddianamelerin biran önce hazırlanmasını istiyoruz. 

binaire opties voorbeelden Bu 3 Mayıs’ta yine gazetecilere gökyüzünü görmeleri bile yasak.

Inderal Beställa Tecrit koşulları devam ediyor, haftada 2 saat havalandırma hakları tanınıyor. 

binära optioner hur Bir saat ailelerle, bir saat de avukatları ile görüşebiliyorlar. Yani gazetecilik öldürülürken, insan hakları da yok sayılıyor.  

http://www.divestit.com.au/?parasyk=trading-online-binario-siti&2a2=11 trading online binario siti Dünyadan gelen raporlarda Türkiyeli gazetecilerin politik grupların baskısı altında kalma sorununun çok büyük sorun olduğu kaydediliyor.

2016’yı çok kötü yaşadık. 2017’nin ilk dört ayındaki bilançodan anlaşılıyor ki; 2017 karnemiz de hiç iç açıcı değil. Siyasi iradeyi çok kızdıran Avrupa Konseyi ParlamenterMeclisi Raporu’nda Türkiye yeniden denetim sürecine alınan ülke oldu.

İnsan hakları, hukukun üstünlüğü ve basın özgürlüğü alanlarında Avrupa ülkesi olmaktan doğan yükümlülüklerini Türkiye’nin yerine getiremeyeceği kaygısı bu raporda egemen.  

Son 12 yılda Türkiye’nin 56 basamak gerilediği kaydedilmekte.  

2017’nin ilk dört ayında yine gazeteciler darp edildi.

17 gazeteci gözaltına alındı, 11 gazeteci tutuklandı. İşkence ihbarları gelmekte.

 KHK ile 2 basın kurumu kapatıldı, 4 olayda yayın yasakları getirildi.

En son wikipedia olmak üzere 4 siteye erişim engellendi.

90 gazeteci işten çıkartıldı.

Gazeteciler özgür yazamıyor, çizerler hapiste. 

Oysa biliyoruz ki, iddia sahibi iddiasını ispatla yükümlüdür. Eğer suç varsa, cezası verilir, yeni suçlar icat edilmez.

Türkiye’de 3 Mayıs’ta adalet arıyoruz.

Silivri’den bir daha sesleniyoruz.  Adalet istiyoruz! Geciken adalet, adalet değildir. Demokrasi ile idare edilen Türkiyemize hiç yakışmıyor.

Gönlümüzün de tutsak olduğu hapiste yatan gazetecilere sesleniyoruz; 

“Özgür 3 Mayıslarımız da olacak, dayanın arkadaşlar”

Silivri Cezaevi’nde 4,5 yıl kalan Prof. Mehmet Haberal’ın özgürlüğüne kavuştuktan sonra kendi elleriyle birebir yaptığı, cezaevi koğuşu maketi önünde gazetecilere açıklama yapan Türenç, “Bu, aslında Türkiye için bir ibret tablosudur. 159 gazeteci tutuklu, binlerce gazeteci işsiz ve göz altında. Sansür, otosansür devam etmekte. Türkiye’de medya tutsak.” dedi.

Daha önce, 6 yıl Silivri’de tutuklu kalan gazeteci, milletvekili Tuncay Özkan ise, dayanışma faaliyetleri için başta Basın Konseyi olmak üzere bütün meslek kuruluşlarına teşekkür etti, sözlerine şöyle devam etti:

“Zafer direnerek elde edilir. Bütün tutuklu arkadaşlarıma bunu hatırlatmak istiyorum. 6 yıllık tutukluluk süresince adalet barış özgürlük istedik. Direnerek bugünlere geldik. Bugün burada olmam, inancın ve direncin kazanacağının göstergesidir. Özgürlük gününde özgürlükleri zırvalarla, zorbalıkla ellerinden alınan gazetecilere sabırlar diliyorum. Bu gibi iddianameleri ciddiye almayın. Bu hücreler yıpratır ama her şey gelip geçer. Özgürlük adalet ve barışa bir tuğla daha koymaktır. Zalimliğin anası korkudur. 16 Nisan referandumu gösteremiştir ki bu ülkede barış, adalet, özgürlük isteyenlerin sayısı korkaklardan fazladır. Biz yine Türkiye’yi özgür, demokrat günlerine kavuşturacağız.”

Toplantıya katılarak duygularını paylaşan tutuklu gazetecilerin eşleri ise ilk kez gördükleri Silivri koğuşu maketinden etkilendiler. Tuncay Özkan’dan, eşlerinin kaldığı koğuşlarla ilgili maket üzerinde bilgi alan tutuklu gazeteci eşleri, üzüntülerini dile getirdi. 

