ODA TV HAKKINDAKİ BAŞVURUDA UYARI KARARI

                                   YÜKSEK KURUL KARARI – 2026/33

 

ŞİKAYET EDEN: HÜSEYİN ERSÖZ

ŞİKAYET EDİLEN: ODA TV COM TR HABER SİTESİ

YAYIN TARİHİ: 04.05.2026

ŞİKAYET TARİHİ: 03.07.2026

 

ŞİKAYET KONUSU 

Şikayet konusu haberler, ODA TV internet haber sitesinde 4 Mayıs, 08 Haziran 18 Haziran ve 26 Haziran 2026 tarihlerinde yayınlanmıştır. Şikayetçi Hüseyin Ersöz, ‘sistemli hedef alma’ diye değerlendirdiği bu haberlerin başlangıcının 26 Ocak 2026 olduğunu belirtmiştir. Hüseyin Ersöz, 22 Ocak 2026 tarihinde şahsi X hesabından yaptığı paylaşımdan duyulan rahatsızlık nedeniyle ODA TV internet haber sitesinde aleyhinde kampanya başlatıldığını iddia etmiştir. Söz konusu paylaşımın, kamuoyunda ‘İBB Operasyonu’ olarak bilinen davada avukatlığını üstlendiği gazeteci Yavuz Oğhan hakkında uygulanan haksız adli kontrol tedbirinin devamına ilişkin yapmış olduğu açıklamalardan ibaret olduğunu kaydeden Hüseyin Ersöz şikayet dilekçesinde şunları anlattı:

“Dava henüz soruşturma aşamasındayken, gazeteciler Hüseyin Soner Yalçın, Ruşen Çakır, Şaban Sevinç, Batuhan Çolak ve müvekkilim Yavuz Oğhan fiili gözaltı işlemine maruz kalmış, akabinde haklarında adli kontrol tedbiri kararları verildiği şifahen bildirilmiş ve serbest bırakılmışlardır. 22 Ocak 2026 tarihinde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2025/318 E sayılı dosyasında, ‘talepte bulunmadığı” anlaşılan Hüseyin Soner Yalçın hakkındaki adli kontrol tedbirinin ‘re’sen kaldırıldığı’ görülmüştür. Ancak söz konusu kararda, tüm maddi ve hukuki olgular aynı olmasına rağmen, diğer gazeteciler hakkında bir değerlendirme yapılmamıştır. Bunun üzerine tarafımca 22 Ocak 2026 tarihli X paylaşımında, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen 12 Aralık 2025 tarihli adli kontrol tedbirinin devamı kararına karşı yapmış olduğumuz itirazın reddi hatırlatılarak, bu hususun ‘Adil Yargılanma’ hakkına aykırılık teşkil ettiği belirtilmiştir.”

Ersöz, paylaşımda Hüseyin Soner Yalçın aleyhine herhangi bir beyanda bulunulmadığını, yalnızca aynı suç isnatları yöneltilen gazeteciler hakkında ‘Kanun Önünde Eşitlik’ ilkesinin sağlanması gerektiğine değinildiğini kaydetti. Hüseyin Ersöz bu paylaşımının ardından, ‘Hürrem Elmasçı’ mahlasını kullandığını iddia ettiği ODA TV imtiyaz sahibi ve yazarı Hüseyin Soner Yalçın tarafından 26 Ocak, 29 Ocak, 03 Şubat ve 10 Şubat 2026 tarihlerinde yayınlanan köşe yazılarında aleyhinde ‘FETÖ TERÖR ÖRGÜTÜ’yle bağlantılıymış gibi karalama kampanyası başlatıldığını iddia etmiştir. 13 Şubat, 18 Şubat, 23 Şubat, 04 Mayıs, 08 Haziran 18 Haziran ve 26 Haziran 2026 tarihli haberlerde de ‘bunun sürdürüldüğünü anlatan Hüseyin Ersöz, bu haberlerde sürekli şahsına yönelik ‘FETÖCÜ’, ‘FETÖ AVUKATI’, ‘FETÖ SAVUNUCUSU’, ‘FETÖ’NÜN AVUKATI’ ithamlarında bulunulduğunu, fotoğraflarının da FETÖ Terör Örgütü Lideri Fetullah Gülen’in fotoğrafıyla yan yana konularak servis edildiğini kaydetmiştir. Bu yayınlarda Basın Meslek İlkeleri’nin ilgili maddelerinin ihlal edildiğini öne süren Hüseyin Ersöz, gereğinin yapılmasını talep etmiştir.

