PINAR TÜRENÇ, MALTEPE CEZAEVİ’NDE ENİS BERBEROĞLU İLE GÖRÜŞTÜ

Pınar Türenç
Basın Konseyi Başkanı

izmir escort
”Beni korkutabildikleri kadar korkuttular. Limitlerimi öğretmeye çabaladılar. O limitler yok mu o limitler..”
40 yıllık meslektaşımız, son dönemde ise milletin vekili, yaklaşık 1 yıldır tutuklu Enis Berberoğlu konuştukça, oturduğum plastik sandalyeye daha bir çöktüm, küçüldüm. Keşke yok olabilseydim o anda.
Aramızdaki betondan bloğun bir yanında Enis, 40 santim ötesinde ise dışardakiler.
Yani infaz memurları ve meslektaşı. Daha önceki gelişim kış ayazındaydı. Bu kez ki açık görüşümüzde, sözde moralleşip, dertleşiyorduk:
”İnsan, limitlerine dayanınca, dışarda olanları üzmemek, yormamak istiyor. Tam o noktada en sevdikleriniz var çünkü. Aileniz. Sonra partiniz ve size oy verenleriniz. Onları üzmemeliyim diyorsunuz. Duruyorsunuz. O limitlerimi bu süreçte bana öğrettiler işte.”
Enis, yaşadığı süreçte en önemli değerlerini sıralarken, zorluklara nasıl göğüs germeyi öğrendiğini anlatıyordu.
”60 yaş sonrası kimsenin kahramanı olmak da istemem. Bize gazetecilikte ‘özne’ olmamayı öğretmişlerdi. Zorluklara böyle karşı durmaya çalışıyorum” derken, bir kısım medyanın çok acımasızca saldırdığını kaydediyordu:
” İçerde infazı yaşıyorken, bir de bazı medyanın yaptığı ikinci infazla karşı karşıya kalıyorsunuz. Bu ikinci infaz daha ağır yaşanıyor. Dediklerimi, en iyi içerde olanlar anlayabilir. Yani aynı koşulları soluyanlar. Onun için diyorum ki, korkutabildikleri kadar beni korkuttular. Sabrediyorsun her şeye.”
KOĞUŞTA TEK BAŞINA
Enis Berberoğlu, geçen yılın mayıs ayından beri Maltepe Cezaevi’nde ‘tutsak’.
Daha önce medyada yayınlandığı halde, bir süre sonra Cumhuriyet gazetesinde de yayınlanan MİT TIR’ları haberini Can Dündar’a verdiği iddiasıyla yargılanan, en son 5 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırılan Berberoğlu, ”Her şeye rağmen, adalete ve Türk hukukçularına güvendiğini” belirtirken, isyan etti:
”Ben nasıl casus olabilirim? Hem de Suriye casusu. Hakkımdaki tüm iddiaların temelsiz olduğu öylesine açık ki. Bu davanın bir daha Çağlayan’a gitmeyeceği de açık. Başvuru yaptığım Anayasa Mahkemesi’nden kararımın çıkacağını umuyorum. Hiçbir yasa maddesine uymayan bir durum yaşanıyor. Daha ne kadar tutacaklar ki. Casusluk, zorlayıcı bir suçlama. Bundan da ceza verilemez. Umudum var. İşi zamana bıraktılar. Artık germiyorlar. Konjonktür de bunu gerektiriyor bence.”
-Koğuşunda neler yapıyorsun? diye sorduğumda, başladı anlatmaya:
”İkinci kitabımı yazıyorum. Bitmek üzere. Adı, ‘Koğuşta tek başıma’. 1 Aralık 2017 ile 13 Şubat kararları arasında kalan süreci uzun makaleler halinde yazdım. AVM siyasetini, AVM tarzı toptancı siyaset mantığını, oy toplama siyasetini yazmaya çalıştım. İçinde bir de özel bir öyküm yer aldı. Okuyunca ilginç gelecek herkese. Bunun heyecanını duyuyorum.”
– Ya sağlığın?
”Sağlığım iyi. Küçük avlumda koşuyorum. Her gün 40 dakika spor yapıyorum . İnfaz memurlarını görüyorum sadece. Koğuşumda yaklaşık bir yıldır tek başımayım. Konuşmak, dertleşmek mümkün değil. Hiçbir mahkumla da turlayamadım. Çünkü o medya infazları yüzünden güvenliğimi üst derecede sağlıyorlar. Yoksa altından kalkılmaz. Son dönemde doktora ve mahkemelere de gitmek istemiyorum. Koğuştan dışarıya çıktığımda bileklerime takılan kelepçeyi kabul edemiyorum. Bitecek bu günler de. Az kaldığını düşünerek koğuşun avlusundan bir avuç gökyüzüne bakıyorum . Bekliyorum.”
Enis’le vedalaşıp görüş odasından dışarı çıktığımda, yeni kıpırdamaya başlayan bahar tüm renkleriyle hissedildiği halde, Maltepe 2 Nolu Cezaevi’nin yollarında boğulacak gibiydim. Bu koşulları anlamak ne zordu.
Koşarcasına araca bindim, uzaklaştım.
Allah gerçekten yardımcıları olsun.