Tutuklu Cumhuriyet gazetesi yöneticisi Önder Çelik’in eşi Semra Çelik söz alarak Basın Konseyi’ne teşekkür etti ve  “Türkiye Cumhuriyeti anayasasına göre herkes yargılanabilir ama böyle içi bir bir iddianameden yargılama tutuksuz yapılmalıydı. 9 aya varan bir yargılama süresi bütün normlara aykırıdır. Acilen tutuksuz yargılama kararı verilmelidir. Aksi halde bu iddianameyle tutuklu yargılamanın devam etmesi, onların esir alındığı anlamına gelir. Bu hukuk, adalet değlidir.” dedi.

Akın Atalay’ın eşi Adalet Atalay, “gazetecilik suç değildir” dedi, gazetecilere özgürlük istedi:

“Basın Konseyi’ne teşekkür ediyorum. Ne diyeceğimi ben de bilmiyorum. Sözün bittiği yerdeyim. 5.5 ay sonra iddianamenin yandaş medya aracılığıyla ortaya çıkığı 3.5 ay sonra duruşma günü verildiği 9 ay sonra mahkemeye çıkılan bir hukuk ortamındayız. Bugün, 3 Mayıs dünya Basın Özgürlüğü Günü. Basını özgür olmayan bir ülkede demokrasiden söz edilemez. Gazeteciler hakkındaki bu davalar basın özgürlüğü nedeniyle önemlidir, öncelikle ele alınması gerekir dense de ulusal yargı kurumlarına etki edilemiyor. Gazetecilik faaliyetini, terör örgütü adına faaliyette bulunma iddiasıyla ortaya koymak, halkı korumak bahanesiyle özgürlükleri kısıtlamaktır. Cumhuriyet davasında yargılananlar, demokrasiye, insan haklarına, basın özgürlüğüne inanmış bunun için mücadele etmiş insanlardır. Bu insanları terörle bir arada anmamak gerekir. Terörle mücadele adı altında insan hakları çiğnenmektedir. Gazetecilik suç değildir.”

Güray Öz’ün eşi Çağlayan Öz, “Adalet, bu güzel ülkenin güzel insanlarını birleştirecek tek ağaçtır. Adalet olmadığı zaman kendimizi vatansız kalmış gibi hissederiz. Adaletten anladığımız nedir, hiç kimseyi delilsiz suçlamamaktır, delil olmadan içeri atmamamaktır, iddianame çıktıktan sonra bu insanlar hakkında ciddi bir suçlama olmadığı anlaşılınca tutukluları serbest bırakmaktır. Buradaki hücreyi gördükten sonra daha fazla etkileniyoruz. Son 3 haftada istedikleri fotoğrafları resimleri bile iletemedik. Güray Öz torunlarının kendisi için yaptığı resimleri göremedi. Bir an önce tahliye edilmelerini bekliyoruz. Tutuksuz yargılansınlar ve normal hayatlarını sürdürebilsinler istiyoruz.”

Basın Konseyi Üyesi Avukat Turgut Kazan şunları söyledi:

“3 Mayıs, Birleşmiş Milletler kararıyla dünyada Basın Özgürlüğü Günü olarak kullanılıyor. 1993’ten beri. Tutuklu gazeteci eşleri anayasa, hukuk devleti, hukuk, adalet dediler. Hukuku olmayan ülkede hukukçu olmak denizi olmayan ülkede deniz kuvvetleri komutanı olmak gibi bir şeydir. Çok zor bir şey ama yarın bugünden daha kötü olacak. Bir kere dün yen bir dönem başlamış oldu. Partile bir cumhurbaşkanımız var. Yeni bir HSYK oluşturuldu. Bütün yargı siyasi iktidara teslim ediliyor. Adalet delil arayan yok, susturma operasyonuyla karşı karşıyayız. Bunu nasıl anlatacağımı bilmiyorum. Dünyanın hiçbir diktatörlüğünde gazetecileri gazeteci oldukları için hapsettik demezler. onun için türkiye’d ede gazetecileri, sadece gazeteci oldukları için tutuklandıklarını kabul etmiyorlar. Onun için kimisi tacizci diyor, kimisi gaspçı diyor. Basın Konseyi, Basından Sorumlu Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’a mektup yazdı. Cevap bekliyoruz. Hangi gazeteci hangi suç iddiasıyla tutuklu. Aileleri merak ediyor.”

İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Misket Dikmen söz alarak, basın özgürlüğü mücadelesine umutla devam çağrısı yaptı:

“Çok ciddi bir endişe var. Söz konusu suçlamalar, bu işin bir sınırının olmadığını, söz konusu hukuksuz uygulamalar Türkiye’de yaşayan hiçbir gazetecinin sabaha neler yaşayacağını bilmediğin gösteriyor. Bu Silivri’ye kaçıncı gelişim hatırlamıyorum. Silivri çok güzel ama buraya sırtım titreyerek gelebiliyorum. Tutukluluğu döneminde Tuncay Özkan’ı görebiliyorduk. En azından ayda bir meslek birliği olarak bakanlığa yazı yazıp kendileriyle görüşebiliyorduk. Bunu biz daha çok istiyorduk, çünkü onların direncinden güç alıyorduk. Defalarca bakanlığa yazı yazmaktan ve hiç cevap alamamaktan muzdaribiz. Tüm tutsak gazetecilerin derhal serbest bırakılması umudunu ve direncini yaşıyorum.Bundan sonrasına bugünden iyi bakmalı. Enseyi karartmadın umutla mücadelemize devam edeceğiz. Hep birlikte direneceğiz ve umut kazanacak.”

Barolar Birliği Başkan Yardımcısı Başar Yaltı şunları söyledi:

“Basın özgürlüğü demek, hukuk devletlerinin olmazsa olmaz özelliklerinden biridir. Sadece gazetecilere tanınmış hak yazma çizme özgürlüğü değildir, aynı zamanda her yurttaşın ifade özgürlüğünün garantisidir. Siyasi iktidarlar kör sağır bir toplumu tercih ederler. Kolay yönetilebilsin diye. Son 12 yılda basın özgürlüğü konusunda ve hukuk konusunda olumsuz koşulların içindeyiz. Siyasi iktidarın intikam aracı olan bir hukukla karşı karşıyayız. İktidarın intikam duygu düşünce ve arzusunu dile getiren bir durumla karşı karşıyız. bu kadar gazeteci hapisteyse bunun izahı olamaz. Siyasi iktidar onların başka suçlardan içeride olduğunu öne sürüyor buna kimse inanmıyor. Gazeteci arkadaşlarımız toplum adına bedel ödüyor. Türkiye bunları aşacaktır, özgür günler gelecektir. Son halk oylaması bunu gösterdi.”

Basın toplantısı sonunda, Basın Konseyi’nce yayınlanan 2016 Basın Özgürlüğü İhlalleri Raporu da kitap halinde kamuoyuyla paylaşıldı.

,

Bir suikast sonucu katledilen Türk medyasının onurlu üyesi, sağduyunun sesi, demokrasinin ve gazetecilik ilkelerinin yılmaz savunucusu Abdi İpekçi’yi, ölümünün 38. yılında sevgi ve saygıyla anıyoruz. 

O, Türk halkının doğru haberi alabilmesi için bu uğurda canı pahasına mesleğini yapan efsane gazeteciydi. 

Abdi İpekçi gazeteciliği, doğru, ilkeli, güvenilir habercilik demektir. Abdi İpekçi gazeteciliği çağdaş haber yazma yöntemleri, çifte kontrol, evrensel gazetecilik kurallarının işletilmesi demektir. 

1 Şubat 1979’da bir tetikçinin kurşunlarıyla hayattan koparılsa da, onurlu kalemi ve ilkeli duruşu daima genç gazetecilere örnek olmuştur, olmaya devam edecektir. 

Abdi İpekçi gazetecilği ışığında yürümeye kararlıyız. 

Işıklarda uyusun. 

,

broker opzioni vanilla Meslektaşımız, gazeteci, Basın Konseyi Eski Genel Sekreteri sevgili Recep Güvelioğlu’nu kaybettik.

1947 yılında Trabzon’da doğan Recep Güvelioğlu, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni tamamlamış, ODTÜ’de Master derecesi almıştı. 1971’den itibaren TRT, Anadolu Ajansı ve Milliyet’te gazetecilik ve yöneticilik yaptı. Amerika’nın Sesi Radyosu’nda çalıştı, Türkiye Barolar Birliği ve THY gibi kurumlarda basın danışmanlığı, The New Anatolian gazetesinin İstanbul temsilciliği görevlerini üstlendi. Basın Konseyi Genel Sekreterliği ve Konsey Dayanışma Vakfı Müdürlüğü de yapan Güvelioğlu, son yıllarını Bodrum’da geçiriyordu.

