Basın Konseyi Genel Sekreteri Av. N. Kaan Karcılıoğlu, Prof. Dr. Adem Sözüer’in davaların zamanında sonuçlanmaması ve uzayan tutukluluk süreleriyle ilgili açıklamalarını değerlendirdi:

Geçtiğimiz hafta Basın Konseyi’nin 25. Kuruluş Yıldönümünüydü. Ancak yıldönümümüz çeyrek asra ulaşmamızın verdiği mutluluk ve kıvançtan çok, onlarca meslektaşımızın tutuklu olmasından ötürü buruk bir atmosferde geçti.
Özgürlükçü bir demokratik sistemin temel taşı olan “halkın gerçekleri öğrenme hakkı”nı savunmak; basının ve basın mensuplarının meslek ilkeleri çerçevesinde sorumluluk anlayışıyla çalışmalarına yardımcı olmak üzere kurulan Basın Konseyi kurulduğundan beri ifade özgürlüğü konusunda yoğun şekilde mesai yapmakta bu konudaki aksaklıkları kamuoyuna yansıtmaktadır.

Son yıllarda sayıları gittikçe artan ve bir sorun haline geldiği ülkemiz dışında da kabul edilen tutuklu gazeteciler sorunu bütün kamuoyunun malumudur.

Bu konuda İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Sayın Prof. Dr. Adem Sözüer tarafından yapılan ve dün hem Star Gazetesi’nde hem de Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlanan açıklamalar, sorunun hukuki boyutunu bütün çıplaklığıyla ortaya koymaktadır. Türkiye’nin önde gelen ceza hukukçularından olan Prof. Sözüer, birçok davanın örgüt kapsamında işlendiği iddiası ile açıldığını, bu durumun ise davaların zamanında sonuçlanamamasına yol açtığını belirtmiştir. Birçok basın mensubunun bu hatalı anlayışın kurbanı olduğu açıktır.
Sayın Sözüer tarafından ifade edilen, bizim de katıldığımız görüşlerin en can alıcı noktası, söz konusu uygulamaların bir “yargı kültürü” meselesi olduğuna ilişkindir. Sayın Sözüer tarafından ortaya konulan, hukuk ve yargısal uygulamaların anlayışının olağandışı dönemlerde şekillendiğine ilişkin durumun en önemli ispatlarından birisi, yargının gazetecilik faaliyetlerini kolaylıkla örgütsel faaliyet olarak kabul edebilmesidir. Bu anlayış olağandışı dönem anlayışıdır.

Son günlerde siyaset hayatının hemen hemen bütün odakları tarafından dillendirilen haksız tutuklamaların sona erdirilmesi en büyük dileğimizdir.
İfade özgürlüğü narin, ürkek bir çiçek gibidir. Kimse düşüncelerini açıkladığı için hapsedilme endişesi taşımamalıdır. Böyle bir ortam, yalnızca bu endişeyi taşıyanları değil, demokratik ve özgür bir toplumda yaşamayı hak eden bütün yurttaşlarımız için tehlikelidir.

Sözüer’in Açıklamalarını Destekliyoruz. Basın Mensuplarının Tutukluluk Halleri Sona Erdirilmelidir.

Yazı dolaşımı


Feedback