antakya escort
deneme bonusu deneme bonusu veren siteler bedava bahis piabet sohbet
Pınar Türenç, Murat Sabuncu ve Akın Atalay'la görüştü - Basın Konseyi

[av_textblock size=” font_color=” color=”]

PINAR TÜRENÇ

BASIN KONSEYİ BAŞK

Bu ayazda… Soğukta… Karanlık aralık ıslaklığında…

Kaçıncı ”tutsak” kışı yaşıyoruz, saymak da istemiyorum doğrusu.
Başlıkları değişen, ama hep aynı tablonun sergilendiği 10 yılı aşkın sürenin içinde olduğumuzun karamsarlığında, Silivri cehenneminin en ucundaki 9 Nolu cezaevine doğru yürüyorum.
9 No’nun hemen yanına kazılan devasa çukurun üzerine de yeni bir cezaevi inşa edildiğini görüyorum.
KADIN tutukluların konulacağı  yeni bir hapishane daha…
Kahverengi renkli demir kapıyı aşıp, kontrol odasında  iç çamaşırımı naylon torbaya koyuyorum yine… X ray cihazından iç çamaşırım ve ben salimen geçiyoruz.
Alnımın ortasında da yeşil ışık yanınca, döner kapıdan kendimi görüş odasında buluyorum nihayet… Üzerime demir kapı kapanıyor. Tam karşıdaki demir kapının kilidi , büyük bir sesle açılıyor.
İlk getirilen ”tutuklu” Akın Atalay’ın gözlerinin içi gülüyor… Başlıyoruz konuşmaya:
”Biliyorum çok zor koşullarda geliyorsunuz. Ben de yıllarca avukat olarak buralara geldim. Hiç unutmam. Yazarımız Mustafa Balbay için tam 100 kere geldim. Eve saat 02.00’de dönüyordum.”
O, bu kez tutuklu avukatı değil, Cumhuriyet’in İcra Kurulu Başkanı olarak ”içerde”
”Yine haber tutuklu. Bu kez biz sanığız. Ve biz şimdi bunun için nöbetteyiz. Dün başkaları, başka başlıklardan tutuklanmışlardı. Şimdi sıra bizdeymiş. Kaçma şüphesi deniyor. Oysa ben kendim yurtdışından gelip teslim oldum. Gazetecilerin tutuklu yargılanması hele, hiç kabul edilemez. Habercilik suç sayılamaz. Yeter artık. Bu iş çok uzadı.”
”- Kaç yıl, kaç gün oldu tutukluluk ?”
”-Sayma işini Murat Sabuncu’ya bırakıyorum. O sayıyor günleri. Sormuyorum bile. Sadece neden burada olduğumuzu biliyorum. Kendimize bir misyon da yüklemiyorum. Şu kesin: Zorunlu  tutulan demokrasidir, adalettir. Biz onların nöbetini tutuyoruz.”
İki katlı hücrenin üst bölümünde yan yana dizili somyalarda Murat Sabuncu ile kalıyorlar. 15 metrekarelik betonun içinde bir de çelik dolapları var. Bir de kitapları. Tüm hayatları bu işte.
Atalay devam ediyor:
”- İnanır mısınız, işi  gülmeye verdik. Murat’a diyorum ki, ‘dışarı çıkınca 2 şeyden uzak duracağım bir süre. 15 aydır yaptığım sürekli okumaktan ve senden.’
Gülüyoruz işte.”

Ve sürdürüyor sözlerini:

” Özel bir sıkıntım yok. Ben hukukçuyum. Bizi burada tutan irade, yargısal değil. Çıkmamız da öyle olacak. Yatmanın da yolunu öğrendik, yatarız. Her gün avukat arkadaşlar geliyorlar, avukat kısıtlaması kalktı. Artık tahliyemizi bekliyoruz. Biz adalet vardır demekle adalet de gelmez. Fikirler örtüşmüyorsa da kimseyi suçlayamazsınız. Adaletsizlik tüm ağırlığı ile devam ediyor. Bu dönem de geçecek. Ekim dönemindeyiz, başak verecek ve gerisi çürüyecek. Öfkenin ayarında ölçü gerekiyor. Geriye dönüp baktığınızda, keşkeleriniz olmamalı. İleriye bakınca lekesiz yaşamaktır önemli olan. Gazeteyi temsil ediyorum, gereğini yapıyoruz. Bol kitap okuyoruz, mektup yasağı da bu ay kalktı. Murat ile yaşananlara gülüp geçiyoruz. Bizim için üzülmeyin.”
15 AY… 10 BİN SAAT..
3 ay önceye göre 7-8 kilo vermiş Murat Sabuncu. Saçı, sakalı daha mı beyaza durmuş ne…
3 derecelik Silivri soğuğunun dolduğu görüş odasında Murat’la konuşurken, Atalay’ın sözlerini hatırlatıyorum O’na.
”Gün çetelesini sen tutuyormuşsun. Pazartesi günü karar duruşmasını beklerken, kaçıncı gününüz?”
”-421. günümüz bitecek. 15. ay..10 bin 100 saat  oluyor.”
Ve ezbere devam ediyor:
”-Bunun 8 bin 100 saati ayakta geçti. Hep okuyarak. Hiç bu kadar dinç ve haklı olarak mesleğimi yapmayı özlememiştim.”
”-Başka neleri özledin?”
”Ailemi, denizin kokusunu, yeşili. Pazartesi özgür kalırsak, Bebek’e gidip, denizi koklayacağım. Eşimle köfte-ekmek yiyeceğim.”
25 aralık 2017. Çağlayan adliyesinde Cumhuriyet ‘in karar duruşması olması beklenirken, söz dönüp dolaşıp 25 Aralık’ta kalıyor:
”Biliyor musunuz, 25 aralık oğlumun da doğum günü. Murat Can, Sorbonne hukuk mezunu. Yine orada yüksek lisansını yapıyor. O genç bir avukat olarak tutuklu babasının davasını izleyecek o gün… Bense, jandarmaların arasından O’nu doğum gününde, gözlerimle kucaklayacağım. İyi ki doğdun Can’ım diye bağıracağım.”
Halkın haber alma hakkını yerine getirmekle yükümlü ”tutuklu” bir gazetecinin gözlerinin içine bakamıyorum. Başımı odanın soğuk  ve tek renkli boşluğuna çevirirken, Murat şöyle konuşuyor:
”-Tek umudum, gazetecilerin evlatları ile mahkemelerde buluşmasına 2018 de artık son verilir. Lütfen üzülmeyin bizim için. Buralarda tansiyon haplarına başlasak da, bizler iyiyiz.
Önemli olan ülkemizin ve gazetecilerin iyi olmasıdır.”

[/av_textblock]

[av_image src=’http://basinkonseyi.org.tr/wp-content/uploads/2017/12/2017-12-20-PHOTO-00000033-225×300.jpg’ attachment=’8817′ attachment_size=’medium’ align=’center’ styling=” hover=” link=” target=” caption=” font_size=” appearance=” overlay_opacity=’0.4′ overlay_color=’#000000′ overlay_text_color=’#ffffff’ animation=’no-animation’][/av_image]

Pınar Türenç, Murat Sabuncu ve Akın Atalay’la görüştü

Yazı dolaşımı


istanbul escort