Acılı ailesine başsağlığı diliyoruz, acılarını paylaşıyoruz…

,

10 Aralık 2016, Cumartesi akşamı, İstanbul’da meydana gelen menfur terör saldırılarında hayatlarını kaybedenlerin acılı ailelerine başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz.

,

YENİÇAĞ GAZETESİNE DÜZENLENEN SALDIRIYI ŞİDDETLE KINIYORUZ

YENİÇAĞ GAZETESİ’NE DÜZENLENEN SALDIRIYI ŞİDDETLE KINIYORUZ

Son dönemlerde sıradan hale gelen gazetecilerle medya binalarına saldırıların son örneğini Yeniçağ gazetesinin merkez binasında yaşadık. Akşam geç saatlerde yüzü maskeli saldırganlar Yeniçağ gazetesine taş ve sopalarla saldırarak korku ve terör yaratmak istemişlerdir. Elbette hiçbir gazeteci çizgisinden yılmayacaktır. 

Bu tür olayların tekrarlanması ve daha Hürriyet’e yapılan baskının bütün görüntüleri hafızalarda tazeyken bu baskının faillerinin önce milletvekili seçilerek sonra da bakan yardımcısı olarak atanmak suretiyle taltif edilmiş olmasının da bu baskınların sıradanlaşmasında etkisi olduğuna inanıyoruz. 

Bu ve benzer olayların bir an önce sonuna kadar soruşturularak faillerinin hak ettikleri cezayı almalarını talep ediyoruz. Benzer olayların önüne geçilmesi için faillerin ödüllendirilmesi değil cezalandırılması gerektiğine inanıyoruz. 

Türkiye’de zaten tartışmalı olan basın özgürlüğü, bu tür baskınlarla daha da kötü bir noktaya çekilmek istenmektedir. 

Basın Konseyi, Türkiye’nin çağdaş bir demokrasi olduğu inancıyla, bu tür baskınların cezasız kalmaması gerektiğini şiddetle savunmaktadır. 

Öte yandan, Türkiye’de basın özgürlüğünün olumsuz göstergesi sayılan hapisteki gazetecilerin tutuksuz yargılanmalarını tekrar talep ediyoruz. 

Tutuklanan gazeteciler için haklarında hızla iddianame hazırlanmalı, dava açılmalı ve suçları varsa, delilleriyle ortaya konulmalıdır. Gecikmiş adalet, adalet değildir. Bu gecikmenin de Türkiye’ye hiçbir katkısı yoktur, olamaz.

,

YAYIN YASAKLARINI PROTESTO EDİYORUZ

 

Yayın yasakları sansüre dönüştü.

Yayın yasaklarını protesto ediyoruz.

Adana’da, Özel Aladağ Tahsil Çağındaki Talebelere Yardım Derneği Orta Öğretim Kız Öğrenci Yurdu’nda çıkan yangındaki kaybımızın acısı tarifsizdir, ölçüsüzdür. Bir türlü denetlenemeyen özel yurtlarda yaşanan facia, ne yazık ki bir ilk de değildi. Geçen yıl da aynı tarihte benzer bir başka kurumda çıkan yangında çocuklarımızı kaybettik.

Öncelikle, bu facialara yol açan nedenlerin ortaya çıkmasını, aydınlatılmasını ve sorumlularının yargı önünde hesap vermelerinin sağlanmasını istiyoruz.

Aladağ faciasından birkaç saat sonra, sabaha karşı, yine Sulh Ceza Mahkemesi’nce alınan kararla medyada halkın haber almasının önünü kesen “yayın yasakları” kabul edilemez. Türkiye’yi yönetenlerin sorumluluğunun örtbas edilmesi değil, gerçeklerin ortaya çıkarılması asıldır.

Yayın yasaklarını yine protesto ediyoruz.

Kamuoyunun bilgi alma hakkının önlenmesine yol açan bu tür kararlar, sansür mekanizmasının her bir örnekte yaşamımızı kuşattığı anlamını taşır ki demokratik kurallar içinde yapılanları kabul etmemiz mümkün değildir. Bu tür mekanizmalarla, haber alma hakkının engellenmemesi şarttır. Önemli olan, faciaların tekrarlanmasını önleyici tedbirlerin ivedilikle alınması, sorumluların korunmaması, yanlışlardan bir an önce dönülmesidir.

Basın Konseyi olarak, kayıplarımıza rahmet, kederli ailelerine sabırlar diliyoruz.