UZLAŞMA TALEBİ

Haberle ilgili şikayet taraflara yazılı ve sözlü olarak bildirilmiştir. ODA TV internet haber sitesi sorumlu yazı işleri müdürü Mustafa İlker Yücel adına vekili Avukat Feza Yalçın e-mail ile savunma göndermiştir. Şikayetçi Hüseyin Ersöz’ün kamu hizmeti kabul edilen Avukatlık mesleğini icra ettiği, aynı zamanda bir siyasi partinin listesinden seçilmiş Şişli Belediye Meclis üyesi tanınmış siyasetçi olduğu belirtilmiştir. Bunlara ek olarak şikayetçinin, yaklaşık 82 bin takipçisi olan sosyal medya X hesabı üzerinden düzenli olarak hukuki değerlendirmelerde bulunduğu, televizyon ve YouTube yayınlarına hukukçu sıfatıyla yorumcu olarak katıldığı, kamuoyunda hukuki kanaat oluşturan açıklamalar yaptığı belirtilmiştir.

Şikayetçi Hüseyin Ersöz’ün 2011 tarihinden, Ocak 2026 tarihine kadar Oda TV imtiyaz sahibi Hüseyin Soner Yalçın’ın, Oda TV internet sitesi sorumlu haber müdürleri, genel yayın yönetmenlerinin avukatlığını yapmış olduğu hatırlatılan savunma yazısında, Oda TV internet sitesinde yazılar yazarak haber yorumları yaptığı da kaydedildi. Şikayetçinin Oda TV internet sitesinde avukat olarak görev aldığı davalar ile ilgili olarak Kayyum Haberleri yazması nedeniyle bir süre sonra yazılarına son verildiği, ancak avukatlığının devam ettiği belirtildi.

Şikayetçi Hüseyin Ersöz’ün kamu hizmeti ve siyasi kimliği nedeniyle mesleki açıklamaları, kamusal faaliyetleri ve kamuoyuna yönelik beyanları kamuoyunun denetimine tabi olduğu kaydedilen savunma yazısında, “Kamu denetimine, sıradan kişilere göre daha geniş ölçekte katlanması, Yargıtay Kararları, AİHM Kararları ve yasallar ve yerleşik içtihatlar gereğidir” denildi.

Şikayete konu haberlerin kanunlara, basın ilke ve etik kurallarına ve yargı kararlarına uygun olduğu belirtilen savunma yazısında, “Haberlerde gerçeğe aykırılık yoktur. Kaynak belgeler ve açık kaynak paylaşımlarıdır. Kişilik haklarına saldırı yapılmamıştır. Kamusal tartışmalardır. Adli süreçler aktarılmıştır. Haberlerde şikayetçinin açıklamalarına ve dava girişimlerine yer verilmiştir” görüşü savunulmuştur.

Şikayetçinin ‘aleyhte kampanyanın başlangıcı’ diye belirttiği ‘Hürrem Elmasçı’ mahlasıyla kaleme alınan 26 Ocak, 29 Ocak ve 03 Şubat 2026 tarihli köşe yazılarına erişim engeli talebinin, İstanbul 16. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığı’ gerekçesiyle 6 Şubat 2026 tarihinde reddedildiği belirtilmiştir.

