Orhan Birgit, hem yaş, hem kıdem olarak bizden biraz büyükse de aynı kuşaktan sayılırız. “1950”li yıllarda Orhan Birgit “Yeni Sabah”tayken biz de “Yeni İstanbul” ve “Vatan”daydık. Orhan Birgit, bildik bileli CHP’lidir, hem de Sefa Kılıçoğlu’nun “Yeni Sabah”ında…
Orhan Birgit’in, CHP Gençlik Kolu’nda başlayan siyasi hayatı kademe kademe yükselmiştir, milletvekilliğinden bakanlığa kadar.
* * *
Birgit, şimdi Basın Konseyi Başkanı’dır, yaşamı boyunca sürdürdüğü siyasi mücadeleyi “Basın Konseyi Başkanı” olarak tutuklu meslektaşları için göstermektedir, kuru kuruya kâğıt üzerinde değil.
Basın Konseyi ve Yüksek Kurul Üyeleri’yle cezaevlerindeki gazetecileri ziyaret etmekte ve ellerinden geldiği kadar onları yalnız bırakmamaktadır.
* * *
Peki, oralardaki durum nedir?
Sayıları doksanı aşan tutuklu gazetecinin ortak bir görüşü var:
“Ülkemizde bağımsız adalet yoktur.”
Bu görüş, doğru veya yanlış olarak değerlendirilebilir.
Orhan Birgit şöyle der:
“Kendilerini, tutuklu değil, tutsak olarak gören meslektaşlarımızın seslerini dikkate almanın, bir insanlık ve doğal olarak sorumlu yurttaşlık olduğunu unutmamak gerekiyor.”
Nasıl, ne yaparak?
Şöyle:
“Politik görüşlerimi, bu gerçeklerin dışında bırakarak, yıllardır, göğün mavisine, doğanın yeşiline ve toprağa hasret duyan ve beton yığınları içindeki hücrelerinde tecritte tutulan meslektaşlarımızın sorunlarına yardım amacıyla onlara destek olmamızı rica ediyorum.
Her gece başınızı yastığa koymadan önce, lütfen bir dakikanızı ayırın ve kendi kendinize sorun: Bu gazetecilerin tutukluluğu ne zaman sona erecek? Onları tutuklayan irade, ne zaman haklarındaki kanıtları toplayarak değerlendirme aşamasına gelecek?
Yanıtını kendi vicdanınızdan alabilirseniz uykuya dalabilirsiniz…”
* * *
Orhan Birgit’le biraz da nostalji takılalım…
Bunca yıl kaç sivil başkan gördük, gazetecileri şikâyet edenler oldu, yanlış yazıyor, gördüklerini yazmıyorlar, diye…
Köşe yazarlarını patrona şikâyet eden, “Bu adamları, köşe yazarı olarak nasıl tutuyorsun?..” diyen Başbakanı hatırlıyor musunuz?
Biz kulaklarımızla duyduk, televizyonda dinledik, Sayın Tayyip Erdoğan şöyle diyordu:
“Şimdi çıkmış birileri köşesinde yazıyor. Ne diyor? ‘Dışişleri Bakanı’nın Myanmar’da ne işi var,’ diyor… ‘Başbakan’ın kızının, hanımının gidişini anlıyorum da, Dışişleri Bakanı oraya niye gidiyor,’ diyor. Ben buradan o medya patronuna ‘yazıklar olsun’ diyorum. Bu adamları köşe yazarı olarak nasıl tutuyorsunuz?..”
* * *
Sevgili Orhan Birgit, uykuya dalmadan önce “Tutuklu gazeteciler için düşünün ve bir dakika vicdanınızın sesini dinleyin” diyor…
Buyurun bir deneyin.
Sabahı sabah ettiniz mi?

Hasan Pulur

Milliyet – 17.08.2012

"Uykudan Önce Bir Dakika" – Hasan Pulur – Milliyet

Yazı dolaşımı


Feedback