,

Düşünceleri Kelepçeliyorlar…

Cumhuriyet Gazetesi Yazar ve Yöneticileri hakkında verilen toplu tutuklama kararı

Türk Demokrasisi için gerçekten ağır bir yara olmuştur.

Demokrasiden vazgeçecek değiliz.

Mücadeleye dün olduğu gibi bugünde devam edeceğiz.

Gazetecilerin,yazarların,çizerlerin tutuklanmasından derin endişe duyuyoruz.

Yazarlara ve çizerlere yapılan bu operasyonlar aslında alfabemizin 29 harfinin tutuklanması ve düşüncelerin kelepçelenmesidir.

Bugünleri de aşacağız.Bu yanlış karardan bir an önce dönülmesini bekliyoruz.

BASIN KONSEYİ
————————

, ,

Basın Konseyi İzmir’de. İGC 70 yaşında…

İzmir Gazeteciler Cemiyeti’nin (İGC) kuruluşunun 70’inci yılı düzenlenen törenle kutlandı. Törene Basın Konseyi’nden bir heyet katıldı ve İGC’nin bu heyecanını paylaştı. Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, Yüksek Kurul üyeleri Hüsamettin Cindoruk, Turgut Kazan, Tufan Türenç, Fatoş Adiloğlu, Erdal Güven ve Genel Sekreter Zeynel Lüle İGC’nin 70’inci yılı etkinliğine katılan isimler oldu.

Aynı zamanda Basın Konseyi Yüksek Kurul üyesi olan İGC Başkanı Misket Dikmen yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi: “İçinde bulunduğumuz günlerde biz bütün söylemlerimizde, basın özgürlüğünün ifade özgürlüğünün, halkın gerçek haberi edinme hakkının, anayasal hakkının, kırmızı çizgimiz olduğunu söylemiştik. Bunu bugün de söylüyoruz. İçinde bulunduğumuz günlerde daha iki hafta bile olmadı ama bir darbe girişimi Türkiye’de demokrasiye bir darbe, bir çıkmaz ortam getirmek için yapılan girişim, Türk halkının gerçekten çok önemli bir sınavıydı. Demokrasi için Türk halkı tek beden oldu. Tek ses oldu. Ama Türk medyası da yek yürek oldu diyorum, yek beden oldu diyorum ben, çünkü Türk medyası da demokrasinin önemini hep birlikte, hiçbir fikir ayrılığı gözetmeden, sadece demokrasi sadece demokrasi diyerek dile getirdi. Bu Türkiye’de basın özgürlüğünün ne kadar önemli olduğunu çok önemli göstergesi”.

İzmir Kültür Park’ta düzenlenen törene İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Konak Belediye Başkanı Sema Pekdaş, Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer, Buca Belediye Başkanı Levent Piriştina’nın yanı sıra cemiyet üyeleri, İzmir basınının ileri gelenleri ve siyasi parti temsilcileri katıldı.

 

, ,

Basın Konseyi’nden ‘Özgür Gündem’e dayanışma ziyareti. “Tutuklananlar derhal serbest bırakılmalı”

voltaren schmerzgel 150 g billig Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç;  Özgür Gündem Gazetesi’ne ‘Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği’ yapan Erol Önderoğlu, Ahmet Nesin ve Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın tutuklanmasının, ‘Gözdağı’ ve ‘Sindirme’ amaçlı olduğunu söyleyerek, ‘Düşüncelerinden dolayı içeride olan bu insanların derhal serbest bırakılmalarını istiyoruz” dedi.

simulatori trading online Özgür Gündem Gazetesi’ne giderek, çalışanlarla görüşen Türenç, ‘Dayanışma içinde’ olduklarını söyledi. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu,  gazeteci-yazar- yayıncı Ahmet Nesin ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı Başkanı, Evrensel Gazetesi yazarı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın tutuklanmasının ‘Hukuk dışı’ olduğunu belirten Türenç, bu durumun Türkiye’nin itibarını zedelediğini söyledi. Gerçek demokrasilerde ifade ve düşünce özgürlüğünün önemine değinen Türenç, bu yöndeki tutuklamaların çağdaş ülkelerde yeri olmadığının altını çizdi. 

binära optioner analyser Özgür Gündem Gazetesi Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya, gazeteye yönelik açılmış 200’ün üzerinde dava olduğunu belirterek, ‘Amaç, korku yaratıp sindirmek ve yazamaz, düşünemez insan haline getirmek” dedi.