Savunma yazısında, anılan bu köşe yazılarına ilişkin şikayetin, başvuru süresinin 2 ayı aşmış olması nedeniyle değerlendirme dışı bırakılması gerektiği vurgulanmıştır. Süresinde başvuruya konu edilen 4 Mayıs, 8 Haziran, 18 Haziran ve 26 Haziran 2026 tarihli haberlerin ise adli belgelere, açık kaynaklara ve şikayetçinin kamuoyuna yönelik açıklamalarına dayanması, güncel ve kamusal bir tartışmaya ilişkin bulunması nedeniyle Basın ve Meslek İlkeleri’ne uygun olduğu kaydedilen savunmada, ‘şikayetin yersizliğine’ karar verilmesi talep edilmiştir.

GENEL SEKRETERLİK GÖRÜŞÜ

Şikayet dosyası ve ODA TV’nin savunma yazısı dikkatlice okunup incelenmiştir. Şikayete konu 4 Mayıs, 8 Haziran, 18 Haziran ve 26 Haziran 2026 tarihli haberlerin daha iyi anlaşılması için hatırlatmada bulunulan 26 Ocak, 29 Ocak ve 03 Şubat 2026 tarihli köşe yazıları, başvuru tarihinden 2 aydan çok öncesinde yayınlandığı için değerlendirme dışı bırakılmıştır.

Şikayet konusu 4 Mayıs tarihli Soner Yalçın’dan FETÖ avukatı Hüseyin Ersöz’e üç kuruşluk dava başlıklı haberde, Gazeteci Soner Yalçın’ın avukatı aracılığıyla FETÖ avukatlığı yapan Hüseyin Ersöz’e manevi tazminat davası açtığı duyurulmuştur. Haber içeriğinde şöyle denilmiştir:

“İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi’ne sunulan dilekçede, FETÖ avukatı Hüseyin Ersöz’ün sosyal medya paylaşımlarında Yalçın’ın kişilik haklarını ihlal ettiği ifade edilerek, Türk Medeni Kanunu’nun 24 ve 58’inci maddeleri ile Türk Borçlar Kanunu’nun 49’’uncu maddesi uyarınca tazminat talep edilmiştir. Hüseyin Ersöz bu paylaşımı yaptığı tarihte, H. Soner Yalçın’ın Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2019/6 E. Sayılı davasında ve ODA Tv davası olan İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2014/112 1. Sayılı dosyası ile yürütülen davada vekilidir. Ancak İBB dosyasında başka bir gazeteci Yavuz Oğhan’ın vekilidir.”

Dava dilekçesinde, Hüseyin Ersöz’ün bu paylaşımlarla Avukatlık Kanunu’na ve Türkiye Barolar Birliği’nin etik kurallarına aykırı davrandığı, vekâlet ilişkisinden doğan güven ve özen yükümlülüğünü ihlal ettiği ifade edilerek üç kuruşluk sembolik tazminat talep edildi. Davada esas amacın, meslek kurallarına aykırı davranışların ve kişilik haklarına yönelik ihlalin ortaya konulmasına yönelik olduğu vurgulandı. 8 Haziran 2026’inde yayınlanan FETÖ savunucusu Hüseyin Ersöz’e çifte şok… Soruşturma açıldı… Mesleği tehlikeye girdi’ başlıklı haber içeriğinde “FETÖ avukatı Hüseyin Ersöz’ün, kendisi hakkındaki haberler nedeniyle Oda TV, Soner Yalçın ve Hürrem Elmasçı’ya karşı başlattığı erişim engeli ve suç duyurusu hamleleri savcılıktan döndü. Şikayetlerine takipsizlik kararı verilen Ersöz hakkında ayrıca Adalet Bakanlığı, soruşturma izni verdi” ifadelerine yer verilmiştir. 18 Haziran 2026 tarihli ‘İBB duruşmasını husumete dönüştürdü: FETÖ savunucusu Hüseyin Ersöz’ün Soner Yalçın takıntısı’ başlıklı haber içeriğinde “FETÖ’nün avukatlığını yapan Hüseyin Ersöz, Silivri’de görülen İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik davayı şahsi meselesi haline getirmeye devam ediyor. Duruşmada söz alan Ersöz’ün, dosyanın esasına ilişkin savunma yapmak yerine yine gazeteci Soner Yalçın’ı hedef alan ifadeler kullandığı öğrenildi” denildi. 26 Haziran 2026 tarihli, ‘40. Ağır Ceza Mahkemesi Soner Yalçın’ı reddetti… FETÖ savunucusu Ersöz şimdi ne diyecek’ başlıklı haberde de özetle, “FETÖ avukatlığı yapan Hüseyin Ersöz’ün gazeteci Soner Yalçın’a ‘ayrıcalık tanındığı’ iddiası bir kez daha asılsız çıktı. Cep telefonunun iadesi için mahkemeye başvuran Yalçın’ın bu talebi, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedildi” denildi.

