Basın özgürlüğü derken, can güvenliğimizin olmadığı bir noktaya geldik.

Çok ciddi endişeler içindeyiz.

Son zamanlarda medyaya yönelik baskıları ve “Onun tırnaklarını, dişlerini sökmesini biliriz”,“İstesek sinek gibi ezeriz, Döveriz” şeklinde yazan sözde köşe yazarlarının, demokrasi karşıtı bu ürkütücü ifadelerini şiddetle kınıyor, reddediyoruz.

Üstelik tüm bunların sonucu, şehir eşkıyalarının durumdan vazife çıkarıp, saldırıya geçtiğini de görüyoruz.

Son dönemde yaşadıklarımız apaçık gözdağıdır, basına hiza verme çabasıdır.

Devletin can güvenliğimizi sağlamadığını hisseden biz gazeteciler, bugün her açıdan özgür olmadığımızı ilan ediyoruz!

Siyasi iktidar ülkeyi yönetendir.

Yaşadıklarımızın sorumluluğu doğrudan siyasi iktidarındır.

Hükümete, İçişleri Bakanlığı’na sesleniyoruz;

Yaratılan bu “VANDALİZME DUR” demek için meydanlardayız.

Dün, Ahmet Hakan’ın kaburgası ve burnu kırıldı.

Oysa günlerdir bu belanın yaşanacağı belliydi.

Devlet O’nu koruyamadı…

Şimdi sıranın kime geleceğini bilmiyoruz

Başta siyasi iktidar olmak üzere, tüm yetkilileri sorumluluk bilinciyle göreve çağırıyoruz.

Bu saldırılar bizleri korkutamaz, yıldıramaz.

Gazeteciler, yazarlar, çizerler, düşünürler, sorumluluk sahipleri…

Tek ses olduk, el eleyiz, buradayız.

Her koşulda, halkın haber alma hakkını sonuna kadar yerine getirmeye kararlıyız.

Bunun için bugün İstanbul’dan ve yurdun diğer bölgelerinden eş zamanlı sesleniyoruz.

Gözdağlarına, korkutmalara karşı ÖZGÜR BASIN’ın yılmayacağını haykırıyoruz.

Basının görevi, haber vermek, eleştirmek, halkı olaylardan haberdar etmektir.

Sırf eleştirdikleri için, gerçeği yazdıkları için bugün mahkeme kapılarında yargılanan çok sayıda arkadaşımızla da dayanışma içindeyiz.

Tüm bu davaların sonuna kadar takipçisi olacağımızı bir kez daha ilan ediyoruz.

Anayasa ve Uluslararası hukuk bağlamında koruma altında olan, ifade özgürlüğü ile onun en önemli unsuru basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkı, kutsaldır.

Buna, sonuna kadar sahip çıkmaya kararlıyız.

Yılmayacağız, Korkmayacağız, Mücadelemize devam edeceğiz.

Saldırıya uğrayan tüm meslektaşlarımıza geçmiş olsun diliyoruz.

Yaşam hakkımız kutsaldır.

Can güvenliğimizin sağlanması da, ülkeyi yönetenlerin görevidir. Bunu, bir kez daha hatırlatıyoruz.

Gazete binalarının basılmadığı, taşlı-sopalı saldırıya uğramadığı, gazetecilerin hedef gösterilmediği-öldürülmediği, kemiklerinin kırılmadığı, gazetecilik faaliyeti yüzünden zindanlara atılmadığı, yargılanmadığı, işsiz kalmadığı bir ülkenin gazetecileri olmak istiyoruz.

YAŞASIN ÖZGÜR BASIN!

YAŞASIN İNSAN HAKLARI!

GAZETECİLER DİYOR Kİ!

Yazı dolaşımı


Feedback