Şikayet konusu dört haberin de Hüseyin Ersöz’ün, 22 Ocak 2026 tarihinde şahsi X hesabından yaptığı paylaşımdan kaynaklandığı tespit edilmiştir. Haberlerin başlık ve içeriklerinde ‘Fetöcü Hüseyin Ersöz, ‘Fetö Avukatı Hüseyin Ersöz’, Fetö Savunucusu Avukat Hüseyin Ersöz’ ve benzeri ifadelerin sık sık vurgulandığı görülmüştür. Bu sıfatların kullanılmasına gerekçe olarak da Hüseyin Ersöz’ün bazı FETÖ terör örgütü sanıklarının avukatlığını yaptığı gösterilmiştir. Kullanılan bu sıfatlarla Hüseyin Ersöz’ün hak ihlaline uğradığı düşünülmektedir. Bir avukat, suç örgütü liderinin savunmasını üstlenebilir. Bu durumda bu avukattan söz ederken, ya da onunla ilgili haber yazarken her defasında ‘Mafya avukatı’, ‘suç örgütü savunucusu’ demek ne kadar doğrudur.

Bir başka örnek; Yalan haber yaptığı kanıtlanan bir medya organından söz ederken, sürekli ‘yalan haber yapan’, ‘yalan haber yaptığı tescilli medya kuruluşu’ demek ne derece hakkaniyete uygundur. Şikayetçi de haberlerde adının sürekli ‘FETÖ’ terör örgütüyle anılmasına tepki göstermiştir. Burada Basın Meslek İlkeleri’nin 1., 4. ve 9’uncu maddelerinin ihlal edildiği görüşündeyiz. Yüksek Kurul’un değerli üyelerine , ODA TV haber sitesi hakkında UYARI kararı verilmesini önermekteyiz.

YÜKSEK KURUL KARARI

Şikayet konusu haberler Yüksek Kurul üyelerince ele alınıp tartışıldı. Haberlerde şikayetçinin adının sürekli ‘FETÖ’ terör örgütüyle anılmasının ‘hak ihlali’ olduğu değerlendirildi. Bir üye, şikayetçinin ODA TV ve Soner Yalçın’ın uzun süre avukatlığını yapmış olduğunu hatırlatarak, aralarındaki husumete Basın Konseyi’nin taraf olmasının ne derece doğru olduğunu sordu. Ancak bu görüş, Konseyin şikayeti değerlendirmesinin zorunlu olduğu gerekçesiyle kabul görmedi.

Şikayet konusu haberlerde Basın Meslek İlkeleri’nin 1’inci maddesinin ihlal edildiği oy çokluğuyla, 4. ve 9’uncu maddesinin ihlal edildiği ise oy birliğiyle kabul edilerek ODA TV haber sitesi hakkında ‘UYARI’ kararı verildi.